Ukrayna savaşı, tarihin en maliyeti savaşı mı?

Savaşın ekonomik maliyetine dair uluslararası tahminler 2 trilyon doların üstünde

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın birinci yılı geride kaldı (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın birinci yılı geride kaldı (Reuters)
TT

Ukrayna savaşı, tarihin en maliyeti savaşı mı?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın birinci yılı geride kaldı (Reuters)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın birinci yılı geride kaldı (Reuters)

İnci Mecdi
Ukrayna savaşının başlamasının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmişken askeri teçhizat ve iç ekonomik kayıplar da dahil olmak üzere çatışmanın taraflara ekonomik maliyeti konusundaki rakamlar artıyor.
Kaybedilen canlar ve vatanlarından kaçan mültecilere ilişkin insani maliyet de cabası.
Bununla birlikte büyük güçlerin karşı karşıya geldiği bir savaşın maliyeti, bir ülke sınırlarında kalmayarak, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünya ekonomisini kapsayacak şekilde genişler. 
Dünya Bankası geçen hafta, Ukrayna'nın Rus savaşından kurtulması ve yeniden yapılanması için maliyetin önümüzdeki on yılda 411 milyar dolar olacağına dair bir tahminde bulundu.
Sadece savaşın enkazını kaldırmanın maliyeti ise 5 milyar dolar olarak tahmin edildi. Dünya Bankası, bir raporda Rus savaşının bazı sonuçlarını detaylı olarak verdi.
Buna göre 461'i çocuk olmak üzere en az 9655 sivil öldürüldü ve yaklaşık iki milyon ev ile her beş kamu sağlığı kuruluşu arasında birden fazlası zarar gördü.
Rapora göre Rus savaşı, Ukrayna'da 15 yıllık ekonomik ilerlemenin boşa gitmesine sebep oldu ve bu da Ukrayna'nın GSYİH'sinde yüzde 29'luk bir düşüşe neden olarak 1,7 milyon Ukraynalıyı yoksulluğa itti.
Dünya Bankası, daha geniş ekonomik zararı hesaba katmadan, toplamda şimdiye kadar binalara ve altyapıya verilen doğrudan zararların hesabını 135 milyar dolar olarak tahmin etti. 
Hayatlar kaybedilirken savaşın ekonomik maliyetinden bahsetmek yersiz gelebilir, ancak yeni bir dünya savaşının habercisi olan bu savaşın maliyeti, iç kayıplarla bitmiyor.
Daha geniş düzlemde bakacak olursak; Berlin'deki Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yapılan bir araştırma, Ukrayna'da devam eden savaş neticesinde küresel ekonominin 1,2 trilyon dolar zarara uğradığını ortaya koydu.
Küresel üretimlerinin üçte ikisini kaybettiklerinden dolayı özelikle Batı ekonomisi etkilendi. Üstelik enerji ve hammadde tedariği sorunları da dünya genelindeki şirketler üzerinde baskı oluşturdu.
Enstitü, 2023'te 1 trilyon dolar değerinde ek küresel kayıp öngörüyordu. Uluslararası Para Fonu'na göre (IMF) küresel enflasyon oranı geçen yıl yüzde 8,8'e ulaştı.
Küresel büyümenin 2022'de yüzde 3,4 iken 2023'te yüzde 2,9'a gerilemesi beklendiğinden savaşın küresel ekonomi üzerindeki etkileri devam edecek.
Ukrayna savaşı, tarihin en maliyetli savaşı mı olacak?
 
Dünya için trilyonlara mal olan savaşlar
Savaş henüz bitmedi, ufukta yakın bir son da görünmüyor. Bu nedenle toplam maliyet hesaplanamaz, muhtemel maliyetle ilgili herhangi bir tahmin de yok.
Bununla birlikte modern tarih, yüksek maliyetli savaşlarla dolu. 
Amerikan Norwich Üniversitesi'ne göre II. Dünya Savaşı, tarihin en pahalı savaşıydı. Enflasyon ile doların şimdiki değeri arasındaki farkı hesaplarsak, savaşın maliyeti 1945'te 4 trilyon dolardan fazlaydı.
Savaşın son yılındaki savunma harcamaları, GSYİH'nin yaklaşık yüzde 40'ını oluşturuyordu. O dönemde ABD hükümeti, gerekli paraları toplamak için yeni yöntemler kullandı, amacına da ulaştı.
Üniversitenin internet sitesine göre bugünün dünyasında yürütülen savaşlar büyük ve maliyetli olsa da II. Dünya Savaşı'nın boyutu ve mali etkisiyle karşılaştırıldığında sönük kalıyor. 
II. Dünya Savaşı, şimdiye kadar girilen en pahalı askerî çatışma. Ancak gözlemciler, geleneksel askerî anlamda olmasa da hala bir savaş olarak kabul edilen Soğuk Savaş'ın maliyette II. Dünya Savaşı'nı geçtiğini söylüyor.
Kimileri, 1945'ten 1990'ların başına uzanan Soğuk Savaş çatışmasının merkezinde olan nükleer silahlanma yarışına harcanan paraların miktarına dikkat çekiyor.
Nitekim nükleer cephanelik geliştirmek için dünya çapında yaklaşık 10 trilyon dolar harcandığı tahmin ediliyor. 
1914-1918 yıllarındaki I. Dünya Savaşı'nın da bugünkü hesaplarla 3 trilyon doları aşan yüksek bir maliyeti oldu.
Hatta tarihçiler, o savaşı mali ve ekonomik açıdan hesaplarken kimsenin kazanmadığına dikkat çekiyor.
Bu savaştan en çok etkilenen Alman ekonomisiydi. Nitekim Almanya'nın bazı bölgeleri o kadar mantıksız bir aşırı enflasyona maruz kaldı ki Alman para birimi mark, üzerine basıldığı kâğıttan çok daha değersizdi.
Savaş çabasını finanse etmek için ekonomi yıkıldı. Bu ekonomik yıkımın onarımı da kısmen Hitler'in yükselişinin yolunu açtı. 
Irak ve Afganistan savaşları da ABD için en maliyetli savaşlar. Amerikan gazetesi USA Today'e göre bu iki savaşın maliyeti, yaklaşık 2 trilyon dolar.
Yaklaşık 20 yıl sürerek Amerikan tarihinin en uzun savaşı olan Afganistan savaşı için yapılan harcama, 910 milyar doları geçti.
Irak savaşı için yapılan harcama ise 1 trilyon doların biraz üstündeydi. Bununla beraber ABD'nin Rhode Island eyaletinde bulunan Watson Kamu ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, ABD'nin 2001 yılında teröre karşı başlattığı savaşın toplam harcamalarının, 2022 yılına kadar yaklaşık 8 trilyon dolara ulaştığına işaret ediyor. 

Savaşın sürmesi, maliyeti 2,8 trilyon dolara çıkarıyor
Ukrayna'daki savaş için ufukta bir son görünmüyorken ve zaman zaman Rusya'nın nükleer silah kullanma tehditleri ortasında dünyanın nefesini tutmasına neden olan anlar yaşanırken bu çatışmanın maddi ve beşeri maliyeti günden güne artıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü geçen eylül ayında, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının, savaşın devam etmesi halinde küresel ekonomiye 2023 sonuna kadar 2.8 trilyon dolara varan kayıplara mal olacağını öngördü.
Örgütün baş ekonomisti Alvaro Santos Pereira, "Savaş için ağır bir bedel ödüyoruz" yorumunu yaptı. 
38 ülkenin üyesi olduğu Örgüt, 2022 yılında yüzde 3 olan küresel ekonomik büyümenin 2023'te yüzde 2,2'ye gerileyeceğini belirtti.
Savaş öncesi büyüme tahminleriyse 2023'te yüzde 3.2, 2022'de de yüzde 4.5 yönündeydi.
Gözlemcilerin ifadesiyle iki tahmin arasındaki fark, savaş ve sonuçlarının dünyaya, Fransa'nın bu iki yıldaki tüm ekonomik üretimine eşdeğer bir maliyete mal olacağı anlamına geliyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, euro bölgesi ekonomisinin 2023'te sadece yüzde 0.3 büyüyeceğini, Alman ekonomisinin de yüzde 0,7 oranında küçülmeye hazır olduğunu öngördü. 
American Enterprise Enstitüsü'nden Desmond Lachman mevcut durumu şu sözlerle değerlendiriyor:
"Savaşın dünya ekonomisi üzerindeki uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmek için henüz erken, ancak bu çatışmanın dünyanın birçok yerinde sebep olduğu derin hasar ve sonucunda önemli siyasi değişikliklerin meydana gelebileceği düşünülünce durum böyle görünüyor. Rusya ve Ukrayna, küresel ekonominin küçük bir bölümünü oluştursa da aynı zamanda dünyadaki enerji, gıda ve gübre arzının büyük bir bölümünü oluşturduğu için büyük bir etkiye de sahip. 2019 yılında Rusya'nın Avrupa'nın gaz, petrol ve kömür ithalatındaki payı, sırasıyla yüzde 40, 25 ve 45 oldu. Bununla birlikte Rusya ve Ukrayna, dünyanın buğday ithalatının yüzde 25'ini gerçekleştirdi. Kovid-19'dan kaynaklanan durgunluğun ve tedarik zincirindeki aksamaların sonucunda enflasyonun zaten hızla yükseldiği bir zamanda, uluslararası enerji ve gıda fiyatlarındaki ani yükseliş, dünya ekonomisinin en son ihtiyacı olan şeydi. Bu yükselişler, enflasyonun da artmasına katkı sağladı. O kadar ki ABD'de yüzde 9'a ve Avrupa'da yüzde 10'un üzerine çıkarak birkaç on yılın en yüksek seviyesine ulaştı."
Federal Rezerv Bankası (FED) ile Avrupa Merkez Bankası da şu an enflasyonun kontrolünü yeniden ele geçirmek için para politikası frenlerini sıkı bir şekilde sıkıyor. Hem ABD'nin hem de Avrupa'nın bu yılın ilerleyen zamanlarında gerçek bir durgunluk yaşayabileceği konusunda gerçek bir risk söz konusu.
Dünya Bankası; Arjantin, Sri Lanka ve Zambiya'nın yakında zamanda temerrüde düşmesinde de ortaya çıktığı üzere gelişmekte olan piyasa borç temerrütlerinde yeni bir dalganın başlangıcında olabileceğimiz konusunda uyarıyor.
Gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde 100 milyon kadar insan, yoksulluğa düşebilir. 



Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
TT

Eski çalışanından Google ifşası: "Gazze savaşında İsrail ordusuna yardım edildi"

SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)
SEC'e yapılan şikayetlerin hepsi için soruşturma başlatılmıyor (Reuters)

Google'ın kendi etik ilkelerini ihlal ederek İsrail ordusu için çalışan bir şirkete yardımda bulunduğu ifşa oldu.

Washington Post, eski bir Google çalışanının ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) yaptığı şikayeti haberleştirdi. 

Temmuz 2024'te İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) sağladığı e-posta adresini kullanan bir müşterinin Google'ın bulut bilişim biriminden destek talep ettiği aktarıldı. 

İsrail ordusuyla iş yapan CloudEx için çalıştığı anlaşılan bu kişinin, havadan çekilen görüntüler kullanılarak drone, zırhlı araç ve askerlerin teşhisinde Google'ın Gemini hizmetinin daha isabetli sonuçlar vermesini istediği belirtildi.  

Yanıt veren Google ekibinin iç testler yaptığı ve önerilerde bulunduğu ortaya kondu. 

CloudEx çalışanının sonrasında sorunun çözüldüğünü aktardığı ifade edildi. 

Google'ın o dönemki etik ilkelerine göre, yapay zeka teknolojisinin silahlar veya "uluslararası normları ihlal eden" gözetim uygulamaları için kullanılamayacağına dikkat çekildi. 

CloudEx aracılığıyla bu iki ilkeyi de çiğneyen Google'ın, yatırımcıları ve düzenleyici kurumları kandırdığı iddia edildi. 

Adı ve görevi açıklanmayan ifşacı, Amerikan gazetesine yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Google'daki pek çok projem, yapay zeka etiğine dair iç değerlendirme sürecinden geçti. Bu süreç çok sağlamdır ve çalışanlara düzenli olarak şirketin yapay zeka prensiplerinin ne kadar önemli olduğu hatırlatılır. Ama mesele İsrail ve Gazze olunca tam tersi geçerli oldu. SEC'e başvuruda bulundum çünkü şirketin bu çifte standarttan sorumlu tutulması gerektiğini hissettim.

SEC'e yapılan şikayette, İsrail'in 71 bini aşkın Filistinliyi öldürdüğü Gazze savaşında Gemini'dan istifade ettiği öne sürüldü. 

Google geçmişte İsrail hükümeti için silahlar ya da istihbarata dair "çok hassas" çalışmalar sergilemediklerini savunuyordu. 

Teknoloji devinin bir sözcüsü, son iddialar üzerine Washington Post'a konuşarak suçlamaları reddetti:

Bir genel kullanım sorusunu yanıtladık. Standart yardım masası bilgisini her müşteriye veririz. Bunu aşan bir teknik destek sağlamadık. Bu soruyu, yapay zeka ürünlerine birkaç yüz dolardan fazla harcamayan bir hesap yöneltti ki bu şartlarda yapay zekanın herhangi bir şekilde kayda değer kullanımı imkansız.

Google belgeleri, "bulut video zekası" hizmetinin nesne takibinin ilk bin dakika boyunca ücretsiz olduğunu, sonrasındaysa dakika başına 15 sent para aldığını bildiriyor.

Şirket, yapay zekanın silah ve gözetim için kullanılmasına karşı çıkan prensiplerini, çalışanlarının tüm protestolarına rağmen Şubat 2025'te rafa kaldırmıştı. 

Aralık ayında Pentagon, çalışanlarının Gemini'ı kullanmaya başladığını duyurmuştu. 

SEC, IDF ve CloudEx, Amerikan gazetesinin yorum taleplerine yanıt vermedi. 

Independent Türkçe, Washington Post, Jerusalem Post


Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
TT

Kremlin, bu hafta Ukrayna ve ABD ile görüşmelerin yapılacağını doğruladı

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)
Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov (Reuters)

Rusya, bugün yaptığı açıklamada, dört yıldır süren savaşı sona erdirmek amacıyla pazar günü yapılması planlanan Ukrayna ve ABD ile Abu Dabi'deki görüşmelerin, üç tarafın programlarının koordinasyonu gerekliliği gerekçesiyle çarşamba gününe ertelendiğini doğruladı.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov gazetecilere, "Görüşmeler gerçekten de geçen pazar günü yapılacaktı, ancak üç tarafın programlarının daha fazla koordinasyonu gerekiyordu" dedi.

Şunları da ekledi: “İkinci tur görüşmeler gerçekten de çarşamba ve perşembe günleri Abu Dabi'de yapılacak. Bunu teyit edebiliriz.”

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymir Zelenskiy pazar günü, üçlü görüşmelerin çarşamba ve perşembe günleri BAE başkentinde yapılacağını duyurmuştu.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde 23 ve 24 Ocak tarihlerinde yapılan bu görüşmelerin ilk turu diplomatik bir atılım sağlayamadı.

Bu ikinci tur görüşmeler, Moskova'nın Ukrayna'ya karşı büyük çaplı saldırısının dördüncü yıldönümünden iki haftadan kısa bir süre önce gerçekleşiyor.

Görüşmelerin, şu ana kadar herhangi bir ilerleme kaydedilememesiyle birlikte, hassas bir konu olan toprak meselesine odaklanması bekleniyor.

Washington, on binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Ukrayna'nın doğu ve güney bölgelerinin büyük bir kısmının harap olmasına neden olan iki komşu ülke arasındaki savaşa son verilmesi için baskı yapıyor.


İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

İran: Pezeşkiyan nükleer müzakerelerin başlatılması talimatı verdi

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında Özgürlük Heykeli'nin meşale tutan kolunun kırıldığını gösteren duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Fars Haber Ajansı, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın nükleer müzakerelerin başlatılması yönünde talimat verdiğini bildirdi. Bu adım, yalnızca nükleer dosyayla sınırlı bir çerçevede ABD ile görüşmelere girilmesi ihtimalinin resmi düzeyde ele alındığına işaret ediyor.

Ajans, Tahran ile Washington arasında bu kapsamda müzakerelerin başlatılması konusunda bir mutabakata varılmasının mümkün olabileceğini aktardı.

Aynı bağlamda Tesnim Haber Ajansı, bilgili bir kaynağa dayandırdığı haberinde, İran ile ABD arasında önümüzdeki günlerde üst düzey yetkililerin katılımıyla müzakerelerin başlayabileceği ihtimalini doğruladı.

Kaynak, görüşmenin yer ve zamanının henüz netleşmediğini, ancak temasların İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Başkanı’nın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff düzeyinde yapılmasının beklendiğini ifade etti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise günün erken saatlerinde yaptığı açıklamada, Tahran’ın ABD ile yaşanan gerilimleri ele almak üzere farklı diplomatik yolların ayrıntılarını değerlendirdiğini söyledi. Bekayi, önümüzdeki günlerde somut sonuçlar elde edilmesini umduklarını dile getirdi.

Bekayi, Pezeşkiyan’ın yürüttüğü temasların ‘devlet başkanları düzeyinde ve Dışişleri Bakanlığı kanalıyla en üst seviyede’ gerçekleştiğini belirterek, yapılan ziyaretlerin ‘İran diplomasisinin ulusal çıkarları koruma çabalarının bir parçası’ olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Axios internet sitesi, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğunu ilettiğini aktardı. Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Tahran, AB büyükelçilerini çağırdı

Bu kapsamda İran, Avrupa Birliği’nin (AB) DMO’yu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmasını protesto etmek amacıyla, ülkede görev yapan AB üyesi tüm devletlerin büyükelçilerini Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre, Tahran bu adımı AB’nin kararına resmi bir tepki olarak attı.

İran, AB’ye yönelik söylemini de sertleştirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, dün yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin ordularını ‘terörist gruplar’ olarak nitelendirdi. Kalibaf’ın bu çıkışı, AB’nin DMO’yu terör örgütleri listesine alma kararına karşılık olarak geldi ve Avrupa’dan sert tepkilerle karşılandı.

AB dışişleri bakanları, DMO’yu tüm unsurlarıyla terör örgütleri listesine dahil etmişti. Karar, İran’daki üst düzey yetkililerden sert ve tepkili açıklamaların gelmesine yol açtı. Avrupa cephesinden doğrudan yanıt ise Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’dan geldi. Wadephul, İran’ın Avrupa ordularını ‘terörist’ olarak nitelemesini reddederek, bu açıklamayı “temelsiz ve propaganda amaçlı bir iddia” olarak değerlendirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Çin ve Rusya ile gerçekleştirilen ortak askeri tatbikatlara ilişkin olarak, bu konudaki liderlik kararlarında herhangi bir sorun ya da değişiklik bulunmadığını ifade etti.