Otomotiv pazarındaki durgunluk ve yolsuzluk İran Sanayi Bakanı Emin’i koltuğundan etti

Reisi’nin ‘mafya ve nüfuzun kötüye kullanımıyla’ mücadele edeceğine dair söz vermesine rağmen milletvekillerinin çoğu İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in görevden alınmasından yana oy kullandılar.

Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
TT

Otomotiv pazarındaki durgunluk ve yolsuzluk İran Sanayi Bakanı Emin’i koltuğundan etti

Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)
Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in gensoru oturumunda konuştu. (AP)

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Fatımi Emin’in otomotiv pazarının kötüleşen koşulları karşısında performansını savunamaması ve özellikle daha önce hakkında verilen gensoru önergesinin oylandığı bir oturumu İranlı milletvekillerine onlarca otomobil vererek etkilemeye çalışmakla suçlanması sonucunda bakanı koruma mücadelesinde bir kez daha yenildi.
Fatımi Emin’in gensoru oturumuna katılan Reisi, hükümetinin ekonomi politikasını savunarak milletvekillerinin önünde ‘yolsuzluk, rantçılık, ekonomi mafyası ve (yetkililer arasında) nüfuzun kötüye kullanılmasıyla’ mücadele etme sözü verdi. ‘Otomotiv mafyasıyla’ mücadele edilmesi gerektiğini de vurgulayan Reisi, hükümetinin ‘yolsuzluk dosyalarını hasıraltı etmediğini’ belirttiği konuşmasında şunları söyledi:
“Yolsuzluk, sağlıksız ilişkiler ve yönetimde yetersizlik gördüğümüz her yerde, daha bizden istenmeden kendimiz duruma müdahale edeceğiz. İktidardaki izlenimimiz, meclisteki arkadaşlarımızın kendi seçim bölgeleri ve insanlar için meseleleri gündeme getirdikleri yönündedir. Yetkililerin cevap vermesi gerekir. Karar milletvekillerinin ve milletindir.”
Meclis mensupları, Fatımi Emin’i ‘otomobil fiyatlarındaki keskin artışı ve endüstriyel üretim maliyetlerindeki artışı’ kontrol edememekle suçlayarak iyi bir performans sergileyemediği gerekçesiyle sert bir şekilde eleştirdiler.
Bakan için yapılan gensoru oylamasına 290 milletvekilinden 272'si katıldı. 162 milletvekili bakandan güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullanırken, 102 milletvekili buna karşı çıktı. İki milletvekili çekimser kaldı. Meclis Başkanlığı altı oyun geçersiz olduğunu açıkladı.
Böylece İran Meclisi geçtiğimiz kasımdan sonra ikinci kez bakan hakkında gensoru oylaması yapmış oldu. İlk gensoru oylamasında Fatımi Emin güvenoyunun çekilmesine karşı çıkan 182 milletvekilinin desteğini alırken, 84 milletvekili görevden alınmasını desteklemiş ve altı milletvekili ise çekimser kalmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Fatımi Emin’in görevden alınmasını destekleyen bazı milletvekilleri, bir önceki oylamada bakanın milletvekillerine onlarca otomobil verip oylama sürecini etkileyerek milletvekillerinin oyunu aldığını belirtmişti. Milletvekili Ahmed Ali Rıza Beygi, Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın ofisine bağlı Doleta Bahar internet sitesi aracılığıyla 70 adet dört çeker otomobil alan 70-75 milletvekilinin yer aldığı bir liste yayınlamıştı.
Milletvekili Beygi oylamanın öncesinde, meclisteki milletvekillerinin oylamanın gidişatını değiştirmek üzere yeni otomobiller aldıkları iddiası nedeniyle hakkında yapılan bir şikayet üzerine mahkemeye çağrıldığını duyurmuştu. Milletvekili, otomobilleri alan meslektaşlarının bir taslak listesini yayınlamadan önce, İranlı İşçiler Haber Ajansı (ILNA) ile yaptığı bir röportajda suçlamalarını dile getirmişti. Fatımi Emin’in aleyhindeki gensoru oylamasının öncesinde Meclis Milletvekillerinin Davranışlarını Denetleme Komisyonu Sözcüsü Milletvekili Musa Gazanfer Abadi, komisyonun ‘Beygi’nin açıklamalarının asılsız olduğuna karar verdiğini’ söylemişti. Komisyonun inceleme toplantısında Beygi’nin arabaların alınmasının azil talebinden milletvekillerinin imzasını çekmesi karşılığında olduğunu söylemediğini aktarmıştı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Fatımi Emin, gensoru oylamasından önceki son savunmasında adını aklamakta ısrarcıydı.
“Bırakın 70 arabayı, bir tane araba almış bir kişi gösterin” diyen Fatımi Emin kendisini eleştirenleri hükümet ile meclis arasındaki ilişkileri bozmak ve rejimin haysiyetiyle oynamakla suçlayarak “Yolsuzlukla en çok mücadele eden bu hükümeti böyle bir ithamla suçlamak psikolojik savaş değil de ne?!” ifadelerini kullandı.
Fatımi Emin “Yolsuzlukla lekelenmedim ancak halkın güveni ve meclisin saygınlığı zedelendi” diyerek bazı İranlı yetkililerle yakın bağları olan baskı gruplarına işaret ederek kendisini ‘Amerikan lobisi’ ile ilişkilendiren gazeteleri de eleştirdi.
İran Dini Lideri Ali Hamaney’in son zamanlarda ikincil meselelerle uğraşılmasına ve ülkedeki ikiyüzlülüğe karşı uyarıda bulunmasına ve daha önce yolsuzluğu yedi başlı ejderhaya benzetmesine atıfta bulunan Fatımi Emin “İkincil meselelerin tuzağına düşmemeli, gecikmeleri ve insanların karşı karşıya olduğu yaşamsal sorunları telafi etmeliyiz (...) Hükümet ve meclis sorunları çözmek için birlikte çalışması gerekirken neden ikiyüzlülük yapıyorsunuz? Bunun çabasında olanlar vatan hainidir” demişti.
Dini Lider Ali Hamaney geçen yılın sonunda, yerel olarak üretilen ürünlerin pahalı olup düşük kalitede olmasını eleştirmişti. Bunların arasında otomobiller de vardı.
Fatımi Emin ayrıca ‘İran otomotiv endüstrisinin hasta ve kronik ağrılar çektiğini’ ve ‘yedi başlı yolsuzluk ejderhasıyla’ mücadele ettiğini söylemişti. Ayrıca üstü kapalı bir şekilde, meclis üyelerini ‘otomotiv mafyasıyla’ danışıklı dövüş içerisinde olmakla suçlamıştı. IRNA’nın aktardığına göre ‘bu endüstrinin ameliyatında yolu yarıladıklarını ve iyileşme belirtileri olduğunu’ da sözlerine eklemişti.
Fatımi Emin, İran otomotiv endüstrisinin bugünlerde yaşadığı sorunları, geçtiğimiz eylül ayında başörtüsünü ‘düzgün takmadığı’ gerekçesiyle Ahlak Polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından yaşamını yitiren genç bir kızın ölümüyle protestoların patlak vermesiyle, son zamanlarda otomobil üretimi ve ithalatının durmasına ve İran para biriminin değer kaybetmesine bağlamıştı.
Fatımi Emin arz ve talep arasındaki büyük uçurumun, piyasadaki yüksek otomobil fiyatlarının nedenlerinden biri olduğunu savunarak şunları söylemişti:
“Geçen kasım ayında kur savaşının başlaması, otomobil fiyatlarının artmasına neden oldu. Çünkü geçen aralık ayından bu yana otomobillere olan sahte talepte bir artış gördük (...) Döviz kurlarının yükselmesi Sanayi Bakanlığı'nın elinde değil. Zira ekonomik bir savaş veriyoruz ve otomobil fiyatları değişkenlere bağlı.”
İran Sanayi Bakanlığı'nın faaliyetlerinin İran ekonomisinin yüzde 30'unu oluşturduğunu belirten Fatımi, bakanlığın ülkedeki 90 ekonomik faaliyet alanının 27'sinden sorumlu olduğuna işaret etmişti.
Reuters’a göre Fatımi, 2021'de Reisi’nin seçilmesinden bu yana, ülkenin ekonomik koşullarından duyulan hoşnutsuzluğun arttığı bir ortamda muhafazakar hükümetin görevden alınan ilk üyesi oldu.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu’ndan Milletvekili Sara Fellahi, yapılan bir anketin sonuçlarına göre halkın yüzde 86'sının bakan için gensoru verilmesini onayladığını duyurmuştu. Ancak anketi yürüten tarafı ve ne zaman yapıldığını açıklamamıştı.
Bakan’dan güvenoyunun çekilmesini destekleyenlerden milletvekili Ahmed Resuli Necad bakanlığın piyasada üretilen ve satılan araba sayısına ilişkin verdiği istatistikler hakkında ciddi şüpheleri olduğunu dile getirdi. Milletvekili Nasır Musevi Larkani ise bakanı ‘bakanlığı sabote etmekle’ suçlayarak “Uzmanlara danışmadan bakanlığı yeniden yapılandırdı. Kendisine yakın olanları idari görevlere atayıp uzmanları ikinci plana attı” dedi. IRNA’ya göre, ‘yapı malzemelerinin ortalama fiyatının yüzde 100 arttığını’ vurguladı.
Diğer yandan AFP’ye göre milletvekili Lütfullah Siyahkali, azledilen bakanı sektördeki büyüme hakkında cumhurbaşkanına yanlış rakamlar vermekle suçlayarak “Bir büyüme varsa bunu neden insanların hayatında görmüyoruz?!” dedi ve bakanlığa otomotiv endüstrisini özel sektöre bırakması çağrısında bulundu.
Milletvekili Muhammed Rıza Taceddin ise Emin’in altı ay içinde ikinci kez gensoru oylamasına tabi tutulmasını eleştirerek, bunu meclise karşı ‘yeni bir meydan okuma’ olarak nitelendirdi. Ayrıca ‘devrimci’ meclisin ‘devrimci’ hükümete yaklaşımını da eleştirdi.
Diğer taraftan milletvekili Celil Mir Muhammedi de bakanın gensoru önergesinin geri çekilmesi için meclis üyelerinin 75 adet dört çeker araba almakla suçlanmasını eleştirerek “Kime darbe indiriyorsunuz? Rejimin temel direklerinden biri olan meclise. Hükümet hakkında şüphe uyandırıyorsunuz. Herkesi yolsuzlukla suçluyorsunuz” dedi.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.