İran Devrim Muhafızları Ordusu, komutanının Lübnan’da öldüğünü 41 yıl sonra doğruladı

İran DMO Komutanı Mütevessiliyan’ın Lübnan’da öldüğünün doğrulanması, İsrail tarafından tutsak edildiği yönündeki açıklamalarla çelişiyor

İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney’in sitesinden alınan sağında Mütevessiliyan’ın durduğu 1980 tarihli bir arşiv fotoğrafı
İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney’in sitesinden alınan sağında Mütevessiliyan’ın durduğu 1980 tarihli bir arşiv fotoğrafı
TT

İran Devrim Muhafızları Ordusu, komutanının Lübnan’da öldüğünü 41 yıl sonra doğruladı

İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney’in sitesinden alınan sağında Mütevessiliyan’ın durduğu 1980 tarihli bir arşiv fotoğrafı
İran rejiminin lideri Rehber Ali Hamaney’in sitesinden alınan sağında Mütevessiliyan’ın durduğu 1980 tarihli bir arşiv fotoğrafı

41 yıllık belirsizliğin ve çatışmanın ardından İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Temmuz 1982'de Beyrut'ta kaybolan dört İranlıdan biri olan Ahmed Mütevessiliyan’ın akıbetiyle ilgili rivayetlere son verdi. DMO Genel Komutanı Hüseyin Selami cumartesi günü Mütevessiliyan’ın ailesiyle yaptığı görüşmede kendisinden ‘şehit’ olarak bahsetti. Bu, İran'ın sürekli İsrailliler tarafından tutsak edildiğinden bahsettiği komutanın öldüğünün ilk teyidi sayılıyor.
DMO sitelerinin aktardığına göre Selami, İranlı yetkililerin dört İranlının İsrail hapishanelerinde hayatta olduğuna dair anlatısıyla çelişen ender bir itirafta bulunarak ‘Mütevessiliyan’ın, Kudüs'ün fethi yolundaki ilk İranlı şehit’ olduğunu söyledi.
Mütevessiliyan Beyrut'taki iç savaş sırasında Hizbullah güçlerini eğitmek için Beyrut'a gitmekle görevlendirilmeden önce, Kürt muhaliflere karşı şiddetli çatışmalara giren DMO’nun en önemli saha birimi olan 27. Kolordu'nun komutanıydı. Eldeki bilgiler, İran’ın ilk Dini Lideri Humeyni'nin emriyle Tahran'a dönmeden önce İranlı Konsolos Muhsin Musevi’ye Lübnan başkentinde yaptığı bir geziye eşlik ettiği sırada Beyrut'un kuzey kıyısındaki Barbara kontrol noktasında kaçırıldığını gösteriyor.
Selami, DMO lideri ve yoldaşları hakkında dolaşan yığınla rivayetin ardından herhangi bir ek ayrıntı vermemekle birlikte Mütevessiliyan’ın akıbetini açıklığa kavuşturan en önde gelen İranlı yetkili sayılıyor.
Kaçırılan dört kişi arasında İran resmi haber ajansı IRNA askeri işler muhabiri Kazım İhvan ve DMO’nun eğitimden sorumlu yetkililerinden Taki Rastgar Mukaddem de vardı. İran'ın batısındaki Kürt şehri Merivan'da DMO’nun komutanlık pozisyonunu üstlendiği sırada Mütevessiliyan’ın sağ kolu olan Mukaddem, İran tarafından üst düzey bir büyükelçilik çalışanı olarak tanımlanıyor.

Diplomatik faaliyetlerin odak noktasında büyük bir gizem
DMO komutanı ve beraberindekilerin kaçırılması konusu ‘dört diplomat’ davası olarak anılırken, akıbetlerinin ortaya çıkarılmasına ilişkin talepler yıllar içinde İran'ın yurtdışındaki büyükelçiliklerinin faaliyetlerinin odak noktası haline geldi.
Lübnan İç Güvenlik Güçleri'nin 4 Temmuz 1982 tarihli bir raporunda şu ifadelere yer veriliyor:
“Partizan silahlı kişiler, Lübnan'daki İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği Baş Müsteşarı Muhsin el-Musevi’yi Barbara kontrol noktasında tutuklamıştır. Tutuklama esnasında Baş Müsteşar, Büyükelçiliğin güvenlik biriminden bir kuvvetin eşliğinde üç büyükelçilik çalışanıyla birlikte Bekaa'dan Beyrut'a dönmekteydi. Silahlı kişiler, eskort ekibini serbest bırakırken dört diplomatı alıkoyup partizan merkezlerinden birine sevk etmiştir. Diplomatlar, Musevi’nin yanı sıra askeri ataşe Ahmed Mütevessiliyan, fotoğrafçı ve savaş muhabiri Kazım İhvan ve şoför Taki Rastgar’dan oluşuyordu.”
Temmuz 2012'de DMO’ya bağlı baskı gruplarından Ensaru Hizbullah’ın lideri Said Kasımi, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in cumhurbaşkanı iken Haziran 1981'de iç savaş sırasında Hizbullah güçlerini eğitmek amacıyla iki DMO birimini Lübnan'a göndermek üzere verdiği emirler hakkında bilinmeyen detaylar vermişti.
Dört İranlı'nın akıbeti, İranlı yetkililerin bu kişilerin İsrail hapishanelerinde tutuklu olduğu yönündeki anlatısına bağlı kalmalarıyla büyük bir ‘sır’a dönüştü. İsimleri, İran veya Lübnan Hizbullahı ile İsrailliler arasındaki esir takası anlaşmalarıyla ve özellikle de pilot Ron Arad ile bağlantılıydı.
Bunca yıl İsrail tarafı, DMO komutanı ve yoldaşlarının ortadan kaybolmasıyla ilgili olası ilişkilerine dair herhangi bir açıklama yapmadı.
Genelde her haziran ayında, ortadan kayboluşunun yıldönümünde Mütevessiliyan mevzusu, İran Dışişleri Bakanlığı'nın medya gündeminde öne çıkıyor.
İran Dini Lideri’nin askeri danışmanı olan eski Savunma Bakanı Hüseyin Dehkan Mayıs 2016'nın sonunda basın mensuplarına yaptığı bir açıklamada, Tahran'ın, Beyrut'ta kaybolan Mütevessiliyan ve diğer üç İranlı'nın hala hayatta olduğunu gösteren birtakım bilgilere ulaştığını duyurmuştu. Dehkan, ayrıntılara girmeden dört İranlı'nın güvenliğinden İsrail'i sorumlu tutmuştu.
Aynı yılın haziran ayında DMO komutanlarından İran İslami Şura Meclisi Savunma Komitesi Başkanı Milletvekili İsmail Kevseri, İranlı yetkililerin yıllar önce, rehin tutulan ABD’li bir yetkili ile Mütevessiliyan arasında bir takas anlaşması yapılmasına ilişkin İmad Muğniye’nin yaptığı bir teklifi reddettiklerini söylemişti. Kevseri, “O dönemde meseleyi yöneten yetkililere sormalıyız: İran ile İsrail arasında dört diplomatın serbest bırakılmasına yönelik takas anlaşması için neden uygun zemin hazırlanmadı?” demişti.
Ahmed Mütevessiliyan’ın küçük erkek kardeşi Emir Mütevessiliyan, Kevseri’den günler önce İran Yargı Erki’ne bağlı Mizan Haber Ajansı’na verdiği röportajda, ‘İran ile İsrail arasında kardeşinin serbest bırakılması için yapılan esir takası anlaşmasının, İran’ın geri adım atmasından önce son aşamada’ olduğunu belirterek yıllar boyunca kardeşinin esir tutulmasının arkasındaki sebepleri bilmediğini söylemişti.
Mütevessiliyan’ın erkek kardeşine göre, Hizbullah Komutanı İmad Muğniye İranlılara, İran'ın DMO komutanı ve yoldaşlarını geri almak için takas anlaşması yapabileceği bir adamı olduğunu söylemiş ve Eski Suriye Devlet Başkanı Hafız Esed, Mütevessiliyan’ın askeri noktalar arasındaki hareketini kolaylaştırması için Muğniye’ye bir ‘Benz’ araba göndermişti.
Aynı röportajda Emir Mütevessiliyan, Muğniye'nin ABD’li rehin bir diplomatı Ahmed Mütevessiliyan ile takas etme anlaşmasını tamamlamak üzere Ez-Zabadani kampına sevk ettiğini ancak daha sonra Tahran’ın öneriye olumsuz yanıt verdiğini açıklamıştı. Mütevessiliyan “Öneri reddedildikten sonra Hizbullah, ABD’lilerle bir takas anlaşması yaptı. Anlaşmaya göre 25 Hizbullah üyesi serbest bırakılırken Ahmed Mütevessiliyan kaldı” demişti.

Çürük bir diş
Eylül 2020'de İran medyasında Mütevessiliyan’ın cesedinin Tahran'da bulunduğuna dair çelişkili haberler ve bir DNA incelemesi yapıldığına ilişkin söylentilerle birlikte, BBC Farsça kanalı, DMO liderleri arasındaki, özellikle de Mütevessiliyan’a yakın liderler ile DMO komutanlık pozisyonları için mücadele eden rakipleri arasındaki ihtilaflara ışık tutan ‘Yavaş Darbe’ adlı bir belgesel haber yayınlamıştı. Belgesel, adını DMO’daki saha komutanlarının güvenlik ve siyasi faaliyetler yoluyla komutanlık pozisyonlarındaki hakimiyetlerini sıkılaştırmaya çalışan başka komutanları durdurmak için kullandıkları bir terimden almıştı. Belgesel, özellikle Kasım 1984'te iki grubun önderleri arasında suçlamalar ve karşılıklı eleştirilere tanık olan bir oturumu anlatıyordu.
Belgesel, Mütevessiliyan’ın başta eski komutan Muhsin Rızai olmak üzere DMO’nun üst düzey komutanlarına İran-Irak savaşının yönetimi konusunda karşı çıkması sebebiyle çatışmaların şiddetine rağmen Lübnan'a gönderildiği hipotezine ilişkin haberleri destekliyor.
Belgesele yanıt olarak, DMO’ya bağlı Tesnim Haber Ajansı o oturumun ‘tam ses kaydını’ servis etmişti. Ancak BBC Farsça tarafından Haziran 2022'de yayınlanan bir belgesel, DMO ajansının kaydından silinen ve Mütevessiliyan’ın ortadan kaybolması ve akıbetiyle ilgili olan ‘temel’ noktaları ortaya çıkarmıştı.
Silinen kısımlar arasında DMO Operasyon Odası Komutanı Hasan Behmeni'nin şu anda İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreterliği görevini üstlenen dönemin DMO Komutan Yardımcısı Ali Şemhani’nin açıklamalarına atıfta bulunduğu bir bölüm yer alıyordu.
Şarku’l Avsat’ın Mehr’den aktardığına göre ses kaydında yer alan ifadesinde Behmeni, komutan Mütevessiliyan’ın Lübnan'a gönderildiğinde DMO komutanları arasındaki en parlak saha komutanı olduğunu söylüyor ve Şemhani’nin “Mütevessiliyan çürük bir dişti ve çekildi” sözünden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyordu.



ABD’den Lübnan’ın Hizbullah’ın güvenlik faaliyetlerini yasaklama kararına övgü

Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)
Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)
TT

ABD’den Lübnan’ın Hizbullah’ın güvenlik faaliyetlerini yasaklama kararına övgü

Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)
Beyrut’un güney banliyösü Burc el-Baracine bölgesine düzenlenen İsrail saldırısının ardından yoğun yangınlar yükseldi (AP)

ABD yönetiminde bir yetkili, Başkan Donald Trump döneminde, Hizbullah’ın Lübnan’ı ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın içine çekmesini, “Ortadoğu’da çatışmayı ciddi şekilde tırmandıran bir adım” olarak nitelendirdi. Öte yandan Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, ABD Başkanından bölgedeki “İran rejiminin en tehlikeli ajanlarından birini” ortadan kaldırmak için harekete geçmesini talep etti.

Graham, Fox News kanalına yaptığı açıklamada, “Sayın Başkan, Amerikan güçlerini İsrail ile birlikte ‘Hizbullah’a karşı harekete geçirin.Bu alçakları ortadan kaldırın. Ellerinde Amerikalıların kanı var.” Dedi. Graham, Tahran yanlısı örgütün İsrail’e roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlemesinin, İran’ın çaresizliğini ve “Hizbullah’a olan bağımlılığını” gösterdiğini vurguladı.

Graham, “Burada bir fırsatımız var. Sadece İran’ın terör kalesini yıkmakla kalmıyoruz, aynı zamanda Ortadoğu’daki en tehlikeli ajanlardan birini de ortadan kaldırma şansımız var, o da Hizbullah. Sayın Başkan, yapın, hemen yapın. Onlar zayıf. Onları ortadan kaldırabiliriz ve yapmalıyız” şeklinde konuştu.

ABD’nin eski özel temsilcisi Amos Hochstein ise Başkanlar Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ın Lübnan’ı “Hizbullah’ın İran ile savaşın içine çekme girişiminden” koruma yönündeki tutumlarını övdü ve liderlerin Lübnan’ı “doğru yola götürdüğünü” ifade etti. Hochstein, X (eski Twitter) platformunda yaptığı paylaşımda, “Devletin üzerine kan emici bir terör örgütünün, Lübnan halkını çıkarı olmayan bir savaşa tekrar sürüklemesine izin verilemez. Hizbullah’ın herhangi bir askeri faaliyette bulunması engellenmeli” dedi. Hochstein, Lübnan ordusunu bu adımı derhal atmaya çağırdı.

ABD yönetimi, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarını Ortadoğu’daki gerilimi tırmandıran ciddi bir adım olarak görüyor. Yetkililer, ABD askerleri ve bölgesel güvenlik açısından riskleri değerlendirmek için örgütün hareketlerini yakından izliyor.

ABD yönetimi, Lübnan yetkilileriyle doğrudan iletişime geçerek, “Hizbullah ile çatışmanın tırmanmasının bölgesel savaşı derinleştirebileceğini” iletti. Diplomatlar, Lübnan’a İsrail’in, Hizbullah herhangi bir düşmanca operasyon başlatmadıkça Lübnan topraklarına saldırıları artırmayı planlamadığını bildirdi; bu, açıkça yeni bir cephe açılmasını önlemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirildi.

Ancak son gelişmeler, bu çabaların beklenen sonuçları vermediğini ortaya koydu.


İsrail ordusu, Beyrut'ta üst düzey bir Hizbullah liderini hedef aldığını duyurdu

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 2 Mart 2026 (Reuters)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 2 Mart 2026 (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Beyrut'ta üst düzey bir Hizbullah liderini hedef aldığını duyurdu

İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 2 Mart 2026 (Reuters)
İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar - 2 Mart 2026 (Reuters)

İsrail ordusu, pazartesi akşamı X platformunda yaptığı açıklamada, Beyrut’a düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’ın üst düzey bir yöneticisini hedef aldığını duyurdu. Lübnanlı görgü tanıkları, başkentte güçlü patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi.

Ordu, pazartesi ilerleyen saatlerde yaptığı açıklamada ise, saldırıların kapsamının genişletilmesine ilişkin bir soruya yanıt olarak, Güney Lübnan’a kara harekâtı düzenlenmesi dahil “tüm seçeneklerin masada olduğunu” belirtti.

İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, “Ciddi bir tehdidi ortadan kaldırmak amacıyla Lübnan’da faaliyet gösteriyoruz... Sonuç olarak tüm seçenekler masada” ifadelerini kullanarak, İsrail’in “Hizbullah’ı silahsızlandırmak için harekete geçeceğini” vurguladı.

İsrail ordusu, pazartesi öğleden sonra Beyrut’un güney banliyölerine de hava saldırıları düzenledi.

Öte yandan İsrail ordusu, pazartesi akşamı Hizbullah’a finansman sağladığı belirtilen El-Kard el-Hasen Derneği’ne ait varlıklara yönelik bir dizi hava saldırısının tamamlandığını açıkladı.

sfergf
Beyrut’un güney banliyölerinde yer alan Burc el-Baracne bölgesinde, 2 Mart 2026 Pazartesi günü öğleden sonra düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (EPA)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, yaptığı açıklamada, söz konusu derneğin yıllardır Lübnan’da önde gelen bir sivil finans kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, ancak gerçekte sivil mevduatları Hizbullah ve unsurlarına mali hizmet sunmak amacıyla kullandığını iddia etti.

Adraee, Hizbullah’ın Lübnan’daki yasal ekonomik sistemden bağımsız paralel bir ekonomik ağ kurduğunu ve bu ağın örgütün ihtiyaçlarını finanse etmeyi amaçladığını öne sürdü. Bu yapının El-Kard el-Hasen Derneği’ne dayandığını belirten Adraee, örgütün söz konusu kurum aracılığıyla para yatırdığını, fonları muhafaza ettiğini, militanlarına maaş ödediğini ve İran’dan gelen mali transferleri aldığını savundu.

Açıklamada, bu fonların silah ve üretim ekipmanı temininde kullanıldığı, Hizbullah unsurlarına maaş ödemeleri yoluyla örgütsel faaliyetlerin sürdürüldüğü ileri sürüldü. Adraee, Hizbullah’ın ekonomik toparlanma girişimlerinin ve dernek şubelerindeki faaliyetlerinin İsrail vatandaşları için tehdit oluşturduğunu iddia etti.

İsrail, pazartesi sabahın erken saatlerinden itibaren Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde yoğun ve benzeri görülmemiş bir saldırı başlattı. Bu adımın, Hizbullah’ın İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme olarak Hayfa’ya yönelik “roket salvosu” atmasının ardından geldiği belirtildi.

Lübnan yönetiminin tırmanışı kontrol altına almak için yoğun siyasi ve diplomatik girişimlerde bulunmasına rağmen, askerî uzmanların büyük bölümü yeni savaş turunun en şiddetlisi olacağını ve Hizbullah’ın askerî kanadı tamamen ortadan kaldırılana kadar durmayacağını öngörüyor.

Güvenlik kaynakları mevcut durumu “çok kötü” olarak nitelendirirken, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada roketlerin, Lübnan ordusunun daha önce nehrin güneyindeki bölgenin büyük bölümünde kontrol sağladığını duyurduğu Litani Nehri’nin kuzeyindeki bir noktadan fırlatıldığını belirtti.


ABD: İran'ın nükleer silah geliştirmek için 'örtü olarak kullandığı dış nüfuz yok edilecek

ABD: İran'ın nükleer silah geliştirmek için 'örtü olarak kullandığı dış nüfuz yok edilecek
TT

ABD: İran'ın nükleer silah geliştirmek için 'örtü olarak kullandığı dış nüfuz yok edilecek

ABD: İran'ın nükleer silah geliştirmek için 'örtü olarak kullandığı dış nüfuz yok edilecek

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü hava harekâtının kapsamı bugün (Pazartesi) genişledi. İsrail’in, Hizbullah’ın saldırılarına yanıt olarak Lübnan’a operasyon düzenlemesinin ardından çatışmalar yeni bir boyut kazandı. Tahran ise Körfez ülkelerine ve Kıbrıs’taki bir İngiliz hava üssüne füze ve insansız hava araçları fırlattı. Savaşın yakın zamanda sona ereceğine dair bir işaret bulunmuyor.

Askerî harekâtın başlamasından bu yana düzenlenen ilk resmî basın toplantısında konuşan Savunma (Savaş) Bakanı Pete Hegseth, operasyonların süresine dair net bir takvim paylaşmadı. Hegseth, çatışmaların ne zaman sona ereceğine ilişkin kararın Başkan Donald Trump’a ait olduğunu belirtti.

Hegseth, ordunun temel hedefinin İran’ın sınırları dışındaki nüfuzunu yayma kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu belirterek, Tahran’ın bu nüfuzu nükleer silah geliştirme faaliyetlerine “örtü” olarak kullandığını ifade etti.

Öte yandan Kuveyt, İran saldırılarına karşı koymaya çalışırken üç adet “F-15E” tipi Amerikan savaş uçağını düşürdü. Altı kişilik mürettebatın tamamı paraşütle atlayarak kurtarıldı. Sosyal medyada paylaşılan bir görüntüde, motoru alev alan uçaklardan birinin düştüğü anlar yer aldı.