Liyakat nişanı alan Merkel eleştirilerin odağında

Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier 18 Nisan akşamı nişan teslim töreninde (EPA)
Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier 18 Nisan akşamı nişan teslim töreninde (EPA)
TT

Liyakat nişanı alan Merkel eleştirilerin odağında

Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier 18 Nisan akşamı nişan teslim töreninde (EPA)
Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier 18 Nisan akşamı nişan teslim töreninde (EPA)

Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, Alman devletinin en yüksek liyakat nişanını aldığı için basın mensupları ve siyasetçiler tarafından eleştirilerin odağında. Daha önce yalnızca iki başbakan Konrad Adenauer ile Helmut Kohl bu nişana layık görülmüştü.
Merkel’in kendisine Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından takdim edilen Federal Liyakat Nişanı Büyük Haç ile onurlandırılmaya layık olup olmadığını kamuoyunda sorgulanıyor.
Bazı Alman gazeteleri, bu hususta Merkel'in 16 yıllık dört hükümetinden birinde dışişleri bakanı olarak görev yapan Steinmeier'ı suçladı. Sağ, sol ve liberal gibi çeşitli yönelimlerdeki Alman gazeteleri, eski Şansölye’ye liyakat nişanının verilmesini Rusya ve mülteciler konusundaki politikası, nükleer enerjiyi aşamalı olarak kaldırma kararı dolayısıyla eleştirdi.
Steinmeier’ın nişan verildiği sırada bu tartışmalı noktalara değinmemesini eleştiren Bild gazetesi, “Merkel'in nişanın verilme sebebi olan tarihi başarılarından bahsedilmedi” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın yaptığı konuşmaların, aslında kendi şahsına yönelik üstü kapalı övgüler içerdiğine de değinildi.
Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığı habere göre Berlin’deki Bellevue Sarayı’nda gerçekleşen nişan takdiminde söz alan Steinmeier, Merkel'in Avrupa'da ekonomik kriz ve koronavirüs krizinin kaydedildiği bir dönemdeki kontrolünden bahsetti. Ayrıca ilk kadın başbakan olmasından dolayı övgüde bulundu.
Merkel'in denetlediği ve Ukrayna'yı imzalamaya zorladığı Minsk Protokolü’ne değinen Steinmeier, o sırada savaşı önlemek için bunun gerekli olduğunu söyledi. Anlaşmanın Merkel'i birçok eleştiri ile karşı karşıya bırakan mirasını eleştirmeyen Steinmeier, Ukrayna'daki savaşın ardından bugün durumun değiştiğini, farklı düşünmek gerektiğini vurguladı.
Minsk Protokolü, Donbass'ta Ukrayna ile Rusya destekli ayrılıkçı güçler arasındaki çatışmayı durdurmak amacıyla 2014 yılında imzalanmıştı. Bugün Ukrayna, savaşı sona erdirmeyi başaramayan anlaşmayı imzalamaya zorlanmasından kişisel olarak Merkel'i sorumlu tutuyor.
Bild’in söz konusu haberinde, “Steinmeier şu gerçeğe değinmedi: Merkel bizzat, Rusya ile izlediği politika konusunda ABD, Doğu Avrupa ülkeleri ve uzmanların son yıllardaki tavsiyelerini görmezden geldi” ifadelerine yer verildi. Ukrayna'nın bugün Almanya'dan aldığı desteğin farklı bir hikaye olduğunu, Merkel ve Steinmeier'in mirasıyla değil, Merkel'in halefi ile ilgisi olduğunu öne süren gazete, Merkel'in bu nişanı hak etmediği sonucuna vardı.
Der Spiegel dergisi ise bu nişanı Steinmeier'ın Merkel'den çok kendisine saygı göstermesi olarak nitelendirdi. Habere göre, Merkel'e yakın olan eski Bundestag Başkanı Wolfgang Schauble geçtiğimiz günlerde Handsblatt gazetesine verdiği bir röportajda Adenauer ve Kohl ile birlikte Merkel’in ‘önde gelen şansölyeler’ arasında olup olmadığı sorusuna “Şuan karar vermek için henüz çok erken olabilir” cevabını vermişti.
Liberal Tagesspiegel gazetesi, Cumhurbaşkanı Steinmeier'ı Merkel'in görev süresi boyunca Rusya'yı yatıştırma politikası izlemekle suçladı. Steinmeier, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD) olmasına rağmen Merkel'e çok yakındı. Steinmeier, Merkel’in üzerinde ciddi bir etkiye sahipti. Dolayısıyla Tagesspiegel gazetesi, Steinmeier’ın Merkel'i onurlandırmak için doğru kişi olmadığın, nitekim kendi şahsını onurlandırıyor gibi göründüğünü vurguladı.
Merkel'in partisinden ve liberal partiden politikacılar da eski Şansölye’nin onurlandırılmasını eleştirdi. Merkel'in mensubu olduğu Hristiyan Demokrat Parti Başkan Yardımcısı Carsten Linnemann, Merkel’in bilhassa uluslararası düzeyde birçok başarısı olduğuna, ancak şüphesiz bazı büyük hatalar yaptığına değindi. Fukushima Daiichi Nükleer Santral Kazası’na nükleer reaktörleri kapatarak tepki vermesini bir hata olarak değerlendiren Linnemann, zirâ bu kararın yerli alternatif enerji arama kararı olmadan alındığını hatırlattı. 2015'te bir milyondan fazla Suriyeli mültecinin Almanya'ya giriş yaptığı mülteci krizinden ve Merkel'in Avrupa Birliği dahilinde bu yönde tek taraflı karar almasından bahseden Linnemann, “Sınırlarımızı iyi koruyamadık ve bunu açıkça konuşmalıyız” vurgusunda bulundu.
Liberal Parti Genel Sekreteri Bijan Djir-Sarai de Merkel’e liyakat nişanı verilmesini eleştirerek “Merkel'in görev süresinin sonunda ülkemiz iyi durumda değildi. İktidarda 16 yıl geçirilmesi önemlidir, saygıyı hak eder. Ancak deneyim bize öğretti ki, siyasette tarihi büyüklük ancak zaman geçtikten sonra takdir edilebilir” ifadelerini kullandı.
Henüz bir buçuk yıl önce iktidardan ayrılan Merkel'in bir de kendi iktidarındaki Cumhurbaşkanı tarafından onurlandırılması için gerçekten de çok erken.



Rusya: ABD uzaya nükleer silah yerleştirme iddialarına dair kanıt sunmadı

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)
TT

Rusya: ABD uzaya nükleer silah yerleştirme iddialarına dair kanıt sunmadı

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)
Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov (Reuters)

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov, ABD'nin Rusya'nın uzaya nükleer silah yerleştirme iddialarına ilişkin herhangi bir kanıt sunmadığını söyledi.

Rusya İstihbarat Ajansı da Ryabkov'a atıfta bulunarak, bu konuda ABD ile temasların ‘tamamen sonuçsuz’ olduğunu bildirdi.

Reuters bu ay ABD istihbaratının, Rusya'nın uyduların içindeki elektronik parçaları bozmak veya yok etmek için nükleer enerjiyle çalışan bir cihaz geliştiriyor olabileceğine inandığını bildirdi.


Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı
TT

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rusya-Ukrayna Savaşı'nda 2 yıl geride kaldı

Rusya'nın, Batı ile NATO'nun kendi sınırlarına yaklaşacağı ve Rusça konuşanları koruma gerekçesiyle başlattığı Ukrayna'daki savaşın ikinci yılı tamamlandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, 2 yıl önce 24 Şubat'ın sabahında duyurduğu "özel operasyon"nun başlamasıyla Rus ordusu, Ukrayna topraklarına girdi.

Rus askeri birlikleri, Ukrayna'nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinden Kiev yönetiminin kontrolündeki yerlere, aynı anda Rusya sınırından Harkiv, Sumi ve Çernigiv ile Belarus üzerinden Çernobil bölgesine giriş yaptı.

Kırım üzerinden de Herson ve Melitopol bölgelerine doğru asker çıkaran Rus ordusu, hava ve karadan asker sevk ettiği Kiev'i kuşattı.

Rus ordusu, Kiev çevresinde beklerken iki taraf İstanbul'da müzakere masasına oturdu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arabuluculuk girişimlerinin neticesi olarak İstanbul'da 29 Mart 2022'de yapılan müzakereler sonucunda Ukrayna tarafı, Rus tarafına gelecekteki olası yazılı anlaşmanın ilkelerini teslim etti, anlaşmaya çok yaklaşıldı.

Kiev yönetimi birkaç gün sonra Rus silahlı güçlerinin boşalttığı Buça ve İrpin şehirlerinde toplu mezarlar açtı, Rusya'yı katliam yapmakla suçladı. Ukrayna, İstanbul'daki anlaşmadan çekildiğini bildirdi.

İki tarafın İstanbul'daki görüşmelerde ön şatlarda anlaştığı ileri sürülürken, Ukrayna heyetinin Kiev'e döndükten sonra anlaşmadan vazgeçmesinin nedeni aylar sonra ortaya çıktı.

Bazı Ukraynalı yetkililer, dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson'un Kiev yönetimine baskı yaptığını, anlaşmayı bozduğunu söyledi. Bunu Putin de dile getirdi.

Rus ordusu, Kiev'den çekildikten sonra tahkimatını Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson hattında güçlendirdi. Böylece Rusya, Kiev'in Azak Denizi ile bağlantısını kesti, ayrıca 2014'te yasa dışı ilhak ettiği Kırım ile kara yolu bağlantısı kurmuş oldu.

Rusya, liman şehirleri Odessa ve Mıkolayiv bölgelerini de hedef alarak Karadeniz'de stratejik konuma sahip Yılan Adası'nı ele geçirdi. Aynı yılın haziran sonunda Rusya, adadan çekildiğini açıkladı.

Ukrayna'nın kuzeyindeki Sumi ve çevresi, haziranda yeniden Kiev yönetiminin kontrolüne girdi.

Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson'da eylül sonunda Rusya'ya katılım için sözde referandumlar yapıldı. Yasa dışı referandumlara katılanların çoğunluğu ilhak kararına "evet" dedi. Böylece Rusya, Kırım'dan sonra Ukrayna topraklarının yüzde 15'ini daha yasa dışı ilhak etmiş oldu.

Ukrayna, 29 Ağustos 2022'de Herson'u kurtarmak için karşı saldırı başlattığını duyurdu.

Yasa dışı ilhak ettiği Herson'daki vatandaşların büyük çoğunluğunu başka bölgelere tahliye eden Rusya, 9 Kasım'da bu şehirdeki savunma hattının Dnipro Nehri'nin sol yakasına çekileceği kararını açıkladı. Böylece Rus askerleri, Herson şehir merkezinden çıkmış oldu.

Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3'ü Belarus, 1'i Türkiye'de olmak üzere 4 kez yüz yüze müzakere yaptı. Bu görüşmelerde iki taraf, sadece çatışma bölgelerinden sivillerin tahliyesi için insani yardım koridorları açılması konusunda anlaşabildi.

Tarafların aynı metne imza attığı bir diğer anlaşma ise tahıl anlaşması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın girişimleriyle 22 Temmuz 2022'de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında, dünyadaki olası gıda krizini önleyecek "Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi" imzalandı. Bu anlaşma da Rusların bazı taleplerinin yerine getirilmemesi gerekçesiyle 1 yıl sürdürülebildi.

- Savaşın ikinci yılında haritayı değiştirmek kolay olmadı

Savaşın ikinci yılında özellikle Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Rus güçleri, Ukrayna'nın başkenti Kiev dahil büyük şehirlerini İskender, S-300 gibi füzelerle vururken Ukrayna ordusu, Rusya'nın sınır şehirlerindeki stratejik hedeflerine saldırılara yoğunluk verdi.

Ukrayna'nın geçen yıl haziranda Donetsk ve Zaporijya bölgelerinde karşı taarruz başlatması 2023'e damga vurdu.

Ukrayna ordusu, yaklaşık 6 ay süren taarruz sırasında Donetsk bölgesindeki Staromayorske, Urojayne, Andriyivka, Klişiyivka, Blagodatne köylerini kurtardığını duyurdu.

Ukrayna makamlarına göre, savaşın başlamasından bu yana ülke topraklarının yaklaşık yüzde 74'ü kurtarıldı, yüzde 26'sı hala Rusya'nın kontrolünde bulunuyor.

- Rusya, Bahmut'u ve Avdiyivka'yı ele geçirdi

Donetsk bölgesinin Bahmut ve Avdiyivka istikametlerinde savaşın en yoğun çatışmaları yaşandı. Her iki taraf önemli kayıplar verirken Rusya, 21 Mayıs 2023'te Bahmut şehrini ele geçirdiklerini duyurdu.

Rus ordusu, daha sonra Avdiyivka istkametinde saldırılarını yoğunlaştırdı. Ukraynalı yetkililere göre, bu saldırılar, 2014'ten beri yapılan en büyük saldırılardı.

Ukrayna, yaklaşık 5 ay süren şiddetli çatışmaların ardından 17 Şubat'ta, daha fazla kayıp vermemek için askerlerini Avdiyivka'dan çektiğini açıkladı. Bu, Rusların yaklaşık 9 ay aradan sonra ilk ilerleyişiydi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vlodimir Zelenskiy, geri çekilmelerini ortaklarından yeterince destek alamadıklarına bağladı.

Savaşın ikinci yılına, Ukrayna ordusunun ABD ve Avrupa Birliği'nden (AB) yeterince destek alıp alamayacağı tartışmaları damgasını vurdu.

- Ukrayna'ya savaş döneminde sağlanan destek 170 milyar avroya ulaştı

Ukrayna 2 yıldır savunmasını tamamen İngiltere, ABD ve AB'nin destekleriyle sağladı. Ancak Ukrayna'ya vadedilen insani, askeri ve finansal desteklerin sağlanması konusu, ABD Kongresi'ndeki Demokratlar ile Cumhuriyetçileri, AB ile bazı üyelerini karşı karşıya getirdi.

Ukrayna Geçici İşgal Altındaki Toprakların Yeniden Entegrasyonu Bakanlığına göre, savaşın başlamasından bu yana ülkeye yapılan uluslararası yardım 170 milyar avroya ulaştı.

Ukrayna'ya ortaklarının destek vaadinin toplamı, verilen katkının yaklaşık 2 katını oluşturuyor. Ukrayna, ortaklarından bir yandan yaptırım paketlerini genişletmelerini diğer yandan savaş uçağı ve daha fazla cephane istiyor.

ABD'li bir üst düzey yetkili, geçen günlerde, savaşın Rusya'ya maliyetinin 211 milyar dolar olduğunu öne sürdü.

Aynı zamanda Rusya'nın, silah satış anlaşmalarının iptal edilmesi ya da ertelenmesi nedeniyle 10 milyar dolardan fazla zarara uğradığı iddia ediliyor. Savaşın ikinci yılının sonlarında, Batı ülkelerinde dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna için kullanılması da tartışılmaya başlandı.

- Batı, Rusya'ya her alanı kapsayan yaptırımlar uyguladı

Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle birlikte ekonomik alanda alınan Rusya'ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.

AB üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna'ya askeri müdahalede bulunan Rusya'ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda onlarca yaptırım paketi belirledi.

Rusya'ya karşı 2022'den bu yana 12 yaptırım paketi yürürlüğe koyan AB, 13. yaptırım paketini savaşın ikinci yılı tamamlandığında açıkladı. AB, yeni yaptırım listesine 200'e yakın kişi ve kuruluş eklerken, ABD son yaptırım listesine 500 isim kattı.

AB'nin Ukrayna dolayısıyla Rusya'ya uyguladığı yaptırım listesindeki kişi ve kuruluş sayısı 2 bini buldu. Yaptırım paketlerinde Rusya'nın askeri üretim malzemelerine ulaşması da zorlaştırıldı.

- AB, siyasi anlamda da Ukrayna'ya destek verdi

Rusya'nın savaşı başlatma nedenlerinden biri de Ukrayna'nın AB ve NATO'ya yakınlaşma isteğiydi. Savaşa rağmen AB'ye üyelik sürecinden vazgeçmeyen Ukrayna, bu yönde ilerleme kaydetti. AB üyesi ülkelerin liderleri, 14 Aralık 2023'te Ukrayna ve Moldova ile AB üyelik müzakerelerini başlatma kararı aldı.

Ukrayna'nın başka bir hedefi de NATO üyesi olmak ancak bu konuda ittifak liderleri henüz fikir birliğine sahip değil.

Zelenskiy, Ukrayna'nın "NATO üyeliğini hak ettiği ve ülkesini ittifaka yakınlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını" belirtiyor.

- Savaştaki can kayıpları tam bilinmiyor

Ukrayna, savaş boyunca ölen Rus asker sayısının 407 binden fazla olduğunu ileri sürüyor. Rusya da savaşta hayatını kaybeden toplam Ukraynalı asker sayısını açıklamazken, günde ortalama 400-500 Ukrayna askerinin öldürüldüğünü iddia ediyor.

Ancak her iki taraf da kendi kayıplarına ilişkin net ve yeni açıklama yapmadı. Savaştaki sivil kayıplara ilişkin her iki taraf da net rakam veremiyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, savaşın başlamasından bu yana 10 bin 65 sivil hayatını kaybetti, 18 bin 679 sivil yaralandı.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliğinin verilerine göre, 6 milyon 479 bin 700 Ukraynalı, savaş nedeniyle hala yurt dışında bulunuyor.

Avrupa İstatistik Ofisi, Ekim 2023 sonu itibarıyla AB ülkelerinde 4 milyon 24 bin Ukraynalıya geçici koruma statüsü verildiğini bildirdi.

Rusya'nın tam 2 yıl önce "özel operasyon" adıyla başlattığı savaşta, bugün gelinen noktada ne Moskova'nın hedefleri ne de Kiev'in toprak bütünlüğünü sağlama isteği değişti.

Savaşın ne zaman biteceği ise belirsizliğini koruyor.


Ukrayna savaşından iki yıl sonra Batılı liderler Kiev’de

Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)
Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)
TT

Ukrayna savaşından iki yıl sonra Batılı liderler Kiev’de

Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)
Belçika Başbakanı Alexander De Croo'nun Kiev'deki tren istasyonuna gelişinde çekilen fotoğrafı (DPA)

Kanada, Belçika ve İtalya başbakanlarının da aralarında bulunduğu dört Batılı lider, Rus işgalinin ikinci yıldönümünde Ukrayna ile dayanışma içinde olduklarını göstermek için bugün Kiev'e gitti.

İtalyan hükümeti yaptığı açıklamada, Başbakan Georgia Meloni, Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Belçikalı mevkidaşı Alexander De Croo ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Polonya'dan trenle Ukrayna'nın başkentine gittiğini belirtti.

De Croo Kiev tren istasyonuna varırken (DPA)
De Croo Kiev tren istasyonuna varırken (DPA)

Kiev’e vardığı sırada Ukrayna’nın olağanüstü direnişini öven Leyen sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının ikinci yıldönümünde ve Ukrayna halkının olağanüstü direnişini kutlamak için Kiev'de olduğunu" söyledi.

Leyen, “Her zamankinden daha güçlü bir şekilde Ukrayna'nın yanındayız. Mali olarak, ekonomik olarak, askeri olarak, ahlaki olarak. Ta ki ülke nihayet özgürleşene kadar” dedi.

Meloni'nin bugün ilerleyen saatlerde Kiev'den, G7 grubunun liderlerinin yanı sıra çok sayıda yetkili ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin katılımıyla bir video konferansa ev sahipliği yapması planlanıyor.

AFP’nin haberine göre, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ise Ukrayna’da Rus güçleri tarafından işgal edilen bölgelerdeki birlikleri denetledi.

Şoygu, “Bugün, güçlerin oranı açısından avantaja sahibiz” dedi.

Ordudan yapılan açıklamada, Şoygu’ya, Rus kuvvetlerinin stratejik sanayi şehri Avdiyivka'nın kontrolünü ele geçirmesinin ardından saldırı modunda olduğu konusunda bilgi verildiği belirtildi.


Google'dan "Gmail kapatılıyor" söylentilerine yanıt

AFP
AFP
TT

Google'dan "Gmail kapatılıyor" söylentilerine yanıt

AFP
AFP

Google, sahte bir e-postanın kullanıcıları arasında paniğe yol açması üzerine Gmail'in kapatıldığını yalanlamak zorunda kaldı.

Eskiden Twitter diye bilinen X'te yayımlanan gönderide hizmetin "kullanımdan kaldırıldığı" iddia ediliyordu. İlk gönderi bunun bir şaka olduğunu açıkça ortaya koyuyordu (Google'ın Gemini AI hizmetiyle ilgili bir karışıklık nedeniyle kazara gerçekleştiğini iddia ediyordu) ancak hizmetin kapatıldığına dair gerçek gibi görünen bir mesaj içeriyordu.

Ancak bu mesaj, Google'ın temel HTML görünümünü ortadan kaldırmasıyla ilgili gerçek bir e-postaya dayanıyordu. Gmail'in tamamen hizmetten kaldırıldığı izlenimini vermek için yeniden düzenlenmişti.

Viral gönderide "Gmail'le ilgili önemli bir güncellemeyi paylaşmak üzere sizlere ulaşıyoruz" deniyor.

Yıllarca dünya çapında milyonları birbirine bağlayan, kesintisiz iletişim sağlayan ve sayısız bağlantıyı teşvik eden Gmail'in yolculuğu sona eriyor.

Duyuru kısmen gerçek gibi görünmüş olabilir çünkü Google, popüler olsalar bile hizmetlerini kapatmakta bir üne sahip. O kadar çok Google ürünü kaldırıldı ki bunlar artık "Killed by Google" (Google Tarafından Kaldırıldı) diye bilinen ve toplam 293 uygulama, hizmet ve donanımın listelendiği özel bir internet sitesinde takip ediliyor.

Ancak bu mesaj sahteydi. Google e-posta hizmetinden kurtulacak gibi görünmüyor.

Şirket X'te "Gmail kalıcı" diye yazdı.

Gmail 2004'te, 1 Nisan'da kullanıma sunulmuş ve pek çok kişi tarafından bir aldatmaca olduğu sonucuna varılmıştı. Ancak çok daha fazla özellik ve kullanıcı kazanmaya devam etti.

Google hizmeti kaç kişinin kullandığına dair bilgi vermiyor fakat tahminler yaklaşık 2 milyar aktif kullanıcı olduğunu gösteriyor. Bu da onu kolayca dünyanın en büyük e-posta hizmeti haline getirecektir.

Independent Türkçe


Japonya'da tema park "terör tehdidi" şüphesiyle geçici kapatıldı

Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
TT

Japonya'da tema park "terör tehdidi" şüphesiyle geçici kapatıldı

Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)
Japonya'daki Hello Kitty bebeği (Arşiv - Reuters)

Japonya'nın başkenti Tokyo'daki "Hello Kitty" karakterli tema park, "terör tehdidi" şeklinde tanımlanan uyarı almasının ardından geçici olarak kapatıldı.

Resmi Kyodo ajansının haberine göre, başkentin batısında bulunan Tama bölgesindeki "Sanrio Puroland" tema park yönetimi, "tehlikeli" başlıklı e-posta aldı.

"Terör tehdidi" şeklinde tanımlanan e-postada, tema park sahasına "tehlikeli nesnenin yerleştirildiği" uyarısı yapıldı.

Söz konusu e-posta, park yönetimince, emniyet güçlerine ihbar edildi. İhbarda, "terör tehdidinden" şüphelenildiği aktarıldı.

Sanrio Puroland'ın internet sitesinde "Müşterilerin, oyuncuların ve sahadaki personelin güvenliğini tam olarak sağlayamadığımız için geçici olarak kapalıyız." ifadesi kullanıldı.

Bölgeye sevk edilen polislerin tema parkta yaptığı aramada, şüpheli bir nesne saptanmadığı açıklandı.

Devlet televizyonu NHK'ye göre, emniyet güçleri, "tehlikeli nesne" uyarısı yapılan e-postanın kaynağını araştırıyor.

Hem çocuk hem yetişkinlere yönelik "Hello Kitty" dahil Sanrio marka birçok çizgi dizi karakterinin yer aldığı iç mekan tema parkı, Aralık 1990'da hizmete açılmıştı.


Çin'in Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişi öldü

Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
TT

Çin'in Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişi öldü

Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)
Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda yangın çıktı (AFP)

Çin'in Ciangsu eyaletinin merkezi Nancing şehrinde apartmanda çıkan yangında 15 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Yerel yönetimden yapılan açıklamaya göre, Yuhuatay merkez ilçesindeki çok katlı konut kompleksinde dün sabah yangın çıktı.

Yangında 15 kişi hayatını kaybetti, 44 kişi yaralandı. Yaralılardan birinin sağlık durumunun kritik olduğu belirtildi.

Sosyal medyada yer alan videolarda, alt kattan çıkan alevlerin binanın cephesini sararak üst katlara yükseldiği görüldü.

İtfaiye ekipleri 25 araçla yangına müdahale ederken, söndürme ve kurtarma çalışmaları 8 saate yakın sürdü.

Olayla ilgili soruşturmada, ilk belirlemelere göre yangının, apartmanın zemin katında elektrikli bisikletlerin park edildiği bölümde başladığı belirlendi.

Çin'de bu yılın başında meydana gelen ölümlü yangın vakalarının ardından merkezi hükümet, yerel yönetimlerden güvenlik tedbirlerini artırmalarını istemişti.

Hınan eyaletinde 20 Ocak'ta kır yatılı ilköğretim okulundaki yangında 13 öğrenci, 24 Ocak'ta Ciangşi Cuang Özerk Bölgesi'nin merkezi Şinyü şehrinde apartmanda çıkan yangında ise 39 kişi yaşamını yitirmişti.


‘DEAŞ’ın gelini’ olarak bilinen Şamima Begüm, İngiliz vatandaşlığını geri alma mücadelesini kaybetti

Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
TT

‘DEAŞ’ın gelini’ olarak bilinen Şamima Begüm, İngiliz vatandaşlığını geri alma mücadelesini kaybetti

Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)
Şamima Begüm'ün fotoğrafı. (AFP)

Londra Temyiz Mahkemesi, bugün itibarıyla, öğrenci olduğu dönemde Suriye'ye giderek DEAŞ’a katılmak amacıyla ülkesini terk eden İngiltere doğumlu Şamima Begüm'ün, vatandaşlığının iptaline yönelik karara yönelik itirazı reddetti.

İngiliz hükümeti, ulusal güvenlik gerekçesiyle Begüm'ün vatandaşlığını 2019 yılında, Suriye'deki bir gözaltı kampında bulunmasının ardından iptal etmişti. Şu an 24 yaşında olan Begüm, alınan kararın yasa dışı olduğunu savunarak İngiliz yetkililerin kendisini insan ticareti mağduru olup olmadığını doğru bir şekilde değerlendirmediğini iddia etti. Bu argüman, Şubat 2023 yılının şubat ayında gerçekleşen alt mahkeme tarafından reddedilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığına göre ekim ayında yapılan temyiz başvurusu üzerine mahkeme bugün yaptığı açıklamada, Begüm'ün durumuna ilişkin kararın zorlu olduğunu kabul etmekle birlikte, durumdan kendisinin sorumlu olduğunu belirtti. Yargıç Sue Carr, mahkemenin görevinin kararı yasal açıdan değerlendirmek olduğunu, bu bağlamda yapılan inceleme sonucunda vatandaşlıktan mahrumiyet kararının yasa dışı olmayıp temyizin reddedildiğine karar verdiğini ifade etti.

Hükümet, mahkemenin kararını memnuniyetle karşıladı. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü, İngiltere’nin ve halkının güvenliğinin önceliği kapsamında bu yönde alınan her kararın güçlü bir şekilde savunulacağını belirtti.

Begüm'ün avukatları, onun ve Suriye'de kalmış diğer kişilerin İngiltere'ye geri dönüşü için çağrıda bulundu ve bu talebin reddedilmesini ‘utanç verici’ olarak niteledi.

Begüm'ün avukatı Gareth Peirce, gazetecilere şun açıklamayı yaptı:

"Fransa, Almanya, Belçika, ABD, Kanada ve Avustralya gibi diğer tüm ülkeler, vatandaşlarını geri getirdi. Benzer durumda olan her ülke, vatandaşlarını geri almak dışında bir çözüm olmadığını kabul etti. Şimdi İngiltere neredeyse yalnız kaldı."

Begüm'ün durumu, onun terör örgütüne kendi iradesiyle katıldığını iddia edenlerle, henüz bir çocukken ayrıldığı ve iddia edilen suçlar için İngiltere'de yargılanması gerektiğini savunanlar arasında tartışma konusu oldu

Begüm, 2015 yılında 15 yaşındayken iki okul arkadaşıyla birlikte Londra'dan ayrılarak Suriye'ye gitmiş, orada DEAŞ mensubu biriyle evlenmişti. Doğurduğu üç çocuk henüz bebekken yaşamını yitirmişlerdi.

Genç kadın, 2019 yılından bu yana Suriye'de, Roj Kampı'nda, diğer yabancı kadın ve çocuklarla birlikte yaşıyor.


UNICEF: Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor

AA
AA
TT

UNICEF: Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor

AA
AA

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, savaş nedeniyle Ukrayna'nın Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'sinin sınıf içi eğitim verebildiğini bildirdi.

Elder ile Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Delegasyonu'nun Ukrayna'daki Başkanı David Fisher, BM Cenevre Ofisi'nin haftalık basın toplantısında 24 Şubat 2022'den bu yana devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son 2 yılda savaşın yıktığı Ukrayna'daki çocukların aylarca zorunlu olarak yer altındaki sığınaklarda kaldığını hatırlatan Elder, çok sayıda çocuğun bu nedenle derin psikolojik sıkıntılar yaşadığını söyledi.

Sözcü Elder, "Harkiv kentindeki 700 okuldan sadece 2'si sınıf içi eğitim verebiliyor. Bu durum, diğer sonuçlarının yanı sıra sosyalleşmenin engellenmesine yol açıyor." dedi.

Fisher, çevrim içi katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, Ukrayna'daki insanların zorluklara rağmen çabaladığını ancak bombardımanlar ve belirsizlik nedeniyle toparlanmalarının mümkün olmadığını kaydetti.

Savaş nedeniyle en ağır yıkımın olduğu bölgelerde temel hizmetlere erişim sıkıntısı yaşandığını vurgulayan Fisher, sahadaki ortaklarıyla Ukrayna halkına destek olmayı sürdürdüklerini ifade etti.

Fisher, ayrıca Ukrayna'da en fazla ihtiyacın ve zor erişimin doğu bölgesindeki temas hattında olduğuna dikkati çekti.


Guterres: "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor"

AA
AA
TT

Guterres: "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor"

AA
AA

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor." dedi.

Guterres, BM Güvenlik Konseyi'nde düzenlenen Ukrayna oturumunda konuştu.

BM Şartı ve uluslararası hukukun dünyayı savaştan korumak için yol haritası sunduğunu aktaran Guterres, "Ancak Rusya'nın Ukrayna'yı topyekün işgali ikisini de ihlal etti." diye konuştu.

Guterres, adil bir barışın artık sağlanması gerektiğini belirtti.

Mevcut dünya düzenini "kaotik" olarak tanımlayan Guterres, güç ilişkilerinin net olmadığını ve bu nedenle istikrarsızlık ve "dokunulmazlık" hislerinin yaygınlaştığını söyledi.

Guterres, savaşlarda herkesin acı çektiğine dikkati çekerek, Ukrayna halkının savaş nedeniyle çok büyük acılara maruz kaldığının altını çizdi.

10 binden fazla sivilin öldürüldüğünü, hastaneler, okullar, sağlık tesisleri ve sivil altyapıların yok edildiğini dile getiren Guterres, BM'nin yaygınlaşan şiddeti kayıt altına aldığını ifade etti.

Guterres, Rus ordusunun siviller ve esirlere işkence ile cinsel şiddet uyguladığının belgelendiğini belirterek, "Tüm sorumlular hesap vermelidir." şeklinde konuştu.

Ukraynalı ailelerin çocuklarını kaybetme korkusu yaşadığını kaydeden Guterres, Ukrayna dışına çıkarılan tüm çocukların aileleriyle tekrar bir araya getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Guterres, yaklaşık 4 milyon Ukraynalının yerinden edildiğini, bunlardan 1 milyonunun çocuklardan oluştuğunu söyleyerek, ülkede 14 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğunu bildirdi.

Rusya'nın Kırım'ı yasa dışı ilhakının da üzerinden 10 yıl geçtiğini anımsatan Guterres, "Ukrayna'daki savaş Avrupa'nın kalbinde kanayan yara olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Guterres, savaşın Rus halkına da zarar verdiğini, binlerce genç Rus'un cephede öldüğünü, çatışmanın yayılma riskinin de yüksek olduğunu belirtti.

Savaşın dünya genelinde ise jeopolitik bölünmüşlükleri derinleştirdiğini aktaran Guterres, diğer acil küresel sorunlara da odaklanılmasını engellediğini kaydetti.

Guterres, savaşın yarattığı acı ve küresel gerginliğin üzerinden iki yıl geçtiğini anımsatarak, "Artık yeter. BM Şartı'nı küçümsemek büyük sorun, ona saygı duymak ise çözüm yaratır." dedi.


ABD'nin batı bölgesinde yüksek irtifada tespit edilen bir balon takibe alındı

Çin casus balonu (Arşiv-AA)
Çin casus balonu (Arşiv-AA)
TT

ABD'nin batı bölgesinde yüksek irtifada tespit edilen bir balon takibe alındı

Çin casus balonu (Arşiv-AA)
Çin casus balonu (Arşiv-AA)

ABD yetkililerin, ülkenin batı bölgesinde yüksek irtifada uçan, aidiyeti ve amacı bilinmeyen bir balon tespit ettikleri ve takibe aldıkları belirtildi.

CBS’in haberine göre, bir askeri uçak tarafından tespit edilen balonun ilk incelemeler sonucu bir tehdit oluşturmadığı kaydedildi.

Colorado eyaleti üzerinde yaklaşık 12 bin metre irtifada uçan balonun kime ait olduğu ve hangi amaçla bırakıldığının henüz bilinmediği, balonun hava akımıyla doğuya, Georgia eyaletine doğru sürüklendiği ifade edildi.

Balonun yetkililer tarafından takibinin yapıldığı bildirildi.

ABD semalarında geçen yıl şubatta da tespit edilen ve Çin'e ait olduğu ortaya çıkan benzeri bir yüksek irtifa balonu, ülkede uzun süre gündem olmuştu.

ABD ile Çin arasındaki "casus balon" krizi

ABD Savunma Bakanlığı, 3 Şubat 2023'te Çin'e ait yüksek irtifa istihbarat balonunun ABD ana kıtası üzerinde uçuş yaptığının ve Montana eyaletinde aralarında nükleer başlık ve uzun menzilli füze depolarının olduğu bazı hassas askeri tesislerin üzerinden geçtiğinin tespit edildiğini bildirmişti.

Çin, balonun ülkeye ait sivil bir hava aracı olduğunu, meteorolojik araştırma için kullanıldığını, kontrol kabiliyeti sınırlı olduğundan rüzgarlarla sürüklenerek yanlışlıkla ABD hava sahasına girdiğini ileri sürmüştü.

Çin'in açıklaması Washington'ı tatmin etmemiş; balon, 4 Şubat'ta, Başkan Joe Biden'in emriyle Atlantik Okyanusu üzerine çıktığında, ABD kara sularında Amerikan ordusuna ait savaş uçağı tarafından vurularak düşürülmüştü.

Pekin yönetimi, "sivil insansız hava aracına güç kullanarak müdahale ettiği" gerekçesiyle ABD'yi protesto etmişti.