Mısır’da inanç turizmi için özel bir destinasyon: Fuvva

Fuvva: Camiler, eski evler ve el sanatları şehri

Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)
Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)
TT

Mısır’da inanç turizmi için özel bir destinasyon: Fuvva

Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)
Camiler şehri Fuvva’nın dikkat çekici bir mimari tarzı var (Gezgin Yasir er-Rasul)

Bazı mekanlar özelliğini, detaylarında hakim olan manevi atmosferden alırken, bazı mekanlar ise hikayelerinin, evlerinin, mahallelerinin ve sokaklarının sıcaklığıyla ziyaretçilerini cezbeder. Mısır'daki Fuvva şehri iki özelliği de birleştiriyor. Bu nedenle ramazan ayı boyunca burası ideal bir dini turizm destinasyonu.
Kuzey-orta deltada yer alan şehri ziyaret ettiğiniz ilk andan itibaren farklı bir yer olduğunu hissediyorsunuz ve en önemli özelliği arkeolojik özellikleri. Ancak bu cazibe merkezlerinin büyük bir bölümünü tek bir ziyarette görmenin sizin için kolay olacağını düşünmeyin. Zira burada 365 adet eski cami yer alıyor. Yani bir yıldaki gün sayısı kadar ki farklı İslami dönemlere (Fatımi, Abbasi, Eyyubi, Memlük ve Osmanlı) ait diğer türbelerden bahsetmiyorum bile. Aynı nedenle UNESCO, Fuvva’yı, İslami anıtlar açısından Kahire ve Raşid'den sonra "bölgesel olarak üçüncü ve dünyada dördüncü şehir" olarak seçti.
El-Ömeri camisine gitmeden Fuvva'yı ziyaret etmiş sayılmazsınız. Çünkü burası H. 21 yılında yapılmış ve bu nedenle en eski camilerden biri. Halife Ömer bin Hattab zamanında inşa edildiği için bu ismi almış. Mimariye meraklıysanız ve detaylarını incelerseniz, el-Ömeri'nin planlamasından kesinlikle etkileneceksiniz. Zira planlaması, Medine'deki Mescid-i Nebevi'nin planına benzer şekilde eski İslami üsluba göre yapılmış. Tasarımının en önemli özelliklerinden biri caminin çatısının ortasında yer alan “açık avlu” ve ona bitişik 4 revaktır.
Bu kadim caminin henüz minaresinin olmaması sizi düşündürüyor! Bunun nedeni, camiyi yaptıran fatihlerin maddi imkânlarının minare yapmalarına imkan vermemesi ve caminin orijinal şeklini koruyarak günümüze kadar minaresiz şekilde gelmesi.
Kaçırmamanız gereken camiler arasında el-Baki camisi var. Çünkü Mısır'daki seçkin camilere bir göz atmanızı sağlıyor. 18. yüzyılın sonlarında inşa edilen el-Baki’nin yol seviyesinden daha yüksek ve merdivenle çıkılan bir girişi olduğu gibi, altında da birkaç vakfiye dükkânı bulunmakta.
Bazı hükümdarların kararları veya kraliyet metinleri hakkında bilgi edinmek isterseniz, Fuvva'daki Nasrullah ve Ebu’l-Necat camilerini ziyaret edin. Orada, tarihin garip olaylarını yansıtabilecek bazı kararların yanı sıra, belli bir toplumsal âdetin önüne geçmek, bir haksızlığı mağduriyetten kurtarmak gibi hayatın bazı meselelerini düzenleyen mermer fermanlarla tarihi karşınızda bulacaksınız.
En ünlü antik camilerden biri olan el-Kanai camisinde de bu törenleri bulacaksınız. Şehrin Nil Nehri kıyısına gidin. Buradaki manzaraya hakim olan cami, orta delta bölgesinin en yüksek minaresi olan 36 metre uzunluğundaki yüksek minaresi ile dikkatinizi çekecek. Ama cami sadece göz kamaştırıcı değil. Burada medeniyetlerin yaptığı iş birliği göründüğü için uzmanlar, eşsiz camilerden biri olarak tanımlıyor. Bunun sırrını sorduğunuzda ise şehir halkı size gururla Fuvva'nın Firavunlar zamanında Mısır'ın başkenti olduğunu söyler. Adı o zamanlar "Va Amenti" idi ve Yunan ve Roma dönemlerinde yeniden canlandı. Hatta Raşid’de bulunduğu için ticari konsoloslar burada otururdu ve bu nedenle "yabancılar şehri" olarak anılırdı.
Fuvva'nın mahallelerinde ve ara sokaklarında yürümek, size şimdiki çağda nadiren var olan başka bir özel atmosfer sunar. Bu atmosfer sizi, evlerin sıcaklığına ve tarih kokusuna doğru sizi adeta bir zaman yolculuğuna çıkarır. Çünkü buralarda hassas detaylara ve zarif dekorasyonlara sahip antik çok katlı evler ve antika kapılar yer alıyor.
Delikli tuğlalardan inşa edilmiş, İslami motiflerle süslenmiş cumbalar ve Suudi Arabistan'ın Cidde şehrinin evlerinin balkonlarına çok benzeyen balkonların bulunduğu binaların çoğu MS 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Fas'ın Fez şehri ile Fuvva şehrinin sokak ve caddelerinin isimleri arasındaki benzerlik de oldukça dikkat çekici. El-Saga Caddesi ve ed-Divan Pazarı gibi.
Ancak Fuvva evlerine özellik kazandıran tek şey bu değil. Onlara yaklaşıp insanlarının arasında dolaştığınızda veya onlarla muhatap olduğunuzda aşırı nezaketleri, konuşma ve hareketlerindeki sadelik ve şehirlerine her gelen ziyaretçiyi sıcak bir şekilde karşılamaları sizi büyüleyecek. Orada her ziyaretçinin önünde tekrarladıkları meşhur bir söz var: “Fuvva yabancıyı sever.” Bu söz, turistin hissedebileceği tüm engelleri veya yabancılaşmayı ortadan kaldırmak için söyleniyor.
Şarku’l Avsat muhabirinin gözlemlerine göre Fuvva'da Mısır mutfağından geleneksel yemekler sunan birçok ünlü restoran bulunuyor. Başka ülkelerin yöresel yemeklerini denemeye daha cesaretliyseniz, orada bulunan Fesih restoranlarından birine gidin. Fesih, eski Mısır uygarlığından miras kalan, belirli bir şekilde depolanan tuzlu balık.
Ama eğer o yerin halkından arkadaşları veya akrabaları olan Mısırlılardan biriyle seyahat edecek kadar şanslıysanız, bazıları başka hiçbir yerde, hatta belki Mısır’ın diğer şehirlerinde bile bulunmayan yemekleri onların evinde yiyeceksiniz. Burada kıyma ve sebze ile pişirilmiş, daha sonra baharatlar eklenerek kızartılmış pirinçten oluşan “kebap” yemeği yiyeceksiniz. Ayrıca et veya kümes hayvanları, pirinç, süt ve baharatlardan oluşan "ed-Das" güveçler de sizleri bekliyor... Patates parçalarının ortasına dizilmiş dana eti parçaları, halka soğanlar ve baharatlar ile yapılan ve “et kağıdı” olarak bilinen karşı konulmaz lezzetin de tadına varacaksınız. Kahvaltıda veya akşam yemeğinde de size sıcak “futur meşaltet” ikram edecekler. Birçok kişi bu yiyeceği geleneksel Mısır tarzında hazırlamakta başarılı.
Fuvva'da yeşil alanlarda yürüyüş yapmaktan, Nil Nehri'nde “at arabasına” binmek gibi sizi basit yaşama geri götüren birçok aktivite sizi bekliyor. Halı, kilim ve el yapımı duvar halısı atölyelerini ziyaret etmek, özellikle daha önce bir parça satın almışlarsa, turistlerin Fuvva'da her zaman ziyaret ettikleri yerlerden biri. Bu zanaat ile üretilen ürünler Avrupa ve Amerika ülkelerine ihraç edilmekte ve ustalarının hassas işlerini yaparken onları görmenizi tavsiye ederim. Ustalar, atalarından miras aldıkları zanaatın detaylarını ve gerekliliklerini size anlatacaklar.
Şaşırtıcı olan şey, şehrin sokaklarında ne zaman dolaşsanız, insanlarını ve onların günlük işlerini anlatan nadir eski hazineler ve koleksiyonlar bulacak olmanız. Örneğin, Senhuri adlı küçük bir mağazayı ziyaret ettiğinizde, yazar Hamdi Hamada’nın "Cumhuriyet döneminde eşi benzeri yok" diye nitelendirdiği, Muhammed Ali dönemine ait bir terazi göreceksiniz.
Mahalle sakinlerinden biri “Fes Fabrikası” harabelerine kadar size eşlik edip, size bir zamanlar nasıl ayda yaklaşık 130 bin fes üretildiğini coşkuyla anlatabilir.
Başkentten Fuvva'ya gitmeye karar verirseniz, en fazla bir buçuk saat sürer, bu da uzun şehir içi seyahatleri sevmiyorsanız önemli bir avantaj. Fuvva, Kahire'ye yaklaşık 181 kilometre uzaklıkta olup, özel aracınızla veya toplu taşıma otobüslerinden birini kullanarak gidebilirsiniz. Konaklama için ya Fuvva binalarından birinde bir daire seçmelisiniz ya da Kafr eş-Şeyh vilayetinde yakında bulunan bir otelde kalmalısınız. Otellerin çoğunun “Delta” adıyla başladığını göreceksiniz ve fiyatlar gecelik bin 500 ila 3 bin 500 arasında değişmekte (dolar yaklaşık 30 Mısır cüneyhine eşdeğer).



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.