ABD’nin Bağdat Büyükelçisi, Iraklılara Gertrude Bell’i hatırlatıyor

Eylemleriyle rekor kırdı ve aşiret büyükleriyle iftar sofrasını paylaştı.

ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf
ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf
TT

ABD’nin Bağdat Büyükelçisi, Iraklılara Gertrude Bell’i hatırlatıyor

ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf
ABD Büyükelçisi’nin aşiret büyükleriyle Ramazan iftarını yaparken Twitter'da paylaştığı bir fotoğraf

Üç Batılı kadın, 1921 yılında İngilizler tarafından kurulan Irak devletinin son yüz yılı boyunca Irak'ın modern tarihinde en önemli rolleri oynamaya mahkûm edildi. Bu kadınların ilki, o zamanlar özellikle özel bir ilişkisi olduğu Kral I. Faysal (1933'te öldü) döneminde Irak hükümetlerinin kurulmasındaki büyük rolü nedeniyle kralcı olarak tanımlanan Irak'taki İngiliz Büyükelçiliği'nin Doğu Sekreteri olan Gertrude Bell’di.
İkinci isim, eski Irak rejimi dönemindeki ABD Büyükelçisi April Glaspie. Zira onun Kuveyt'in işgalinden önce Saddam Hüseyin'le yaptığı son görüşme, ima amacıyla yaratıcı diplomatik muğlaklıkla lekelenmiş bir konumu Saddam'a bildirdikten sonra, işgale geçiş izniydi. Öyle ki söz konusu görüşme Saddam'ın kısa bir süre sonra yapacaklarına göz yummak olarak anlaşılmıştır.
Üçüncüsü ise, şu anki ABD Büyükelçisi Alina Romanowski. O yaşlı bir kadın, ancak her düzeyde canlılık ve sürekli aktivite ile karakterize ediliyor. Üç kadının farklı rolleriyle, her birini bu ülkenin tarihinde oynadığı rolün bağlamına yerleştirmek, farklı koşullara sahip farklı durumların ve kaderlerin bir görüntüsünü verebilir. Bell, modern Irak'ın inşasında ve kurumlarının tamamlanmasında belirleyici bir role sahipti. Çünkü o, elçilikte bir sekreterden daha fazlasıydı. Daha ziyade keskin bir kültürel, entelektüel ve doğu vizyonuna sahipti. Böylece Iraklı ve yabancı yazar, araştırmacı ve tarihçilerin çalışmalarında kalıcı bir kaynak haline geldi.
Glaspie'ye gelince, Saddam Hüseyin döneminde (Bağdat ile Washington arasındaki diplomatik ilişkiler 1983 yılında yeniden kuruldu) Irak ile ABD arasında zaten muğlak olan ilişkiyi yöneten koşullar nedeniyle, politikaların çizilmesinde ve kaderin belirlenmesinde rol oynadı. Saddam döneminde hiçbir Arap veya yabancı büyükelçinin Irak'ta serbestçe dolaşmasına izin verilmedi. Herhangi bir Iraklının, herhangi bir düzeyde, herhangi bir Arap veya yabancı büyükelçi veya büyükelçilik ile rejimin bilgisi olmadan herhangi bir düzeyde ilişki kurmasına izin verilmedi. Böyle bir durum olduğunda diplomat ölüm cezasına çarptırılırdı. Bununla birlikte, Glaspie'nin Saddam Hüseyin'le görüşmesi sırasında yaptığı açıklama, Saddam'ın -ABD'nin yeşil ışık yaktığını düşündüğü- işgal kararı vermesinden sonraki yıllar boyunca Irak'ın kaderini belirledi.
Romanowski ise işgal öncesi Irak muhalefetinin dostu Zalmay Halilzad liderliğinde 2003 yılında başlayan yirmi yıllık değişim sürecinde yaklaşık 10 büyükelçinin ardından Kuveyt'teki görevi sona erdikten sonra Irak'a büyükelçi olarak geldi. General Jay Garner, Paul Bremer ve diğerleri görevlerini net bir iz veya ayak izi bırakmadan geçirdiler. İran'ın Irak'taki büyükelçileri ile bir dizi çatışma yoluyla Irak hükümetlerinin kurulmasında kendilerine verilen roller dışında, bazı ABD büyükelçilerinden daha fazla kayırılan ve etkili olan İran büyükelçisi neredeyse her zaman galip geldi.
Ancak Romanowski tamamen farklı bir hikâye. Gür beyaz saçlı bu hanımefendi, özellikle Ekim 2019 ayaklanmasından sonra Iraklıların tercihlerine müdahale etmekle suçlanan geniş bir varlığa sahip Birleşmiş Milletler (BM) Irak Özel Temsilcisi Jeannine Hennis-Plasschaert dışında, turlarında ve kalıcı varlığında onunla rekabet etmiyor ve kendisi de tartışma konusu. Romanowski 'ye göre, üst düzey Iraklı yetkililerle yaptığı görüşmeler aracılığıyla bugünkü mekik hareketlerindeki en önemli değişken açıkça, Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki mevcut hükümet olan Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin oluşturulmasından sonra başladı.
Göreve başladığından bu yana Romanowski ile birkaç kez görüşen Sudani, henüz ABD’yi ziyaret etmemişken Arap ve Avrupa ülkelerine yaptığı sayısız ziyaretlerle ülkesi ve dünyanın çeşitli ülkeleri arasında dengeli ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ancak Romanowski'nin hamleleri siyasi gözlemcilerin dikkatini çekti. Gerçek şu ki, mevcut hükümet İran'a yakın en büyük siyasi güç tarafından destekleniyor. Bununla birlikte, Romanowski'nin sonuncusu iki gün önce Irak'taki bazı üst düzey aşiret büyükleriyle bir Ramazan iftarı sofrasına katıldığı sırada yaptığı şey, Iraklıların hafızasını geçen yüzyılın yirmili yıllarının başlarına kadar götürdü. Miss Bell, aşiret büyükleri ​​ve sivil toplum açısından benzer roller oynuyordu. Ayrıca pazarlarda ve halk arasında dolaşırdı. Bu çeşitli çevrelerde şüphesiz geniş bir etkiye sahip olan İran Büyükelçisi de dahil olmak üzere diğer büyükelçiler tarafından yapılmıyordu.
Romanowski, bir konuşma yapmak için ayakta göründüğü iftar masasında aşiret büyükleriyle buluştuktan sonra Twitter hesabı üzerinden şunları ifade etti: “Kutsal Ramazan ayında, bu iftar yemeğini Iraklı aşiret büyükleriyle paylaştığım için minnettarım. Onların vizyonu daha güçlü, istikrarlı ve müreffeh bir Irak inşa etmek için önemli. İftar sofrasında diplomat arkadaşlarımla bulunmaktan da keyif aldım.”
İftardan sonra meydana gelen ironi, Romanowski ile tanışan aşiret büyüklerinin ardından yapılan yaygın eleştiriydi. Bazı eleştirmenlerin bakış açısına göre Romanowski’nin ‘İşgalci ABD’nin büyükelçisi’ olması ve başka bir bakış açısına göre aşiret şeyhlerinin Iraklı kadınlarla aynı konseyde dahi olmamalarına rağmen yabancı bir kadınla oturup yemeğe katılmaları da dahil olmak üzere eleştirinin birçok nedeni var. Konu bu noktada da kalmamış ve büyüklerinden birinin bu büyük ziyafeti düzenlediği aşiret, yapılan eylemin aşireti temsil etmediğini, kişisel olduğunu açıklamıştır. Gerekçelerle ilgili komik olan şey, ziyafet organizatörlerinden bazılarının bunun hükümetin Aşiret İşleri Danışmanı tarafından düzenlendiğini ve davetlilerin Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin bir dizi büyükelçisi olduğunu açıklamasıydı. Ancak iftara davet edilmeyen Romanowski'nin varlığına şaşırdılar ve tüm ilgi odağını o çalmıştı.



ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
TT

ABD arabuluculuğuyla İsveç'te esir takası görüşmeleri yapılıyor

Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)
Ürdün ve Suriye dışişleri bakanları ile ABD elçisi Tom Barrack, geçen eylül ayında Şam'da düzenlenen ve "Süveyda yol haritası"nın açıklandığı basın toplantısında (EPA)

Suriye kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD arabuluculuğuyla Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde bir esir takası konusunda görüşmelerin devam ettiğini doğruladı.

İl yönetiminin medya ilişkileri direktörü Kuteyba Azzam, Suriye hükümeti ile Şeyh el-Akl ve Hikmet el-Hicri'ye bağlı "Ulusal Muhafız Kuvvetleri" arasında, esir takası anlaşmasına varılması amacıyla görüşmelerin yapıldığını belirtti.

Medyada yer alan haberlere göre ABD elçisi Tom Barrack'ın ofisi, 2025 yazındaki olaylardan bu yana Şam kırsalında gözaltında tutulan Süveyda'dan 61 sivilin serbest bırakılması karşılığında, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından "Ulusal Muhafızlar" tarafından Süveyda'da tutulan 30 mahkumun teslim edilmesini içeren anlaşmanın sonuçlandırılması için her iki taraftan da onay aldı.

Süveyda Valisi Mustafa Bakur, geçen ay Suriye hükümetinin bu sivilleri aşiret güçlerinden teslim aldığını ve takas ayarlamak üzere gözaltına aldığını duyurdu.

Geçtiğimiz temmuz ayındaki olaylardan dolayı gözaltına alınanların serbest bırakılması, geçen eylül ayında Şam'dan Amerikan ve Ürdün'ün desteğiyle açıklanan "yol haritasının" maddelerinden biridir.


Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
TT

Filistin Sağlık Bakanlığı: İsrailli bir yerleşimci Batı Şeria’da ABD vatandaşı Filistinli genci öldürdü

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları (Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, 19 yaşındaki ABD vatandaşı Filistinli Nasrallah Muhammed Cemal Ebu Siyam’ın, çarşamba gecesi Batı Şeria’da bir İsrailli yerleşimcinin açtığı ateş sonucu ağır yaralandıktan sonra hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, Ebu Siyam’ın çarşamba günü işgal altındaki Batı Şeria’da, Ramallah yakınlarında bulunan Mihmas köyünde vurulduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan ABD Büyükelçiliği’nden bir yetkili ise şiddeti kınayarak, “ABD Dışişleri Bakanlığı için yurt dışındaki Amerikan vatandaşlarının güvenliği ve emniyetinden daha yüksek bir öncelik yoktur” ifadesini kullandı.

rgtbrgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninde gözyaşlarına boğuldu. (AFP)

İsrail güvenlik güçlerinin olası misillemesinden çekindiği için isminin açıklanmasını istemeyen Ebu Siyam’ın bir yakını, yerleşimcilerin köye koyun çalmak amacıyla baskın düzenlediğini öne sürdü.

Aralarında Ebu Siyam’ın da bulunduğu köylülerin hırsızlığı engellemeye çalıştığını, bunun üzerine yerleşimcilerin ateş açtığını ve Ebu Siyam ile birlikte bazı kişilerin yaralandığını söyledi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise saldırılarda 5 kişinin yaralandığını, bunlardan 3’ünün -Ebu Siyam dahil- kurşunla yaralandığını bildirdi. Ajans, diğer yaralılara ilişkin ayrıntı paylaşmadı. Reuters’ın olayla ilgili yorum talebine İsrail ordusu tarafından henüz yanıt verilmedi.

dcfgt
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında bulunan Mihmas köyünde İsrailli bir yerleşimci tarafından öldürülen ABD vatandaşı Filistinli gencin yakınları, cenaze töreninin ardından yas tutuyor. (Reuters)

Gazze Şeridi’nde Ekim 2023’te başlayan savaşın ardından Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemleri belirgin biçimde arttı. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, 2026 yılında yerleşimci saldırıları nedeniyle yaklaşık 700 kişi yerinden edildi.

Uluslararası kuruluş, 2026’da Batı Şeria’da 9 Filistinlinin öldürüldüğünü, 2025 yılında ise bu sayının 240’ı aştığını bildirdi. Verilere göre 2025 yılında Batı Şeria’da iki İsrailli öldü.

İsrail, yerleşimci şiddetiyle ilgili nadiren iddianame düzenliyor. İsrailli izleme kuruluşu Yesh Din, 2025 yılı sonunda yaptığı açıklamada, 7 Ekim 2023’ten bu yana belgeledikleri yüzlerce yerleşimci şiddeti vakasının yalnızca yüzde 2’sinde dava açıldığını duyurdu.

Son iki yılda Batı Şeria’da, aralarında aktivist Ayşenur Ezgi Eygi’nin de bulunduğu bazı ABD vatandaşları, İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından öldürüldü.


Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
TT

Tunuslu bir milletvekili, Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırıldı

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)
Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said (Reuters)

Yerel medyaya göre Tunus'ta bir mahkeme dün Milletvekili Ahmed Seydani'yi, ülkenin son sel felaketinin ardından sosyal medyada Cumhurbaşkanı Kays Said'i eleştirdiği gerekçesiyle sekiz ay hapis cezasına çarptırdı.

Seydani, bu ayın başlarında, Tunus'un çeşitli bölgelerinde altyapıya zarar veren sellere neden olan olağanüstü yağışların ardından Saïd'in iki bakanla yaptığı görüşmeyle ilgili Facebook'ta yaptığı, "Cumhurbaşkanı, yetki alanını resmi olarak yollara ve su borularına genişletmeye karar verdi. Görünüşe göre yeni unvanı Sanitasyon ve Yağmur Suyu Drenajı Başkomutanı olacak” yorumu nedeniyle tutuklandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Seydani'nin avukatı Husameddin Bin Atya ajansa yaptığı açıklamada, müvekkilinin Telekomünikasyon Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca yargılandığını ve bu maddenin “Kamu iletişim ağları aracılığıyla kasıtlı olarak başkalarına zarar veren veya huzurunu bozan herkesi” bir ila iki yıl hapis ve 100 ila 1.000 dinar (yaklaşık 300 avro) para cezası öngördüğünü söyledi.

Tunus'ta geçen ay 70 yıldan fazla süredir görülen en şiddetli yağışların ardından en az beş kişi hayatını kaybetti, birçok kişi ise hala kayıp durumunda.