ABD Afgan Kadın Taktik Birimi’ni koruyacak mı?

ABD Ordusu ile birlikte savaşan Afgan kadınların ABD’de ikamet sürelerini uzatmak için Kongre’de çaba gösteriliyor

Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)
Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)
TT

ABD Afgan Kadın Taktik Birimi’ni koruyacak mı?

Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)
Mahnaz Ekberi, Maryland'deki dairesinde (The New York Times)

2021'de ülkesi ve hayatı aniden değişmeden önce Mahnaz Ekberi, Afgan Ulusal Ordusu'nun "Kadın Taktik Birimi"nde kıdemli bir komutandı. Bu, seçkin ABD Özel Harekat Kuvvetlerine, cesur dağ görevleri gerçekleştirirken, DEAŞ savaşçılarını avlarken ve mahkumları Taliban hapishanelerinden kurtarırken eşlik eden tamamı kadınlardan oluşan bir ekip.
37 yaşındaki Ekberi ve askerleri, bu görevleri büyük bir kişisel risk alarak gerçekleştirdi. Bir kadın boynundan vuruldu ve kafatası kırıldı. Bir diğeri Kabil'in düşüşünden kısa bir süre önce öldürüldü. Taliban ülkeyi ele geçirdikten sonra, savaş biriminin birçok üyesi Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etmek zorunda kaldı.
Bugün, Ekberi ve kadın taktik birliğinin diğer üyelerinin başka bir görevi daha var: Kongreyi, birimin Afganistan'daki hizmetinin kendilerine ABD'de kalıcı olarak kalma hakkını kazandığına ikna etmek.
Ekberi, yakın zamanda Maryland, Silver Spring'deki dairesinde yaptığı bir röportajda şunları söyledi: "Görevlerimiz büyük hedefleri avlamaktı: Taliban lideri veya DAEŞ örgütünün lideri gibi."
Ekberi ve taktik muharebe biriminden bir grup başka kadın, perşembe günü, kendilerinin ve diğer Afgan göçmenlerin durumlarını ele almak için durmuş yasayı yeniden canlandırmaya çalışmak üzere Kongre'de milletvekilleriyle bir araya geldi. Kadın askerler şu anda Amerika Birleşik Devletleri'nde önümüzdeki ağustos ayında sona erecek olan iki yıllık bir insani yardım taahhüdü kapsamında ikamet ediyorlar. Bu taahhüdün bitmesi, kadınların çalışma izinlerini sona erdirecek, yeni işverenleri işlerini sonlandırmaya zorlayacak ve onları yasal bir belirsizlik içinde bırakacak.
Perşembe günkü toplantılara çok sayıda liberal ve muhafazakar milletvekili katıldı. Daha katı göçmenlik politikalarını destekleyen Cumhuriyetçi Teksas Senatörü Ted Cruz, Afgan kadınlarla yaptığı görüşmeyle kadınların durumlarına tamamen sempati duyduğunu belirterek görüşmeden sonra şunları söyledi: “Cesur Afgan kadınları, Amerikan askerlerini güvende tutmak için hayatlarını riske attılar ve biz onlara karşı büyük bir sorumluluk taşıyoruz.”
Benzer duygular, eski Başkan Donald Trump'ın yeniden seçilmesini henüz onaylamış olan Florida’dan Cumhuriyetçi Temsilcisi Michael Waltz tarafından da ifade edildi. Birçok kişi, Waltz'ı, Afganistan'da on yıllardır süren savaş sırasında ABD güçlerini destekleyen Afgan mültecilere yardım etmede bir kahraman olarak görüyor. Eski bir Özel Harekat Kuvvetleri gazisi olan Waltz, aynı zamanda ABD Deniz Piyadeleri Kolordusu’nda görev yapan Temsilci Seth Moulton'un (Demokrat, Massachusetts’dan) ev sahipliğinde düzenlenen bir toplantıda kadınlara şunları söyledi: “Hepiniz silah arkadaşısınız, hep birlikte savaştık. Bizim ve her askerin doğasında olan şey, asker arkadaşımızı asla geride bırakmamamız. Bu nedenle geride bıraktıklarımız için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Minnesota’dan Demokrat Senatör Amy Klobuchar, Cumhuriyetçilerin muhalefeti nedeniyle Kongre'den geçemeyen ‘Afganistan Tadil Yasası’nın gözden geçirilmesine öncülük ettiğini söyledi.
Tasarı, Afganistan'daki çatışma sırasında çevirmen, şoför ve arabulucu olarak Amerikalılara yardım etmek için hayatlarını riske atan Afgan vatandaşlar için daimi ikamete giden yasal bir yol yaratmayı amaçlıyordu. Kabil'in düşmesinden sonra yaklaşık 82 bin Afgan ABD'ye tahliye edildi. O zamandan beri çoğu, ülkede uzun süreli kalma izni olmaksızın yasal bir belirsizlik içinde yaşıyor. Ek güvenlik kontrolleri gerektiren bu uygulama, Vietnam Savaşı gibi diğer insani krizlerin ardından çıkarılan yasalara göre modellendi. Küba, Nikaragua ve Irak'taki krizlerden sonra benzer yasalar çıkarılmıştı. Tasarı ayrıca şu dört grup için kalıcı izinlerin önünü açacaktı: Afgan Ulusal Ordusu Özel Harekat Komutanlığı, Afgan Hava Kuvvetleri, Afganistan Özel Görev Kanadı ve Afganistan'daki Kadın Taktik Timleri.
Klobuchar, yasayı geçirmek için yeterli müttefik kazanmayı umarak tasarıyı tamamlamak için çalışıyor. Eski Başkan George W. ile birkaç kez konuştuğunu doğruladı. Bush bu çabalara verdiği destekle ilgili şunları vurguladı: “Senato'da artan sayıda Cumhuriyetçi desteğimiz var. Bu kadınlar, ülkemizin yanında yer alan on binlerce Afgan'ın bir parçası. Uzun süre unutulamazlar. Çabalar başarısız olursa, bazı destekçiler Kongre'nin yalnızca Özel Kuvvetler ekibinden onlarca kadının ABD'de kalmasına yardımcı olacak daha dar bir yasa tasarısını değerlendirebileceğini söylediler.
Klobuchar'ın Başdanışmanı Erin Chapman, kadınlarla yaptığı bir toplantıda, mevzuatın, son Kongre'de Cumhuriyetçi senatörlerin Savunma Bakanlığı tarafından Afganların "ilave incelemesi" için talep ettiği değişiklikleri zaten içerdiğini söyledi.
Afganistan'daki kültürel destek ekibine liderlik eden ve Afgan kadınlarla yakın çalışan ABD Ordusu yüzbaşısı Mary Collarz, çoğu Afganistan'da geride bırakılan muharebe birliğinin aile üyelerinin güvenlik endişelerini sordu. Soruya şu şekilde cevap verildi: "Bu kadınlar ve aileleri yani onların erkek kardeşleri ve babaları hedef alınıyor."
Arizona'dan, Demokrat Temsilci Greg Stanton perşembe günü askerlerle görüşmesine başlarken başka bir taktik deniyordu. Stanton, ABD İç Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas'a bir mektup göndererek, kadın taktik birimi üyelerinin iltica vakalarının ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri aracılığıyla hızla çözülmesini sağlamak için kişisel olarak müdahale etmesini istedi. Stanton, askere alınan yaklaşık 45 kadından şimdiye kadar yalnızca üçüne sığınma hakkı verildiğini söyledi ve cinsiyetleri nedeniyle farklı muamele göreceklerinden endişe duyduklarını dile getirdi. Stanton, Mayorkas’a yazdığı mektupta şunları söyledi: "Endişeliyim. Çünkü bu cesur kadın grubu, bakanlığınızdan karışık muamele görüyor. Pilotlar da dahil olmak üzere birçok erkek Afgan askerine öngörülen 180 günlük süre içinde sığınma hakkı verildi.
Doğrudan ABD hükümetiyle çalışan tercümanlar ve aracılar gibi sözleşmeye taraf olanlar özel göçmen vizelerine hak kazanırken, doğrudan Afgan hükümetinden maaş alan askerlere bu hak verilmedi.
Kadın taktik birimi Afganistan'da özel bir durum ve ortaya çıkış hikayesi on yıldan daha eskilere dayanıyor. ABD ordusu, Afganistan'da yaklaşık 10 yıl süren savaştan sonra, kırsal Afgan köylerinde devriye gezmek için kadın birliklere ihtiyaç duyduğuna karar verdi. Bu birimdeki kadınların çoğu, Taliban yönetimi altında şiddetli zulümle karşı karşıya kalan etnik bir azınlık grubu olan Hazaralar topluluğundan geliyordu. Bugün Afganistan'da "Hazaralar" grubu içinde yaşamak, kadınların ABD güçleriyle iş birliğinden kaynaklanan tehlikeleri ikiye katlıyor. Bu bağlamda Collarz, Özel Kadın Birimi'nin kadın üyelerinin birçok aile üyesinin Taliban tarafından öldürüldüğünü, işkence gördüğünü veya tehdit edildiğini doğruladı.
* Şarku’l Avsat okurları için The New York Times’tan tercüme edilmiştir.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.