Peru, Bogota Büyükelçisi Boza'yı süresiz geri çektiğini duyurdu

Sol görüşlü Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro (Reuters)
Sol görüşlü Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro (Reuters)
TT

Peru, Bogota Büyükelçisi Boza'yı süresiz geri çektiğini duyurdu

Sol görüşlü Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro (Reuters)
Sol görüşlü Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro (Reuters)

Peru, Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun iç işlerine müdahale ettiğini ileri sürerek Bogota Büyükelçisi Felix Denegri Boza'yı süresiz geri çağırdı.
Peru Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Petro'ya tepki gösterilerek, "Gerçeği ısrarla çarpıtmaya devam ediyor, Cumhurbaşkanı Petro'nun tavrı ve sürekli müdahaleci ifadeleri, Peru ile Kolombiya arasında var olan tarihi dostluk, işbirliği ve karşılıklı saygı ilişkisini ciddi şekilde sarsmıştır." ifadesine yer verildi.
Açıklamada, iki ülke arasında 200 yıldır sürmekte olan diplomatik ilişkiye Peru'nun dengeli, ilerici ve orantılı şekilde yanıt verdiği kaydedilerek, diplomatik ilişkilerin maslahatgüzar seviyesine indirildiği bildirildi.
Peru ile Kolombiya'nın karşılıklı saygı ve ilkeler çerçevesinde bir ilişki sürdürdüğü hatırlatılan açıklamada, "Bir arada yaşamayı öğreten normlar, ilkeler ve değerler çerçevesinde yola devam edilmesini umuyoruz." denildi.
Öte yandan eski Peru Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, sosyal medya hesabından Kolombiya Cumhurbaşkanı Petro'ya destek ve dayanışması için teşekkür etti.
Petro, 25 Mart'ta "28. İbero-Amerika Zirvesi" Dominik Cumhuriyeti'nde yaptığı konuşmada, Peru'nun mevcut yönetimini eleştirerek, "Bugün burada olmalıydı (Castillo'yu kast ederek) fakat onu görevden aldılar ve şimdi hapiste." ifadesini kullanmıştı.
Peru Dışişleri Bakanı Ana Cecilia Gervasi ise aynı zirvede Petro'ya yanıt vererek, "Eğer burada olsaydı, bir diktatör olacaktı" diye konuşmuştu.

Petro, "istenmeyen kişi" ilan edilmişti
Peru Cumhurbaşkanı Dina Boluarte, 15 Şubat'taki açıklamasında Petro'yu eleştirerek, "Kendini ülkeni yönetmeye ada, sokakların protestoyla dolmuş taşmış, Peru halkını kışkırtmayı bırak." şeklinde konuşmuştu.
Peru Kongresi, 18 Şubat'ta polise yönelik ifadeleri nedeniyle Kolombiya Cumhurbaşkanı Petro'yu ülkede "istenmeyen kişi" ilan etmişti.
Cumhurbaşkanı Petro, 12 Şubat'taki açıklamasında, Peru'da devam eden hükümet karşıtı protestolara değinerek, "Peru'da, (Polisin göstericilere müdahalesi) Amerikan İnsan Hakları Sözleşmesi çiğnenerek kendi halklarına karşı Naziler gibi yürüyorlar." ifadesini kullanmıştı.
Eski Cumhurbaşkanı Castillo'nun Peru Kongresi tarafından görevinden azledilmesinin ardından özellikle Kolombiya, Meksika ve Honduras, Peru'nun mevcut yönetimini sert ifadelerle eleştirmişti.
Peru, 26 Ocak'ta Honduras'taki büyükelçisini, 24 Şubat'ta ise Meksika'daki büyükelçisini iç işlerine müdahale edildiğini iddia ederek süresiz geri çekmişti.

Castillo'nun görevden alınması
Eski Cumhurbaşkanı Castillo, hükümeti devirmekle suçladığı Kongre tarafından "kalıcı ahlaki yetersizlik" suçlamasıyla 7 Aralık 2022'de görevinden azledilmişti.
Pedro Castillo, Kongreyi feshetme ve ulusal acil durum hükümeti kurma kararının ardından gözaltına alınmıştı.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dina Boluarte, ülkenin yeni Cumhurbaşkanı olarak yemin etmişti.
 



Avustralya'da bir genç İsrail cumhurbaşkanını öldürmekle tehdit ettiği iddiasıyla suçlandı

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (Reuters)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (Reuters)
TT

Avustralya'da bir genç İsrail cumhurbaşkanını öldürmekle tehdit ettiği iddiasıyla suçlandı

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (Reuters)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (Reuters)

Avustralyalı bir genç, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un Avustralya'ya yapması planlanan ziyaret öncesinde kendisine yönelik çevrimiçi ölüm tehditleri nedeniyle suçlandı.

Avustralya Federal Polisi yaptığı açıklamada, 19 yaşındaki gencin geçen ay bir sosyal medya platformu aracılığıyla "yabancı bir devlet başkanına ve uluslararası hukuk kapsamında korunan bir kişiye" yönelik tehditlerde bulunduğunu belirtti.

Bu suçun cezası on yıla kadar hapistir.

Polis tehditlerin hedefinin kim olduğunu açıklamadı, ancak Avustralya medyası tehditlerin Herzog'a yönelik olduğunu geniş çapta bildirdi. Sydney Morning Herald gazetesi, genç adamın ABD Başkanı Donald Trump'a da tehditlerde bulunduğunu bildirdi.

Polis, kefaletle serbest bırakılmasını reddetti ve bugün Sidney'deki bir mahkemede hakim karşısına çıkması bekleniyor. Polis, dün Sidney'deki bir evde yapılan aramada bir cep telefonu ve uyuşturucu yapımı veya kullanımına ilişkin malzemeler ele geçirdiklerini belirtti.

Herzog'un, aralık ayındaki Bondi plajı saldırısının ardından Başbakan Anthony Albanese'nin daveti üzerine beş günlük bir ziyaret için pazar günü Avustralya'ya gelmesi planlanıyor.

14 Aralık'ta Yahudi Hanuka kutlamaları sırasında meydana gelen ve 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarından hayatta kalanlar ve kurbanların aileleriyle görüşmesi bekleniyor.

Herzog'un ziyareti Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlanıyor.


Birleşmiş Milletler: DEAŞ'ın oluşturduğu tehdit arttı ve "daha karmaşık" bir hal aldı

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka şehrinde bulunan bir hapishanede DEAŞ mahkumları (Arşiv-Şarku'l Avsat)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka şehrinde bulunan bir hapishanede DEAŞ mahkumları (Arşiv-Şarku'l Avsat)
TT

Birleşmiş Milletler: DEAŞ'ın oluşturduğu tehdit arttı ve "daha karmaşık" bir hal aldı

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka şehrinde bulunan bir hapishanede DEAŞ mahkumları (Arşiv-Şarku'l Avsat)
Suriye'nin kuzeyindeki Rakka şehrinde bulunan bir hapishanede DEAŞ mahkumları (Arşiv-Şarku'l Avsat)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, DEAŞ'ın oluşturduğu tehdidin 2015 ortalarından bu yana istikrarlı bir şekilde arttığını ve "daha karmaşık" hale geldiğini belirtti.

Terörle Mücadeleden Sorumlu Genel Sekreter Vekili Alexander Zuev, BM Güvenlik Konseyi'ne verdiği brifingde, DEAŞ ve bağlantılı grupların Batı Afrika ve Sahel bölgesindeki varlıklarını genişletmeye devam ederken DEAŞ, Irak ve Suriye'de de saldırılar düzenlemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

Zuev, “Afganistan'da, grubun Horasan Vilayeti, bölge ve ötesi için en ciddi tehditlerden biri olmaya devam ediyor” dedi.

Zuev ayrıca, aralık ayında Avustralya'nın Sidney kentindeki Bondi Plajı'na düzenlenen ve 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının DEAŞ ideolojisinden esinlendiğini belirtti.

Geçtiğimiz ay, grup Nijer'in ana havaalanını hedef alan nadir bir saldırının sorumluluğunu üstlenerek, Sahel bölgesindeki artan gücünü vurguladı.

Birkaç gün önce, grup Kabil'deki bir Çin restoranına düzenlenen ve 7 kişinin ölümüne yol açan saldırının sorumluluğunu üstlenmişti.

Zuev'e göre, Suriye'de "Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) 21 Ocak'ta el-Hol kampından çekilmesi, yeni operasyonel ve insani zorluklar yarattı."

Kampta yaklaşık 24 bin kişi barınıyor; bunların yaklaşık 15 bini Suriyeli, 42 farklı uyruktan yaklaşık 6 bin 300 yabancı kadın ve çocuk bulunuyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu kişilerin çoğunun ülkeleri tarafından geri gönderilmeleri reddediliyor.

Kaçmalarından korkan Amerika Birleşik Devletleri, bu tutukluları Irak'a transfer etmeye başladı.

Zuev, “örgüt ve ona bağlı kuruluşların, devam eden terörle mücadele baskısına rağmen uyum sağlamaya ve direnç göstermeye devam ettiğini” ifade etti.

Birleşmiş Milletler Terörle Mücadele Komitesi Yürütme Direktörlüğü Başkanı ise DEAŞ'ın taktiklerini nasıl güncellediğinden bahsetti.

Örgütün ve diğer grupların “kripto para birimleri de dahil olmak üzere sanal varlıkların yanı sıra internet araçları, insansız hava aracı sistemleri ve gelişmiş yapay zeka uygulamalarının kullanımını genişlettiğini” söyledi.

Şöyle devam etti: “Yapay zeka, aşırıcılığı ve terörist eleman devşirmeyi teşvik etmek için giderek daha fazla kullanılıyor ve özellikle gençler ve çocuklar hedef alınıyor.”


Alman istihbaratı: Rusya'nın askeri harcamaları, kamuoyuna açıklananın çok üzerinde

Taktik nükleer silah konuşlandırma tatbikatları sırasında Rus askeri araçları görüntülendi (Arşiv- Reuters)
Taktik nükleer silah konuşlandırma tatbikatları sırasında Rus askeri araçları görüntülendi (Arşiv- Reuters)
TT

Alman istihbaratı: Rusya'nın askeri harcamaları, kamuoyuna açıklananın çok üzerinde

Taktik nükleer silah konuşlandırma tatbikatları sırasında Rus askeri araçları görüntülendi (Arşiv- Reuters)
Taktik nükleer silah konuşlandırma tatbikatları sırasında Rus askeri araçları görüntülendi (Arşiv- Reuters)

Almanya'nın dış istihbarat teşkilatı BND, dün yaptığı açıklamada, Rusya'nın askeri harcamalarının kamuoyuna açıklanandan çok daha fazla olduğunu belirterek, Moskova'nın NATO'nun doğu sınırlarına yönelik bir tehdit oluşturduğu uyarısında bulundu.

BND, Rus bütçe verilerinin analizinin, Rusya'nın 2022 ve 2023 yıllarındaki askeri harcamalarının resmi olarak açıklanan rakamdan yaklaşık %66 daha yüksek olduğunu gösterdiğini açıkladı. "Bu rakamlar, Rusya'nın Avrupa'ya yönelik artan tehdidinin somut bir göstergesidir" ifadelerini kullandı.

Rusya'nın savunma harcaması tanımının NATO'nunkinden farklı olduğunu, Moskova'nın askeri personele yapılan sosyal yardım ödemeleri, askeri inşaat ve bilişim projeleri gibi harcamaları hariç tuttuğunu belirtti. Bu ve diğer "gizli" miktarlar hesaba katılırsa, Rusya'nın 2024 yılındaki toplam askeri harcamasının resmi olarak açıklanan 140 milyar avro yerine 202 milyar avroya ulaşacağını ifade etti.

BND'ye göre 2025 yılının ilk üç çeyreğindeki toplam harcamaların, resmi rakam olan 118 milyar avroya kıyasla 163 milyar avroya çıkması bekleniyor. Alman istihbarat teşkilatı, 2025 yılındaki toplam askeri harcamaların Rusya'nın ekonomik çıktısının yaklaşık %10'unu ve toplam bütçesinin yarısını temsil ettiğini bildirdi.

BND’ye göre “Bu fonlar sadece Ukrayna’ya karşı savaşta değil, özellikle NATO’nun doğu kanadı boyunca askeri kapasiteleri güçlendirmek ve genişletmek için de kullanılıyor.”  Ekim ayında, Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı başkanı Martin Jaeger, Bundestag’a Rusya’nın Avrupa’da batıya doğru nüfuzunu genişletmeye kararlı olduğunu söylemişti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Jaeger, “Bu hedefe ulaşmak için Rusya, gerekirse NATO ile doğrudan askeri çatışmaya girmekten çekinmeyecektir” uyarısında bulunmuştu.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Rusya'yı Almanya ve diğer Avrupa ülkelerini hedef alan siber saldırılar, casusluk ve sabotaj operasyonları yürütmekle suçladı. Merz, son zamanlarda Avrupa havaalanları üzerinde gerçekleştirilen ve geniş çaplı aksamalara neden olan tanımlanamayan insansız hava araçları (İHA) uçuşlarının arkasında Moskova'nın olduğundan şüphelendiğini söyledi.