Putin'in yakın ekibinden bir kişinin Türkiye'ye kaçtığı ortaya çıktı

Gleb Karakulov verdiği röportajda Putin'in sağlığı ve alışkanlıklarıyla ilgili detayları anlattı

Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)
Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)
TT

Putin'in yakın ekibinden bir kişinin Türkiye'ye kaçtığı ortaya çıktı

Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)
Karakulov, Putin'in Kazakistan'daki Rus Büyükelçiliği'ne güvenli iletişim hatlarına sahip bir sığınak yapılması talimatı verdiğini söyledi (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in yakın korumasını sağlayan FSO'dan bir kişinin geçen ekimde Rusya'dan Türkiye'ye kaçtığı ortaya çıktı.
Putin'e şifrelenmiş iletişim sağlayan bir birimde mühendis olarak görev yapan Gleb Karakulov'un Rus liderle, son 13 yılda 180'den fazla geziye katıldığı belirtildi.
Dossier Center isimli araştırma sitesine bir röportaj veren Karakulov, Ekim 2022'de Putin'in Kazakistan ziyareti sırasında ailesiyle birlikte Türkiye'ye kaçtığını söyledi.
Karakulov'un röportajı Türkiye'den ayrılıp başka bir ülkeye gittikten sonra yayımlandı.
Ülkeden kaçmasının Rus yasalarını ihlal etmek olduğunu bildiğini söyleyen Rus mühendis, "Eğer görevde kalsaydım bu daha büyük bir suç olacaktı. Putin'in bir savaş suçlusu olduğunu düşünüyorum. Konuşmanın ve bu savaşı bitirmenin zamanı geldi" diye konuştu.
Karakulov, bir dönem Rusya'nın en zengin kişisi olan sürgündeki Mihail Hodorkovski'nin sahibi olduğu siteye verdiği röportajda Putin'in alışkanlıkları, ailesi ve sağlığıyla ilgili detayları da paylaştı.
Putin'in akıllı telefon ya da internet kullanmadığını belirten Karakulov, Rus liderin dış seyahatlerinde Rus devlet televizyonunu izlemek istediğini belirtti.
Karakulov, "Tüm görev sürem boyunca, onu asla bir cep telefonuyla görmedim. Ona gelen tüm bilgi yakınındaki konuştuğu insanlardan geliyor. Bir bilgi boşluğu içinde yaşıyor" dedi.
Putin'in uçakların takip edilmesinden hoşlanmadığını belirten Karakulov, Rus liderin zırhlı bir trenle yolculuk etmeyi tercih ettiğini söyledi. 
Rus liderin birden fazla lokasyonda ofisi bulunduğunu ve bazen resmi açıklamalarda bulunduğu yerin bilinçli olarak yanlış söylendiğini belirten Karakulov, "Putin Soçi'deyken, güvenlik görevlileri kasıtlı olarak o ayrılıyormuş gibi yapar, bir uçak ve konvoy hazırlar. Ancak o Soçi'de kalmaya devam ediyordur. Çocuklar bunun hakkında konuşur ve gülerdi. Bu, istihbarat servislerinin kafasını karıştırmak ve olası suikast girişimlerini engellemek için yapılıyordu" şeklinde konuştu.

Sağlık sorunu olduğu iddialarına yalanlama
Rusya Devlet Başkanı'nın Kovid-19 konusunda halen endişeli olduğunu belirten Rus mühendis, Putin'le aynı odada bulunması gereken kişilerin iki haftalık karantinaya girdiğini öne sürdü.
Karakulov, FSO görevlilerinin de bu şekilde 2 haftalık vardiyalar halinde çalıştığını belirtti.
Karakulov, "Son birkaç yıldır bir kozanın içinde yaşıyor. Anormal şekilde hayatından korkuyor. Çeşitli bariyerlerle kendini dünyadan koparmış durumda. Gerçeklikle bağı bozuk" ifadelerini kullandı.
Putin'in açıklanmayan bir hastalığa sahip olduğu iddialarını yalanlayan Karakulov, "Sağlığı, onun yaşındaki birçok insandan daha iyi durumda" dedi.
Rus mühendis, iyi bir Putin destekçisi olan annesine dahi haber vermeden yeni bir hayat kurmadan Rusya'yı terk ettiğini söyledi.

Rusya'da arananlar listesine alındı
Karakulov'la değişik zamanlarda röportaj yapan Londra merkezli Dossier Center, toplamda 6 saati aşan görüntüleri AP haber ajansı, Danimarka kanalı DR, İsveç televizyonu SVT ve Norveç'ten NRK ile paylaştı.
AP haber ajansı Karakulov'un kimliğini doğrularken, Rusya İçişleri Bakanlığı'nın Rus mühendisi 26 Ekim'de arananlar listesine aldığı bilgisine ulaştı.
AP'nin konuştuğu bir NATO ülkesinin güvenlik yapılanmasında bulunmuş bir isim, Karakulov benzeri rütbedeki birinin ilticasının "büyük ilgi çekeceğini" söyledi.
Kaynak, "Bu, kendi güvenliği konusunda aşırı hassas olan Putin'e ciddi bir darbe olarak görülebilir. Bu durum onu çok mutsuz etmiştir" dedi.
FSO'nun Rus güvenlik servisi içerisindeki en gizemli servislerden biri olduğu biliniyor.

Karakulov'un savaş yanlısı ailesi
Rusya'dan kaçan Gleb Karakulov'un ailesi vatansever askeri gelenekten geliyor.
Dağıstan'da dünyaya gelen Rus mühendis de buna göre yetiştirildikten sonra askeri akademiden mezun olarak FSO'da göreve başlamış.
Eski bir asker olan Karakulov'un babası, son yıllarda "Savaşçıların Yüzleri" isimli bir proje yürütüyordu ve bu kapsamda Rus askerlerinin ve gazilerin portrelerini çekiyordu. Erkek kardeşi ise daha önce vatanseverlik madalyası almış bir yerel hükümet yetkilisi.
Karakulov verdiği röportajda, bağlılığını sorgulamaya Rus üst düzey yöneticilerin lüks hayatını gördükten sonra başladığını söyledi. Resmi heyetlerin bir aylık maaşını bir gecede harcağını belirten Karakulov, "Eğer bu bütçedense, bir kişinin bu kadar harcaması fazla değil mi? Eğer bütçeden değilse, o zaman bu tam bir yolsuzluk" ifadelerini kullandı.
Ukrayna savaşının başlamasının ardından FSO'da birlikte görev yaptığı bazı arkadaşlarının cepheye gönderildiğini belirten Karakulov bunun bir kırılma noktası olduğunu söyledi.
Karakulov konuyu ailesiyle konuşamadığını çünkü savaşın ilk günlerinde Ukrayna'nın bağımsız bir ülke olduğunu anlatmaya çalıştığı annesinin kendisini "ajan" olmak suçladığını söyledi.

Kazakistan'dan Türkiye'ye kaçış
Putin'in yakın ekibinde yer alan Rus mühendisin ilticası, Kazakistan'ın başkenti Astana'da 6 Ekim'de başlayan resmi görüşmeler serisi sırasında gerçekleşti.
Eşiyle birlikte tüm hayatlarının üç valize sığdırdıklarını belirten Karakulov, kendisinin 6 Ekim'de eşi ve kızınınsa 2 gün sonra Astana'ya ulaştıklarını söyledi.
Resmi ziyaretin son günü olan 14 Ekim'de iş arkadaşlarına hediyelik eşya almaya gittiğini söyleyerek bir taksiye binen Karakulov, Türkiye'ye gitmek üzere havaalanına doğru yola çıktı.
Uçaklarının bir saat rötar yapması üzerine panik yaptıklarını belirten Karakulov, eşinin çok üzgün olduğunu ve o sırada FSO'daki iş arkadaşlarından "Seni şerefsiz" şeklinde mesaj aldığını ancak Türkiye'ye yaptıkları 5,5 saatlik yolculuğun sorunsuz geçtiğini belirtti.
The Dossier Center, röportajın daha önce yapıldığını ancak Karakulov Türkiye'den ayrılarak güvenli bir yere geçtikten sonra yayınlandığını belirtti.



Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
TT

Husilerin bölgesel düzeydeki faaliyetleri Hudeyde Limanı’nın kurtarılmasına yol açacak mı?

Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)
Sana’da İran bayrağını taşıyan Husiler (EPA)

İran ile ABD-İsrail arasında süren savaşın ilk ayının sona ermesiyle birlikte, Husiler de çatışmalara dahil oldu. Örgüt, Tahran’a destek amacıyla İsrail’e karşı roket saldırıları başlattığını duyurdu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağları bilinen Husilerin bu müdahalesi, Yemen’deki dengelerde derin değişimlerin kapısını aralıyor. Analistler, bu adımın çatışma haritasının yeniden şekillenmesini hızlandırabileceğini ve Kızıldeniz kıyısındaki Hudeyde vilayeti ile limanının kurtarılması amacıyla olası askeri operasyonların yeniden başlamasına yol açabileceğini, hatta daha geniş kapsamlı etkiler doğurabileceğini belirtiyor.

Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler’in (BM) Hudeyde Anlaşmasını Destekleme Misyonu’nu mart sonu itibarıyla sona erdirme kararıyla aynı döneme denk geliyor. Uzmanlar, bunun Batı sahili cephesinin yeniden silahlı çatışma alanına dönme ihtimalini güçlendirdiğini, bölgesel gerilimlerin tırmanması ve barış süreçlerinin yavaşlamasıyla bu riskin arttığını vurguluyor.

Bölgesel ve uluslararası endişeler, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kapatma ihtimaline de odaklanıyor. Bu adımın, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki hareketlerinin bir devamı niteliğinde olabileceği ve stratejik deniz geçitlerine baskıyı artıracağı değerlendiriliyor.

Askeri uzman Adnan el-Ceberni, “BM misyonunun çekilmesi ile Husilerin İran lehine yeni bir savaşa girmesi ve bunun Yemen ile bölge üzerindeki muhtemel etkileri, tüm olasılıkları açık bırakıyor” dedi.

El-Ceberni Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Husilerin müdahalesinin, örgütün önceliklerinin ve hareket noktalarının esas olarak İran ve müttefikleriyle bağlantılı olduğunu gösterdiğini belirterek, bunun Yemen halkı ve çıkarları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu, ayrıca bölge genelinde de riskleri artırdığını vurguladı.

efdvf
Husilerin bölgesel savaşa dahil olması, Hudeyde vilayetinin ve limanının kurtarılmasına yönelik olası bir operasyona yol açabilir. (Haber ajansları)

El-Ceberni, Husilerin iç politikada ciddi bir tıkanma ve izolasyon yaşadığını belirterek, “Halkın öfkesi ve toplumsal izolasyonları benzeri görülmemiş düzeylere ulaştı. Bu durum, onları dış çatışmalara daha fazla katılmaya zorluyor; bu da örgütün geleceği için yüksek maliyetli olabilir” dedi.

Avrupa Birliği (AB) misyonu ise Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde gemilere yönelik saldırılar düzenleme ihtimalini dışlamayarak, bu bölgeden geçen deniz taşımacılığı için dikkatli olunması uyarısında bulundu.

Öte yandan, BM çatısı altındaki Washington Yemen Araştırmaları Merkezi araştırmacısı Mervan Numan, Hudeyde şehrinin Husilerin elinden alınmasının zamanı geldiğini belirtti. Numan, 2022’de kurulan Başkanlık Konseyi’nin, Yemen krizinin çözümünün ya barış ya da savaş yoluyla olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.

Numan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin yakın zamanda Kızıldeniz’de Husilerin tehditlerine karşı uluslararası bir koalisyon kurulmasını talep ettiğini ve bölgedeki yeni gelişmelerin Hudeyde’nin özgürleştirilmesini zorunlu kıldığını ifade etti.

Numan, Husilerin DMO’nun yönlendirmesiyle İran’ın bölgesel istikrarı bozma ve genişleme hedeflerine hizmet etmesinin, örgütün sonunu hazırlayan adım olduğunu bildirdi.

dvde
Analistlere göre Husiler en kötü dönemini yaşıyor. (EPA)

Yemenli siyaset yazarı Hemdan el-Aliy, Stockholm Anlaşması’nın sona ermesi ve BM misyonunun çekilmesini, Yemenliler, bölge ve uluslararası toplum için Hudeyde’de devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve nihayetinde Sana’ya ulaşma açısından gerçek bir fırsat olarak değerlendirdi.

El-Aliy, Hudeyde ve limanının kurtarılmasının, Babu’l Mendeb Boğazı’ndaki deniz geçitlerini Husilerin saldırılarından korumaya katkı sağlayacağını belirterek, “Görünüşe göre yeni bir karşılaşma söz konusu… Husilerin herhangi bir yeni ihlali, bu stratejik bölgenin kurtarılmasına yol açabilecek farklı bir aşamayı başlatabilir” dedi.

Yemenli siyaset analisti Abdullah İsmail ise Hudeyde ve Yemen’in diğer bölgelerinin kurtarılması mücadelesinin kaçınılmaz olduğuna dair çok sayıda gösterge olduğunu belirtti, ancak zamanlamanın kritik olduğunu vurguladı. İsmail, “Bana göre Hudeyde ve diğer bölgelerin kurtarılması savaşı gelecekte yaşanacak. Bunun zamanlaması, Husilerin güç toplamasından veya Yemenlileri manipüle etmesinden fayda sağlamalarını önleyecek bir dizi kriter ve düzenlemeye bağlı” ifadelerini kullandı.

İsmail, “Karşı karşıya olduğumuz değişkenler açık; belki de Yemen içindeki ayaklanma belirleyici olacak. Zira birçok kişi grubun kendi eliyle mezarını kazdığını düşünüyor” dedi.

Askerî açıdan ise Yemen Ortak Operasyonlar Komutanı Danışmanı Albay Muhammed Cabir, mevcut yerel ve bölgesel verilerin, ‘İran rejiminin projesiyle sert bir çatışmaya doğru gidildiğini’ gösterdiğini belirtti.

Cabir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Stockholm Anlaşması’nın siyasi ve askerî açıdan çökmesinin ardından Hudeyde ve Batı sahili cephesinin önümüzdeki günlerde açık çatışma alanına dönüşmesine dair net göstergelerin ortaya çıktığını ifade etti.

ervfe
 Batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri’ne bağlı birlikler (Yemen ordusu)

Cabir, Husilerin 2026 başından itibaren benzeri görülmemiş bir askeri seferberlikle Batı sahilini İran rejiminin bölgesel çatışmalarında kullanılacak bir füze üssüne dönüştürmeyi ve Babu’l Mendeb’i siyasi pazarlık kartı olarak kullanmayı amaçladığını söyledi.

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani’ye göre, son tırmanışla eş zamanlı olarak, geçtiğimiz hafta DMO liderleri ve uzmanları Sana’ya geldi.

Cabir, meşru hükümet ve askeri komite tarafından, Suudi Arabistan denetiminde yürütülen son hareketlerin, cepheleri ortak bir komuta altında birleştirmek, Husileri caydırmak ve limanları geri almak için ciddi hazırlıklar yapıldığını gösterdiğini belirtti.

Cabir, Husilerin kendi iradeleriyle bölgesel çatışmaya dahil olduklarını, kendilerini DMO ile bağlantılı operasyon odasının bir yürütme aracı olarak sunduklarını ve bölgesel çatışma önceliklerini Yemen’in ve Yemenlilerin çıkarlarının önüne koyduklarını vurguladı. Cabir, bu kararın Husileri hem Yemen halkıyla iç çatışmaya hem de bölgesel ve uluslararası çevreyle doğrudan karşı karşıya bırakacağını, bu durumun örgüt için sonu hızlandırabileceğini ifade etti.


Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Savaşı durdurabilecek tek kişi Trump

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ve ABD Başkanı Donald Trump (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, bugün (Pazartesi) yaptığı açıklamada, bölgedeki savaşı durdurabilecek tek kişinin ABD Başkanı Donald Trump olduğunu belirtti.

Sisi, Mısır Uluslararası Enerji Konferansı ve Fuarı (EGYPS) açılışında bölgedeki bu savaşı durdurabilecek tek kişinin Trump olduğunu ifade etti.

Sisi, arz eksikliği ve fiyat artışlarının etkisine dikkat çekerek, petrol fiyatının varil başına 200 doları aşabileceğine dair analistlerin endişeleri ve tahminlerin abartılı olmadığını vurguladı.

Sisi, Ortadoğu’daki karışıklıklar nedeniyle gübre kıtlığı ve bunun sonucunda küresel gıda güvenliği krizinin olası olduğunu söyledi. Sisi, “Zengin ülkeler bunu karşılayabilir, ancak orta gelirli ve kırılgan ekonomiler için bu durum ciddi istikrarsızlık yaratabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Sisi, Trump’ı Gazze’deki savaşı sona erdirmedeki rolünden ötürü övdü. Sisi, Kasım ayında Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde imzalanan ateşkes anlaşmasından önce de ABD Başkanı’nın tek çözümün kendisi olduğunu söylediğini hatırlattı.

 

Mısır, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını kınayarak, bölgesel bir savaşın önlenmesi için diplomatik girişimlerde bulundu.

Buna karşılık, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi video konferansla yaptığı konuşmada uluslararası toplumu hayati deniz yollarını korumaya çağırdı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasını ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını kınadı. Budeyvi, İran’ın agresyonunun tüm dünyayı tehdit ettiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, ABD-İsrail savaşının “İran rejiminde değişim” sağladığını ve mevcut liderleri “çok mantıklı” olarak nitelendirdiğini söyledi. Trump, aynı zamanda İranlılarla bir “anlaşma” yapacağını da belirtti.

Trump, Financial Times’a verdiği röportajda, “İran petrolünü ele geçirmek istediğini” ifade ederek, İran’ın petrol ihracat merkezi olan Hark Adası’nı kontrol edebileceğini söyledi. Trump ayrıca, İran Meclisi Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Hürmüz Boğazı’ndan tankerlerin geçişine izin verdiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise ABD’nin aracılar üzerinden ilettiği müzakere mesajlarını “gerçekçi olmayan, mantıksız ve abartılı” olarak nitelendirdi.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed Ishak Dar, dün Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır dışişleri bakanlarıyla yaptığı görüşmelerin ardından, İslamabad’ın önümüzdeki günlerde ABD ve İran arasında “ciddi müzakerelere ev sahipliği yapmaya ve bunları kolaylaştırmaya hazır olduğunu” belirtti. Amaç, süregelen çatışmaya kalıcı ve kapsamlı bir çözüm bulmak.


Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Sur’daki kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında Lübnanlı bir asker hayatını kaybetti

İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (Reuters)

Lübnan ordusu bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyindeki Sur kentinde bir askeri kontrol noktasına düzenlenen İsrail saldırısında bir askerin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bu saldırı, Hizbullah ile İsrail arasında çatışmaların başlamasından bu yana ordu noktalarına yönelik ilk doğrudan hedef alma olarak kayda geçti.

Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, el-Amiriye bölgesinde, el-Kalile-Sur yolu üzerindeki bir kontrol noktasının hedef alındığı, saldırı sonucu bir askerin yaşamını yitirdiği ve diğer askerlerin yaralandığı belirtildi. Yaralı sayısına ilişkin detay verilmedi.

2 Mart’ta başlayan çatışmalardan bu yana Lübnan ordusu, güney ve doğu bölgelerinde görev yerleri dışında İsrail ateşi sonucu hayatını kaybeden sekiz asker için taziye açıklaması yayımladı.

Öte yandan, İsrail ordusunun yedi mahalle için tahliye uyarısı yapmasının ardından, bu sabah Beyrut’un güney banliyösüne hava saldırısı düzenlendi. Üç gün aradan sonra bölgeye gerçekleştirilen ilk saldırı sonrası hedef alınan noktadan dumanlar yükseldi. Sürekli saldırılar ve tahliye uyarıları nedeniyle bölge sakinlerinin büyük kısmının daha önce göç ettiği belirtildi.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü ‘altyapı hedeflerini’ vurduğunu bildirdi.

sdvsd
İsrail’in düzenlediği hava saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyölerinden yükselen dumanlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, Beyrut’un güney banliyölerinde yaşayanlara acil tahliye uyarısında bulundu. Adraee, özellikle Haret Hreik, el-Gubeyri, el-Leyleki, el-Hadath, Burc el-Baracne, Tahvita el-Gadir ve eş-Şiyah mahallelerinin hedef alınabileceğini belirtti.

Adraee açıklamasında, “İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki farklı bölgelerde Hizbullah’a ait askeri altyapıyı hedef almaya devam ediyor. Size zarar vermek niyetinde değiliz, bu nedenle güvenliğiniz için derhal tahliye olmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, orduya Lübnan’daki ‘tampon bölgeyi genişletme’ talimatı verdiğini duyurdu.

Netanyahu, yayımladığı video mesajda, “Lübnan’da mevcut tampon bölgenin daha da genişletilmesi için orduya talimat verdim” dedi. Bu adımın amacının, Hizbullah mensuplarının olası saldırı riskini tamamen ortadan kaldırmak ve sınır hattında tanksavar füzesi atışlarını engellemek olduğunu ifade etti.