Cumhurbaşkanı Erdoğan: TCG Anadolu'yu Türkiye Yüzyılı'nda dünyada konumumuzu perçinleyecek bir sembol olarak görüyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "(TCG Anadolu) Bu gemiyi Türkiye Yüzyılı'nda bölgesinde lider ve dünyada söz sahibi ülke konumumuzu perçinleyecek bir sembol olarak görüyoruz." dedi.

AA
AA
TT

Cumhurbaşkanı Erdoğan: TCG Anadolu'yu Türkiye Yüzyılı'nda dünyada konumumuzu perçinleyecek bir sembol olarak görüyoruz

AA
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tuzla Sedef Tersanesi'nde düzenlenen TCG Anadolu Gemisi Teslim Töreni ve Yeni MİLGEM Fırkateynleri Sac Kesme Töreni'nde konuştu.
TCG Anadolu gemisinin inşasına 2016 yılı Nisan ayında başlandığını anımsatan Erdoğan, "Aradan geçen 7 yılın sonunda TCG Anadolu gemimizi hizmete alıyoruz. Mutluyuz, gururluyuz. Rabb'im bu gururumuzu daim kılsın." diye konuştu.
Ülkenin en büyük askeri gemisi olan TCG Anadolu'nun hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, "Tabii bu bizim için yeterli değil. İnşallah şimdi ikinci etabımız bu uçak gemimizin tamını inşallah inşa etmek. Onun da görüşmelerini birçok ülkeyle yaptık, yapıyoruz ve bunu da başaracağız. Bu gemiyi Türkiye Yüzyılı'nda lider ve dünyada söz sahibi ülke konumumuzu perçinleyecek bir sembol olarak görüyoruz. Sadece bununla kalmıyor Mavi Vatan'a kazandıracağımız MİLGEM istif sınıfı 3 yeni fırkateynimizin saç kesimini de bugün gerçekleştiriyoruz." ifadelerini kullandı.

"TCG Anadolu dünyanın ilk SİHA gemisidir"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, TCG Anadolu'nun inşasında emeği geçen ve fırkateynlerin inşasında görev alacak herkese teşekkür ederek, "Hizmete aldığımız TCG Anadolu en büyük ve en ağır helikopterler ile insansız hava araçlarının iniş kalkış yapabileceği kendi alanında dünyanın ilk savaş gemisidir. Bir başka ifadeyle TCG Anadolu dünyanın ilk SİHA gemisidir. Bu gemimize Bayraktar TB3, SİHA, Kızıl Elma İnsansız Savaş Uçağı ve HÜRJET Hafif Taarruz Uçağımız iniş kalkış yapabilecek. Ayrıca taşıdığı tanklar ve zırhlı amfibi hücum araçları sayesinde bu gemimiz gerektiğinde dünyanın her köşesinde askeri ve insani operasyon yürütebilmemize imkan sağlayacak özelliklere sahip."
Geminin yerlilik oranının yüzde 70 gibi oldukça yüksek bir seviyede olduğunu vurgulayan Erdoğan, TCG Anadolu sayesinde tabur büyüklüğünde bir kuvvetin, ana üst desteğe ihtiyacı olmaksızın Ege, Akdeniz ve Karadeniz'deki kriz bölgelerine kolayca intikal ettirebileceğini kaydetti.

"Gemi inşa sanayimiz milli uçak gemimizi de layıkıyla yapacaktır"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gemide yer alan silah, savaş yönetim, elektronik harp, kızılötesi arama ve takip, elektro optik arama, lazer ikaz ve torpido savunma sistemleri ile radarların, yerli ve milli sanayi tarafından geliştirildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
"Askeri amaçlar yanında gerektiğinde doğal afet yardım görevlileri ve insani operasyonlar çerçevesinde de kullanabileceğimiz bu gemide tam teşekküllü hastane ve ameliyathane yer alıyor. Bütün bu özellikleriyle TCG Anadolu sayesinde dünyada ilklerden olan oyun değiştiren teknolojilere, sistemlere ve çözümlere öncülük eden bir ülke haline geleceğiz. Bu tür projelerde edindiğimiz tecrübeler bize yerli ve milliliği daha fazla olan, daha gelişmiş teknolojileri ülkemize kazandırma imkanı sağlıyor. Amfibi hücum gemimizin hizmete alınışıyla beraber milli uçak gemimizi üretme yolunda büyük bir adım atmış bulunuyoruz. Gemi inşa sanayimiz milli uçak gemimizi de layıkıyla yaptı ve yapacaktır."
Doğal afet yardım görevleri ve insani operasyonlar çerçevesinde de kullanabileceğimiz bu gemide, tam teşekküllü hastane ve ameliyathane yer alıyor. Yaklaşık 36 ayda eş zamanlı olarak 3 geminin özel tersanede inşa edilerek Deniz Kuvvetlerimize tesliminin hedeflenmesi, dünyada örneği olmayan bir projedir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fırkateynlerimizin üzerlerine yerleştirilecek olan silah ve sensör sistemlerinin tümü, yerli ve milli imkanlarla geliştirilmiştir." ifadelerini kullandı.
İhale süreci devam eden projelerle birlikte savunma sanayi bütçesini 75 milyar dolara yükselttiklerini belirten Erdoğan, "Ülkemizde 62 olan savunma sanayi projesi sayısı 750'yi, 56 olan savunma sanayi firması sayısı 2 bin 700'ü buldu." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin kendi gemisini tasarlayan, geliştiren, inşa ve idame eden 10 ülkeden biri olması, kuru bir slogan değil, gurur duyulacak bir başarıdır. Geldiğimiz seviye elbette önemlidir ama hala ülkemize karşı sergilenen gizli, açık ambargoları aşmak için yapmamız gereken pek çok iş vardır." dedi. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sirkeci'de TCG Anadolu gemimizi halkımıza açacağız. İstiyoruz ki halkımız gelsin, TCG Anadolu gemimizi gezsin, dolaşsın." ifadelerini kullandı.

Milli SİHA'lara üs olacak
TCG Anadolu, İstanbul Tuzla'daki Sedef Tersanesi'nin ana yükleniciliğinde inşa edildi. Yerlilik oranı yaklaşık yüzde 70 olan projede 131 alt yüklenicinin yanı sıra üniversiteler ve araştırma merkezleri görev aldı.
Dünyada bu ölçekte gemiye sahip olan 12 ülke bulunuyor. TCG Anadolu, Türk donanmasının gücüne güç katacak ve caydırıcılığını artıracak.
TCG Anadolu, üzerine iniş-kalkış yapacak SİHA'larla dünyanın "ilk SİHA gemisi" olacak. Bunun için de Baykar tarafından kanatları katlanabilen Bayraktar TB3 SİHA geliştiriliyor. Ayrıca gemiye yine Baykar tarafından geliştirilen muharip insansız uçak sistemi Bayraktar KIZILELMA ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tarafından geliştirilen HÜRJET Hafif Taarruz Uçağı'nın iniş-kalkış yapabilmesi için çeşitli çalışmalar devam ediyor.
TCG Anadolu; Ege, Akdeniz ve Karadeniz'de asgari 1 tabur büyüklüğündeki bir kuvveti ana üs desteği gerektirmeksizin, kendi lojistik desteği ile kriz bölgesine intikal ettirebilecek kapasitede bulunuyor.
Gemideki silah sistemleri, savaş yönetim sistemi, elektronik harp sistemleri, kızılötesi arama ve takip sistemi, elektro-optik arama sistemi, lazer ikaz sistemi, torpido savunma sistemi, radarlar, muhabere sistemleri, seyir sistemleri, bilgi dağıtım sistemleri yerli ve milli imkanlarla geliştirildi.
Gemi, gerektiğinde, doğal afet yardım görevleri çerçevesinde de kullanılabilecek. Bünyesinde yer alan tam teşekküllü hastane ve ameliyathane imkanları sayesinde doğal afet yardımı, insani yardım ve mülteci tahliye harekatlarında tıbbi destek sunabilecek.

Beraberinde 94 araç taşıyabilecek
TCG Anadolu, 231 metre uzunluğa ve 32 metre genişliğe sahip bulunuyor. Tam yük deplasmanı en fazla 27 bin 436 ton olan gemi, bu haliyle en az 20,5 knot azami sürat ve 16 knot ekonomik süratle görev yapabiliyor.
Ekonomik sürati ile tam yükte en az 9 bin deniz mili seyir siasına sahip TCG Anadolu'nun içindeki su alabilen havuza her biri 1 tank taşıyan 4 mekanize çıkarma gemisi girebiliyor.
Gemi, araç güvertelerinde 13 tank, 27 zırhlı amfibi hücum aracı (ZAHA), 6 zırhlı personel taşıyıcı, 33 muhtelif araç, 15 römork olmak üzere toplamda 94 araç taşıyabiliyor.
Geminin uçuş güvertesinde 10 helikopter veya 11 adet SİHA konuşlandırılabilecek, hangarda ise 19 helikopter veya 30 SİHA taşınabilecek. Gemi, 1223 personele ev sahipliği yapacak.
Gemide, tam teşekküllü hastane imkanı ve 2 ameliyathane de bulunuyor.



İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
TT

İran’ın ekonomik çöküşü Trump için geç kalmış olabilir

Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)
Tahran’daki yerel bir pazarda alışveriş yapan İranlı bir kadın, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Savaş ve sonrasında yaşananlar, haftalar içinde İran'ın zaten vahim olan ekonomik sorunlarını daha da kötüleştirdi ve savaş sonrası bir felaketin habercisi oldu. Ancak Tahran, enerji ihracatını durduran ABD deniz ablukasına rağmen, şimdilik Arap Körfezi’ndeki çatışmaya dayanabilecek gibi görünüyor.

Büyük askeri operasyonların 8 Nisan’da başlayan ateşkesle durmasının ardından, İran, ABD ve İsrail arasındaki durum donma noktasına geldi. Savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde tıkanıklık yaşanırken, İran, Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutuyor ve ABD, İran’ın Körfez’e kıyısı olan limanlarına deniz ablukası uygulamaya devam ediyor.

Altyapı ve sanayiye büyük zararlar gelmiş olmasına ve petrol ihracatının düşmesine rağmen İran, iç piyasasında yeterli stoklarla ve komşuları ile istikrarlı bir ticaretle ayakta kalabiliyor. Devlet gelirlerindeki kayıplara rağmen, mevcut ablukadan kaynaklanan acil bir baskıya dair sadece sınırlı göstergeler ortaya çıkmış durumda.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın bu ekonomik ‘güç gösterisinde’ ilk önce geri adım atacağını umuyordu, ancak dünya genelinde enflasyon yükselirken ve Kongre ara seçimleri yaklaşırken, bu bekleyişin uzun sürebileceği görünüyor.

Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki bir marketten alışveriş yapan İranlı bir adam, 28 Nisan 2026 (Reuters)

Direniş ekonomisi

Uzmanlara göre İran liderleri, ülkenin Batılı karar alıcıların beklediğinden daha uzun süre dayanabileceğine inanıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu inanç, sıkı bir güvenlik kontrolüne ve ‘direniş ekonomisi’ anlayışına dayalı olarak iç kaynakların mobilize edilmesine ve kara sınırları üzerinden ticaret yapılmasına dayanıyor.

İran’ın dini liderleri ve Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), İslam Cumhuriyeti için varoluşsal bir tehdit olarak gördükleri bu durumu aşabilmek için, ülke üzerindeki demir yumruklarını kullanarak, Washington ile kalıcı bir anlaşma sağlanana kadar ayakta kalmayı planlıyor. Uzmanlar, İran yönetiminin, baskı araçlarını ve halkın tasarruflarını kullanarak, Washington ile bir anlaşmaya varılana kadar direneceklerini belirtiyor.

Savaşın yol açtığı ekonomik zarar ve yaklaşan bir ekonomik kriz olasılığı, güvenilir resmi verilerin eksikliği ve ocak ayında başlayan internet kesintileri nedeniyle tam olarak tahmin edilemiyor.

Reuters, bu ay yaptığı haberde, durumun kötüleştiğini ve İran yetkililerinin yeni protesto dalgalarının patlak vermesinden endişe ettiğini bildirdi. Yetkililer, ülkenin, yaptırımlar kaldırılmadığı takdirde felakete sürükleneceği konusunda uyardı.

Uzmanlar, bu yıl İran’ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) çift haneli bir oranda küçülmesini bekliyor. İran riyali geçen yıl yüzde 70 değer kaybetti, bu da enflasyonu daha da arttırarak, ocak ayında büyük çaplı protestoların patlak vermesine yol açtı.

Riyal son birkaç günde yüzde 15 değer kaybetti, ancak halen savaş öncesi seviyelerine yakın bir noktada bulunuyor.

Kısa vadede mali baskılara dair fazla bir gösterge yok. Yetkililer banka çekimlerini kısıtlamadı, temel gıda maddeleri veya yakıt için kota koymadı, devlet çalışanlarının maaş ödemelerinde gecikme yaşanmadı. Market rafları halen dolu ve işletmeler ile bankalar faaliyetlerini sürdürüyor.

13-25 Nisan arasında yapılan sevkiyat verileri, bu dönemde tankerlerle yüklü bir milyondan fazla varilden sadece 300 bin varilinin Hint Okyanusu’na hareket ettiğini gösterdi. Depolama kapasitesinin sınırlı olmasına rağmen, enerji sektöründeki analistler, İran’ın üretimi düşürmeden önce iki ay daha dayanabileceğini öngörüyor.

Tahran, savaşın başındaki yaptırım muafiyet döneminde enerji satışlarından ek gelir elde etti. İran, kara yoluyla sınırlı miktarda petrol ihraç ediyor, ancak bu deniz yoluyla uygulanan ablukayı telafi etmek için yeterli değil.

Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)Tahran’daki yerel bir pazardan alışveriş yapan İranlılar, 28 Nisan 2026 (Reuters)

İran Merkez Bankası’ndan üst düzey bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ülkenin gerektiğinde kullanılabilecek büyük miktarda altın rezervine sahip olduğunu ve Tahran’ın, yaptırımlardan yıllarca kaçınma deneyimiyle, ithalatlarını sürdürmek için gerektiğinde küçük bir ek ödeme yapma yoluna gidebileceğini belirtti.

Kpler Tarım Emtiaları Baş Analisti Ishan Bhanu, İran’ın bölgedeki en büyük gıda ithalatçısı olduğunu vurguladı, ancak aynı zamanda bölgedeki en düşük gıda güvensizliği seviyelerine sahip ülke olduğunu da ekledi.

Bhanu, İran’daki gıda güvenliği durumunun, özellikle yaklaşan hasat sezonunun beklenenden daha iyi olacağı öngörüsüyle iyileşmeye devam ettiğini söyledi. Bu durum, ülkenin bu yıl buğday ithalatına duyduğu ihtiyacın azalmasına yol açarak, deniz ablukasının gıda sevkiyatlarına genişlemesi riskini de düşürüyor ve döviz harcamalarını ertelemeye olanak tanıyor.

Ayrıca, takip edilen gemi hareketlerine dikkat çeken Bhanu, ABD ablukasının şu ana kadar sadece Körfez’e kıyısı olan limanlarla sınırlı olduğunu, ancak İran’ın Umman Denizi’ne açılan Çabahar Limanı’na etkisi olmadığını, ayrıca ablukayı daha çok petrol tankerlerine odaklandığını belirtti.

Türkiye, Irak ve Pakistan’dan Reuters’a yapılan açıklamalarda ise sınır ticaretinde herhangi bir düşüşe dair şu ana kadar bir işaret olmadığı belirtildi. Rusya Tarım Bakanlığı verilerine göre Moskova, bu yıl Hazar Denizi üzerinden ticareti artırmış durumda; Ocak-Mart döneminde Hazar üzerinden 500 bin ton mısır, 180 bin ton arpa ve 4 bin ton buğday sevk etti, böylece Körfez’deki ablukayı aşarak ticaret yaptı.

Ağır ekonomik sıkıntılar

İran Meclisi Tarım Komisyonu Başkanı Muhammed Cevad Askeri, resmi medya organlarına yaptığı açıklamada, Trump’ın ocak ayında artan askeri tehditleriyle birlikte İran’ın altı aylık temel ihtiyaçları karşılayacak kadar ithalat yapmaya başladığını belirtti.

Çatışmanın patlak vermesinin hemen ardından Merkez Bankası, küçük kredilere uygulanan gecikme faizlerinden muafiyet getirerek, bankalardan yapılan para çekme limitlerini yükselten bir destek paketini devreye soktu. Bu adımlar, mevduat sahiplerine güven vermeyi amaçlıyordu.

Buna rağmen Tahran ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda; İranlı şirketler, fiyatların artması, tedarik zincirlerinin aksaması ve internet kesintileri nedeniyle zorluk yaşıyor. Bu durum, işsizlik oranlarının artmasına neden oldu.

Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)Tahran’da bir döviz tüccarı, İran riyali değer kaybederken 100 dolarlık banknotları sayıyor. (Reuters)

Pirinç ve tahıl tüccarı Abbas İsmailzade, “Temel gıda maddelerinin, özellikle de insanların beslenmesiyle doğrudan bağlantılı olan ürünlerin fiyatlarındaki artış, tüccarlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor” diyerek, savaşın başından itibaren satışlarının yaklaşık yüzde 40 oranında azaldığını belirtti.

Mekanikçi Hüseyin Amiri ise atölyesine gelen müşteri sayısının savaş öncesine göre büyük ölçüde düştüğünü ifade etti. Amiri, “İşimiz neredeyse durdu” diyerek, durumun çok daha kötüye gidebileceği uyarısında bulundu.

İran hükümeti, halk arasında yeni bir protesto dalgası endişesi taşıyor. Ocak ayında yaşanan huzursuzluklar, son yılların en kanlı protesto dalgasıyla sona ermiş ve binlerce gösterici hayatını kaybetmişti.

Uzmanlar, İran’ın, Washington ile yapacağı herhangi bir anlaşmada yaptırımların hafifletilmesini içeren bir maddeyi mutlaka dahil etmesi gerektiğini, aksi takdirde yaklaşan ekonomik felaketi önlemenin imkânsız olacağına dikkat çekiyor.


Cezayir, Mali'deki karışıklığın olası sonuçlarına hazırlanıyor

Mali'nin iktidardaki askeri konsey lideri Assimi Goïta, Bamako'daki bir hastanede yaralı askerleri ziyaret etti (Reuters)
Mali'nin iktidardaki askeri konsey lideri Assimi Goïta, Bamako'daki bir hastanede yaralı askerleri ziyaret etti (Reuters)
TT

Cezayir, Mali'deki karışıklığın olası sonuçlarına hazırlanıyor

Mali'nin iktidardaki askeri konsey lideri Assimi Goïta, Bamako'daki bir hastanede yaralı askerleri ziyaret etti (Reuters)
Mali'nin iktidardaki askeri konsey lideri Assimi Goïta, Bamako'daki bir hastanede yaralı askerleri ziyaret etti (Reuters)

Cezayir, güney komşusu Mali’deki giderek artan istikrarsızlığın olası etkilerine hazırlanıyor.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, ülkesinin Mali’nin toprak bütünlüğü, halkı ve kurumlarına verdiği desteği vurgulayarak, terörizmin her türünü kesin biçimde reddettiklerini ifade etti.

Cezayir ve Mali arasındaki gerilime ilişkin hazırladığın bu metnin haber dilindeki çevirisi aşağıdadır:

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, ülkesinin Mali'nin toprak bütünlüğüne, halkının birliğine ve kurumlarına olan sarsılmaz desteğini bir kez daha teyit etti. Terörizmin her türlü biçimini ve tezahürünü kesin bir dille reddettiklerini vurgulayan Attaf'ın açıklamalarının ardından, bölge uzmanlarından kritik uyarılar geldi.

Cezayirli Uzman Beşir Ceydar Şarku’l Avsat’a Mali’deki gelişmelerin Cezayir açısından üç temel tehdit oluşturduğunu belirtti. Buna göre ilk risk “güvenlik bulaşması”; zira Mali’nin kuzeyinde yaşanacak herhangi bir istikrarsızlık, bölgenin silahlı gruplar için “hareketli sığınaklara” dönüşmesine ve bu unsurların Cezayir’e sızma ihtimaline yol açabilir. İkinci tehdit ise “insani ve suç kaynaklı hareketlilik”; kaçakçılar ve insan tacirlerinin sınırdan sızma ihtimali öne çıkıyor. Üçüncüsü ise “jeopolitik rekabet”; Sahel bölgesinin giderek bölgesel ve uluslararası güçler arasında bir mücadele alanına dönüştüğü değerlendiriliyor.

Öte yandan Rusya, Tuareg isyancıların Mali’den çekilme çağrısını reddetti. Kremlin’den yapılan açıklamada, Moskova’nın Mali’deki mevcut hükümeti desteklemeyi ve bu ülkede terörizm ile aşırılıkla mücadeleyi sürdüreceği bildirildi.


Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
TT

Yerleşimciler Batı Şeria'daki el Halil’de Filistinlilerin evlerine saldırdı

Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)
Silahlı İsrailli yerleşimciler, 28 Nisan 2026'da Batı Şeria'daki Nablus kentinde yeni bir yerleşim yerinin yakınlarında yürüyor (AFP)

Silahlı yerleşimciler bu sabah, Batı Şeria’nın El Halil (Hebron) kenti kuzeyindeki el-Arub bölgesinde sivillere ait evlere saldırdı. Aynı zamanda İsrail güçleri güney el Halil’de bir çocuğu gözaltına aldı.

Yerel kaynakların aktardığına göre silahlı yerleşimci gruplar, bu sabah erken saatlerde el-Arub’a bağlı Vadi eş-Şeyh bölgesindeki evlere saldırarak yoğun şekilde gerçek mermi kullandı. Filistin Haber Ajansı SAFA’ya göre saldırı, özellikle çocuklar ve kadınlar arasında korku ve paniğe yol açtı. Olayda yaralanma olmadığı bildirildi.

Aynı bağlamda, İsrail güçlerinin ana yoldan geçmekte olan 15 yaşındaki bir çocuğu gözaltına aldığı, ardından el Halil’lin güneyindeki el-Alka bölgesinde ailesine ait eve baskın düzenlediği ve evi arayarak içindeki eşyaları tahrip ettiği belirtildi.

İsrail güçlerinin ayrıca e Halil kenti ile İdna ve Beyt Ula beldelerinde çok sayıda eve baskın düzenlediği, ev sahiplerine kötü muamelede bulunduğu, evleri aradıktan sonra evleri bilinçli olarak tahrip ettiği, ancak herhangi bir gözaltı yapılmadığı ifade edildi.

Öte yandan, ABD, Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ın, Batı Şeria’da Filistinli topluluklara yönelik şiddet nedeniyle “radikal İsrailli gruplara” yönelik ilave yaptırımlar uyguladığı hatırlatıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Batı Şeria’daki yerleşimlerde yaklaşık 500 bin İsraillinin yaşadığı, bu yerleşimlerin uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından yasa dışı kabul edildiği ve barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüldüğü belirtiliyor.