Kuveyt’te yeni medya düzenleme yasası siyasette hareketlenmelere neden oldu

Kuveyt Enformasyon Bakanı Abdurrahman Beddah el-Muteyri. (KUNA)
Kuveyt Enformasyon Bakanı Abdurrahman Beddah el-Muteyri. (KUNA)
TT

Kuveyt’te yeni medya düzenleme yasası siyasette hareketlenmelere neden oldu

Kuveyt Enformasyon Bakanı Abdurrahman Beddah el-Muteyri. (KUNA)
Kuveyt Enformasyon Bakanı Abdurrahman Beddah el-Muteyri. (KUNA)

Kuveyt'te hükümet yeni medya düzenleme yasasını meclise sunmaya hazırlanıyor. Bazı milletvekilleri bunu, özgürlükleri kısıtlayıcı, medyayı tahakküm altına alan ve ifade özgürlüğüne yönelik cezaların alanını genişleten bir yasa olarak görüyor.

Enformasyon Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni medya düzenleme yasasının taslağı, ilgili tüm resmi prosedürlerin tamamlanması ve tüm not ve önerilerin alınması için ilgili devlet kurumlarına sunuldu. Yasa tasarısı önceki toplantıda komite üyeleriyle mutabakata varıldığı gibi önümüzdeki ekim ayı başında Ulusal Meclis Eğitim Komitesine havale edilmek üzere Ulusal Meclis'e sevk edilmeye hazırlanıyor.

Henüz onaylanmayan yeni yasanın, milletvekillerini de eleştiren vatandaşlara yönelik ağır cezalar öngördüğü öğrenildi. Yeni yasa aynı zamanda yayın, yayım, görsel ve işitsel medyaya ilişkin mevcut yasalarda öngörülen hapis ve mali para cezalarının artırılmasını ve elektronik medyanın düzenlenmesini öngörüyor.

Kuveyt İlerleme Hareketi, basın ve yayın kanununda, görsel-işitsel medya kanununda ve elektronik medya düzenleme kanununda yer alanların ötesinde yeni yasada ‘medyanın kontrolü, vesayeti ve kısıtlanması’ kapsamının genişletildiğini belirtti. Hareket bu vesayet ve kısıtlamaların sinemalar, halka açık partiler ve otel salonlarında müzik çalınması da dahil olmak üzere tüm alanları kapsayacağını kaydetti.

Yasa milletvekillerine yanlış söz veya eylem atfetmeyi yasaklamak ve özel hayatlarını etkilememek bahanesiyle siyasi ve medya eleştirilerine karşı abartılı bir dokunulmazlık öngörüyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre yayınlanması yasaklanan konular arasında ‘toplumun ahlakını bozan ve ekonomik duruma olan güveni sarsıcı’ gibi somut olarak tanımlanması zor, muğlak ifadeler yer aldı. Yasa yayın, yayım, görsel ve işitsel medya ile elektronik medyanın düzenlenmesine ilişkin mevcut yasalarda yer alan hapis cezası sayılarının ve mali para cezalarının miktarlarının artırılmasını öngörüyor.

Enformasyon Bakanlığı: Anayasal ve yasal çerçeveleri takip edeceğiz

Enformasyon Bakanlığı dün yaptığı açıklamada medyanın özgürlükler düzeyinin yükseltilmesine ve Kuveyt medyasının gelişimini garanti altına alacak şekilde düzenlenmesine ilişkin yasa tasarısı ile ilgili tüm anayasal ve yasal çerçeveleri takip etme kararlılığına vurgu yaptı. Bakanlık, yaptığı basın açıklamasında, yakın zamanda hazırladığı medya düzenlemesine ilişkin yasa tasarısı hakkında gündeme getirilen hususlara dikkat çekti. Enformasyon Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni medya düzenleme yasasının taslağı, ilgili tüm resmi prosedürlerin tamamlanması ve tüm not ve önerilerin alınması için ilgili devlet kurumlarına sunuldu. Yasa tasarısı önceki toplantıda komite üyeleriyle mutabakata varıldığı gibi önümüzdeki ekim ayı başında Ulusal Meclis Eğitim Komitesi’ne havale edilmek üzere Ulusal Meclis'e sevk edilmeye hazırlanıyor. Bakanlık, Kuveyt medyasına hizmet eden ve özgürlükleri destekleyen konularda yasama ve yürütme makamlarıyla ortak iş birliği ve sürekli koordinasyona vurgu yaptı.

Parlamento reddi

Yeni yasanın gündeme gelmesinin ardından bazı Kuveytli milletvekilleri, yasayı anayasanın ve bireysel özgürlüklerin ihlali olarak tanımlayarak ilga çağrısında bulundu.

Kuveytli Milletvekili Dr.Hasan Cevher, hükümetin liderlerin atanmasını düzenleyen, kamu parasını koruyan, gelir kaynaklarını çeşitlendiren, kamu özgürlüklerini destekleyen, çalışanların ve emeklilerin maaşlarının artırılmasını öngören yasalarla dolu yasa haritasını reddettiğini ve eylem programında bile yer almayan ‘Özgürlüklerin Bastırılması Yasası’na yöneldiğini söyledi.

Cevher, “Bu, Kuveyt halkının teveccühünün karşılığı mı? İktidar siyasi olarak kendi kendini bitirmeye başladı” diye konuştu.

Kuveytli Milletvekili Dr. Mübarek et-Taşa ise şunları söyledi:

“Herkesin yeni bir sayfa açılması, halk katılımının ve kamuoyu üzerindeki denetiminin güçlendirilmesi çağrısında bulunduğu bir dönemde popüler sansürü kısıtlayan ve cezaları sıkılaştıran bir hükümet yasa tasarısının hazırlandığını duyuyoruz. Bu tür kötü niyetli uygulamaları kabul edemeyiz.”

Fotoğraf Altı: Milletvekillerinin bazıları, yeni medya düzenleme yasa tasarısına karşı. (Şarku'l Avsat)
Milletvekillerinin bazıları, yeni medya düzenleme yasa tasarısına karşı. (Şarku'l Avsat)

Milletvekili Dr. Cenan Buşehri yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Daha önce medya yasası ile ilgili Enformasyon Bakanı ile görüştüm. Yasanın daha fazla özgürlükler için olması gerektiğini vurguladım. Biz kaosun savunucusu ya da insanların onuruna saldırının destekçisi değiliz, ancak hükümetin medyayı düzenleme projesi hakkında yayınlananlar, eğer doğruysa, medyanın özgürlüklerini geliştirme, örgütleme ve destekleme kavramıyla çelişiyor. Bunu Enformasyon Bakanı kardeşime tüm içtenliğimle söylüyorum; yasa taslağını yayınlanmış şekliyle sunmanız, ki bu sizin anayasal hakkınızdır, demokrasinin özüne aykırıdır ve siyasi geleceğinizin sonudur.”

Milletvekili Mutab er-Rasan da şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yerel gazetelerde yayınlanan bilgiler doğruysa bu, siyasi bir dönekliktir ve özgürlüklerin kısıtlanması yönündeki kabul edilemez kötü yaklaşımın devamıdır. Kamu özgürlükleri tartışılamaz bir kırmızı çizgidir. Özgürlükleri ve farklı görüşleri destekleyeceğiz."

Milletvekili Saud el-Asfur’un açıklaması ise şöyle oldu:

“Yayın, medya ve siber suç yasalarındaki esnek ve belirtilmemiş ifadeler nedeniyle Kuveyt halkının yaşadığı zorlu deneyimleri dikkate almayan herhangi bir yasa, reddedilmeye mahkum bir yasadır. Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan kötü yasalar nedeniyle Kuveyt gençliğinin hayatından yıllar kaybedildi. Bu yasaların herhangi bir şekilde çoğaltılması kabul edilemez. Bir görüşe katılsak da katılmasak da kimse görüşü nedeniyle hapis cezası alamaz.”

Milletvekili Hani Şems, mevcut görsel-işitsel yasanın daha fazla özgürlük sağlayacak şekilde değiştirilmesi çağrısında bulundu. Şems konuya ilişkin açıklamasında şunları söyledi:

“Medyayı düzenleme bahanesiyle, ağızları susturacak, vatandaşların düşüncelerini ifade etme haklarını kısıtlayacak ve onları hapse atacak her yasa tasarısını ve teklifini reddediyoruz.”

Milletvekili Hamed el-Medlec, X (eski adıyla Twitter) platformundaki bir paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Medya düzenleme yasasıyla ilgili iddiaların kabul edilmesi kesinlikle mümkün değil. Yolsuzluk yapan veya kusurları olan kişileri eleştirmek konusunda kamuoyunu korkutmak için hazırlanan bu ağızları susturma yetkisini kabul etmeyeceğiz. Siyasi eleştiriyi istemeyen evinde otursun.”

Milletvekili Davud Marifi de "Keyfi kanunlar yoluyla anayasanın maddelerine zarar verilmesini kabul etmeyeceğiz" dedi.

Marifi Başbakana hitaben şunları söyledi:

"Halkla çatışmanın başlangıcı, onların özgürlüklerinin yasallaşmasıdır. Halkın iradesiyle sizden önceki hükümet başkanları gitti, halk isterse siz de gidersiniz."

Milletvekili Abdullah Fahd ise X platformundan şu paylaşımı yaptı:

"Biz milletvekilleri olarak anayasa ve kurumlarda özgürlükleri kısıtlayan yasalar çıkarmaya gelmedik ve bu bağlamda sunulan her yasa tamamen reddedilir. Biz önce anayasayı koruyacağımıza ve halkın özgürlüklerini savunacağımıza yemin ettik ve bu nedenle hükümeti medyayı düzenleyen yasayı çıkarmaya çalışmaması konusunda uyarıyoruz."

Milletvekili Cerrah el-Fevzan’ın açıklaması da şöyle oldu:

“Hükümetin siyasi gidişatı düzeltmesi ve son on yılda Kuveytli gençlerin ülkeyi terk etmesine neden olan her şeyi değiştirmesi gerekirdi. Özgürlük yasalarından herhangi bir geri adım veya bu yönde bir vurgu kesinlikle reddedilir ve bireysel özgürlüklerin ihlali işbirliğini koparmanın ilk adımıdır.”

Milletvekili Muhelhel el-Mudaf da yeni yasaya ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Yeni medyayı düzenleme yasası anayasaya ve ilkelerine, içeriklerine ve maddelerine karşı bir darbedir. Bu, Kuveyt ve halkının iyiliğini istemeyen ve kasıtlı olarak özgürlükleri düzenlemeyi, özgürlükleri suç saymakla karıştıran kişilerin işidir.”

Milletvekili Usame ez-Zeyd’in X platformunda yaptığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Herkese düşünce özgürlüğünü ve bunu sözlü, yazılı veya başka şekilde ifade etme ve yayınlama hakkını garanti eden anayasanın 36’ıncı maddesine ve Uluslararası Sözleşme'nin 19’uncu maddesine dayanarak söylüyorum; herkes dışarıdan müdahale olmaksızın ve onurlu Kuveyt halkıyla yapılan yemin ve sözleşmeye uygun olarak bir düşünceye sahip olma hakkını taşır. Özgürlükleri kısıtlamayı amaçlayan her türlü yasayı prensip olarak reddediyoruz. Daha fazla hakkın onaylanması ve özgürlükleri kısıtlayan yasaların, özellikle de bireylerin özgürlüklerini kısıtlayan yasaların ve müebbet hapis cezalarının kaldırılması yönünde çaba göstermeye devam edeceğiz.”

Milletvekili Hamed el-Ulyan, hükümetin medya düzenlemesine ilişkin sunacağı yasa tasarısının ‘mevcut haliyle kesin bir şekilde reddedileceğini’ söyledi.

Ulyan açıklamasında "Milletvekili olarak özgürlükleri desteklemek, insanların düşüncelerini ifade etme hakkını korumak ve bireyleri kısıtlayan yasaları kaldırmak için geldik" ifadesini kullandı.

Milletvekili Şuayp Şaban’ın değerlendirmesi ise şöyle oldu:

“İfade ve kamu özgürlüklerini ve doğuştan gelen insani ve anayasal hakları kısıtlama ve ağızları susturmaya yönelik her türlü girişimle kararlı bir şekilde yüzleşeceğiz. Yapıcı eleştiri gelişimin temelidir ve reddedilmesi ilerlemeyi engeller. Tüm mevzuatın özgürlükleri destekleyen anayasal çerçevelere uyması gerekir.”



Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü 1 milyon sözleşmeyi aşarak yüzde 70 hedefine yaklaştı

Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
TT

Suudi Arabistan gayrimenkul sektörü 1 milyon sözleşmeyi aşarak yüzde 70 hedefine yaklaştı

Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)
Riyad’daki konut programının bir parçası olan Şems ed-Diyar projesindeki inşaat çalışmaları (SPA)

Suudi Arabistan, gayrimenkul sektörünü hızla yeniden şekillendirmeyi sürdürürken, ‘yaşam kalitesi’ kavramını kentsel kalkınmanın merkezine yerleştiren yapısal dönüşümlere imza atıyor. 2026 yılının ilk çeyreğinde yaklaşık 33 bin Suudi ailenin ilk konutuna sahip olmasının sağlanması, düzenleyici sürecin Vizyon 2030 hedefleri doğrultusunda etkin biçimde ilerlediğini ve konut sahipliği oranının yüzde 70’e çıkarılması hedefine kararlılıkla yaklaşıldığını ortaya koydu. 2025 yılı sonu itibarıyla konut sahipliği oranının yüzde 66,24’e yükselmesini sağlayan bu hareketlilik, Suudi Arabistan Gayrimenkul Kalkınma Fonu ile ‘Sakani’ programının destekli sözleşme sayısında 1 milyon eşiğini aşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bu gelişme, gayrimenkul piyasasının yapısında derin bir dönüşüm yaşandığını ve finansman ile düzenleme alanlarındaki tüm paydaşların daha bütünleşik bir sistem içerisinde faaliyet gösterdiğini gösteriyor.

Kapsamlı bir yasal çerçeve

2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin verileri değerlendiren Suudi Arabistan Belediye, Köy İşleri ve İskân Bakanlığı Sözcüsü Muhammed er-Resaseme, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, yalnızca üç ay içinde 32 bin 983 Suudi ailenin ilk konutuna sahip olmasının, konut sektöründeki tüm bileşenlerin uyum içinde çalıştığını gösterdiğini söyledi. Resaseme, bu başarının düzenleyici ve yasal altyapının geliştirilmesinden konut seçeneklerinin çeşitlendirilmesine, finansman çözümlerinin genişletilmesinden özel sektörle kurulan ortaklıklara kadar uzanan kapsamlı bir sistemin ürünü olduğunu belirtti.

cdfvgthy
Riyad’daki Suudi Arabistan Gayrimenkul Kalkınma Fonu Genel Merkezi (Fonun internet sitesi)

Planlı biçimde genişletilen konut projeleri ile gayrimenkul ürünlerindeki çeşitliliğin, Suudi ailelerin farklı ihtiyaçlarına cevap verilmesine katkı sağladığını ifade eden Resaseme, dijital dönüşümün de süreçlerin verimliliğini artırmada ve hak sahiplerinin uygun konut çözümlerine daha hızlı ulaşmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı. Resaseme ayrıca, söz konusu başarının, Belediye, Köy İşleri ve İskân Bakanı Macid el-Hukayl’in yılın başında açıkladığı verilere dayandığını hatırlattı. Buna göre, Suudi aileler arasındaki konut sahipliği oranı 2025 yılı sonunda yüzde 66,24 seviyesini aşarken, bu sonuç konut sisteminin Krallığın farklı bölgelerinde mülk edinme fırsatlarını artırma konusunda başarılı olduğunu ortaya koydu.

Özel sektörle ortaklık

Bu kalkınma sürecinin bir parçası olarak Resaseme, özel sektörle kurulan ortaklıkların konut sektörünün büyümesindeki temel itici güçlerden biri olduğunu belirterek, bu iş birliklerinin gayrimenkul arzının artırılmasına ve projelerin daha hızlı hayata geçirilmesine doğrudan katkı sağladığını söyledi.

Resaseme, gayrimenkul geliştiricilerinin artık ailelerin beklenti ve ihtiyaçlarına uygun, daha çeşitli konut ürünleri sunduğunu ifade ederken, bakanlığın da yatırım ortamını geliştirmeyi ve sektörde rekabetçiliği teşvik etmeyi sürdürdüğünü kaydetti.

Konut sektöründe yaşanan dönüşümün artık yalnızca bağımsız konut birimlerinin inşasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Resaseme, sürecin hizmetler, sosyal donatılar, altyapı ve yaşam kalitesini destekleyen unsurları içeren entegre yerleşim alanlarının oluşturulmasına doğru evrildiğini belirtti. Bu yaklaşımın şehirlerin cazibesini artırdığını ve uzun vadede ekonomik kalkınmanın verimliliğine önemli katkılar sağladığını ifade etti.

Yapım aşamasındaki gayrimenkul satış projeleri

Resaseme, ‘harita üzerinden satış’ projelerine ilişkin değerlendirmesinde, bu modelin son yıllarda konut arzını artıran ve gayrimenkul geliştirme faaliyetlerini hızlandıran en önemli araçlardan biri haline geldiğini söyledi. Söz konusu projelerin daha büyük ölçekli ve daha çeşitli yatırımların hayata geçirilmesine imkân tanıdığını belirten Resaseme, bunun da konut sahibi olmak isteyenler için daha geniş fırsatlar sunduğunu ifade etti.

Resaseme, bakanlık tarafından uygulanan sıkı düzenleyici ve denetleyici mekanizmaların, bu projelerin güvenilirliğini artırdığını ve alıcıların haklarının korunmasına katkı sağladığını vurguladı. Bu sayede piyasadaki güven düzeyinin yükseldiğini ve söz konusu projelere olan talebin belirgin şekilde arttığını kaydeden Resaseme, harita üzerinden satış modelinin ilk kez konut sahibi olmak isteyenler için en önemli alternatiflerden biri haline geldiğini belirtti.

Uzun vadeli stratejik vizyon

Aynı kapsamda değerlendirmelerde bulunan Resaseme, bakanlığın konut talebi dosyasını uzun vadeli ve stratejik bir bakış açısıyla ele aldığını belirterek, temel hedefin konut arzını artırmak ve gayrimenkul piyasasının verimliliğini yükseltmek olduğunu söyledi. Bu hedef doğrultusunda gayrimenkul geliştiricilerinin desteklendiğini, arsa ve imar planlarının geliştirildiğini, yatırım akışlarının teşvik edildiğini ve talebin yoğun olduğu bölgelerde konut projelerinin yaygınlaştırıldığını ifade eden Resaseme, konut arzındaki artış ve seçeneklerin çeşitlenmesinin piyasa dengesine olumlu yansıdığını kaydetti.

Resaseme, bu gelişmelerin hak sahiplerine daha uygun çözümler sunulmasına katkı sağladığını, aynı zamanda bakanlığın şeffaflığı artırma, gayrimenkul göstergelerini geliştirme ve piyasayı daha istikrarlı ve yatırım açısından cazip hâle getirme yönündeki çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı.

Açıklamalarının sonunda gayrimenkul finansmanı sektörüne de değinen Resaseme, bu alanın son yıllarda konut sahipliği oranındaki yükselişin temel dayanaklarından biri olduğunu belirtti. Çeşitli ve erişilebilir finansman çözümlerinin Suudi ailelerin satın alma gücünü artırdığını ifade eden Resaseme, yalnızca 2026 yılının ilk çeyreğinde konut destek hizmetlerinden yararlanan aile sayısının 23 bin 222’ye ulaştığını söyledi.

Konut sektörü, finans kuruluşları ve Gayrimenkul Kalkınma Fonu arasındaki entegrasyonun mart ayı sonu itibarıyla destekli sözleşme sayısının 1 milyon 20 bini aşmasında önemli rol oynadığını kaydeden Resaseme, sektörün bugün yaşadığı dönüşümün gayrimenkul piyasasının sürdürülebilirliğini destekleyen kapsamlı bir yapısal değişimi yansıttığını belirtti. Resaseme, söz konusu dönüşümün aynı zamanda vatandaşların yaşam kalitesini yükselttiğini ve ülkenin ulusal kalkınma hedefleriyle uyumlu bir şekilde ilerlediğini sözlerine ekledi.


Körfez İşbirliği Konseyi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a yönelik medya iddialarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
TT

Körfez İşbirliği Konseyi, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'a yönelik medya iddialarını kınadı

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, (Şarku’l Avsat)

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, dün yaptığı açıklamada, “Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ı hedef alan, asılsız ve doğrulanmamış medya iddialarını” kınadığını ve bunları reddettiğini bildirdi.

Budeyvi, söz konusu iddiaların, iki ülkenin bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrara katkı sağlayan yapıcı rollerini sorgulamayı amaçladığını belirtti.

Yazılı açıklamasında Budeyvi, bu tür iddiaların “güvenilirlikten ve nesnel temellerden yoksun olduğunu” vurgulayarak, Körfez ülkelerinin bölgesel güvenlik ve istikrarı güçlendirme, diyalog ve iş birliğini geliştirme yönündeki çabalarını zayıflatmayı hedeflediğini ifade etti.

Genel Sekreter ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’ın son yıllarda bölgesel istikrara destek veren politikalar izlediğini, diplomatik girişimleri destekleyerek ve uluslararası iş birliğini güçlendirerek krizlerin çözümüne katkı sunduğunu kaydetti.

Budeyvi, Körfez ülkelerinin istikrar ve iş birliğini artırma yönündeki ortak yaklaşımını sürdürdüğünü belirterek, KİK üyelerinden herhangi birine yönelik medya kampanyalarını kesin bir dille reddettiklerini vurguladı.

Açıklamada ayrıca, bu tür kampanyaların Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasındaki uyumu ve birliği etkilemeyeceği, bölgesel ve küresel düzeyde güvenlik, istikrar ve refahı destekleme rollerinin devam edeceği ifade edildi.


Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki iş birliği yaklaşık 4 milyon uyuşturucu hap kaçakçılığını engelledi

Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan ve Lübnan arasındaki iş birliği yaklaşık 4 milyon uyuşturucu hap kaçakçılığını engelledi

Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)
Krallık ve Lübnan arasındaki güvenlik iş birliği, narkotik uyuşturucuların izlenmesine ve kontrolüne katkıda bulunuyor, (Suudi İçişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığına bağlı "Narkotik Suçlarla Mücadele Genel Müdürlüğü" tarafından sağlanan kritik istihbarat sayesinde Lübnan makamları, yaklaşık 3 milyon 900 bin adet amfetamin uyuşturucu hapın kaçakçılık girişimini çökertti.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı Güvenlik Sözcüsü Tuğgeneral Talal bin Şalhub, dün yaptığı açıklamada, söz konusu operasyonun uyuşturucu kaçakçılığını meslek edinen suç şebekelerinin faaliyetlerine yönelik yürütülen proaktif güvenlik takibinin sonucu olduğunu belirtti.

Bin Şalhub, uyuşturucu maddelerin takibi ve ele geçirilmesi konusunda Lübnanlı muhataplarıyla yürütülen mevcut iş birliğine övgüde bulunarak; bu operasyonun, sınır ötesi suç şebekeleriyle mücadelede iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun ve entegrasyonunun düzeyini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Güvenlik Sözcüsü, Suudi Arabistan’ın, ülkenin güvenliğini ve gençlerini uyuşturucuyla hedef alan kriminal faaliyetleri takip etme, bu planları boşa çıkarma ve suç ortaklarını yakalama konusundaki kararlılığını yineleyerek, bu tür operasyonların toplumları uyuşturucu belasından korumaya katkı sağladığını ifade etti.