Pentagon, Ukrayna'nın tükettiği mühimmatın yerine yenisinin getirilememesinden endişeli

Rusya-Ukrayna savaşı ABD ve Batı ülkelerinin cephanesini tüketiyor (AP)
Rusya-Ukrayna savaşı ABD ve Batı ülkelerinin cephanesini tüketiyor (AP)
TT

Pentagon, Ukrayna'nın tükettiği mühimmatın yerine yenisinin getirilememesinden endişeli

Rusya-Ukrayna savaşı ABD ve Batı ülkelerinin cephanesini tüketiyor (AP)
Rusya-Ukrayna savaşı ABD ve Batı ülkelerinin cephanesini tüketiyor (AP)

Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçerken basında yer alan haberler, ABD'nin savaşta tüketilen mühimmatın yenilenmesi planlarının elektronik çip, makine, vasıflı işçi eksikliği ve bu cephaneleri üreten fabrikaların eskimesi nedeniyle başarısız olduğuna işaret etti.
Şarku’l Avsat’ın The Wall Street Journal'ın (WSJ) aktardığı habere göre Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra ABD tarafından yıllardır benimsenen silahlara ayrılan fonun dondurulması, mühimmat üretiminin yavaşlatılması ve askeri sanayinin bazı bölümlerinin kapatılması yönündeki politikalar, zaten az sayıda olan fabrikaların hazırlık durumunun zayıflamasına ve birçok bileşen ve hammaddenin üretiminin yurtdışına taşınmasına neden oldu.
Ukrayna ordusunun yeri doldurulabileceğinden daha yoğun ve daha hızlı kullandığı Javelin tanksavar füzeleri, Stinger uçaksavar füzeleri, top mermileri, güdümlü füzeler ve daha birçok mühimmatın üretimini artırmak için artan iş vardiyalarına, yeni ekipman siparişlerine ve kolaylaştırılmış tedarik zincirlerine rağmen bu politikaların doğrudan bir sonucu olarak ABD’nin mühimmat fabrikaları üretim kapasitelerinde cüzi bir artış sağlayabildiler.
ABD, Ukrayna’ya obüs ve tanklar için yüz binlerce mermi, taşınabilir roketatarlar ve gelişmiş güdümlü füze sistemleri dahil olmak üzere değeri 36 milyar doları aşan mühimmat tedarik etme sözü verdi.
ABD ve Batılı müttefikleri tarafından sağlanan silahlar, Ukrayna’nın savaş alanlarında sağlam bir savunma yapmasını ve savaşın başında Rusya'nın kontrol ettiği geniş toprakları geri kazanmasını sağladı.
Ukrayna ordusunun yeni bir karşı saldırı başlatacağı tarih yaklaşırken, Kiev'in başarıya ulaşmasını ve ilerleyen süreçte savaş meydanının kontrolünü ele geçirmesini sağlamak için ihtiyaç duyduğu mühimmatı tedarik etme konusundaki ikilem yeniden gündeme geldi.
ABD savunma sanayisinin Ukrayna için füzeler ve mühimmat gibi silahları hızla ikmal edememesi, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, sanayi konsolidasyonunun çok ileri gittiğini söylemek zorunda bıraktı. Bu durum, ABD’nin sadece Avrupa'da değil, aynı zamanda Hint-Pasifik bölgesinde de çatışmaya hazır olup olmadığına dair soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.
Ukrayna kuvvetleri, günde 3 bin kadar mermi kullanıyor. Bu da hem ABD'nin hem de NATO üyesi müttefiklerinin, özellikle Rus güçlerini püskürtmede önemli rol oynayan 155 mm obüs mermi stoklarını azalttı. Aynı zamanda Pentagon yetkililerinin ve ABD’li silah üreticilerinin, ‘Çin'i caydırmak ve gerekirse onunla savaşmak’ olan bir sonraki büyük ulusal güvenlik sorununu düşünmeye itti.
Lockheed Martin’in CEO'su James Ticklett, sistemdeki kırılganlığı sona erdirmek istediklerini belirterek “Yani bu tekrar olursa, üretimde somut bir iyileşme elde etmek 3 yıl yerine 6 ay sürecek” şeklinde konuştu.
Büyük silah üreticileri, obüs mermisi üretimini 2028 yılına kadar altı kat artırmayı planlasalar da bu mermilerin üretimi çoğunlukla devlete ait ve özel şirketler tarafından işletilen eski tesislerde yapılıyor.
WSJ’nin haberine göre ABD ordusu, geçtiğimiz yıl silah fabrikaları ve askeri mühimmat üreten tesislerin yenilenmesi amacıyla 3 milyar dolarlık bir bütçe ayırırken önümüzdeki yıllar için 18 milyar dolar ayırdı. Ordu Sekreteri Christine Wormuth, 19 Nisan'da ABD Kongresi’ndeki bir oturumda söz konusu fabrikaları ve tesisleri ‘eskimiş’ olarak nitelendirdi.
Kongre üyeleri ve Pentagon yetkililerinin baskısıyla ordu ve savunma şirketleri geçtiğimiz yaz en yaygın kullanılan mühimmatlardan bazılarının üretimini önümüzdeki iki yıl içinde ikiye katlamak için kapsamlı planlar yaptılar. Ancak üretim hızı yüksek olmasına rağmen beklenenden daha yavaştı.
Lockheed Martin ve Raytheon şirketleri, Javelin tanksavar füzelerinin yıllık üretimini 2026 yılına kadar 2 binden 3 bin 500'e çıkarmayı hedefliyorlar.
Lockheed Martin, Ukrayna kuvvetlerinin Rusya ordusunun ilerleyişini engellemesini sağlayan çok namlulu roketatar HIMARS füze sistemlerinin yıllık üretim hedefini 2026 yılına kadar 10 binden 14 bine çıkardı.
Şirket, bu hafta, önümüzdeki üç yıl içinde daha fazla üretim yapmak için 4,8 milyar dolarlık bir anlaşmaya imza attı. Bu anlaşma, açık ara en büyük mühimmat sözleşmesidir.
Tüm bunlara rağmen Pentagon yetkilileri, bahsi geçen hassas füze sistemlerinin üretimi, obüs mermilerinden daha karmaşık olduğundan ve halihazırda yetersiz olan elektronik çipler ve katı yakıtlı roket motorlarına ihtiyaç duyulduğundan sadece fon sağlamanın, üretimi artırmak için yeterli olmadığını söylediler.
Pentagon yetkilileri, üretimdeki beklenenden yavaş artışı malzeme kıtlığından çok kapasite sorunlarına bağlıyorlar.
Pentagon, geçtiğimiz yıl mühimmat üretimindeki eksikliklerin yanı sıra tedarik zincirindeki zayıflıkları gidermek amacıyla genişletilmiş bir planı hayata geçirdi.
Savunma Bakanlığı, geçtiğimiz ay boyunca eskiyen parçaların yenilenmesini hızlandırmak için 3D yazıcıların kullanılması da dahil olmak üzere daha iyi üretim yöntemlerinin belirlenmesine yardımcı olmak üzere Ortak Üretim Hızlandırma Odası adında yeni bir ofis kurdu.
ABD Genelkurmay Başkanı General Mark Milley, bu ay Kongre’deki bir oturumda şunları söyledi:
“Çeşitli acil durum planları için gereken tüm büyük cephaneler ve mühimmatlar için tüm lojistik tahminlerimizi gözden geçireceğiz.”
Savunma şirketleri, daha fazla yatırım ve istihdamı teşvik edecek uzun vadeli sözleşmeler vaat edilmesine rağmen, talep durumunun daha fazla netleşmesi gerektiğinin altını çizdiler.



Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.