Kahire ile Addis Ababa, su anlaşmazlığını çözmek için ‘bilimsel savaş’ veriyor

Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı anlaşmazlıklara neden oluyor. (Reuters)
Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı anlaşmazlıklara neden oluyor. (Reuters)
TT

Kahire ile Addis Ababa, su anlaşmazlığını çözmek için ‘bilimsel savaş’ veriyor

Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı anlaşmazlıklara neden oluyor. (Reuters)
Etiyopya’nın inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı anlaşmazlıklara neden oluyor. (Reuters)

Etiyopya, Mısır ile olan su anlaşmazlığında kendi lehine hizmet edecek bir bilimsel araştırma arayışına girdi. Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu Itefa, Mısır’ın ‘gerçeğe aykırı bilgiler yayınlayarak’ uluslararası düzeyde varlık göstermeyi başardığını öne sürdü.
Etiyopya, Nil Nehri’nin ana kolu üzerine inşa ettiği Nahda (Rönesans) Barajı nedeniyle hem Mısır hem de Sudan ile anlaşmazlıklar yaşıyor.
Yapımı 2011'den bu yana devam eden ve yaklaşık yüzde 90'ı tamamlanmak üzere olan Nahda Barajı'nın uluslararası nehir sularındaki haklarını tehdit ettiğini savunan Mısır, barajın dolum ve işletimine ilişkin kuralları düzenleyen bağlayıcı bir yasal anlaşma yapılmasını talep ediyor. Böylece eski Etiyopya İmparatorluğu ve İngiltere ile imzalanan tarihi uluslararası anlaşmalara atıfta bulunuyor.
Mısır, 55,5 milyar metreküp olduğu tahmin edilen, ‘tarihi hak’ olarak tanımladığı bir su payına sahip. Ancak Etiyopya bunu nehir kaynaklarının haksız bir şekilde paylaşılması olarak görüyor. Etiyopya'nın bu karşı çıkışı, Mısır'ın bu payı sömürge döneminde garantilediği, şu an Addis Ababa yönetimi tarafından tanınmayan anlaşmalar kapsamında elde ettiği gerçeğine dayanıyor.
Addis Ababa geçtiğimiz günlerde su, su diplomasisi ve iletişim forumu ile ilgili sekizinci çalıştayı düzenledi. Çalıştayda Etiyopya Su Bakanı, Etiyopya'daki bilim inanlarını ve yüksek öğretim kurumlarını, kendi deyimiyle ‘Mısır’ın Nahda Barajı hakkındaki yalan hikayelerinin’ ardında yatan gerçeği araştırmaya dayanan çıktılarlı ortaya çıkarmaya çağırdı. Bakan, Etiyopya'nın Mavi Nil’ini adil bir şekilde kullanma hakkını sağlamak amacıyla bilim insanlarının bilimsel araştırma faaliyetlerini yoğunlaştırmaları gerektiğini vurguladı.
Kahire'nin bakış açısına göre Etiyopya, Mısır'ın konuyu uluslararası alanda gündeme getirme konusunda başarılı olduğunu, böylece ‘kalkınma hakkının baltalandığını’ düşünüyor. Etiyopyalı yetkililere göre bu forum; hidroloji, diplomasi ve iletişim odaklı işletmeleri bir araya getirmeyi, Nil havzası hususundaki sorunların tartışılmasını sağlamayı amaçlıyor.
Etiyopya resmi haber ajansı ENA'nın haberine göre, Bakan Itefa açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Böyle bir forum, bir araya gelme, Mısır'ın iddialarına karşı gerçekler ile farklı olan verileri ortaya çıkarma fırsatı sağlar. Forumun temel amacı, Etiyopya’nın tutumu, doğal su kaynaklarının kullanımı ve diğer ülkelerdeki deneyimler hususunda araştırmacılar, akademisyenler ve profesyonel elçilerin deneyim alışverişinde bulunmasıdır.”
Addis Ababa Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (AASTU) Rektörü Dereje Engida, Etiyopya'nın uluslararası topluluğa gerekli bilgileri sağlayabilmesi için kanıtlara dayalı araştırmalara ihtiyacının olduğu görüşünde. Ayrıca Yüksek öğretim kurumlarına yönelik bu tür platformların Etiyopya'nın kaynaklarını bilimsel araştırmaya dayalı kullanımına fırsat sağladığını belirtiyor.
Etiyopya yaklaşan yağmur mevsiminde Nahda Barajı rezervuarını dördüncü kez doldurmaya hazırlanırken tek taraflı adım atılmaması gerektiğini savunan Kahire ise Addis Ababa üzerinde baskı kurmak için diplomatik faaliyetlerini hızlandırıyor.
Mısır, Etiyopya ve Sudan arasında yaklaşık 10 yıldır düzenlenen müzakerelerde herhangi bir anlaşmaya varılamıyor. Afrika Birliği'nin (AfB) söz konusu çatışmaya çözüm bulmakta başarısız olmasının ardından, Nisan 2021'den bu yana herhangi bir adım atılmıyor. Bu sebeple Mısır bu meseleyi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) taşıdı. Konsey, müzakerelerin hızlandırılması ve tüm tarafları tatmin eden bir anlaşmaya varılması çağrısında bulunduğu bir karar yayınladı.
Mısır’ın eski Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Dr. Muhammed Nasreddin Allam, uluslararası düzeyde kabul gören gerçekçi temellere dayandığı takdirde Etiyopya'nın bilimsel araştırmaları daha kapsamlı hale getirme eyleminden Mısır’ın zarar görmeyeceğini düşünüyor. Mısır’ın bu alanda bilimsel açıdan gelişmiş, ayrıca tüm Nil havzası ülkelerine hizmet veren yüzlerce yıllık kapsamlı deneyime sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Şarku’l Avsat’a konuşan Alam şu açıklamada bulundu:
“Mısır, Nil havzası ülkelerini iş birliğinin faydalarını kanıtlayacak bilimsel yaklaşımı izlemeye ve su kaynaklarını tekelleştirmemeye teşvik ediyor. Ancak bu çalışmalar bilimsel olmayan politik tutumlara yönelindiğinde kriz patlak veriyor. Kendi tutumunu destekleyen uluslararası anlaşmalara dayalı bilimsel gerçeklere ve belgelere sahip olan Mısır, vizyonunu uluslararası düzeyde sunma konusunda çok başarılı.”
Nil Nehri ülkelerinin büyük bir su bolluğuna sahip olduklarını, dolayısıyla aslında böyle bir çatışmaya ihtiyaç duymadıklarına işaret eden Allam, bilimsel çalışmalara göre çoğu yukarı havza ülkesindeki yağış miktarının yılda en az 900 milimetreden olduğunu, bunun Kongo'da yılda iki bin milimetreye ulaştığını söylüyor. Bu ülkelerin çoğunun on milyarlarca metreküp suyun bulunduğu devasa göletlere ve bataklıklara sahip olduğuna işaret eden Alam, Nil havzasında su kıtlığı çeken tek ülkenin yılda kişi başına yalnıza 500 metreküp suyun düştüğü Mısır olduğuna dikkat çekti.
Mısır, nehrin yukarı kesiminde yer alan ülkelerin tarım, elektrik üretimi, konut ve endüstriyel kullanım için su temini amacıyla barajlar inşa etmesine şu iki şartın oluşması halinde karşı değil: Bu adımların önceden haber verilerek kaynak ülkeler için maksimum getiri sağlanması ve Mısır'a en az derecede zarar verilecek şekilde dolum ve işletim için oluşturulan plan ve kurallar hakkında istişare edilmesi.
Nitekim Mısır, Nahda Barajı’nı milyonlarca vatandaşının hayatı için varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Hani Suveylem, yatığı açıklamada “Abartılı derecede büyük nitelikteki bu barajın işletiminde tek taraflı, iş birliği uyarınca yürütülmeyen uygulamalar feci sonuçlar doğurabilir”  ifadesini kullandı.
Suveylem, geçtiğimiz ay düzenlenen BM 2023 Su Konferansı’nda yaptığı konuşmada şunları söylemişti:
“Bu uygulamalar uzun bir kuraklık dönemine paralel olarak devam ettiği taktirde 1 milyon 100 binden fazla kişinin iş gücü piyasasından çıkması, Mısır'daki tarım alanlarının yaklaşık yüzde 15'inin kaybolması ve Mısır'ın gıda ithalatı faturasının ikiye katlanmasına şahit olunabilir.”



Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
TT

Saddam Hafter, Şeybani’ye “Genel Komutanlık”ın Suriye halkına destek vermeye hazır olduğunu teyit etti

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)
Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’yi pazar günü Bingazi’deki komutanlık karargâhında kabul etti. (Genel Komutanlık)

Libya’daki “Ulusal Ordu”nun Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ile Bingazi’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret kapsamında bir araya gelerek çeşitli güvenlik meselelerini ele aldı. Hafter, iki halk arasındaki köklü kardeşlik ve tarihî bağlara dikkat çekti.

Suriye diplomasisi, eş-Şeybani’nin ağustos ayının sonunda başkent Trablus’ta gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yaklaşık 14 yıllık Libya yokluğunu sona erdirmişti. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ve ortak iş birliği alanlarının geliştirilmesi hedeflenirken, Suriye’nin Libya Büyükelçiliği de yeniden açılmıştı.

Genel Komutanlık tarafından dün yapılan açıklamada, Saddam Hafter’in Bingazi’deki merkezde gerçekleşen görüşmede Suriye yönetiminin “ülkede güvenlik ve istikrarın sağlanması, geçiş sürecinde karşılaşılan zorlukların aşılması, hayatın normale döndürülmesi ve uluslararası topluma açılım” konularındaki rolünü takdir ettiği belirtildi.

Hafter, Genel Komutanlığın Suriye yönetiminin yanında olduğunu vurgulayarak, “Kardeş Suriye halkına destek olmak ve Suriye’nin Arap ve uluslararası arenadaki konumunu yeniden kazanmasını sağlamak için elimizden gelen her türlü yardımı sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

scdfb
Saddam Hafter, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani ve beraberindeki heyetle dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezinde görüştü. (Genel Komutanlık)

Suriye Dışişleri Bakanı eş-Şeybani ise Suriye yönetiminin Libya’da her düzeyde kalıcı istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak girişimleri desteklemeye önem verdiğini belirtti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Eş-Şeybani, görüşmede Suriye’deki son gelişmelere ilişkin de bilgi verdi.

Toplantıya Suriye tarafından Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdülkadir Tahan da katıldı.

Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığına göre görüşmede, ortak ilgi alanlarına giren konularda iş birliğinin geliştirilmesi yolları ele alındı. Bu kapsamda, Bingazi’de Suriye Başkonsolosluğu açılması, iki taraf arasındaki ortak güvenlik meseleleri ve Libya’da kayıp olan Suriye vatandaşlarının durumunun takibi konuları ele alındı.

Suriye’nin Trablus Büyükelçiliği, Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin Ağustos 2011’de devrilmesinden aylar sonra, 2012 yılında kapatılmıştı. Bu karar, o dönemde Libya’da oluşturulan Ulusal Geçiş Konseyi’nin Suriye devrimini tanımasının ardından alındı. İki ülke arasındaki ilişkiler, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed döneminde bu tarihten sonra kesildi.

Eş-Şeybani, daha önce 4 Ağustos’ta Libya’nın Şam Büyükelçiliği maslahatgüzarı Velid Hasan Ammar ile de görüşmüştü. Görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi yolları ele alınmış, karşılıklı ilgi alanına giren çeşitli meseleler hakkında görüş alışverişinde bulunulmuştu.

cvgr
Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, dün Bingazi’deki Genel Komutanlık merkezine gelişinde (Genel Komutanlık)

 


Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
TT

Libya’da öğretmen hareketi, eğitimi aksatmayı sürdürmekle tehdit ediyor

Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)
Libya’nın batısındaki Cenzur’da öğretmenlerin dün düzenlediği protestodan, (Genel Öğretmenler Sendikası)

Libya’da öğretmenlerin grevi, özellikle ülkenin batısındaki bazı bölgelerde eğitimi aksatmayı sürdürdü. Öğretmen Hareketi’nin başkanı, bütün talepleri karşılanana kadar protestoların devam edeceğini açıkladı. Bu tutum, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nin okullarda eğitimin yeniden başlaması yönündeki çağrılarına ve Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararına rağmen değişmedi.

Öğretmen Hareketi Başkanı Eşref el-Hadi, dün basına yaptığı açıklamada, “Öğretmenlerin talepleri resmî olarak karşılanmadan oturma eyleminden ve grevden vazgeçmeyeceğiz. Taleplerimizin başında maaş artışı ve geçmiş dönemlerden kaynaklanan mali farkların ödenmesi geliyor” dedi. El-Hadi, okullara dönüşün, resmî, bağlayıcı ve uygulanabilir kararlarla desteklenmeyen yeni vaatlere dayandırılamayacağını vurguladı.

Anlaşmazlık, eğitim-öğretim yılının 13 Eylül’de başlaması planlanan tarihin üzerinden dört haftadan fazla zaman geçmesine rağmen okullarda eğitimin ne zaman normale döneceği belirsizliğini koruyor. Grev, söz konusu tarihte başlamış ve farklı bölgelerdeki devlet okullarına yayılarak kamu kurumlarının önünde düzenlenen protestolarla devam etmişti.

Buna karşılık Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı Muhammed el-Karyu, dün ülkenin kuzeybatısındaki Tacura Belediyesi’ne bağlı bazı okulları ziyaret ederken, bakanlığın ve yürütme makamlarının öğretmenlerin haklarını korumaya ve talepleriyle ilgilenmeye önem verdiğini belirtti. El-Karyu, bu yaklaşımın öğretmenlerin eğitim görevlerini yerine getirirken gösterdikleri çabaların takdir edilmesinin bir gereği olduğunu ifade etti.

x
Ulusal Birlik Hükümeti Eğitim Bakanı, dün Tacura’daki okulları ziyaret etti (Bakanlık)

El-Karyu, eğitim kurumlarının istikrarlı biçimde faaliyet göstermesinin ve derslerin düzenli yürütülmesinin, öğrencilerin kapsamlı ve sürdürülebilir eğitim hakkını güvence altına alan temel unsur olduğunu belirterek, bunun öğrencilerin geleceğini ve akademik gelişimini korumak açısından önemine dikkat çekti.

Başbakan Abdülhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti, Libya Genel Öğretmenler Sendikası ile varılan uzlaşının ardından eğitimin yeniden düzenli biçimde başlamasını sağlamaya çalışıyor. Ancak Öğretmen Hareketi, söz konusu uzlaşmayı nihai bir çözüm olarak kabul etmiyor ve yeterli güvencelerden yoksun olduğunu belirtiyor.

Cumartesi akşamı Trablus’ta Maliye, Yerel Yönetimler, Eğitim, Sağlık, Gençlik, Kültür ve Sanayi ve Madenler bakanlarının yanı sıra Bakanlar Kurulu Genel Sekreteri, belediye başkanları ve eğitim denetim birimlerinin yöneticilerinin katılımıyla geniş kapsamlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıda derslerin pazar gününden (dün) itibaren yeniden başlaması çağrısı yapıldı.

Katılımcılar, öğrencilerin eğitim hakkını “ulusal bir öncelik” olarak nitelendirdi. Genel Öğretmenler Sendikası’nın oturma eylemini sona erdirme kararını memnuniyetle karşılayan yetkililer, öğretmenleri okullara dönmeye çağırdı. Açıklamada, “Eğitimin aksamasının sürmesi, öğrenciler ve velileri üzerindeki olumsuz etkileri artırıyor” uyarısında bulunuldu.

Eğitim krizine güvenlik boyutu da eklendi

Eğitim krizine bir güvenlik kurumunun da müdahil olduğunu gösteren dikkat çekici bir gelişme yaşandı. İç Güvenlik Kurumu, cumartesi akşamı yayımladığı açıklamada, eğitim kurumlarının ve eğitim denetim birimlerine ait binaların demir zincirlerle kapatılması ve çeşitli bölgelerde derslerin engellenmesi konusunda uyarıda bulundu.

Kurum, açıklamasında söz konusu düzensizlikler karşısında “seyirci kalmayacağını” belirterek eğitim güvenliğinin ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Eğitim kurumlarının baskı aracı olarak kullanılmasının açık bir hukuk ihlali teşkil ettiğini kaydetti.

İç Güvenlik Kurumu, protestoları kışkırtmakla, uygulamakla veya siyasi amaçlarla istismar etmekle suçlanan kişilerin “hukuki ve ahlaki sorumluluk taşıdığını” belirtti. Kurum ayrıca, olaya karıştığı tespit edilen kişiler hakkında kararlı hukuki ve güvenlik tedbirleri alınması amacıyla yargı makamlarıyla koordinasyon yürütüleceğini duyurdu.

Yerel gözlemciler, bu açıklamayı okulların kapalı tutulmasının sürmesine yönelik doğrudan bir tepki olarak değerlendirdi. Gelişmenin, krize yaklaşımın sendikal ve idari çerçevenin ötesine geçerek güvenlik boyutuna taşındığına işaret ettiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Libya Haber Ajansı’dan aktardığıma göre ajansa açıklamalarda bulunan Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanlığı Teknik ve Ortaöğretim Enstitülerinden Sorumlu Müsteşarı Abdülkadir ez-Zuruk Gani, öğretmenlerin taleplerinin resmî olarak ilgili bakana iletildiğini ve inceleme aşamasında olduğunu belirtti.

Taleplerin “meşru ve yasalarla güvence altına alınmış” olduğunu belirten Gani, öğretmenlerin haklarının korunması ve eğitimin en kısa sürede yeniden başlaması için diyaloğun sürdürülmesi çağrısında bulundu. Gani, gerekli işlemler tamamlanıp resmî karara varılmadan, eğitim takvimine ilişkin herhangi bir tarih açıklamayacaklarını da ifade etti.

Ülkenin doğusundaki Bingazi’de Eğitim Denetim Birimi Başkanı Cuma Halife de cumartesi günü kentteki öğretmen sendikası başkanı, okul yöneticileri ve sendika temsilcileriyle yaptığı toplantıda öğretmenlerin haklarına destek verdi. Halife, öğretmenlere hak ettiklerinin verilmesinin ve mesleki ve ekonomik koşullarının istikrara kavuşturulmasının önemini vurguladı.

Öğretmen Hareketi’nin talepleri arasında maaş cetvelinin birleştirilmesi, geçmiş dönemlerden kalan ücret farklarının ödenmesi, sağlık sigortasının uygulamaya konulması ve Öğretmeni Koruma Kanunu’nun yürürlüğe geçirilmesi bulunuyor.

Hükümet daha önce ekim ayı maaşından itibaren birleşik maaş cetvelini uygulamaya koymayı, ders saati ek ödeneğini düzenli ödemeyi, geçmiş dönemlere ait ücret farklarını belirlemeyi ve eğitim çalışanlarını sağlık sigortası sistemine dâhil etmek için çalışma yürütmeyi taahhüt etmişti.

Ancak hükümetin ve sendikanın açıklamalarına rağmen, Öğretmen Hareketi’nin protestoları sürdürme konusundaki ısrarı nedeniyle okullarda eğitimin ülke genelinde ne ölçüde normale döneceği belirsizliğini koruyor.


Gönül alma makamları Bağdat hükümeti’ne yük oluyor

Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)
Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)
TT

Gönül alma makamları Bağdat hükümeti’ne yük oluyor

Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)
Irak hükümetinin Ali ez-Zeydi başkanlığında gerçekleştirdiği toplantıdan, (AFP)

Irak’taki siyasi grupların talepleri, Başbakan Ali ez-Zeydi’nin hükümet kadrosunu tamamlama çabalarını zorlaştırdı. Söz konusu gruplar, Bağdat hükümetine desteklerini sürdürme karşılığında dört başbakan yardımcısının atanmasını ve yeni bakanlıkların kurulmasını talep ediyor. Gözlemciler bu girişimleri “gönül alma makamları” olarak nitelendiriyor.

Bazı siyasi gruplar, Irak Parlamentosu’nun bugün başbakan yardımcılarının atanması ve aralarında Savunma, İçişleri ve Yükseköğretim bakanlıklarının da bulunduğu dokuz bakanlık için oylama yapmak üzere toplanacağını öne sürdü. Söz konusu talepler arasında yeni bakanlıkların kurulması da yer alıyor.

Ancak bir parlamento kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hükümet, dün akşam saatlerine kadar boş bulunan bakanlıkların doldurulması için oylama oturumu düzenlenmesini talep eden resmî bir başvuruyu Meclis Başkanlığına sunmadı” dedi. Bu durum, siyasi anlaşmazlıkların henüz çözüme kavuşmadığını gösteriyor.

Bağdat’taki gözlemcilere göre siyasi grupların talepleri, dinarın döviz kurunun düşürülmesinin ardından piyasalarda yaşanan çalkantılara rağmen devam ediyor. Gözlemciler, yeniden gündeme getirilen “gönül alma makamlarının” bütçe üzerindeki yükü daha da artıracağı uyarısında bulunuyor.

Irak’ın, başta yaklaşık 8 milyon kamu çalışanı, emekli ve sözleşmeli personelin maaşları olmak üzere işletme giderlerini karşılamaya yetecek miktarda petrol ihraç edemediği bir dönemde, yeni makamların oluşturulmasının kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade ediliyor.