ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Hala Gharit Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ve tüm Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilere bağlıyız

Gharit, DEAŞ’ın ideolojisini yenmenin küresel bir sorun olduğunu vurguladı

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Hala Gharit Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ve tüm Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilere bağlıyız
TT

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Hala Gharit Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ve tüm Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilere bağlıyız

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Hala Gharit Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ve tüm Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilere bağlıyız

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Hala Gharit, ABD’nin Suudi Arabistan ile ilişkilerini köklü ve derin ilişkiler olarak nitelendirirken, Suudi Arabistan'a Sudan gibi birçok dosyada üstlendiği rol ve DEAŞ’a karşı zafer kazanmak için Uluslararası Koalisyonda üstlendiği güçlü rol için teşekkür etti.

Gharit, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın Suudi Arabistan’a resmi bir ziyarette bulunmasından bir gün sonra Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, ABD'nin Ortadoğu’dan çekilmesi fikrinin yanlış olduğunu söyledi. Bakanlık Bölge Sözcüsü, ABD’nin Suudi Arabistan ve tüm Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilere bağlı olduğunun altını çizdi.

ABD’li yetkili, Bakan Blinken’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesinin, Yemen’deki ve Sudan’daki krizler ve DEAŞ’ın yenilmesi gibi çeşitli dosyalarda iki ülke arasındaki ilişkiler, iş birliği ve koordinasyonun önemini gösterdiğini söyledi.

Yemen dosyasında Yemen-Yemen siyasi çözümünün sağlanmasının önemini vurgulayan Gharit, Husilerden ‘Yemen halkını düşünmelerini ve ülkede istikrarı sağlamak için şiddetten vazgeçmelerini’ istedi.

Sudan dosyasında Suudi Arabistan ile koordinasyonun büyük önem taşıdığına işaret eden Bakanlık Bölge Sözcüsü, ilgili tüm tarafların halen Cidde'de bulunduğunu ve müzakerelerin yeniden başlaması için umutların olduğunu kaydetti. Gharit, ABD'nin Suudi Arabistan ve diğer taraflarla koordineli olarak uyguladığı yaptırımların, ateşkese uymayan çatışan tarafları baskı altına almayı amaçladığını da sözlerine ekledi.

Hala Gharit, DEAŞ ile Mücadele Uluslararası Koalisyonunun (DMUK) perşembe günü Riyad'da 30'dan fazla bakan ve 80'den fazla temsilcinin katılımıyla gerçekleştirilecek toplantısında Suriye ve Irak dosyalarının başlıca gündem maddeleri olacaklarını ve orada terörle mücadele için kaynak yaratmaya, istikrarın yanı sıra Afrika ve Orta Asya'ya ve bu bölgelerde DEAŞ’ın nasıl püskürtüleceğine odaklanılacağını açıkladı.

ABD’nin Suriye ile normalleşmeye karşı tutumunu yineleyen Gharit, buna karşın ABD'nin bölgedeki ortaklarının Suriye rejimi ile doğrudan ilişkiler kurma niyetini anladığını, çünkü amacın kendi ifadesiyle ‘rejim üzerinde baskı kurmak olduğunu’ vurguladı.

ABD ve Suudi Arabistan arasındaki köklü ve derin ilişkiler

ABD Dışişleri Bakanı Blinken'ın Suudi Arabistan ziyaretinin iki ülke arasındaki ilişkilerin önemini yansıttığını belirten Gharit, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile dün yaptığı görüşmede ikili, bölgesel ve uluslararası birçok dosyaya değinildiğini belirtti.

Bakanlık Bölge Sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Toplantı çok önemliydi. Bakan (Blinken), Riyad'da Suudi kadın öncülerle de görüşecek. DMUK ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) toplantılarına katılıyor. Bu yüzden ABD için oldukça önemli bir ziyaret olacak.”

ABD’nin Suudi Arabistan ile askeri ilişkilerini ‘çok güçlü’ olarak nitelendiren Gharit, Suudilerin istediği her konuda ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) çok güçlü ilişkilere sahip olduğuna, silahların yanı sıra teknolojik ve lojistik alanda fikir alışverişi yaptıklarına ve silahlar konusunda ABD için herhangi bir sorunun olmadığına dikkati çekti.

Zorluklar ve fırsatlar

Gharit, ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri güçlendirme fırsatlarıyla ilgili olarak ise şunları söyledi:

“Bu fırsatlar sadece güvenlik, askeri ilişkiler ve terörle mücadeleyi değil, ekonomi, ticaret, kültür ve eğitimi alanlarını da kapsıyor. Şu an ABD’de 20 binden fazla Suudi öğrenci bulunuyor. Bu, ABD’nin ve Suudi Arabistan’ın geleceği için büyük önem arz ediyor. Halkların birbiriyle etkileşimi çok önemli. Aralarındaki ilişkinin ne kadar köklü ve derin olduğunu da gösteriyor. Bu ilişki, 80 yılı aşkın bir süredir devam ediyor ve bunu daha da güçlendireceğiz.”

Öte yandan zorluklardan birinin, Bakan Blinken'ın diğer dosyaların yanı sıra Suudi ortaklarla tartıştığı insan hakları dosyası olduğuna işaret eden Hala Gharit, “Ama aynı zamanda Sudan gibi birçok dosyada Suudi Arabistan’a teşekkür ediyoruz. Suudi Arabistan heyetiyle Cidde'de çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Yemen krizine siyasi çözüm

ABD'nin Yemen krizinde kendi ifadesiyle ‘Yemen halkının maruz kaldığı şiddetten uzakta’ Yemen-Yemen siyasi çözümünü destekleyen bir tutuma sahip olduğunu ifade eden Hala Gharit, ABD’nin Yemen Özel Tamsilcisi Tim Lenderking’in bölgede Suudi Arabistan, Umman ve birçok komşu ülke ile el ele çalıştığını belirtti.

ABD’li yetkili, sözlerine şöyle devam etti: “En nihayetinde bu krize Yemenliler tarafından bir çözüm bulunmalı. Siyasi ve diplomatik bir çözümü destekliyoruz. Şiddet çözüm olmadığı için Yemen halkının uzun süredir yaşadığı şiddet ve çatışma yeter. Tüm tarafları müzakere masasına dönmeye ve bu krize siyasi çözüm bulmaya çağırıyoruz.”

Bakanlık Bölge Sözcüsü, Husileri ‘Yemen halkını düşünmeye ve ülkede istikrarı sağlamak için şiddetten vazgeçmeye’ çağırdı.

Sudan’daki krizin çözünü için müzakerelerin yeniden başlaması umutları

Sudan dosyasında Suudi Arabistan ile koordinasyonun çok önemli olduğunu teyit eden Gharit, ilgili tüm tarafların halen Cidde'de olduğunu belirterek, “Müzakerelerin yeniden başlamasına dair umutlarımız var. ABD, Suudi Arabistan ve diğer taraflarla koordinasyon içinde her iki tarafa da yaptırım uygulama kararı aldı. Çünkü ne yazık ki ateşkese uymadılar ve baskı altına alınmaları gerekiyor. ABD için en önemli şey ateşkes. Sudanlı yetkililerle bu hedefe ulaşmak için Suudi Arabistan’la güçlü bir koordinasyon içinde çalışmaya devam ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Ortadoğu’da ABD’nin kalıcı bir varlığı

ABD’nin Çin'in rolünün daha fazla artması pahasına bölgeden çekilmesi hakkında konuşmayı önemsiz bulan Gharit, ABD’nin bu konuda herhangi bir endişesinin bulunmadığını belirterek, “Bu konuda hiçbir korkumuz yok. Çin ile güçlü ilişkilerimiz var ve bazen rekabet oluyor. Tüm ülkelerin egemenliğine saygı duyuyoruz. Suudi Arabistan ile aramızdaki ilişkilere güveniyoruz” şeklinde konuştu.

ABD’li yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktada çok net olayım, ABD'nin bölgeden çekilmesi söz konusu değil, aksine ABD'nin Suudi Arabistan dahil bölgedeki tüm ülkelerle çok güçlü ilişkilere sahip. Bakan Blinken'in ziyareti bunu gösteriyor. ABD'nin bölgeden çekileceği düşüncesi doğru değil. Suudi Arabistan ve tüm Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilere bağlıyız.”

Terörizm ve radikalizm ile mücadele

Gharit, DEAŞ ile mücadelede Suudi Arabistan’ın rolüyle ilgili olarak ise şunlar söyledi:

“DEAŞ’ı yenilgiye uğratan bir koalisyonun parçası olduğu için Suudi Arabistan'a teşekkür ediyoruz. Bakan (Blinken) Suudi Arabistan’ı ziyaret ediyor. Bu koalisyon, sadece ABD ile Suudi Arabistan arasındaki çok önemli bir koordinasyon olmakla kalmıyor, bu koalisyonda 80'den fazla ülke yer alıyor. 30'dan fazla ülkein bakanlarının da katılacağı toplantıda terörle mücadele ve DEAŞ’ın geri dönüşü olmaksızın yenilgisi için en önemli şey koordinasyondur. Bu yüzden ABD Dışişleri Bakanı, Hazine Bakanı ve diğer bakanların yer aldığı büyük bir heyet oluşturuldu. Çünkü bu bizim için çok önemli ve bu alanda bizimle koordinasyon içinde olduğu için Suudi Arabistan'a teşekkür ediyoruz.”

ABD Dışişleri Bakanlığı Bölge Sözcüsü Gharit, Riyad'da yapılacak DMUK toplantısında Suriye ve Irak dosyalarının yanı sıra bu iki ülkede terörle mücadele için para toplanması, kurtarılan bölgelerde istikrarın sağlanması ve örgüt üyelerinin ve ailelerinin ülkelerine dönüşü konularının ele alınacağını söyledi.

Toplantıda ayrıca Afrika’ya ve Orta Asya'ya da odaklanılacağını aktaran Gharit, “DEAŞ’ı savaş sahasında yendiğimizi biliyoruz, ama ne yazık ki DEAŞ’ın ideolojisi sadece bölgede değil, tüm dünyada halen büyük bir sorun olmaya devam ediyor. Afrika odaklı bir çalışma grubu var ve toplantıda Orta Asya'ya da odaklanılacağını biliyoruz” dedi.

Suriye ile normalleşme ve ortaklık ilişkileri

ABD'nin ‘kendi halkına karşı kimyasal silah kullanan’ Suriye rejimiyle her türlü normalleşmeye karşı olduğunu teyit eden Gharit, “Ancak bölgedeki ortaklarımızın bu rejimle doğrudan ilişki kurma niyetini de anlıyoruz. Çünkü sonuçta hedefimiz aynı; rejime baskı yapmak. Fakat bizim (Beşşar) Esed rejimine güvenimiz yok. Normalleşmenin çözüm olmadığını biliyoruz, aynı zamanda Suriye ile ilişkilerin yeniden tesis edilmesi konusunda müttefiklerimizle koordinasyon içinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

Son olarak Lübnan'da cumhurbaşkanlığı makamının halen boş kalmasına değinen Gharit, ABD'nin Lübnan halkının yanında olduğunu ve onların geleceğine kendilerinin karar vereceğini belirterek, “ABD için Lübnan halkının yeni bir cumhurbaşkanı seçme şansına sahip olmasını istiyoruz” diye konuştu.



Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
TT

Koalisyon: Husilerin Riyad’a fırlattığı balistik füze imha edildi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 
Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki (Şarku’l Avsat) 

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetlerinin, Husiler tarafından bugün sabaha karşı başkent Riyad’a fırlatılan bir balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Husilerin gerilimi artırmasının ve başkent Riyad’daki sivilleri ve sivil yerleşimleri hedef alma girişimlerini sürdürmesinin, 8 milyondan fazla vatandaş ve yabancının yaşadığı kentte bu milislerin tutumundaki ısrarı ortaya koyduğunu belirtti. Maliki, söz konusu girişimlerin sivilleri ve sivil unsurları kasıtlı ve sistematik biçimde hedef alan “terörist ve saldırgan bir davranış” olduğunu ifade etti.

Tümgeneral Maliki ayrıca Husilerin Biş, Taif, Fursan ve Yanbu kentlerindeki sivilleri ve sivil unsurları hedef almaya çalıştığını, ancak hava savunma sistemlerinin bu saldırı girişimlerini engellediğini söyledi.

Maliki, yayımlanan açıklamada, koalisyon yönetiminin Husilerin “terörist faaliyetlerini” caydırmak amacıyla, uluslararası insancıl hukuk ve teamül hukuku kurallarıyla uyumlu olmak kaydıyla, uygun gördüğü tedbirleri alma konusunda asli hakkına sahip olduğunu vurguladı.


Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
TT

Avrupa, Kızıldeniz’in güneyinde alarm seviyesini yükseltiyor

41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)
41 ülke, perşembe günü Cidde’de düzenlenen “Savunma Deniz Koalisyonu”nun dördüncü planlama toplantısına katıldı (SPA)

Avrupa Birliği, Kızıldeniz’de gemilere refakat eden “Aspides” deniz misyonunun alarm seviyesini yükseltti. Kararın, İran destekli Husilerin stratejik su yoluna yönelik tehditleri nedeniyle alındığı bildirildi. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre söz konusu adım Kızıldeniz’deki güvenlik risklerinin artması sonrasında atıldı.

Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile Yemen’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşımı serbestisinin yeniden sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları görüştüğünü açıkladı.

Kallas, X platformundaki paylaşımında, “Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları kabul edilemez ve küresel ekonomiye zarar veriyor” ifadelerini kullandı. Kallas ayrıca Avrupa’nın, “Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’de deniz taşımacılığının güvenliğini korumaya yardımcı olduğunu” belirtti.

Öte yandan Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babul Mendeb’in doğusu ile Taiz’in batısındaki yüksek kesimleri ele geçirmeye yönelik yoğun girişimlerine karşı koymayı sürdürüyor.

Husiler, Babul Mendeb Boğazı, Meyyun Adası ve batı kıyısındaki kontrol alanlarını güvence altına almak amacıyla kendilerine kara derinliği sağlayacak ve hareket ile ikmal hatlarını tahkim edecek dağlık mevzileri ele geçirmeye çalışıyor.

Taiz cephesinden bir askeri kaynak, çatışmalarda 30 Husinin öldürüldüğünü, 60’tan fazla Husinin yaralandığını ve 6 savaş aracının yanı sıra 2 tankın imha edildiğini bildirdi.


Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
TT

Hac ve Umre: Umreciler için seçenekler genişletildi; 170 ülkeden gelenler için yeni bir şart getirilmiyor

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı Umre ve Ziyaret İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Mühendis Abdülmuhsin es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart getirilmediğini belirterek, bakanlığın umrecilerin işlemlerini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Es-Salim Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, umre yolculuğunu geliştirmek ve umrecilere sunulan seçenekleri genişletmek için çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Bu kapsamda çok girişli umre vizesi, onaylı elektronik seyahat platformları üzerinden rezervasyon imkânı, dijital hizmetlerin entegrasyonunun güçlendirilmesi ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesi gibi girişimlerin hayata geçirildiğini ifade etti. Es-Salim, bu çalışmaların yoğun dönemlere yönelik erken hazırlık ve sektörün beklenen büyümeyi karşılayabilecek kapasiteye ulaştırılmasıyla eş zamanlı yürütüldüğünü kaydetti.

Yoğun dönemlere hazırlık

Es-Salim, yoğun dönemlerin sezon boyunca umre talebindeki değişimlerden etkilendiğini belirterek, bakanlığın ilgili kurumlar ve hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyon içinde bu dönemlere erken hazırlanarak beklenen talep artışını karşılamak için kapasiteyi yükselttiğini belirtti.

Bakanlığın her yıl, Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu hedeflerine ulaşmak amacıyla umreci sayısında kademeli ve sürdürülebilir bir artış sağlamayı hedeflediğini belirten Es-Salim, bunun yanı sıra hizmetlerin geliştirilmesi, sektörün hazırlık düzeyinin yükseltilmesi ve hacı ile umrecilerin deneyiminin kalitesinin artırılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Yeni girişimler

Es-Salim'e göre bakanlığın umre deneyimini geliştirmek ve umrecilerin yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla yürüttüğü girişimlerin başında, kısa süre önce uygulamaya konulan çok girişli umre vizesi geliyor. Bu uygulamanın, ülkeye giriş prosedürlerinin geliştirilmesine yönelik bir model olduğunu belirten Es-Salim, umrecilere seyahatlerini planlama ve ibadetlerini gerçekleştirme konusunda daha fazla esneklik sağladığını söyledi.

Bakanlığın ayrıca bireylerin onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine doğrudan erişimini genişlettiğini belirten Es-Salim, böylece umrecilerin seyahatlerini planlamalarının, hizmetlere ulaşmalarının ve rezervasyon yapmalarının daha kolay ve esnek hale getirildiğini kaydetti.

Es-Salim, bu girişimlerin umre yolculuğu modelini geliştirmeye yönelik daha kapsamlı bir yaklaşımın parçası olduğunu belirterek, umrecilerin seçeneklerini artırmayı, hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve yolculuğun farklı aşamalarında dijital çözümlerden yararlanmayı amaçladıklarını söyledi.

Yapay zekâ kullanımı

Hac ve Umre Bakanlığı'nın, başta yapay zekâ olmak üzere yeni ve gelişmekte olan teknolojilerden yararlanmaya devam ettiğini belirten Es-Salim, amaçlarının hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek ve yalnızca işlemlerin dijitalleştirilmesinden, deneyimi iyileştirmek ve karar alma süreçlerini desteklemek amacıyla veri ve gelişmiş analizlerden yararlanma aşamasına geçmek olduğunu söyledi.

Mevcut uygulamaların başında, Nusuk uygulaması bünyesindeki akıllı dijital asistan "Nusuk AI"ın bulunduğunu belirten Es-Salim, hizmetin hacı ve umrecilere bilgi ve rehberlik sunduğunu, yazılı ve sesli iletişim yoluyla sorularını cevapladığını kaydetti.

Ayrıca "Dijital Mutavvıf" hizmetinin, umrecilere ve hacılara tavaf ve sa'y turlarını saymada, daha az yoğun katlara yönlendirmede ve meşru dua ve zikirler konusunda rehberlikte yardımcı olduğunu belirtti.

İzleme ve kontrol merkezinin de bakanlığın hacı ve umrecilerin yolculuğunu takip etmek için kullandığı teknolojik altyapının önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Es-Salim, canlı verilerin entegre edilerek hızlı müdahale ve karar alma süreçlerini destekleyen göstergelere ve kontrol panellerine dönüştürüldüğünü ifade etti.

Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)
Hac ve Umre Bakanlığı, hacı ve umrecilere sunulan hizmetleri geliştirmek amacıyla yapay zekâ teknolojilerinden yararlanmayı sürdürüyor. (Fotoğraf: Gazi Mehdi)

Dijitalleşme ve şartlar

Es-Salim, umre için yeni herhangi bir şart bulunmadığını bir kez daha vurgulayarak, bakanlığın prosedürleri kolaylaştırmak ve umre yolculuğunu daha kolay ve esnek hale getirmek için hizmetleri geliştirmeye devam ettiğini söyledi.

Umrecilerin yolculuğunun bugün ileri düzeyde bir dijital entegrasyona ulaştığını belirten Es-Salim, işlemlerin büyük bölümünün elektronik ortamda tamamlanabildiğini ifade etti. Bunların başında, 51 milyondan fazla kullanıcıya 170'ten fazla ülkede 150'den fazla dijital hizmet sunan Nusuk uygulaması ve platformunun geldiğini kaydetti.

Es-Salim, ayrıca onaylı küresel ve yerel elektronik seyahat platformları üzerinden umre hizmetlerine ve paket rezervasyonlarına doğrudan erişim sağlandığını belirtti.

Önümüzdeki dönemde hedefin bu entegrasyonu daha da güçlendirmek, daha bağlantılı ve sorunsuz bir dijital deneyim oluşturmak ve hacı ile umrecilerin ihtiyaçlarına göre daha proaktif ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunmak için veri ve modern teknolojilerden yararlanmak olduğunu söyledi.

“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).
“Nusuk” uygulaması ve platformu, 170’ten fazla ülkeden 51 milyondan fazla kullanıcıya 150’den fazla dijital hizmet sunuyor (SPA).

Hizmet sunan 346 umre şirketi

Es-Salim'in verdiği bilgiye göre, hâlihazırda umre hizmeti sunma yetkisine sahip 346 şirket bulunuyor. Bu sayının hizmet sağlayıcı tabanının genişlediğini ve özel sektörün umrecilere hizmet sunmadaki rolünün arttığını gösterdiğini belirtti.

Bakanlığın özel sektörün önünü açmak ve umre sektöründe daha cazip ve rekabetçi bir ortam oluşturmak amacıyla politika ve mevzuatı sürekli geliştirdiğini söyleyen Es-Salim, bunun yeni şirketlerin sektöre girmesine ve umrecilerin ihtiyaçlarına cevap veren, artan talebe uyum sağlayan farklı hizmet ve iş modellerinin geliştirilmesine imkân verdiğini ifade etti.

Denetim ve takip

Şirketlerin performansının izlenmesine ilişkin olarak Es-Salim, farklı umre hizmet noktalarında günlük denetimler gerçekleştiren sürekli bir saha ve denetim mekanizmasının bulunduğunu söyledi.

Hicri 1448 umre sezonunun başlangıcından bu yana denetim sayısının 32 bini aştığını belirten Es-Salim, denetimlerin umreci konaklama tesislerini, umre şirketlerini ve hizmet sağlayıcılarını ve çeşitli hizmet noktalarını kapsadığını kaydetti.

Bu denetimlerde düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumun kontrol edildiğini, tespit edilen eksikliklerin giderildiğini ve herhangi bir ihlal görüldüğünde yasal prosedürler doğrultusunda derhal işlem yapıldığını belirten Es-Salim, yaptırımların şirket faaliyetlerinin durdurulmasına kadar ulaşabildiğini ve bunun umrecilerin haklarını korumayı amaçladığını ifade etti.

Bakanlığın yalnızca memnuniyet düzeyini ölçmekle yetinmediğini belirten Es-Salim, saha ve dijital ölçüm araçları ile veri analizleri üzerinden eksiklikleri tespit ettiklerini, hacı ve umrecilerin ihtiyaçlarını anlamaya ve geliştirme alanlarını belirlemeye çalıştıklarını söyledi.

Ayrıca gelişmiş ve öngörücü analizlerin kullanımını artırarak karar alma süreçlerini desteklediklerini ve olası sorunları önceden tespit etmeye çalıştıklarını belirtti.

Şirketlerin yeniden sınıflandırılması

Es-Salim'e göre umreci deneyiminin kalitesi, umre şirketlerinin sınıflandırılmasında temel unsurlardan birini oluşturuyor. Şirketlerin performans değerlendirmesinin yalnızca düzenleyici ve operasyonel şartlara uyumla sınırlı olmadığını belirten Es-Salim, sunulan hizmetlerin kalitesi ve umrecilerin gerçek deneyiminin de değerlendirmeye alındığını söyledi.

Bakanlığın hizmet kalitesi, kurallara ve şartlara uyum gibi çeşitli kriterler üzerinden periyodik değerlendirme yaptığını belirten Es-Salim, geçen sezonun performans değerlendirmesinin ardından haziran ayında 21 umre şirketinin faaliyetlerinin durdurulduğunu açıkladı. Bunlardan 15'inin düşük performans değerlendirmesi, 6'sının ise mevzuat ve talimatlara aykırılık nedeniyle durdurulduğunu kaydetti.

Es-Salim, bakanlığın sınıflandırma yöntemini ve değerlendirme kriterlerini sürekli geliştirdiğini, hacı ve umrecilerin deneyimine ilişkin ölçümlerden ve hizmet kalitesi göstergelerinden yararlandığını belirterek, amacın şirketler arasında hizmet kalitesi konusunda rekabeti teşvik etmek ve umrecilere sunulan hizmetlerin seviyesini yükseltmek olduğunu ifade etti.