Güvenlik konusundaki endişelerden kapsamlı hizmetlere 70 yıllık Hac yolculuğu

Kurucu Kral dönemindeki 250 bin hacıdan, yedinci kral döneminde milyonlarcasına…

Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
TT

Güvenlik konusundaki endişelerden kapsamlı hizmetlere 70 yıllık Hac yolculuğu

Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)
Hacılar huzur ve sükunet yolculuklarında Kabe'yi tavaf ediyor. (AP)

Başta Hac kapsamında olmak üzere kutsal yerlere erişim yüzyıllar önce, dünyanın her yerinden Müslümanların büyük endişe duyduğu konulardan biriydi. Ancak İslam'ın bu beşinci şartına ulaşmak bazen zorluklarla, bazen de risklerle doluydu. Zorluklara ek olarak, hacıların önündeki tek engel, çeşitli limanlardan Arap Yarımadası'na girdiklerinde güvenliği kaybetmeleriydi. Yıllık mevsim, gelirlerini artırmak için bireyler, ülkeler ve kabileler arasında yağma ve talan yoluyla veya hisselere mali ödeme veya bilinen adıyla ‘itavat’ karşılığında kutsal mekanlara erişimlerini sağlama şeklinde bir tür mevsimsel yatırım yarattığından, yağma ve talanla karşı karşıya kalıyorlardı.

Üçüncü Suudi egemenliğinin başlangıcında, deve sırtındaki bir hacı. (SPA)
Üçüncü Suudi egemenliğinin başlangıcında, deve sırtındaki bir hacı. (SPA)

Hacıları durdurup ellerindeki tüm yiyecek, ilaç ve malzemeleri yağmalayan, ardından onları elleri boş bırakan organize çeteler ortaya çıkmıştı. Bazıları yolda ölürken bazıları da Mekke’ye ulaşana kadar bitkin halde yürümeye devam ediyordu. Bazıları da direndikleri için bu çeteler tarafından öldürülüyordu.

Hac yolculuğu sırasında güvenlik endişesi

Bu bağlamda, söz konusu atmosfer ve görüntüler hakkında gerçeğe uygun olmayan halk hikayeleri yayıldı. Bunlardan biri, bu rüknü yerine getirmeyi planlayan her hacının, öleceğine inandığı için vasiyetini yazdığı ve yakınlarıyla vedalaştığı şeklindeydi. Ayrıca geçmiş zamanlarda bir annenin, erkek çocuğunu oyalarken "Ne zaman büyüyeceksin de hacıları soyacaksın?" dediği anlatılır. Bu, güvenlik eksikliği, bölünmüşlük, yoksulluk ve yoksunluk döneminde bazı insanlar için para, malzeme ve yiyecek elde etme aracı oldu. Öte yandan, birçok kabileden ve ülkeden insanlar, taraflarca anlaşılan ‘itavat’ karşılığında hacıların kutsal mekanlara ulaşmasını sağlamak için kişiler görevlendirmişti.

asd
Kurucu Kral’ın 1935'te oğlu Kral Suud ile birlikte hac ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafı.

Tarihçi yazar Emin Said, yaklaşık 100 yıl önce 1927 yılında Kahire’de çıkarılan Şarku’l Edna dergisinde, Kral Abdulaziz saltanatının başlangıcını ve Hac ile ilgili olayları kaydetti. Söz konusu dergide Hicaz ve Necd bölgesi ile ilgili haberler ön planda yer alıyordu. Suudi Arabistan’da ikamet eden Suriyeli tarihçi Abdulkerim İbrahim es-Semek, Şarku2l Edna dergisinde yer alan her şeyi ve Kral Abdulaziz'in benimsediği inşa politikasında hacılarla ilgili konuları takip etti. Bu politika, özellikle hacılarla ilgili olarak, Kral Abdulaziz'in izlediği inşa politikasında güvenliği sağlama amacını taşıyordu. Hacıların varışından ülkesine dönüşüne kadar her aşamada güvenliği temin etmek için çaba sarf ediyordu. Dergiye göre Hac faaliyetlerinin geçmişi ve bugünü arasında büyük fak olduğuna dikkat çekiyor.

Kral Abdulaziz ve hacıların gözetimi

Suudi Arabistan devletinin üç aşamasında görev yapan liderlerin, Arabistan Yarımadası içinde güvenliği sağladığı kesinlikle söylenebilir. Ancak üçüncü devletin kurucusu Kral Abdulaziz, Hicaz ve Necd arasında bir bölgesel birlik oluşturduktan sonra güvenliği sağlamanın yanı sıra Mekke'deki Kabe'yi geliştirmek için önemli iyileştirmeler yaptı. İlk kez elektrik getirildi, hoparlörler kuruldu, hacıların taşınması düzenlendi ve onların kutsal mekanlara kolay ve rahat bir şekilde ulaşmaları sağlandı. Ardından, Kral Abdulaziz'in oğulları olan Kral Suud, Kral Faysal, Kral Halid, Kral Fahd ve Kral Abdullah aynı çabaları sürdürdüler ve Harem-i Şerif’te tarihteki en büyük genişleme projelerini kaydettiler.

as
Kral Selman döneminde Hac ve Umre ziyaretçilerine gösterilen ilgi zirveye ulaştı. (SPA)

Şarku’l Edna dergisine göre, Kral Abdulaziz'in Hicaz ve Necd'in birleşmesinden sonra dünya çapındaki Müslüman alimlere ilk hac davetiyesini gönderdi. Bu alimler, Kral'ın Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlarda yaptığı gelişmeleri, hacıların ve ziyaretçilerin konforunu ve iyi ağırlandığını gözlemlediklerinde, Kral'ı Hicaz'ın yönetimindeki başarısı ve kutsal alanların korunmasındaki liderliğinden ötürü tebrik ettiler. Müslüman alimlerin Kral'ı kutlamaları ve desteklemeleriyle birlikte, sonraki yıllarda hacı sayısı arttı. Kral Abdulaziz'in Haremeyn’in yönetimi ve düzenlemelerindeki başarılarının ünü, dünya genelindeki Müslümanlara ulaşarak genişledi.

250 bin hacıdan 30 milyon hacıya ve umre ziyaretçisine

Geçtiğimiz onlarca yıl boyunca hac ibadetini eda etmek için Suudi Arabistan’a giden hacı sayısı kaydedilmemiş olsa da Kral Abdulaziz döneminde bu sayı kaydedilmişti. Kayıtlara göre hacı sayısı 250 bine ulaşmıştı. O dönemde bu sayı yüzlerce yıldır kabul edilen en büyük sayıydı.

Kral Selman'ın liderliğindeki mevcut Suudi yönetimi, Mescid-i Haremeyn'e olan ilgiyi zirveye taşıdı. Veliaht Prens'in çabalarıyla yıl boyunca Umre ziyaretçisi sayılarını artırmak için düzenlemeler kabul edildi. Geçtiğimiz Ramazan Ayı boyunca umre yapan ziyaretçi sayısı yaklaşık 30 milyona ulaştı. Hacı sayısı ise dünya ülkelerinin belirlenen ve sınırlı kotalarına tabi tutuldu. Suudi hükümeti, hacıların ülkelerinden ayrıldıkları andan itibaren Mekke'ye ulaşana kadar her türlü kolaylığı sağladı. Bazı hacılar, sağlık hizmetlerinden faydalanabilmek ve kalp, kemik veya göz ameliyatları gibi operasyonlar yaptırabilmek için hac öncesinde aylar önce Mekke'ye gelmeyi tercih ediyor ve ardından ülkelerine iyileşmiş bir şekilde geri dönüyorlar. Hamile kadınlar da hacı adaylarına sunulan hizmetlerden yararlanmak için Hac'dan aylar önce gelip orada doğum yapmak istiyor.

asds
Beşinci rüknü tamamlayana kadar hacılar için entegre tıbbi hizmetler sağlanıyor. (SPA)

Hicaz ve Necd bölgelerinin birleşmesi, modern Suudi devletinin inşasında en önemli dönem olarak kabul edildiğinden, bölgesel ve uluslararası düzeyde dikkate değer bir tarihi olay oluşturdu. Ayrıca tanınan ülkelerle diplomatik ilişkilerin kurulması, elçi ve konsolosların atanması, iç ve dış düzenlemelerin kabul edilmesi ve modern bir devletin inşasıyla birlikte gerçekleşmişti. Bunun üzerine, Krallığın topraklarında güvenlik ve emniyetin yayılması, hacıların hizmet edilmesi ve mütevazi imkanlar altında ihtiyaç duydukları hizmetlerin sağlanması, bu Krallığın kurulduğu önceki dönemlerde karşılaştıkları sıkıntılardan korunmaları sağlandı. Tüm bunlar, bölgesel ve uluslararası zor koşullarda gerçekleşti. Nitekim Fransa ve İngiltere'nin sömürgeci projeleri, Arap ülkelerinin sınırlarını çizmeye, birlik özelliklerini silerek, çıkarları doğrultusunda Arap ülkelerine hegemonya kurmaya ve bölge için yeni bir harita oluşturmaya devam ediyordu.

Suudi dönemi, kolaylık sunma ve refah

Hac yolları tarihte uzun dolambaçlı ve güvensizdi. Bu nedenle Mekke'ye yapılan yolculuk, sonuçları belirsiz bir riskti. Hacıların özellikle de bu tehlikelerle dolu, aylar süren ve zorlu yollardan geçen bir yolculuk olması göz önüne alındığında ailelerine veda sahneleri, bu yolculuğun başarılı olma umudunu kaybetme izlerini taşıyordu. Ancak Suudi Arabistan devleti döneminde durum daha iyi hale geldi ve Hac fikri daha kolay bir hal aldı. Haremeyn bölgesi ülkelerinde güvenlik ve huzur yaygınlaştı ve yıllar geçtikçe ulaşım araçları gelişti. Günümüzde, hava taşımacılığı, hacıları dünyanın dört bir yanından Mekke'ye birkaç saat içinde taşıyan en hızlı yöntem haline geldi. Deniz yolu ise modern gemilerle, konforlu olanaklara sahip olarak okyanusları ve denizleri geçerek hacıları Cidde İslam Limanı'na yorulmadan ve zahmetsizce taşıyan bir seçenek oldu.

Kara yollarına gelince; ikram ve hizmetlerin sunulduğu klimalı otobüsler, hacıları asfalt yollarda ve dinlenme, yakıt ikmali ve gıda maddeleri için istasyonlarda taşımanın modern aracı haline geldi.

Kutsal mekanlar arasında hizmet veren tren, Mekke'de Rahman’ın misafirlerine sunulan diğer ulaşım ve lojistik hizmetleriyle entegre bir şekilde çalışıyor. Bu, hacıların ulaşımını kolaylaştırmak ve onları yüksek kalite ve güvenli seyahat standartlarına uygun bir şekilde rahatlıkla taşımak için entegre bir hizmet sistemi aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Şarku’l Avsat’ın gözlemlerine göre böylece trafik yoğunluğu azaltılıp hızlı ve güvenli seyahati kolaylaştırma amaçlanıyor.

asasdw
Hacılara, yaşlılar ve gücü yetmeyenler tarafından kullanılan elektrikli araçlar da dahil olmak üzere çeşitli hizmetler sunuluyor. (SPA)

Açılışını Suudi Arabistan Kralı Kral Selman bin Abdulaziz'in yaptığı Haremeyn Ekspres Treni, Rahman'ın misafirlerine hizmet ve kolaylık sağlama konusundaki bu çabaların bir devamı niteliğinde. Kral Selman açılış konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Suudi Arabistan'dayız ve Allahu Teala bizi Haremeyn-i Şerifeyn’in hizmetiyle onurlandırdı. Bu hizmet için kendimizi ve yeteneklerimizi adadık. Yönetim, hükümet ve halk olarak Rabb'in misafirlerinin rahatı için gösterdiğimiz çaba ve emeği elde ettik. Misafirlerin güvenliği ve sağlığı konusuna önem veriyoruz.”

Hacılara hizmet etmek için entegre bir sistem

Hac ve Umre sistemleri, önemli başarılar elde etmiş ve yıllar içinde büyük gelişmeler kaydetti. Bu başarılar, güvenlik, sağlık ve lojistik alanlarında aktif bir iş birliğiyle gerçekleştirildi. Suudi Arabistan'ın gurur duyduğu en önemli başarılar arasında yer aldı. Liderlik tarafından, Rahman’ın misafirlerine hizmet etmek için maddi ve insani kaynakların seferber edildiği ve en büyük sayıda Müslümanın hac ve umre ziyaretlerini yerine getirmesi için fırsatlar sunuldu. Kral Selman bin Abdulaziz, bu hedefe ulaşmak için Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu’nun bir parçası olarak ‘Rahman'ın Misafirlerine Hizmet’ programını başlattı. Bu program, misafirlere sunulan hizmet seviyesini yükseltmeyi, dini ve kültürel deneyimlerini zenginleştirmeyi amaçlıyor.

sad

Hac ve Umre sistemi son birkaç yılda çok önemli gelişmeler kaydetti. Hac ve Umre sektörünün öncelikli bir öneme sahip olması nedeniyle, sektörü düzenlemek ve hizmet kalitesini yükseltmek için birçok girişim başlatıldı. Örnek olarak, tüm ülkelerden Hac ve Umre ziyaretçileri için elektronik vize imkanının sunulması, Umre sezonunun uzatılması, Mekke otobüs projesinin başlatılması ve İslami tarihi mekanların geliştirilmesi gibi önlemler alındı. Ayrıca yurt dışından gelen umre ziyaretçilerinin gelişini kolaylaştırmak için turistik vize, elektronik turistik vize, ziyaretçi vizesi gibi çeşitli vize türleri sunuldu. Bunun yanı sıra, Elektronik Hac ve Umre Bakanlığı tarafından başlatılan girişimler de mevcut. Örneğin ‘Aetamarna’ uygulaması, ‘Akıllı Hac Kartları’ ve ‘Valizsiz Hac’ girişimi bunlardan sadece birkaçı. Ayrıca, ‘Mekke Yolu’ girişimi de çeşitli paydaşlarla işbirliği içinde, Rahman'ın misafirlerinin giriş işlemlerini beklemeden sınır kapılarından kolaylıkla geçmelerini sağlamayı amaçlıyor. Bu gibi girişimler ve hizmetler, hacıların ibadetlerini kolaylıkla ve huzur içinde yerine getirmelerini sağlamak ve onlara iman dolu bir atmosferde hizmet etmek amacıyla geliştirildi.

Suudi Arabistan Krallığı 2023 yılı Hac sezonunda (1444 Hicri yılı) mümkün olan en büyük sayıda Müslümanın Hac ibadetini yerine getirmesi için çalışıyor. Bu doğrultuda, Kral Selman bin Abdulaziz'in başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, bu yılın Hac sezonunda hacı sayısının Kovid-19 salgını öncesi döneme döneceğini duyurdu. Bu karar, Müslümanlara Hac ibadetini daha geniş kapsamda gerçekleştirme fırsatı sunmayı amaçlıyor.

Suudi Arabistan Genel İstatistik Kurumu'nun verilerine göre,Genel İstatistik ve Bilgi Dairesi adı altında 1390 Hicri yılında istatistik işlemlerine başlamasından itibaren, 1443 Hicri yılına kadar toplam hacı sayısı 99 milyonu aştı. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 kapsamında 2030 yılında 30 milyondan fazla Umre ziyaretçisi ağırlamak hedefleniyor.

Mekke Yolu Girişimi

Mekke Yolu Girişimi, Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan en önemli girişimlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu girişim, Hacıların hizmetine yönelik bir program olan ‘Rahman'ın Misafirlerine Hizmet’ programı kapsamında yer alıyor. Bu program, 2017 yılında başlatılan ‘Vizyon 2030 projelerinden biri ve inisiyatiften faydalanan Hacılar için yüksek kalitede hizmetler sunmayı amaçlanıyor.

Bu inisiyatif kapsamında, Hacıların işlemlerini ülkelerinden başlayarak tamamlamaları hedefleniyor. Bu işlemler arasında elektronik vize çıkarılması, biyometrik özelliklerin alınması, kalkış ülkesindeki pasaport işlemlerinin tamamlanması ve sağlık gereksinimlerinin kontrol edilmesi yer alıyor. Ayrıca eşyaların kodlanması, sıralanması, taşıma düzenlemelerine göre tasnif edilmesi, Mekke ve Medine'deki konaklama yerlerinde yerleştirilmesi de bu inisiyatifin bir parçası. Hacılar, varışlarının ardından özel hatlara sahip otobüslerle Mekke ve Medine'deki konaklama yerlerine doğrudan transfer edilirken, hizmet sağlayıcılar da eşyalarını konaklama yerlerine teslim ediyor.

Bu yıl, inisiyatifin çalışmaları Fas, Endonezya, Malezya, Pakistan, Bangladeş, Türkiye ve Fildişi Sahili'nde tamamlandı. Bu ülkelerden inisiyatifi kullanan tüm kişiler, bu yılki Hac ibadetini yerine getirmek için Suudi Arabistan'a ulaştı. Bu inisiyatif, 242 bin 272 hacıya hizmet vermiş olup, gerçekleştirilen seyahat sayısı 667 olarak kaydedildi. Söz konusu seyahatler, Cidde'deki Kral Abdulaziz Uluslararası Havalimanı ve Medine'deki Prens Muhammed bin Abdulaziz Uluslararası Havalimanı'na yapıldı.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.