Satürn'ün halkaları ayrışarak gezegenin atmosferini ısıtıyor

Bilim insanları halka parçacıklarının, bileşimini değiştirerek Satürn'ün üst atmosferini dönüştürdüğünü söylüyor

(NASA/ESA/Lotfi Ben-Jaffel)
(NASA/ESA/Lotfi Ben-Jaffel)
TT

Satürn'ün halkaları ayrışarak gezegenin atmosferini ısıtıyor

(NASA/ESA/Lotfi Ben-Jaffel)
(NASA/ESA/Lotfi Ben-Jaffel)

Satürn'ün halkalarının ayrışarak gaz devinin üst atmosferini ısıttığını belirten yeni bir araştırmanın bulguları, diğer yıldızların etrafındaki gezegenlerin halka sistemleri olup olmadığını tahmin etmeye yarayabilir.
Aralarında NASA'nın ABD'deki Goddard Uzay Uçuş Merkezi'nden isimlerin de yer aldığı gökbilimciler, Güneş Sistemi'nde daha önce hiç görülmeyen bu fenomenin Satürn ve halkaları arasındaki beklenmedik bir etkileşim olduğunu söylüyor.
Perşembe günü Planetary Science Journal'da yayımlanan yeni çalışmada bilim insanları Satürn'ün atmosferinde aşırı drecede ultraviyole radyasyon olduğunu, bunun da gezegenin üst atmosferinin dışarıdan kirlendiğine ve ısındığına işaret ettiğiğini bildirdi.
Bilim insanları bunun mikrometeoritlerin etkisi, Güneş rüzgarındaki parçacıkların bombardımanı, Güneş'in ultraviyole radyasyonu veya elektrik yüklü tozları toplayan elektromanyetik kuvvetlerden kaynaklanabileceğini söylüyor. Bunların hepsi, parçacıkları gezegene çeken kütleçekimi alanı nedeniyle gaz devine doğru çekilebilir.
Araştırmacılar gözlemlenen fenomenin en makul açıklamasının, buzlu halka parçacıklarının Satürn'ün atmosferine yağarak ısınmaya yol açması olduğunu söylüyor.
NASA'nın Cassini isimli uzay sondası daha önce, 2017'de, Satürn'ün atmosferine dalarak gezegenin atmosferik bileşenlerini ölçmüş ve halkalardan birçok parçacığın düştüğünü doğrulamıştı.
Çalışmanın ortak yazarı Lotfi Ben-Jaffel şöyle diyor:
"Her şeyi, belirli enlemlerde atmosfere dökülen halka parçacıkları yönlendiriyor. Bunlar bileşimi değiştirerek üst atmosferi dönüştürüyor."
Araştırmacılar parçacıkların atmosferik gazlarla çarpışmasını içeren süreçlerin, belirli bir yükseklikten atmosferi ısıttığından şüpheleniyor.
Çalışmada bilim insanları, 1980'lerde gezegenin yanından geçen iki NASA Voyager sondası da dahil Satürn'ün incelendiği 4 uzay görevinden elde edilen, arşivdeki ultraviyole ışık (UV) gözlemlerini değerlendirdi.
Dr. Ben-Jaffel, "Her şey kalibre edildiğinde, tüm görevlerdeki spektrumların tutarlı olduğunu açıkça gördük" diyor:
"Bu bana gerçekten sürpriz oldu. Farklı ışık dağılımı verilerinin haritasını çıkardım ve sonra hayretle hepsinin aynı olduğunu fark ettim."
Gökbilimciler, 40 yıllık Güneş döngülerini kapsayan UV verilerine dayanarak Güneş'in Satürn üzerindeki mevsimsel etkilerini analiz etmeyi başardı.
UV radyasyon seviyesinde bir farklılık olmadığını ortaya koyan veriler, Satürn'ün halkalarından sürekli gelen "buz yağmurunun" gezegenin üst atmosferinin ısınmasının "en iyi açıklaması" olduğunu gösteriyor.
Dr. Ben-Jaffel, "Halkaların, bir gezegenin üst atmosferi üzerindeki bu etkisini tanımlama sürecinin henüz başındayız. Nihayetinde, uzak dünyaların atmosferleri hakkında gerçek bir işaret verecek küresel bir yaklaşıma sahip olmak istiyoruz" diyor:
"Bu çalışmanın amaçlarından biri de bunu diğer yıldızların yörüngesindeki gezegenlere nasıl uygulayabileceğimizi görmek. Buna 'öte-halkalar' arayışı diyebiliriz."



Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
TT

Musk-Altman çekişmesi: Bu mücadele OpenAI için mi yoksa insanlığın geleceği için mi?

Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)
Duruşmanın yapıldığı sırada Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Halid İsam el-İslambuli

Dünyanın yazılım ve teknoloji başkenti, inovasyon hayallerinin güç ve para çatışmalarıyla kesiştiği Silikon Vadisi'nin kalbi San Francisco'da, modern çağın en sert hukuki savaşlarından biri patlak verdi. Bir zamanların ortakları, bugünün hasımları olan milyarder Elon Musk ile OpenAI yönetim kurulunun temsilcisi ve şirketin CEO'su Sam Altman arasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyor. Musk, Altman ve yönetim kurulu üyelerini ‘şirketin kuruluş misyonuna ihanet etmekle’ suçluyor. Microsoft'un milyarlarca dolarlık desteğiyle OpenAI'ı kâr odaklı devasa bir şirkete dönüştürdüklerini ve şirketin özgün amacını açıkça çiğnediklerini öne süren Musk, şirketin eski kâr amacı gütmeyen yapısına kavuşturulmasını, ağır tazminat ödenmesini, Altman ile yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmasını ve şirketin köklü bir yeniden yapılanmaya gitmesini talep ediyor.

Bu dava eski ortaklar arasındaki kişisel bir hesaplaşmadan ibaret değil; teknoloji endüstrilerinin ve yapay zekanın geleceği üzerinde oynanan kapsamlı bir savaş ve gerçek bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Musk'ın galip gelmesi halinde kamuya fayda ve güvenliği ön plana alan daha katı bir yönetişim modeli dayatılabilir; bu da Microsoft ile kurulan türden tekelci ortaklıklar da dahil olmak üzere büyük şirketlerin egemenliğini kırabilir, sektördeki rekabet kurallarını yeniden belirleyebilir, açık ya da sorumlu inovasyonu teşvik edebilir ve Musk'ın desteklediği Grok yapay zeka aracına sahip xAI gibi şirketleri de etkileyebilir.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre davayı OpenAI'ın kazanması halinde ise yeterli denetim mekanizmaları olmaksızın kâr odaklı bu hızlı yarış pekişecek. İnsani boyutta ise insanlık kaderi belirleyici olan ‘AI herkesin yararına mı yönetilecek, yoksa az sayıda şirketin tahakküm aracına mı dönüşecek?’ sorusuyla karşı karşıya.

Eski ortaklar arasındaki bu savaş, önümüzdeki on yılların dünyasının şeklini belirleyebilir.

Musk ve Altman'ın OpenAI'ı kurması

OpenAI, başta Google ve Microsoft olmak üzere teknoloji devlerinin ‘Yapay Genel Zeka’ (AGI) geliştirme sürecine hâkim olmasına yönelik artan kaygılara doğrudan bir yanıt olarak 2015 yılında Delaware eyaletinde kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. AGI; bir makinenin insanın yapabileceği her türlü entelektüel görevi anlama ve öğrenme kapasitesini ifade ediyor. Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

Şirket başlangıçta şeffaflık ve iş birliğini temel alarak soylu ilkeler üzerine inşa edildi. Kuruluş tüzüğüne göre misyonu, AGI'nin tüm insanlığın yararına hizmet etmesini güvence altına almaktı. Şirket, bazı patent ve araştırmalarını kamuya açık hale getirerek diğer kurumlarla şeffaf bir iş birliği yapma niyetini ilan etti ve araştırma bulgularını kamuoyuyla paylaşmayı taahhüt etti.

Kuruluşa Elon Musk, Sam Altman ve Greg Brockman başta olmak üzere teknoloji dünyasının önde gelen isimleri ortak oldu. Kurucular, Amazon Web Services ve Infosys ile birlikte bir milyar dolar toplamayı taahhüt etti. Ancak fiilen toplanan miktar bunun çok altında kaldı. Şirket 2018 yılına kadar uzun vadeli güvenliği ve kamu yararını öncelik sırasına koyan açık bir araştırma laboratuvarı olarak faaliyet gösterdi; daha sonra ‘eski ortakların savaşını’ alevlendiren köklü dönüşümler başladı.

Şirket, bu alandaki denetimsiz ticari yarışın insanlık için ciddi tehditler doğurabileceğine dair derin varoluşsal kaygılar eşliğinde hayat buldu. AI’nın doğuracağı risklerinden son derece tedirgin olan Elon Musk da bu fikrin öncüleri arasında yer alıyordu.

2018'den 2024'e kritik yılların dönüşümleri

Elon Musk, yönetim kurulunun liderliği üzerinde yaşanan şiddetli bir güç mücadelesinin ardından 2018 yılının şubat ayında OpenAI yönetim kurulundan ayrıldı. Ayrılış gerekçesi olarak kâr amacı gütmeyen misyona "ihanet tohumlarını" ve ticari bir yönelişe geçişin başladığını gördüğünü ileri sürdü. Buna Tesla faaliyetleriyle olası çıkar çatışması da eklendi. Şirket bu tarihten itibaren büyük yatırımları çekmek amacıyla ticari bir kol oluşturarak kademeli olarak kâr odaklı bir yapıya geçti, ardından hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü. Bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi. Fakat gelişmiş modellere erişimin kısıtlanması ve kâr öncelikli yapıya kayış nedeniyle artan eleştirilere de muhatap oldu. Kasım 2023’e gelindiğinde ise Sam Altman'ın kısa süreliğine görevden alındığı, ardından yeniden atandığı bir kriz patlak verdi.

cx cd
Elon Musk'ın OpenAI aleyhine açtığı davada açılış duruşmalarının başlamasıyla birlikte Kaliforniya'nın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında (AFP)

Musk, 2024 şubatında davayı açarak Altman liderliğindeki OpenAI yönetim kurulunu ‘şirketin kuruluş tüzüğüne ihanet etmek ve Microsoft'un desteğiyle kurucu ortakların, hissedarların ve pay sahiplerinin onayı alınmaksızın yasalara aykırı biçimde şirketi kapalı bir kâr amaçlı yapıya dönüştürmekle’ suçladı.

ABD merkezli şirketlerle ilgili hukuk kurallarına göre bu şirketler, amaçları, kârı değerlendirme biçimleri ve kamu yararına bağlılıkları temelinde dört ana kategoriye ayrılıyor:

1- Geleneksel şirketler, hissedar değerini en üst düzeye çıkarmayı ve kâr dağıtımını hedefler; sosyal fayda yükümlülükleri bulunmaz.

2- Sınırlı sorumlu şirketler yüksek esneklikleriyle öne çıkar ve kârı doğrudan sahiplerine aktarır.

3- Kamu yararına şirketler kâr amacı güder; ancak yasal olarak sosyal kamu yararı sağlamakla yükümlüdür.

4- Kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ise bireyler arasında kâr dağıtımını yasaklar; tüm kaynakların kamu yararına yönelik amaçlara tahsis edilmesi zorunludur ve vergiden muaf tutulur. Kâr amacı gütmeyen modelden kâr odaklı modele bu geçiş, davanın özünü ve mevcut hukuki anlaşmazlığın can alıcı noktasını oluşturuyor.

Şirket hukuki statüsünü kâr amacı gütmeyen kuruluştan kamu yararına şirkete dönüştürdü; ardından bu dönüşümlerin doruk noktasını 2019'da Microsoft ile kurulan stratejik ortaklık oluşturdu. Bunu 2022'de piyasaya sürülen ve benzeri görülmemiş ticari bir başarı yakalayan ChatGPT izledi.

Mahkeme koridorlarında

Dava ‘Musk - Altman Davası’ olarak 29 Şubat 2024 tarihinde Kaliforniya’nın Oakland kentindeki federal adalet kompleksi Kuzey Kaliforniya ABD Federal Bölge Mahkemesi'nde açıldı. Musk, aynı yıl kasım ayında OpenAI'ın kâr amaçlı yapıya geçişini engellemek amacıyla acil bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebiyle mahkemeye başvurdu. Musk, bu dönüşümün 2016-2020 yılları arasında yaptığı 44 milyon dolarlık katkıların koşullarını ihlal ettiğini ileri sürdü. Ertesi yıl şubat ayına gelindiğinde ise davayı yürüten Federal Yargıç Yvonne Gonzalez Rogers, Musk'ın telafi edilemez zarara uğradığı iddiasını abartılı bularak davayı reddetti.

fbvfbv
OpenAI CEO'su Sam Altman, Avukat Jay Jurata tarafından sorgulanırken (Reuters)

Geçtiğimiz yıl nisan ayında OpenAI'ın 12 eski çalışanı, Elon Musk'ın şirkete karşı açtığı davaya müdahil olmak istediklerine dair mahkemeye bir dilekçe sundu. Dilekçede Altman, ‘dürüst olmamakla ve çalışanları ömür boyu geçerli iftira etmeme anlaşmaları (Non-Disparagement Agreements) imzalamaya zorlamaları konusunda yanıltmakla’ suçlandı. OpenAI ise karşı dava açarak Musk'ı ‘kendi projelerine yarar sağlamak amacıyla şirketin ilerleyişini engellemeye çalışmakla’ itham etti.

Yine geçtiğimiz yılın mayıs ayında ise Yargıç Rogers, ön duruşmalarda nihai taleplerin bir bölümünü kabul edilemez bulurken başta dolandırıcılık ve haksız zenginleşme iddiaları olmak üzere diğer taleplerin görülmesini kabul etti.

Ekim ayına gelindiğinde OpenAI, şirket yapısını özel kamu yararına şirket (Private Benefit Corporation) olarak yeniden düzenledi ve OpenAI'ın bağlı kâr amacı gütmeyen kuruluşu yüzde 26, Microsoft ise yüzde 27 pay aldı.

Geçtiğimiz nisan ayı başlarında ise Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini, Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini ve Greg Brockman dahil diğer yöneticilerin de kapsama alınmasını talep etti. Yargıç Rogers bu talepleri kabul etti; bunun üzerine 27 Nisan 2026'da tarafları dinleyecek jürinin seçim süreci başladı.

Musk, nihai taleplerini revize ederek davadan elde edilecek olası tazminatların OpenAI'ın kâr amacı gütmeyen hayır kuruluşu hesabına yönlendirilmesini ve Altman'ın yönetim kurulundan ihraç edilmesini talep etti.

Musk'ın mahkeme ifadesi: Üç kritik gün

Musk, 28-30 Nisan 2026 tarihleri arasında her bir oturum yaklaşık yedi saat olmak üzere mahkemede jüri karşısında ifade verdi. Musk, 28 Nisan’daki oturumda özgeçmişine ve OpenAI'ı AI’ın risklerine karşı kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kurma gerekçelerine odaklandı ve şirketi insanlığa hizmet eden araştırma odaklı bir hayır kurumu olarak gördüğünü vurguladı. AI, Star Trek film serisine benzer bir modele dönüşmesini umduğunu, ancak şirketin, AI’ın kendi varlığının farkına varıp insanlara karşı bir yok etme savaşı başlattığı Terminatör serisini andıran bir senaryoya evirildiğini görünce şok yaşadığını söyledi. Yargıç Rogers, varoluş meselesini uzun uzadıya aktaran Musk'ın sözlerini, jürinin konuyu kavradığını ve daha fazla açıklamaya gerek olmadığını belirterek kesti.

frbhrgt
Elon Musk'ın OpenAI'a karşı açtığı davayla ilgili duruşma günü mahkemeye taşınan belge kutuları, 12 Mayıs tarihli (Reuters)

Musk, 29 Nisan’daki oturumda 800 milyar dolar değerindeki bir şirketin kuruluşuna 38 milyon dolar bağışladığı için kendini ‘aptal’ gibi hissettiğini dile getirdi ve Altman ile Brockman'ı ‘şirketin kâr amacı gütmeyen yapısını öngören kuruluş tüzüğüne ihanet etmekle’ suçladı. Musk, 30 Nisan’daki oturumda ise OpenAI’ın Avukatı William Savitt'in sert sorgulamasıyla karşı karşıya kaldı. ‘Şirketin kurucu ortakların parasını çaldığı’ iddiasını içeren gergin bir tartışmaya dönüşen bu sorgunun ardından Yargıç Rogers, belirgin gerilim üzerine sorgulamayı sonlandırdı.

Musk sonrası ifadeler

Musk'ın ifadesinin tamamlanmasının ardından mahkeme ve jüri diğer önemli tanıkları dinledi. Bunların başında Musk'ın rakibi Altman geldi. Altman, 12 Mayıs’taki oturumda kendisinin ‘dürüst ve güvenilir bir iş insanı’ olduğunu söyleyerek Musk'ın ‘şirketi kâr amacı gütmeyen bir yapıdan kâr amaçlı yapıya dönüştürmek için çalmaya çalıştığı’ iddiasını reddetti. Altman ayrıca Musk'ın 2019'da şirketin ticari kolu kurma planına herhangi bir itirazda bulunmadığını ve SpaceX ile Tesla'nın başındaki ismin yönetim kurulundan ayrılmasından bir yıl önce bu plandan haberdar olduğunu vurguladı.

4 Mayıs’taki oturumda ise yazılım, bilgisayar mühendisliği ve AI profesörü Stuart Russell, bu alandaki denetimsiz yarışın riskleri hakkında ifade verdi. Yargıç Rogers, varoluşsal tehlikelere ilişkin açıklamalarını sınırlandırmasını istedi.

fgr
OpenAI CEO'su Sam Altman'ın Oakland kentindeki federal mahkemeye gelişi sırasında, 12 Mayıs 2026 (AFP)

5 ve 6 Mayıs oturumlarında Greg Brockman, şirketin kâr amaçlı modele geçişini savunduğu uzun bir savunma ifadesi verdi. 2017'de Musk ile yaşadığı gergin bir yüzleşmeyi aktaran Brockman, "Beni döveceğini sandım" dedi. Ayrıca Shivon Zilis'in Musk ile ilişkisinden ve onun şirket içinde "ajan ya da casus" rolü üstlendiği iddiasından söz etti. 6 Mayıs oturumunda ise eski OpenAI yönetim kurulu üyesi ve Musk'ın dört çocuğunun annesi olan Shivon Zilis, belirli güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde hassas bir ifade verdi. Musk ile önceki romantik ilişkisini kabul eden Zilis, şirket içinde onun için sızıntı kaynağı işlevi gördüğü iddiasını reddetti.

Jürinin kararı

Dünya bu davanın jüri kararını bekliyor. Amerikan federal mahkeme hukukuna göre bu tür davalarda jürinin oybirliğiyle karar vermesi zorunlu; ancak bu sağlandığı takdirde Yargıç Rogers esasa ilişkin nihai hükmünü açıklayabilecek. Tek bir jüri üyesinin bile karşı çıkması durumunda ‘hung jury‘ (askıya alınmış jüri) hali ortaya çıkacak. Bu durum davanın yeni bir jüri heyeti önünde yeniden görülmesine yol açabilir. Böylece anlaşmazlık aylarca daha uzayabilir. Bu yüzden her iki tarafın da jüri üyelerini her türlü yolla ikna etmeye ve kendi safına çekmeye çalışması bekleniyor.

sdv
Duruşma sırasında Ronald V. Dellums Federal Binası'nın önünde Musk ve Altman'ın fotoğraflarının yapıştırıldığı şişme boks kuklalarının sergilendiği görüldü (AFP)

Davanın Musk lehine sonuçlanması halinde AI sistemlerinde açık kaynak modellerine kısmı bir dönüş yaşanabilir. Bu da üniversitelerin ve bağımsız araştırmacıların AI’ın gelişimini izlemesine ve sapmasını önlemesine olanak tanır. Altman'ın kazanması durumunda ise bu, büyük şirketlere insanlık tarihinin en büyük icadını ticari sır perdesi altında özelleştirme yolunu açan bir yeşil ışık olarak değerlendirilecek.

İnsanlık kritik bir kavşakta duruyor: Ya AI, kurucularının başlangıçta hayal ettiği gibi ‘insanlığın ortak mirası’ olarak kalacak ya da az sayıda güçlü şirketin tekelinde bir ‘teknolojik silaha’ dönüşecek.


Google, AI üretimli kritik güvenlik açığını tespit etti

Google Tehdit İstihbarat Grubu, yeni ve endişe verici yeni bir yapay zeka trendi tespit etti (Reuters)
Google Tehdit İstihbarat Grubu, yeni ve endişe verici yeni bir yapay zeka trendi tespit etti (Reuters)
TT

Google, AI üretimli kritik güvenlik açığını tespit etti

Google Tehdit İstihbarat Grubu, yeni ve endişe verici yeni bir yapay zeka trendi tespit etti (Reuters)
Google Tehdit İstihbarat Grubu, yeni ve endişe verici yeni bir yapay zeka trendi tespit etti (Reuters)

Google'daki araştırmacılar, siber suçluların yapay zeka kullanarak en ciddi türdeki siber güvenlik açığını yarattığına dair ilk kanıtı bulduklarını açıkladı.

Google Tehdit İstihbarat Grubu'ndan (GTIG) bir ekip, siber suçluların sıfır-gün açığı diye bilinen bir güvenlik açığını keşfetmek için yapay zeka kullandığını bildirdi.

Yazılım geliştiricilerinin varlığından haberdar olmadığı, yani ona karşı korunma yolu bulmak için ellerinde sıfır gün olduğu bu tür açıklar bilhassa endişe veriyor.

Araştırmacılar pazartesi günü yayımlanan raporda, "GTIG, yapay zekayla geliştirildiğine inandığımız bir sıfır-gün istismarını kullanan bir tehdit aktörünü ilk kez tespit etti" diye yazdı.

Suçlu tehdit aktörü bunu kitlesel bir istismar olayında kullanmayı planlıyordu ancak proaktif karşı-keşfimiz bunun kullanımını önlemiş olabilir.

Araştırmacılar, Çin ve Kuzey Kore'yle bağlantılı hackerların sıfır-gün açıklarını bulmak için yapay zeka geliştirmeye "ciddi bir ilgi" gösterdiğini belirtti.

Siber suçluları cesaretlendiren yeni yapay zeka araçlarının ortaya çıkması, 2026'da rekor düzeyde siber saldırı gerçekleştirilmesine katkı sağladı.

Yakın zamanda yayımlanan bir raporda, yapay zeka bot saldırılarının son bir yılda 10 kattan fazla artarak küresel çapta 2 milyondan 25 milyona çıktığı tespit edilmişti.

Olaylardaki artış, Anthropic ve OpenAI gibi önde gelen yapay zeka şirketlerinin, güvenlik açıklarını herhangi bir insandan daha etkili bir şekilde tespit edebilen araçlar geliştirdiği dönemde yaşanıyor.

sdvdsfvf

Anthropic'in kısa süre önce tanıttığı Mythos modeli, dünyanın tüm büyük işletim sistemleri ve internet tarayıcılarındaki yazılım açıklarını ortaya çıkardığı için "korkutucu bir süper hacker" diye tanımlanıyor.

Anthropic, yalnızca sınırlı sayıda teknoloji ve finans kuruluşuna sunulan modelin, bu kurumların siber savunmalarını güçlendirmeye katkı sağlayabileceğini iddia ediyor.

Google araştırmacıları, bu yeni modellerin potansiyel saldırılara karşı savunmaya yardımcı olabileceğini ancak siber suçluların bunları endişe verici ölçekte saldırılar gerçekleştirmek için suiistimal ettiğini belirtti.

Araştırmacılar son raporda, "Tehdit aktörleri kullanım sınırlarını yasadışı bir şekilde aşmak için artık profesyonelleştirilmiş ara yazılımlar ve otomatik kayıt işlem hatları aracılığıyla modellere anonim ve üst düzey erişim sağlamaya çalışıyor" uyarısında bulundu.

Bu altyapı, deneme sürümlerinin suiistimal edilmesi ve programlı hesap döngüleri yoluyla operasyonları finanse ederken, hizmetlerin büyük ölçekte kötüye kullanılmasını mümkün kılıyor.

Independent Türkçe


Lazer silahları... Geliştirme konusunda küresel bir yarış

Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor
Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor
TT

Lazer silahları... Geliştirme konusunda küresel bir yarış

Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor
Lazer sistemleri giderek daha karmaşık hale geliyor

Geçtiğimiz eylül ayında, lazer silahları alanında dünyanın bir dönüm noktasına yaklaştığını yazmıştım. Bu değerlendirme, Çin’in Pekin’de düzenlenen bir askerî geçit töreninde LY-1 adlı deniz konuşlu lazer silahını tanıtmasının, ABD’nin lazerle donatılmış ilk muharebe araçlarını Amerikan ordusuna teslim etmesinin, Fransa’nın insansız hava araçlarına (İHA) karşı kullanılmak üzere yeni bir lazer prototipi talep etmesinin ve Hindistan’ın yönlendirilmiş enerji bileşeni içeren entegre hava savunma sistemini test etmesinin ardından gelmişti. Bu gelişmeleri Jared Keller da kaleme almıştı. Sonuç olarak şu nötr değerlendirmeye varmıştım: Küresel lazer silahları yarışının kazananı, teknolojik üstünlüğe kimin sahip olduğuyla değil, yönlendirilmiş enerji alanındaki hedeflerini gerçeğe dönüştürmek için gerekli siyasi iradeyi kimin göstereceğiyle belirlenecek.

Askeri lazer sistemleri

Askerî alanda lazer sistemlerinin kullanımına ilişkin çok sayıda rapor da giderek artıyor. Bunlar arasında İsrail’in yüksek enerjili lazer silahı Demir Işın (Iron Beam) öne çıkıyor; söz konusu sistemin 100 kilowatt güce sahip olduğu belirtiliyor. Diğer yandan The Defence Blog adlı internet sitesinde yer alan haberde, Çin yapımı bir lazer silahının havaalanı savunması amacıyla bir araca entegre edilmiş şekilde tespit edildiği bildirildi. Bu sistemin, ilk kez 2022 yılında Zhuhai kentinde gerçekleşen Çin Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı’nda tanıtılan Guangjian-21A sistemiyle büyük ölçüde örtüştüğü ifade edildi.

sxd vcdv
Askeri gemide bulunan bir lazer silah sistemi

ABD ise düşük hızda, sabit konuşlu ve küçük boyutlu İHA’lara karşı geliştirilen lazer karşıtı sistemleri pazarlıyor. ABD Savunma Bakanlığı tarafından kullanılan bu sistemler Entegre İnsansız Hava Aracı İmha Sistemleri (FS-LIDS) olarak biliniyor. Böylece bugün lazer silahları alanındaki küresel yarış, giderek büyüyen rekabetçi bir pazara dönüşmüş durumda. Bu pazarda, rakip güçlere ait sistemler giderek aynı envanterlerde ve hatta aynı operasyon sahalarında birlikte varlık gösteriyor.

Hızlanan geliştirme süreci

Nisan ve mayıs ayları boyunca, lazer silahlarının küresel ölçekte gelişim hızı, o dönüm noktasına ilişkin analizimde görmediğim bir seviyeye ulaştı; hatta bu hızın artık daha da artmış olabileceği değerlendiriliyor.

Almanya ve Avustralya

* Geliştirme süreçleri – Almanya: Geçtiğimiz 10 Nisan’da Alman ordusu Bundeswehr, WTD 91 test sahasında (Meppen) yürütülen lazer silahı testlerine ilişkin bir rapor yayımladı. Raporda, farklı olgunluk seviyelerinde dört ayrı sistem detaylandırıldı. Bunlar arasında, Almanya-Hollanda ortak yapımı Jupiter sistemi de yer aldı; bu sistem Boxer muharebe aracına entegre edilmiş durumda. Ayrıca, 2029 yılına kadar operasyonel olarak konuşlandırılması planlanan Sachsen firkateyni üzerinde test edilen deneysel bir deniz platformu da raporda yer aldı.

* Avustralya planları: 21 Nisan’da Avustralya hükümeti, İHA’larla mücadele kabiliyetlerini güçlendirmek için yatırımlarını önümüzdeki on yılda 7 milyar dolara çıkarma planını açıkladı. Bu kapsamda, AIM Defence şirketine ait yüksek enerjili taşınabilir Fractl sisteminin geliştirilmesi için 21,3 milyon dolarlık başlangıç sözleşmesi imzalandı. Bir hafta sonra Avustralya Savunma Sanayii Bakanı Pat Conroy, Avustralya ordusunun 300 adet Bushmaster aracının yeni üretim partisinde lazer silahları entegre etmeyi planladığını duyurdu.

Çin ve Güney Kore

* Çin silahları: 22 Nisan’da Army Recognition adlı internet sitesi, Çinli Novasky Technology şirketinin 3 kilowatt gücündeki NI-L3K adlı lazer silahını Malezya’da düzenlenen Defence Services Asia 2026 savunma fuarında tanıttığını bildirdi. Kamyona monte edilen sistemin, özellikle İHA’lara karşı son savunma hattı olarak tasarlandığı ve ihracat amacıyla geliştirildiği belirtildi. Bu gelişme, Pekin’in yönlendirilmiş enerji silahları ticaretine artan şekilde dahil olmasıyla birlikte son haftalarda görülen ikinci benzer sistem oldu.

* Güney Kore planları: 24 Nisan’da Seoul Economic Daily, kaynaklara dayandırdığı haberinde Güney Kore’nin Cheongwang adlı 20 kilowatt gücündeki ikinci lazer silahını Seul yakınlarında konuşlandırmayı planladığını yazdı. Sistem, Kuzey Kore’ye ait İHA’ları düşürmeyi hedefliyor. Ayrıca yetkililerin, 2027 yılına kadar nükleer santraller, havaalanları ve limanlar gibi kritik altyapıyı kapsayacak şekilde savunma ağının genişletilmesini hızlandırmayı planladığı aktarıldı.

Rusya ve Türkiye

* Rusya hava savunma sistemleri: 1 Mayıs’ta Rusya’nın resmi haber ajansı TASS, hükümetin İHA’lara karşı lazer silahlarını ülkenin hava sahası sınırlarını koruyan operasyonel sistemler arasına dahil eden bir kararname yayımladığını bildirdi. Rus lazer silahlarının kapasitesine ilişkin doğrulanmış veriler ile propaganda iddiaları arasındaki belirsizlik sürerken, söz konusu kararın Moskova’nın bu sistemleri ‘deneysel’ aşamadan ‘aktif kullanım’ kategorisine taşıdığına işaret ettiği değerlendiriliyor.

* Türk lazer silahları: 5 Mayıs’ta Türkiye, yeni lazer silahlarını İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 savunma fuarında tanıttı. ASELSAN tarafından geliştirilen 10 kilowatt gücündeki GÖKBERK 10 ile TÜBİTAK üretimi 20 kilowatt gücündeki YGLS sistemleri (80 kilowatta kadar ölçeklenebilir olduğu belirtiliyor) öne çıktı. Her iki sistemin de ülkenin Çelik Kubbe konseptine katkı sağladığı, bu konseptin ise füze sistemleri, radar, elektronik harp ve yönlendirilmiş enerji unsurlarını tek bir ulusal hava savunma ağı altında birleştirmeyi hedefleyen entegre bir komuta-kontrol yapısı öngördüğü ifade edildi.

Amerikan lazer kubbesi

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere 6 Mayıs’ta ABD, Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı Ortak Kurumlar Arası Görev Gücü 401’in İHA’larına karşı yönlendirilmiş enerji kullanımıyla mücadeleye yönelik bir pilot program için beş askerî tesis seçtiğini açıkladı. Bu adım, stratejik varlıklar ve kritik altyapının korunmasına yönelik ‘lazer kalkanı’ benzeri bir ulusal savunma konseptinin oluşturulması yolunda önemli bir aşama olarak değerlendiriliyor. Operasyonların, tesis komutanlarıyla birlikte yürütülecek konuşlanma planlarının 180 gün içinde tamamlanmasının ardından, yılın ilerleyen dönemlerinde başlaması bekleniyor.

Ukrayna’nın lazer kompleksi

7 Mayıs’ta Ukraynalı şirket Celera Tech, Tryzub adlı lazer kompleksinin mobil bir platforma, römorka monte edilecek şekilde entegre edildiğini ve nihai testlerin ardından kamuoyuna tanıtılmak üzere hazırlandığını açıkladı. Sistem ilk kez 2024 yılında Ukrayna’nın İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı tarafından kamuoyuna duyurulmuş, 2025 yılında ise sergilenmişti. Şirketin açıklamasına göre sistemin etkin menzili keşif amaçlı İHA’lara karşı bin 500 metreye (0,9 mil), FPV tipi İHA’lara karşı ise 800 ila 900 metreye (0,5 mil) ulaşıyor. Ayrıca sistemin, Şahid tipi İHA’lara karşı 5 kilometreye (3,1 mil) kadar etkili olduğu iddia ediliyor. En son geliştirme aşamasında ise yapay zekâ destekli hedefleme ve radar entegrasyonunun sisteme dahil edildiği belirtildi.