Kuveyt, İran savaşı sürecinde son haftalarda benzerleri yaşanan saldırıların bir yenisinde, Irak’tan ülke topraklarına yönelik yeni bir saldırının düzenlendiğini duyurdu.
Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud Abdulaziz el-Atvan yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeyindeki kara sınırında bulunan iki karakolun sabah saatlerinde saldırıya uğradığını bildirdi. Açıklamada, “Irak Cumhuriyeti’nden gelen iki adet patlayıcı yüklü insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirilen hain saldırı sonucunda maddi hasar meydana gelmiş, can kaybı ya da yaralanma yaşanmamıştır” ifadesine yer verildi.
Açıklamada ayrıca, “Savunma Bakanlığı, ilgili birimlerin olaya derhal müdahale ederek gerekli tedbirleri aldığını teyit etmektedir” denildi.
Kuveyt’in açıklamasına ilişkin Irak tarafından henüz resmi bir yanıt yapılmazken, Kuveyt ve bazı Körfez ülkeleri son haftalarda Irak’tan kaynaklanan benzer saldırılardan şikâyetçi olduklarını dile getirmişti.
Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu 14 Nisan’da yaptığı açıklamada, devletlerin egemenliğinin ihlal edilmesini ve bölge güvenliği ile istikrarının tehdit edilmesini kesin bir dille reddettiğini vurguladı. Açıklamada, Irak topraklarından havalanan İHA’larla Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yönelik gerçekleştirilen saldırılar en sert ifadelerle kınanırken, Irak hükümetine bu tehditler karşısında sorumlulukla hareket etme çağrısı yapıldı.
Öte yandan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın Abu Dabi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ömer el-Ubeydi’yi bakanlığa çağırarak kendisine sert ifadeler içeren bir protesto notası iletti. Notada, İran ile ABD arasında ateşkes ilan edilmesine rağmen Irak’tan kalktığı belirtilen İHA’larla Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki hayati tesislerin hedef alınması ‘terör saldırısı’ olarak nitelendirildi.
BAE, Dışişleri Bakanlığı Arap İşleri Dairesi Direktörü Ahmed el-Meraşide aracılığıyla iletilen notada, söz konusu saldırıları kesin bir dille reddettiğini belirtti. Açıklamada, saldırıların İran’a bağlı silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği, hedef alınan ülkelerin egemenliği ve hava sahasının ihlal edildiği, bunun uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın açık bir ihlali olduğu ifade edildi.