Sudan Komünist Partisi uzlaşıyı ve kurulması beklenen hükümeti devirmekle tehdit ediyor

Komünist Parti, tıpkı ordu gibi suçlardan ve tacizlerden eski müttefiklerini sorumlu tuttu.

14 Mart’ta Başkent Hartum'un kuzeyindeki Şaroni semtinde hükümet karşıtı bir miting (AFP)
14 Mart’ta Başkent Hartum'un kuzeyindeki Şaroni semtinde hükümet karşıtı bir miting (AFP)
TT

Sudan Komünist Partisi uzlaşıyı ve kurulması beklenen hükümeti devirmekle tehdit ediyor

14 Mart’ta Başkent Hartum'un kuzeyindeki Şaroni semtinde hükümet karşıtı bir miting (AFP)
14 Mart’ta Başkent Hartum'un kuzeyindeki Şaroni semtinde hükümet karşıtı bir miting (AFP)

Sudan Komünist Partisi, siviller ve ordu arasında siyasi uzlaşma temelinde kurulması beklenen hükümeti devirmek için çalışma tehdidinde bulundu ve bunu gayri meşru ve ‘geçersiz’ olarak niteledi. ‘Özgürlük ve Değişim’ Koalisyonundaki (ÖDBG) eski müttefiklerini meşruiyetten yoksun ve ordunun ortakları olarak niteledi. Çerçeve anlaşmanın imzalanmasından bu yana işlenen suçlardan cezai sorumluluk taşıdıklarını iddia ettiler.
Öte yandan sivil ve askeri tarafların güvencelerine göre, geniş yetkilere sahip bir geçiş sivil hükümetinin kurulacağı nihai bir anlaşmanın imzalanması için prosedürler hızlandırılıyor.
Sudan Komünist Partisi Merkez Komite üyesi Salih Mahmud, dün partinin Hartum'daki ofisinde düzenlediği basın toplantısında, ülkenin Nisan 2019'dan bu yana anayasaya aykırı bir durumda yaşadığını söyledi. Askeri Geçiş Konseyi, tarafından ‘devrimin kaçırılması’ olarak tanımlanan durumun ardından bunu yapan tarafların, Anayasal Belge’den Çerçeve Anlaşmaya kadar yaptıklarını ‘meşrulaştırmaya’ çalıştıklarını açıkladı.
Mahmud, askeri bileşenin yasa dışı veya anayasaya aykırı olduğunu ve bu nedenle ülkenin meselelerini araştırmak için ‘yetersiz’ olduğunu düşünüyordu. Buna ek olarak, ortak sivil partiler, seçilmiş kurumlar, genel bir referandum veya devrimci meşruiyet yoluyla elde edilebilecek gerekli halk yetkisine sahip olmadıklarına vurgu yapan Mahmud, “Bu taraflar, her geçen gün genişleyen tüm yaygın insan hakları ihlallerinin suç ortağıdır” dedi.
Komünist lider, partinin eski müttefiklerini ‘Yumuşak İniş Kuvvetleri’ olarak nitelendirerek, “Bunlar Hamdok'un birinci ve ikinci hükümetlerinden bu yana ordunun gerçek ortaklarıdır. Tıpkı ordu gibi savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçların sorumluluğunu üstlenecekler” ifadelerini kullandı.
Mahmud, ÖDGB tarafından düzenlenen ‘beş çalıştayı’ şiddetle eleştirerek, bunları bir sonraki hükümetin meşruiyetini dayandırmak için ‘kurnaz bir girişim’ olarak nitelendirdi. Salih Mahmud, “Meşru değil çünkü taraflarının meşruiyeti yok ve bu hiçbir meşruiyete dayanmayan yanlış bir girişimdir ve bunun üzerine bina edilen her şey yanlıştır. Ancak bölgesel ve uluslararası ortaklarının vesayetiyle dayatılabilir ve sonuçları ne kadar iyi olursa olsun meşruiyetten yoksundur” dedi.
Toplumda ‘yaşayan güçler’ olarak adlandırdığı kişileri ayağa kalkmaya ve ‘ülkeye karşı barışçıl gösteriler, grevler ve oturma eylemleri yoluyla bu komploya’ karşı koymaya çağırdı. Birleşmiş Milletler (BM) Entegre Geçiş Yardımı Misyonu (UNITAMS) Başkanı Volker Perthes’e de başka eleştiriler yöneltti. Mahmud, “Volker sokağın sözlerini dinlemeyi reddetti, bu yüzden bu hükümet ölü olarak doğacak ve kitleler onunla yüzleşmeli ve Sudan'ın her yerinde sokaklara dökülmelidir” dedi.
Mahmud, ‘adalet ve geçiş dönemi adaleti konulu çalıştayı’ da şiddetle eleştirdi ve bunun, adaleti suçların faillerini aklamak için kullanma girişimi olduğunu söyledi. Komünist lider, “Adaletin olması için savaştan barışa, diktatörlükten demokrasiye geçiş olması gerekir ve şu anda geçiş yoktur. Sanıklar iktidarda iken, bu suçların işlenmesine izin veren kanunlar kaldırılmadan, bağımsız yargı ve özgürlükler sağlanmadan geçiş dönemi adaleti olmaz. Mağdur yakınlarının bile taviz verme hakkı yok, peki siyasetçiler nasıl taviz veriyor? Bu gelecekte geçerli olmayacak bir saçmalık ve sefil bir fikir” şeklinde konuştu. 5 Aralık'ta, muhalefet ÖGDB, birçok sivil güç ve siyasi parti, ordu komutanı ve Hızlı Destek Güçleri’nin Komutanı, ordunun siyasetten çekilmesini ve sivil bir geçiş hükümeti kurulmasını öngören bir çerçeve anlaşma imzaladı. Ancak aralarında Komünist ve Arap Sosyalist Baas Partisi’nin de bulunduğu sol partiler anlaşmayı imzalamayı reddettiler ve bunu 2021 yılının Ekim ayında gerçekleştirilen darbenin ‘meşrulaştırması’ olarak değerlendirdiler.
Bu güçlerin yanı sıra Minni Arko Minawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi liderliğindeki darbeye destek veren, hatta çağrıda bulunan ordu liderlik ortakları ve Cuba Barış Anlaşması’nı imzalayan Cibril İbrahim liderliğindeki Adalet ve Eşitlik Hareketi, anlaşmayı imzalamayı reddettiler ve bunu onları dışlama ve Cuba Barış Anlaşmasını feshetme girişimi olarak değerlendirdiler.
Cibril İbrahim, hareketi ve ittifakının, mensubu olduğu blok ile Merkez blok arasında nihai bir anlaşmanın müzakere edilmesi şartıyla, tüm siyasi güçlerden uzakta ÖDBG Merkez Konseyi tarafından oluşturulan hükümetin parçası olmayacağını söyledi.
Doğu Sudan'daki sivil lider el-Nazir Muhammed el-Emin Türk, önümüzdeki Nisan'da nihai anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte ülkenin doğusunu ve Port Sudan limanını kapatmakla tehdit etti. Bu, daha önce uyguladığı ve eski Başbakan Abdullah Hamduk'un hükümetinin devrilmesinde büyük katkı sağladığı ve ona karşı bir darbenin önünü açtığı senaryonun tekrarı.
Buna paralel olarak siyasi sürecin son çalıştayı olan ‘Güvenlik ve Askeri Reform Çalıştayı’ da dört gün süren toplantı ve müzakerelerin ardından çalışmalarını tamamladı. Nihai anlaşmayı hazırlayan komitenin 29 Mart akşamı özel bir oturum düzenleyerek çalıştayın tavsiyelerini formüle etmesi ve bunları önümüzdeki ayın başlarında imzalanması beklenen nihai anlaşmaya dahil etmesi bekleniyor.



Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının önündeki engel, İsrail’in son cesedin kalıntılarını bulmasının ardından aşıldı. Ancak kapının çalışma mekanizmasına ilişkin Mısır ile İsrail arasında istişareler sürüyor. Kapının yarın (cuma) ya da en geç pazar günü yeniden faaliyete geçmesi bekleniyor.

Mısırlı ve Filistinli iki bilgi sahibi kaynak, dün Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sınır kapısının yakın zamanda açılmasına yönelik dikkat çekici bir beklenti olduğunu, nihai çalışma usullerinin ise önümüzdeki saatlerde Mısır-İsrail arasındaki mutabakatlarla belirleneceğini ifade etti.

Mısırlı kaynak, sınır kapısının işleyiş mekanizmasına dair Mısır, ABD ve İsrail arasında istişareler yürütüldüğünü belirterek, İsrail’in özellikle Gazze Şeridi’ne giriş mekanizması konusunda engeller koymasının beklendiğini, zira Tel Aviv’in yalnızca tehcir seçeneğini istediğini, buna karşılık Mısır’ın yaralıları ve ailelerini acil ve geçici olarak kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.

Aynı kaynak, İsrail’in güvenlik gerekçeleriyle sınır kapısında karmaşık ve sıkı prosedürler uygulamasının da beklendiğini, kapının yalnızca bireylerin geçişine tahsis edileceğini kaydetti. Kahire’nin tutumunun ise sahadaki fiili duruma ve İsrail tarafından engellerle karşılaşılıp karşılaşılmayacağına göre şekilleneceğini belirtti.

Filistinli kaynak da sınır kapısının açılma tarihinin artık yakın olduğunu ifade ederek, bu konuda bir görüş ayrılığı bulunmadığını, özellikle Mısır ile İsrail arasında süren düzenleme ve mutabakatların beklendiğini söyledi. Kaynak, çalışma mekanizmasının ise henüz netlik kazanmadığını, ancak kapının 2005 Anlaşması uyarınca Avrupa denetiminde ve Filistin Yönetimi’nin katılımıyla işletileceğinin bilindiğini kaydetti.

Kaynak, belirsizliğin nedenini, geçmişte sınır kapısından Hamas’a bağlı İçişleri biriminin sorumlu olmasına bağlayarak, İsrail’in şu aşamada isim listelerini önceden teslim alıp incelemede ısrar ettiğini, Gazze Şeridi’nden çıkışlarda görece esneklik, bölgeye girişlerde ise sıkı denetimler uygulanmasını istediğini aktardı. Kahire’nin Washington ve Tel Aviv ile mutabakata varması halinde dahi, asıl belirleyici unsurun sahadaki uygulama olacağını vurgulayan kaynak, İsrail’in olası sıkılaştırmaları ve engellerine yönelik endişelere dikkat çekti.

Öte yandan, Refah Sınır Kapısı’nın açılma tarihi ve çalışma usulleri İsrail medyasında da kesinlik kazanmış görünmüyor. İsrail’in Haaretz gazetesi, güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması için hazırlıklarını tamamladığını bildirdi. Gazete, Avrupalı bir diplomata atıfla, Refah’tan geçişine izin verilecek Filistinlilerin sayısının hâlâ İsrail ile Mısır arasında müzakere edildiğini aktardı. İsrail merkezli Walla haber sitesi ise sınır kapısının pazar günü açılmasının mümkün olabileceğini yazdı.

defrgty6
Han Yunus'ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

İsrail Ordu Radyosu, Refah Sınır Kapısı’nda uygulanması planlanan yeni çalışma mekanizmasına ilişkin olarak, Gazze Şeridi’ne giriş ve çıkışların öncelikle Mısır’ın onayını gerektireceğini, ardından isim listelerinin İsrail’e iletilerek onay alınacağını bildirdi.

Haberde, sınır kapısı içinde bir İsrailli güvenlik görevlisinin, Gazze Şeridi’nden Mısır topraklarına geçiş yapanları gözetlemekle görevli olacağı, bölgeden çıkan kişilerin doğrudan fiziki aramaya tabi tutulmayacağı ancak güvenlik denetimi altında geçiş yapacakları ifade edildi.

Geçiş mekanizmasına ilişkin rakamlar ise çelişkili. Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre, Gazze Şeridi’ne günlük yaklaşık 150 kişinin girişine izin verilmesi, daha fazla sayıda kişinin ise bölgeden çıkış yapabilmesi öngörülüyor. Diğer sızıntılarda ise İsrail’in, sınır kapısının açılmasının ilk aşamasında Gazze Şeridi’ne döneceklerin sayısını günlük 50 kişiyle sınırlamayı planladığı belirtiliyor. Bu konunun, bugün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun üst düzey güvenlik yetkilileriyle yapacağı ve Gazze’deki yeni düzenlemelerin ele alınacağı güvenlik toplantısında netleşmesi bekleniyor.

Netanyahu’nun ofisi, geçtiğimiz pazar günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde kalan son İsrailli rehinenin cesedinin yerinin tespit edilmesine yönelik operasyonun tamamlanmasının ardından, Refah Sınır Kapısı’nın yalnızca bireylerin geçişi için yeniden açılacağını duyurmuştu. İsrail ordusu, açıklamadan saatler sonra söz konusu cesede ulaşıldığını bildirmişti.

Netanyahu dün, pazartesi günü cesedi İsrail’e getirilen Ran Gvili’nin cenaze törenine katılanlara hitaben yaptığı konuşmada, “Görevlerimizi tamamlamaya kararlıyız: Hamas’ı silahsızlandırmak ve Gazze Şeridi’ni silahsız bir bölge haline getirmek. Bunu başaracağız. Düşmanlarımız bilsin ki İsrail’e el kaldıran herkes çok ağır bir bedel ödeyecektir” dedi.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise Netanyahu’nun meydan okuyan söylemlerinin ötesinde, Mayıs 2024’ten bu yana kontrolü altında tuttuğu Refah Sınır Kapısı’nı açmaktan başka bir seçeneği bulunmadığını savundu. Rakab, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin son açıklamaların ve benzeri çıkışların, sınır kapısının açılmasının uygulanmasını bekleyen tabloyu karmaşıklaştırmaya yönelik olduğunu belirtti. Rakab, söz konusu açılışın, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.


Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
TT

Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında dün Moskova'da gerçekleşen, üç ay içinde ikinci kez yapılan görüşme, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma arzusunu yansıtıyor.

Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin "Başkan Şara'nın kişisel çabaları sayesinde somut ilerleme kaydettiğini" söyledi. Putin Şara'ya hitaben, "Yeniden yapılanma ve rehabilitasyon konusunda yapılacak çok iş olduğunu biliyorum... ve inşaat sektörü de dahil olmak üzere ekonomik kurumlarımız bu ortak çabaya tamamen hazır" dedi.

El-Şara ise Suriye'nin "geçtiğimiz yıl birçok aşama ve engeli aştığını, bunların en sonuncusunun da Suriye topraklarının birleştirilmesi sorunu olduğunu" söyledi. "Şam, bölgedeki yıkım halinden istikrar ve barışa geçişe bel bağlıyor" ifadesini kullandı.

İki cumhurbaşkanı yeniden yapılanma ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki durumu görüşürken, görüşmenin açık bölümünde potansiyel olarak tartışmalı olabilecek noktalara değinmekten kaçındılar. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu noktalar arasında Suriye'deki Rus askeri üslerinin akıbeti veya Suriye kıyılarındaki durum yer alıyor; zira Rus topraklarında bulunan eski rejimin bazı kalıntılarının bölgedeki durumu alevlendirmeye çalıştığı yönünde suçlamalar da mevcut.


Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"
TT

Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"

İsrail dün Batı Şeria'daki saldırılarını artırarak, iki yıl boyunca kuzeye yoğunlaştırdığı saldırılarını Batı Şeria'nın orta ve güney kesimlerine de genişletti.

BM İnsan Hakları Ofisi dün, yerleşimcilerin, İsrail güvenlik güçlerinin desteği ve katılımıyla Filistinlilerin geniş bölgelerden zorla göç ettirilmesine yol açtığını ve bunun "savaş suçu teşkil ettiğini" belirterek uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi Direktörü Ajith Sunghay, “İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi bir savaş suçudur ve insanlığa karşı suç teşkil edebilir” dedi.

Bu arada, Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD de dahil olmak üzere arabulucular aracılığıyla Refah sınır kapısının bu hafta içinde açılacağına dair güvenceler aldıklarını ve bugünün (Perşembe) en muhtemel tarih olduğunu vurguladı.

Ancak İsrail'deki haberler açılış tarihi konusunda çelişkili; İsrail Yayın Kurumu bugün açılacağını doğrularken, Walla web sitesi açılışın önümüzdeki pazar günü gerçekleşeceğini belirtti.