İsrailli analistlere göre Tahran'ın nükleer bomba geliştirmesi 2-3 yıl alacak

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak'ta Natanz Nükleer Tesisi’ni denetledi. (AFP)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak'ta Natanz Nükleer Tesisi’ni denetledi. (AFP)
TT

İsrailli analistlere göre Tahran'ın nükleer bomba geliştirmesi 2-3 yıl alacak

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak'ta Natanz Nükleer Tesisi’ni denetledi. (AFP)
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’ndan (UAEA) bir müfettiş, 20 Ocak'ta Natanz Nükleer Tesisi’ni denetledi. (AFP)

İsrail Savunma Kuvvetleri İstihbarat Birimi AMAN’ın İran şubesinden dört uzman, 2015 nükleer anlaşmasındaki dönüm noktasının İran rejimini bölgedeki nüfuzunu genişletmek için cesaretlendirdiğini bildirdi. 2018 yılı ile birlikte her şey değişmiş; Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetimi sırasında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun da desteğiyle rejime yönelik bir dizi sert yaptırım uygulanmış ve İran uluslararası toplumdan dışlanan bir devlet haline gelmişti. İstihbarat şeflerine göre bu durum, İran’ın yayılmasını durdurmak yerine silahlanma yarışını hızlandırdı.
İsrail gazetesi Maariv'de yayınlanan bir makalede dört yetkili, ülkenin İran'ın iç bölünmesine, ekonomik sıkıntılarına, nükleer programına ve bunların dış politikaya yansımalarına odaklandığını ortaya koydu.
Kıdemli bir subay şu açıklamada bulundu:
“Kanaatimizce İran kısa vadede bir nükleer silah geliştirmeye çalışmıyor. Şu an yüzde 90 oranında uranyum zenginleştirseler bile bunu yapmaları iki ila üç yıllarını alacaktır. Gerekli maddeye (fisil madde) ulaşılsa bile bunu bir füzede kullanmanın bir yolu usulü var.”
Bir diğer yetkili de “İran, nükleer silah geliştirmenin çok tehlikeli bir iş olduğunun farkında. Tahran'da hiç kimse pişman olacağı bir adım atmak istemiyor” dedi.
AMAN ekibi de şu açıklamada bulundu:
“İran'ı şu an nükleer güce dönüşme eşiğindeki bir devlet olarak tanımlıyoruz. Uranyum zenginleştirmeleri sırasında esas olarak bir deneme yanılma politikası yürütüyorlar. Her seferinde planda bir adım daha atıyoruz ve dünyanın nasıl tepki vereceğini görmek için bekliyoruz. Örneğin Avrupa ile diplomatik bağlar İranlılar için çok önemli. İran'ın yeni dostlarının -Rusya ve Çin- bile İran'ın nükleer silahlara sahip olmasında bariz bir çıkarları yok.”
Ancak istihbarat biriminin İran şubesi, İran’ın yalnızca nükleer tehdidinden ziyade daha çok iç işlerini analiz etmeye başladı. Bu analizde yer alan halk protestolarından tutun ekonomik krize kadar her şey, rejimi Yahudi devletini yok etme sözü veren ancak daha çok iç tehditlerle boğuşan bir ülkenin daha iyi anlaşılmasında rol oynuyor.
Şube, İran halkının hemen hemen yüzde 80'inin mevcut rejimi desteklemediğini öne sürüyor. Eylül ayından bu yana devam eden kitlesel protestolar düşünüldüğünde, şubenin İran’daki iç duruma ilişkin altı aylık dönem için yaptığı değerlendirmelerin bir parçası olarak paylaşılan bu oranı çok az kişi sorgulayacaktır. İran'ın karşı karşıya olduğu iç çatışma, İran şubesinin ana odak noktasını oluşturuyor. Çatışma, rejimin gücünün azaldığını bir kez daha kanıtlıyor. Subaylardan biri “Bu protestolar, İran kamuoyunda rejimin değerlerinden uzaklaşma ve rejime duyulan güvenin ciddi şekilde azalması yönündeki derin eğilimleri gösteriyor” yorumunda bulundu.
Bununla birlikte, bunun İran’ın yakın tarihindeki en önemli olay olduğu ve önümüzdeki yıllarda karar alma sürecini etkilemesinin beklendiği belirtilse de halen protesto hareketinin bir lideri veya rejime alternatif bir siyasi sistem bulunmuyor.
Subaylardan biri “İran nükleer meselesini ülkedeki iç protestolardan ayırmak mümkün değil” açıklamasında bulundu. İran'da karar veren insanların çok sınırlı ortamları olduğunu ve birçok konuda böyle olduğunu da sözlerine ekledi. Subay ayrıca İran’daki bir karar alıcının belirli bir konuda karar vermesi gerektiğinde, birbiriyle bağlantılı olmayan diğer birçok konuyu da göz önünde bulundurması gerektiğini vurguladı.
Şube yaptığı analizde, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) komutanlığının karar verme sürecini etkileyen birkaç unsuru tespit etti. Sıraya veya önceliğe göre ilk olarak ülkedeki iç durum ve rejimin istikrarı, ardından ekonomik durum, güvenlik, sanayi gücü ve son olarak da İran’ın dünya sahnesindeki yeri geliyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre İran'ın uluslararası gücünden yararlanmasına yardımcı olan nükleer programın, Tahran'ın nükleer gücünden aldığı nüfuzun boyutunu artırması bekleniyor. İran, ABD'nin herhangi bir saldırı planı olmadığının ve Biden yönetimi ışığındaki diplomatik krizin İranlıların çıkarına olduğunun farkında. Bu, rejimin cesaretini artırıyor. İsrail gazetesine göre Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmayı canlandırmayı uman ağır ve temkinli yaklaşımıyla Biden, İran'a yeşil ışık yakmaktan başka bir şey yapmadı. Zira görüldüğü üzere, İran maksimum uranyum zenginleştirme düzeyi olan yüzde 90'a yaklaşıyor. İsrail AMAN biriminden uzmanlar, nükleer anlaşmaya geri dönülmesinin bile bu durumu değiştiremeyeceğini savunuyor.
Üst düzey İsrailli istihbarat analistleri, İran'dan gelen tehdidi değerlendirmek konusunda uzmanlaşmış birimler tarafından yürütülen derinlemesine araştırmalara işaret ettiler. İran rejimi tarafından desteklenen Hizbullah milisleriyle İran'ın ağının genişlediğini ve bunun İran ile İsrail arasında bir savaş alanına dönüşen, hatta ABD güçlerini de çeken Suriye'de bir gölge savaşına yol açtığını kaydettiler. Son zamanlarda görüldüğü üzere Tahran’ın talimatlarıyla İsrail sınırlarının yakınında artan tehditlerle ve Gazze'nin içinden İsrail'e atılan roketlerle mesele daha da karmaşık hale geliyor.



İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
TT

İsrail'in önümüzdeki günlerde Lübnan ile görüşmeler yapması bekleniyor

İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)
İsrail tankları Lübnan sınırında (EPA)

Reuters'e dün konuşan iki İsrailli yetkili, İsrail ve Lübnan'ın önümüzdeki günlerde Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına yol açacak kalıcı bir ateşkes sağlamayı amaçlayan görüşmeler yapmasının beklendiğini, ancak bu görüşmelerin zamanlaması ve şartları konusunda henüz bir anlaşmaya varılmadığını belirtti.

Lübnan, görüşmeler için bir heyet oluşturmak üzere çalışıyor, ancak henüz bir tarih belirlenmedi. Dün üç Lübnanlı yetkili, Beyrut'un, Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ilk olarak dile getirdiği noktaya, yani müzakerelerin önünü açacak tam bir ateşkese İsrail'in uyup uymayacağı konusunda açıklığa ihtiyaç duyduğunu söyledi.

İsrail gazetesi Haaretz, cumartesi günü beklenen görüşmelerle ilgili ilk haberi veren gazete oldu. Bir Lübnanlı yetkili dün, Lübnan'ın bu görüşmelerle ilgili olarak İsrail'den henüz resmi bildirim almadığını söyledi.

İki İsrailli yetkili, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yakın çalışma arkadaşı Ron Dermer'in İsrail tarafında görüşmelere başkanlık edeceğini ve Fransa'nın da bu girişime dahil olduğunu belirtti. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar dün yaptığı açıklamada, Lübnan ile herhangi bir görüşmenin yapıldığını yalanladı. Lübnan, 2 Mart'ta Hizbullah'ın İran Yüksek Lideri Ali Hamaney'in öldürülmesinin intikamını almak amacıyla İsrail'e saldırmasıyla Ortadoğu'daki daha geniş çatışmanın içine çekildi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Lübnan'da 800'den fazla kişinin ölümüne ve 800 binden fazla kişinin evlerinden kaçmasına neden olan bir saldırıyla karşılık verdi.

Avn, savaşı sona erdirmek için İsrail ile doğrudan görüşmeler yapmaya hazır olduklarını ifade etti.

Lübnan hükümetinin İsrail ile görüşme isteği, Hizbullah'ın silahlı bir grup olarak statüsü konusunda Lübnan içinde artan gerilimlerin yaşandığı bir dönemde geliyor. Lübnan hükümeti bu ay Hizbullah'ın askeri faaliyetlerini yasakladı, ancak grup bu kararı reddederek savaşmaya devam etti ve İsrail'e yüzlerce roket fırlattı.


İsrail, tahliye uyarısının ardından Beyrut'un güney banliyölerine hava saldırısı düzenledi

İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
TT

İsrail, tahliye uyarısının ardından Beyrut'un güney banliyölerine hava saldırısı düzenledi

İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)
İsrail-Lübnan sınırında bir İsrail topçu birliği ateş açıyor (Reuters)

Yerel medya kaynaklarına göre İsrail ordusunun sabah saatlerinde bölgedeki çeşitli mahalleleri kapsayan bir tahliye uyarısı yayınlamasının ardından, İsrail dün akşamı Beyrut'un güney banliyölerini hedef alan hava saldırısı düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrail'in bu ayın başlarında savaşın yeniden başlamasından beri defalarca hedef aldığı Hizbullah kalesi bölgesine yönelik son saldırıda, şehrin çeşitli yerlerinde şiddetli bir patlama sesi duyuldu.


Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.