Şeyh Abdullah bin Zayed: BAE, BRICS’te aktif olmaya çalışıyor

Zayed, ülkesinin grubun üyelik tabanını genişletme yönündeki yaklaşımını desteklediğini vurguladı.

Şeyh Abdullah bin Zayed, Güney Afrika’daki BRICS toplantısına katıldı. (WAM)
Şeyh Abdullah bin Zayed, Güney Afrika’daki BRICS toplantısına katıldı. (WAM)
TT

Şeyh Abdullah bin Zayed: BAE, BRICS’te aktif olmaya çalışıyor

Şeyh Abdullah bin Zayed, Güney Afrika’daki BRICS toplantısına katıldı. (WAM)
Şeyh Abdullah bin Zayed, Güney Afrika’daki BRICS toplantısına katıldı. (WAM)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan, ülkesinin BRICS grubunun barış, güvenlik ve kalkınmayı teşvik etmek için uluslararası arenada üstlendiği olağanüstü önemi bildiğini ve desteklediğini vurguladı.

Şeyh Abdullah bin Zayed açıklamasında “BAE BRICS, üye devletleri ve kalkınma ve refah ortaklarından dostlarıyla iş birliğini genişletmek ve derinleştirmek için grubun ciddi dostlarından biri olmaktan memnuniyet duyuyor” ifadelerini kullandı. Geçtiğimiz yılların BRICS grubunun oynadığı rolde artan bir büyümeye tanık olduğuna dikkat çeken Bakan, BRICS ekonomik bloğunun 2001’den bu yana küresel ekonomik büyümenin yüzde 30’unu oluşturduğunu ve bugün BRICS ekonomilerinin küresel ekonomik çıktının yüzde 25’ini oluşturduğunu kaydetti. Bakan “BRICS grubunun en seçkin özelliklerinden biri, uluslararası ekonomik kurumlarla ortaklığı güçlendirmeye yönelik açık yaklaşımı ve dünya genelinde gelişmekte olan ekonomileri temsil etmek için daha geniş bir platform sağlamasıdır” dedi.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Şeyh Abdullah sözlerini şöyle sürdürdü:

“Günümüz dünyasının tek taraflı yaklaşım, düşünce ve ideolojiden uzak çoğulculuk arayan bir bölümünde, BRICS grubu kurumsal sistemini geliştirmeye ve gelişmekte olan ekonomileri destekleyen küresel etkisini güçlendirmeye devam etmelidir. Bu doğrultuda, BAE’de bizler BRICS grubunun üyelik tabanını genişletme yaklaşımını destekliyoruz ve grubun aktif ve yapıcı bir parçası olma isteğimizi açıkça ifade ediyoruz.”

Bakan, BAE’nin BRICS grubunun ve üye devletlerinin ortağı olarak bir dizi önemli katkısı olduğuna dikkat çekti. Bu bağlamda BAE’nin sorumlu ve güvenilir bir enerji kaynağı olmasının ve gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerin sorunlarını temsil eden en önemli seslerden biri olma rolünün yanı sıra, çok taraflı düzeydeki ortak eylemde öncü adımlarını sürdürdüğüne işaret etti. BAE’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da katılan BRICS tarafından oluşturulan Yeni Kalkınma Bankası’na ilk ülke olmasının bunun bir göstergesi olduğunu kaydetti. Aynı zamanda devletin altyapı, gıda güvenliği, temiz enerji, ulaşım ve sanayi alanlarındaki kapsamlı yatırımlarının da bir başka gösterge olduğunu vurguladı.

Bakan açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“BAE, en öne çıkan küresel sıkıntılarla mücadele etmek, iklim ile ilgili çalışmaları teşvik etmek için dengeli ve sürdürülebilir bir yaklaşımı desteklemek ve enerji sektöründe istenen dönüşümü sağlamak için sizlerle birlikte çalışmaya devam ediyor (...) Yapıcı iş birliğine ve ortak hedeflere ulaşmaya dayalı bir geleceği dört gözle bekliyoruz. BAE, şu eksenlere odaklanarak BRICS grubuna desteğini bildiriyor: Birincisi, katılımcılık ve açıklık temellerine dayalı finansal ve ekonomik kalkınmayı desteklemek. İkincisi, diğer ülkelerin iç işlerine karışmama taahhüdünün yanı sıra çatışmalara ve krizlere her zaman barışçıl çözümler bulmaya çalışmak. Üçüncüsü, küresel yönetişim sisteminde adaleti ve temsiliyeti her zaman teşvik etmeye çalışmak.”

Abdullahiyan ile görüşme

Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan, ülkesinin bölge ülkeleri ile olumlu iletişim ve verimli iş birliği köprüleri kurmanın ve iyi komşuluk kavramlarını barış ve istikrarın tesis edilmesinin yanı sıra halkları için kalkınma ve refahın sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde güçlendirmenin önemine inandığını vurguladı.

Şeyh Abdullah bin Zayed’in açıklamaları, Güney Afrika’nın Cape Town kentinde düzenlenen ‘BRICS Dostları’ toplantısının oturum aralarında İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile yaptığı görüşme sırasında geldi. Görüşmede, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ilerletmenin ve iş birliğini ortak çıkarları tesis edip bölgenin güvenlik, refah ve istikrarını artıracak şekilde geliştirmenin yolları ele alındı. BAE Dışişleri Bakanı ve İranlı mevkidaşı, bölgedeki gelişmelere ek olarak ortak endişe konuları ve bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulundu.

Fotoğraf Altı: Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile bir araya geldi. (WAM)
Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan ile bir araya geldi. (WAM)

Diğer yandan toplantının oturum aralarında Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de bir araya gelerek iki ülke arasındaki dostluk ve stratejik ortaklık ilişkilerini ve bunları her alanda derinleştirmenin yollarını görüştü. İki taraf ayrıca toplantı gündemine ilişkin çok sayıda mevzuyu gözden geçirerek bölgesel ve uluslararası sahadaki gelişmeleri ele aldı ve görüş alışverişinde bulundu.

Görüşmede Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan, BAE-Rusya ilişkilerinin sağlam bir uzlaşı, karşılıklı saygı ve verimli ve yapıcı iş birliği temellerine dayandığını ve ilişkilerin özellikle 2018 yılında iki ülke arasında stratejik ortaklık imzalarının atılmasından sonra hızlı bir büyümeye tanık olduğunu vurguladı. Her iki ülkenin de bu ilişkileri geliştirmeye ve tüm alanlarda ortak iş birliği perspektiflerini her iki halkın yararına olacak ve karşılıklı çıkarlara ulaşılmasını sağlayacak şekilde ilerletmeye istekli olduğuna işaret etti.

Bakan, BAE’nin BRICS ülkeleriyle iş birliğini güçlendirme, tüm toplumlarda kalkınmayı sağlamayı amaçlayan çok taraflı eylemi destekleme, uluslararası barış ve güvenliği koruma ve gelecek nesiller için müreffeh bir gelecek inşa etme arzusunu dile getirdi.

Fotoğraf Altı: Şeyh Abdullah bin Zayed, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüştü. (WAM)
Şeyh Abdullah bin Zayed, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüştü. (WAM)

Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan, toplantının oturum aralarında Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar ile de bir araya geldi. Görüşmede iki ülke arasındaki stratejik ilişkiler, iş birliği ve kapsamlı ekonomik ortaklık ve bu ortaklığın başlatılmasından yaklaşık bir yıl sonra elde eden kazanımlar ve bunların iki ülke için sürdürülebilir ekonomik refah sağlamadaki rolü ele alındı. İki taraf ayrıca BRICS Dostları toplantısının gündemiyle ilgili bir dizi ortak öneme sahip meseleyi ve BRICS grubu ile BAE arasındaki iş birliğini geliştirmenin yollarını tartıştı.

Görüşmelerde bölgesel ve uluslararası gelişmeler de gündeme geldi, görüş alışverişinde bulunuldu. BAE Dışişleri Bakanı, ülkesinin ve Hindistan’ın, çeşitli alanlarda ortak çalışma ve verimli ikili iş birliği açısından çok sayıda başarılı döneme tanık olan köklü tarihi ve stratejik ilişkilere sahip olduğunu vurguladı. 2017’de iki ülke arasında kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının ve 2022’de kapsamlı ekonomik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının, BAE-Hindistan iş birliği ilişkilerinin seyrinde güçlü bir ivme ve niteliksel bir değişim oluşturduğuna dikkat çekti. İlişkilerin birçok alanda istikrarlı bir büyümeye tanık olduğunu vurgulayan Bakan, örneğin iki ülke arasındaki petrol dışı ticaret hacminin geçen yıl yaklaşık 189 milyar dirheme (51,4 milyar dolar) yükseldiğini kaydetti.

BAE Dışişleri Bakanı toplantı kapsamında ayrıca Güney Afrika Dışişleri Bakanı Naledi Pandor ve Brezilya Dışişleri Bakanı Mauro Vieira ile de bir araya geldi.



Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
TT

Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)

Suudi Arabistan, bugün ateşkes anlaşmasını ve Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye devleti içindeki tüm sivil ve askeri kurumlara entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı ve bu anlaşmaya ulaşılmasında ABD'nin çabalarını övdü.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, bu anlaşmanın güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine, devlet kurumlarının inşasına ve hukukun üstünlüğünün uygulanmasına katkıda bulunarak, Suriye halkının kalkınma ve refah özlemlerini karşılayacağı umudunu dile getirdi.

Açıklamada, Suudi Arabistan'ın Suriye hükümetinin sivil barışı teşvik etme ve Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarına tam destek verdiği yinelendi.


El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Güney Yemen liderleri, aşiret şeyhleri ve yerel kanaat önderlerinin katılımıyla Güney İstişare Toplantısı başladı.

Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiriyi Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Ebu Zura el-Mahrami okudu. Bildiride, toplantının ‘Güney’i kapsayan bir iradeyi temsil ettiği ve farklı kesimler ile vilayetlerden gelen liderler aracılığıyla adil, güvenli ve garantili bir çözüm arayışına yönelik olduğu’ vurgulandı. Bildiride ayrıca, ‘her türlü tırmandırıcı girişimden ve Güney’in davasına ve geleceğine hizmet etmeyen yan çatışmalar yaratma çabalarından uzak durulduğu’ ifade edildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın, konuyla ilgili liderlerle doğrudan yapılan görüşmeler ışığında, Güney halkının haklı taleplerini tamamen desteklediği ve halkın siyasi geleceğini belirleme hakkını güvence altına alan kapsamlı bir siyasi çözümün önünü açtığı ifade edildi. Bildiride, bu çözümün önceden belirlenmiş siyasi şartlar veya sınırlamalar dayatmadan, Güney halkının onur, güvenlik, istikrar ve geleceğini teminat altına alacağı kaydedildi. Ayrıca, Güney’in tam egemenliğe sahip bir devlet olarak yeniden kurulmasının da bu haklar kapsamında olduğu belirtildi.

El-Mahrami, Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun tarihi bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iç anlaşmazlıklar veya gereksiz çatışmalar yaratılarak heba edilemeyeceğini vurguladı. Böyle bir tutumun, öncelikle Güney’in davasına karşıt güçlerin işine yarayacağı uyarısında bulundu.

Bildiride ayrıca, hiçbir kişi veya Güneyli tarafın dışlanmayacağı ve bu sürecin geniş katılıma ve sorumlu temsil mekanizmalarına dayandığı açık bir şekilde dile getirildi.

El-Mahrami, Riyad’a ulaştıkları günden itibaren Güney davasına yönelik samimi bir karşılama ve açık destek gördüklerini vurguladı. El-Mahrami, “Buradaki varlığımız, halkımızın ve güçlerimizin ihtiyaçlarını doğrudan iletmemize olanak sağladı. Öncelikli konular arasında dört aydır ödenmeyen maaşlar vardı ve Suudi Arabistan’dan bu konuda olumlu ve sorumlu bir geri dönüş aldık. Bu adım, halkımızın çektiği sıkıntıları hafifletme konusundaki içten çabalarını gösteriyor. Ayrıca, vatandaşların günlük yaşamını etkileyen ekonomik ve sosyal meseleler de Suudi kardeşlerimiz tarafından cömertçe desteklendi” dedi.

El-Mahrami, Suudi yetkililerden, Güney’in güvenliğini sağlayan ve cephelerde görev yapan Güney güçlerinin desteğinin sürdürüleceğine dair doğrudan ve somut teyitler aldıklarını belirtti. Bu kapsamda söz konusu güçlerin haklarının eksiksiz ödeneceği, destekleneceği ve kapasitelerinin güçlendirileceğini ifade eden el-Mahrami, bunun Güney’in istikrarını pekiştireceğini, ulusal kazanımlarını koruyacağını ve Güney cephesini zayıflatmaya veya Güneylilerin rolünü sorgulamaya yönelik girişimlerin önünü keseceğini vurguladı.

Toplantı bildirisine göre, ekonomi ve kalkınmanın desteklenmesi, Güney Yemen ile Suudi Arabistan arasında gelecekteki iş birliğinin temel direklerinden biri olacak. Bugün atılan adımların, güvenlik, istikrar ve kalkınmaya dayalı stratejik bir geleceğin somut başlangıcını temsil ettiği kaydedildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın Güney’i tüm tehditlerden korumada öncü olduğu ve her zaman güçlü bir destek ve güvence sağladığı vurgulandı. Suudi Arabistan’ın Güney’in güvenliği ve istikrarının korunmasında temel bir ortak olduğu, haklı davasını desteklediği ve bu konudaki tutumunun güvenilir ve sürekli olduğu kaydedildi. Bildiride, Güney’in bugün karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin Husi milisleri ve bölgeyi hedef alan yayılmacı projeleri ile DEAŞ ve El Kaide gibi diğer terör örgütleri olduğu ifade edildi. Bildirinin devamında şu ifade yer aldı: “Bu nedenle Suudi Arabistan’ın rolünü sorgulama girişimlerini, güneydeki askeri ve güvenlik güçlerini hedef alan kampanyaları ve özellikle de güneyi ve güvenliğini koruma sisteminin bir parçası olan Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri, Kara Kuvvetleri, Şebve Savunma Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’ni hedef alan kampanyaları kategorik olarak reddediyoruz.”

Bildiride, Suudi Arabistan ile karşılıklı güvenin değerli olduğu vurgulanarak, Güneyli liderlerin halklarının davasını bu hassas dönemde devralma sorumluluğunu bildiği ve bu davayı devlet aklıyla yönetmeye devam edeceği ifade edildi. Liderler, bu sürecin spekülasyon veya ani tepkilerle yürütülmeyeceğini belirtti.

Ayrıca bildiride, Güney halkına, meşru beklentilerini bilinçli ve sorumlu bir şekilde ifade etmeleri çağrısı yapıldı. Bu çerçevede, Suudi Arabistan himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun güvenli ve garantili bir yol olduğu vurgulandı. Bildiride, “Güney devletinin yeniden kurulması hedefi bu siyasi yol üzerinden önceliğimiz ve amacımızdır. Suudi Arabistan’ın himayesi ve desteği, hakların korunmasını, kazanımların sürdürülmesini ve ulusal hedeflerin mümkün olan en düşük maliyetle gerçekleştirilmesini sağlayacaktır” denildi.

Bildiride ayrıca uluslararası toplumdan, Güneylilerin diyalog yoluyla belirlediği seçenekleri desteklemesi, meşru beklentilerine saygı göstermesi ve Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülen bu ciddi süreci desteklemesi istendi. Bu sürecin, Güney ve bölgedeki barış ve istikrar için en gerçekçi çerçeveyi oluşturduğu, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar gereklilikleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.


Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)

Suudi Arabistan’ın Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’ta düzenlenen yıllık toplantılarına katılımı, ülkenin uluslararası alandaki görünürlüğü açısından önemli bir durak oluşturdu. Krallık, ekonomi, kalkınma, teknoloji ve çevresel meselelerdeki rolünü güçlendirmeyi sürdürürken, art arda gerçekleştirdiği katılımlarla küresel eğilimlerin şekillendirilmesinde etkili bir aktör olarak konumunu pekiştirdi. Bu süreçte, sınır aşan etki yaratacak girişimlere öncülük etme ve güçlü ortaklıklar kurma kapasitesi öne çıktı.

Bu platformlarda Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrar ve küresel piyasaların dengelenmesindeki rolü de belirgin biçimde yer aldı. Özellikle enerji sektöründe, üretici ve tüketici çıkarları arasında dengeyi gözeten yaklaşımıyla dikkat çeken Suudi Arabistan, karbon döngüsel ekonomi anlayışını benimseyerek temiz enerjiye ve sürdürülebilir madenciliğe yönelik küresel dönüşüme katkı sundu.

Suudi Arabistan, 48. dönem toplantılarına ‘Bölünmüş bir dünyada ortak bir gelecek inşa etmek’ vizyonuyla katılırken, üst düzey heyetinin sergilediği güçlü temsil, ülkenin uluslararası arenadaki artan ağırlığını yansıttı.

Teknolojik dönüşüm

Suudi Arabistan’ın WEF’teki etkin varlığı yıllar içinde kesintisiz biçimde devam etti. 2019 yılında, Saudi Aramco’ya bağlı Uthmaniyah Gaz İşleme Tesisi’nin Endüstriyel Fenerler küresel listesine dahil edilmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Bu adımla söz konusu tesis, petrol ve gaz sektöründe bu prestijli sınıflandırmaya giren ilk tesis olma özelliğini kazandı. Bu gelişme, Krallık’ta yaşanan sanayi dönüşümünün ulaştığı düzeyi yansıtırken, Suudi Arabistan aynı dönemde WEF ile Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’nin kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Daha sonra ulusal bir platforma dönüşen bu merkez, geleceğe dönük politikaların şekillendirilmesi ve ileri teknoloji alanlarında Suudi insan kaynağının yetiştirilmesine odaklanarak, Krallık’ın yenilikçilik ve teknolojik dönüşüm çağında hazırlık düzeyini güçlendirdi.

2020 yılında ise SABIC, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında plastik geri dönüşümüne yönelik TRUCIRCLE™ girişimini hayata geçirerek Krallık’ın forumdaki görünürlüğünü pekiştirdi. Aynı yıl Saudi Aramco, Hurays tesisinin de Endüstriyel Fenerler listesine alındığını duyurdu ve böylece bu küresel sınıflandırmaya giren ikinci Suudi tesisi kayda geçti.

Suudi Arabistan, 2022 yılında WEF platformlarında ‘Tarih bir dönüm noktasında’ başlığı altında küresel meydan okumalarla mücadeleye yönelik vizyonunu ortaya koydu. İklim, ekonomi, enerji ve gıda güvenliği gibi alanlarda ileri çözümler sunan Krallık, Vizyon 2030 programları sayesinde sağlanan ekonomik çeşitlenme, toplumsal güçlenme ve devletin krizlere karşı dayanıklılığını da vurguladı. Bu çerçevede, Kovid-19 salgınıyla mücadele ve toparlanma sürecinde elde edilen kazanımlar da öne çıkarıldı.

Bu etkin varlık, 2023 yılında Suudi Arabistan heyetinin ‘Kentsel kalkınma kaynaklarında dayanıklı bağlantıya doğru’ başlıklı oturumda sergilediği uluslararası iş birliği modeliyle daha da güçlendi. Oturumda şehirlerin geleceği ve sürdürülebilirliği ele alınırken, Suudi Arabistan’ın daha esnek ve yenilikçi kentsel modellerin geliştirilmesindeki öncü rolü ile uluslararası entegrasyonu güçlendiren teknolojik ve ekonomik çözümlere verdiği destek vurgulandı.

Gençleri güçlendirmek

Suudi Arabistan, 2024 yılı WEF’e katılımında da etkili varlığını sürdürdü. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah başkanlığındaki heyet, ‘Güvenin yeniden inşası’ ekseninde Krallık’ın vizyonunu ortaya koyarak, küresel dönüşümlerin özüne temas eden bir yaklaşım sundu. Bu çerçevede ekonomik istikrarın güçlendirilmesinden insan ve teknolojiye yönelik yeni yatırım alanlarının açılmasına kadar uzanan başlıklar ele alındı.

Forumun farklı platformlarında ise El-Ula, Misk Vakfı, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA), yenilikçiliği, gençlerin güçlendirilmesini ve akıllı şehirlerin şekillendirilmesini yansıtan girişimlerle yer aldı. Bu katılım, Suudi Arabistan’ı geleceğin araçlarını kararlılık ve ilhamla yeniden inşa eden bir ülke olarak öne çıkardı.

Suudi Arabistan’ın 2024’teki forum kapsamındaki varlığı, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın himayesinde Riyad’da düzenlenen WEF Özel Toplantısı’na ev sahipliği yapmasıyla daha da pekişti. Toplantıda, dünyanın farklı ülkelerinden binin üzerinde üst düzey lider, kalkınma sorunlarını ve daha istikrarlı bir geleceğe yönelik pratik çözümleri ele almak üzere bir araya geldi.

Toplantı kapsamında düzenlenen oturumlar ve imzalanan nitelikli anlaşmalar; uzay, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık ve insani çalışmalar gibi alanlara odaklandı. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın etkin bir uluslararası ortak konumunu teyit ederken, tüm ülkeler için kalkınma yollarının yeniden çizilmesine ve bölünmeleri aşmayı hedefleyen yeni bir uluslararası iş birliği modelinin benimsenmesine zemin hazırladı.

WEF’in 2025 yılı yıllık toplantısında ise Suudi Arabistan, uluslararası konumunu daha da güçlendirerek, forumla ortaklık içinde 2026 yılının ilk yarısında üst düzey ve periyodik bir küresel toplantıya ev sahipliği yapacağını duyurdu. Bu adım, Krallık’ın liderlik rolüne duyulan küresel güvenin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Siber güvenlik

Forum çalışmaları kapsamında, nitelikli bir dizi girişim de hayata geçirildi. Bunların başında, ekonominin siber güvenlikle ilişkisine odaklanan küresel bir platform olarak Riyad’da Siber Ekonomi Merkezi’nin kurulması yer aldı. Ayrıca Cübeyl Sanayi Kenti, ‘Sürdürülebilir sanayi kümelerine geçiş’ girişimine katılarak bu çerçevede Ortadoğu’da yer alan ilk şehir oldu. Geleceğin Pazarlarının Hızlandırıcısı girişimi ise Suudi Arabistan’ın yenilikçiliği destekleme ve yükselen pazarların büyümesini teşvik etme yönündeki çabalarını öne çıkardı.

Saudi House (Suudi Evi) girişimi de Krallık’ın uluslararası arenadaki artan rolünü ve somut etkisini yansıttı. Girişimciler, değişim öncüleri ve yenilikçileri bir araya getiren bir platform olarak öne çıkan girişim, dünyanın geleceğini şekillendiren temel alanlara ilişkin stratejik vizyonların paylaşılmasına imkân sundu. Ziyaretçiler, Vizyon 2030’un ortaya çıkardığı kalkınma ve yatırım fırsatlarını yakından tanıma imkânı bulurken, girişim kapsamında ele alınan başlıklar aracılığıyla zengin bir bilgi ve ilham kaynağına erişti.

WEF’in yıllık toplantısındaki bu artan varlığıyla Suudi Arabistan, uluslararası çözümlerin şekillendirilmesinde ve küresel ortaklıkların güçlendirilmesinde oynadığı merkezi rolü bir kez daha teyit etti. Krallık’ın art arda gerçekleştirdiği katılımlar, Vizyon 2030’un uluslararası iş birliği yolunu daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirme kapasitesini de açık biçimde ortaya koyuyor.

Niteliksel yatırımlar

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen WEF’in yıllık toplantısına katılımının, Krallık’ın uluslararası etkili platformlardaki varlığını güçlendirdiğini vurguladı. El-Hureyf, bu katılımın aynı zamanda Suudi Arabistan’ın küresel ekonomik meseleleri tartışan etkin bir ortak olarak rolünü sürdürmesine ve uluslararası ekonomi trendlerini öngörme çabalarına katkı sağladığını belirtti; bu çabaların istikrar, büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediğini kaydetti.

7ı8o9
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) oturumlarından birine katılımı sırasında (SPA)

El-Hureyf, özellikle sanayi ve madencilik sektörlerindeki hızlı ekonomik dönüşümlerin, Krallık’ı nitelikli yatırımlar için cazip bir merkez ve küresel tedarik zincirlerinde güvenilir bir ortak konumuna getirdiğini ifade etti. Bu başarının, rekabetçi bir yatırım ortamı, istikrarlı bir yasal ve düzenleyici çerçeve, gelişmiş altyapı ve farklı sektörlerde kapsamlı bir yetenek geliştirme sistemi üzerine inşa edildiğini belirtti.

El-Hureyf ayrıca, Davos’ta Suudi heyetiyle gerçekleştirdiği temaslar sırasında, küresel şirketlerin liderleri, yatırımcılar ve karar vericilerle bir araya gelerek iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi, Krallık’ın sanayi ve madencilik alanlarında sunduğu imkân ve teşvikleri tanıtmayı ve nitelikli ortaklıklar kurarak yerli üretimi güçlendirme ve petrol dışı ihracatı artırma hedeflerini desteklemeyi planladığını açıkladı.