Putin'in yakın ekibinden bir kişinin Türkiye'ye kaçtığı ortaya çıktı

Gleb Karakulov verdiği röportajda Putin'in sağlığı ve alışkanlıklarıyla ilgili detayları anlattı

Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)
Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)
TT

Putin'in yakın ekibinden bir kişinin Türkiye'ye kaçtığı ortaya çıktı

Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)
Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yakın korumasını sağlayan FSO'dan bir kişinin geçen ekimde Rusya'dan Türkiye'ye kaçtığı ortaya çıktı.
Putin'e şifrelenmiş iletişim sağlayan bir birimde mühendis olarak görev yapan Gleb Karakulov'un Rus liderle, son 13 yılda 180'den fazla geziye katıldığı belirtildi.
Dossier Center isimli araştırma sitesine bir röportaj veren Karakulov, Ekim 2022'de Putin'in Kazakistan ziyareti sırasında ailesiyle birlikte Türkiye'ye kaçtığını söyledi.
Karakulov'un röportajı Türkiye'den ayrılıp başka bir ülkeye gittikten sonra yayımlandı.
Ülkeden kaçmasının Rus yasalarını ihlal etmek olduğunu bildiğini söyleyen Rus mühendis, "Eğer görevde kalsaydım bu daha büyük bir suç olacaktı. Putin'in bir savaş suçlusu olduğunu düşünüyorum. Konuşmanın ve bu savaşı bitirmenin zamanı geldi" diye konuştu.
Karakulov, bir dönem Rusya'nın en zengin kişisi olan sürgündeki Mihail Hodorkovski'nin sahibi olduğu siteye verdiği röportajda Putin'in alışkanlıkları, ailesi ve sağlığıyla ilgili detayları da paylaştı.
Putin'in akıllı telefon ya da internet kullanmadığını belirten Karakulov, Rus liderin dış seyahatlerinde Rus devlet televizyonunu izlemek istediğini belirtti.
Karakulov, "Tüm görev sürem boyunca, onu asla bir cep telefonuyla görmedim. Ona gelen tüm bilgi yakınındaki konuştuğu insanlardan geliyor. Bir bilgi boşluğu içinde yaşıyor" dedi.
Putin'in uçakların takip edilmesinden hoşlanmadığını belirten Karakulov, Rus liderin zırhlı bir trenle yolculuk etmeyi tercih ettiğini söyledi. 
Rus liderin birden fazla lokasyonda ofisi bulunduğunu ve bazen resmi açıklamalarda bulunduğu yerin bilinçli olarak yanlış söylendiğini belirten Karakulov, "Putin Soçi'deyken, güvenlik görevlileri kasıtlı olarak o ayrılıyormuş gibi yapar, bir uçak ve konvoy hazırlar. Ancak o Soçi'de kalmaya devam ediyordur. Çocuklar bunun hakkında konuşur ve gülerdi. Bu, istihbarat servislerinin kafasını karıştırmak ve olası suikast girişimlerini engellemek için yapılıyordu" şeklinde konuştu.

Sağlık sorunu olduğu iddialarına yalanlama
Rusya Devlet Başkanı'nın Kovid-19 konusunda halen endişeli olduğunu belirten Rus mühendis, Putin'le aynı odada bulunması gereken kişilerin iki haftalık karantinaya girdiğini öne sürdü.
Karakulov, FSO görevlilerinin de bu şekilde 2 haftalık vardiyalar halinde çalıştığını belirtti.
Karakulov, "Son birkaç yıldır bir kozanın içinde yaşıyor. Anormal şekilde hayatından korkuyor. Çeşitli bariyerlerle kendini dünyadan koparmış durumda. Gerçeklikle bağı bozuk" ifadelerini kullandı.
Putin'in açıklanmayan bir hastalığa sahip olduğu iddialarını yalanlayan Karakulov, "Sağlığı, onun yaşındaki birçok insandan daha iyi durumda" dedi.
Rus mühendis, iyi bir Putin destekçisi olan annesine dahi haber vermeden yeni bir hayat kurmadan Rusya'yı terk ettiğini söyledi.

Rusya'da arananlar listesine alındı
Karakulov'la değişik zamanlarda röportaj yapan Londra merkezli Dossier Center, toplamda 6 saati aşan görüntüleri AP haber ajansı, Danimarka kanalı DR, İsveç televizyonu SVT ve Norveç'ten NRK ile paylaştı.
AP haber ajansı Karakulov'un kimliğini doğrularken, Rusya İçişleri Bakanlığı'nın Rus mühendisi 26 Ekim'de arananlar listesine aldığı bilgisine ulaştı.
AP'nin konuştuğu bir NATO ülkesinin güvenlik yapılanmasında bulunmuş bir isim, Karakulov benzeri rütbedeki birinin ilticasının "büyük ilgi çekeceğini" söyledi.
Kaynak, "Bu, kendi güvenliği konusunda aşırı hassas olan Putin'e ciddi bir darbe olarak görülebilir. Bu durum onu çok mutsuz etmiştir" dedi.
FSO'nun Rus güvenlik servisi içerisindeki en gizemli servislerden biri olduğu biliniyor.

Karakulov'un savaş yanlısı ailesi
Rusya'dan kaçan Gleb Karakulov'un ailesi vatansever askeri gelenekten geliyor.
Dağıstan'da dünyaya gelen Rus mühendis de buna göre yetiştirildikten sonra askeri akademiden mezun olarak FSO'da göreve başlamış.
Eski bir asker olan Karakulov'un babası, son yıllarda "Savaşçıların Yüzleri" isimli bir proje yürütüyordu ve bu kapsamda Rus askerlerinin ve gazilerin portrelerini çekiyordu. Erkek kardeşi ise daha önce vatanseverlik madalyası almış bir yerel hükümet yetkilisi.
Karakulov verdiği röportajda, bağlılığını sorgulamaya Rus üst düzey yöneticilerin lüks hayatını gördükten sonra başladığını söyledi. Resmi heyetlerin bir aylık maaşını bir gecede harcağını belirten Karakulov, "Eğer bu bütçedense, bir kişinin bu kadar harcaması fazla değil mi? Eğer bütçeden değilse, o zaman bu tam bir yolsuzluk" ifadelerini kullandı.
Ukrayna savaşının başlamasının ardından FSO'da birlikte görev yaptığı bazı arkadaşlarının cepheye gönderildiğini belirten Karakulov bunun bir kırılma noktası olduğunu söyledi.
Karakulov konuyu ailesiyle konuşamadığını çünkü savaşın ilk günlerinde Ukrayna'nın bağımsız bir ülke olduğunu anlatmaya çalıştığı annesinin kendisini "ajan" olmak suçladığını söyledi.

Kazakistan'dan Türkiye'ye kaçış
Putin'in yakın ekibinde yer alan Rus mühendisin ilticası, Kazakistan'ın başkenti Astana'da 6 Ekim'de başlayan resmi görüşmeler serisi sırasında gerçekleşti.
Eşiyle birlikte tüm hayatlarının üç valize sığdırdıklarını belirten Karakulov, kendisinin 6 Ekim'de eşi ve kızınınsa 2 gün sonra Astana'ya ulaştıklarını söyledi.
Resmi ziyaretin son günü olan 14 Ekim'de iş arkadaşlarına hediyelik eşya almaya gittiğini söyleyerek bir taksiye binen Karakulov, Türkiye'ye gitmek üzere havaalanına doğru yola çıktı.
Uçaklarının bir saat rötar yapması üzerine panik yaptıklarını belirten Karakulov, eşinin çok üzgün olduğunu ve o sırada FSO'daki iş arkadaşlarından "Seni şerefsiz" şeklinde mesaj aldığını ancak Türkiye'ye yaptıkları 5,5 saatlik yolculuğun sorunsuz geçtiğini belirtti.
The Dossier Center, röportajın daha önce yapıldığını ancak Karakulov Türkiye'den ayrılarak güvenli bir yere geçtikten sonra yayınlandığını belirtti.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.