Moskova: Nükleer gerilimi tırmandırmayı planlamıyoruz, ama sabrımızı da test etmeyin

Londra, Rusya’nın Ukrayna’nın taarruz olasılığına hazırlık olarak mevzilerini güçlendirdiğini açıkladı

Bahmut, Rus kuvvetlerinin şu anda peşinden koştuğu büyük ödül olmaya devam ediyor (AP)
Bahmut, Rus kuvvetlerinin şu anda peşinden koştuğu büyük ödül olmaya devam ediyor (AP)
TT

Moskova: Nükleer gerilimi tırmandırmayı planlamıyoruz, ama sabrımızı da test etmeyin

Bahmut, Rus kuvvetlerinin şu anda peşinden koştuğu büyük ödül olmaya devam ediyor (AP)
Bahmut, Rus kuvvetlerinin şu anda peşinden koştuğu büyük ödül olmaya devam ediyor (AP)

Rusya, özellikle NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in 27 Nisan’da Ukrayna’ya taahhüt edilen araçların yüzde 98’inden fazlasının teslim edildiğini duyurmasının ardından Batı’nın Ukrayna’ya silah tedarik etmesini ve NATO’nun Rusya sınırlarına yakın genişlemesini sert bir şekilde eleştirdi. Bazı ülkeler karşı çıksa da Ukrayna’nın kendisi de NATO’ya katılmak isterken Rusya ile bir sınır paylaşan Finlandiya ise bu ay NATO’nun 31. üyesi oldu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, 27 Nisan’da yaptığı açıklamada ülkesinin Ukrayna’ya ilişkin olarak Batı ile yaşadığı kriz çerçevesinde nükleer tırmanış yolunu izleme niyetinde olmadığını söyledi. Ancak Zaharova ayrıca, Moskova’nın sabrını sınamamaları tavsiyesinde de bulundu. Zaharova’nın açıklamasının yanı sıra aralarında Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bulunduğu üst düzey Rus yetkililer, Batı’nın Ukrayna’ya askeri desteğinin feci bir nükleer çatışma riskini artırdığına dair uyarılarda bulundu. Zaharova, düzenlediği bir basın toplantısında, “Olayların en kötü durum senaryosuna göre gelişmesini önlemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız, ancak hayati çıkarlarımızı ihlal etme pahasına değil” dedi. “Kimsenin kararlılığımızı sorgulamasını ve test etmesini önermiyorum” diyen Zaharova, “ABD, bilerek riskler yaratarak ve Rusya ile karşı karşıya gelme fırsatlarını artırarak temel çıkarlarımızı kasten ihlal etmeye devam ediyor” açıklamasında bulundu.
Putin’in siyasette yakın bir müttefiki olan eski Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, bu hafta başlarında dünyanın yeni bir dünya savaşının eşiğinde olabileceğini söyledi. Putin, ‘özel askeri operasyon’ olarak adlandırdığı Ukrayna’daki 14 aylık savaşı, düşman ve kibirli bir Batı ile varoluşsal bir savaş olarak görüyor. Bu çerçevede Medvedev, Rusya’nın kendisini herhangi bir saldırgandan korumak için mevcut tüm araçları kullanacağını söylerken, ABD ve müttefikleri de Rusya’nın Ukrayna’daki savaşını sömürgeci bir toprak gaspı olarak nitelendirerek kınadı. Ukrayna ise tüm Rus kuvvetleri topraklarından çekilene kadar savaşma sözü verdi ve Rusya’nın nükleer savaş konuşmasının Batı’nın gözünü korkutmayı ve kendisine askeri yardım sağlamasını engellemeyi amaçladığını vurguladı.
Öte yandan kış sona ererken ve sınırlı sonuçlar getiren bir Rus saldırısının ardından çatışmanın, yakın zamanda Kiev’in yeniden inisiyatif alacağı bir aşamaya girmesi bekleniyor. Ancak Moksova, geçmişin başarısızlıklarından dersler çıkarırken, bir kez daha kesinlikle kazanacağına dair uzun süreli bir savaş için meydan okuyor.
Rus tesisleri, güneydeki Herson’dan Ukrayna’nın kuzeydoğusuna kadar 800 ila 900 km arasında uzanıyor. ABD merkezli düşünce kuruluşu Amerikan Girişimcilik Enstitüsü’nden Brady Africk, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada siper ve hendeklerin hazırlandığını söyledi. Africk, “Bu hazırlıklara, anti-tank siperleri, barikatlar ve ejderha dişleri ve erkek siperleri gibi prefabrike savunma hatları da dahildir” dedi. Akdeniz Stratejik Araştırmalar Vakfı’nın akademik direktörü Pierre Razoux, ‘Rusların amacı başarıya ulaşmaktır’ dedi.
İngiliz istihbarat uzmanları da Ukrayna’daki Rus işgal güçlerinin Zaporijya Nükleer Santrali için savaşmaya hazırlandıklarını söyledi. İngiltere Savunma Bakanlığı ise dün yaptığı günlük istihbarat açıklamasında, uydu görüntülerinin bazı reaktörlerin çatılarına kum torbalarıyla savunma bölgeleri kurulduğunu gösterdiğine dikkati çekti. Bakanlık, “Rusya, büyük olasılıkla büyük bir Ukrayna saldırısı olasılığı konusunda aşırı endişe duyduğu için bu mevziileri inşa etti” dedi. Bu adımsa bölgede bir çatışma çıkması durumunda nükleer santraldeki güvenlik sisteminin zarar görme riskini artırıyor. Savunma Bakanlığı, çoğu senaryoda reaktörlerde feci bir hasarın olası olmadığını, çünkü binaların hepsinin çok iyi tahkim edildiğini söyledi.
Bahmut, Rus işgal kuvvetlerinin şu anda peşinden koştuğu büyük ödül olmaya devam ediyor. Yaklaşık 9 ay boyunca bu güçler, şu anda on beşinci ayına giren uzun süreli bir çatışmada büyük ölçüde tahrip olmuş olan şehre zorla girmeye çalıştı ve bazı bölgeleri ele geçirdi. Ukrayna ordusu, bir zamanlar 70 bin kişinin yaşadığı şehri savunma sözü verdi, ancak Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy bu ay, kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya kalırlarsa geri çekilebileceklerini belirtti.
Askeri analist Denis Popovic, Ukrayna merkezli ‘NV’ radyosuna yaptığı açıklamada, Bahmut’ta işlerin yakın zamanda yönünü değiştirmesinin pek olası olmadığını söyledi. Popovic, “Bahmut düşerse Rusya, kuvvetlerini başka bir yere gönderecek kaynaklara sahip olacaktı. Bahmut, Rus kuvvetlerini yok etmek ve başka bir yerde çarpışmalarını önlemek için bir fırsattır” dedi.
Şarku’l Avsat’ın AFPP’den aktardığı habere göre Rus işgal güçleri, Rusya’nın aylardır Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesini kontrol etme çabalarının odak noktası haline gelen Bahmut kentini bombaladı. Rusya'nın özel askeri grubunun başkanı Wagner, Ukrayna kuvvetlerinin ‘kaçınılmaz’ bir karşı saldırı öncesinde şehre akın ettiğini söyledi. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada Bahmut ve yakın bölgelerde çatışmaların şiddetlendiğini duyurdu. Genelkurmay Başkanlığı ayrıca, Rus güçlerinin kuzeybatıdaki iki köye doğru ilerlemekte başarısız olduğunu, en az 12 bölgenin Rus güçlerinin ateşine maruz kaldığını ifade etti.
Wagner Başkanı Yevgeniy Prigojin, 27 Nisan’da yaptığı açıklamada adamlarının, cephe hattının diğer tarafındaki Ukrayna kuvvetlerinin ziyarete gelen Amerikalı gazetecilere şehri gezdirmesine izin vermek için Bahmut’a yönelik topçu bombardımanını askıya alacaklarını söyleyerek şaka yaptığını belirtti. Wagner, savaşın en uzun ve en kanlı döneminde geçen yazdan bu yana Bahmut’a yapılan Rus saldırısına liderlik etti. Ancak Ukrayna kuvvetleri, Rusların bugüne kadar ki şehri kontrol etme girişimlerini geri püskürttü.
Prigojin, basın servisi tarafından perşembe günü yayınlanan bir sesli mesajda, “ABD’li gazetecilerin, Bahmut’ta güvenli bir şekilde çekim yapıp evlerine dönebilmeleri için topçu bombardımanının durdurulması kararı alındı” dedi. Ancak daha sonra, farklı bir sesli mesajda da “Beyler, bu bir askeri şaka. Şaka. Başka bir şey değil. Bir şakaydı” şeklinde konuştu. Rus askeri teşkilatını Ukrayna’daki savaşı yönetimi dolayısıyla alenen eleştiren Prigojin, alaycı mizah anlayışının yanı sıra kavgacı, ayakları yere basan tarzıyla tanınıyor.
Prigojin, geçen ay savaşçılar için erzak eksikliğine dair uzun süredir devam eden şikayetlerin ardından kendisinin ve adamlarının nihayet cephane sevkiyatı almaya başladıkları söyledi.
Yeni Rus saldırılarında en az 6 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı. Yetkililer, dört Kalibr füzesinin güneydeki Mıkolayiv kentini vurarak bir kişiyi öldürdüğünü ve 23 kişiyi yaraladığını söyledi.
Yetkililer, bunun dört ayın en yoğun saldırısı olduğunu açıklarken, Ukrayna Cumhurbaşkanı da dün Rusya’yı terörizmle suçladı. Zaporijya ve Donetsk bölgelerinde ise yetkililer, geçen çarşamba günü Rus saldırılarında beş kişinin öldüğünü ve dört kişinin yaralandığını açıkladı. Zelenskiy, “İşgalci ülke, bu savaşın asıl amacının terörizm, Ukraynalıları ve Ukraynalı olan her şeyi yok etmek olduğunu kanıtlamaktan vazgeçmiyor” şeklinde konuştu. Ukrayna Cumhurbaşkanı ayrıca, Mıkolayiv’i vuran füzelerin Karadeniz’den fırlatıldığını, özel evleri, tarihi bir binayı ve çok katlı bir binayı hedef aldığını belirtti. Şehir yönetimi ise füze saldırılarının olduğu yerde askeri hedef bulunmadığını ve etkilenen mahallelerde elektrik ve gaz arzının geçici olarak kesildiğini söylerken, vatandaşların diğer barınma alanlarındaki güvenli alanlara nakledildiğini ifade etti. Yetkililere göre dün erken saatlerde Ukrayna’nın güneyindeki Mıkolayiv şehrini hedef alan bir Rus füze saldırısında 1 kişi öldü, 10’dan fazla kişi yaralandı. Belediye Başkanı Oleksandr Sienkevych, Telegram üzerinden yaptığı açıklamada sabah saat bir civarında, Mıkolayiv sakinlerinin dört güçlü patlama sesi duyduğunu belirtirken, “Bir füzenin yüksek bir binayı, başka bir füzenin ise özel bir evi vurduğu artık biliniyor” diyerek, şehirde bazı evlerin elektriğinin kesildiğine dikkat çekti.
Karadeniz’e uzanan Mıkolayiv, Moskova tarafından ilhak edilen Kırım yarımadasına yaklaşık 170 km uzaklıkta yer alıyor. Rus güçler, Şubat 2022’den bu yana sık sık Mıkolayiv’i hedef aldı. Mıkolayiv saldırısından bir gün önce ülkenin kuzeydoğusundaki ön cepheye yakın Kupyansk şehrinde bir müzeye düzenlenen başka bir füze saldırısında da 2 kişi öldü ve 10 kişi yaralandı.
Doğu Ukrayna’da konuşlanmış güçler grubunun sözcüsü Serhiy Cherevaty, geçen çarşamba günü ulusal televizyona verdiği röportajda, Rus kuvvetlerinin son 24 saat içinde topçu ve çok sayıda roketatar kullanarak 324 saldırı düzenlediğini açıkladı. Cherevaty, “Ruslar, askerlerimizin onları kale olarak kullanmasını önlemek için Bahmut’taki binaları yıkıyor” ifadelerini kullandı.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.