Arap dünyasında fark edilmeyen gizli bir tehlike: Dijital uyuşturucular

Etkisi kimyasal değil psikolojik olan dijital uyuşturucular "geleceğin eroini" haline gelebilir.

Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
TT

Arap dünyasında fark edilmeyen gizli bir tehlike: Dijital uyuşturucular

Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia
Dijital uyuşturucular; belirli web siteleri üzerinden ulaşılabilen ses dosyaları / Görsel: Independent Arabia

Gufran Yunus
Somut bir fiziksel varlığı olmadan vücuda alınan, solunan veya enjekte edilen hiçbir ilaç yok.
Ancak dijital uyuşturucular (digital drugs), çağdaş yaşamla ve insanların yaşamlarını ele geçiren ve onları dijital uyuşturucuların dünyanın her yerine pazarlandığı bir örümcek ağına bağlayan sanal dünyayla ilişkili bir kavram olarak fiziksel uyuşturucuların etkisini simüle ediyor.
Bir dijital uyuşturucu kullanıcısının eroin, kokain, kristal meth (metamfetamin) veya başka bir uyuşturucu maddeye ihtiyacı olmaz.
Farklı frekanslarda ses dalgaları yayımlayarak beyni aldatmak için programlanmış bir geometriye göre hareket eden değişen şekiller ve renkler, bazen görsel malzemelerle ilişkilendirilen ses dosyalarını kulaklıkla dinlediği internet hizmetine sahip olması yeterli.
Her bir seste, dinleyiciye geleneksel uyuşturucu türlerinden birinin hissini simüle eden belirli bir duygu iletir.

İşitsel uyuşturucular
Psikolojik danışmanlık uzmanı Abdullah Safir el-Gamidi, dijital uyuşturucuları "Sağlığı yok etmek, zaman almak ve aktiviteyi zayıflatmak için avını aramak üzere internet siteleri aracılığıyla evlerimize sızan bir tehlike" olarak tanımlıyor.
El-Gamidi, kimyasal uyuşturucu olarak nitelendirilen ve analizler yapılarak tespit edilen geleneksel uyuşturucuların aksine, işitsel uyuşturucular olarak sınıflandırdığı bu tür uyuşturucuların varlığını çoğu ülkenin henüz tanımadığını ifade etti.
Dijital uyuşturucuların, kişinin dinlediği tonları ve beyin elektriğini manipüle ederek kişiyi gerçek uyuşturucu kullanımına benzer bir uyuşukluk durumuna sokan dalgalar içeren ses dosyaları olduğunu belirten el-Gamidi, "İşitsel uyuşturucular, sahibine biraz neşe ve zevk vermek için mırıldanma ve tıklama ilkesine dayanan özel bir müzik türüdür" dedi.

Dijital uyuşturucular nasıl çalışır?
Dijital uyuşturucular, belirli internet sitelerinden sesler işitilerek ve her iki kulağa kulaklık takılarak alınan ses dosyaları.
Bu dosyalardan yayılan müzik ritimleri iki kulak arasında farklı ve işitsel olarak algılanan sinyaller işitme siniri aracılığıyla beyne iletilerek beyin ve sinir sistemi arasındaki nörotransmitterlerin elektrokimyasal etkileşim düzeyini etkiler.
Bu konuda psikoterapist Nasır bin Raşid el-Gadani, dijital uyuşturucu olarak dinlenen ses dalgalarının farklı frekanslarda olduğunu belirtti.
El-Gadani konuyla alakalı olarak, "Örneğin sağ kulak 325 Hz'lik bir dalgaya ve sol kulak 315 Hz'lik bir dalgaya maruz kalsaydı, o zaman beyin otomatik olarak iki kulak arasındaki frekansları birleştirerek bir seviyeye ulaşır. Beynin her iki kulakta yayınlanan iki frekansı birleştirerek tek bir ses seviyesi elde etmeye çalışması beyin fonksiyonlarında bozulmaya yol açar" ifadelerini kullandı.
Tek kişilik bir odaya çekilmek, rahatlamak ve gözleri kapatmak gibi istenen etkiyi ve coşkuyu elde etmek için kendilerine ait bir atmosfere ihtiyaç duyan dijital uyuşturucular, ağızdan alınan, enjekte edilen veya solunan geleneksel uyuşturucuları taklit eden bir etkiye sahip.
Dijital uyuşturucular, kullanıldığında gerçek uyuşturucuyla aynı etkiyi yaratacak belirli sinyalleri beyne getiren belirli frekansları ileterek, öfori ve psikolojik etki açısından kokain kullanımı ile aynı etkiyi üretebilir.

Beyin bozukluğunun sonuçları
Dijital uyuşturucuların beyinde yarattığı dengesizlik, duygusal belirtilere neden olur ve kullanıcının sosyal aktiviteleri de bundan etkilenir.
El-Gadani, "Ortaya çıkan duyusal müdahale nedeniyle, sinirlilik ve dışa dönüklükten zevk ve duygusal durumu kurcalamaya neden olan dereceye kadar değişen iki karşıt beyin tahrişi ile sonuçlanır. Bu da mutluluk hormonu olan dopaminin salgılanmasına neden olur. Aynı zamanda nevrotizm, kasılma, korku ve risk beklentisi hormonu olan adrenalin ve noradrenalin hormonunun salgılanmasını da sağlar" dedi.
El-Gadani, "İki hormonun aynı anda salınması, kan zehirlenmesine ve kişide kasılmalara yol açan sinir şokuna neden olabilir. Ayrıca depresyon, üzüntü, şiddetli depresyon, neşe, mutluluk ve canlılık arasındaki ikilik ve duygu çatışması, duygusal depresyon (bipolar) veya manik depresyon durumuna yol açar. Buna bağlı olarak zihin, iki frekans arasında bir denge bulmak için çok uğraşır ve yarımkürelerini sıfırlamak için beyni yorar" ifadelerini kullandı.
Kullanıcının genel davranışına gelince, sosyal izolasyonun yanı sıra hafızanın işlevsel performansı, duygusal ve bilişsel yetenekler, zayıf konsantrasyon, dikkat eksikliği, hiperaktivite, hareket, beceri, algılama, anlama ve özümseme eksikliği gibi duygusal ve bilişsel süreçlerde bir kusurdan mustarip olacaktır. 

Gizli bağımlılık
1981 yılında kurulan psikotrop maddelerin azaltılmasına yönelik ilk Arap derneği olan JAD Derneği'nin başkanı Joseph Charles Hawat, dijital uyuşturucu bağımlılığını 'gizli bir bağımlılık' olarak tanımlıyor.
Bu tür uyuşturucular, bir genç tarafından odasında ve iki arkadaşıyla birlikte, somut materyaller olmadan kullanılabilir. Bu nedenle tespit edilmesi zor.
Bir gencin ilgisini çekmenin bir yolu olarak, geleneksel uyuşturucularla (eroin ve kokain) aynı adlara sahip dijital uyuşturucuları tanıtan ücretsiz web siteleri var.
Aynı bağlamda el-Gadani, dijital uyuşturucuların bilgisine ilişkin araştırmacıların bu türlerin teşvikçilerinin hileleri ve aldatıcı yöntemleri karşısında her zaman büyük bir şaşkınlık içinde durduğuna dikkat çekti.
El-Gadani cümlelerinin devamında şunları söyledi:
"Her geçen gün gençleri baştan çıkarmak ve onları bu tehlikeli bağımlılığa düşürmek için yeni şeyler keşfediyoruz. Promotörler, gençleri, ergenleri ve genç yetişkinleri çekebilecek ve onları neşelendirmek ve endişelerini unutmak için bazı sosyal ağ siteleri aracılığıyla cezbedici etiketler sunuyor. Çilek veya portakal ve diğerleri gibi, tadın lezizliğinden ve manzaranın güzelliğinden ilham alan etiketler kullanıyorlar. Bunların bazıları güç, hareketlilik, canlılık ve bazıları da baştan çıkarmalarla ilişkilendiriliyor."

Arap dünyası
Hawat, bazı Arap ülkelerinin küresel olarak var olmasına rağmen bu tür uyuşturucuların varlığını kabul etmek istemediklerine ve şayet bunu görmezden gelmeye devam edersek, dijital uyuşturucuların 'geleceğin uyuşturucusu' olacağına inanıyor.
Arap dünyasında dijital uyuşturucuya bağımlıların yokluğuna atıfta bulunaan Hawat, "Ama ne var ki istismarcılar var ve bir süre sonra bağımlılık aşamasına geleceğiz" dedi.
Bazıları, bu bilgilerin geçerliliğini doğrulayan hiçbir bilimsel çalışma olmadığı için dijital uyuşturucuların beyin kimyasında yarattığı dengesizliğin abartılı bir konu olduğuna inanıyor.
Dijital uyuşturucular konusunun abartıldığına inanan ve her iki kulağa farklı frekanslarda müzik gönderen bu ses dosyalarının ne işe yaradığının gerçekliğini doğrulayan hiçbir çalışmanın bulunmadığına inanan psikolog ve terapist Faruk Cehlan'ın bulunduğu nokta da burası.
Cehlan, insanların bu dosyaların gerçek uyuşturucuların yerine geçen ilaçlar olduğu bilgisini aldıklarında, insanların dijital uyuşturucu olgusuna psikolojik olarak bağlandıklarına inanıyor.
Bu fikre olan psikolojik bağlılık, bu dosyaların kullanıcısını gerçek uyuşturucuların yerine geçen ilaçları kullandığını hayal etmeye sevk ediyor.
Bu insanlar genellikle önerme yeteneğine sahiptir, psikolojik sorunlar yaşar ve gerçeklikten ayrılmak isterler. Bu dosyaları alan kişiler genellikle yeni bir şey deneme arzusu duyan gençler.
Cehlan, "Bağımlılık eğilimi olmayan kişiler, bağımlılığa yatkınlığı olan kategorinin aksine bu ses dosyalarından etkilenmeyecekleri için bu dosyalarla sanki gerçek bir uyuşturucuymuş gibi psikolojik olarak etkileşime girmeye başlıyorlar" ifadelerini kullandı.

Psikolojik bağımlılık
Dijital ilaçlara bağımlılık vakalarının ilaç tedavisi veya hastaneye yatış gerektirmediği için bir psikiyatrist tarafından tedavi edilebileceğine inanan Hawat'ın açıkladığı gibi, bu ilaçlar fiziksel değil psikolojik bağımlılık yaratıyor.
Psikolog Nasır bin Raşid el-Gadani, dijital uyuşturuculardan kurtulmanın, tedavi görüşmesiyle sorunu netleşebilecek vakaların her biri için uygun bir tedavi planı geliştirilmesini gerektirdiğine inanıyor.
Terapist, dijital ilaçların tehlikelerinin açıklanmasında temsil edilen tedavi seanslarından önce hastaya farkındalık ve önleyici seanslardan geçmesi koşuluyla en az 14 seanslık bir tedavi programı kurabilir ve hasta ayrıca bilişsel-davranışçı terapi seanslarına tabi tutulabilir.
Sosyal ve politik psikoloji profesörü Haydar el-Cevrani, dijital uyuşturucuların kullanımı sonucunda ortaya çıkan ağrı kesici, kaygı ve gerilimi azaltma gibi olumlu etkileri olduğunu gösteren araştırmalar olduğuna inanıyor.
Ancak aynı zamanda yapılan diğer çalışmalar, bu türün uyuşturucu ve esrar gibi geleneksel uyuşturucuların kullanımını dijital uyuşturucularla karıştırarak, ikili kullanım deneyimini yenilemek amacıyla bir katalizör olabileceğine işaret etti. 

Dijital uyuşturucu türleri
El-Gadani'nin işaret ettiği ve geleneksel uyuşturucularda olduğu gibi, birçok dijital uyuşturucu türü bulunuyor.
Örneğin gevşemeye, halüsinasyonlara ve sükunete yol açan ve acı verici anıların akışıyla ruhta coşku ve zihinsel gezinme uyandıran bir tür sakin ton olan 'crystal myth' (metamfetamin) var.
Diğer bir tür ise, 'heavy metal' dalgası olarak bilinen, vücudun ve beynin tüm hücrelerinin uyarılmasına neden olan ve beyni inanılmaz bir şekilde uyarmak için çalışan bir tür yüksek tonlu sesler.
Bu şiddetli ses bireyin aktivitesini gerçek enerjisinden daha fazla artırır.
El-Gadani, Birleşmiş Milletler (BM) tıp komitesi danışmanı nörolog Raci el-Umde'nin dijital uyuşturucu kullanıcılarının titreşimlerin ve ses dalgalarının sadece alıcıyı neşeli hissettirmekle kalmadığını aynı zamanda beyin elektriği seviyesinde kötü bir etkiye yol açtığını söylediğine dikkat çekti. 
Titreşimler ve ses dalgaları, bireyi gerçeklikten uzaklaştırmaya, konsantrasyon seviyesi düşürmeye, beynin ulaşabileceği en tehlikeli anlardan biri olan zihinsel gezinme olarak bilinen duruma yönlendirir.
Tekrarlanan akıl tutulması sarsıcı seviyelere, artmış kalp atış hızına ve yüksek tansiyona yol açabilir.
Daha önce kullanan bazı vakalarda halüsinasyonlar, kasılmalar, titreme, hızlı nefes alıp verme ve hızlı kalp atışı görülebildiği için bu durum gözlemlenmiştir.

Ölüme neden olur mu?
Söz konusu olgunun yeniliği nedeniyle, dijital uyuşturucu kullanımının ölüme neden olma ilişkisini doğrulayan kesin bir araştırma yok.
Bu olgu hâlâ bazı uzmanlar tarafından tam olarak anlaşılamadı. Hawat, dijital uyuşturucu kullanımına bağlı ölümlerin kaydedilmediğini ifade etti.
Ayrıca bu tür, geleneksel uyuşturucularda olduğu gibi ölüme yol açabilecek doz aşımı içermez.
Bilim, geleneksel uyuşturucuların vücudun aktivitelerini tam olarak etkilediğini kanıtlarken, dijital uyuşturucuların beyin sağlığı üzerindeki etkilerine toplumları ikna etmek için daha fazla çalışma ve araştırmaya ihtiyaç var.

Independent Türkçe



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.