Fransız Lafarge fabrikasındaki istihbarat servisleri ile DEAŞ arasındaki ilişkinin sırları

Suriye'deki Fransız şirketinin Ürdünlü yöneticisi, Rakka'da onlarca Batılı rehinenin bulunmasına yardım etmesine rağmen terör örgütüyle ilişkisinin olmasıyla suçlanıyor

Fransız yargısı, Fransız çimento şirketini Suriye'deki çalışmalarını ve üretimini sürdürme bahanesiyle DEAŞ da dahil olmak üzere terör örgütlerini finanse etmekle suçladı / Fotoğraf: Reuters
Fransız yargısı, Fransız çimento şirketini Suriye'deki çalışmalarını ve üretimini sürdürme bahanesiyle DEAŞ da dahil olmak üzere terör örgütlerini finanse etmekle suçladı / Fotoğraf: Reuters
TT

Fransız Lafarge fabrikasındaki istihbarat servisleri ile DEAŞ arasındaki ilişkinin sırları

Fransız yargısı, Fransız çimento şirketini Suriye'deki çalışmalarını ve üretimini sürdürme bahanesiyle DEAŞ da dahil olmak üzere terör örgütlerini finanse etmekle suçladı / Fotoğraf: Reuters
Fransız yargısı, Fransız çimento şirketini Suriye'deki çalışmalarını ve üretimini sürdürme bahanesiyle DEAŞ da dahil olmak üzere terör örgütlerini finanse etmekle suçladı / Fotoğraf: Reuters

Ürdün Hava Kuvvetleri'nden emekli Ürdünlü Albay Ahmed Celudi elli dört yaşında.
Askerlik görevine ek olarak, ülkesinin istihbarat teşkilatında ve Sudan ve Somali'deki Birleşmiş Milletler (BM) barış gücünde görev yaptı.
2013-2019 yılları arasında Fransız çimento fabrikası Lafarge'de çalışan Celudi, şirketin Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Celabiye kentindeki şubesinde 'risk yöneticisi' olarak görev yaptı.
Şube, şiddetli iç savaşa rağmen Eylül 2014'e kadar aktif olarak faaliyet gösterdi.
Fabrikanın savaş sırasında çalışmalarına devam etmesi ve bölgenin DEAŞ tarafından ele geçirilmesi, Fransız yargısının eski Ürdünlü subayı ve şirketin altı yöneticisini 'terörizmi finanse etmek' suçlamasıyla yargılamasının asıl nedeni olarak biliniyor.
Fransız soruşturma hâkimi, Celudi'yi ilk kez Eylül 2021'de dinledi ve dosyayı insanlığa karşı suçlar soruşturma dairesine sevk etti.
Fransız yargısı, Fransız çimento şirketini Suriye'deki çalışmalarını ve üretimini sürdürme bahanesiyle DEAŞ da dahil olmak üzere terör örgütlerini finanse etmekle suçluyor.
Ahmed Celudi'nin ifadesi ve diğer kaynakların aktardığı bilgilere göre, Lafarge'ın Suriye topraklarında kalması meselesi, bu kalıştan Fransızlarda dahil olmak üzere Avrupa istihbarat servislerinin yararına olan başka bir yönün ortaya çıkmasına yol açtı.
Fransız Le Monde gazetesinden Christophe Ayad ve Majida Ross isimli gazeteciler tarafından konuyla ilgili 21 Mart 2023 tarihli bir soruşturma yayımlandı.
Suriyeli muhalif bir gazete olan Zamanu'l Vasl daha önce Haziran 2016'da Fransız şirketinin DEAŞ da dahil olmak üzere silahlı Suriyeli muhalif gruplara geçiş ücreti ve fidye ödediğini ve onlardan ücret karşılığında hammadde satın aldığını ortaya koymuştu.
2017 yılında Baker McKenzie Experts Office, Suriye'deki Lafarge çimento şirketi tarafından 2011 ile 2015 yılları arasında çeşitli silahlı terör örgütlerine hammadde ve diğer hizmetlerin satın alınması karşılığında 15,34 milyon ABD doları (14,3 milyon Euro) ödendiği sonucuna vardı. DEAŞ da söz konusu örgütlerden biridir.
Bu organizasyonun hacmi 4,8 milyon dolardan 8 milyon dolara ulaştı. 2012 yılından itibaren Total (bugünkü adıyla Total Energy) dahil olmak üzere büyük yabancı şirketlerin çoğu Suriye'den ayrılırken, Lafarge Mısır merkezli inşaat şirketi Orascom'dan 700 milyon euro yatırım yapıp satın aldığı için Suriye şubesinde kalmayı ve sürekli çalışmayı tercih etti.
2012 yılında PKK'nin Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) bölgenin kontrolünü ele geçirdi. Arap silahlı grupları, işçilerin ve çalışanların seyahat ettiği yollara barikatlar kurdu.
El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi'nin 2013 yılında ortaya çıkmasının ardından şirket, Jacob Viernes da dahil olmak üzere yabancı çalışanları tahliye etti.
Ahmed Celudi, Viernas'ın yerini aldı ve aynı yıl 15 Ağustos'ta göreve başladı.
Celudi, o sırada Kürt milislerin şirketin çevresini, Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) Münbiç'i (fabrikanın 60 km batısında) kontrol ettiğini ve DEAŞ'ın Rakka'yı (fabrikadan 110 km uzaklıkta) ele geçirdiğini söylüyor.
Ürdünlü subay, yeni işini aldıktan sonra değerli deneyimini, fabrika dairesi içinde ve çevresinde dağılmış grupların kontrol noktalarının haritasını çizmek için kullandı.
Celudi daha önce ABD'de terörle mücadele konusunda kurslar almıştı. Ayrıca hava fotoğrafçılığı uzmanlığını Fransa'nın Toulouse şehrinde tamamlamıştı.
Hazırladığı harita altı aylık bir çalışmayı gerektiriyordu. Bu arada Lafarge'daki güvenlik şefi Jean-Claude Villard'la yazışıyordu ve ona adım adım yaptıklarını anlatıyordu.
Fransız güvenlik yetkilisi Villard, Ahmed Celudi'ye yazdığı bir mektupta "DEAŞ terör örgütleri listesinde yer alıyor ve örgütün üyeleriyle ya da yöneticileriyle konuşmak bizi hesap verebilirliğe maruz bırakıyor" ifadelerini kullanıyor.
Villard, bir yandan tecrübesi ve ilişkileri, diğer yandan Lafarge şirketinden bağımsızlığı ve şirketle yaptığı sözleşme nedeniyle eski Ürdünlü subayı orta ve üst düzey temaslar için Firas Tlass'la iletişime yönlendiriyordu.
Fransız güvenlik yetkilisi, Ürdünlü çalışanın Lafarge şirketiyle sınırlı görevlerinin ötesine geçerek, amaçları siyasi ve askeri olan istihbarat çalışmalarına geçmesinden endişe duyuyordu.
Çalışanı Skype'taki isimler, işler, pozisyonlar, telefon numaraları ve adresler vb. gibi bağlantılarının tam bir listesini vermeye davet ediyordu.
Ahmed Celudi'nin çizdiği harita ve DEAŞ hakkında topladığı diğer bilgiler, aralarında Fransa ve Ürdün'ün de bulunduğu DEAŞ'a karşı koalisyon ülkelerinin istihbarat servislerine aktarıldı.
Ahmed Celudi'nin yürüttüğü istihbarat çalışması, DEAŞ'in elindeki onlarca Batılı rehinenin durumunu takip etmesine yol açtı.
Mayıs 2014'te Rakka'nın 20 kilometre doğusundaki Ekirşi'deki bir petrol tesisinde onları bulmayı başardı.
Gerçek şu ki, bu tür bilgilerin geçerliliği, yani doğruluğu 24 saat ila 36 saat ile sınırlıdır. Bu sürenin geçmesinden sonraki saatler içinde, grup genellikle rehineleri başka bir yere taşır.
Ahmed Celudi ve Jean-Claude Villard'ın e-posta veya telefonla yazışmaları, Beyrut veya İstanbul'da yapılacak aylık bir toplantı içindi.
Celudi, Suriye'de art arda üç hafta geçirdikten sonra Ürdün'e gidiyordu ve oradaki tatilinde Ürdün istihbaratına iş hesabı ekstresini veriyordu.
Villard, Ahmed Celudi'nin davranışının bu yönünün farkındaydı ve Lafarge ile olan sözleşmesini ihlal etmediği için bu konuda herhangi bir çekincesi olmadı.
Celudi'nin Suriye silahlı gruplarının yerlerini gösteren haritası kısa süre sonra Fransız Dış İstihbarat Teşkilatı'nın Paris'teki müdürünün ofisine ulaştı.
Fransız Lafarge çimento şirketinin güvenlik yetkilisi, Fransa'nın eski Suriye Büyükelçisi Eric Chevallier'in yalanlamasının aksine, yerel çalışan tarafından toplanan bilgileri ülkesinin dışişleri bakanlığına bildirdi.
Villard, Eric Chevallier'in yerini alan büyükelçi Franck Gillet'e mektup yazarak Ahmed Celudi'nin bilgilerini kendisine iletti.
Kendisine, Askeri İstihbarat Dairesi Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kurmay Başkanı'na bilgilerini ilettiğini ve o günkü son olaylara ilişkin görüşünü şöyle anlattı: DEAŞ çimento fabrikasını ele geçirdi ve Eylül 2014'te doğrudan işletmeye başladı.
Ahmed Celudi bugün Fransız hükümetini iki şeyle suçluyor. Birincisi, DEAŞ'ın fabrikaya düzenlediği saldırıdan haberdar olduğu halde kendisine haber verilmemesi ve terör örgütünün eline geçen işçileri tahliye etme fırsatı bulamamış olması.
İkincisiyse Fransız müfettişin huzuruna ilk kez çıktıktan sonra ona karşı uluslararası bir mahkeme celbi çıkarmış olmasıdır. O, terörle mücadele kanunları tarafından suç sayılan mali işlemlerde bulunmadı.

Independent Türkçe



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.