Hacı adayları huzur ve güven içinde Arafat’ta çıktı

Hacı adayları, Arafat vakfesi için sağlık, güvenlik ve bakım hizmetlerinin hazır olduğu Arafat’ta çıktı

Dün iki milyondan fazla hacı Arafat’ta çıktı (SPA)
Dün iki milyondan fazla hacı Arafat’ta çıktı (SPA)
TT

Hacı adayları huzur ve güven içinde Arafat’ta çıktı

Dün iki milyondan fazla hacı Arafat’ta çıktı (SPA)
Dün iki milyondan fazla hacı Arafat’ta çıktı (SPA)

İki milyondan fazla hacı adayı, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın direktifleriyle yönlendirilen Suudi yetkililerin titizliği ve dikkati çerçevesinde Hicri 9 Zilhicce 1444 salı günü haccın rükünlerinden Arafat vakfesi için Arafat’a çıktı.

sawd
Cezayirli hacılar Terviye Günü'nü geçirmek için Mina'ya çıkarken (Fotoğraf: Muhammed el-Mani’)

Meş'ar-i Haram’da (Arafat ile Mina arasındaki bölge) hacı adaylarının 9 Zilhicce sabahı güneşin doğuşuyla birlikte başlayan Arefe gününü huzur içinde ibadetlerini yerine getirebilmeleri için hazırlıklar tamamladı.

Suudi Arabistan Din İşleri, İrşad ve Davet Bakanı Dr. Abdullatif bin Abdulaziz, Bakanlığın, dünyanın 92 ülkesinden 4 bin 951 hacı adayının Terviye Günü'nü geçirmek üzere kutsal mekanlara götürme ve ardından haccın rükünlerinden Arafat vakfesi için Arafat'a çıkma planlarının başarısının programda faaliyet gösteren tüm komitelerin dayandığı hizmet sisteminden kaynaklandığını söyledi.

a
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Duseri, Mekke-i Mükerreme'de bu yıl ki hac mevsimi için medya operasyon odasını denetlerken (SPA)

Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı Selman ed-Dusari, Mekke-i Mükerreme'de bu yıl ki hac mevsimi için Enformasyon Bakanlığına bağlı medya operasyon odasını denetlerken 50 devlet kurumu, hac sürecini takip etmek için dünyanın dört bir yanından gelen basın mensuplarının işlerini kolaylaştırmak amacıyla gece gündüz çalışıyor.

Bakan Dusari, bin 100'den fazla yerel ve uluslararası medya çalışanının yer aldığı ve kutsal mekanların her köşesinden videolar, fotoğraflar, röportajlar ve anlık görüntüler gibi çeşitli anlık materyaller sunan Sanal Medya Merkezindeki (VPC) çalışmaları yerinde takip etti. Bakan Dusari, Suudi Arabistan resmi haber ajansı (SPA) tarafından kurulan ve kutsal mekanlardaki saha çalışma ekiplerinin denetlendiği ve koordine edildiği medya operasyon odasını da denetledi. Medya operasyon odası, Müslüman ülkeler ve uluslararası haber ajanslarına destek sağlamanın yanı sıra SPA’nın kutsal mekanlarda (Mina, Arafat ve el-Avali) kurduğu 4 medya merkezinden biri.

Bakan Dusari, yerel ve uluslararası basın ve medyaya tüm hizmetleri ve kolaylıkları sağlayan Görsel-İşitsel Medya Genel Otoritesi’nin genel merkezinde de incelemelerde bulundu. Bin 200'den fazla basın çalışanı tek bir medya platformu aracılığıyla bu hizmetlerden yararlanıyor. Bakan Dusari’ye burada Suudi Arabistan Radyo ve Televizyon Kurumu’nun Arafat'ı izlemeye ayrılmış mobil yayın aracında kullanılan teknikler hakkında bilgi verildi. Bakan, ardından Arafat Dağı’na geçerek hac mevsiminde yüzlere kişiye ev sahipliği yapan, izleyicileri saha muhabirleriyle buluşturan ve videoları inceleyen Görsel-İşitsel Medya Genel Otoritesi’nin mobil TV stüdyosunu ziyaret etti.

Öte yandan Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı, dün akşam ilerleyen saatlerde yaptığı açıklamada, şu an herhangi bir salgın hastalığın olmadığını ve hacı adayları arasında herhangi bir bulaşıcı hastalığa rastlanmadığını duyurdu. Ancak sıcaklıklarda bir artışın yaşandığı mevsim olmasından ötürü Bakanlık, hacı adaylarının aşırı sıcakların neden olabileceği tehlikelere karşı uyarmayı ihmal etmedi. Bakanlık güneş çarpması ve sıcak havadan kaynaklı bitkinliği önlemek için şemsiye kullanılması, bol sıvı tüketilmesi, vücut yorgunluğundan kaçınılması, sağlık için verilen talimatlara ve doğru davranışlara uyulması gerektiğini vurguladı.

asD
Hindistan'dan gelen hacı adayları Mina'ya yürürken (Fotoğraf: Saad ed-Duseri)

Hacı adaylarının 8 Zilhicce pazartesi günü, Terviye gününü ibadetle geçirmek için Meş'ar-i Haram’a çıkışına çeşitli alanlardan binlerce güvenlik görevlisi eşlik etti. Çıkış sırasında, düzenin sağlanması için havadan güvenlik birimlerine ait dronelarla güvenlik takibi yapılarak yolların ana eksenlerini içeren bir trafik planı uygulandı.

Suudi Arabistan Pasaport Müdürlüğü, pazartesi günü yayınladığı son istatistiklere göre 7 Zilhicce 1444 Pazar gününün sonuna kadar Suudi Arabistan'ın tüm hava, kara ve deniz limanları üzerinden ülkeye 1 milyon 659 bin 837 hacı adayının geldiğini duyurdu. Müdürlüğün verilerine göre hava limanları üzerinden ülkeye gelen hacı adayı sayısı aralarında Mekke Yolu Projesi’nden yararlanan 242 bin 272 hacı adayının da olduğu 1 milyon 592 bin 199’a ulaştı. Kara yoluyla gelenlerin sayısı 60 bin 807, deniz üzerinden gelenlerin sayısı ise 6 bin 831’e ulaştı.

Öte yandan Suudi Arabistan İzciler Derneği, rehberlik sürecini kolaylaştırmak, zamandan ve emekten tasarruf etmek ve kaybolan hacı adayı sayısını azaltmak için Hac ve Umre Bakanlığı ile birlikte bin 400 izci görevlendirdi.

S
Suudi izciler, hacı adaylarına yardım ve hizmet etmek için kutsal mekanlara konuşlandırıldılar (Fotoğraf: Ali Hamic)

Mekke-i Mükerreme'de ve kutsal mekanlardaki Kamu Hizmeti Kampları, tüm bilgilerini ve kişisel verilerini kaybeden ve ana dilleri dışında iletişim kuramayan hacı adaylarına rehberlik etmek için görevlendirilen ‘Size uzaktan yardım ediyorum’ girişimini başlattı. Kamu Hizmeti Kampları Genel Sorumlusu Dr. Abdullah el-Fahd, İngilizce, Çince, Farsça, Türkçe, Urduca, Fransızca ve Hausa dillerinin yanı sıra işaret dilinde rehberlik hizmeti verilen girişimin Zoom uygulamasına dayandığını ve okutulan bir kare kod ile bilgilerini kaybeden hacı adayı için bir kanal açıldığını söyledi.

Diğer taraftan Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanlığı Diller ve Tercüme Bürosu, Mescid-i Haram'ı ziyaret edenlere verilen hizmetin seviyesini ve kalitesini artırmaya çalışıyor. ‘Hadimu’l Harameyn Arefe Hutbesi Tercümesi Projesi’ adı altında yapılan arefe hutbesinin tercümesi, büronun sunduğu en önemli görev ve hizmetlerden biri.

Diller ve Tercüme Bürosu Genel Sekreter Yardımcısı Ahmed el-Hamidi, arefe hutbesinin tercüme edildiği dil sayısının Fransızca, İngilizce, Farsça, Urduca, Hausaca, Rusça, Türkçe, Punjabi, Çince, Malayca, Svahili, İspanyolca, Portekizce, Amharca, Almanca, İsveççe, İtalyanca, Malayalamca, Boşnakça, Filipince olmak üzere 20’ye çıkarıldığını ve böylece Manaratalharamain.gov.sa üzerinden dünyanın dört bir yanına yayın yapılacağını açıkladı.

Mescid-i Haram'da ise Mobilite Hizmetleri Dairesi tarafından temsil edilen Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanlığı, bu hac mevsiminde Mescid-i Haram'daki ulaşım hizmetlerinin entegrasyonu için 9 bin adet elektrikli ve düzenli araç temin etti. Mescid-i Haram'daki Mobilite Hizmetleri Dairesi Müdürü Ahmed el-Mikati, Mobilite Hizmetleri Dairesi’nin ehliyeti olan araç sürücülerinin toplanmaları için birincisi Ecyad bölgesinden Mescid-i Haram’a girilen Kral Abdulaziz Kapısı, ikincisi Mescid-i Haram'ın zemin katında yer alan Kral Fahd Kapısı ve üçüncüsü Safa ve Merve’nin başlangıç noktası olmak üzere 3 nokta belirlendiğini açıkladı. Üç vardiya olarak çalışacak araçların sürücülerine de ruhsat verildi. Araçlar hacı adaylarının şoförlü ya da şoförsüz olarak, kutsal mekanlarda bulundukları, ulaşmaları, ibadetlerini gerçekleştirmeleri sırasında araç kiralama dahil olmak üzere birçok özellik sunuyor.

SDE
Hac mevsiminde Mekke-i Mükerreme, kutsal mekanlar ve Medine-i Münevvere'de günde 1,36 milyon metreküpten fazla içme suyu kullanılıyor (Fotoğraf: Muhammed el-Mani’)

Hacı adaylarına sunulan hizmetlere gelince Mekke-i Mükerreme Belediye İşleri Sekreterliği, Arafat, Mina ve Müzdelife’de hacı adaylarının için 20 binden fazla aydınlatma ünitesinin bakım ve donanımını tamamladı. Sekreterlikten yapılan açıklamada, kutsal mekanların 955'ten fazla aydınlatma kulesi ve 370 elektrik dağıtım panosundan beslenen çeşitli yüksekliklerde 3 bin 829 aydınlatma direğinin yanı sıra 400'den fazla vantilatörle donatıldığını açıkladı. Mühendisler, süpervizörler ve teknisyenlerden oluşan entegre bir teknik ekip tarafından tüm bakımların yapıldığını belirten Sekreterlik, ekibin görevinin aydınlatma ağı ile ilgili her şeyi 24 saat takip etmek olduğunu ve bu takip için 78 ekipmanın faaliyet gösterdiğini kaydetti.

Suudi Postası (SPL) ise bu hac mevsiminde hacı adaylarına hizmet veren ulusal sistemle bütünleşerek ve sahadaki çalışma ekipleri aracılığıyla Hac ve Umre İş Merkezi'nin gözetiminde sahada seçkin bir hizmet paketi sunuyor. Pakette kutsal mekanlarda, Mekke’de ve Medine'de 24 saat hizmet veren ‘SPL GO’ posta arabası gibi çeşitli hizmetler yer alıyor.

SPL, hacı adayları için en iyi posta hizmetini sağlamak amacıyla Medine, Mekke-i Mükerreme ve kutsal mekanlar arasında 45 satış noktasının yanı sıra Medine ve Cidde havalimanlarının yolcu salonlarında bulunan satış noktaları da dahil olmak üzere birçok saha hizmeti sağlıyor.  SPL, çalışma ekibiyle birlikte 21 motosiklet ve 43 scooter, devlet kurumlarına hizmet verecek 6 resmi postane ve son teknolojiyle donatılmış 3 seyyar posta arabasının yanı sıra koli taşıma için 53 araba ve 16 pazarlama ve sahadan teslim alma hizmeti veriyor.

SPL, hac ve umre sektörünün ihtiyaçlarına uygun girişimler sunma, kaliteli ve yenilikçi lojistik hizmetler vererek hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirme konusunda kararlı bir şekilde hareket ediyor.

AZXS
Arafat’ta bulunan Mescid-i Nemira’nın 125 bin metrekareden fazla alanı uluslararası standartlara uygun lüks halılarla kaplandı (SPA)

Suudi Arabistan İslami İşler, Davet ve İrşad Bakanlığı, arefe gününe hazırlanırken Arafat’ta bulunan Mescid-i Nemira’nın 125 bin metrekareden fazla alanı uluslararası standartlara uygun lüks halılarla kaplanması çalışmalarını tamamladı. Bakanlık mescitte ayrıca bin adet kadın ve erkek tuvaleti, engelli tuvaletlerinin yanı sıra engellilere özel koridorlar ve yollar hazırladı.

Bakanlık, mescidi güvenlik kameraları ve hacı adaylarına yönelik eğitim materyallerinin farklı dillerde yayınlandığı bilgilendirici ekranlar ve soru soran kişi ile vaiz ve alimlerden oluşan bir ekip arasında görsel iletişimle doğrudan iletişime izin veren otomatik bir robot hizmeti de sundu. Hacı adayları Mescid-i Nemira’dayken dijital platformlara bağlanmak için Wi-Fi hizmetinden de yararlanabilecekler. Hacı adayları, Wi-Fi bağlantısına ihtiyaç duymadan Bakanlığın ilgili platformları üzerinden akıllı cihazlarına gerekli uygulamayı indirip bağlantı kurabilecekler.

Diğer yandan Medine'deki yetimlere yardım derneği ‘Tekaful’ Suudi Arabistan'da hayır işlerini organize eden İhsan Platformu’nun desteğiyle yetimlerin aileleri için hac turları başlattı.

İlk kez hac ibadetini yerine getirecek olan 102 yetim annesinin ibadetlerini yerine getirmek üzere çıktıkları bu yolda barınma, ulaşım ve yemek dahil gerekli tüm ihtiyaçları karşılandı.

Tekaful Derneği Genel Sekreteri Dr. Abdulmuhsin el-Harbi, bu yılki hac programının, Tekaful Derneği’nin geçtiğimiz yıllarda düzenlediği hac ve umre programlarının devamı ve derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Medine-i Münevvere Bölgesi Valisi Prens Faysal bin Selman bin Abdulaziz'in desteği ve öncülünde hayırseverler tarafından kendilerine sağlanan çeşitli fonlarla yapılan programlarının bir parçası olduğunu söyledi.

Hicri 1444 haccı, yeniden çok sayıda hacı adayının katıldığı bir hac mevsimi oldu

Hicri 1444 yılı hac ziyareti, 2020 yılında tüm dünyayı kasıp kavuran, istisnai koşulların oluşması ve benzeri görülmemiş tedbirlerin uygulanması nedeniyle hacı adaylarının sayısında büyük bir azalmaya neden olan Kovid-19 salgınının patlak verdiği 2019 yılından sonra yeniden çok sayıda hacı adayının kutsal toprakları ziyaret ettiği ilk hac mevsimi oldu. 2020’de yalnızca Suudi Arabistan’dan hacı adayları hac ibadetlerini yerine getirebildiler. Çocuklar, hastalar ve yaşlılar o yıl hac ibadetini gerçekleştiremediler.

Ancak hicri 1442 (2021) hac mevsimindeki hacı adayı sayısı, yüzde 33'ü Suudi Arabistan’dan, geri kalanı Suudi Arabistan'da ikamet eden yaklaşık 58 bin745 olarak gerçekleşti.

Hicri 1443 (2022) hac mevsiminde ise bir milyon hacı adayı kutsal topraklara gelirken, 65 yaşından büyüklerin hac yapmasına izin verilmemesi gibi bazı kısıtlamalar ve bazı önleyici tedbirler uygulanmaya devam etti.

Suudi Arabistan, 9 Ocak’ta hicri 1444 (2023) hac mevsiminde ne hacı adayı sayısında ne yaş konusunda herhangi bir kısıtlama olmaksızın hac ibadetinin gerçekleştirilmesine izin vereceğini duyurdu.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Dr. Tevfik er-Rabia, birkaç gün önce düzenlediği basın toplantısında, ‘2023 yılı hac sezonunda bu yıl hacı adaylarının yaşlarında herhangi bir kısıtlama olmadığını’ söyledi. Bakan Rabia, bu yılki hac mevsiminin, 3 yıllık bir sürenin ardından durumun pandemi öncesine dönmesiyle herhangi bir kısıtlamanın getirilmediğini vurguladı.

Meş'ar-i Haram (Arafat) bölgesinin genişliği yaklaşık 33 kilometrekaredir ve aynı anda iki milyondan fazla hacı adayı burada barınabilir. Arafat çevresi düz bir alandır. Kuzeyinde büyük, sert, siyah taşlardan oluşan ve küçük, düz yüzeyli, büyük höyüklerden oluşan Cebel-i er-Rahme’nin (Arafat Dağı) bulunduğu bir dizi dağla çevrilidir. Alan, yüksekliği 300 metre, çevresi 640 metre olan Arafat Dağı'nın doğu yamacında yer alır. Dağın tabanı etrafını saran araziden 65 metre yüksekte olup, dağın zirvesinde 7 metre yüksekliğinde bir figür bulunmaktadır.

Tarihi ve dini açıdan Meş'ar-i Haram (Mina)

Meş'ar-i Haram (Mina) Mescid-i Haram'ın 7 kilometre kuzeydoğusunda, Mekke-i Mükerreme ile Müzdelife arasında yer almaktadır. Mekke tarafında Akabe cemresi, Müzdelife tarafında Muhsir vadisi ile bitişiktir. Mina, tarihi ve dini öneme sahiptir. Burada Hz. İbrahim şeytanı taşlamış ve oğlu Hz. İsmail’i Allah'a teslimiyetin en güzel örneklerinden biri olarak ona kurban etmek istemiştir. Sonra Hz. Muhammed (s.a.v) veda haccında Hz. İbrahim’in bu eylemlerini tekrarlamış ve tıraş olmuştur. Müslümanlar da onun sünnetine uyarak, burada şeytan taşlar kurbanlarını keser ve tıraş olurlar.

Meş'ar-i Haram, adını dağın yukarılarından inan ve suyun akışından yükselen sesten alan el-Hayf Mescidi de dahil olmak üzere tarihi yapılarıyla ünlüdür. Mina Dağı'nın güney yamacında, cemrelerden Mina-Mekke yönündeki ilkine küçük veya birinci cemre denilen el-cemretü's-suğrâ yer almaktadır. Peygamber efendimiz ve ondan önceki peygamberler orada namaz kılmışlardır.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.