Şam ile Ankara arasındaki normalleşme istişarelerinde güçlü bir ivme kaydedildi

Moskova ‘ön koşullar’ düğümünü aşarken bakanlar toplantısının önünü açtı.

Suriye, Rusya, İran ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları bir araya geldi. (SANA)
Suriye, Rusya, İran ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları bir araya geldi. (SANA)
TT

Şam ile Ankara arasındaki normalleşme istişarelerinde güçlü bir ivme kaydedildi

Suriye, Rusya, İran ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları bir araya geldi. (SANA)
Suriye, Rusya, İran ve Türkiye dışişleri bakan yardımcıları bir araya geldi. (SANA)

Rusya'nın başkenti Moskova'da dün sona eren, yakında Moskova’da yapılması beklenen Rusya, Suriye, İran ve Türkiye dışişleri bakanları düzeyindeki toplantının hazırlıklarının başlatılması konusu uzlaşıya sahne oldu. İki gün süren dörtlü istişareler, Şam ile Ankara arasında normalleşme sürecini ilerletmek için bir ön anlaşma ile sonuçlanmış gibi görünüyor.
Dört ülkenin dışişleri bakan yardımcıları bir dizi ikili görüşme gerçekleştirdiler. Ardından salı günü kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen genişletilmiş istişare toplantısı yapıldı. Toplantı sonrası Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan kısa bir açıklama yapıldı. Açıklamada, taraflar arasındaki temasların önümüzdeki dönemde de devam edeceği vurgulandı.
İstişarelerin tam bir gizlilik içerisinde yapılsa da bazı sızıntılar, tarafların görüşme sırasında Rusya'nın Suriye-Türkiye ilişkilerini normalleştirme sürecinde ilerleme kaydetmekte kararlı olduğunu ve somut bir ilerleme kaydedildiğini gösterdi.
Kapalı kapılar ardında yapılan görüşme turu öncesinde ve sırasında Suriye hükümet delegasyonundan aşırılık yanlısı ifadelerin ortaya çıkmasını engellemedi. Rus çevreleri, istişarelerin tüm tarafların huzurunda yapılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sonuçlar, dışişleri bakanları düzeyinde bir toplantıya hazırlanmaya başlamak için anlaşma oldu.
Ancak tüm bunlar, kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen görüşmeler öncesinde ve sırasında Suriye hükümet heyetinin sert açıklamalar yapmasına engel olmaya yetmedi. Diğer yandan Rus çevreleri, istişarelerin tüm tarafların katılımıyla yapılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. İstişareler sonucunda, dışişleri bakanları düzeyinde bir toplantının hazırlıklarının başlatılması konusunda uzlaşıldı.
Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Eymen Susan, toplantının başında ülkesinin normalleşme için öne sürdüğü Türkiye'nin Suriye’den çekilmesinin başlatılması, terör örgütlerine desteğin kesilmesi ve Suriye'nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi şartları bir kez daha dile getirdi.
Ancak Şarku'l Avsat'a konuşan bir Rus diplomat, bakan yardımcıları düzeyindeki istişarelerin ‘siyasi değil teknik’ olduğunu, istişareler sırasında Şam ile Ankara arasında öne çıkan birtakım sorunlarla ilgili siyasi uzlaşıya değil, daha ziyade dışişleri bakanları toplantısının gündemini belirlemeye değinildiğini söyledi.
Diğer yandan Moskova’nın kasıtlı olarak Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tarafından istişarelere katılan taraflara hitaben yapılan konuşmayı yayınlaması dikkati çekti. Pek çok mesaj taşıyan konuşma, normalleşme sürecini sürdürmek ve müzakerelerin çökmesini ya da mevcut taraflardan herhangi biri nedeniyle başarısızlığa uğramasını önlemek bakımından Rusya'nın toplantıya Moskova'nın umduğu sonuçları üretmeye yönelik belirli bir yön vermekteki kararlılığını yansıtıyordu.
Lavrov’un konuşmasında Moskova'nın, normalleşme yolunda ilerlemek ve bununla ilgili dosyaları halletmek için tarafları bir araya getirme misyonunun başarısına Rus diplomasisinin güvenini yansıtan bakanlar toplantısı için önerilen tarihler önerisini açıkladı.
Lavrov’un konuşmasında dikkati çeken bir diğer nokta, Moskova'nın, normalleşme sürecini ilerletmek ve bununla ilgili dosyaları çözüme kavuşturmak için Rus diplomasisinin tarafları bir araya getirme görevini başaracağına olan güvenini yansıtan bakanlar toplantısı için önerilen tarihleri açıklaması oldu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın internet sitesinden, Lavrov’un konuşma metni yayınlandı. Metne göre Lavrov, Rusya, İran, Suriye ve Türkiye arasındaki dörtlü istişarelerin tüm katılımcılarının esneklik göstermesi ve sunulan dosyalara olumlu yaklaşması gerektiğini, çünkü Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi süreci zaman alacağını söyledi.
Türkiye ve Suriye heyetlerine ayrı ayrı hitap etmek istediğini belirten Lavrov sözlerine şöyle devam etti:
“Mümkün olduğunca çok esnek ve yapıcı davranmanızı bekliyoruz. Belki de kavgacı söylemleri ve geçmişteki şikayetleri istişare toplantılarının yapıldığı salonun dışında bırakmak en iyisidir.”
Sergey Lavrov, istişarelerin, bir yandan birikmiş sorunların hızla üstesinden gelme ve iyi komşuluk ilişkilerini yeniden kurma ihtiyacıyla yönlendirilmesi diğer yandan Suriye’nin ve Türkiye'nin egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı temelinde açık ve anlaşılır bir şekilde yürütülmesi çağrısında bulundu.
Heyetler tarafından bazı metinler sunduklarını söyleyen Lavrov “Bu metinler temelinde ortak bir tutuma varmanın mümkün olduğundan eminim. Esasen, bir çıkarlar dengesi oluşturmak için ortak zemin aramak ve önkoşullar ileri sürmekten kaçınmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Lavrov, katılımcılara hitaben şunları söyledi:
“Dostlarım ve meslektaşlarım Hüseyin Emir Abdullahiyan, Mevlüt Çavuşoğlu, Faysal Mikdad ile Moskova'da dışişleri bakanları düzeyinde yapılacak görüşmenin tarihinde anlaşmanızı dört gözle bekliyorum. Müzakere turunuzdan sonra genel kabul görebilecek bazı tarihler önerdik.”
Lavrov'un üslubu ve özellikle kasıtlı olarak ‘dışişleri bakanları toplantısı için belirli tarihler önerdiklerini’ söylemesi, Rusya’nın normalleşme sürecinin istikrarına ne kadar güvendiğini ve artık taraflardan herhangi birinin sunduğu ön koşullarla ya da oyalama girişimleriyle tehdit edilmediğini gösterdi.
Böylece Moskova, arabuluculuk çabalarının önündeki iki büyük engeli şimdiden aştı. Bunlardan birincisi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in geçtiğimiz ayın ortalarında Moskova'ya yaptığı ziyarette daha da katılaştığı net bir şekilde görülen Suriye hükümetinin tutumuydu. Suriye hükümetinden o sıra yapılan açıklamada, normalleşme sürecinin önünün açılmasının Türkiye'nin Suriye tarafından öne sürülen şartları yerine getirmesine bağlı olduğu vurgulandı.
Gelişmeleri yakından takip eden Rus diplomatik çevreleri, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, konuklarına Moskova'nın Ankara ile normalleşme sürecini desteklemedeki ciddiyetine dair net bir mesaj verdiğini aktardılar. Aynı çevrelere göre bu mesele, siyasi uzlaşı için daha uygun şartlar oluşturulması ve ekonomik olarak Suriye'deki kötü gidişatla dur demek için atılan bütün bir adımlarla güçlü bir şekilde bağlantılı.
Putin’in mesajı, Suriye yönetimine ulaşmış gibi görünüyor. Şam’ın dörtlü toplantıya bir heyet göndermesi ve dışişleri bakanları toplantısının hazırlıklarının başlatılmasını kabule etmesi bunun bir yansıması olarak görüldü.
Moskova'nın üstesinden geldiği ikinci engel ise geçtiğimiz yılın sonlarında Moskova'da Suriye, Rusya ve Türkiye savunma bakanları ve istihbarat servislerinin başkanları toplantısının ardından Suriye-Türkiye yakınlaşmasına karşı çekinceleri olduğunu açıkça gösteren İran'ın tutumuydu. Rus çevreleri, Tahran’ın toplantının yapıldığı dönemde kendisinin mevcut sürecin dışında tutulmasından duyduğu rahatsızlığı Moskova'ya bildirdiğini belirttiler. Moskova, bu durumu daha sonra İran’ın toplantılara katılacağını açıklayarak düzeltti.
Diğer yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, çarşamba günü yaptığı açıklamada, istişarelerin, Türkiye, Rusya, Suriye ve İran dışişleri bakanlarının, Moskova'da yapılması planlanan dörtlü bir toplantı gerçekleştirmesiyle ilgili bir ön anlaşmayla sonuçlandığını teyit etti.
Rus diplomatların ve uzmanların açıklamaları, Rusya'nın iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirme çabalarının doğurduğu sonuçlardan duyduğu memnuniyeti yansıtıyordu. Çarşamba günü, Şarku'l Avsat'a konuşan bir Rus diplomatik kaynağa göre Türkiye ve Suriye dışişleri bakan yardımcılarının Rusya ve İran dışişleri bakan yardımcılarının katılımıyla gerçekleştirdiği görüşme, kendilerine iletilmek üzere belirlenen önerilerin ve görüşlerin dinlenmesiyle son buldu. Hemen ardından dört ülkenin heyetleri, dört ülkenin dışişleri bakanlarına sunulan ve Moskova'da yapılacak dörtlü zirvede tartışılması gereken önemli noktaların ve görüşlerin yer aldığı bir rapor taslağı hazırladı. Bu zirve için uygun zamanı seçmek ise Rusya’ya bırakıldı.
Başka bir noktaya daha dikkat çeken diplomata göre Putin çarşamba günü Kremlin’de yaptığı ve aralarında Suriye'nin yeni Moskova Büyükelçisi Beşşar el-Caferi'nin de bulunduğu bazı yabancı büyükelçilerin güven mektubu sunma töreninde yaptığı konuşmada Rusya'nın ‘krizi çözmek için Suriye'yi desteklemeye devam edeceğini’ bir kez daha vurguladı. Diplomatik kaynak bunun, Suriye'nin içinde bulunduğu krizden çıkması, kötü ekonomik ve hayat şartlarını hafifletmesine yardımcı olmak için Rusya'nın hızlı ve pratik adımlar atmayı istediğinin bir teyidi anlamına geldiğini söyledi.
Diplomatik kaynak sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hızla atılan bu adımlar arasında, Suriye'nin içinde bulunduğu krizden çıkması için bir yol bulmak için Suriye-Türkiye ilişkilerinin çözüme kavuşturulması ve Ankara ile normalleşmenin nihai çözüm için gündeme getirilen tüm konular açısından önem taşıdığı gerçeği yer alıyor. Söz konusu konuların başında Suriye içi ulusal diyalog, mülteci meselesi, kalan teröristlerin sınır dışı edilmesi, Suriye’nin egemenliğinin ve birliğinin korunması geliyor.”
Diplomat, Moskova’nın Suriye'yi içinde bulunduğu krizi çözmesi için destekleme tutumunun ve vizyonunun bu olduğunu vurguladı.
Dört ülkenin dışişleri bakanları toplantısının yakın zamand gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ardından önümüzdeki üç ay içinde dört ülkenin liderlerinin katılacağı bir zirve için hazırlıklar başlayacak.



Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.