Kıtalararası ‘yeşil koridorlar’

G20 Zirvesi'nde Hindistan ile Avrupa'nın Ortadoğu üzerinden birbirine bağlanacağı duyuruldu.

 Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))
Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))
TT

Kıtalararası ‘yeşil koridorlar’

 Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))
Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))

Şakir Hüseyin

"Bu proje, son birkaç aydaki ortak çabalarımızın taçlandırılmasıdır. Ekonomik karşılıklı irtibatı ve diğer ülkelerdeki ortaklarımız üzerindeki ve bir bütün olarak küresel ekonomi üzerindeki olumlu etkiyi artırarak müşterek çıkarlara götüren ilkeler üzerine inşa edilmiştir.”

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 9 Eylül Cumartesi günü Yeni Delhi'de düzenlenen G20 Zirvesi oturum arasında yaptığı bu konuşma ile Hindistan, Ortadoğu ve Avrupa’yı birbirine bağlayacak çok uluslu bir demir yolu ve denizcilik projesi olan ‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nu duyurdu. Veliaht Prens konuşmasını, G20 Zirvesi’ne katılan ABD Başkanı Joe Biden, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed'in huzurunda yaptı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman konuşmasını şöyle sürdürdü:

Proje, yüksek verimli ve güvenilir sınır ötesi veri iletim kablolarına ek olarak küresel enerji arzının güvenliğini artırmak için elektrik ve hidrojen boru hatlarını genişletecek. ‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’, demiryolları ve limanların geliştirilmesine ve modernizasyonuna katkı sağlayacak.

Bu ulaşım ve dijital bağlantı projesi, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini birbirine bağlayan bir demiryolu projesi de dahil olmak üzere mevcut bölgesel entegrasyon planlarını tamamlıyor.

‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’, ortak ülkeler arasındaki ekonomik ve siyasi bağların derinleştirilmesini amaçlıyor. Proje iki koridor içeriyor: Hindistan ile Arap Körfezi arasındaki doğu koridoru ve Körfez ile Avrupa arasındaki kuzey koridoru.

Projenin hedefleri arasında mal ve hizmetlerin geçişini sağlamak için mevcut kara ve deniz ulaşım yollarını tamamlamak üzere demiryolu inşa etmek yer alıyor. 

SCDF
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi'nde bir araya geldiler.

ABD Başkanı Joe Biden, “Bu gerçekten büyük bir olay. Proje Ortadoğu bölgesini daha istikrarlı, müreffeh ve entegre hale getirmeye katkıda bulunak” dedi.

Koridorun doğu kısmı Hindistan'ı Arap Körfezi'ne, kuzey kısmı ise Körfez bölgesini Avrupa'ya bağlayacak.

Çin'in petrol zengini bölgedeki nüfuzunu güçlendirdiği bir zamanda ABD Hindistan, Ortadoğu ülkeleri ve Avrupa Birliği ile bu bölgeleri demiryolları ve deniz yolları ağıyla birbirine bağlamak amacıyla ortak altyapı planı imzalamayı hedefliyor. ABD, Ortadoğu ülkelerini demiryollarıyla, Hindistan'ı da bölgenin Avrupa'ya uzanan limanlarından nakliye hatlarıyla birbirine bağlamak için Hindistan, Suudi Arabistan ve BAE ile proje üzerinde sessizce çalışıyor.

ABD ve ortakları, iki kıtayı ticaret merkezleri olarak birleştirmeyi ve temiz enerjinin geliştirilmesini ve ihracatını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Elektriğe erişimi genişletmek için deniz altı kablolarının döşenmesi ve elektrik şebekeleri ile telekomünikasyon hatlarının bağlanması planlanıyor.

‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 kapsamındaki demiryolu genişletmesi ve altyapı büyümesiyle mükemmel uyum sağlıyor. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Krallık, Doğu Asya'daki büyük şirketler de dahil olmak üzere büyük ülkelerden altyapı yatırımları çekti. Prens Muhammed bin Selman’ın geçen yılın Kasım ayında düzenlediği Güney Kore ziyaretinde, sanayi devi Hyundai Rotem ile Suudi Yatırım Bakanlığı arasında, gelecekteki Neum şehri için bir demiryolu sistemi inşa etmek üzere bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Krallık, mevcut 3 bin 650 km'lik ağa 8 bin km demiryolu eklemeyi planlıyor.

BDFGR
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Prens Muhammed bin Selman.

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki demiryolu planı, teknik ve idari nedenlerden dolayı gecikmelerle karşı karşıya kaldı. Çalışmalara on yılı aşkın bir süre önce 15 milyar dolardan fazla tahmini maliyetle başlandığından bu yana 2 bin 100 kilometrelik ağın yalnızca bir kısmı inşa edildi.

Diğer yandan söz konusu mutabakat zaptı, koridorun nasıl geliştirileceğine ve finanse edileceğine dair ayrıntılı bilgi vermiyor ancak katılımcıların ‘zaman çizelgelerini içeren bir eylem planı geliştirmek ve buna uymak için önümüzdeki 60 gün içinde bir araya gelme’ niyetini belirtiyor.

Suudi Arabistan-ABD mutabakatı

Diğer yandan, Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA, Suudi Arabistan ve ABD hükümetlerinin, Asya Kıtası’nı Avrupa Kıtası’na bağlamak için Suudi Arabistan üzerinden kıtalararası yeşil geçiş koridorları kurulmasına yönelik bir protokolün geliştirilmesi amacıyla iki ülke arasında bir mutabakat zaptı imzaladığını duyurdu.

Bu proje, demiryolu hatlarının inşasının yanı sıra yenilenebilir elektriğin ve temiz hidrojenin iletim kabloları ve boru hatları aracılığıyla geçişini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Aynı zamanda, enerji güvenliğini artırmak, temiz enerjinin geliştirilmesine yönelik çabaları desteklemek, dijital bağlantı ve fiber kablolar aracılığıyla veri iletimi yoluyla dijital ekonomiyi teşvik etmek ve malların demiryolu ve limanlar yoluyla ticaretini ve taşınmasını teşvik etmek de hedefleniyor.

Ajans haberinde "Krallık, ABD'nin yeşil geçiş koridorlarıyla ilgili ülkeleri kapsayacak protokolü oluşturmak ve uygulamak için müzakereleri desteklemek ve kolaylaştırmak adına oynadığı rolü memnuniyetle karşılıyor" ifadesine yer verdi.

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada da şu ifadeler yer aldı:

ABD ve ortaklarının hedefinde iki kıtayı ticaret merkezleriyle birbiriyle bağlamak, temiz enerjiyi geliştirmek ve ihracatı kolaylaştırmak var. Ayrıca deniz altı kablolarını uzatmayı ve elektriğe erişimi genişletmek için elektrik şebekeleri ile telekomünikasyon hatlarını birbirine bağlamayı, ileri temiz enerji teknolojisinde yenilikçiliği mümkün kılmayı, toplulukları güvenli ve istikrarlı bir internete ulaştırmayı da bağlamayı hedefliyorlar.

Mutabakat zaptına göre, ortak ülkeler demiryolu hattı boyunca "temiz hidrojen ihracatına yönelik boru hatları döşemenin yanı sıra elektrik ve dijital ara bağlantı için kabloların döşenmesini sağlamayı" amaçlıyor.

Çin, çeşitli bölgelerde on milyarlarca dolar değerinde bir dizi proje geliştirirken, ABD ve Batılı müttefikleri, müttefik ve dost kazanmayı amaçlayan yeni jeopolitik altyapı rekabetinde geride kalmak istemiyor. ABD ve G7 müttefikleri, Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı aracılığıyla, Çin'in Asya, Afrika ve diğer bölgelerde Bir Kuşak Bir Yol Girişimi aracılığıyla geliştirdiği devasa altyapıya alternatifler sunmayı amaçlıyor.

Afrika'da Lobito Geçidi

Biden, Sahra altı Afrika'da Avrupa Birliği, Angola, Zambiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni birbirine bağlayan Lobito Koridoru’nu geliştirme planını duyurdu. Lobito Koridoru, Angola'daki Lobito limanı aracılığıyla güney Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile kuzeybatı Zambiya'yı bölgesel ve küresel ticaret pazarlarına bağlayacak.

Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, ‘Avrupa Birliği ve ABD, üç Afrika ülkesiyle kollektif bir şekilde projeyi hızlandırmak amacıyla koridorun geliştirilmesini desteklemek için iş birliği yapıyor. Zambiya ile Angola arasındaki yeni demiryolu hattının genişletilmesi için fizibilite çalışmalarının başlatılması da bu iş birliği adımları arasında yer alıyor.’

Çin'in farklı bölgelerde on milyarlarca dolar değerinde bir dizi proje geliştirmesi nedeniyle ABD ve Batılı müttefikleri, müttefik ve dost kazanmayı amaçlayan yeni jeopolitik altyapı rekabetinde geride kalmak istemiyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla’dan çevrildi.



Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
TT

Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)

Suudi Arabistan’ın eserleri Louvre Müzesi’nde sergilendiğinde, Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri henüz bugünkü kapsamına ulaşmamıştı. O dönemde kültür, Fransızların Suudi Arabistan’ın tarihini tanımasını sağlayan bir pencere işlevi görürken, Riyad ise mirasını ülke sınırlarının ötesinde tanıtmak için yeni bir alanı test ediyordu.

Aradan geçen 15 yılı aşkın sürede tablo değişti. Kültür, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin temel unsurlarından biri haline gelirken, El-Ula bu iş birliğinin en belirgin örneklerinden birine dönüştü. Sinema, müzeler, kültürel miras, turizm, spor ve büyük ölçekli etkinlikler de iki ülkeyi birbirine bağlayan ortak ağa dahil oldu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti, söz konusu alanların artık krallığın yeni ekonomisinin parçası haline geldiği bir dönemde gerçekleşiyor. Bunlar, siyasi ilişkilerin yanında yürütülen yalnızca kültürel faaliyetler olmaktan çıktı.

Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)
Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)

El-Ula … Kültürün ekonomik projeye dönüşmesi

El-Ula’da arkeoloji turizmle, mühendislik çevreyle, sanat ise ekonomiyle kesişiyor. Suudi-Fransız ortaklığı, bölgedeki iş birliğinin kapsamını şehir planlaması, kültürel miras, turizm, kültür, eğitim, mesleki eğitim ve sanat alanlarına genişleterek yatırımcı bir ülke ile yabancı şirketler arasındaki geleneksel ilişkinin ötesine geçen farklı bir model ortaya koyuyor.

Proje yalnızca tarihi bir alanın geliştirilmesinden ibaret değil; yerel kimliği temel alan ve uluslararası uzmanlıktan yararlanan küresel bir destinasyon meydana getirmeyi amaçlıyor.

Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)
Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)

Bu tür bir iş birliği, kültür, turizm ve eğlence sektörlerini ekonominin etkin unsurlarına dönüştürmeyi amaçlayan Suudi Arabistan Vizyon 2030 hedefleriyle doğrudan örtüşüyor.

Louvre’dan başlayan yolculuk

Başlangıç noktası EL-Ula değildi. 2010 yılında Louvre Müzesi, Fransızların Suudi tarihine yönelik artan ilgisini yansıtan bir dönüm noktası olarak “Çağlar Boyunca Suudi Arabistan’ın Başyapıtları” sergisine ev sahipliği yaptı.

Bundan önce, 1986’da Paris’te “Dün ve Bugün Suudi Arabistan” sergisi düzenlenmiş, 2012’de ise Paris’teki UNESCO merkezinde Suudi kültür günleri gerçekleştirilmişti.

Bu duraklar, kültürel ilişkilerin Suudi Arabistan’ı tanıtma aşamasından, bizzat Suudi Arabistan’da ortak projeler geliştirme aşamasına uzanan bir sürecin göstergeleriydi.

Kültür ekonomiyle bütünleşiyor

En önemli değişim, kültürün artık ekonomiden ayrı bir sektör olarak görülmemesi. Turizm; ulaşım, konaklama ve teknolojiye ihtiyaç duyuyor. Müzeler; mühendislik, işletme ve eğitimi gerektiriyor. Büyük etkinlikler ise spor, medya ve dijital hizmetlerle iç içe geçiyor. Böylece kültür, birbirine bağlı geniş bir ekonomik sistemin içinde yer alıyor.

İki ülke arasındaki potansiyel iş birliği alanlarının turizm, konaklama, yaratıcı ekonomi, elektronik oyunlar ve spor gibi sektörlere genişlemesi de bu dönüşümü doğuluyor. Bu sektörler, Suudi Arabistan’ın daha çeşitlendirilmiş bir ekonomi oluşturma hedefiyle de örtüşüyor.

Spor… Ortaklığın yeni dili

Spor, ilişkilere yeni bir boyut kazandırıyor. Fransa’nın, Veliaht Prens’in ziyaretiyle eş zamanlı olarak Espor Dünya Kupası ile bağlantılı etkinliklere ev sahipliği yapması, sporun rekabet alanından ekonomik ve kültürel yakınlaşma alanına dönüşmesine örnek oluşturuyor.

Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)
Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)

Suudi sporu da yatırımları, yetenekleri ve organizasyonları kendine çeken küresel bir sektör haline gelirken, Fransa turnuvaların ve büyük ölçekli etkinliklerin düzenlenmesi konusunda oldukça  deneyime sahip.

Burada da çıkarlar kültür ve turizmde olduğu gibi kesişiyor: Suudi Arabistan pazar, projeler ve giderek büyüyen sermaye sunarken, Fransa köklü endüstriyel, organizasyonel ve kültürel deneyimini ortaya koyuyor.

Eğitim… Daha az görünen ancak daha kalıcı yatırım

İki ülke arasındaki değişim yalnızca projelerle sınırlı değil. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve eğitim kurumları arasındaki iş birliği, bilgi transferi ve insan kaynağının geliştirilmesi için farklı bir kanal oluşturuyor.

Bu alan, özellikle Suudi Arabistan’ın büyümek istediği bilim, teknoloji, inovasyon, sağlık ve mühendislik sektörleri açısından önem taşıyor.

Projeler birkaç yıl içinde inşa edilebilir; ancak bu projeleri yönetecek nitelikli insan kaynağının yaratacağı etki onlarca yıl sürer.

İki deneyim arasında ortaklık

Suudi Arabistan ile Fransa’nın deneyimleri birçok açıdan birbirinden farklı. Ancak tam da bu farklılık, iş birliği için yeni bir alan oluşturuyor.

Fransa; kültür, müzeler, sanat ve yaratıcı endüstriler alanında uzun bir geçmişe sahip. Suudi Arabistan ise kültür, turizm, eğlence ve spor sektörlerini yeniden şekillendirdiği kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor.

Bu nedenle yeni ortaklık, Paris’te hazır bir modelin Riyad’a aktarılmasına dayanmıyor. Bunu yerine, Fransız deneyimi ile Suudi Arabistan’ın yeni kalkınma projesini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Bu da kültürü iki ülke arasındaki ilişkilerde bir “yumuşak güç alanından” daha fazlası haline getiriyor. Kültür, yeni bir ekonomi inşa etmenin, toplumların birbirini tanımasının ve siyasi gündemdeki değişimlerden daha az etkilenecek ortak çıkarlar ortaya koymanın temelini oluşturuyor.

Geçmişten geleceğe

Yaklaşık bir asır boyunca Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri çeşitli aşamalardan geçti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk diplomatik temsil döneminden Kral Faysal ile Charles de Gaulle arasındaki tarihi görüşmeye, ardından ekonomik ve savunma alanlarındaki genişlemeye ve nihayet Kral Selman bin Abdülaziz döneminde yeni bir ortaklık vizyonuna uzandı.

Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)
Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)

Bugün Riyad, Paris’e yalnızca geçmişi konuşmak için gitmiyor. Gündemde geleceğin şehri, yeni bir müze, turizm destinasyonu, yaratıcı ve ileri teknoloji endüstrileri, enerji projeleri ve uzun vadeli yatırımlar bulunuyor.

Bu dönüşüm, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin en belirgin özelliklerinden birini ortaya koyuyor: Kültürle başlayan köprü, bugün artık ekonomi, siyaset ve teknolojiyi de taşıyor.


Suudi Arabistan ve 7 ülke, İsrail'in "E1" yerleşim planını kınadı

İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve 7 ülke, İsrail'in "E1" yerleşim planını kınadı

İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, BAE, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Katar ve Mısır, dün yayımladıkları ortak bildiride, İsrail'in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşim politikalarının sürmesini kesin bir dille kınadıklarını; işgal altındaki Doğu Kudüs'ün doğusunda yer alan "E1" yerleşim planını ve buna bağlı faaliyetleri ise tamamen reddettiklerini ifade ettiler.

Sekiz ülkenin bakanları yaptıkları ortak açıklamada, İsrail işgal güçlerinin desteğiyle yerleşimcilerin Filistin halkına ve mallarına yönelik ihlal ve şiddet eylemlerini kınadıklarını yinelediler. Bu uygulamaların Filistinlilerin devredilemez haklarından hiçbir şekilde taviz vermediğini vurgulayan bakanlar; söz konusu eylemlerin uluslararası hukuku, ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını ve bölgesel ile uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehdit ettiğini belirttiler.

Bakanlar, "E1" planının, yerleşimlerin genişletilmesi ve ilhak sürecini ilerletme, özellikle Batı Şeria ile Doğu Kudüs başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi bütünlüğünü zedeleme yönünde tehlikeli bir gerilimi teşkil ettiği konusunda uyardı. Bu durumun, 1967 sınırları temelinde ve başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, coğrafi olarak bütünlüklü ve yaşayabilir bir Filistin devletinin hayata geçirilme kabiliyetini tehdit ettiği vurgulandı.

Açıklamada, bu tür önlemlerin; ilhak ve zorunlu göçe karşı net bir duruş içeren Donald Trump'ın kapsamlı barış planı, "Barış Konseyi" mekanizmaları ve Trump'ın Batı Şeria'nın ilhakına izin vermeyeceğine dair kararlılığı da dâhil olmak üzere, barış için atılan uluslararası adımlara doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığı belirtildi.

Bakanlar, uluslararası hukuka ve BMT kararlarına göre adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın yegâne yolunun iki devletli çözüm olduğunu vurgularken; bu çözümü baltalamayı amaçlayan adımların gerginliği artıracağını ve bölgedeki kalıcı barış fırsatlarını zedeleyeceği konusunda uyarıda bulundular.

Ayrıca bildiride, "E1" planı dahil yasa dışı yerleşim faaliyetlerinden sorumlu ya da bu faaliyetleri destekleyen kişi ve kurumlara uluslararası tedbirler uygulanması ve yaptırım getirilmesi yönündeki bütün çabaların desteklendiği ifade edildi. Bakanlar, yerleşimlerin oluşturulmasına veya genişletilmesine katkı sağlayan her türlü destek veya finansmanın durdurulmasını, "E1" planının derhal iptal edilmesini ve Filistin topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeye yönelik bütün tedbirlerin kaldırılmasını talep ettiler.

Son olarak BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası tarafları, uluslararası hukuki sorumluluklarını yerine getirmeye, yasa dışı yerleşimi durdurmak için acil ve etkili tedbirler almaya ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı dahil tüm devredilemez haklarını korumaya çağırdılar.


Muhammed bin Selman'ın ziyareti Fransa ile ortaklığı güçlendiriyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Muhammed bin Selman'ın ziyareti Fransa ile ortaklığı güçlendiriyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Paris ziyareti, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ortaklığı güçlendiriyor.

Veliaht Prensin Paris’e gerçekleştireceği ve resmî olarak pazar ve pazartesi günleri gerçekleşecek ziyareti, Suudi Arabistan ile Fransa arasındaki ilişkilerin giderek geliştiği ve iş birliği alanlarının genişlediği bir dönemde siyasi ve stratejik açıdan önem taşıyor.

Suudi Arabistan Kraliyet Divanı, ziyaretin Kral Selman bin Abdülaziz’in talimatı ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un daveti üzerine gerçekleştirileceğini açıkladı.

Fransa Cumhurbaşkanlığı Sarayı Elysee ise ziyaretin iki ülke arasındaki “diyaloğun canlılığını” yansıttığını ve stratejik ortaklığın güçlendirilmesine imkân sağlayacağını belirtti. Açıklamaya göre Macron ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ilk kez Suudi-Fransız Stratejik Ortaklık Konseyi toplantısını gerçekleştirecek.

Görüşmelerde ekonomik ve stratejik konuların yanı sıra bölgedeki krizler, özellikle Lübnan, Suriye ve Gazze, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de seyrüsefer güvenliği ele alınacak.

Veliaht Prens ayrıca pazar akşamı Cumhurbaşkanı Macron ile birlikte Elektronik Sporlar Dünya Kupası’nın kapanış törenine katılacak. Bu adım, iki ülke arasındaki sportif ve kültürel iş birliğinin giderek arttığına işaret ediyor.

Ziyaretin, yeni anlaşmaların imzalanması ve siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında koordinasyonun güçlendirilmesiyle sona ermesi bekleniyor.