Franciye'nin Fransa ziyareti: Paris Franciye kartını ‘yakmadı’

Fransız çabaları bölgesel bir ‘gri alan’ ile çatışıyor.

Eski Bakan Süleyman Franciye (Reuters)
Eski Bakan Süleyman Franciye (Reuters)
TT

Franciye'nin Fransa ziyareti: Paris Franciye kartını ‘yakmadı’

Eski Bakan Süleyman Franciye (Reuters)
Eski Bakan Süleyman Franciye (Reuters)

Marada Hareketi lideri ve eski bakan Süleyman Franciye'nin, cumhurbaşkanlığı dosyasını takip eden Kriz Hücresi yetkilileriyle görüşmek ve Lübnanlıların bir anlaşmaya varamamasından dolayı geçtiğimiz Ekim ayının sonundan beri devam eden kurumsal boşluğu doldurmak üzere Fransa’nın davetiyle Paris'e gelişinden önce Fransız başkentinde iki görüş ortaya çıktı. İlki, Paris'in Lübnan'ın bir an önce cumhurbaşkanına sahip olmasını sağlama çabalarında ısrarcı olduğunu söylüyor. Hâlâ, önerdiği formülün (Yargıç Nevaf Selam'ın veya başka bir reformist Sünni şahsın başbakan olması karşılığında Franciye'yi cumhurbaşkanı seçmenin) bu amaca ulaşmak için mevcut seçenek olduğuna inanıyor. Bu durumda, İlerici Sosyalist Parti lideri Velid Canbolat'tan sonra Franciye'yi kabul etmek, seçilmesi durumunda izleyeceği politikalar hakkında onunla bir anlaşmaya varmayı amaçlıyor. Belki de ‘Şii ikili’ ile ilişkisine ek olarak, gelecekteki hükümetin kalıcılığı ve zorlamak zorunda kalacağı reformlar konusunda garantiler alıyor. İkinci hipotez ise Paris'in ‘Franciye – Selam’ seçeneğini sürdürme umudunu kaybettiğini söylüyor. Çünkü ne Lübnan Güçleri Partisi ne de Özgür Yurtsever Hareket onun cumhurbaşkanlığına katılımını kabul etmeye hazır olmadığından, bu, başta Hristiyanlar olmak üzere içeriden reddedilme nedeniyle onu çıkmaza sokacak. Ayrıca, bölgesel yol da geçilemez değil ve bu nedenle çabaları boşa harcamak ‘anlamsız’. Bu açıdan, Franciye'yi Elysee Sarayı'nda ağırlamanın amacı, yolculuğu onunla tamamlamanın zorluğunu kendisine bildirmekti.
Paris merkezli temaslara aşina olan kaynakların okumalarına göre bugün Lübnan medyasından bazı kaynakların, Franciye kartının Fransa tarafından ‘yakıldığı’ yönündeki propagandasının gerçekle örtüşmediği ortaya çıkıyor. Dün mevcut olan bilgilere göre Franciye ziyaretinin amacı, (başbakanla nasıl başa çıkılacağına ek olarak) önemli konularda kamuya açık ‘taahhütler’ hakkında ne yapabileceğini anlamak; Suriyeli mülteciler, sınır kontrolü, siyasi, ekonomik ve mali reform gündeminin içeriği ile ilgili çalışmalar yapmak. Paris bunlara ek olarak, Franciye'nin Hizbullah'tan ve eski bir kişisel ilişkisi olduğu Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'den, mülteciler ve Suriye'nin içine girmeyi reddettiği donanma da dahil olmak üzere sınır çizimi konularında neler alabileceğini bilmek istiyor. Paris ayrıca Franciye ile Hizbullah arasında kurulacak ilişkinin mahiyetini de öğrenmek istiyor. Arap dünyasına ve özellikle Körfez'e olan açıklığının boyutu ve bu iki partinin eski Cumhurbaşkanı Mişel Avn'a vermediğini Hizbullah’tan ve Suriye'den ne alabileceğine dair düşüncesinin gerekçelerini görmek istiyor.
Franciye daha önce kendisini Kültür Bakanı pozisyonu için tavsiye eden eski Kültür Bakanı Roni Areyji'yi de yanına aldı ve büyük ölçüde sağ kolu olarak kabul ediliyor.
Cumhurbaşkanlığı krizindeki dalgalanmaları ve Fransa'nın oynamak istediği rolü yakından takip eden kaynaklar, dikkate alınması gereken üç ana unsur olduğuna inanıyor. Bunlardan ilki, Franciye ziyaretinin Lübnan dosyası görüşmelerinin merkezinde yer aldığı ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında Macron’un inisiyatifiyle gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından gelmesi. Bu vesileyle Elysee Sarayı'ndan yapılan açıklamaya göre Fransız ve Suudi taraflar, Lübnan'ı her geçen gün ağırlaşan krizden kurtarmak için çalışmaya ‘bağlılıklarını’ dile getirdiler. İkinci unsur, Suudi Arabistan Kraliyet Divanı Müsteşarı Nizar el-Alula ile Suudi Arabistan'ın Lübnan Büyükelçisi Velid el-Buhari arasında Macron'un Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Danışmanı Patrick Dorrell ile Elysee Sarayı'nda gerçekleşen görüşme. Ayrıca bu hareket, Riyad ile Tahran arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmek için Çin himayesinde gerçekleştirilen Suudi Arabistan-İran anlaşmasının temsil ettiği ana gelişmenin ve Lübnan için geçerli olan diğer ülkelerin iç işlerine karışmama taahhüdünün ardından geliyor. Ancak bugüne kadar Lübnan’la ilgili yeni anlaşma sonuçlarının ve Cumhurbaşkanlığı dosyasının özellikleri ortaya çıkmadı. Çünkü her iki taraf da sonucun kendi lehlerine olacağına inanıyor.
Lübnan'daki birçok kişi Fransız girişimine itirazlarını dile getirdi. Hatalarından ilki, Paris'in ‘Şii ikilisinin’ Franciye'yi ‘direnişi sırtından bıçaklamayan’ güvenilir bir kişi olarak cumhurbaşkanlığına teslim etme arzusuna ‘boyun eğmesi’. Bunlara göre en önemli şey, partinin bir B planının olmaması. Yani bir sonraki cumhurbaşkanı ya Franciye olacak ya da başkası olmayacak. Bu ise seçimleri aksatıyor. Onlara göre Hizbullah'ın diyalog çağrısı, müstakbel cumhurbaşkanının kim olacağı konusunda bir anlaşmaya varmak değil, adaylığını henüz resmi olarak açıklamamış olan Franciye'yi seçmeyi kabul etmektir. Bu konuda Marada Hareketi lideriyle yakından ilgili kaynaklar, “Seçimi kazanması henüz garanti altına alınmadığı sürece veya Lübnanlıların deyimiyle seçim ‘cepte’ olmadığı sürece adaylığını açıklamayacağını” söylüyor. İkinci dezavantaj, Paris'in Franciye'nin başbakanın sürekliliği ve reform programını engellememesi açısından sağlayabileceği garantilere ‘güveniyor’ gibi görünmesidir. Gerçek şu ki bu okuma, Washington'a resmi bir ziyarette bulunduğu sırada görevini kaybeden eski Başbakan Saad Hariri'nin başına gelenleri görmezden geliyor. Garanti vermesi gereken kişinin ‘Şii ikilisi’ olduğunu dikkate almıyor. Son zamanlarda Beyrut Havalimanı'ndaki ikinci istasyonun inşası ve Çalışma Bakanı Ali Hamiye'nin Hizbullah’ın talebi üzerine sözleşmeden çekildiğini açıklamasıyla ilgili yaşananlar, hükümetin dümenini elinde tutanın bakanlar değil, onları yönetime atayanlar olduğunu gösteriyor. Son olarak, Fransız seçeneğinin karşıtları, Cumhurbaşkanı Macron'un 2020 yazında Beyrut'a yaptığı ziyaret vesilesiyle Lübnanlı siyasetçilerin kendisine söylediği ‘sözlerden’ çok zarar gördüğünü belirtiyor.
Paris, çöküş devam ederken Lübnan'daki kurumların boşluğunu doldurma çabasında başarılı olabilecek mi? Diğer soru ise Franciye dönemini (şayet Cumhurbaşkanı seçilirse) Avn döneminden farklı kılacak değişkenlerle ilgili. Kesin cevapları olmayan iki soru. Çünkü bu denklemde bölgesel çekincelerle ilgilenen bir ‘gri alan’ var ve bu, iki büyük partinin iç muhalefeti ile sınırlanıyor. Müttefikleriyle birlikte, seçim oturumunun gerçekleşmesi için parlamentoda üçte iki çoğunluğun oluşmasını engelleyebiliyorlar. Kısacası, Franciye'nin Baabda'ya giden yolunda duran mayınlar var ve nihai hedefine ulaşmak için Fransız mayın tarama gemisinin etkinliğine bahse girdiğine şüphe yok.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.