Kıtalararası ‘yeşil koridorlar’

G20 Zirvesi'nde Hindistan ile Avrupa'nın Ortadoğu üzerinden birbirine bağlanacağı duyuruldu.

 Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))
Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))
TT

Kıtalararası ‘yeşil koridorlar’

 Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))
Uluslararası arenanın önde gelen liderleri Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi Liderler Oturumu’nda bir araya geldi. (AFP))

Şakir Hüseyin

"Bu proje, son birkaç aydaki ortak çabalarımızın taçlandırılmasıdır. Ekonomik karşılıklı irtibatı ve diğer ülkelerdeki ortaklarımız üzerindeki ve bir bütün olarak küresel ekonomi üzerindeki olumlu etkiyi artırarak müşterek çıkarlara götüren ilkeler üzerine inşa edilmiştir.”

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 9 Eylül Cumartesi günü Yeni Delhi'de düzenlenen G20 Zirvesi oturum arasında yaptığı bu konuşma ile Hindistan, Ortadoğu ve Avrupa’yı birbirine bağlayacak çok uluslu bir demir yolu ve denizcilik projesi olan ‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nu duyurdu. Veliaht Prens konuşmasını, G20 Zirvesi’ne katılan ABD Başkanı Joe Biden, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed'in huzurunda yaptı.

Veliaht Prens Muhammed bin Selman konuşmasını şöyle sürdürdü:

Proje, yüksek verimli ve güvenilir sınır ötesi veri iletim kablolarına ek olarak küresel enerji arzının güvenliğini artırmak için elektrik ve hidrojen boru hatlarını genişletecek. ‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’, demiryolları ve limanların geliştirilmesine ve modernizasyonuna katkı sağlayacak.

Bu ulaşım ve dijital bağlantı projesi, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini birbirine bağlayan bir demiryolu projesi de dahil olmak üzere mevcut bölgesel entegrasyon planlarını tamamlıyor.

‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’, ortak ülkeler arasındaki ekonomik ve siyasi bağların derinleştirilmesini amaçlıyor. Proje iki koridor içeriyor: Hindistan ile Arap Körfezi arasındaki doğu koridoru ve Körfez ile Avrupa arasındaki kuzey koridoru.

Projenin hedefleri arasında mal ve hizmetlerin geçişini sağlamak için mevcut kara ve deniz ulaşım yollarını tamamlamak üzere demiryolu inşa etmek yer alıyor. 

SCDF
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi'deki G20 Zirvesi'nde bir araya geldiler.

ABD Başkanı Joe Biden, “Bu gerçekten büyük bir olay. Proje Ortadoğu bölgesini daha istikrarlı, müreffeh ve entegre hale getirmeye katkıda bulunak” dedi.

Koridorun doğu kısmı Hindistan'ı Arap Körfezi'ne, kuzey kısmı ise Körfez bölgesini Avrupa'ya bağlayacak.

Çin'in petrol zengini bölgedeki nüfuzunu güçlendirdiği bir zamanda ABD Hindistan, Ortadoğu ülkeleri ve Avrupa Birliği ile bu bölgeleri demiryolları ve deniz yolları ağıyla birbirine bağlamak amacıyla ortak altyapı planı imzalamayı hedefliyor. ABD, Ortadoğu ülkelerini demiryollarıyla, Hindistan'ı da bölgenin Avrupa'ya uzanan limanlarından nakliye hatlarıyla birbirine bağlamak için Hindistan, Suudi Arabistan ve BAE ile proje üzerinde sessizce çalışıyor.

ABD ve ortakları, iki kıtayı ticaret merkezleri olarak birleştirmeyi ve temiz enerjinin geliştirilmesini ve ihracatını kolaylaştırmayı amaçlıyor. Elektriğe erişimi genişletmek için deniz altı kablolarının döşenmesi ve elektrik şebekeleri ile telekomünikasyon hatlarının bağlanması planlanıyor.

‘Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 kapsamındaki demiryolu genişletmesi ve altyapı büyümesiyle mükemmel uyum sağlıyor. Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Krallık, Doğu Asya'daki büyük şirketler de dahil olmak üzere büyük ülkelerden altyapı yatırımları çekti. Prens Muhammed bin Selman’ın geçen yılın Kasım ayında düzenlediği Güney Kore ziyaretinde, sanayi devi Hyundai Rotem ile Suudi Yatırım Bakanlığı arasında, gelecekteki Neum şehri için bir demiryolu sistemi inşa etmek üzere bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Krallık, mevcut 3 bin 650 km'lik ağa 8 bin km demiryolu eklemeyi planlıyor.

BDFGR
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Prens Muhammed bin Selman.

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerindeki demiryolu planı, teknik ve idari nedenlerden dolayı gecikmelerle karşı karşıya kaldı. Çalışmalara on yılı aşkın bir süre önce 15 milyar dolardan fazla tahmini maliyetle başlandığından bu yana 2 bin 100 kilometrelik ağın yalnızca bir kısmı inşa edildi.

Diğer yandan söz konusu mutabakat zaptı, koridorun nasıl geliştirileceğine ve finanse edileceğine dair ayrıntılı bilgi vermiyor ancak katılımcıların ‘zaman çizelgelerini içeren bir eylem planı geliştirmek ve buna uymak için önümüzdeki 60 gün içinde bir araya gelme’ niyetini belirtiyor.

Suudi Arabistan-ABD mutabakatı

Diğer yandan, Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA, Suudi Arabistan ve ABD hükümetlerinin, Asya Kıtası’nı Avrupa Kıtası’na bağlamak için Suudi Arabistan üzerinden kıtalararası yeşil geçiş koridorları kurulmasına yönelik bir protokolün geliştirilmesi amacıyla iki ülke arasında bir mutabakat zaptı imzaladığını duyurdu.

Bu proje, demiryolu hatlarının inşasının yanı sıra yenilenebilir elektriğin ve temiz hidrojenin iletim kabloları ve boru hatları aracılığıyla geçişini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Aynı zamanda, enerji güvenliğini artırmak, temiz enerjinin geliştirilmesine yönelik çabaları desteklemek, dijital bağlantı ve fiber kablolar aracılığıyla veri iletimi yoluyla dijital ekonomiyi teşvik etmek ve malların demiryolu ve limanlar yoluyla ticaretini ve taşınmasını teşvik etmek de hedefleniyor.

Ajans haberinde "Krallık, ABD'nin yeşil geçiş koridorlarıyla ilgili ülkeleri kapsayacak protokolü oluşturmak ve uygulamak için müzakereleri desteklemek ve kolaylaştırmak adına oynadığı rolü memnuniyetle karşılıyor" ifadesine yer verdi.

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada da şu ifadeler yer aldı:

ABD ve ortaklarının hedefinde iki kıtayı ticaret merkezleriyle birbiriyle bağlamak, temiz enerjiyi geliştirmek ve ihracatı kolaylaştırmak var. Ayrıca deniz altı kablolarını uzatmayı ve elektriğe erişimi genişletmek için elektrik şebekeleri ile telekomünikasyon hatlarını birbirine bağlamayı, ileri temiz enerji teknolojisinde yenilikçiliği mümkün kılmayı, toplulukları güvenli ve istikrarlı bir internete ulaştırmayı da bağlamayı hedefliyorlar.

Mutabakat zaptına göre, ortak ülkeler demiryolu hattı boyunca "temiz hidrojen ihracatına yönelik boru hatları döşemenin yanı sıra elektrik ve dijital ara bağlantı için kabloların döşenmesini sağlamayı" amaçlıyor.

Çin, çeşitli bölgelerde on milyarlarca dolar değerinde bir dizi proje geliştirirken, ABD ve Batılı müttefikleri, müttefik ve dost kazanmayı amaçlayan yeni jeopolitik altyapı rekabetinde geride kalmak istemiyor. ABD ve G7 müttefikleri, Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı aracılığıyla, Çin'in Asya, Afrika ve diğer bölgelerde Bir Kuşak Bir Yol Girişimi aracılığıyla geliştirdiği devasa altyapıya alternatifler sunmayı amaçlıyor.

Afrika'da Lobito Geçidi

Biden, Sahra altı Afrika'da Avrupa Birliği, Angola, Zambiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ni birbirine bağlayan Lobito Koridoru’nu geliştirme planını duyurdu. Lobito Koridoru, Angola'daki Lobito limanı aracılığıyla güney Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile kuzeybatı Zambiya'yı bölgesel ve küresel ticaret pazarlarına bağlayacak.

Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, ‘Avrupa Birliği ve ABD, üç Afrika ülkesiyle kollektif bir şekilde projeyi hızlandırmak amacıyla koridorun geliştirilmesini desteklemek için iş birliği yapıyor. Zambiya ile Angola arasındaki yeni demiryolu hattının genişletilmesi için fizibilite çalışmalarının başlatılması da bu iş birliği adımları arasında yer alıyor.’

Çin'in farklı bölgelerde on milyarlarca dolar değerinde bir dizi proje geliştirmesi nedeniyle ABD ve Batılı müttefikleri, müttefik ve dost kazanmayı amaçlayan yeni jeopolitik altyapı rekabetinde geride kalmak istemiyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla’dan çevrildi.



Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
TT

Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak'a seyahat etmesini yasakladı

Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)
Birleşik Arap Emirlikleri bayrağı (Şarku’l Avsat)

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, bölgede yaşanan güvenlik ve siyasi gelişmeler nedeniyle BAE vatandaşlarının İran, Lübnan ve Irak’a seyahatini yasakladığını duyurdu.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, söz konusu üç ülkede hâlihazırda bulunan BAE vatandaşlarına en kısa sürede ülkeden ayrılarak Birleşik Arap Emirlikleri’ne dönmeleri çağrısı yapıldı. Bu adımın, devletin yurt dışındaki vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı ihtiyati tedbirler kapsamında olduğu belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı, vatandaşların yayımlanan talimat ve uyarılara uymasının önemine dikkat çekerek, İran, Lübnan ve Irak’ta bulunanların durumlarının takip edilmesi ve ihtiyaç hâlinde gerekli desteğin sağlanabilmesi için bakanlıkla iletişime geçmeleri gerektiğini vurguladı.

Kararın, son dönemde bölgede artan gerilim ve güvenlik gelişmeleri çerçevesinde alındığı, birçok ülkenin de vatandaşlarını korumak ve güvenliklerini sağlamak amacıyla benzer önlemler aldığı ifade edildi.


Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
TT

Bahreyn Kralı: İran iç işlerimize karışmayı bırakmalı

Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)
Bahreyn Kralı Hamad bin İsa (BNA)

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa’dan İran’a sert uyarı: Vatan her şeyin üzerindedir

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa, İran’a ülkesinin ve Körfez ülkelerinin iç işlerine müdahale etmeyi durdurma çağrısında bulunarak, "Vatan her şeyin üzerindedir ve tüm evlatlarının omuzlarında bir emanettir" mesajını verdi.

Dün basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Kral Hamed bin İsa, "Zorlukların vatanların üzerine çullandığı ve insanların karakterinin sınandığı anlarda, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar," dedi. Bahreyn’in güvenliğini, istikrarını ve halkının selametini hedef alan menfur İran saldırganlığının, vicdanını düşmana satanların sahteliğini ifşa ettiğini vurgulayan Kral Hamed, vatanın geçtiği bu sınavın bütün maskeleri düşürdüğünü belirtti.

İhanetin telafisi yoktur

Kral Hamed, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Kahraman silahlı kuvvetlerimiz her türlü kalleş saldırıyı püskürtmek için sınırlarda teyakkuzda beklerken; vicdanını düşmana satmış az sayıda kişi, vatanın egemenliğini hiçe sayanlarla iş birliği içine girmiştir. Bu, ihanetlerin en büyüğü ve halkın vicdanında asla affedilmeyecek bir suçtur.

Yaşananlara karşı duyduğu büyük öfkenin tüm Bahreyn halkının öfkesinin bir yansıması olduğunu ifade eden Kral, "Vatanın kaderinin emanet edildiği kişilerin vatanı sırtından bıçaklaması ve halkın kendisini temsil etmesi için seçtiği isimlerin, kamuoyu tarafından dışlanmış hainlerin yanında durması kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Vatandaşlık bir ahittir

"Kamuoyunun bugün tek yürek olduğunu ve saldırganlarla iş birliği yapanların uzaklaştırılmasını talep ettiğini belirten Hamed bin İsa, "Vatanına ihanet edenler, bu topraklarda yaşama onurunu hak etmiyor. Vatandaşlık sadece bir kâğıt parçası değil, bir ahit ve sözleşmedir. Bu sözleşmeyi bozan, hakkını kendi eliyle kaybetmiştir" şeklinde konuştu.

Bazı milletvekillerinin, vatanın kalkanı olmak yerine hainlerin safında yer almasından duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Kral Hamed, "Vatana saldıranların yanında durmayı tercih edenler, gidip onlara katılsınlar. Düşmanlarımıza sadakat gösterenlerin aramızda yeri yoktur" dedi.

Caydırıcı tedbirler ve ordu mesajı

Bütün Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) halklarının; hainler hakkında verilen hapis, vatandaşlıktan çıkarma ve pasaport iptali kararlarını güçlü bir şekilde desteklediğini, hatta daha fazlasını talep ettiğini savunan Kral, bu caydırıcı önlemlerin bir "intikam" değil, sadık vatandaşları korumak için bir "emniyet supabı" olduğunu söyledi. Kral, bu adımların atılmaması durumunda, silahlı kuvvetlerin savunma zarureti gereği askeri kurallar çerçevesinde yönetime el koymak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu.

Milletvekillerine iki yol: Ya özür ya sürgün

Söz konusu milletvekilleri önünde iki yol olduğunu vurgulayan Kral Hamed bin İsa şunları kaydetti: "Önlerinde üçüncü bir yol yok; ya Bahreyn halkından açıkça özür dileyip güven köprülerini yeniden kuracaklar ya da ihanetleri nedeniyle yargı kararıyla ülkeden sürülenlerin yanına gidecekler. Meclis bir emanettir ve temsil yetkisi, eli vatan ihanetine bulaşmış kişilerin taşıyabileceği bir şeref değildir."

Hürriyet kaos değildir

Ülkenin bugün her zamankinden daha fazla özgür ve sorumlu görüşlere ihtiyaç duyduğunu belirten Kral Hamed, Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Özgürlük kaos demek değildir, değerlere dil uzatmak veya vatana ihanet etmek hiç değildir. Vatan her şeyin üzerindedir ve Bahreyn’in bir karış toprağından dahi vazgeçmeyeceğiz. Herkes vatan sevgisini öğrenmelidir; gerçek vatandaş, vatanını dilinde değil, kalbinde taşıyan ve gerekirse onun için canını feda edendir."


Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)
TT

Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)

Birkaç yıl öncesine kadar hac yolculuğu, başkentlerden birinde küçük bir ofisten başlar ve uzun bir acente ve aracı ağı üzerinden tamamlanırdı. Bugün ise bu yolculuk, merkezi bir sistemde, dünya çapında hac pazarını tamamen yeniden şekillendiren bir platforma indirgenmiş durumda.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın öncülük ettiği bu dönüşüm, sektörü çok taraflı açık bir modelden, dijital platformlar ve hassas operasyonel düzenlemelerle yönetilen bir sisteme taşıdı. Bu değişiklik, hac hizmetleri tarihindeki en geniş yeniden yapılandırma operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

Bu reformlardan önce, hac organizasyonu büyük ölçüde farklı ülkelerdeki yerel acentelere dayanıyordu. Bu acenteler, Suudi Arabistan içindeki hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyonu sağlarken, bu durum hizmet kalitesinde farklılıklara, fiyat dengesizliklerine ve denetim zorluklarına yol açıyordu.

Ancak, yurt dışı hacı hizmet sağlayıcıları sistemi devreye alındığında, sektör yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, pazarı düzenlemeyi ve lisanslama, işletme ve değerlendirme için net bir çerçeve belirlemeyi amaçlıyor. Bu sayede hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu adımlar, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleyici belgelerle destekleniyor.

2022... Kademeli dönüşümün başlangıcı

2022 yılı, düzenleyici yönetmeliğin uygulanması ve dijital platformların kullanımının artırılmasıyla gerçek bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde, Nusuk platformu üzerinden doğrudan rezervasyon modelinin hayata geçirilmesi, geleneksel acentelerin rolünü azaltarak karar alma merkezini Suudi Arabistan’a taşıdı.

Bu dönüşüm anlık bir değişim değil, aşamalı bir süreçti. Süreç, pazarı yeniden yapılandırma ile başladı ve sonraki yıllarda dijital çözümler üzerine daha fazla odaklanarak lisanslı şirketler modelinin güçlendirilmesine kadar genişledi. Sonraki hac sezonlarında ise daha olgun bir aşamaya geçildi ve bu aşama, hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya odaklandı.

Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri, pazarda faaliyet gösteren kuruluş sayısının azaltılması oldu. Artık yalnızca belirli lisanslı şirketler faaliyet gösterebiliyor ve bu şirketler, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan operasyonel ve denetimsel standartlara tabi.

Eski Hac ve Umre Komitesi Danışmanı Saad el-Kurşi, bu dönüşümün ‘nitelikli bir sıçrama’ olduğunu belirterek, acente modelinden organize şirketlere geçişin hizmet seviyelerinin artmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

El-Kurşi, “Hac ile ilgili tüm hizmetler, konaklama, yönlendirme ve karşılama gibi, öncekine kıyasla çok daha düzenli ve kaliteli hale geldi” dedi.

Hizmeti yeniden tanımlayan bir operasyonel kılavuz

Bu dönüşüm, hizmet kalitesini, kalite standartlarını ve değerlendirme mekanizmalarını net bir şekilde belirleyen ayrıntılı operasyonel kılavuzların yayımlanmasıyla pekiştirildi. Bu sayede, hacı adaylarının deneyimi, genel bir şekilde sunulmak yerine, ölçülebilir ve hesaplanabilir birimlere dönüştürüldü.

Ancak bu dönüşüm, bazı zorluklardan muaf değildi. Bunların başında, yeni modeller doğrultusunda çalışacak insan kaynağının eğitilmesi yer alıyordu.

El-Kurşi, bu zorlukların ‘büyük ölçüde aşıldığını’ belirterek, çalışanların hazırlık seviyesinin arttığını ve işletme verimliliğinin iyileştiğini vurguladı. El-Kurşi, mevcut sistemin ‘bugün daha yüksek bir verimlilikle ve daha iyi bir organizasyonla çalıştığını’ ifade etti.

Artan talep... Düzenleyici sınırlar

Artan talebe rağmen, hacı sayıları belirli düzenleyici çerçevelere tabi ve bu da sayılara bir sınırlama getiriyor.

El-Kurşi, “Her ülkeye tahsis edilen kontenjanların sınırlı olması, sayılarda bir üst sınır oluşturuyor, ancak organize şirketlere olan talep artıyor” diyerek, sektörün gelecekteki kapasite artışıyla daha fazla genişleme yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Ayrıca, düzenleme sayesinde fiyatlar daha kontrollü hale geldi. Önceden acentelerin inisiyatifine bırakılan fiyatlandırmalar, bu düzenlemelerle farklılıkları azaltarak maliyetlerde daha yüksek bir şeffaflık sağladı.

Temsilciden platforma

Dijital dönüşüm, bu sistemin temel direğini oluşturdu; çünkü sözleşme süreçleri ve hizmet seçimi artık Nusuk gibi dijital platformlarla bağlantılı hale geldi.

Bu dönüşüm sadece zaman ve çabayı kısaltmakla kalmadı, aynı zamanda pazardaki rollerin yeniden dağıtılmasını sağladı. Böylece hac yolculuğunun yönetimi daha merkezi ve düzenli hale geldi.

Sarah şirketi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Komitesi Üyesi Mühendis İmad Sami Kari, bu dönüşümün geleneksel işletme modellerinden entegre bir dijital sisteme geçişi kapsadığını belirtti.

Kari, bu dönüşümün ‘havayolu şirketleri, Hac ve Umre Bakanlığı, Nusuk platformu ve hizmet sağlayıcı şirketler arasındaki elektronik bağlantıya dayandığını’ ve bunun hac yolculuğu yönetiminin verimliliğini artırdığını vurguladı.

Ayrıca, ‘QR kodu’ gibi teknolojilerin ve Nusuk kartlarının kullanımının, hacı adaylarının deneyimine doğrudan olumlu etkiler sağladığını, özellikle kaygıları azalttığını ve işlemleri hızlandırdığını ifade etti.

Kari, artık sadece kalabalıkların yönetimi değil, aynı zamanda entegre bir deneyim sunmaya odaklanıldığını belirterek, ‘Bagajsız Hac’ gibi yeni girişimlere dikkat çekti. Bu girişim, hacı adaylarının hareketliliğini kolaylaştırmayı ve yolculuklarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Son yıllarda hac sektöründe yaşananlar, yalnızca şirket sayısının azaltılmasından ibaret olmayıp, tamamen küresel bir pazarın yeniden şekillendirilmesine kadar uzanıyor.

Bugün hac, geleneksel ağlara dayalı bir yapıdan ziyade, yönetimsel düzenlemelerle ve teknolojiyle desteklenen bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, dünyanın en büyük insan topluluklarından birinin daha verimli yönetilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor.