Hikayeleri bir rüya ile başlayıp bir fetvayla sona erdi... Resul-i Ekrem'in kabrinin bekçileri: 'Ağalar'

Habeşistan, Türkiye ve Buhara’dan geldiler; hikayeleri hayret ve sempati uyandırmaya devam ediyor

Hikayeleri bir rüya ile başlayıp bir fetvayla sona erdi... Resul-i Ekrem'in kabrinin bekçileri: 'Ağalar'
TT

Hikayeleri bir rüya ile başlayıp bir fetvayla sona erdi... Resul-i Ekrem'in kabrinin bekçileri: 'Ağalar'

Hikayeleri bir rüya ile başlayıp bir fetvayla sona erdi... Resul-i Ekrem'in kabrinin bekçileri: 'Ağalar'

Necla Reşad 
Haremeyn-i Şerifeyn Ağalarının, 800 yılı aşkın bir süre önce 1161 (hicri 557) yılında Müslüman bir hükümdarın rüyasıyla başlayan hikâyesi, 1979'da bir İslam alimi tarafından sona erdirildi ve böylece Haremeyn-i Şerifeyn'e yüzyıllarca hizmet eden bir topluluğun sözleri ve hatıralarıyla dolu bir sayfa dürülmüş oldu. 
Mekke veya Medine'de "harem ağaları" diye bir şey duyarsanız bilin ki Mescid-i Haram ile Mescid-i Nebevi'nin hizmetinde çalışan ve "hadım edilmiş" kişilerden oluşan bir topluluktan bahsediliyordur.
Bunlar, kıyafetleri ve faaliyetlerinden ayırt edilir ve tavaf alanının avlusunda ya da mescidin bazı revaklarında dururlardı.
Diğer bir kısmı da Peygamberimizin odasını temizler ve beyaz giysi ve sarıklar giymiş, belirli anlamları olan kuşaklar sarınmış halde, cuma hutbesi için minbere yönelen imama eşlik ederdi.
Bazıları onları "et-tavaşiye" yani "hadım" olarak adlandırırdı. Şimdi gözden kayboldular. Hikâyeleri de 45 yıl önce yavaş yavaş sona ermeye başladı. 

Peygamberin naaşına yönelik hırsızlık teşebbüsü
Tarihî kayıtlara ve Ümmü'l-Kura Üniversitesi'nde akademisyen Seher Da'da'nın, Haliciyye kanalında meslektaşı Abdullah el-Müdeyfer ile ağaların tarihine dair yaptığı açıklamaya göre "harem ağaları" fikri, 1174 yılında vefat eden Sultan Nureddin Zengi döneminde Hz. Muhammed'in cesedine yönelik bir hırsızlık teşebbüsünden sonra ortaya atıldı.
Rivayete göre Zengi, rüyasında Peygamber Efendimizi (s.a.v.) gördü; ona kumral iki adamı göstererek "Beni bu iki adamdan kurtar" diyordu.
Bir gece içerisinde aynı rüyayı üç defa gördü. Bunun üzerine uykusundan sıçradı ve kadıları topladı.
Kadılar, ona Medine-i Münevvere'ye gitmesini tavsiye etti. Beraberinde Medine ahalisi için çeşitli eşyalar olduğu halde oraya vardı, insanları topladı ve onlara hediyeler dağıttı, ancak o iki adamı görmedi. 
"Sadaka almayan biri kaldı mı?" diye sorduğunda, "Hayır" dediler. Onlara iyice düşünmelerini söyleyince oradakiler, Endülüs ahalisinden olup Medine'ye gelen ve Peygamberin kabrine komşu olan varlıklı ve dindar iki adamdan bahsetti.
Zengi, o ikisinin getirilmesini emretti. Onları gördüğünde, rüyasındaki iki adam olduğunu anladı. Onlara nereden geldiklerini sorunca, "Mağrib ülkesinden gelen hacılarız" dediler.
Kendisini, evlerine götürmelerini istedi. Oraya gidince para ve kitap dışında bir şey bulamadı. Ancak hasırı kaldırdığında Peygamberin odasına varan bir tünel buldu.
Planları, Peygamberin naaşını çalmaktı ve (Haçlı Seferleri sırasında) Haçlılar tarafından gönderilmişlerdi.
Nureddin Zengi, kimse Peygamberin kabrine el sürmeye cüret edemesin diye kabr-i şeriflerin etrafına sağlam bir kurşun duvarla hendek yapılmasını emretti. 
Etrafındakiler ona kabre bekçiler yerleştirilmesini önerdiğinde, "Benden önce hiç kimsenin yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?" dedi.
Ama sonra Mescid-i Nebevi'ye, bekçi ve hizmetçi olarak 12 hadım gönderdi. Daha sonra bu, bir yol haline geldi ve peş peşe gelen yöneticiler bu yolu takip etti. 

Detaylandıran Salahaddin
Da'da'nın bildirdiğine göre Salahaddin Eyyubi döneminde Mescid-i Nebevi'deki ağaların görevleri düzenlenip aylık maaşa bağlandıktan sonra sayıları 24'e çıkarıldı.
1176 yılında Medine-i Münevvere'deki ağa sayısı 120 iken daha sonra azaldı. Şimdi ise sadece 6 tane mevcut; bunların üçü Medine-i Münevvere, üçü de Mekke-i Mükerreme'de. Hepsi 90 yaşın üzerinde ve artık hiçbir iş yapmıyorlar. 
Da'da'nın anlatımına göre başlarda ağaların sağlaması gereken, Kur'ân-ı Kerim'i ezberlemek ve ibadet edecek kadar iyi okumak gibi şartlar vardı.
Ancak sonra bunlar öyle azaldı ki Osmanlı döneminde cehalet, öğrenmeye baskın geldi ve şartlar, ağanın çalışabilir olması ve gece nöbeti tutabilmesinden ibaret hale getirildi.  
Da'da, ağa kültürünün önce sultanların saraylarında kadınlara eşlik etmek için yerleştiğini, daha sonra hizmet etmek üzere Haremeyn-i Şerifeyn'e taşındığını belirtiyor. 

Hadım olduklarından emin olunması
Suudi Hanedanı döneminde ağalar, devletin kurucusu Kral Abdülaziz'in ilgisine mazhar oldu ve Kral, ağalık kurumunun olduğu gibi kalması için bir ferman çıkardı.
Daha sonra hicri 1335 yılında Şura Meclisi, 42 maddelik "Haremeyn Ağaları" düzenlemesini onayladı ve bu düzenleme, ağaların tüm içişlerinde referans haline geldi.
Bu topluluğa ilişkin tüm detayların izini sürdüğü bir kitap kaleme alan Da'da, ağaların bir Suudi gibi muamele gördüğüne işaret ediyor.
Nitekim ağaların şeyhi ve iki şahit tarafından, hadım olduklarından emin olunduktan sonra onlara vatandaşlık veriliyor ve ağalık teşkilatına dahil edilmek üzere işlemleri Hac ve Umre Bakanlığ'ına sunuluyordu. 
1979 (hicri 1399) yılından bu yana Haremeyn'e ağa tayin edilmedi. Zira o diyarın müftüsü Şeyh Abdülaziz bin Baz'ın kulağına, başta Habeşistan olmak üzere İslam ülkelerindeki halkın, çocuklarını Haremeyn'e adamak üzere hadım ettiklerine dair bazı haberler geldi.
Onun fetvasına göre bu, insanlık onuruna bir hakaret olduğu için İslam'da yeri olmayan bir şeydi. Bu yüzden Kral Fahd bin Abdülaziz'e bir telgraf göndererek bu uygulamanın iptal edilmesini ve yeni ağaların gelişini durdurmasını istedi. 
Ağalara Peygamberin odasıyla minberin anahtarı emanet ediliyor. Kâbe'nin anahtarından ise Kâbe'nin bekçileri sorumlu. Bu bekçilere temizlik, düzenleme, tütsüleme ve diğer işlerden oluşan 40 kadar görev verilirdi. 

Her milletten 
Suudi Hanedanı döneminde onların görevleri, kralı ve beraberindeki heyet ile yabancı resmî heyetleri Mescid-i Nebevi'deki Bâbüsselam'da karşılamak ve onları Ravza-i Şerif'e götürmek, Mescid-i Haram'da Kral Abdülaziz Kapısı'ndan tavafa kadar onlara eşlik etmek ve zemzem suyu içirmekten ibaret hale geldi. Emekli olana kadar da böyle.
Oysa eskiden, şimdilerde temizlik şirketlerinin Haremeyn'de yaptıkları işlerin çoğunu onlar yapıyordu. 
Habeşistan, Sudan, Buhara ve Malezya gibi değişik ülkelerden ve farklı renklerden olsalar da yüksek bir konuma sahiplerdi.
Valiyle birlikte oturur, Haremeyn-i Şerifeyn'e hizmet ettikleri için hacılar onların elini öper, Suudi krallarıyla görüşmeleri için onlar adına resmî ziyaretler düzenlenirdi. 
Hadım olmakla birlikte birçoğu geçmiş asırlarda dul ya da boşanmış kadınlarla evlenip bu kadınların çocuklarını büyütmüş ve onlarla aile ortamı içinde yaşamıştı.
Zenginlikleri bu konuda onların işini kolaylaştırıyordu. Nitekim asırlardır halen muhafaza edilen vakıflara sahipler ve bu vakıflar onlara büyük miktarlarda gelir getiriyor.
Bu kişilerin, Mekke ve Medine'deki mal varlıklarının yüz milyonlarca dolar olduğu tahmin ediliyor.
Suudi Akademisi'nin resmî kaynaklardan aktardığı bilgilere göre söz konusu vakıfların gelirleri, ağaların vefatından sonra yılda yüz milyonlara ulaşan gideri olan Haremeyn-i Şerifeyn'e aktarılacak. 

Independent Türkçe



Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan, erken uyarının ardından 6 kentte “tehlikenin ortadan kalktığını” açıkladı

Sivil Savunma, resmi kanallardan bilgi edinmenin ve yetkili makamlarca yayınlanan talimatlara uymanın önemini vurguladı (SPA)
Sivil Savunma, resmi kanallardan bilgi edinmenin ve yetkili makamlarca yayınlanan talimatlara uymanın önemini vurguladı (SPA)
TT

Suudi Arabistan, erken uyarının ardından 6 kentte “tehlikenin ortadan kalktığını” açıkladı

Sivil Savunma, resmi kanallardan bilgi edinmenin ve yetkili makamlarca yayınlanan talimatlara uymanın önemini vurguladı (SPA)
Sivil Savunma, resmi kanallardan bilgi edinmenin ve yetkili makamlarca yayınlanan talimatlara uymanın önemini vurguladı (SPA)

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü, bugün yaptığı açıklamada, Cidde, Yanbu, Taif, Abha, Cizan ve el-Ula kentlerinde erken uyarı verilmesinin ardından "tehlikenin ortadan kalktığını" duyurdu. Uyarılar, altı kentte acil durumlar için kullanılan Ulusal Erken Uyarı Platformu üzerinden yapıldı.

Sivil Savunma Müdürlüğü daha önce Cidde, Yanbu, Taif, Abha, Cizan ve el-Ula'da erken uyarı yayımlamış, daha sonra ise uyarıların kapsadığı tüm kentlerde tehlikenin sona erdiğini açıklamıştı.

Gelişme, bir gün önce Abha ve Hamis Muşayt'ta benzer bir uyarının yayımlanmasının ardından geldi. Sivil Savunma Müdürlüğü, daha sonra bu kentlerde de tehlikenin sona erdiğini duyurmuştu. Kurum, uyarılar sırasında bölge sakinlerine güvenlik talimatlarına uymaları, binaların içinde en yakın güvenli alana geçmeleri ve durum sona erene kadar pencerelerden ve açık alanlardan uzak durmaları çağrısında bulundu.

Gelişmelerin yaşandığı sırada Yemen'deki meşru hükümeti destekleyen koalisyon da bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Husilerin dün Hamis Muşayt, Abha ve Taif kentlerini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alan saldırıları sonucunda 13 sivilin hafif ve orta derecede yaralandığını, 7 konut ile 2 aracın da zarar gördüğünü bildirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, kasıtlı ve tekrarlanan saldırıların Husilerin gerilimi artırma, sivil yerleşimleri ve sivilleri hedef alma yönündeki yaklaşımını ortaya koyduğunu belirtti. El-Maliki, koalisyon komutanlığının Suudi Arabistan'ın egemenliğini, sivil yerleşimleri ve sivilleri korumak amacıyla saldırılara "sorumluluk ve kararlılıkla" karşılık vereceğini vurguladı.

El-Maliki ayrıca koalisyonun Husileri caydırmak ve "düşmanca ve aşırılıkçı" olarak nitelendirdiği yaklaşımlarıyla mücadele etmek için gerekli tüm operasyonel tedbirleri alacağını belirtti. Bu adımların Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi, meşru müdafaa ilkesi, uluslararası insancıl hukuk ve örfî hukuk kurallarıyla uyumlu olacağını kaydetti.

Sivil Savunma Müdürlüğü, önceki uyarılar sırasında da bilgilerin resmi kanallardan takip edilmesi ve yetkili makamların talimatlarına uyulmasının önemine dikkat çekmişti. Kurum ayrıca acil durumun sona erdiği açıklanana kadar güvenli bölgelerin terk edilmemesi ve tehlikeli alanlarda toplanılmaması çağrısında bulundu.


Cidde'de Suudi Arabistan- ABD görüşmeleri

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Cidde'de Suudi Arabistan- ABD görüşmeleri

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, dün Cidde’de ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper ve beraberindeki heyeti kabul etti. Kabulde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgedeki son gelişmeler ele alındı. Görüşmede Suudi Arabistan Devlet Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid bin Muhammed el-Ayiban da hazır bulundu.

Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin bugün Mısır'a bir çalışma ziyareti gerçekleştiren Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı kabul edeceği bildirildi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, ziyaret programı kapsamında iki lider arasında baş başa bir görüşme gerçekleştirileceğini, ardından heyetler arası genişletilmiş müzakerelere geçileceğini ve Cumhurbaşkanı Sisi’nin Veliaht Prens onuruna bir öğle yemeği vereceğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmelerde ikili ilişkilerin her alanda geliştirilmesi yollarının yanı sıra, ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulması bekleniyor.