Lavrov ve Abdullahiyan, ‘nükleer’ anlaşmayı canlandırma fırsatlarını tartışacak

İranlı uzmanlar, Riyad-Tahran anlaşmasının müzakerelerin tamamlanmasında olumlu bir etkisi olacağı görüşündeler

Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Lavrov ve Abdullahiyan, ‘nükleer’ anlaşmayı canlandırma fırsatlarını tartışacak

Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusundaki pürüzlü yol hakkında iki ülkenin koordinasyonunun hakim olduğu çok sayıda mevzu ile alakalı görüşmeler yapmak üzere bugün Moskova'yı ziyaret edecek.
Şarku’l Avsat’ın İran haber ajanslarından aktardığına göre İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, Abdullahiyan’ın, İran ve Rusya liderleri arasında imzalanan anlaşmaları, bununla ilgili komitelerdeki gidişatı, bölgesel gelişmelere ilişkin diyaloğu ve Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’ndaki (INSTC) son durumu takip edeceğini açıkladı.
Abdullahiyan yakında Moskova'ya gideceğini açıklamıştı. Pazartesi günü Twitter'da yaptığı paylaşımda ‘dengeli dış politika ve aktif diplomasinin doğru yolda olduğunu’ yazmıştı.
Abdullahiyan'ın açıklamasından dört gün önce, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova haftalık basın açıklamasında gazetecilere verdiği demeçte, Lavrov'un çarşamba günü İranlı mevkidaşı ile Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP / nükleer anlaşma) ilişkin durum da dahil olmak üzere güncel uluslararası meseleler hakkında istişarelerde bulunacağını duyurmuştu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'ne göre, iki bakanın Riyad ile Tahran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşması ışığında bölgesel durumu görüşmesi bekleniyor.
Bu sırada, Abdullahiyan'ın Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Ramazan ayının sonlarında iki ülke arasındaki büyükelçilik ve konsoloslukların yeniden açılmasına hazırlık olarak bir görüşme gerçekleştireceği konuşuluyor.
Abdullahiyan, gerek mevcut hükümetin nükleer müzakerelere yaklaşımını eleştirenler gerek İran diplomatik aygıtına liderlik etme niteliklerini sorgulayanlar arasında olsun, bugünlerde artan bir baskıyla karşı karşıya. Nitekim İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, İran-Suudi Arabistan anlaşması ve hem Abu Dabi hem de Bağdat ziyaretinin ardından dikkatleri üzerine çekmişti. Söz konusu ziyaretlerin ardından İran Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harrazi, Şam ve Lübnan'a gitmişti.
Hem Abdullahiyan hem Şemhani hem de Harazi, dış politikada koordinasyon olduğunu vurgulayarak İran birimleri arasında bölünme olduğu yönündeki iddiaları reddetmeye çalıştı.
İran’ın resmi haber ajanslarına göre Abdullahiyan, Moskova ziyareti arifesinde dün yaptığı basın açıklamasında bazı mesajlar gönderdi. Nükleer anlaşmayla ilgili olarak Abdullahiyan, nükleer müzakere kapılarının her zaman ‘açık kalmayacağı’ konusunda uyarıda bulunarak İran parlamentosunun nükleer müzakereler için bir çıta belirlemek üzere tartışmayı planladığı bir tasarıdan bahsetti.
Bununla birlikte, Abdullahiyan Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği yapmaya ‘bağlı’ olduğunu söyleyerek, UAEA tarafından yakın zamanda Fordo Nükleer Tesisi’nde bulunan yüzde 83,7 saflıkta uranyum parçacıklarına ilişkin soruşturma veya kayıt dışı üç bölgede bulunan uranyum izleri hakkındaki sıkıntılı soruşturmayla ilgili olarak UAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi ile varılan son anlaşmaya atıfta bulundu.
Abdullahiyan’ın sözlerinden, Tahran'ın Kasım 2020'de Parlamento tarafından onaylanan ve İran'ın 2015 nükleer anlaşmasını ihlal seviyesini yükseltmesine zemin hazırlayan tasarı kararı gibi nükleer programında daha fazla adım atmaya niyetinin olup olmadığı anlaşılmadı.
Ocak 2021'de İran, uranyum saflık derecesini yüzde 20'ye ve aynı yılın nisan ayında Natanz Nükleer Tesisi’nde yüzde 60'a kadar çıkarmıştı. Tahran, geçen yıl sıkı bir şekilde korunan yer altındaki Fordo Nükleer Tesisi’nde de benzer adımlar atmıştı.
Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Mikhail Ulyanov iki gün önce yaptığı açıklamada, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma müzakerelerinin ‘hala çıkmazda olduğunu, ancak Batılı tarafların müzakerelerin öldüğünü duyurmaktan kaçındıklarını’ söyledi. Rus RİA Novosti Haber Ajansı’na verdiği demeçte Ulyanov, ‘müzakere sürecini tamamlama şansının çok az da olsa bugün hala olduğunu’ söyledi. Ulyanov ‘en başta ABD’nin nükleer anlaşma sürecinin yeniden başlatılmasına karşı çıktığını ve görüldüğü üzere nükleer anlaşmayı yeniden tesis etme konusundaki ilgilerini neredeyse kaybeden üç Avrupa ülkesi (Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık) için de aynı şeyin geçerli olduğunu’ belirtti.
Ulyanov, şu anda müzakere masasında bulunan taslağın ‘kademeli olarak İran'ın nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye geri dönmesini ve ABD yaptırımlarının kaldırılmasını öngördüğünü’ açıkladı. Önerilen taslağın Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in taslağı olmadığını söyleyerek, anlaşmaya katılan Almanya'nın yanı sıra BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi arasında ‘Viyana'da yapılan yoğun ve uzun müzakerelerin bir sonucu’ olduğunu vurguladı.
UAEA ile Tahran arasındaki son anlaşmaya da değinen Ulyanov, anlaşmanın uygulanmasının ‘nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için daha uygun koşulların oluşmasını sağlayabileceğini, ancak bunun hakkında konuşmak için henüz çok erken’ olduğunu belirtti. ‘Nükleer müzakerelerin çıkmaza girdiğini ve bunun sorumlusunun İran olmadığını’ söyleyen Ulyanov “Batılı ülkeler şu anda nükleer anlaşmayı yeniden tesis etme müzakerelerini mümkün olan en kısa sürede sürdürmeye ve tamamlamaya hazır değil. Bu yüzden konu belirsizliğini koruyor ve ufukta ne olduğu tam net değil” dedi.
Bu arada İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Milletvekili Şehriyar Haydari dün yaptığı açıklamada, “İran ile Suudi Arabistan arasındaki yanlış anlaşılmaların giderilmesi nükleer anlaşmaya varılmasını hızlandıracak” dedi. Camaran haber sitesinin aktardığına göre Haydari “Avrupalılar ve ABD’liler daha fazla ayrıcalık istiyor ve buna karşılık biz de kazan-kazan anlayışına ve şeffaflığa dayalı bir anlaşma istiyoruz” dedi. Haydari, herhangi bir ülkede nükleer anlaşma müzakerelerinin ‘daha pürüzsüz geçeceğini ve sonucun her iki tarafın da çıkarına olacağını’ söyledi.
Nameh News analiz sitesine göre Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu eski üyelerinden eski Milletvekili Ahmed Bahşayiş Erdistani, nükleer anlaşmanın en fazla altı ay içinde yeniden canlandırılmasını bekliyor. Eski Milletvekili Erdistani “Çin, Suudi Arabistan ve İran'dan petrol satın alıyor ve bölgede istikrara ihtiyacı var. Bu yüzden, Suudi Arabistan ile İran arasındaki sorunlar çözüldüğünde, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma yolunun büyük bir kısmında ilerleme kaydedileceği varsayılmalı (...) Nükleer anlaşmanın yeniden canlanması ekonomik anlamda bir nefeslenme alanı açacaktır. Hükümet ülkede işleri yoluna koyabilir” dedi.
Öte yandan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Eski Başkanı Alaaddin Burucerdi, İttilaat gazetesine verdiği röportajda “Anlaşmayı yeniden canlandırmamak İran’a kıyasla ABD’lilere ve Batılılara daha çok zarar verir. Sürekli endişelerini dile getirenler ve İran'ın nükleer silah üretme aşamasına geldiğini söyleyenler, asıl bu türden endişeleri olması gerekenlerdir. Geçmişteki hatalarını telafi etmeleri gerekiyor ki, nükleer anlaşma daha hızlı bir şekilde yeniden canlandırılabilsin” dedi.
İran Ticaret Odası Başkanlık Kurulu üyesi Kivan Kaşifi, ‘bölgesel gerilimi azaltmanın ve nükleer anlaşmayı canlandırmanın İran ekonomisini canlandırmanın iki önemli ön koşulu olduğunu’ söyledi. Devlete bağlı İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre Kaşifi, “Son haftalarda, uluslararası ilişkilerin çeşitli düzeylerinde gerilimi azaltmak için çabalar verildiğini gördük” dedi. ‘Bu dönemde atılan en önemli adımın Suudi Arabistan ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesi olup, bunun diğer komşu ülkelere ve bölgeye genellenebileceğini’ vurgulayarak bu durumun ‘siyasi ve ekonomik olarak İran’ın çıkarına olacağını’ söyledi. Ayrıca çeşitli alanlarda diğer ülkelerle gerginliğin azaltılması çağrısında da bulundu.
Kaşifi “Nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve İran ekonomisi üzerindeki yaptırımların kaldırılması, dünyanın çeşitli ülkeleriyle ekonomik anlaşmalar yapmaya çalıştığımız mesajını verecektir. Bu da İran ekonomisi için umutların yeşermesi demek” dedi.
Nükleer anlaşmanın yanı sıra, özellikle Batı'nın Rus ordusunun Ukrayna savaşında İran insansız hava araçlarını (İHA) kullanmasına yönelik eleştirilerinin ardından, İran ile Rusya arasındaki askeri iş birliği olasılıklarının tartışılması bekleniyor.
Tahran, Su-35 savaş uçağı almaya çalışıyor. Bu ayın başlarında İran'ın BM Daimi Temsilciliği, Tahran'ın Su-35 savaş uçaklarını satın almak için bir sözleşme imzaladığını duyurmuştu. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby'nin açıkladığına göre kasım ayında İranlı pilotların savaş uçaklarını kullanma konusunda eğitim aldıklarına ilişkin istihbarat değerlendirmelerine rağmen, Rusya İran'ın iddiaları hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.
Geçen aralık ayında İsrail medyası, Batılı istihbarat yetkililerinin Rusya'nın İran'a Su-35 savaş uçakları tedarik etmeye hazırlandığını söylediklerini aktarmıştı. İsrail’in Kanal 12 televizyonu, İranlı pilotların savaş uçaklarını kullanmak için eğitildiğini bildirmişti.
İranlı milletvekilleri tarafından, savaş uçaklarının bu mart ayından önce geldiğine dair yapılan açıklamalara rağmen, şu ana kadar İran'ın bu uçakları teslim aldığına dair herhangi bir belirti ortaya çıkmadı. ABD'nin Ortadoğu'daki güçlerini denetleyen Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla, dün Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde verdiği ifadede İran'a Su-35 savaş uçaklarının tedarik edilmesiyle ilgili bir soruya yanıt olarak, “Bu yıl içerisinde herhangi bir zamanda bunun olacağını düşünüyoruz” dedi.



Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
TT

Hamas, Gazze’ye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor

İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)
İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı 71 bini aştı (Reuters)

Hamas, Gazze'de kurulacak geçiş yönetimiyle işbirliği içinde bölgeye 10 bin polis konuşlandırmak istiyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Hamas yönetiminin örgüt üyelerine pazar günü gönderdiği mektupta, 40 binden fazla memur ve güvenlik görevlisinin, ABD'nin barış planı kapsamında kurulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'yle ortak çalışmasını istedi. 

Kaynaklar, yaklaşık 10 bin kişilik polis gücünün de bu rakama dahil olduğunu söylüyor. 

Hamas sözcüsü Hazım Kasım, Reuters'a gönderdiği açıklamada örgütün Gazze'nin yönetimini komiteye devretmeye hazır olduğunu söyledi. 

Sözcü, 40 bin nitelikli personele komite tarafından iş sağlanmasını talep ettiklerini belirtti. 

Yetkililer, Hamas'ın komitenin Gazze'deki bakanlıkları yeniden yapılandırmasına ve bazı çalışanları emekliye ayırmasına açık olduğunu da söylüyor. Diğer yandan toplu işten çıkarmaların kaosa yol açabileceği uyarısında bulunuyorlar. 

Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin başkanlığını eski Filistin Ulaştırma Bakan Yardımcısı Ali Şaas yürütüyor. Şaas'la Hamas yöneticilerinin henüz buluşmadığı belirtiliyor. 

Diğer yandan Gazze'nin geleceğinde Hamas'ın söz sahibi olmamasını isteyen İsrail yönetiminin böyle bir adıma nasıl yaklaşacağı bilinmiyor. 

Washington yönetimi, Gazze'de barış anlaşmasının ikinci aşamasına geçildiğini 14 Ocak'ta duyurmuştu. Bu kapsamda Hamas'ın silah bırakması da öngörülüyor. Beyaz Saray, silah bırakmaları karşılığında örgüt üyeleri hakkında af çıkarılabileceğini de söylemişti. 

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan Filistinli bir yetkili İsrail, Katar, Mısır ve Türkiye gibi tarafların da dahil olduğu silahsızlanma mekanizmalarını görüşmek için ABD'nin Hamas'la irtibata geçtiğini belirtiyor. 

Yetkiliye göre örgüt, 5 yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkese hazır olduğunu söylemiş. Diğer yandan kaynak, örgütün bağımsız Filistin devletinin kurulmasına yönelik sürecin başlatılmasını istediğini de vurguluyor. Tel Aviv yönetimi iki devletli çözüme yanaşmadığını defalarca bildirmişti.

Öte yandan iki Hamas yetkilisi, Washington'ın ya da arabulucu ülkelerin somut bir silahsızlanma önerisi sunmadığını ifade ediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dünkü açıklamasında Hamas silah bırakmadan Gazze'nin yeniden inşasına başlanmayacağını söylemişti. 

Netanyahu, İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin silahsızlanma sürecine bağlı olduğunu belirterek, Gazze ve Batı Şeria'daki “güvenlik önlemlerini” sürdüreceklerini ifade etmişti. 

Independent Türkçe, Reuters, Times of Israel


Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
TT

Barzani’nin Suriye’deki arabuluculuğu, PKK’yı dışta tutmaya bağlı

Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)
Suriye Demokratik Güçleri unsurları Hasake’de askeri araçlar üzerinde zafer işaretleri yapıyor (AP)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kuzeydoğu Suriye’de tırmanmayı önlemeye yönelik arabuluculuk faaliyetlerini sürdürerek kalıcı bir çözüm için çalışmalar yürütüyor. Ancak sürecin ilerlemesi, Ankara ve Şam’ın PKK’nın olası etkilerinin ortadan kaldırılacağı konusunda ikna edilmesine bağlı.

SDG bölgelerini kaybetti

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Şam’ın başlattığı ve Türkiye’nin güçlü destek verdiği askeri operasyonlar sonucunda kontrolündeki bazı bölgeleri kaybetti. Şam Suriye’nin tüm topraklarında kontrolü sağlamak isterken, Kürtler hükümette “adil temsil” talep ediyor.

efd
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 10 Mart 2025’te Şam’da Suriye Demokratik Güçleri lideri Mazlum Kobani ile el sıkışıyor (SANA)

Türkiye’nin SDG’ye yönelik müdahalede bulunmasının temel nedeni, Suriye’de özerk bir Kürt yönetiminin kurulmasının ileride ayrılıkçılığa zemin hazırlayabileceği endişesi. Ankara, Kürt bölgeleri Suriye ordusuna entegre edilmezse sınırda askeri operasyon tehdidini defalarca dile getirdi.

Çözümün parçası

Erbil’deki bazı politikacılar, “Türkiye ile iyi komşuluk ilişkilerini koruyan ve Suriye’deki tüm bileşenlerin haklarını güvence altına alan” bir çözümü destekliyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan IKBY hükümet danışmanı Cewhar Faiq, Kürtlerin 1991’den bu yana bölge istikrarının bir unsuru olduğunu vurgulayarak, “Kürtler çözümün ve bölgede istikrarın bir parçası olmaya devam edecek” dedi.

Faiq, Kürtlerin vizyonunun yeni demokratik, anayasal bir Suriye; etnik ve dini grupların haklarını garanti altına alan, aynı zamanda Türkiye ve diğer bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerini gözeten ve dış müdahaleye kapalı bir sistem olduğunu belirtti.

rgtyhu
Mesut Barzani ve yanında Mazlum Kobani, Erbil’de ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yapılan görüşmeler sırasında (Kürdistan Demokrat Partisi)

Erbil, Suriye’deki taraflarla, özerk yönetim bölgelerinden Şam yönetimine ve Amerikalılara kadar temaslarını sürdürüyor. Faiq, bu temasların amacının “kalıcı bir çözüme ulaşmak” olduğunu ifade etti. Son haftalarda Mesut Barzani, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, ABD özel temsilcisi Tom Barrack ve SDG lideri Mazlum Abdi ile görüşmeler yaparak diyalog ve ortak anlayış yoluyla sivil barışı güçlendirmeye çalıştı. Faiq, “Askeri çözüm, Suriye’deki bileşenlere ve devlete zarar verir; DEAŞ’ın yeniden toparlanma ihtimalini artırır” dedi.

Anlaşmazlıkta engel PKK

PKK, yürütülen müzakerelerde önemli bir engel olarak öne çıkıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi üyesi Abdulselam Berwari, “Erbil’in çabaları devam ediyor, gerilimi önlemeye çalışıyor. Ancak Türkiye, Suriye Kürtleri konusunu yıllarca silahlı mücadele yürüttüğü PKK perspektifinden değerlendiriyor” dedi.

Türkiye, PKK ile barış süreci başlattı ancak silahsızlanma şartı koştu. Kuzey Suriye’deki çatışmalar, taraflar arasındaki müzakereleri tehlikeye atıyor. Erbil, Ankara’nın endişelerini anlıyor ve Kürt meselesiyle ilgili yanlış anlamaları düzeltmeye çalışıyor.

Berwari, “Kürt halkının hakları, PKK’nın kuruluşundan çok önceye dayanıyor. Kürt meselesi çözülürse, tırmanma bahanesi ortadan kalkar” dedi.

Berwari, Erbil’in Ankara ile ilişkilerini iyi olarak nitelendirerek, “Erbil, Türkiye ve uluslararası toplumla birlikte Suriye Kürtleri ile Şam yönetimi arasındaki sorunu çözmeye çalışıyor; bu öncelikli hedefimiz” ifadelerini kullandı.

Arabuluculuk yavaş ilerliyor

Kürdistan Birliği Partisi yetkilisi Soran Davudi, “Irak Kürdistan Bölgesi, Türkiye ile Suriye Kürtleri arasında kontrollü bir çerçevede resmi olmayan bir arabulucu rolü üstlenmeye çalışıyor” dedi.

Davudi, Erbil’in rolü, büyük ölçüde Ankara ile sağlanan siyasi ve ekonomik bağlantılar ve PKK etkisinden bağımsız Suriye Kürtleriyle yürütülen tarihî temas kanallarına dayandığını belirtti.

dfrgt
Polis güçleri, Türkiye’nin güneydoğusundaki Mardin’de Nusaybin kapısından Kamışlı’ya geçmeye çalışan ve SDG’yi destekleyen Kürtleri dağıtmak için su sıkıyor (AP)

Davudi, “Erbil ile etkili Kürt liderler arasında resmi olmayan, temaslar sürüyor; ancak Türkiye’nin YPG’ye (Demokratik Birlik Partisi’nin silahlı kanadı ve SDG’nin ana birleşeni) bakışı, PKK’nın uzantısı olarak görülmesi büyük bir engel oluşturuyor” dedi. Ayrıca, Suriye Kürtleri arasında SDG ile Kürt Ulusal Konseyi arasındaki bölünmenin krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Erbil’in diyaloğu sürdürme çabalarına rağmen Davudi, arabuluculuğun etkisinin hâlâ sınırlı ve yavaş ilerlediğini belirtti. Öte yandan, krizle ilgili kilit isimlerin sık sık Erbil’e gelmesi, şehrin Şam, Ankara, Kürt tarafları ve Washington arasında gerçek anlaşmalar için uygun bir sahne olabileceği yönünde iyimserlik yaratıyor.


Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
TT

Hamas, aracılardan Refah Sınır Kapısı’nın açılacağına dair teyitler alırken İsrail ise süreci yavaşlatıyor

Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)
Filistinliler, Çarşamba günü Gazze’de İsrail’in yıktığı konut binalarının enkazları arasında yürüyor (Reuters)

Hamas, ABD de dahil olmak üzere aracılardan, Gazze ile Mısır arasındaki Refah kara sınır kapısının yeniden açılacağına dair teyitler alırken, İsrail hükümeti başkanı Binyamin Netanyahu’nun bu adımı olabildiğince yavaşlatmaya çalıştığı yönünde İsrail medyasından bilgiler geliyor.

Hamas kaynaklarına göre Refah Sınır Kapısı’nın bu hafta içinde açılması bekleniyor ve tarih olarak da Perşembe günü öne çıkıyor. Buna karşın İsrail’den gelen bilgiler farklı; Walla haber sitesi kapının Pazar günü açılacağını duyurdu.

dcfrgt
Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafı, İsrail’in kontrolü altında (Reuters)

Hamas kaynaklarına göre aracılardan gelen güvence, kapının açılacağının garantisi niteliğinde. Hamas, en son bir İsrailli rehinenin cesedinin bulunmasıyla başlayan süreçte, liderliğe kapının bu hafta açılacağına dair teyitler geldiğini açıkladı.

Gaza Yönetim Komitesi’nin girişi

Hamas yakın kaynaklar önümüzdeki günlerde Refah üzerinden bazı Gaza Yönetim Komitesi üyelerinin bölgeye girişine izin verilmesinin muhtemel olduğunu ve bu kişilerin Hamas yetkilileriyle görüşmeler yaparak bazı hükümet görevlerini devralma sürecini başlatacağını söyledi.

Filistin Yönetimi ve Avrupa Birliği delegasyonu da 2005 anlaşması çerçevesinde sınır kapısında çalışmaya hazır olduklarını açıkladı.

fgthy
Kahire’deki Gaza Yönetim Komitesi toplantısı (Mısır Basın Enformasyon Kurumu)

Hamas kaynakları, kapının tam işleyişiyle açılması gerektiğini savunurken, Netanyahu Salı günü düzenlediği basın toplantısında kapının “sınırlı ve anlaşmalı düzenlemeler çerçevesinde, günlük belirli sayıda Filistinliye giriş-çıkış izni verecek şekilde” açılacağını söyledi.

Netanyahu ayrıca İsrail’in “sınır kapısı ve tüm Gazze Şeridi üzerinde tam güvenlik kontrolüne sahip olacağını” vurguladı.

Tam güvenlik kontrolü ne anlama geliyor?

Netanyahu’nun bu açıklamaları, Filistinli gruplar arasında İsrail’in bunu nasıl uygulayacağı konusunda endişe ve soru işaretleri yarattı.

Grup kaynakları, İsrail’in “sarı çizgi” olarak adlandırılan sınır hattında yüzde 53’ün üzerinde bir alan üzerinde kontrol sağlamayı hedefleyebileceğini belirtiyor. İkinci aşama koşulları İsrail’in bölgeden çekilmesini öngörse de, Netanyahu hükümeti bunu Hamas’ın silahsızlandırılmasıyla bağdaştırıyor; bu konu halen tartışma aşamasında ve birçok engelle karşılaşabilir.

ty6
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Eğer ikinci aşama koşulları uygulanmazsa, İsrail muhtemelen kuzey ve doğu bölgelerinde askeri varlığını artırarak güvenliği sağlamayı ve batıdaki alanları kontrol etmeyi sürdürecek. Güneyde ise askeri varlığını koruyacak.

Olası çekilme durumunda, İsrail sınır hattında daha geniş bir tampon bölge oluşturabilir; bazı yerlerde bu alan bir ila iki kilometreyi bulabilir. Aynı zamanda Refah Sınır Kapısı ve Philadelphia hattındaki kontrolünü de sürdürerek, silah veya patlayıcı kaçakçılığını engellemeyi planlıyor. Özellikle tüm tünellerin tahrip edilmesinin ardından bu kontrol, deniz sınırlarında da devam edecek; 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistinli balıkçıların bu alanlara yaklaşmasına veya bir deniz mili batıya, Mısır sınırına doğru 5 deniz mili güneye ilerlemesine izin vermiyor.

rty6
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus sahili (AFP)

Filistinli gruplar, İsrail’in “tam güvenlik kontrolü” açıklamalarını sürdürmesinin, Lübnan’daki gibi ani suikastlar, askeri hedefler bahane edilerek bombalamalar veya Hamas ve diğer Filistinli aktivistlerin bölgelerinde yapılan kaçırma operasyonlarıyla güvenliği sağlamaya yönelik olabileceğini öngörüyor.