Lavrov ve Abdullahiyan, ‘nükleer’ anlaşmayı canlandırma fırsatlarını tartışacak

İranlı uzmanlar, Riyad-Tahran anlaşmasının müzakerelerin tamamlanmasında olumlu bir etkisi olacağı görüşündeler

Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Lavrov ve Abdullahiyan, ‘nükleer’ anlaşmayı canlandırma fırsatlarını tartışacak

Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)
Geçen ağustos ayında Moskova'da yapılan görüşmelerde Lavrov ve Abdullahiyan (Rusya Dışişleri Bakanlığı)

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması konusundaki pürüzlü yol hakkında iki ülkenin koordinasyonunun hakim olduğu çok sayıda mevzu ile alakalı görüşmeler yapmak üzere bugün Moskova'yı ziyaret edecek.
Şarku’l Avsat’ın İran haber ajanslarından aktardığına göre İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, Abdullahiyan’ın, İran ve Rusya liderleri arasında imzalanan anlaşmaları, bununla ilgili komitelerdeki gidişatı, bölgesel gelişmelere ilişkin diyaloğu ve Uluslararası Kuzey-Güney Ulaştırma Koridoru’ndaki (INSTC) son durumu takip edeceğini açıkladı.
Abdullahiyan yakında Moskova'ya gideceğini açıklamıştı. Pazartesi günü Twitter'da yaptığı paylaşımda ‘dengeli dış politika ve aktif diplomasinin doğru yolda olduğunu’ yazmıştı.
Abdullahiyan'ın açıklamasından dört gün önce, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova haftalık basın açıklamasında gazetecilere verdiği demeçte, Lavrov'un çarşamba günü İranlı mevkidaşı ile Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP / nükleer anlaşma) ilişkin durum da dahil olmak üzere güncel uluslararası meseleler hakkında istişarelerde bulunacağını duyurmuştu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'ne göre, iki bakanın Riyad ile Tahran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşması ışığında bölgesel durumu görüşmesi bekleniyor.
Bu sırada, Abdullahiyan'ın Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Ramazan ayının sonlarında iki ülke arasındaki büyükelçilik ve konsoloslukların yeniden açılmasına hazırlık olarak bir görüşme gerçekleştireceği konuşuluyor.
Abdullahiyan, gerek mevcut hükümetin nükleer müzakerelere yaklaşımını eleştirenler gerek İran diplomatik aygıtına liderlik etme niteliklerini sorgulayanlar arasında olsun, bugünlerde artan bir baskıyla karşı karşıya. Nitekim İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, İran-Suudi Arabistan anlaşması ve hem Abu Dabi hem de Bağdat ziyaretinin ardından dikkatleri üzerine çekmişti. Söz konusu ziyaretlerin ardından İran Dış İlişkiler Stratejik Konseyi Başkanı Kemal Harrazi, Şam ve Lübnan'a gitmişti.
Hem Abdullahiyan hem Şemhani hem de Harazi, dış politikada koordinasyon olduğunu vurgulayarak İran birimleri arasında bölünme olduğu yönündeki iddiaları reddetmeye çalıştı.
İran’ın resmi haber ajanslarına göre Abdullahiyan, Moskova ziyareti arifesinde dün yaptığı basın açıklamasında bazı mesajlar gönderdi. Nükleer anlaşmayla ilgili olarak Abdullahiyan, nükleer müzakere kapılarının her zaman ‘açık kalmayacağı’ konusunda uyarıda bulunarak İran parlamentosunun nükleer müzakereler için bir çıta belirlemek üzere tartışmayı planladığı bir tasarıdan bahsetti.
Bununla birlikte, Abdullahiyan Tahran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği yapmaya ‘bağlı’ olduğunu söyleyerek, UAEA tarafından yakın zamanda Fordo Nükleer Tesisi’nde bulunan yüzde 83,7 saflıkta uranyum parçacıklarına ilişkin soruşturma veya kayıt dışı üç bölgede bulunan uranyum izleri hakkındaki sıkıntılı soruşturmayla ilgili olarak UAEA Genel Direktörü Rafael Mariano Grossi ile varılan son anlaşmaya atıfta bulundu.
Abdullahiyan’ın sözlerinden, Tahran'ın Kasım 2020'de Parlamento tarafından onaylanan ve İran'ın 2015 nükleer anlaşmasını ihlal seviyesini yükseltmesine zemin hazırlayan tasarı kararı gibi nükleer programında daha fazla adım atmaya niyetinin olup olmadığı anlaşılmadı.
Ocak 2021'de İran, uranyum saflık derecesini yüzde 20'ye ve aynı yılın nisan ayında Natanz Nükleer Tesisi’nde yüzde 60'a kadar çıkarmıştı. Tahran, geçen yıl sıkı bir şekilde korunan yer altındaki Fordo Nükleer Tesisi’nde de benzer adımlar atmıştı.
Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Mikhail Ulyanov iki gün önce yaptığı açıklamada, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma müzakerelerinin ‘hala çıkmazda olduğunu, ancak Batılı tarafların müzakerelerin öldüğünü duyurmaktan kaçındıklarını’ söyledi. Rus RİA Novosti Haber Ajansı’na verdiği demeçte Ulyanov, ‘müzakere sürecini tamamlama şansının çok az da olsa bugün hala olduğunu’ söyledi. Ulyanov ‘en başta ABD’nin nükleer anlaşma sürecinin yeniden başlatılmasına karşı çıktığını ve görüldüğü üzere nükleer anlaşmayı yeniden tesis etme konusundaki ilgilerini neredeyse kaybeden üç Avrupa ülkesi (Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık) için de aynı şeyin geçerli olduğunu’ belirtti.
Ulyanov, şu anda müzakere masasında bulunan taslağın ‘kademeli olarak İran'ın nükleer anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye geri dönmesini ve ABD yaptırımlarının kaldırılmasını öngördüğünü’ açıkladı. Önerilen taslağın Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in taslağı olmadığını söyleyerek, anlaşmaya katılan Almanya'nın yanı sıra BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi arasında ‘Viyana'da yapılan yoğun ve uzun müzakerelerin bir sonucu’ olduğunu vurguladı.
UAEA ile Tahran arasındaki son anlaşmaya da değinen Ulyanov, anlaşmanın uygulanmasının ‘nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması için daha uygun koşulların oluşmasını sağlayabileceğini, ancak bunun hakkında konuşmak için henüz çok erken’ olduğunu belirtti. ‘Nükleer müzakerelerin çıkmaza girdiğini ve bunun sorumlusunun İran olmadığını’ söyleyen Ulyanov “Batılı ülkeler şu anda nükleer anlaşmayı yeniden tesis etme müzakerelerini mümkün olan en kısa sürede sürdürmeye ve tamamlamaya hazır değil. Bu yüzden konu belirsizliğini koruyor ve ufukta ne olduğu tam net değil” dedi.
Bu arada İran İslami Şura Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Milletvekili Şehriyar Haydari dün yaptığı açıklamada, “İran ile Suudi Arabistan arasındaki yanlış anlaşılmaların giderilmesi nükleer anlaşmaya varılmasını hızlandıracak” dedi. Camaran haber sitesinin aktardığına göre Haydari “Avrupalılar ve ABD’liler daha fazla ayrıcalık istiyor ve buna karşılık biz de kazan-kazan anlayışına ve şeffaflığa dayalı bir anlaşma istiyoruz” dedi. Haydari, herhangi bir ülkede nükleer anlaşma müzakerelerinin ‘daha pürüzsüz geçeceğini ve sonucun her iki tarafın da çıkarına olacağını’ söyledi.
Nameh News analiz sitesine göre Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu eski üyelerinden eski Milletvekili Ahmed Bahşayiş Erdistani, nükleer anlaşmanın en fazla altı ay içinde yeniden canlandırılmasını bekliyor. Eski Milletvekili Erdistani “Çin, Suudi Arabistan ve İran'dan petrol satın alıyor ve bölgede istikrara ihtiyacı var. Bu yüzden, Suudi Arabistan ile İran arasındaki sorunlar çözüldüğünde, nükleer anlaşmayı yeniden canlandırma yolunun büyük bir kısmında ilerleme kaydedileceği varsayılmalı (...) Nükleer anlaşmanın yeniden canlanması ekonomik anlamda bir nefeslenme alanı açacaktır. Hükümet ülkede işleri yoluna koyabilir” dedi.
Öte yandan Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Eski Başkanı Alaaddin Burucerdi, İttilaat gazetesine verdiği röportajda “Anlaşmayı yeniden canlandırmamak İran’a kıyasla ABD’lilere ve Batılılara daha çok zarar verir. Sürekli endişelerini dile getirenler ve İran'ın nükleer silah üretme aşamasına geldiğini söyleyenler, asıl bu türden endişeleri olması gerekenlerdir. Geçmişteki hatalarını telafi etmeleri gerekiyor ki, nükleer anlaşma daha hızlı bir şekilde yeniden canlandırılabilsin” dedi.
İran Ticaret Odası Başkanlık Kurulu üyesi Kivan Kaşifi, ‘bölgesel gerilimi azaltmanın ve nükleer anlaşmayı canlandırmanın İran ekonomisini canlandırmanın iki önemli ön koşulu olduğunu’ söyledi. Devlete bağlı İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre Kaşifi, “Son haftalarda, uluslararası ilişkilerin çeşitli düzeylerinde gerilimi azaltmak için çabalar verildiğini gördük” dedi. ‘Bu dönemde atılan en önemli adımın Suudi Arabistan ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesi olup, bunun diğer komşu ülkelere ve bölgeye genellenebileceğini’ vurgulayarak bu durumun ‘siyasi ve ekonomik olarak İran’ın çıkarına olacağını’ söyledi. Ayrıca çeşitli alanlarda diğer ülkelerle gerginliğin azaltılması çağrısında da bulundu.
Kaşifi “Nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve İran ekonomisi üzerindeki yaptırımların kaldırılması, dünyanın çeşitli ülkeleriyle ekonomik anlaşmalar yapmaya çalıştığımız mesajını verecektir. Bu da İran ekonomisi için umutların yeşermesi demek” dedi.
Nükleer anlaşmanın yanı sıra, özellikle Batı'nın Rus ordusunun Ukrayna savaşında İran insansız hava araçlarını (İHA) kullanmasına yönelik eleştirilerinin ardından, İran ile Rusya arasındaki askeri iş birliği olasılıklarının tartışılması bekleniyor.
Tahran, Su-35 savaş uçağı almaya çalışıyor. Bu ayın başlarında İran'ın BM Daimi Temsilciliği, Tahran'ın Su-35 savaş uçaklarını satın almak için bir sözleşme imzaladığını duyurmuştu. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby'nin açıkladığına göre kasım ayında İranlı pilotların savaş uçaklarını kullanma konusunda eğitim aldıklarına ilişkin istihbarat değerlendirmelerine rağmen, Rusya İran'ın iddiaları hakkında herhangi bir yorumda bulunmadı.
Geçen aralık ayında İsrail medyası, Batılı istihbarat yetkililerinin Rusya'nın İran'a Su-35 savaş uçakları tedarik etmeye hazırlandığını söylediklerini aktarmıştı. İsrail’in Kanal 12 televizyonu, İranlı pilotların savaş uçaklarını kullanmak için eğitildiğini bildirmişti.
İranlı milletvekilleri tarafından, savaş uçaklarının bu mart ayından önce geldiğine dair yapılan açıklamalara rağmen, şu ana kadar İran'ın bu uçakları teslim aldığına dair herhangi bir belirti ortaya çıkmadı. ABD'nin Ortadoğu'daki güçlerini denetleyen Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Komutanı General Michael Erik Kurilla, dün Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde verdiği ifadede İran'a Su-35 savaş uçaklarının tedarik edilmesiyle ilgili bir soruya yanıt olarak, “Bu yıl içerisinde herhangi bir zamanda bunun olacağını düşünüyoruz” dedi.



El-Alimi, Hadramut ve Mahra’da yeni bir dönemin sözünü verdi

Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
TT

El-Alimi, Hadramut ve Mahra’da yeni bir dönemin sözünü verdi

Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)
Vatan Kalkanı güçleri, Hadramut ve Mahra’daki askerî kampları Geçiş Konseyi güçlerinden geri aldı. (Reuters)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Hadramut ve Mahra vilayetlerinde güvenliğin tahkim edilmesi, toplumsal barışın pekiştirilmesi ve kalkınma ile yeniden imar sürecinin başlatılmasını esas alan yeni bir dönemin çerçevesini çizdi. Bu sürecin, Güney Geçiş Konseyi güçlerinin iki vilayetten geri püskürtülmesi ve hükümete bağlı “Vatan Kalkanı” güçlerinin kontrolü ele almasının ardından şekillendiğini belirtti.

El-Alimi, askerî kampların devrinin beklentilerin ötesinde bir hız ve etkinlikle tamamlandığını vurgulayarak, bunun yalnızca sahadaki bir başarının takdiri değil; kriz yönetiminden sürdürülebilir istikrarın inşasına doğru, devlet ve hukuk temelli, kapsayıcı bir ulusal bağlamda planlı bir geçişin ilanı olduğunu ifade etti.

Hadramut ve Mahra halkını tebrik eden El-Alimi, bu başarının yerel toplumların devlet kurumları etrafında kenetlenmesini ve yerel liderliklerin kamu yararını önceleyen, sorumlu bir yaklaşımla süreci yönetmesini yansıttığını söyledi. Bu durumun, temel hizmetlerin yeniden başlatılmasının ve vatandaşların yaşam koşullarının iyileştirilmesinin önünü açtığını kaydetti.

Bu çerçevede El-Alimi, Suudi Arabistan liderliğindeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu’nun ortak güçlerinin sürecin güvenliğini sağlama, gerilimi düşürme, sivilleri koruma ve teslim işlemlerini uluslararası hukuk ve teamüllere uygun biçimde tamamlama konusundaki belirleyici rolünü takdir etti. Krallık yönetimine, Yemen’in ve bölgenin güvenliği ile istikrarı yanında sergilediği merkezi duruş için yeniden teşekkür etti.

vfdgthy

El-Alimi ayrıca, tüm siyasi ve toplumsal bileşenlere yan çatışmaları geride bırakma ve ulusal, bölgesel ve uluslararası mutabakatlarla belirlenen referanslar doğrultusunda geçiş döneminin önceliklerine odaklanma çağrısı yaptı. Bu önceliklerin başında, askerî ve güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları şemsiyesi altında yeniden yapılandırılması ile devlet otoritesinin ve hukukun üstünlüğünün ülke genelinde tesis edilmesi geliyor.

Başkanlık Konseyi Başkanı, güney vilayetlerinin halkının bilincine ve ulusal duyarlılığına olan güvenini dile getirerek, onların devlet kurumlarının inşasında ve cumhuriyetçi düzenin savunulmasındaki tarihsel rolünü vurguladı. Güneyin, modern devlet projesinin temel bir dayanağı ve ülkenin geleceğinin inşasında asli bir ortak olmaya devam edeceğini belirtti.

El-Alimi, geçmişin mağduriyetlerini ele alan adil ve kapsamlı bir güney meselesi çözümüne olan devlet taahhüdünü de yineledi. Bu çözümün, normal koşullarda halk iradesine dayanan kurumsal ve ulusal bir süreç içinde hayata geçirilmesi; birlikte yaşamayı, güvenliği ve istikrarı güvence altına alması ve Yemen’in Arap kimliği ile toplumsal dokusunu koruması gerektiğini vurguladı.


Şebva'daki güvenlik komitesi, koalisyonun açıklamasını memnuniyetle karşıladı ve güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesinin gerekliliğini vurguladı

Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)
Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)
TT

Şebva'daki güvenlik komitesi, koalisyonun açıklamasını memnuniyetle karşıladı ve güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesinin gerekliliğini vurguladı

Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)
Şebva Valisi, bugün güvenlik durumu hakkında görüşmek üzere güvenlik yetkilileriyle bir araya geldi (Şebva Yerel Yönetimi)

Şebva Valiliği Güvenlik Komitesi, valilikteki tüm askeri ve güvenlik birimlerinin, Güvenlik Komitesi başkanı olan Şebva Valisi'nin direktif ve emirlerine doğrudan tabi olduğunu doğruladı. Komite, güvenlik önceliğinin Husi terörist milisleriyle temas hatlarını korumak olduğunu belirtti.

Komite bugün, 3 Ocak 2026 tarihinde yayınlanan Arap Koalisyonu'nun, Şebva Valiliği'nin ve burada konuşlanmış güçlerin istikrarını koruma ve destekleme taahhüdünü içeren açıklamasını memnuniyetle karşıladı ve Güvenlik Komitesi Başkanı olan Şebva Valisi ile önceden koordinasyon sağlanmadan hiçbir gücün valiliğe girmeyeceğini vurguladı.

Yemen'deki “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu”nun müşterek kuvvetler komutanlığı, Şebva Valiliği'ndeki istikrarı desteklediğini teyit ederek, valiliğin yerel yetkilileri tarafından yapılan ve Şebva'nın güvenliğini sağlamak ve gerginliklerden uzak tutmak için koalisyonla koordinasyon ve ortak eylemde bulunulacağını teyit eden açıklamayı memnuniyetle karşıladı.

Koalisyon güçlerinin resmi sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, koalisyon liderliğinin Şebva Valisi ve yerel konsey başkanı Şeyh Avad Muhammed el-Vezir'in, koalisyonun çabalarına desteğini ve eyaletteki güvenlik ve istikrarı artırmak için koalisyonla iş birliği yapmaya hazır olduğunu vurgulayan açıklamasını memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

El-Maliki, “Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu”nun Şebva eyaletini korumaya, istikrarını desteklemeye ve bölgedeki yerleri güvence altına almaya kararlı olduğunu teyit ederek, devlet kurumlarına ve yerel otoriteye saygı çerçevesinde, Şebva valisiyle tam koordinasyon sağlanmadıkça hiçbir gücün eyalete girmeyeceğini vurguladı.

Komite yaptığı açıklamada, güvenlik ve askeri kurumların sürekli çabaları ve saha komutanlarının görevlerini yerine getirirken gösterdikleri uyanıklık sayesinde, vilayetin çeşitli bölgelerinde sağlanan güvenlik istikrarından dolayı Şebva'yı övdü.

Komite ayrıca, vilayetin güvenlik ve istikrarından memnun olmayan düşman tarafların “medya kuruluşları” aracılığıyla yaydığı bir dizi söylenti ve yanıltıcı haberlere de değindi ve bu girişimlerin iç cephenin bütünlüğünü veya güvenlik kurumlarının verimliliğini ve performansını etkilemeyeceğini vurguladı.

Güvenlik Komitesi, tüm askeri ve güvenlik birimleri arasında birlik ve tam entegrasyonu vurgulayarak, eyaletteki tüm askeri ve güvenlik oluşumlarının doğrudan Şebva Valisi'nin talimatlarına ve emirlerine tabi olduğunu teyit etti. Güvenlik Komitesi Başkanı, güvenlik önceliğinin, eyaletin el-Beyda ve Marib eyaletleri sınırlarında Husi terörist milisleriyle temas hatlarını korumak olduğunu belirtti.

thy6k6
Şebva Valiliği'nde konuşlanmış askeri birlikler (yerel yönetim)

Komite ayrıca, başta Bayhan bölgelerini Husi milislerinden kurtarma onuruna sahip olanlar olmak üzere, çeşitli askeri ve güvenlik birimlerinin, Şebva Savunma Tugayları, ordu kuvvetleri ve kamu güvenlik güçleriyle birlikte, valiliğin cephelerini ve sınırlarını Husi hareketlerinden koruma ve güvenlik ile istikrarı sağlama konusundaki kahramanca rollerini övdü.


Suriye ve İsrailli yetkililer Paris’te müzakereleri bugün yeniden başlatıyor

Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)
Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)
TT

Suriye ve İsrailli yetkililer Paris’te müzakereleri bugün yeniden başlatıyor

Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)
Suriye ile İsrail arasındaki Golan’daki kuvvetlerin ayrıştırılması bölgesi (Arşiv – Reuters)

Suriye Arap Cumhuriyeti’ni temsilen Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Genel İstihbarat İdaresi Başkanı Hüseyin es-Selame’nin başkanlığındaki heyet, ABD’nin koordinasyonu ve arabuluculuğunda İsrail tarafıyla yürütülen mevcut müzakere turuna katılıyor.

Hükümet kaynağı, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Bu müzakerelerin yeniden başlaması, Suriye’nin müzakere edilemez ulusal haklarını geri alma konusundaki sarsılmaz kararlılığının bir teyididir” dedi.

Kaynak, görüşmelerin esas olarak 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden işler hâle getirilmesine odaklandığını belirterek, bunun İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesini güvence altına alacağını; tam Suriye egemenliğini her şeyin üzerinde tutan, Suriye’nin iç işlerine her türlü müdahaleyi önlemeyi garanti eden eşitlikçi bir güvenlik anlaşması çerçevesinde ele alındığını vurguladı.

Görsel kaldırıldı.
Şara’ya Moskova ziyaretinde; Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Savunma Bakanı Tümgeneral Merhef Ebu Kasra, Genel İstihbarat Başkanı Hüseyin es-Selame ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mahir Şara eşlik etti. (SANA)

Öte yandan, bir Suriyeli yetkili Pazartesi günü Associated Press’e yaptığı açıklamada, ABD arabuluculuğunda Suriyeli ve İsrailli yetkililerin Paris’te görüşmeleri yeniden başlatacağını, amaçlarının iki ülke arasındaki gerilimi azaltacak bir güvenlik anlaşmasına varmak olduğunu söyledi. Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkili, Suriye’nin temel hedefinin 1974’te imzalanan ve Güney Suriye’de BM gözetiminde bir tampon bölge oluşturan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı yeniden devreye sokmak ve İsrail güçlerinin bir yılı aşkın süredir kontrol ettiği bu tampon bölgeden çekilmesini sağlamak olduğunu kaydetti.

Suriye’de uzun yıllar iktidarda kalan Beşşar Esad’ın, mevcut Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki silahlı grupların hızlı bir saldırısıyla devrilmesinin ardından Şara, İsrail’le herhangi bir çatışma istemediğini açıklamıştı. Ancak İsrail, İslamcı eğilimli yeni liderlikten şüphe duyduğunu belirterek tampon bölgeyi hızla kontrol altına aldı; Suriye’deki askerî tesislere yüzlerce hava saldırısı düzenledi ve tampon bölge dışındaki köylere periyodik olarak girerek zaman zaman yerel halkla şiddetli çatışmalara yol açtı.

Görsel kaldırıldı.
İsrail güçlerinin, Suriye’nin güneyinde Kuneytra kırsalındaki Sayda beldesine yönelik ilerleyişi. (Arşiv – SANA)

İsrail, varlığının geçici olduğunu; Esad yanlılarının kalıntılarını ve silahlı unsurları temizleyerek ülkesini saldırılardan korumayı amaçladığını savundu. Buna karşın, güçlerini yakın zamanda geri çekmeye niyetli olduğuna dair bir işaret vermedi. Taraflar arasında bir güvenlik anlaşmasına yönelik görüşmeler geçen yıl durmuştu.

Görsel kaldırıldı.
Suriye’nin güneyinde, İsrail sınırı yakınındaki Kuneytra kentinde bir gözlem noktasında görev yapan Birleşmiş Milletler Ayrıştırma Gözlem Gücü (UNDOF) askeri. (AFP)

Yeni turda Suriyeli yetkili, Şam’ın “İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesindeki temas hatlarına çekilmesini; tam Suriye egemenliğine öncelik veren ve ülkenin iç işlerine her türlü müdahaleyi engelleyen karşılıklı bir güvenlik anlaşması çerçevesinde” talep edeceğini ifade etti.

İsrailli yetkililer konuyla ilgili yorum yapmazken, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın sözcüsü de açıklama yapmaktan kaçındı.