Somali Başbakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: İstikrarı yeniden tesis etmek için çabalıyoruz

Somali Başbakanı Hamza Berri, Şarku’l Avsat’a ülkesini kıtlık ve kuraklıktan kurtarmak için borç krizinin ortadan kaldırılması gerektiğini belirtti

Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)
Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)
TT

Somali Başbakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: İstikrarı yeniden tesis etmek için çabalıyoruz

Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)
Başbakanı Hamza Berri, bir grup özel kuvvetin askeri üsteki mezuniyet törenine katıldı (Şarku’l Avsat)

Acımasız ‘terörizm’, kısır bir kuraklık ve birikmiş borçlar ile mücadele etme çerçevesinde Somali Başbakanı Hamza Berri, hükümetinin vatandaşlarını kıtlık ve kuraklık tehlikelerinden kurtarmak için Arap dünyasının ve uluslararası toplumun desteğe dayanarak, borç ve terör krizlerini bu yılın sonuna kadar bitirmeye çalıştığını açıkladı.
Şarku’l Avsat, umre yaptıktan sonra Kutsal Topraklar’dan dönüş yolunda Kahire'de üst düzey Somalili yetkili ile bir araya gelerek, Somali’nin şu anda karşı karşıya olduğu zorlukları ve geleceğe yönelik büyük umutları görüştü.
İşte röportajın tamamı;

-Eş Şebab Hareketi ile çatışmanız hususunda sahada durum nedir?
Bu terör grubuna karşı yürüttüğümüz mücadelede bugüne kadar büyük başarılar elde ettik. Hükümet üç eksen üzerinde çalıştı: Birincisi askeri çatışma. Ve Somali topraklarının yüzde 80’i kurtarıldı. Ordu, 2023’ün sonuna kadar tüm Somali topraklarını özgüdrleştirme çabasının bir parçası olarak kalan küçük yüzdeyi özgürleştirme hareketine karşı halkın desteğiyle operasyonlarını yoğunlaştırmaya devam ediyor. Ekonomik çatışmaya ilişkin ikinci eksen ise hükümetin, yaklaşık 300 banka hesabını ve 250 telefon hattını kapatarak ve harekete ait bir dizi mali bakiyeyi dondurarak terörist grubu kontrol etme kararlarını içeriyordu. Hükümet ayrıca, Somalili iş insanlarıyla iletişim kurarak onların bu terör hareketine desteğini kesmeyi başardı ve onlar da hükümetle iş birliği yapmaya başladı. Böylece harekete ağır bir ekonomik darbe indirildi.
Üçüncü eksen ise fikri mücadeleyi içeriyor. Hükümet, dini söylemi yenilemek ve bu terörist grup hakkındaki gerçeği ve onların İslam’la hiçbir ilgisi olmadığını açıklamak için Somalili alimlerden yardım istedi.

-Ancak paranın ülkenizdeki teröristlere geri akmamasını nasıl sağlayacaksınız?
Somali'nin ‘terörizm’ ile mücadele ve ülkeye güvenlik ve istikrarı geri getirme taahhüdünü kesinlikle yineliyoruz. Paranın hareketini ve eş-Şebab’ın yararına kaçırılma şeklini ortaya çıkarmak için mali akışı takip eden devlet kurumlarının kurulması da dahil olmak üzere, mali politikaları gözden geçirerek terörizmin finansman kaynaklarını kurutmak için çalışıyoruz. Ayrıca kara para kaçakçılığına karışanların kontrol edilmesine katkıda bulunan yasalar hazırlamaya çalışıyoruz.

-Son zamanlarda Somali hükümetini, eş-Şebab’a karşı bu şekilde savaş ilan etmek için daha fazla çaba sarf etmeye iten değişkenler nelerdir?
Eş-Şebab terör hareketinin savunmasız vatandaşları topluca katletmesinin yanı sıra insani yardımın yoksullara ve yerinden edilmiş Somali halkına ulaşmasını engellemesi de dahil olmak üzere çeşitli nedenler var. Hareket, faaliyetlerini Somali’nin komşu ülkelerini tehdit edecek şekilde genişletmenin yanı sıra, Somali’nin kalkınma planlarını ve yeniden inşa operasyonlarını da engelledi ve kategorik olarak reddetti. Dolayısıyla Somali’nin güvenlik ve istikrarına yönelik büyük tehdit oluşturması ve Doğu Afrika’da El Kaide’ye bağlı en güçlü grup olması nedeniyle bu harekete karşı topyekûn bir savaş başlatmak gerekiyordu.
-Tahmininize göre eş-Şebab yurt dışından finansal veya askeri destek alıyor mu?
El Kaide ve DEAŞ terör örgütlerinin başını çektiği, herkes için açık olan bir ‘uluslararası terör hareketi’ var ortada. Hareket, bu sistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Herkes biliyor ki bu hareketi Somali’nin güvenlik ve istikrarını bozma ve zenginliklerine el koyma amaçlarına ulaşmak için destekleyen gizli taraflar var. Ancak şu an Somali devletinin yeniden inşasına ve tüm topraklarının terörden kurtarılmasına olanak tanıyan bu vahşi teröre karşı tek elden çabalıyoruz.

-Terörizme karşı savaşı ışığında, uluslararası düzeyde dayatılan, Somali ordusuna yönelik silahlanma yasağının devam etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Garip bir durum olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bu menfur terörizmle mücadele etmek için ambargonun kaldırılmasını talep ettik ve etmeye devam ediyoruz. Somali Cumhurbaşkanının Birleşmiş Milletler’e (BM) yönelik terörün kökünü kazıma ve Somali’ye yönelik silah ambargosunu kaldırma çabalarımızı destekleme çağrısını destekliyoruz. Aynı şekilde Somali hükümeti, Afrika Birliği’ne de Somali’nin istikrarını yeniden tesis edebilmesi için ulusal güçlerin güvenlik sorumluluğunu üstlenmesinin önünde bir engel olan ambargonun kaldırılmasına yardım etmesi çağrısında bulundu.

-Eş-Şebab ile karşı karşıya gelmeniz çerçevesinde bazı taraflar, kabilelerin savaşa katılımını mı eleştiriyor?
‘Teröre karşı savaş’, terörist hareketin kontrolü altındaki bölgeleri eski haline getirmek ve özgürleştirmek amacıyla Somali halkının tüm kesimlerine yönelik bir savaştır. Somali Cumhurbaşkanı Şeyh Mahmud’un eş-Şebab’a karşı koymada önemli bir faktör oluşturan Somalili kabile liderleriyle iletişim de dahil olmak üzere, farklı temellere dayanan net bir mücadele planı var. Son dönemde, hükümet ve kabileler arasındaki ilişkiler büyük bir gelişmeye tanık oldu.

-Eş-Şebab’a karşı savaşta katılımcıların rolünün geleceğine ilişkin vizyonunuz nedir?
Somali’nin tamamı, hükümetin çabalarını destekliyor ve kabilelerin rolü, hükümetin çabalarını desteklemek ve bağımsız siyasi partiler açmakla son bulacak. Hükümet ayrıca, programı kapsamında, kurtarılmış tüm bölgelerde tüm temel hizmetleri sağlamanın yanı sıra, terörist hareket tarafından aldatılan gençleri rehabilite edecek, onları Somali silahlı kuvvetlerine entegre edecek ve onlara uygun olanaklar sağlayacaktır.

-Terörist grupları ortadan kaldırmak ve devleti yeniden inşa etmek için şu an Somali’nin neye ihtiyacı var?
2023 yılında önemli meseleleri tamamlamayı hedefliyoruz. Bu meseleler, Somali’nin Doğu Afrika Grubu ticaret pazarına katılımına ek olarak ülkeyi teröristlerden kurtarmak, geçici anayasayı tamamlamak, ulusal uzlaşmayı sağlamak, sosyal hizmetler sağlamak ve borç affı sürecini tamamlamaktır. Aynı şekilde hükümet, çalışmalarını üç ana başlık üzerinde yoğunlaştırıyor.
Birincisi terörle mücadele yoluyla toprağı özgürleştirmek.
İkincisi, önümüzdeki Eylül ayında Somali’nin birikmiş borçlarına son vermek. Üçüncüsü, Somali anayasasının bu yıl sonuna kadar tamamlanması. Geçiş anayasasının yeniden yazılması ve nihai hale getirilmesi konusunda önemli ilerleme kaydedildi.

-Somali'nin borç sorunu nereden çıktı?
Onu ortadan kaldırmak için uzun bir yol kat ettik. Kardeş ve dost ülkelerin teröre karşı savaşında ve devletin yeniden inşasında Somali’ye sağladığı büyük Arap desteğini takdir ediyoruz. Arap ülkelerini, ‘istikrarı, kalkınmayı ve devleti yeniden inşa etmeyi amaçlayan Somali çabalarını desteklemek için ortak Arap sorumluluğuna dayalı olarak’, Arap devletlerine ve fonlarına borçlu olunan Somali dış borçlarının affedilmesine katkıda bulunmaya çağırıyoruz. 2023 yılı sonuna kadar Somali’nin birikmiş borç sorununun biteceğini söyleyebilirim.

-Somali’deki hükümet sistemine yönelik iç meydan okumalardan bahsedersek, önceki yıllarda yaşanan bir gerginlik döneminden sonra başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki ilişkiyi nasıl değerlendirirsiniz?
Somali’de anlaşmazlıklar dönemi sona erdi. Şimdi terörizmi ortadan kaldırmak, devlet kurumlarını yeniden inşa etmek ve savaşın yok ettiği şeyleri yeniden inşa etmek için tüm devlet kurumları arasında dayanışma ve uyumun sağlandığı yeni bir döneme başlıyoruz.

-‘Ulusal uzlaşı’ çabalarınız hangi noktaya ulaştı?
Tüm hızıyla devam ediyor. Cumhurbaşkanı ve hükümet, savaş bölgelerinde Somali halkının acı çekmesini önlemek, terörün pençesinden kurtarılan bölgelere sosyal hizmetler ulaştırmak amacıyla güvenlik ve istikrarın sağlanması çerçevesinde savaş bölgelerindeki sivillerin istikrara kavuşturulması ve korunması için özel bir başkanlık elçisi atanması da dahil olmak üzere uzlaşma sağlama konusunda çok istekli.

-Yerel yönetimlerle ilişkinizi nasıl tanımlarsınız?
Somali’de hüküm süren federal sistem çerçevesinde iyi bir ilişki mevcut. Terörizmi ortadan kaldırmak ve Somali'nin her yerinde kapsamlı bir kalkınma sağlamak olan tek bir amaç üzerinde koordinasyon vardır. Federal hükümet ile Somali eyaletlerinin yöneticileri arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin, terörle mücadele sürecini ve Mogadişu ile Somali eyaletleri arasında güvenlik ve istihbarat alışverişinde iş birliğini artıracağına inanıyorum. Bu da terörle mücadele için Somali Cumhurbaşkanının planının desteklenmesine yansıyacaktır.

-Şu anda Somali’nin acil sorunları nelerdir?
Terörle mücadelenin yanı sıra, kırk yılın en kötüsü olan kuraklığın ülkede şiddetlenmesi nedeniyle halen Somali’de ağır bir insani krizle karşı karşıyayız. Arap ülkelerindeki kardeşlerimize, besi hayvanlarının telef olması ve tarımsal mahsullerin yok edilmesinin ardından yaklaşık 7,8 milyon Somaliliyi kıtlık hayaletinden kurtarmak için acil insani yardım sağlamaları için çağrıda bulunuyoruz. Ayrıca 1 milyon kişi, geçim kaynaklarını ve günlük gıda ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerini kaybettikten sonra insani ihtiyaçlarını karşılamak için kırsal alanlardan mülteci kamplarına ve büyük şehirlere göç etti. Durum böyle devam ederse maliyet, felaket olabilir. Çocuklar ve kadınlar da dahil olmak üzere Somali nüfusunun yaklaşık yarısı, kuraklığın ülkenin her yerini vurmasının ardından kötüleşen insani durum nedeniyle risk altında. Etkilenenleri desteklemek ve Somali’nin daha önce tanık olduğu krizin tekrarını önlemek için acil önlemler ve insani yardım alınmadığı takdirde, ciddi gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalan insan sayısının artması bekleniyor.



Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimi

Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
TT

Libya’nın başkentinden BM Güvenlik Konseyi reformu için Afrika girişimi

Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’ndan, (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Libya’nın başkenti Trablus’ta, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin reformuyla ilgilenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı dün başladı. Üye ülkelerin temsilcilerinin katıldığı toplantıda, Afrika ülkelerinin ortak tutumunun güçlendirilmesi ve kıtanın BM sistemi içindeki etkinliğinin artırılması hedefleniyor. Toplantı, Libya’nın BM Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmek için yürüttüğü girişimlerle eş zamanlı olarak gerçekleştirildi.

Geçici Ulusal Birlik Hükümeti’nde Dışişleri Bakanlığı görevini vekâleten yürüten Tahir el-Baur, Afrikalı delegelere hitabında, “Uluslararası sistemin kurumları, geçmiş bir dönemin güç dengelerini değil, çağdaş dünyanın gerçeklerini yansıtmalıdır” dedi. El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun gücünün ülkelerin birliğine, uzlaşılarını düzenli ve etkili bir siyasi girişime dönüştürme kapasitesine bağlı olduğunu belirtti. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerde yer alan taraflarla temasların yoğunlaştırılması çağrısında bulundu.

Libya, Afrika kıtasının BM Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı dâhil tüm yetkilere sahip iki daimî üyelik ve buna ilave olarak iki daimî olmayan üyelik elde etmesini öngören “ortak Afrika tutumuna” bağlılığını yineledi. Libya, bu talebin Afrika’ya tanınacak bir ayrıcalık değil, adalet ve egemen eşitlik ilkeleriyle uyumlu bir hak olduğunu vurguladı.

Libya’nın başkenti Trablus’ta düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’na katılanlar (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Libya’nın başkenti Trablus’ta düzenlenen Afrika Onlusu Grubu’nun (C10) 14. Bakanlar Toplantısı’na katılanlar (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Grup, hükümetler arası müzakerelerde Afrika ülkelerinin tutumlarını eşgüdüm içinde yürütmek, ülkeler ve uluslararası bloklarla istişarelerde bulunmak, kıtanın taleplerine destek toplamak ve BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin gelişmeleri takip etmek amacıyla faaliyet gösteriyor. Grup, çalışmalarına ilişkin rapor ve tavsiyeleri Afrika Birliği zirvesine sunuyor.

Libya, Cezayir, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Kenya, Namibya, Senegal, Sierra Leone, Uganda ve Zambiya’dan oluşan grubun koordinatörlüğünü Sierra Leone yürütüyor.

Toplantıya, El-Baur ile birlikte C10 koordinatörü ve Sierra Leone Dışişleri Bakanı Muhammed Rahman Svaray başkanlık etti. El-Baur, toplantının Trablus’ta düzenlenmesinin diplomatik protokolün ötesinde bir anlam taşıdığını belirterek, bunun Libya’nın Afrika kıtasına yeniden yönelişini ve kıtanın meselelerine, ortak Afrika çalışmalarına destek verme rolünü yansıttığını söyledi.

resim

El-Baur, Libya’nın 2009’da Sirte kentinde Afrika Birliği Zirvesi’ne ev sahipliği yapmasını ve bu zirvede BM reformuna ilişkin Sirte Bildirisi’nin yayımlanmasını da hatırlattı. Trablus’taki toplantının, bu sürece yeni bir siyasi ve pratik ivme kazandırmak, ilkeleri yinelemenin ötesine geçerek somut ilerleme sağlamak için bir fırsat olduğunu ifade etti.

Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nde daha güçlü temsili hedefleniyor

Grubun temel amacı, Afrika’nın uluslararası meselelerdeki konumunu ve rolünü yansıtacak adil bir temsil sağlamak üzere, BM Güvenlik Konseyi’nde reform yapılmasını teşvik etmek. Bu çerçevede uluslararası barış ve güvenlik konuları öncelikli yer tutuyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıda, üye ülkeler arasındaki eşgüdümün güçlendirilmesi, Afrika’nın taleplerini desteklemek üzere atılacak diplomatik adımların belirlenmesi ve alınan kararların uygulanmasını izleyecek mekanizmaların oluşturulması ele alındı. Bu çalışmalarla Afrika Birliği’nin uluslararası müzakerelerdeki rolünün artırılması amaçlanıyor.

El-Baur, Afrika’nın ortak tutumunun ülkelerin birliğine ve uzlaşılarını etkili bir siyasi harekete dönüştürme yeteneğine dayandığını yineledi. Başkentler ile New York ve Addis Ababa’daki diplomatik misyonlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri ve müzakerelerdeki taraflarla temasların artırılmasını istedi.

Afrika’nın taleplerine yönelik genel siyasi desteğin, destek veren ülkeler ve gruplarla somut uzlaşılara dönüştürülmesi gerektiğini belirten El-Baur, izlenebilir adımlar içeren pratik sonuçlar elde edilmesinin önemini vurguladı.

El-Baur, art arda yaşanan kriz ve savaşların mevcut Güvenlik Konseyi yapısının sınırlarını ortaya koyduğunu söyledi. Daimî üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının krizlere müdahaleyi geciktirebildiğini ve çatışmalarla insani meseleler karşısında farklı uygulamalara yol açabildiğini ifade etti.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf da toplantıda ülkesinin ortak Afrika tutumuna bağlılığını yineledi. Attaf, kıtanın küresel yönetişim sisteminde hak ettiği rolü üstlenmesini sağlamak amacıyla diplomatik girişimlerin sürdürülmesi ve uluslararası desteğin artırılması çağrısında bulundu.

Bu çerçevede Libya, C10 için ortak bir eylem planı hazırlanmasını önerdi. Öneri kapsamında üye ülkelerin büyükelçilerinin, BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri, reform grupları ve etkili ülkelerle düzenli temas yürütmesi; kaydedilen ilerlemenin ölçülmesi için periyodik bir izleme mekanizması kurulması ve bir sonraki Afrika Birliği Zirvesi’ne siyasi değerlendirme ile somut tavsiyeler sunulması öngörüldü.

El-Baur, BM Güvenlik Konseyi reformunun artık ertelenebilecek kurumsal bir mesele olmaktan çıktığını, BM’nin güvenilirliği ve uluslararası barış ile güvenliği koruma kapasitesi açısından siyasi ve ahlaki bir zorunluluk hâline geldiğini söyledi. Veto yetkisinin sorumluluk ve ölçülülükle kullanılması gerektiğini vurgulayan El-Baur, bu yetkinin Konseyin çalışmalarını engelleyen veya çifte standartları pekiştiren bir araca dönüşmemesi gerektiğini belirtti.

Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Trablus’ta düzenlenen C10 toplantısında (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)
Cezayir Dışişleri Bakanı Ahmed Attaf, Trablus’ta düzenlenen C10 toplantısında (Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar toplantısı öncesinde El-Baur, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve C10 koordinatörü Svaray ile de bir araya geldi. Libya Dışişleri Bakanlığına göre görüşmede, Libya ile Afrika ülkeleri arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi, ortak meselelerde istişare ve koordinasyonun artırılması, BM Güvenlik Konseyi reformu ve Afrika’nın BM sistemi içindeki temsilinin güçlendirilmesi konuları ele alındı.

El-Baur ayrıca toplantı kapsamında Senegal Afrika Entegrasyonu, Dışişleri ve Yurt Dışındaki Senegalliler Bakanı Şeyh Niang ile görüştü. Görüşmede Afrika kıtasındaki son gelişmeler, ortak çalışmaların güçlendirilmesi ve bölgedeki güvenlik, siyasi ve ekonomik sorunlarla mücadele için üye ülkeler arasındaki koordinasyonun artırılması değerlendirildi.

Toplantının sonunda C10, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin ortak tutumuna bağlılığını yineleyen “Trablus Belgesi”ni kabul etti.

Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baour, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve Afrika’nın Onlar Komitesi (C-10) Koordinatörü Mohamed Rahman Swaray ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı).
Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakan Vekili Tahir el-Baour, Sierra Leone Dışişleri Bakanı ve Afrika’nın Onlar Komitesi (C-10) Koordinatörü Mohamed Rahman Swaray ile bir araya geldi (Dışişleri Bakanlığı).

2005 yılında kurulan Afrika Onlusu Grubu, Afrika Birliği’nin BM reformunda kıtanın ortak tutumunu savunma çabaları kapsamında oluşturuldu. Grubun çalışmalarına, Afrika’nın BM Güvenlik Konseyi’nin yeniden yapılandırılmasına ilişkin taleplerinin temel dayanakları olan Sirte Bildirisi ve Ezulwini Uzlaşısı yön veriyor.


Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyor

Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
TT

Eritre ve Etiyopya birbirlerini “saldırı savaşı” yürütmekle suçluyor

Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)
Etiyopya polisi, “Tigray Halk Kurtuluş Cephesi” isyancılarının dün geri çekilmesinin ardından Mekelle’de devriye geziyor (AFP)

Etiyopya ve Eritre, dün birbirlerini “saldırgan savaş” yürütmekle suçladı. Etiyopya ordusu ile Tigraylı isyancılar arasında artan çatışmaların bölgesel savaşa dönüşme riski taşıdığı bir dönemde karşılıklı suçlamalar geldi.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Etiyopya, BM Güvenlik Konseyi üyelerine gönderdiği mektupta, Eritre’yi “açık bir saldırganlık” sergilemekle suçlayarak “meşru müdafaa hakkını kullanmak zorunda olduğunu” bildirdi. Etiyopya Dışişleri Bakanı Gideon Timothewos, ülkesinin BM nezdindeki Fransız temsilciliğine ilettiği mektupta, Eritre askerlerinin Tigray bölgesinin 30 ila 60 kilometre derinliğine kadar ilerlediğini belirtti. Timothewos, bunu “Etiyopya’nın asli meşru müdafaa hakkını kullanmasını haklı kılan açık bir saldırganlık eylemi” olarak nitelendirdi.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel ise gecikmeden cevap verdi. Gebremeskel X platformundan yaptığı açıklamada, ülkesinin Etiyopya tarafından yürütülen “haksız bir saldırganlık savaşıyla” karşı karşıya olduğunu belirtti. Eritre yönetimi, Etiyopya’nın suçlamalarının büyük bölümünü reddediyor.


İddialar: Etiyopya’da Eritre güçleri İHA’larla hedef alındı

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)
TT

İddialar: Etiyopya’da Eritre güçleri İHA’larla hedef alındı

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)
Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, askerî bölgeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında bir İHA’nın üzerine imza atıyor (Etiyopya Yayın Kurumu)

ABD merkezli çatışma izleme kuruluşu, dün yaptığı açıklamada, insansız hava araçlarıyla (İHA) çarşamba gecesi düzenlenen saldırılarda Etiyopya’nın kuzeyindeki Eritre güçlerinin hedef alındığını bildirdi. Söz konusu saldırıların, Afrika Boynuzu’ndaki iki komşu ülkeyi topyekûn savaşın eşiğine getiren askerî ilerleyişin ardından gerçekleştiği belirtildi.

Silahlı Çatışma Konumları ve Olayları Veri Projesi (ACLED), çarşamba günü ve dün gerçekleştirildiği belirtilen Etiyopya ordusu tarafından düzenlendiği tahmin edilen hava saldırılarında, Eritre askerî araçlarının Tigray bölgesindeki Adigrat kasabası yakınlarında hedef alındığını bildirdi. Saldırıların, Eritre güçlerinin mevzilerinden çekildiği sırada düzenlendiği ifade edildi.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre görgü tanıkları, çarşamba günü Eritre askerlerinin kamyonlarla taşınarak Etiyopya topraklarının yaklaşık 25 kilometre içindeki Adigrat’a girdiğini söyledi.

Bu gelişme, geçen ay Etiyopya ordusu ile isyancı gruplardan oluşan bir ittifak arasında çatışmaların başlamasından bu yana Eritre güçlerinin Etiyopya’nın kuzeyinde bulunduğuna ilişkin ilk doğrulama oldu.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel, konuya ilişkin yorum talebine henüz cevap vermedi. Bakan, çarşamba günü Eritre askerlerinin Etiyopya’ya girdiğine ilişkin haberleri, Etiyopya’nın daha küçük komşusuna karşı saldırgan bir savaş başlatmayı meşrulaştırmak amacıyla hazırladığı planın parçası olarak nitelendirmişti.

Etiyopya hükümeti, ordusu ve başbakanlık ofisinin sözcüleri de konuya ilişkin yorum taleplerine cevap vermedi.