Bir Suudi önerisi olarak Washington'ın önüne sürülen 'Aramco Nükleer'

Bir Suudi önerisi olarak Washington'ın önüne sürülen "Aramco Nükleer"

Bir Suudi önerisi olarak Washington'ın önüne sürülen 'Aramco Nükleer'
TT

Bir Suudi önerisi olarak Washington'ın önüne sürülen 'Aramco Nükleer'

Bir Suudi önerisi olarak Washington'ın önüne sürülen 'Aramco Nükleer'

İsa Nehari

Suudi Arabistan ile ABD arasındaki kadim ilişkilere ve ABD'nin dünyadaki ilk nükleer üreticisi olarak işgal ettiği konuma rağmen, iki ülke arasındaki nükleer iş birliği, Arap (Basra) Körfezi'ndeki benzersiz güvenlik ve askerî iş birliğine kıyasla hep mütevazı kalmıştır. 

Dört yıl önce Suudi Arabistan ile ABD arasındaki nükleer enerji görüşmeleri, eski ABD Enerji Bakanı Rick Perry ile Suudi Kralı Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman arasındaki görüşmelerin ardından doruğa ulaştı.

O dönemde Reuters haberleri, Riyad'ın iki nükleer enerji istasyonu inşa etmeye başlayıp bunu sonraki on yıllarda yaklaşık 80 milyar dolar değerindeki 16 reaktör inşasına kadar vardırma planlarını doğruladı.

Mart 2019'da Perry, ABD şirketlerinin Suudi Arabistan'a nükleer enerji teknolojisi satmalarına izin veren yedi gizli lisansa onay verdiğini açıkladı. 

Ancak bu çabaların akıbeti, Suudi Arabistan'ın 2008'de "Barış İçin Atom" programı çerçevesinde sivil bir nükleer programı inşa etmek için Washington'la imzaladığı anlaşma bildirisi kadar belirgin olmadı ve bu dosyada kayda değer bir ilerleme kaydedilmedi. 

Aramco Nükleer

Bununla birlikte nükleer enerji alanında ABD ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği, son zamanlarda yeniden ön plana çıktı.

Amerikalı internet sitesi Semaphore, Suudi Arabistan'ın Washington'a "Aramco Nükleer" adı altında sivil bir nükleer program inşa etmek için iki ülke arasında ortak bir proje yürütmeyi teklif ettiğini belirtti.

Buna göre Riyad, atom enerjisi üretme ve ihraç etme konusundaki ekonomik arzularına erişmeyi ve aynı zamanda ABD ile uluslararası toplumun nükleer silahların yayılmasına ilişkin endişelerini ele almayı hedefliyor. 

Habere göre "Biden yönetimi, savunma ve ekonomi düzeyinde iş birliğini güçlendirmenin yanı sıra Suudi Arabistan ile İsrail arasında bir barış anlaşmasına varmak için son aylarda Riyad'la görüşmeler gerçekleştirdi."

Suudi Arabistan, Washington'dan ülkede barışçıl nükleer enerji sanayisinin geliştirilmesi, güvenliğe riayetin artırılması ve yeni silah anlaşmalarının geçirilmesi konusunda kendisini desteklemesini istedi. 

Yine habere göre Riyad, Amerikan özel sektörle ortaklaşa kurulan Aramco şirketini, iki ülke arasındaki nükleer iş birliğinin gelişebileceği ve on yıllar önce iki ülkeye petrol zenginliklerinden faydalanma imkânı vermesinde olduğu gibi bu iş birliğinin de ekonomik getirilerinden iki ülkenin faydalanabileceği bir model olarak sundu. 

Suudi taraf, Suudi Arabistan Krallığı'nın kendi topraklarındaki uranyumu zenginleştirebilmesi şartıyla Amerikan şirketlerine ve kuruluşlarına Suudi Arabistan'daki nükleer enerji projelerinin geliştirilmesi ve denetlemesinde bir rol verecek olan Arap-Amerikan Nükleer Enerji Şirketi kurma ihtimalinden bahsetti. 

Riyad, Semaphore sitesinde yer alan haberi resmî olarak teyit etmedi. 

Suudi Arabistan'ın hedefleri

Suudi Arabistan dünyanın en büyük ikinci petrol rezervine sahip ülke olmakla birlikte uzun bir süredir nükleer enerjiye ilgi gösteriyor ve ülkenin elektrik ve tuzdan arındırılmış su üretmek ve tükenen hidrokarbon kaynaklarına bağımlılığı azaltmak için artan enerji ihtiyaçlarını karşılamada nükleer enerjinin gerekli olduğunu düşünüyor. 

Son 10 yıl boyunca Suudi Arabistan, aralarında Arjantin, Çin, Fransa, Macaristan, Kazakistan, Rusya, Güney Kore ve ABD'nin bulunduğu ülkelerle çeşitli düzeylerde ve türlerde ikili sivil nükleer anlaşmalar gerçekleştirdi. 

Suudi Arabistan, nükleer programını geliştirmek, hassas atomik ekipman ve malzemelerin taşınmasına izin vermek ve Amerikan şirketlerine hızlı büyüyen Suudi pazarına girme fırsatı tanımak için Washington'la bir sözleşme imzalamaya çalıştı.

Gelgelelim Amerikan tarafının, imzalayan ülkelerin kendi toprakları içindeki reaktörleri için nükleer yakıt üretmesini yasaklayan 123 Barışçıl İş Birliği Anlaşması'nın imzalanması konusundaki ısrarı nedeniyle müzakereler sekteye uğradı.

Washington, askerî amaçlara dönüştürülmesini engellemek amacıyla 123 Anlaşması'nı imzalayan ülkelerin yakıtı yabancı kaynaklardan ithal etmesini istiyor.  

Suudi Arabistan ise nükleer programının ve dünya rezervinin yüzde 7'sini oluşturan devasa uranyum rezervleri tarafından yönlendirilen ekonomik hedeflerinin barışçıl olduğunun altını çiziyor ve nükleer yakıt pazarında bir lider rolü oynamak, hatta ABD'ye ihracatçı olmak istiyor. 

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, bu yılın başlarında "Suudi Arabistan Krallığı'nın, uluslararası yükümlülüklere ve şeffaflık kriterlerine uygun olarak ve isteyen ortaklarla ortak projeler de dahil olmak üzere ulusal uranyum kaynaklarından istifade etmeye kararlı olduğunu" açıkladı.  

Washington'ın rakipleri

Suudi Arabistan'ın nükleer enerjiye yönelmesi, Amerika tarafından tereddütle karşılanırken Wall Street Journal gazetesi, Krallığın nükleer programını Çin'in yardımıyla geliştirdiğini ve ülkenin kuzeybatısındaki el-Ula şehrinde uranyum çıkarmak için bir tesis inşaatı başlattığını belirtti.  

Gazete, 2020 tarihli bir haberinde yeni tesisin kimlikleri belirlenemeyen iki Çinli kuruluşun yardımıyla kurulduğunu, tesise ilişkin ve faaliyete başlayıp başlamadığına dair bundan başka bilginin olmadığını bildirdi. Nükleer silahların yayılmasını önleme uzmanları ise "konumun, Suudi Arabistan'ın taraf sayıldığı uluslararası anlaşmalara aykırı olmadığını" söyledi. 

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, coğrafi konuma ilişkin bilgileri kesin bir şekilde reddetti ve yaptığı bir açıklamada detay vermeden, "Krallık, belirli bölgelerde uranyum keşfetmek için Çinlilerle anlaştı. Suudi nükleer programı, nükleer enerji ve onun barışçıl kullanımıyla ilgili tüm uluslararası çerçevelere ve yasalara tamamen uygundur" dedi. 

Geçen yıl Riyad ile Washington arasındaki ilişkilerin gerildiği bir zamanda başta Veliaht Prens Muhammed bin Selman olmak üzere Suudi yetkililer, muhtemelen Washington ile Pekin arasındaki stratejik rekabete işaret ederek, Washington'ın Suudi Arabistan'daki yatırım fırsatlarını kaçırmasının doğuda ABD'nin karşı koymaya çalıştığı taraflar için yalnızca bir mutluluk kaynağı olacağını ima etti. 

Suudi Arabistan-ABD ilişkilerindeki bir durgunluğun ardından sular normale dönmüş görünürken ABD'li yetkililer, iki ülke arasındaki iletişimi güçlendiren ziyaretler için Riyad'a ve Cidde'ye akın ediyor. 

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken cuma günü, önümüzdeki hafta Suudi Arabistan'ı ziyaret edeceğini, orada Körfez İşbirliği Konseyi'nin bakanlar düzeyindeki toplantısına katılacağını ve uluslararası koalisyonun IŞİD'i yenilgiye uğratma hedefine matuf olarak bakanlar düzeyinde gerçekleştireceği toplantısına mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan ile birlikte başkanlık edeceğini açıkladı.  

Blinken bu ziyareti, Pekin'in 7 yıl süren bir husumetin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesiyle sonuçlanan Suudi Arabistan-İran görüşmelerine ev sahipliği yapmasından aylar sonra gündeme geldi.

Eski ABD'li yetkililer, Çin'in rolünü Ortadoğu'da daha büyük bir rol oynamaya yönelik artan arzusunun bir işareti olarak görüyor. 

Semaphore internet sitesine göre Çin'in ve aynı şekilde Rusya'nın rekabeti, Riyad ile Washington arasındaki nükleer iş birliğini daha da karmaşık hale getiriyor.

Zira Riyad, ABD taleplerine karşılık vermediği takdirde Pekin veya Moskova'nın yardımına başvurabileceğini düşünüyor. 

Ayrıca, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü konuyu, "Biz diplomatik görüşmeleri tartışmıyoruz ve bizzat bu konuyla ilgili haberlerin çoğunun yanlış ve abartılı olduğunu görüyoruz" ifadeleriyle yorumladı. 

Biden yönetiminin tutumu

Semaphore'un haberinde Biden yönetiminin Suudi Arabistan'ın önerisini ciddiye alıp almayacağının belirli olmadığına, ancak bir hatırlatma olarak ABD'nin Ortadoğu'da nükleer silahlanma yarışını önlemeye çalıştığı bir zamanda zor bir seçimle karşı karşıya kaldığına işaret edildi. 

Haber, 2015 yılında eski ABD Başkanı Barack Obama'nın İran'la imzaladığı nükleer anlaşmaya dikkat çekerek bu anlaşmanın Tahran'ı, Birleşmiş Milletler'in desteğiyle kapsamlı bir dahili uranyum zenginleştirme altyapısıyla bırakacağı vurgulandıktan sonra üst düzey ABD'li yetkililerin İran'ın nükleer programını etkisiz hale getirmek için güç kullanımını ihtimal dışı görmemekle birlikte bu anlaşmayı canlandırmaya kararlı oldukları belirtildi. 

Amerikalı internet sitesi Suudi Veliaht Prens'in, ülkesini azılı rakibinden daha az yetenekli bırakan herhangi bir seçeneği kabul etmesinin muhtemel olmadığına dikkat çekerek 2018 yılındaki şu açıklamasını hatırlattı:

Suudi Arabistan, nükleer bir bombaya sahip olmak istemiyor. Ancak İran'ın nükleer bir bomba geliştirmesi halinde aynısını yapacaktır.

Nükleer reaktör teknolojisi, ABD'nin tekelinde değil. Nitekim ABD Demokrasileri Savunma Vakfı'nın geçen nisan ayında yayınladığı bir araştırmaya göre Çin ve Rusya gibi ülkeler, ABD'nin 123 Anlaşması ile yaptığı gibi nükleer silahların yayılmasını önleme yükümlülükleri dayatmaksızın, çeşitli sivil nükleer ürünler ve hizmetler sağlayabilir.

Bununla birlikte Rusya, Çin veya başka herhangi bir taraf, Suudi Arabistan'a zenginleştirme ve yeniden işleme teknolojisi sağlarsa ABD bu gelişmelere Nükleer Madde Tedarikçileri Grubu (NSG) aracılığıyla karşı koyabilir.

NSG, ihracatı kontrol etmek için tasarlanmış ve bağlayıcı olmayan bir sistemdir ve üyelere nükleer silahlanmayı önleme standartlarına uymayı şart koşar.

Bu standartlara, bu tür teknoloji transferleri için getirilen ek protokol de dahil. Bilindiği üzere bu protokol, Atom Enerjisi Kurumu'na bilgi edinme ve ülkelerdeki ilgili bölgelere girme için geniş haklar tanıyor ve Ajans'ın ülkelerin nükleer programları, planları, nükleer malzeme stokları ve nükleer ticaretleri hakkında daha yeterli bir şekilde bilgi edinmesine imkân sağlıyor.  

 

Independent Arabia



Suudi Arabistan, Yemen'de 1,9 milyar riyal değerinde kalkınma projeleri başlattı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ile yaptığı görüşmeden
Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ile yaptığı görüşmeden
TT

Suudi Arabistan, Yemen'de 1,9 milyar riyal değerinde kalkınma projeleri başlattı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ile yaptığı görüşmeden
Suudi Arabistan Savunma Bakanı'nın Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ile yaptığı görüşmeden

Suudi Arabistan dün, Yemen’in çeşitli vilayetlerinde toplam 28 proje ve girişimden oluşan bir kalkınma paketi başlattı. Projelerin toplam değeri 1,9 milyar Suudi riyali olup, tüm temel ve hayati sektörleri kapsıyor. Bu girişimlerin amacı, Yemen halkı için istikrar ve kalkınmayı desteklemek olarak açıklandı.

Projeler, Suudi Arabistan’ın Yemen halkına verdiği desteğin bir uzantısı olarak hayata geçirildi. Uygulama, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın talimatları doğrultusunda yürütülürken, Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman tarafından da yakından takip edildi.

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Kalkınması ve İmarı Programı çerçevesinde sağlanan desteğin, ülkenin güvenlik ve istikrarı güçlendirme konusundaki kararlılığını yansıttığını ve Yemen halkı için daha iyi bir gelecek inşa etmeye katkı sağladığını belirtti.

Prens Halid bin Selman dün, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, Konsey üyeleri, Başbakan ve Aden Valisi ile görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkileri değerlendirildi.

Toplantıda, Yemen krizinin kapsamlı bir siyasi çözüm çerçevesinde sona erdirilmesine yönelik çabalar ve gelişmeler ele alındı. Ayrıca Güney Yemen meselesi için Riyad Konferansı aracılığıyla adil bir çözümün oluşturulmasının önemi vurgulandı.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Dr. Reşad el-Alimi, Prens Halid bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmeyi ‘verimli’ olarak nitelendirdi. El-Alimi, görüşmede ulusal durumdaki gelişmeler ile Suudi Arabistan’dan gelen desteğin ele alındığını ve bu desteğin Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden inşa etme, güvenlik, istikrar ve barış taleplerini karşılayan stratejik bir ortaklık çerçevesinde sunulduğunu ifade etti.

xcsdfrgt
Suudi Arabistan Savunma Bakanı ile Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ve Konsey üyeleri arasındaki görüşmeden

El-Alimi, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “Farklı vilayetlerde açıklanan kalkınma projeleri, iyileşme ve yeniden inşa süreci için temel bir dayanak teşkil ediyor. Bu projeler, hizmetlerin iyileştirilmesi ve yaşam fırsatlarının artırılması için daha geniş programların öncüsü niteliğinde olup, Suudi Arabistan’ın Yemen devletini her düzeyde destekleme kararlılığını yansıtıyor” dedi.

El-Alimi, Suudi Arabistan’a, özellikle Kral Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a, Yemen halkı ve siyasi liderliği yanında sergiledikleri ‘içten ve samimi tutumları’ nedeniyle şükran ve takdirlerini iletti.

Suudi Arabistan’ın Yemen Büyükelçisi ve programdan sorumlu yetkili Muhammed el-Cabir, Suudi Arabistan’ın ekonomik desteğinin liderlik talimatlarıyla yönlendirildiğini vurguladı. El-Cabir, yeni projelerin günlük hizmetlerin ve altyapının iyileştirilmesiyle doğrudan bağlantılı sektörlere odaklandığını, bunun Yemen’in istikrarını güçlendireceğini, iyileşme ve kalkınma sürecini tüm vilayetlerde destekleyeceğini ve Yemen halkı için somut ve kalıcı etkiler yaratacağını belirtti.

Sağlık, enerji, eğitim ve ulaştırma başta olmak üzere temel ve hayati sektörleri kapsayan destek, Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınmasını güçlendirmeyi; Aden, Hadramut, el-Mehra, Sokotra, Marib, Şebve, Abyan, Dali, Lahic ve Taiz vilayetlerinde temel hizmetlerin kalitesini artırmayı amaçlıyor. Program, Yemen hükümeti ve yerel otoritelerle koordineli olarak yürütülüyor. Ayrıca 27 yeni kalkınma projesi ve girişimi, 2026-2027 yıllarında tamamlanacak ve 2018’de programın kurulmasından bu yana hayata geçirilen 240 proje ve girişime eklenmiş olacak.

Aden vilayeti, Suudi Arabistan destekli kalkınma programı kapsamında çeşitli nitelikli projeler ve girişimlerden yararlanacak. Bu kapsamda, Veliaht Prens Muhammed bin Selman Hastanesi’nin önümüzdeki üç yıl boyunca faaliyet göstermeye devam etmesi sağlanacak; böylece sağlık sektörü ve tıbbi hizmetlerin kapasitesi artırılacak. Ayrıca program, Yemen’de türünün ilk örneği olacak bir su arıtma tesisi kuracak; bu tesisle tatlı su kıtlığı azaltılacak, su kaynaklarının tükenmesi önlenecek ve su güvenliği güçlendirilecek.

Program, Aden Havalimanı’nın rehabilitasyonu projesinin ikinci ve üçüncü aşamalarını da başlatıyor. Projede pist yeniden inşa edilecek, navigasyon ve iletişim sistemleri sağlanacak. Böylece hava taşımacılığı hizmetleri iyileştirilecek, ekonomik ve sosyal bağlar güçlendirilecek, yolculara sunulan hizmetlerin kalitesi artırılacak ve uluslararası hava taşımacılığı şirketlerinin sefer düzenlemesi kolaylaşacak.

Hükümet binası ve Cumhurbaşkanlığı kompleksi projeleri, Yemen’de kalkınma sürecine katkı sağlamayı ve devlet kurumlarının işlevlerini güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca deniz yolu inşaat ve genişletme projeleriyle vilayette ulaşım altyapısının kalitesi artırılacak.

Hadramut’ta el-Abr-Seyun yolu rehabilite edilecek ve kapasiteleri yükseltilecek. Bölgede Hadramut Üniversitesi’ne bağlı yeni bir üniversite hastanesi inşa edilecek, böylece sağlık hizmetlerine erişim ve tıbbi ihtiyaçlar karşılanacak. Hadramut ve Seyun üniversitelerinde iki yeni bilgisayar ve bilişim fakültesi kurulacak; ayrıca Tarım Veteriner Teknik Enstitüsü’nün geliştirilmesi projesi hayata geçirilecek.

El-Mehra vilayetinde, Kral Selman Tıp ve Eğitim Şehri üç yıl süreyle hizmet verecek. Tesisin tüm inşaat işleri tamamlandıktan sonra faaliyete geçmesiyle Yemen’de sağlık sektörünün kapasitesi artırılacak ve sağlık hizmetlerinin kalitesi yükseltilecek. Ayrıca tesise bağlı olarak Sağlık Bilimleri Fakültesi kurulacak.

Sokotra’da program projeleri arasında, Sokotra Hastanesi’nin işletmeye alınması, Teknik Enstitü ve Eğitim Fakültesi’nin kurulması bulunuyor. Bunlar, eğitim çıktılarını artırmayı ve tıbbi hizmetlerin sürekliliğini desteklemeyi amaçlıyor. Ayrıca bölgede birkaç okul inşası gerçekleştirilecek.

Abyan vilayetinde ise program kapsamında bir hastane kurulacak ve donatılacak; böylece sağlık hizmetlerine erişim artırılacak. Bölgede ayrıca model okul projeleri hayata geçirilecek.

Şebve vilayetinde program kapsamında Şebve Hastanesi işletmeye alınacak, eğitim alanında model okullar kurulacak ve tarım sektörünü desteklemek için Tarımsal Değer Zinciri Güçlendirme programı hayata geçirilecek. Taiz vilayetinde ise program, 30 megavat kapasiteli bir elektrik üretim tesisi inşa ederek elektrik kapasitesini artıracak. Ayrıca el-Muha Hastanesi’nin işletmeye alınmasıyla sağlık hizmetlerinin devamlılığı sağlanacak.

Marib’de program, el-Abr Yolu’nun genişletme ve rehabilitasyon projesinin son aşamasını başlatacak. Daha önce tamamlanan 90 kilometrelik ilk iki aşamanın ardından, yol güvenliği, ticari ve ekonomik hareketlilik desteklenecek. Ayrıca kız öğrenciler için tüm donanımlarıyla bir eğitim kompleksi kurulacak.

Dali’de kırsal hastane ve model okullar inşa edilecek; öğretmenlerin kapasitesini artırmaya yönelik eğitim programları da yürütülecek. Lahic vilayetinde ise program kapsamında Anne ve Çocuk Merkezi kurulacak. Program, Hadramut, Aden, Lahic, Abyan, Dali, Şebve ve Sokotra’da yılda 10 okul olmak üzere toplam 30 okulun inşası ve donatılmasını da kapsıyor; bu sayede eğitime erişim artırılacak ve eğitim kalitesi güçlendirilecek.

Suudi Arabistan tarafından sağlanan yeni bir hibe kapsamında, Yemen’in tüm vilayetlerindeki elektrik santrallerinin işletilmesi için petrol ürünleri temin edilecek. Bu destek, hastaneler, sağlık merkezleri, yollar, okullar, havaalanları ve limanlar gibi altyapılarda elektrik güvenilirliğini artıracak, sanayi faaliyetlerini destekleyecek ve ticari hareketliliği güçlendirecek.


Suudi Arabistan, Yemen'de çeşitli kalkınma projeleri başlattı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı ile Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyeleri arasındaki toplantıdan bir kare
Suudi Arabistan Savunma Bakanı ile Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyeleri arasındaki toplantıdan bir kare
TT

Suudi Arabistan, Yemen'de çeşitli kalkınma projeleri başlattı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı ile Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyeleri arasındaki toplantıdan bir kare
Suudi Arabistan Savunma Bakanı ile Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyeleri arasındaki toplantıdan bir kare

Suudi Arabistan dün, Yemen’in çeşitli vilayetlerinde, tüm temel ve hayati sektörleri kapsayan, 1,9 milyar Suudi Arabistan riyali değerinde 28 proje ve girişimden oluşan bir dizi kalkınma projesini başlattı.

Suudi Arabistan’ın Yemen halkına verdiği desteğin bir uzantısı olan bu projeler, Kral Selman bin Abdulaziz ve Başbakan Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz'in rehberliğinde ve Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman'ın takibi ve yoğun ilgisiyle başlatıldı.

Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman dün yaptığı açıklamada, “Yemen'in Kalkınması ve Yeniden Yapılanması için Suudi Arabistan Programı” aracılığıyla sağlanan bu desteğin, ülkesinin güvenliği ve istikrarı teşvik etme ve Yemen ve halkı için daha iyi bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunma konusundaki kararlılığını yansıttığını vurguladı.

Prens Halid bin Selman dün Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, konsey üyeleri, Başbakan Ahmed Avad bin Mübarek ve Devlet Bakanı ve Aden Valisi Abdurrahman Şeyh el-Yafei ile bir araya geldi. Görüşmede iki ülke arasındaki kardeşçe ilişkiler ele alındı.

Toplantıda, Yemen'de güvenlik ve istikrarın sağlanması için kapsamlı bir siyasi çözüm çerçevesinde Yemen krizini sona erdirmeye yönelik gelişmelere ve çabalara değinildi. Ayrıca, adil çözümler için kapsamlı bir vizyon bulmak amacıyla Riyad Konferansı aracılığıyla güney meselesinin geleceği için çabaların sürdürülmesinin önemi vurgulandı.


Suudi Arabistan, Yemen'in güneyindeki durumu normalleştirmek ve güçleri birleştirmek için yoğun çaba sarf ediyor

Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)
Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)
TT

Suudi Arabistan, Yemen'in güneyindeki durumu normalleştirmek ve güçleri birleştirmek için yoğun çaba sarf ediyor

Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)
Şebva vilayetinde Suudi askeri heyetinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. (SABA)

Suudi Arabistan, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon aracılığıyla güney vilayetlerinde askeri ve siyasi faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Bu adımların, durumun normalleştirilmesi, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi ve askeri oluşumların Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında düzenlenmesi hedefleri doğrultusunda atıldığı belirtildi. Söz konusu çabalar, tansiyonun düşürülmesi ve ulusal meseleler etrafında diyalog kanallarının açılmasına yönelik diplomatik girişimlerle eş zamanlı yürütülüyor.

Bu çerçevede, geçici başkent Aden’deki Yemen Savunma Bakanlığı binasında askeri istişare toplantısı düzenlendi. Toplantıya, Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Ahmed el-Basr başkanlık etti. Görüşmede, askerî birliklerin statüsü ve faaliyetlerine ilişkin karar ve talimatlarının uygulanması ele alındı.

Resmi medyaya göre toplantıya, ortak harekât birimleri temsilcileri, askeri oluşumların komutanları ile Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yetkilileri katıldı. Toplantıda, kuvvetlerin tek bir komuta yapısı ve ortak bir harekât merkezi altında faaliyet gösterecek birleşik ve düzenli bir ulusal ordu çatısı altında örgütlenmesine yönelik adımlar gözden geçirildi. Bu sürecin, geçici başkent Aden ile diğer kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

sdfrgty
Yemenli askeri liderlerin Aden'deki Savunma Bakanlığı binasında yaptığı toplantıdan (SABA)

Tümgeneral Ahmed el-Basr, siyasi ve askeri liderliğin bu dosyaya büyük önem verdiğini belirterek, söz konusu adımı birleşik bir ulusal askeri kurumun inşası yolunda kilit bir aşama olarak nitelendirdi. El-Basr, kurumsal çalışma anlayışına ve askeri disipline bağlı kalınması, Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı’nın şemsiyesi altında faaliyet yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

El-Basr ayrıca, meşru hükümeti destekleyen ortak kuvvetlerin askeri heyetiyle tam eşgüdümün önemine dikkat çekti. Ortak Kuvvetler Komutanı’nın danışmanı Tümgeneral Fellah eş-Şehrani başkanlığındaki heyetle koordinasyonun, verilen talimatların uygulanmasını ve güvenlik hedeflerine ulaşılmasını sağlayacağını ifade etti.

Tümgeneral Fellah eş-Şehrani de tüm güçlerin ve silahlı unsurların Aden kentinden çıkarılmasının önemini vurgulayarak, geçici başkentin sivil niteliğinin korunması gerektiğini söyledi. Eş-Şehrani, Aden Havalimanı’nın vatandaşlara hizmet veren sivil bir tesis olarak kalmasının zorunlu olduğunu da kaydetti.

xcdfgrt
Suudi Arabistan'dan bir askeri heyet, güvenlik durumunu normalleştirmek ve güçleri birleştirmek amacıyla Aden'de bulunuyor. (X)

Eş-Şehrani, Aden’de aralarında feshedilen Güney Geçiş Konseyi’ne (GGK) bağlı oluşumların da bulunduğu askeri birliklerin komutanlarıyla yaptığı görüşmede, koalisyon heyetinin Aden’de bulunmasının vatandaşlar ve yerel yönetimler için bir güven mesajı taşıdığını söyledi. Eş-Şehrani, bu durumun Suudi Arabistan’ın güvenlik ve istikrarı, yeni bir kalkınma aşamasına geçişin ve vatandaşların ihtiyaçlarına yanıt verebilmenin temel şartı olarak gördüğünü ve bu yöndeki kararlılığını yansıttığını ifade etti.

Şebva, el-Mehra ve Sokotra

Yemen’in resmî medyasına göre, Şebve Valisi Avad Muhammed bin el-Vezir, meşru hükümeti destekleyen koalisyon komutanlığından Tuğgeneral Abdulilah el-Uteybi başkanlığındaki askeri bir heyetle bir araya gelerek, vilayette güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik ortak koordinasyon başlıklarını ele aldı.

Vali el-Vezir, ortak kuvvetler komutanlığının Şebve’ye gösterdiği ilgiyi ve güvenliğin tesis edilmesi ile istikrarın pekiştirilmesine yönelik süregelen desteğini takdir etti. El-Vezir, yerel yönetim, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı arasında kurumsal çalışmanın güçlendirilmesi ve görevlerin tamamlayıcı şekilde yürütülmesinin önemine vurgu yaptı.

Tuğgeneral Abdulilah el-Uteybi ise askeri komitenin görevinin, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile meşru hükümeti destekleyen koalisyon liderliğinin talimatları doğrultusunda, vilayet yönetimine askeri ve güvenlik birimlerinin yeniden düzenlenmesi ve yapılandırılmasında destek vermek olduğunu belirtti. El-Uteybi, bu sayede söz konusu birimlerin Şebve’de güvenlik ve istikrarın korunması ile toplumsal barışın muhafazasında rollerini etkin biçimde sürdürebileceğini ifade etti.

Öte yandan el-Mehra vilayetinde Vatan Kalkanı Güçleri Komutanı Tuğgeneral Abdullah el-Cedhi, Şahn ilçesi ile Umman Sultanlığı sınır kapısındaki güvenlik durumunu yerinde inceledi. El-Cedhi, güvenlik birimleri ile ilgili kurumlar arasındaki hazırlık seviyesi, disiplin ve koordinasyonu değerlendirdi.

El-Cedhi, stratejik ve hayati öneme sahip Şahn Sınır Kapısı’nın önemine dikkat çekerek, Vatan Kalkanı Güçleri’nin kapının güvenliğini sağlama, geçişlerin düzenli şekilde sürdürülmesi ve vatandaşlar ile yolcular için işlemlerin kolaylaştırılması konusunda tam hazırlık içinde olduğunu vurguladı.

zASDF
Sokotra'da Suudi görev gücüyle iş birliği içinde durumun normalleştirilmesi için resmi çalışmalar sürüyor. (SABA)

Resmi kaynaklara göre Sokotra vilayetinde, Vali Rafet es-Sekali başkanlığında geniş katılımlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya yerel yönetim yetkilileri ile yerleşim merkezlerinin aşiret liderleri katıldı; vilayetteki genel durum ile güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine yönelik yollar ele alındı.

Vali es-Sekali, safların birleştirilmesi ve toplumsal bilincin artırılmasının önemine vurgu yaparak, Başkanlık Konseyi ve Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu’nun denetiminde faaliyet gösteren ulusal bir güç olarak Vatan Kalkanı Güçleri’ni memnuniyetle karşıladı.

Resmi medyaya göre toplantıda, vilayetin aşiret liderlerinden oluşacak özel bir komite kurulması kararlaştırıldı. Komitenin, yerel yönetim ve 808’inci Görev Gücü Komutanı ile sürekli iletişim halinde olarak çabaların eşgüdümünü sağlaması ve ortaya çıkabilecek sorunlara hızla çözüm üretmesi hedefleniyor.

Siyasi ve diplomatik faaliyetler

Siyasi ve diplomatik temaslar kapsamında, Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Abdurrahman el-Muhrimi, Fransa'nın Yemen Büyükelçisi Catherine Corm-Kammoun ile bir araya geldi.

Şarku’l Avsat’ın Yemen medyasından aktardığına göre el-Muhrimi, Fransa’nın Yemen’de ekonomik ve kalkınma reformlarına verdiği desteği takdir ederek, silahlı grupların oluşturduğu tehditlere karşı su yolları ve uluslararası deniz ticaret hatlarının korunmasında uluslararası toplumla ortaklığın güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

El-Muhrimi ayrıca, son gelişmelerin kontrol altına alınması ve tansiyonun düşürülmesine yönelik çabalara öncülük eden Suudi Arabistan’ın rolünü övdü; Riyad’ın kurtarılmış vilayetlerde güvenlik ve istikrarın temellerini sağlamlaştırma konusundaki kararlılığına dikkat çekti.

El-Muhrimi, güney meselesine adil ve kapsayıcı bir diyalog yoluyla bulunacak çözümün, devlet kurumlarının yeniden inşasına ve Husilerin darbesinin sona erdirilmesine yönelik çabaların temel dayanaklarından biri olduğunu ifade etti. El-Muhrimi, yeniden imar programlarının desteklenmesi ve hizmetlerin iyileştirilmesi için uluslararası bağışçılarla iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini de vurguladı.

XSDEFR
Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih, Avrupa Birliği (AB) büyükelçisiyle bir araya geldi. (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih de Avrupa Birliği’nin (AB) Yemen Büyükelçisi Patrick Simonnet’i kabul etti. Resmi medyaya göre görüşmede, Yemen ile AB ülkeleri arasındaki ortaklığın ufukları, Başkanlık Konseyi ve hükümetin kurtarılmış vilayetlerde güvenliği tesis etmeye yönelik çabaları ile Kızıldeniz’de terörizm ve korsanlıkla bağlantılı riskler ele alındı.

Resmî kaynaklara göre Salih, AB’nin Yemen’e ve ülkenin toprak bütünlüğüne verdiği desteği takdir ederek, son yıllarda insani operasyonlara sağladığı katkılardan övgüyle söz etti. Salih, AB Büyükelçisi’ni kurtarılmış vilayetlerdeki son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, istikrarın iyileşmesinin devletin sahadaki varlığının güçlendirilmesini ve temel hizmetlerin etkinliğinin artırılmasını gerektirdiğini vurguladı. Salih ayrıca, özellikle Riyad’da yapılması planlanan güney-güney diyaloğuna verdiği destek bağlamında Suudi Arabistan’ın üstlendiği rolü övdü.