Safer petrol tankeri krizi: Petrolü yeni bir tankere boşaltmak ne kadar mantıklı?

Nautica tankeri Kızıldeniz'e doğru yola çıktı (UNDP)
Nautica tankeri Kızıldeniz'e doğru yola çıktı (UNDP)
TT

Safer petrol tankeri krizi: Petrolü yeni bir tankere boşaltmak ne kadar mantıklı?

Nautica tankeri Kızıldeniz'e doğru yola çıktı (UNDP)
Nautica tankeri Kızıldeniz'e doğru yola çıktı (UNDP)

Birleşmiş Milletler (BM) sözcüsü, Safer isimli petrol tankerinin yükünü boşaltmak için satın alınan deniz tankeri Nutica’nın Çin'in Zhoushan şehrinden Kızıldeniz'e doğru yola çıktığını açıkladığı bir sırada, uzmanlar, BM planının uygulanabilirliğini, etkinliğini ve başarısının boyutunu sorguluyor. BM’ye göre, Mayıs başında gelmesi beklenen yeni tanker, insani ve çevresel krizi tehdit eden yıkıcı bir petrol sızıntısından kaçınmayı amaçlıyor.
Yemen hükümetine ait Yemen Üretim ve Keşif Çalışmaları Şirketi’nin eski yöneticisi ve Safer tankerinin sahibi Yüzbaşı Ahmed Kulaib, BM planının başarısından şüphe ederek, ‘olacak olan şeyin felaketi çözmek yerine erteleme çabasıyla bir saatli bombanın diğeriyle değiştirilmesi olduğunu’ söyledi.
Kızıldeniz’deki Hudeyde'nin kuzeyinde bulunan Ras İsa limanına demirlenen Safer petrol tankerinde 1,1 milyon varil ham petrol bulunuyor. Gemiye, Yemen'de 2014 yılında meşru yönetime karşı Husilerce yapılan darbeden bu yana bakım yapılmadı.
Şarku’l Avsat’a konuşan Kulaib, “Tehlike, Safer tankerinin gövdesinin bozulmasında değildi; Yıllarca süren aksama süresine ve doğal aşınmaya rağmen gövdenin kalınlığı güvenli sınırlar içindeydi ve hala da öyle. Depolanan petrol, ağırlıklar ve hava faktörlerinin bir sonucu olarak herhangi bir parçası üzerinde herhangi bir baskıya neden olmaktan korunarak, yüzer tankta profesyonel bir şekilde dağıtıldı” dedi.
Kulaib, “Sadece tankeri petrolden boşaltmak ve miktarı doğrudan küresel pazarda satmak gerekiyordu, bu çok fazla masraf gerektirmeyecek kolay bir işlem ve Ortadoğu'daki birçok şirket bunu kolayca ve güvenli bir şekilde yapabilir. Ancak mesele, alternatif bir geminin satın alınmasına kadar genişledi. Gemi, alternatif bir yüzer tank olarak çalışmaya uygun değil. Ayrıca boyutu, Yemen’in herhangi bir limanına tanker olarak girilmesine izin verilmeyecek şekilde” ifadelerini kullandı. BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörü David Gresley, iki tanker arasında petrol transferinin pratik ve teknik açıdan mümkün olur olmaz gerçekleşeceğini söyledi.
Kulaib, “Görünüşe göre Birleşmiş Milletler yeni gemiyi veya yeni saatli bombayı ham petrolüyle birlikte Yemen hükümetine bir an önce teslim etmek için çalışıyor” dedi.
Safer Şirketi’nin eski yetkilisi, bugün yeni bir ateşkes anlaşmasıyla ilgili konuşmanın Safer petrol tankeri sorununu çözmek için yol haritasını yeniden gözden geçirme fırsatı sunduğuna değinerek, ülkesinin sorunu çözme mekanizmasını daha iyi bir şekilde gözden geçireceğini dile getirdi.
Kulaib ayrıca, “BM ekibinin Yemen'deki çatışmanın taraflarıyla karşılaştığı zorlukları biliyoruz. Ancak yardım etme niyeti ne olursa olsun feci bir sonuca ulaşılmasını aklı başında hiç kimse kabul etmez” dedi.
Yetkili, BM’nin yanlış tahminlere ve gerçeğin yanlış anlaşılmasına güvenerek, işe aldığı uzmanların en profesyonel Yemen personelinin tavsiyelerini görmezden geldiğini duyurdu.
BM uzmanlarının Safer’i yerde ziyaret etmediğini ve teknik heyette detaylar alarak çözüm önerileri aldığını söyleyen Kulaib, teknik konuların siyasi meselelere göre ayarlandığını söyledi.
Şarku’l Avsat, Yemen'deki Birleşmiş Milletler Bölge Ofisine tanker dosyası, bununla ilgili gelişmeler ve uygulanabilirliğini sorgulayan sorular sordu ancak herhangi bir yanıt alamadı.



Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.


Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
TT

Libya sahilinde 7 kaçak göçmenin cesedi bulundu

Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)
Libya Kızılayı mensupları, Zaviye şehrindeki sahilden kimliği belirsiz bir ceset çıkarıyor (Libya Kızılayı, Facebook üzerinden)

Libya Kızılayı çalışanı dün AFP’ye verdiği demeçte, Libya'nın başkenti Trablus'un doğusundaki bir plajda Sahra altı ülkelerden gelen 7 kaçak göçmenin cesetlerinin bulunduğunu söyledi.

Kaynak, kurbanlardan üçünün çocuk olduğunu belirterek, birçok göçmenin hala kayıp olabileceğini belirtti. Libya Kızılayı, ölümlerin koşullarını açıklamadı.

Kurum yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Libya Kızılayı - Al-Hums şubesinden gönüllüler, Kasr el-Akyar bölgesindeki plajdan, yasadışı göç etmeye çalışan göçmenlere ait yedi ceset çıkardı.”

Kıyı kasabası Kasr el-Akyar, Trablus'un yaklaşık 73 kilometre doğusunda yer almaktadır.

Libya, her yıl Avrupa'ya ulaşmaya çalışan binlerce göçmen için önemli bir geçiş ülkesidir ve sık sık göçmen ölümleri bildirilmektedir.

Şarku’l Avsat’ın Uluslararası Göç Örgütü verilerinden aktardığına göre, geçen yıl 2 bin 100'den fazla yasadışı göçmen Akdeniz'i geçerek Avrupa'ya ulaşmaya çalışırken öldü veya kayboldu.