Somali Başbakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: İstikrarı yeniden tesis etmek için çabalıyoruz

Somali Başbakanı Hamza Berri, Şarku’l Avsat’a ülkesini kıtlık ve kuraklıktan kurtarmak için borç krizinin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti

Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)
Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)
TT

Somali Başbakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: İstikrarı yeniden tesis etmek için çabalıyoruz

Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)
Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)

Acımasız ‘terörizm’, kısır bir kuraklık ve birikmiş borçlar ile mücadele etme çerçevesinde Somali Başbakanı Hamza Berri, hükümetinin vatandaşlarını kıtlık ve kuraklık tehlikelerinden kurtarmak için Arap dünyasının ve uluslararası toplumun desteğe dayanarak, borç ve terör krizlerini bu yılın sonuna kadar bitirmeye çalıştığını açıkladı.
Şarku’l Avsat, umre yaptıktan sonra Kutsal Topraklar’dan dönüş yolunda Kahire'de üst düzey Somalili yetkili ile bir araya gelerek, Somali’nin şu anda karşı karşıya olduğu zorlukları ve geleceğe yönelik büyük umutları görüştü.
İşte röportajın tamamı;

-Eş Şebab Hareketi ile çatışmanız hususunda sahada durum nedir?
Bu terör grubuna karşı yürüttüğümüz mücadelede bugüne kadar büyük başarılar elde ettik. Hükümet üç eksen üzerinde çalıştı: Birincisi askeri çatışma. Ve Somali topraklarının yüzde 80’i kurtarıldı. Ordu, 2023’ün sonuna kadar tüm Somali topraklarını özgüdrleştirme çabasının bir parçası olarak kalan küçük yüzdeyi özgürleştirme hareketine karşı halkın desteğiyle operasyonlarını yoğunlaştırmaya devam ediyor. Ekonomik çatışmaya ilişkin ikinci eksen ise hükümetin, yaklaşık 300 banka hesabını ve 250 telefon hattını kapatarak ve harekete ait bir dizi mali bakiyeyi dondurarak terörist grubu kontrol etme kararlarını içeriyordu. Hükümet ayrıca, Somalili iş insanlarıyla iletişim kurarak onların bu terör hareketine desteğini kesmeyi başardı ve onlar da hükümetle iş birliği yapmaya başladı. Böylece harekete ağır bir ekonomik darbe indirildi.
Üçüncü eksen ise fikri mücadeleyi içeriyor. Hükümet, dini söylemi yenilemek ve bu terörist grup hakkındaki gerçeği ve onların İslam’la hiçbir ilgisi olmadığını açıklamak için Somalili alimlerden yardım istedi.

-Ancak paranın ülkenizdeki teröristlere geri akmamasını nasıl sağlayacaksınız?
Somali'nin ‘terörizm’ ile mücadele ve ülkeye güvenlik ve istikrarı geri getirme taahhüdünü kesinlikle yineliyoruz. Paranın hareketini ve eş-Şebab’ın yararına kaçırılma şeklini ortaya çıkarmak için mali akışı takip eden devlet kurumlarının kurulması da dahil olmak üzere, mali politikaları gözden geçirerek terörizmin finansman kaynaklarını kurutmak için çalışıyoruz. Ayrıca kara para kaçakçılığına karışanların kontrol edilmesine katkıda bulunan yasalar hazırlamaya çalışıyoruz.

-Son zamanlarda Somali hükümetini, eş-Şebab’a karşı bu şekilde savaş ilan etmek için daha fazla çaba sarf etmeye iten değişkenler nelerdir?
Eş-Şebab terör hareketinin savunmasız vatandaşları topluca katletmesinin yanı sıra insani yardımın yoksullara ve yerinden edilmiş Somali halkına ulaşmasını engellemesi de dahil olmak üzere çeşitli nedenler var. Hareket, faaliyetlerini Somali’nin komşu ülkelerini tehdit edecek şekilde genişletmenin yanı sıra, Somali’nin kalkınma planlarını ve yeniden inşa operasyonlarını da engelledi ve kategorik olarak reddetti. Dolayısıyla Somali’nin güvenlik ve istikrarına yönelik büyük tehdit oluşturması ve Doğu Afrika’da El Kaide’ye bağlı en güçlü grup olması nedeniyle bu harekete karşı topyekûn bir savaş başlatmak gerekiyordu.
-Tahmininize göre eş-Şebab yurt dışından finansal veya askeri destek alıyor mu?
El Kaide ve DEAŞ terör örgütlerinin başını çektiği, herkes için açık olan bir ‘uluslararası terör hareketi’ var ortada. Hareket, bu sistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Herkes biliyor ki bu hareketi Somali’nin güvenlik ve istikrarını bozma ve zenginliklerine el koyma amaçlarına ulaşmak için destekleyen gizli taraflar var. Ancak şu an Somali devletinin yeniden inşasına ve tüm topraklarının terörden kurtarılmasına olanak tanıyan bu vahşi teröre karşı tek elden çabalıyoruz.

-Terörizme karşı savaşı ışığında, uluslararası düzeyde dayatılan, Somali ordusuna yönelik silahlanma yasağının devam etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Garip bir durum olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bu menfur terörizmle mücadele etmek için ambargonun kaldırılmasını talep ettik ve etmeye devam ediyoruz. Somali Cumhurbaşkanının Birleşmiş Milletler’e (BM) yönelik terörün kökünü kazıma ve Somali’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma çabalarımızı destekleme çağrısını destekliyoruz. Aynı şekilde Somali hükümeti, Afrika Birliği’ne de Somali’nin istikrarını yeniden tesis edebilmesi için ulusal güçlerin güvenlik sorumluluğunu üstlenmesinin önünde bir engel olan ambargonun kaldırılmasına yardım etmesi çağrısında bulundu.

-Eş-Şebab ile karşı karşıya gelmeniz çerçevesinde bazı taraflar, kabilelerin savaşa katılımını mı eleştiriyor?
‘Teröre karşı savaş’, terörist hareketin kontrolü altındaki bölgeleri eski haline getirmek ve özgürleştirmek amacıyla Somali halkının tüm kesimlerine yönelik bir savaştır. Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud’un eş-Şebab’a karşı koymada önemli bir faktör oluşturan Somalili kabile liderleriyle iletişim de dahil olmak üzere, farklı temellere dayanan net bir mücadele planı var. Son dönemde, hükümet ve kabileler arasındaki ilişkiler büyük bir gelişmeye tanık oldu.

-Eş-Şebab’a karşı savaşta katılımcıların rolünün geleceğine ilişkin vizyonunuz nedir?
Somali’nin tamamı, hükümetin çabalarını destekliyor ve kabilelerin rolü, hükümetin çabalarını desteklemek ve bağımsız siyasi partiler açmakla son bulacak. Hükümet ayrıca, programı kapsamında, kurtarılmış tüm bölgelerde tüm temel hizmetleri sağlamanın yanı sıra, terörist hareket tarafından aldatılan gençleri rehabilite edecek, onları Somali silahlı kuvvetlerine entegre edecek ve onlara uygun olanaklar sağlayacaktır.

-Terörist grupları ortadan kaldırmak ve devleti yeniden inşa etmek için şu an Somali’nin neye ihtiyacı var?
2023 yılında önemli meseleleri tamamlamayı hedefliyoruz. Bu meseleler, Somali’nin Doğu Afrika Grubu ticaret pazarına katılımına ek olarak ülkeyi teröristlerden kurtarmak, geçici anayasayı tamamlamak, ulusal uzlaşmayı sağlamak, sosyal hizmetler sağlamak ve borç affı sürecini tamamlamaktır. Aynı şekilde hükümet, çalışmalarını üç ana başlık üzerinde yoğunlaştırıyor.
Birincisi terörle mücadele yoluyla toprağı özgürleştirmek.
İkincisi, önümüzdeki Eylül ayında Somali’nin birikmiş borçlarına son vermek. Üçüncüsü, Somali anayasasının bu yıl sonuna kadar tamamlanması. Geçiş anayasasının yeniden yazılması ve nihai hale getirilmesi konusunda önemli ilerleme kaydedildi.

-Somali'nin borç sorunu nereden çıktı?
Onu ortadan kaldırmak için uzun bir yol kat ettik. Kardeş ve dost ülkelerin teröre karşı savaşında ve devletin yeniden inşasında Somali’ye sağladığı büyük Arap desteğini takdir ediyoruz. Arap ülkelerini, ‘istikrarı, kalkınmayı ve devleti yeniden inşa etmeyi amaçlayan Somali çabalarını desteklemek için ortak Arap sorumluluğuna dayalı olarak’, Arap devletlerine ve fonlarına borçlu olunan Somali dış borçlarının affedilmesine katkıda bulunmaya çağırıyoruz. 2023 yılı sonuna kadar Somali’nin birikmiş borç sorununun biteceğini söyleyebilirim.

-Somali’deki hükümet sistemine yönelik iç meydan okumalardan bahsedersek, önceki yıllarda yaşanan bir gerginlik döneminden sonra başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendirirsiniz?
Somali’de anlaşmazlıklar dönemi sona erdi. Şimdi terörizmi ortadan kaldırmak, devlet kurumlarını yeniden inşa etmek ve savaşın yok ettiği şeyleri yeniden inşa etmek için tüm devlet kurumları arasında dayanışma ve uyumun sağlandığı yeni bir döneme başlıyoruz.

-‘Ulusal uzlaşı’ çabalarınız hangi noktaya ulaştı?
Tüm hızıyla devam ediyor. Cumhurbaşkanı ve hükümet, savaş bölgelerinde Somali halkının acı çekmesini önlemek, terörün pençesinden kurtarılan bölgelere sosyal hizmetler ulaştırmak amacıyla güvenlik ve istikrarın sağlanması çerçevesinde savaş bölgelerindeki sivillerin istikrara kavuşturulması ve korunması için özel bir başkanlık elçisi atanması da dahil olmak üzere uzlaşma sağlama konusunda çok istekli.

-Yerel yönetimlerle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?
Somali’de hüküm süren federal sistem çerçevesinde iyi bir ilişki mevcut. Terörizmi ortadan kaldırmak ve Somali'nin her yerinde kapsamlı bir kalkınma sağlamak olan tek bir amaç üzerinde koordinasyon vardır. Federal hükümet ile Somali eyaletlerinin yöneticileri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin, terörle mücadele sürecini ve Mogadişu ile Somali eyaletleri arasında güvenlik ve istihbarat alışverişinde iş birliğini artıracağına inanıyorum. Bu da terörle mücadele için Somali Cumhurbaşkanının planının desteklenmesine yansıyacaktır.

-Şu anda Somali’nin acil sorunları nelerdir?
Terörle mücadelenin yanı sıra, kırk yılın en kötüsü olan kuraklığın ülkede şiddetlenmesi nedeniyle halen Somali’de ağır bir insani krizle karşı karşıyayız. Arap ülkelerindeki kardeşlerimize, besi hayvanlarının telef olması ve tarımsal mahsullerin yok edilmesinin ardından yaklaşık 7,8 milyon Somaliliyi kıtlık hayaletinden kurtarmak için acil insani yardım sağlamaları için çağrıda bulunuyoruz. Ayrıca 1 milyon kişi, geçim kaynaklarını ve günlük gıda ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerini kaybettikten sonra insani ihtiyaçlarını karşılamak için kırsal alanlardan mülteci kamplarına ve büyük şehirlere göç etti. Durum böyle devam ederse maliyet, felaket olabilir. Çocuklar ve kadınlar da dahil olmak üzere Somali nüfusunun yaklaşık yarısı, kuraklığın ülkenin her yerini vurmasının ardından kötüleşen insani durum nedeniyle risk altında. Etkilenenleri desteklemek ve Somali’nin daha önce tanık olduğu krizin tekrarını önlemek için acil önlemler ve insani yardım alınmadığı takdirde, ciddi gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalan insan sayısının artması bekleniyor.



Nijerya polisi, 163 Hristiyanın silahlı çeteler tarafından kaçırıldığı iddialarını yalanladı

Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)
Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Nijerya polisi, 163 Hristiyanın silahlı çeteler tarafından kaçırıldığı iddialarını yalanladı

Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)
Nijeryalılar, Nijer eyaletindeki Kasuwan Daji köyüne düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybedenleri defnetmeye hazırlanıyor- 4 Ocak 2026 (Reuters)

AFP'nin gördüğü bir BM güvenlik raporuna ve yerel kaynaklara göre Nijerya'nın kuzeyindeki Kaduna eyaletinde polis ve yerel yetkililer, uzak köylerdeki kiliselere düzenlenen bir saldırıda 163 Hristiyan'ın kaçırıldığı yönündeki iddiaları yalanladı. Kaduna Eyaleti Polis Komiseri Elhacı Muhammed Rebi, Kajuru'da bir ayin sırasında ibadet eden Hristiyanların kaçırıldığı yönündeki haberlerin "kaos yaratmaya çalışan dedikoducular tarafından yayıldığını ve tamamen yalan" olduğunu söyledi.

25 Aralık 2025'te Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Maiduguri'de bulunan Gamboru pazarındaki bir camiye düzenlenen bombalı saldırının ardından olay yerinin yakınında toplanan halk (AFP)25 Aralık 2025'te Nijerya'nın kuzeydoğusundaki Maiduguri'de bulunan Gamboru pazarındaki bir camiye düzenlenen bombalı saldırının ardından olay yerinin yakınında toplanan halk (AFP)

Yerel Haber

AFP, bir Hristiyan din adamı ve BM güvenlik raporuna atıfta bulunarak, silahlı çetelerin geçen pazar günü Kaduna Eyaleti'ndeki uzak bir köyde iki kiliseye saldırdığını ve 160'tan fazla ibadet edeni kaçırdığını bildirdi. Nijerya'nın 19 kuzey eyaleti ve Federal Başkent Bölgesi Hristiyan Birliği Başkanı Rahip John Joseph Hayap, bir grup "teröristin" Kaduna Eyaleti'nin Kajuru Yerel Yönetim Bölgesi'ndeki Kurmen Wali'de 163 ibadet edeni kaçırdığını söyledi.

Hayab, pazar günü yaptığı basın açıklamalarında, etkilenen bölgedeki Hristiyan derneğinin başkanından bir telefon aldığını ve pazar ayini sırasında ibadet edenlerin kaçırıldığını bildirdiğini söyledi. Rahip Hayab'ın anlatımına göre "saldırganlar dua sırasında kiliselere baskın düzenledi, kapıları kilitledi ve ibadet edenleri çalılıklara doğru gitmeye zorladı."

Rahip, “Kaçırılanlardan 8'i daha sonra kaçmayı başardı, ancak 163 ibadet eden kişi pazartesi gününe kadar kaçıranların elinde kaldı” diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “Güvenlik güçleri zaten harekete geçirildi. Çabalarını takdir ediyor ve kardeşlerimizi güvenli bir şekilde ve mümkün olan en kısa sürede kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yapmalarını teşvik ediyoruz.”

Nijerya'da, 25 Aralık 2025'te, akşam namazından sonra Maiduguri, Borno Eyaleti, Gamboru pazarı yakınlarındaki bir camide meydana gelen patlamanın ardından Nijeryalı polis memuru caminin önünde duruyor (Reuters)Nijerya'da, 25 Aralık 2025'te, akşam namazından sonra Maiduguri, Borno Eyaleti, Gamboru pazarı yakınlarındaki bir camide meydana gelen patlamanın ardından Nijeryalı polis memuru caminin önünde duruyor (Reuters)

Resmi Yalanlama

Yerel sakinlerin verdiği ifadeler, güvenlik ve resmi kaynaklar tarafından yalanlandı. Kaduna Eyaleti Polis Komiseri Elhacı Muhammed Rebi, pazartesi günü Eyalet Güvenlik Konseyi toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, iddia edilen mağdurların listesini ortaya koyabilecek herkese meydan okudu.

Polis komiseri, Kaduna'da "barışı bozmaya" devam etmeye çalışanları uyardı ve "yalan tüccarlarına" karşı en ağır yasal cezaların uygulanacağı tehdidinde bulundu.

Kajuru yerel yönetiminin başkanı Dauda Madaki ise saldırı haberini duyduğunda "polis ve diğer güvenlik güçlerini seferber ederek ilgili bölgeye gittiğini, ancak daha sonra herhangi bir saldırının gerçekleşmediğini öğrendiğini" belirterek, dolaşan söylentileri "dedikodu" olarak nitelendirdi.

Nijerya polisi (Arşiv- AFP)Nijerya polisi (Arşiv- AFP)

Şöyle devam etti: “İddia edilen kaçırma olayının gerçekleştiği kiliseye gittik ve herhangi bir saldırıya dair hiçbir kanıt bulamadık. Köy muhtarı Mai Dan Zaria'yı sorguladım ve o da böyle bir saldırının gerçekleşmediğini doğruladı.”

Şunları da ekledi: “Bana eşlik eden gazetecilere açıklamalarda bulunan bölgedeki gençlik sorumlusu Bernard Bona ile de iletişime geçtim ve o da bunların hiçbirinin yaşanmadığını doğruladı.” Yerel yönetim başkanı sözlerini şöyle tamamladı: “Bu nedenle, kaçırıldığı söylenen kişilerin isimlerini verebilecek herkese meydan okuyorum. Bu listeyi uzun zamandır bekliyorum ve henüz kimse ortaya çıkmadı.”

Güvenlik ve İçişleri Komiseri Sule Shaibu ise Nijerya Hristiyan Derneği başkanı ve birçok diğer dini liderin, kaçırma olayının gerçekleştiği söylenen bölgedeki sakinlerle iletişime geçtiğini ve bu liderlerin "kamuoyunda dolaşan bilgilerin tamamen asılsız olduğu sonucuna vardıklarını" açıkladı.

Resmi yetkililerin kaçırma olayını yalanlamasına karşılık, geleneksel lider Itishakko Danazumi AFP'ye şunları söyledi: "İnsanlarımızın kaçırılmasını inkar eden tek kişi politikacılardır." "Şu anda 166 kişi kaçıranların elinde," diyerek, köyünün silahlı adamların tehdidi altında yaşamasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Nijerya polis memurları, 1 Ağustos 2024'te Abuja'da düzenlenen "Kötü Yönetime Son Verin" protestosu sırasında toplanan göstericilerin yakınında mevzileniyor (AFP)Nijerya polis memurları, 1 Ağustos 2024'te Abuja'da düzenlenen "Kötü Yönetime Son Verin" protestosu sırasında toplanan göstericilerin yakınında mevzileniyor (AFP)

Şöyle devam etti: “Bu durum tarımsal faaliyetlerimizi etkiledi, çünkü eskisine göre daha az gıda üretiyoruz. (...) Bölgemizdeki kaçırma olayları hakkında yetkililere şikayette bulunmadık çünkü kaçırılanların serbest bırakılması için fidye ödemelerine katkıda bulunuyorduk. Bazen 20 kişiye kadar kaçırılırdı ve biz şikayet etmezdik; kendimiz hallederdik.” Danazumi sözlerini şöyle tamamladı: “Bu sefer yetkililere başvurduk çünkü kaçırılanların sayısı durumla başa çıkma kapasitemizi aştı.”

Gelişen iş

Kaduna da dahil olmak üzere Nijerya'nın kuzeybatı eyaletlerinde, ücra bölgelerde konuşlanmış silahlı grupların köyleri, okulları ve ibadet yerlerini hedef alan, fidye için toplu adam kaçırma olaylarında bir artış yaşanıyor.

Fidye ödemek yasa dışı olmasına rağmen, adam kaçırma "ticari ve karlı bir iş" haline geldi.Şarku’l Avsat’ın Nijerya'nın ekonomik başkenti Lagos'ta bulunan bir danışmanlık firması olan SBM Intelligence'ın raporundan aktardığına göre Temmuz 2024 ile Haziran 2025 arasında yaklaşık 1,66 milyon dolar gelir elde edildi.

Yeni bir adam kaçırma dalgası ülkeyi derinden sarstı; bunlardan biri de geçen kasım ayında Nijerya'nın merkezindeki bir Katolik okulundan 300'den fazla öğrenci ve öğretmenin kaçırılmasıydı; kaçırılanlar daha sonra serbest bırakıldı. Bu durum, ağırlıklı olarak Müslüman kuzey ve ağırlıklı olarak Hristiyan güney arasında neredeyse eşit olarak bölünmüş bir ülkede yaşanıyor.

ABD güçlerinin Nijerya'daki milislere düzenlediği baskının yol açtığı yıkım (Arşiv- Reuters)ABD güçlerinin Nijerya'daki milislere düzenlediği baskının yol açtığı yıkım (Arşiv- Reuters)

Bunun üzerine Nijerya Cumhurbaşkanı Bola Ahmed Tinubu, kasım ayı sonlarında ulusal acil durum ilan etti ve ülkeyi kasıp kavuran yaygın güvensizlikle mücadele etmek için büyük bir polis alım kampanyası başlattı. Bu koşullar, ABD hükümetini Noel Günü Sokoto Eyaleti'nde askeri saldırılar düzenlemeye sevk etti; burada ABD Başkanı Donald Trump, Nijeryalı silahlı grupları Hristiyanlara zulmetmekle suçladı ve onları "soykırım" kurbanı olarak değerlendirdi.

Ancak Nijerya hükümeti ve bağımsız analistler, yaşananları dini zulüm olarak nitelendirmeyi reddediyor; bu iddia, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'daki Hristiyan sağcılar ile Washington'da hâlâ bir miktar nüfuzu olan Nijeryalı ayrılıkçılar tarafından uzun zamandır benimseniyor.


Birleşmiş Milletler, Sudan'daki gıda yardımının iki ay içinde tükeneceği konusunda uyarıda bulundu

Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)
Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, Sudan'daki gıda yardımının iki ay içinde tükeneceği konusunda uyarıda bulundu

Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)
Ferşana kampı yakınlarındaki bir topluluk çiftliğinde çalışan Sudanlı mülteciler (AFP)

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı bugün, Sudan'daki gıda yardımının fon eksikliği nedeniyle iki ay içinde tükeneceği konusunda uyarıda bulundu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre program, acil ek fon sağlanmazsa “milyonlarca insanın birkaç hafta içinde hayati önem taşıyan gıda yardımından mahrum kalacağını” vurgulayarak, “gıda rasyonlarının (günlük gıda miktarı) hayatta kalmak için gerekli minimum düzeye indirildiğini” belirtti. Program, mart ayı sonuna kadar Sudan'daki gıda stoklarının tükeneceği uyarısında bulundu.


Mali'nin kuzeyindeki Nijer Nehri'nde bir feribotun batması sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti

Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)
Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)
TT

Mali'nin kuzeyindeki Nijer Nehri'nde bir feribotun batması sonucu onlarca kişi hayatını kaybetti

Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)
Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde bir tekne (Arşiv-yerel basın)

Mali'nin kuzeyindeki Timbuktu bölgesinde Nijer Nehri üzerindeki bir kasabaya ulaşmaya çalışan feribot kayalıklara çarparak battı ve onlarca kişi hayatını kaybetti.

Yetkililer, kazanın perşembe günü Deri kasabasında meydana geldiğini söyledi. Yerel yetkililer henüz resmi ölü sayısını açıklamadı, ancak bölge sakini ve eski Ulusal Meclis Milletvekili Al-Kadi Touré, 38 kişinin öldüğünü ve 23 kişinin kurtulduğunu belirtti.

Bölge sakini Derri Musa Ag el-Mubarek Traore, kazada 21 aile ferdini kaybettiğini söyledi ve yerel yetkililere cesetleri çıkarmada ve ölü sayısını belirlemede yardım ettiğini ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Traore, “Nehirde dağılmış cesetleri topladım, bazıları çürümeye başlamıştı. Şu anda sizinle konuşurken bile cesetlerin kokusunu alabiliyorum” ifadelerini kullandı.

Görgü tanıkları, feribotta pirinç hasadını bitirmiş aileler ve çiftçiler bulunduğunu ve bölgedeki El Kaide bağlantılı militanların saldırılarını önlemek için alınan güvenlik önlemleri nedeniyle gece demir atmak yasak olmasına rağmen, feribotun karanlık çöktükten sonra geldiğini söyledi. Ancak Traore, feribot kaptanının sabaha kadar beklemek istemediğini ve diğer kıyıya ulaşmaya çalıştığını, bu nedenle feribotun kayalara çarparak battığını söyledi.