Rusya Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı yeni önlemler alıyor

Washington ile Rusya ilişkileri ‘sıcak bir çatışmaya’ kayarken Putin, siyasi doktrinini vurguladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
TT

Rusya Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı yeni önlemler alıyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin’de bir dizi yabancı büyükelçinin itimatnamesini kabul ederken, ülkesinin birkaç gün önce imzaladığı güncellenmiş dış politika doktrininin en önemli unsurlarını vurguladı. Batı’nın Rusya’yı tecrit etmedeki başarısızlığına dikkati çeken Putin, ‘çok kutuplu bir dünya’ inşa etmek için çalışmaya devam edeceğine söz verdi. Rusya Devlet Başkanı, yeni büyükelçilere hitaben geçen hafta dış politika kavramının yeni bir versiyonunu imzaladığını bildirdi. Belgede ilk kez ABD’nin Rusya için ana tehdit oluşturduğu belirtilmesine ve doktrinde hasım ve düşman olarak tanımlanmasına rağmen ancak Putin, bu yönü doğrudan ele almadı. Aksine ‘hiçbir partiye karşı düşmanca bir niyeti olmadığını ve tüm ülkelerle diyaloğa hazır olduğunu’ vurguladı.
Putin, Kremlin’de itimatnamelerini teslim edecek 17 büyükelçinin varlığının, Batı’nın Rusya’yı tecrit etme bahislerinin hatasını gösterdiğini söyledi. Ülkesinin kendini dış dünyadan izole etmeyeceğini vurgulayan Putin, Rus siyasi doktrininin ‘yabancı ortakların eşitlik ve eşit ilişkiler ilkelerine bağlı kalma’ ihtiyacından kaynaklandığına dikkat çekti. Putin, Rusya’nın küresel istikrar dengesini korumak amacıyla küresel siyasetin merkezlerinden biri olarak hareket etmeye devam edeceğini söylerken, “Rusya’ya giriş herkes için eşitliktir. Ulusal çıkarları sağlamaya ve diplomatik kurallara uymaya çalışıyoruz” dedi. Ayrıca Rusya’nın ‘çok kutuplu bir dünya oluşturma yolunda devam edeceği’ sözü verdi.
ABD’nin Moskova’daki yeni büyükelçisi Lynne Tracy’e “Benim fikrime katılmadığınızı biliyorum. Ancak Washington’un Ukrayna da dahil olmak üzere renkli devrimlere verdiği destek mevcut krizi şiddetlendirdi” dedi. Putin, Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerin derin bir kriz içinde olduğunu söylerken, Danimarka ile iş birliğinden de bahsederek, iki ülkenin ‘tarihsel olarak yakın’ olduğunu vurguladı. “Mevcut kriz, durumu yeniden değiştirdi ve şu anda Baltık Denizi çevresindeki durum oldukça çalkantılı” diyen Vladimir Putin, gaz boru hatlarına (Kuzey Akım) yönelik terör saldırılarını’ soruşturmak için uluslararası bir komisyonun kurulması yönündeki umudunu dile getirdi.
Danimarka’nın yeni Moskova Büyükelçisi Jakob Henningsen’e ‘Ülkenizin bu konuda şeffaf bir uluslararası soruşturmaya izin vermesini umuyoruz” sözleriyle hitap eden Rusya Devlet Başkanı, Norveç ile ilişki hakkında da “Ciddi sorunlarımız var ve Norveç ile çözülmesini umduğumuz konulardan biri de Kuzey Kutbu meselesi” dedi. Putin, Batılı ülkelerin büyükelçileriyle yaptığı görüşmede ortaya koyduğu üslubun aksine, diplomatik temsilcilerinin itimatnamelerini teslim alırken ülkesinin Arap ülkeleriyle olan ilişkilerine övgüde bulundu. Vladimir Putin, ülkesinin Umman Sultanlığı ile ilişkilerinin geliştiğini ve tarım sektöründe birçok projenin hayata geçirildiğini söyledi. Ayrıca, Suriye ile ittifakın gücünü överken, onu Rusya’nın yakın bir dostu ve bölgedeki önemli bir müttefiki olarak nitelendirdi. Aynı şekilde “Uluslararası terörizmi ortadan kaldırmasına yardım ettik ve yıkıcı depremin etkilerinin üstesinden gelmesine yardım etmeye devam edeceğiz. Suriye krizini çözmesi için ülkeyi desteklemeye devam edeceğiz” dedi. Ayrıca Irak’ın büyükelçisini de memnuniyetle karşılayan Putin, “Irak Cumhuriyeti ile birçok sektörde birçok ortak proje ve iki ülke arasındaki ticari ilişkiler sürdürülebilir bir şekilde gelişmektedir” dedi. Ülkesinin Meksika ve bazı Afrika ülkeleriyle olan ilişkilerinden bahsederken de benzer bir üslup kullandı. Ülkesinin ciddi bir şekilde St. Petersburg’da bir Rusya- Afrika zirvesi hazırladığını söylerken, “Bu zirvede tüm Afrika devlet başkanlarını ve bölgesel örgütleri görmekten mutluluk duyacağız” şeklinde konuştu.
Şarku’l Avsat’ın Kremlin’den aktardığı açıklamaya göre ise Kremlin, Finlandiya’nın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) katılımının ‘istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunmadığını, aksine Rusya için ek bir tehdit oluşturduğunu’ belirtirken, ülkesinin Rusya’nın güvenliğini sağlamak için gereken her şeyi içeren önlemleri alacağını vurguladı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Elbette bu olay, Avrupa kıtasında istikrar ve güvenliğin güçlenmesine katkı sağlamamaktadır. Bu durum, bizim için ek bir tehdit oluşturuyor ve tüm güvenlik sisteminin dengesini yeniden sağlamak için gerekli önlemleri almamızı zorunlu kılıyor” dedi. Peskov, dengeyi yeniden sağlamaya yönelik belirli adımların tek bir prosedür olmadığını, bunun yerine zaman içinde alınan bir dizi önlemi temel alan entegre bir süreç olduğunu ve güvenliği sağlamak için gereken her önlemin alınıp uygulanacağını vurguladı.
4 Nisan’da Finlandiya NATO’ya katılım belgesini teslim aldıktan sonra resmi olarak örgütün otuz birinci üyesi oldu. Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in huzurunda ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken tarafından imzalanması sonrasında ülkesinin üyelik belgesini NATO’ya teslim etti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Alexander Grushko, Moskova’nın Finlandiya’nın NATO’ya katılımıyla ilgili olası tehditleri durdurmak için şimdiden yanıt önlemleri geliştirmeye başladığını dile getirdi. Sorumlu kamu kurumlarının ‘savaş güçlerinin konuşlandırılması veya bu ülkenin topraklarında yabancı teçhizatın ortaya çıkmasını’ içeren senaryolar da dahil olmak üzere, durumun gelişmesi için çeşitli senaryoları uygulama olasılığını dikkate aldıklarını vurguladı. “Her halükârda Rusya’nın askeri planlama süreçlerinde bu da dikkate alındı” diyen Grushko, “Finlandiya NATO’ya katıldıktan sonra NATO’nun daha aktif hale gelmesi ve Moskova’nın bölgedeki durumu değiştirmek için risk almaya hazır olması halinde Rusya askeri- teknik önlemler alacaktır” dedi. Alexander Grushko, “Hukuki anlamda NATO, Rusya ile Finlandiya arasındaki 1,3 bin kilometre uzunluğundaki sınıra giriyor. Bu, yapacağımız savunma planlamamıza dahil edilmesi gereken yeni bir askeri ve siyasi gerçekliktir. Bu bölgede NATO faaliyetinin artması halinde gerekli tüm askeri ve teknik önlemler alınacaktır” açıklamasında bulundu.
Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’ye yönelik söylemini güçlü bir şekilde tırmandırdı. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, Washington ile ilişkilerin ‘tamamen çökme aşamasına geldiğini’ söyledi. Ryabkov, “Rusya ve ABD şu anda hararetli bir çatışma dönemine giriyor” dedi. Washington ile ilişkilerden, silahlanma müzakereleri ve stratejik güvenlikten sorumlu olan diplomat, “Halihazırda ABD ile ihtilafın en sıcak aşamasında bulunuyoruz. Bu devletin, çeşitli yönlerde Rusya ile doğrudan hibrit savaşına dahil olduğunu gözlemliyoruz. Bu tür savaşların bazı biçimlerinin benzeri görülmemiştir” diyerek, bunların soğuk savaş döneminde bile var olmadığını aktardı. Şu anda nükleer çatışma konusunda çok konuşma yapıldığını dile getiren Ryabkov, ABD’nin ‘düşüncesizce, kışkırtıcı bir şekilde ve pervasızca’ birçok yönden durumu tırmandırmaya çalıştığını vurguladı. Diplomat ayrıca, hasımlarının Rusya’yı stratejik bir yenilgiye uğratma yeteneklerine dair temelsiz bir inanca sahip olduğunu vurgularken, “Bu, kelimenin tam anlamıyla ateşle oyundur” dedi.
Sergey Ryabkov’a göre ABD’nin, Rusya’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tecavüz etme çabalarına karşı koymak için ‘her türlü önlemi alma, her yolu kullanma’ kararlılığını hafife almasının ‘ölümcül bir hata’ olacağına dikkati çekti.
Öte yandan Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko’nun da Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile Moskova’da bir araya gelmesi bekleniyor. Kremlin’den yapılan açıklamaya göre iki lider, Belarus ile Rusya arasında bir birlik devleti kurma konusundaki gelişmeleri görüşecek. Açıklamada, Lukaşenko ve Putin’in bugün (perşembe) ‘ikili ve uluslararası meseleler’ konulu görüşmelerde bulunmalarının planlandığı da belirtildi. İkili meseleler, Putin’in geçmişte açıkladığı gibi, Polonya sınırında doğrudan Belarus topraklarınaa nükleer silahların konuşlandırılmasını içeriyor. Ayrıca uluslararası meseleler arasında muhtemelen Ukrayna’daki savaş ve Finlandiya’nın resmi olarak ittifaka katılımına nasıl yanıt verileceği de yer alacak.



Irak kıyıları açıklarında iki petrol tankerine düzenlenen saldırıda bir mürettebat öldü

Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğrayan Tayland tankerinden duman yükseliyor (AFP)
Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğrayan Tayland tankerinden duman yükseliyor (AFP)
TT

Irak kıyıları açıklarında iki petrol tankerine düzenlenen saldırıda bir mürettebat öldü

Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğrayan Tayland tankerinden duman yükseliyor (AFP)
Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğrayan Tayland tankerinden duman yükseliyor (AFP)

Irak yetkilileri bugün erken saatlerde, Irak kıyıları açıklarında düzenlenen ve niteliği henüz belirlenemeyen bir saldırıda hedef alınan iki petrol tankerinden birinin mürettebatından bir kişinin öldüğünü açıkladı. Yetkililer, "kayıp kişilerin" aranmasına devam edildiğini vurguladı.

Irak Limanları Şirketi Genel Müdürü Ferhan el-Fartusi, resmi Irak Haber Kanalı'na yaptığı açıklamada, "Hedef alınan büyük petrol tankerinden bir mürettebatın öldüğünü" belirterek, "İki tankerde meydana gelen patlamanın niteliğini henüz bilmiyoruz" dedi. Kanal, denizde bulunan ve alev topları ile duman bulutlarının yükseldiği bir geminin görüntülerini yayınladı. Şarku’l Avsat’ın Haber Kanalından aktardığına göre, Irak Limanlar Şirketi "38 kişinin sağ kurtarıldığını, kayıp kişilerin aranmasına devam edildiğini" vurguladı.

Irak yetkilileri, Ortadoğu'da devam eden çatışmalar sırasında ülkenin güney kıyılarındaki karasularında saldırıya uğrayan yabancı bir petrol tankerinin mürettebatının kurtarıldığını daha önce doğrulamıştı.

Bu gelişme, Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği'nin İran ve müttefiki Irak milislerinin Irak'taki ABD enerji tesislerine yönelik saldırılar planlıyor olabileceği uyarısında bulunması sonrasında meydana geldi.


İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

TT

İsrail hava saldırısı Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef aldı

Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hedef aldığı bir binada çıkan yangını söndürmeye çalışıyor. (Reuters)

İsrail bugün Beyrut’un merkezindeki bir binayı hedef alan hava saldırısı gerçekleştirdi. Resmî açıklamalara göre bu, ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşta Lübnan’da yer alan Hizbullah’ın da sürece müdahil olmasının ardından başkentte ikinci hedefleme oldu.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA), saldırının ‘Aişe Bekar bölgesinde bir binayı’ hedef aldığını duyurdu. Bölge, şehirdeki en büyük alışveriş merkezlerinden birine yakın, yoğun nüfuslu bir semt olarak biliniyor.

rtgrt
Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısı sonucu yükselen dumanlar (AP)

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, saldırı sonucu binanın yedinci ve sekizinci katlarında ciddi hasar oluştu, yakınlardaki araçlar da zarar gördü. Olay yerinde güvenlik güçlerinin yoğun bir şekilde konuşlandığı bildirildi.

Ortadoğu’daki savaşın Lübnan’a sıçraması, Hizbullah’ın İsrail’e roket saldırıları başlatmasıyla başladı. Bu saldırılar, ABD-İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava ve kara operasyonlarına yanıt niteliği taşıyor. İsrail, o tarihten itibaren Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenlerken, güney bölgelerine de kara birlikleri göndermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta İsrail ordusu, Beyrut’un merkezinde bir otele saldırmıştı. Tahran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği, saldırıda dört İranlı diplomatın hayatını kaybettiğini açıkladı.

fd
Sivil savunma ekipleri, Beyrut’un güney banliyölerinde İsrail’in hava saldırısı sonucu yıkılan bir binayı inceliyor. (Reuters)

NNA bugün, İsrail’in Beyrut’un güney banliyölerine yeni hava saldırıları düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ise saldırıların Hizbullah’ın altyapısını hedef aldığını belirterek, bir ‘hava saldırısı dalgası’ başlattığını açıkladı.

Hizbullah dün yayımladığı ayrı açıklamalarda, güney sınırındaki el-Hıyam ve el-Adise kasabalarında İsrail güçlerine saldırdığını ve İsrail’in çeşitli bölgelerine füzeler attığını duyurdu. Daha sonra, sınır kasabası Aytarun yakınlarında bir İsrail birliğiyle hafif ve orta kalibreli silahlarla çatıştıklarını açıkladı.

Lübnan hükümetinin Afet Yönetimi Birimi dün yayımladığı günlük raporda, 2 Mart’tan bu yana savaş nedeniyle ‘kendi beyanıyla’ kaydedilen mülteci sayısının 759 bin 300’e ulaştığını belirtti. Bunların arasında 122 binden fazlası, hükümetin denetimindeki resmi barınma merkezlerinde bulunuyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yayımladığı açıklamada, İsrail’in Sur ilçe merkezine bağlı Kana kasabasına düzenlediği art arda saldırılarda beş kişinin hayatını kaybettiğini, beş kişinin de yaralandığını bildirdi.

Bakanlık ayrıca, Sur ilçesinin Hanaviye kasabasında aralarında bir sağlık görevlisinin de bulunduğu üç kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bekaa Vadisi’ndeki Zelaya kasabasına düzenlenen bir saldırıda ise bir kişinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.


Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
TT

Somali kurumlarının görev süresinin uzatılması ve seçimlerin ertelenmesi... Çözüm görünmeyen yeni bir bölünme

Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)
Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, Somali’nin Geleceği Konseyi üyeleri ve yetkilileriyle gerçekleştirdiği önceki bir toplantıda (SONNA)

4 Mart’ta resmen kabul edilen Somali anayasa değişiklikleri, hükümet ile muhalefet arasında yeni bir siyasi krize yol açtı. Hükümet, söz konusu değişikliklerin devlet kurumlarının görev süresini bir yıl uzatacağını ve bunun da 2026 seçimlerinin ertelenmesi anlamına geldiğini belirtirken, muhalefet anayasanın bu şekilde kabul edilmesine karşı çıkıyor.

Somali muhalefeti bu gelişmeleri, zaten eş-Şebab örgütünün saldırılarıyla boğuşan ülkede ‘siyasi ve güvenlik açısından yeni bir istikrarsızlık dalgasının habercisi’ olarak değerlendiriyor. Afrika siyaseti üzerine çalışan uzmanlar ise mevcut tablonun kısa vadede çözüm ihtimali bulunmayan derin bir siyasi bölünmeye yol açabileceği görüşünde.

Somali’nin Geleceği Konseyi adıyla bilinen muhalefet koalisyonu pazartesi günü yaptığı açıklamada, anayasa değişiklikleri sonrasında federal hükümet kurumlarının görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişime karşı olduklarını duyurdu. Koalisyon, son değişikliklerle birlikte cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin beş yıl olarak belirlenmesinin böyle bir uzatmanın önünü açabileceği uyarısında bulundu.

Muhalefet konseyinin açıklamasında, 2012 tarihli geçici anayasaya göre federal parlamentonun görev süresinin 14 Nisan 2026’da sona ereceği, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un görev süresinin ise aynı yıl 15 Mayıs’ta biteceği hatırlatıldı. Açıklamada, “2012 geçici anayasasında belirlenen tarihlerden sonra görev süresinin uzatılmasına yönelik her türlü girişimi açık ve net biçimde reddediyoruz” ifadesine yer verildi.

Ayrıca Somali’nin daha önce görev süresi uzatma girişimlerinin olumsuz sonuçlarını yaşadığı vurgulandı. Açıklamada özellikle 2021’de yaşanan siyasi krize dikkat çekilerek, devlet kurumlarının görev süresini uzatmayı öngören bir önerinin Mogadişu sokaklarında güvenlik güçlerinin bazı birlikleri arasında silahlı çatışmalara yol açtığı hatırlatıldı.

Muhalefet konseyine göre bu deneyim, ülkeyi yeniden siyasi ve güvenlik krizine sürükleyebilecek bir sürece dönülmemesi gerektiğine dair açık bir uyarı niteliği taşıyor.

Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Adem Muhammed Nur Madobe, yaklaşık bir hafta önce anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından yaptığı açıklamada, yeni anayasa uyarınca devlet kurumlarının görev süresinin bir yıl uzatıldığını duyurmuştu.

Madobe, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanan değişikliklerin yürürlüğe girdiğini ve buna göre cumhurbaşkanı ile parlamentonun görev süresinin dört yıl yerine beş yıl olarak uygulanacağını belirtmişti.

Afrika işleri uzmanı ve Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü Abdullah Ahmed İbrahim, Cumhurbaşkanlığı’ndan henüz resmi bir karar açıklanmamış olsa da parlamento başkanının yeni kabul edilen anayasaya dayanarak cumhurbaşkanı ve parlamentonun görev süresinin uzatıldığını ilan etmesinin fiilen resmi bir teyit niteliği taşıdığını söyledi. İbrahim’e göre mevcut anlaşmazlıklar, hükümet ile muhalefet arasındaki ayrışmayı daha da derinleştirecek.

Afrika siyaseti uzmanı Ali Mahmud Kelni ise yeni anayasanın ülkenin siyasi sisteminin yapısında önemli değişiklikler içerdiğine dikkat çekti. Kelni’ye göre değişiklikler arasında federal merkezi hükümetin yetkilerinin güçlendirilmesi, daha önce federal eyaletlere tanınan bazı yetkilerin azaltılması ya da kaldırılması ve cumhurbaşkanı ile parlamentonun anayasal görev süresinin dört yıldan beş yıla çıkarılması yer alıyor.

Kelni, söz konusu düzenlemelerin federal hükümet ile eyaletler arasındaki ilişkinin niteliğinde önemli bir dönüşümü temsil ettiğini belirterek, bunun devlet yönetiminde daha güçlü bir merkezileşme eğilimine işaret ettiğini ve yaşanan siyasi anlaşmazlıkların temel nedenlerinden birinin de bu olduğunu ifade etti.

Siyasi anlaşmazlığın herhangi bir uzlaşı sağlanmadan sürmesi durumunda bunun ülkenin siyasi sürecini olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor. Kelni’ye göre ortaya çıkabilecek senaryolardan biri, Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud hükümetinin görev süresini uzatmak için gerekçe bulması olabilir. Muhalefet çevreleri de en çok bu ihtimalden endişe ediyor. Kelni, krizin uzaması halinde muhalefetin kendi içinde de zamanla bölünmeler yaşanabileceğini göz ardı etmedi.

Anayasa değişikliklerinin kabul edilmesinin ardından Hasan Şeyh Mahmud, anayasanın gözden geçirilme süreci konusunda endişelerini dile getiren muhalif siyasetçilere seslenerek sonuçlara saygı gösterilmesi ve yeni anayasanın korunması çağrısında bulundu. Mahmud, gelecekte yapılabilecek olası değişikliklerin ise yalnızca anayasal prosedürler çerçevesinde gerçekleştirileceğini vurguladı.

Mahmud, anayasa dışı siyasi uzlaşılar yerine anayasal mekanizmalara başvurulmasının önemine dikkat çekerek, anayasanın siyasetçilerin yetkilerini belirleyen ve devlet yönetiminin kurallarını ortaya koyan bir ‘toplumsal sözleşme’ olduğunu ifade etti.

Ancak hükümet ile muhalefetin mevcut tutumlarını koruması nedeniyle, Abdullah Ahmed İbrahim’e göre krizi çözmeye yönelik herhangi bir diplomatik girişim ya da arabuluculuk işareti henüz görülmüyor. İbrahim, muhalefetin 10 Nisan’da Puntland’ın başkenti Garove’de toplanma tehdidinde bulunduğunu hatırlatarak, söz konusu tarihin mevcut kurumların görev süresinin sona ereceği döneme denk geldiğini belirtti. Muhalefetin bu toplantıda istişarelerde bulunabileceği, hatta paralel seçimler düzenleyerek alternatif bir hükümet kurma seçeneğini değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Öte yandan Kelni’ye göre krizin en gerçekçi çözümü, mevcut hükümetin anayasal görev süresini önümüzdeki mayıs ayında tamamlaması ve seçimlerin planlanan tarihte yapılabilmesi için gerekli koşulların hazırlanması. Kelni, yeni anayasanın uygulanmasının ise seçimlerden sonra kurulacak yeni hükümet dönemine bırakılmasının daha uygun olacağını düşünüyor.

Kelni’ye göre bunun dışında bir yol izlenmesi, özellikle görev süresinin uzatılması ya da muhalefetin güç kullanılarak bastırılması gibi senaryoların gündeme gelmesi durumunda ülkede yeni siyasi ve güvenlik krizlerinin ortaya çıkma riskini artırabilir.