Kuveyt: Yüksek Seçim Komisyonu'nun kurulmasına ilişkin yasa teklifinin acilen komiteye gönderilmesi çağrısı https://turkish.aawsat.com/home/article/4242491/kuveyt-y%C3%BCksek-se%C3%A7im-komisyonunun-kurulmas%C4%B1na-ili%C5%9Fkin-yasa-teklifinin-acilen
Kuveyt: Yüksek Seçim Komisyonu'nun kurulmasına ilişkin yasa teklifinin acilen komiteye gönderilmesi çağrısı
Kuveyt Ulusal Meclisi İçişleri ve Savunma Komitesi dün (Çarşamba) yaptığı toplantıda, Yasama ve Hukuk İşleri Komitesi'ni, Yüksek Seçim Komisyonu'nun kurulmasına ilişkin yasa teklifini acilen komiteye göndermeye çağırdı.
Yasama Komitesi, Yüksek Seçim Komisyonu yasasına ilişkin oylamayı daha fazla üzerinde çalışmak için önümüzdeki pazar gününe erteledi.
Kuveyt İçişleri ve Savunma Komitesi Başkanı Milletvekili Sadun Hammad, Ulusal Meclis'in medya merkezinde yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Komite, gündemindeki tüm kanun tekliflerini görüşerek, bu kanunlar hakkında görüşlerinin alınması için yetkili makamların çağrılmasına karar verdi. Yüksek Seçim Komisyonu'nun kurulmasına ilişkin yasa teklifine, son seçimlerde yaşanan hataların önlenmesi açısından komite acilen ihtiyaç duyuluyor. Hükümet daha önce Yüksek Seçim Komisyonu'nu kuran bir yasa tasarısı sundu ve bu yasa tasarısı 22 Kasım 2020'de komisyona havale edildi. Hükümet söz konusu yasa tasarısını 21 Mart 2021'de geri çekti. Konunun önemi nedeniyle şu anda Yasama Komitesi’ne havale edilen bir meclis teklifi sunuldu. İçişleri ve Savunma Komitesi, yetkili komite olduğu göz önüne alındığında, Yasama Komitesi’nden teklifi acilen kendisine havale etmesini istedi. Önümüzdeki seçimlerin bütünlüğünü sağlamak ve 2022 seçimlerinde yapılan hatanın tekrar etmemesi için söz konusu teklif bazı değişikliklere tabi tutulacak. Bu değişiklikler arasında, her seçim komitesinde her aday için bir temsilci bulunması ve adayların temsilcilerinin çoğunun önceki seçimlerde olduğu gibi oylama komitelerinden çıkarılmamaları da yer alıyor.”
Hammad sözlerini şöyle sürdürdü: “Mevcut yasaya göre sayım işlemi sırasında komisyon başkanı hazır bulunur ve hâkim olur. Bunun yanı sıra içeriden bir delege ve adaylar için de bir delege olur. Ancak sayım işlemi sırasında hâkim yalnızdır. Değişiklikler oy sayma mekanizmasını da içerir ve böylece oyları yalnızca hâkim saymaz. Oy pusulası bir projektör aracılığıyla herkesin görebileceği şekilde gösteriliyor.”
İçişleri ve Savunma Komitesi Başkanı, "şeffaflığı sağlamak için tüm medya kuruluşlarının komitelerdeki oy sayım süreçlerine katılmasına izin veren" başka bir değişikliği de gözden geçirdi. Hammad, sandıklarda oy pusulaları olmadığından emin olmak için oylama süreci başlamadan önce sandıkların herkese gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Suudi Arabistan: Savaşın uzatılmasını tercih ettiğimiz yönündeki iddiaları reddediyoruz, barışçıl çözümü destekliyoruz
Suudi Arabistan bayrağı
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ülkesinin İran ile ABD ve İsrail arasındaki mevcut savaşın uzatılması yönündeki iddiaları reddederek, Krallığın barışçıl çözümü desteklediğini ifade etti.
Yetkili, Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ın, Riyad’da düzenlenen Arap ve İslam ülkeleri bakanları toplantısını takiben yaptığı basın toplantısında, İran’ın saldırılarının durması gerektiğini, Suudi Arabistan’ın sabrının sınırları olduğunu ve Krallığın, saldırılara karşı siyasi ve diğer tedbirlerle yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu açıkladığını belirtti.
İran saldırıları devam ediyor
İran, BM İnsan Hakları Konseyi’nin Çarşamba günü düzenleyeceği acil oturum öncesinde, dördüncü hafta boyunca Körfez ülkelerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemeye devam etti.
Suudi Arabistan savunma sistemleri, Salı günü Doğu Bölgesi’nde 44 insansız hava aracını imha etti.
Bahreyn, 6 balistik füze ve 19 insansız aracı engelledi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 5 balistik füze ve 17 insansız hava aracını etkisiz hâle getirdi.
Kuveyt, çeşitli saldırıları püskürttü.
Kayıplar ve yaralanmalar
Bahreyn, İran saldırılarına karşı müdahale sırasında Fas uyruklu bir BAE silahlı kuvvetleri personelinin hayatını kaybettiğini ve birkaç Bahreynli ve BAE’li askerin yaralandığını açıkladı.
Suudi Arabistan’ın Yanbu Limanı’ndan yapılan petrol ihracatı günlük 4 milyon varile yükseldihttps://turkish.aawsat.com/k%C3%B6rfez/5254786-suudi-arabistan%E2%80%99%C4%B1n-yanbu-liman%C4%B1%E2%80%99ndan-yap%C4%B1lan-petrol-ihracat%C4%B1-g%C3%BCnl%C3%BCk-4-milyon-varile
Planet Labs tarafından çekilen bu uydu görüntüsü, 4 Mart 2026 tarihinde Suudi Arabistan’ın batısındaki Kızıldeniz kıyısında bulunan Yanbu Limanı’ndaki petrol altyapısını gösteriyor. (AFP)
TT
TT
Suudi Arabistan’ın Yanbu Limanı’ndan yapılan petrol ihracatı günlük 4 milyon varile yükseldi
Planet Labs tarafından çekilen bu uydu görüntüsü, 4 Mart 2026 tarihinde Suudi Arabistan’ın batısındaki Kızıldeniz kıyısında bulunan Yanbu Limanı’ndaki petrol altyapısını gösteriyor. (AFP)
Sevkiyat verileri, Yanbu Limanı üzerinden gerçekleştirilen ham petrol ihracatının geçen hafta günlük yaklaşık 4 milyon varile yükseldiğini ortaya koydu.
Bu artışın, İran savaşının başlamasından önceki ihracat seviyelerine kıyasla keskin bir yükselişe işaret ettiği belirtildi.
Suudi Arabistan’ın, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların küresel arzda yarattığı daralmayı hafifletmek amacıyla uluslararası piyasalara daha fazla petrol sevk etmeye çalıştığı ifade edildi.
Petrolün Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden ulaştığı Yanbu Limanı’nın, küresel petrol arzı üzerindeki artan baskıyı hafifletmede kritik bir çıkış noktası sağladığı vurgulandı.
Söz konusu boru hattı, Suudi Arabistan’ın doğusundaki büyük petrol sahalarından başlayarak Arap Yarımadası boyunca uzanıyor ve Kızıldeniz kıyısındaki modern sanayi kenti Yanbu’da son buluyor. Limanda, Suudi petrolünü yüklemek üzere büyük bir tanker filosu toplanırken, her gün yeni gemilerin bölgeye ulaştığı kaydedildi.
Körfez ülkelerinin BM’ye gönderdiği mektup: İran’ın saldırılarının askeri faaliyetlerle ilgisi yok
9 Mart 2026 tarihinde Bahreyn’in Sitre Adası’ndaki BAPCO petrol rafinerisini hedef alan hava saldırısının ardından yükselen duman (Reuters)
Bir Körfez ülkesinin Birleşmiş Milletler’e (BM) sunduğu mektupta, İran’ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerine yönelik saldırılarının tamamen sivil nitelikli hedefleri kapsadığı ve herhangi bir askeri faaliyetle bağlantısının bulunmadığı vurgulandı. Söz konusu saldırıların, uluslararası toplumun iradesinin açık bir şekilde göz ardı edilmesi ve bölgesel istikrarı kasıtlı olarak sarsma çabası olduğu ifade edildi. Ayrıca bu durumun, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik girişimlere doğrudan bir meydan okuma teşkil ettiği belirtildi.
Bu mektubun, Bahreyn’in BM Daimî Temsilciliği tarafından Körfez ülkeleri adına BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e gönderilen ikinci mesaj olduğu kaydedildi. Aynı içerikte bir diğer mektubun ise ABD’nin BM Daimî Temsilcisi Mike Waltz’a iletildiği bildirildi. Söz konusu yazışmaların, İran’ın 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından gönderildiği ifade edildi.
Mektupta ayrıca İran’ın gerçekleştirdiği füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına dikkat çekilerek, bu eylemlerin devletlerin egemenliğinin açık ihlali olduğu ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’na aykırılık teşkil ettiği ifade edildi. Özellikle 11 Mart tarihli 2817 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına atıfta bulunularak, bu kararın 136 ülkenin desteğiyle kabul edildiği ve Tahran’ın kınandığı hatırlatıldı. Bu durumun, uluslararası toplumun söz konusu saldırgan eylemleri reddettiğini ve bölgenin güvenlik ile istikrarını tehdit eden bu tür girişimlere karşı ortak bir tutum sergilediğini ortaya koyduğu belirtildi.
8 Mart 2026’da İran’ın saldırıları nedeniyle Kuveyt’te bir binadan yükselen duman (AFP)
Mektupta, Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerinin İran’ın Körfez hava sahası, karasuları ve topraklarını günlük olarak hedef alan saldırılarını engellediği belirtildi. Bu müdahalelerin, olası zararların sınırlandırılmasına katkı sağladığı ve sivil can kayıpları ile hayati altyapının korunmasında etkili olduğu ifade edildi.
Açıklamada, İran’ın saldırılarının tek bir ülkeyle sınırlı kalmadığı, KİK üyesi tüm ülkeleri doğrudan hedef aldığı vurgulandı. Saldırıların; petrol üretim ve rafineri tesisleri, yakıt depoları, enerji ihracat limanları, gaz ve enerji tesislerinin yanı sıra uluslararası havalimanları, lojistik merkezler, sivil kamu binaları ve kritik altyapıyı kapsadığı kaydedildi. Bu eylemlerde balistik füzeler, seyir füzeleri ve İHA’ların kullanıldığı belirtildi.
Körfez ülkeleri, İran’ın saldırılarının, küresel enerji arzı açısından büyük önem taşıyan enerji sektörüne ciddi zarar vermeyi amaçlayan sistematik ve kasıtlı bir yaklaşımı ortaya koyduğunu bildirdi. Açıklamada, söz konusu saldırıların birçok kritik tesiste ciddi maddi hasara yol açtığı, bazı üretim ve tedarik süreçlerinde kısmi aksamalara neden olduğu ifade edildi. Ayrıca ulaşım ve temel hizmetlerde olumsuz etkiler meydana geldiği, bunun yanında geniş çaplı çevresel, ekonomik ve sağlık risklerinin ortaya çıktığı vurgulandı.
14 Mart 2026’da Fuceyre’deki bir petrol tesisinden yükselen dumanlar (AP)
Mektupta, söz konusu gelişmelerin İran’ın saldırılarının sistematik ve hukuka aykırı niteliğini ortaya koyduğu, ayrıca bu saldırıların kapsamının tamamen sivil hedefleri içerecek şekilde genişlediği belirtildi. Bu durumun, uluslararası hukukun, özellikle uluslararası insancıl hukukun hükümlerinin ve iyi komşuluk ilkelerinin açık ihlali anlamına geldiği ifade edildi.
Körfez ülkeleri, İran’ın tehditlerini artırarak ve saldırgan eylemlerini sürdürerek 2817 sayılı karara uymamaya devam ettiğini bildirdi. Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nda deniz seyrüsefer özgürlüğünün hedef alındığı, ticari gemiler ile yük gemilerine saldırılar düzenlendiği ve KİK ülkelerinin deniz altyapısı ile enerji tesislerinin hedef alındığı kaydedildi. Bu eylemlerin, uluslararası hukuk ile uluslararası alanda tanınan seyrüsefer hak ve özgürlüklerinin açık ihlali olduğu vurgulandı.
Ayrıca İran’ın düşmanca faaliyetlerinin sivillerin ve denizcilerin hayatını riske attığı, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğini tehlikeye soktuğu ve boğazdan geçen transit trafiği azalttığı belirtildi. Bu durumun, küresel ticaret, enerji arzı ve dünya ekonomisi üzerinde olumsuz etkiler yarattığı ifade edildi.
5 Mart 2026 tarihinde Doha’dan yükselen dumanlar (AFP)
Mektupta, 2817 sayılı kararın kabul edilmesinin ardından da İran’ın saldırılarını sürdürmesinin, söz konusu karara açık ve kasıtlı bir şekilde uymama halinin devam ettiğini gösterdiği belirtildi. Bu durumun, karar hükümlerinin açık ihlali ve uluslararası toplumun ortaya koyduğu iradenin göz ardı edilmesi anlamına geldiği ifade edildi. Açıklamada, İran’ın bu tutumunun, uyumsuzlukta ısrar ettiğini, gerilimi tırmandırma politikasını sürdürdüğünü ve bölgesel istikrarı sarsmaya devam ettiğini ortaya koyduğu, bunun da uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik çabalara doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığı kaydedildi.
Körfez ülkeleri, tekrarlanan saldırıları en güçlü şekilde kınadıklarını yineleyerek, bu tür eylemlerin sürmesinin bölgesel ve uluslararası barış ile güvenliğe doğrudan tehdit oluşturduğunu vurguladı. Açıklamada, uluslararası toplumun ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’nin, alınan kararların uygulanmasını sağlamak adına kararlı bir tutum sergilemesi gerektiği belirtildi.
Mektupta ayrıca, Körfez ülkelerinin, BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğu ifade edildi. Bu hakkın, devam eden saldırılara karşı, tehdidin niteliğiyle orantılı ve uluslararası hukuk kurallarıyla uyumlu şekilde kullanılabileceği; egemenliğin, toprak bütünlüğünün ve halkların güvenliğinin korunmasının hedeflendiği kaydedildi.
Körfez ülkeleri, uluslararası topluma ve özellikle BM Güvenlik Konseyi’ne çağrıda bulunarak, İran’ın 2817 sayılı karara uymasını sağlamak için gerekli adımların atılmasını ve bölgenin güvenlik ile istikrarını zedeleyen bu ihlallere son verilmesini talep etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة