KİK Genel Sekreteri: Ülkelerimiz dünyanın sekizinci büyük ekonomisini temsil ediyor

Yemen'deki Bahreyn güçlerinin olayının İran'la ilişkileri geri getirmedeki rolüne dikkat çekildi.

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Bidevi dün düzenlenen Arap Medya Forumu’nda konuşma yaptı. (GCCSG)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Bidevi dün düzenlenen Arap Medya Forumu’nda konuşma yaptı. (GCCSG)
TT

KİK Genel Sekreteri: Ülkelerimiz dünyanın sekizinci büyük ekonomisini temsil ediyor

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Bidevi dün düzenlenen Arap Medya Forumu’nda konuşma yaptı. (GCCSG)
Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Bidevi dün düzenlenen Arap Medya Forumu’nda konuşma yaptı. (GCCSG)

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Bidevi, Körfez ülkelerinin birlikte dünyanın sekizinci en büyük ekonomisini oluşturduğunu, ekonomilerinin yıllık toplam büyümesinin yaklaşık yüzde 6 olduğunu ve toplam gayri safi yurtiçi hasılasının 2,4 trilyon dolara ulaştığını söyledi.

Bidevi dün Dubai'de düzenlenen ‘Arap Medya Forumu’nda katıldığı bir oturumda, Körfez ülkelerinin siyasi olarak açık ve net bir tutum benimsediğini ve bu tutumun onlara uluslararası alanda saygın bir konum kazandırdığını kaydetti. Bunun, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'yı bir araya getiren BRICS grubunun Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ni üyeliğe (BAE) davet etmesi ile açıkça görüldüğüne işarette bulundu.

SD

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Bidevi konuşmasında, Körfez ülkelerinin diplomatik olarak aktif olduğunu ve bu durumun, New York'ta düzenlenen son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarında yoğun bir şekilde faaliyet göstermelerinden açıkça görüldüğüne dikkat çekti. Bu durum, Körfez ülkelerinin siyasi ve ekonomik alanlarda önemli bir rol ve ağırlığa sahip olduğunu, aynı zamanda dünyanın en önemli enerji kaynaklarından bazılarına sahip olan kritik bir bölge olduğunu, kalkınma ve insani yardım alanında önemli katkılarda bulunduğunu ve bu katkıların dünyanın farklı bölgelerine olumlu yansımalara sahip olduğunu gösteriyor.

Ekonomik ağırlık

KİK Genel Sekreteri, Körfez bölgesinin önemli bir ekonomik güç olduğunu gösteren bazı veriler sundu. Söz konusu verilere göre Körfez ekonomisinin yıllık büyüme oranı yaklaşık yüzde 6 ve altı ülkenin toplam ekonomisi, dünyanın sekizinci en büyük ekonomisini oluşturuyor.

Bidevi, Körfez ülkelerinin toplam gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) 2,4 trilyon doların üzerinde olduğunu ve 2050 yılına kadar 6 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. Ayrıca, Körfez ülkelerinin toplam varlık fonu büyüklüğünün 3,225 trilyon dolar olduğunu ve Körfez içi ticaret hacminin 107 milyar dolar olduğunu belirtti.

Eşit mesafe

KİK Genel Sekreteri, küresel güçler arasındaki rekabetin arttığı bir dönemde, Körfez ülkelerinin siyasi ve ekonomik olarak dengeli ve istikrarlı bir strateji izlediğini kaydetti.

Bidevi, Körfez ülkelerinin, geçtiğimiz yıl Riyad'da ABD Başkanı Joe Biden ile bir araya gelen altı Körfez ülkesi liderinin katıldığı zirve ve geçen aralık ayında Riyad'da düzenlenen ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in de katıldığı Körfez-Çin zirvesini örnek olarak gösterdi.

Bidevi, Körfez İşbirliği Konseyi Dışişleri Bakanları ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Moskova'da düzenlediği ve iki ülke arasındaki stratejik diyalog çerçevesinde gerçekleşen toplantıya ve Körfez İşbirliği Konseyi Dışişleri Bakanları ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'in Riyad'da düzenlediği toplantıya da atıfta bulundu. Genel Sekreter, bu siyasi hamlelerin, Körfez ülkelerinin herkesle eşit mesafede durduğunu ve açık ve şeffaf bir şekilde hareket ettiğini gösterdiğini söyledi.

İyi komşuluk

KİK Genel Sekreteri Körfez ülkeleri ile İran arasındaki yakınlaşmanın yeni bir gelişme olmadığını söyledi. Bidevi, bu sürecin uzun süredir devam ettiğini ve İran'ın iyi komşuluk ilişkileri temelinde, içişlerine müdahale etmeme ve uluslararası anlaşmalara saygı duyma ilkelerine dayanan ilişkiler kurma çağrısı ile başladığını belirtti. Bidevi, geçtiğimiz mart ayında Suudi Arabistan ve İran arasında gerçekleşen yakınlaşmanın olumlu bir adım olduğunu ve bölgesel istikrara katkı sağlayacağını vurguladı. Körfez ülkelerinin de bu yakınlaşmayı memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Ancak Bidevi dün Suudi Arabistan-Yemen sınırında Bahreyn güçlerini hedef alan ve iki Bahreyn askerinin ölümüne neden olan Husi saldırısının, yakınlaşma çabalarını geriye götürdüğünü belirtti.

DSCF
KİK Genel Sekreteri ‘Arap Medya Forumu kapsamında düzenlenen oturuma katıldı. (Şarku'l Avsat)

Bidevi, İran'ın bölge ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkileri temelinde doğal ilişkiler kurmasının önemine inandığını ifade etti. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir-Abdullahiyan ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, Abdullahiyan'ın bu yakınlaşmayı gerçekleştirmek ve Körfez ülkeleri ile doğal ilişkiler kurmak istediğini söylediğini aktardı. Bidevi, Körfez ülkelerinin, bu yakınlaşmanın, karşılıklı saygı ve içişlerine müdahale etmeme temelinde gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. İran'ın da bu yakınlaşmaya yönelik iyi niyet göstergesi sunması gerektiğini kaydetti.

Ekonomik bütünleşme

Bidevi, Körfez ülkelerinin ekonomik olarak daha fazla entegre olması için çaba gösterdiklerini söyledi. Söz konusu çabaların, Körfez ülkelerinin ortak bir pazar oluşturması ve gümrük birliği kurması yoluyla gerçekleştirileceğini belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Bidevi, Körfez ülkelerinin siyasi, güvenlik ve askeri alandaki koordinasyonunun en üst düzeyde olduğunu kaydetti. Ancak ekonomik entegrasyonu tamamlamak ve uzun vadeli hedeflere ulaşmak için bazı tavizlerde bulunmak gerektiğinin altını çizdi. Genel Sekreter, Körfez ülkelerinin, ekonomik olarak daha fazla entegre olmanın, bölgesel istikrar ve refahı artıracağına inandığını vurguladı. Ancak, bu entegrasyonu tamamlamak için, Körfez ülkelerinin bazı tavizlerde bulunması gerektiğine dikkat çekti.

Bidevi, Körfez ülkeleri liderlerinin, ekonomik entegrasyonu tamamlamanın stratejik bir öneme sahip olduğu konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Bu, Körfez İşbirliği Konseyi'nin son toplantısında liderlerin, Genel Sekreter’i bu konudaki çabaları hızlandırmakla görevlendirmesiyle açıkça görülüyor. Ancak Bidevi, bazı görüş farklılıklarının, bu konuda ilerlemeyi engellediğini belirtti.

Bu stratejik hedefin gerçekleştirilmesine olan inancını vurguladı ve bölgede bu yolda önemli ilerlemeler olduğunu ifade etti. Söz konusu ilerlemelerden birinin, Güney Irak'ın da projeye bağlanmasına öncülük eden Körfez elektrik şebekesi projesi. Genel Sekreter, bu konuda açık bir diyalog olduğunu ve bu çabaların, Konsey üyesi ülkeler arasında istenen ekonomik entegrasyonu sağlayacak bir anlaşmaya varma konusunda bir atılım görmesini umduğunu dile getirdi.

Dünya bir yol ayrımında

Ayrıca, akademik uzmanlar ve siyasi analistler, mevcut küresel sistemin görünümünü ve yeni bir küresel sistemin ortaya çıkma fırsatlarını, bazılarının dünyanın iki kutuplu sisteme veya çok kutuplu bir dünyaya geri dönmesinin başlangıcı olarak görebileceği mevcut jeopolitik dönüşümler ışığında değerlendirdiler.

‘Yeni bir küresel sisteme mi giriyoruz?’ başlıklı oturumda katılımcılar, ABD ve Avrupa'nın siyasi ve ekonomik nüfuzunun devam etmesi ve küresel gayrisafi yurtiçi hasılanın en büyük payını elinde bulundurması nedeniyle mevcut küresel sistemin önümüzdeki yıllarda devam edeceği tahmininde bulundu. Diğerleri ise, Kuzey'in Güney ile buluştuğu ve ekonomik blokların rolünün arttığı yeni bir küresel sistemin şekillenmeye başladığına işaret etti.

Dubai Medya'dan gazeteci Nevra Rommel tarafından yönetilen ve Dr. Muhammed er-Rumeyhi, Kuveyt Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü, Abdulaziz el-Hamisi, Arap siyaseti konusunda yazar ve araştırmacı, Ahmed el-Müslimani, Kahire Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı ve ‘eş-Şark Gazetesi’ yazarı İyad Ebu Şakran'ı bir araya getiren oturumda katılımcılar, hem Suudi Arabistan hem de BAE'nin mevcut küresel ekonomik manzarada oynadığı etkili rolün önemi konusunda hemfikir oldular. Bu, ulusal çıkarların herhangi bir başka gündemin önüne geçtiği bir liderlik altında, tüm güçlere açılma ve ekonomik ve kalkınma çıkarlarını gerçekleştiren bloklara katılmanın bir sonucu olarak değerlendirildi.



El-Hureyf Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın çabaları madencilik sektörüne sermaye yatırımı çekiyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
TT

El-Hureyf Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan'ın çabaları madencilik sektörüne sermaye yatırımı çekiyor

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, basın toplantısında Şarku’l Avsat’ın sorusunu yanıtlarken (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın gerek Uluslararası Madencilik Konferansı aracılığıyla gerekse sektörle ilgili olumsuz algıyı değiştirmeye yönelik çabalarıyla, dünya genelindeki yatırımcıları özellikle Afrika’da madenciliğe yatırım yapmanın önemini yeniden değerlendirmeye teşvik etmeyi hedeflediğini söyledi.

El-Hureyf bugün Riyad’da, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde düzenlenen Uluslararası Madencilik Konferansı kapsamında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, madencilik sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birinin yatırım akışı olduğunu vurguladı. Bu konunun, Geleceğin Madenleri Konferansı ile yuvarlak masa girişiminin başlatılmasından bu yana gündemde olduğunu hatırlattı.

Dünya Bankası’nın Uluslararası Madencilik Konferansı’na katılımının, sektöre yatırımı destekleyecek çözümler bulunmasının önemine güçlü bir işaret olduğunu belirten el-Hureyf, madenciliği tamamlayıcı sektörlerin desteklenmesine yönelik başka girişimlerin de bulunduğunu ifade etti. Bu kapsamda özellikle lojistik sektörüne, hükümet ortaklıkları, uluslararası kuruluşların desteği ve kalkınma bankaları aracılığıyla destek sağlandığını kaydetti.

Öte yandan, madencilikten sorumlu bakanların katıldığı bakanlar toplantısı, bugün Uluslararası Madencilik Konferansı çerçevesinde gerçekleştirildi. Toplantı, 100’den fazla ülke ile 70’i aşkın uluslararası ve sivil toplum kuruluşunun yanı sıra iş dünyası birlikleri ve küresel ölçekte sektörün önde gelen isimlerinin katılımıyla, madencilik ve maden sektörünün geleceğinin ele alındığı dünyanın en büyük ve en önemli platformu olarak öne çıkıyor.

Toplantıda, ‘üç bakanlık girişimi’ kapsamında kaydedilen ilerlemenin gözden geçirilmesi, bir sonraki çalışma aşamalarının belirlenmesi, uluslararası ortaklarla kapasite geliştirme ve beceri kazandırma alanlarında iş birliğinin ele alınması ve küresel düzeyde vizyon birliği ile iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan Geleceğin Madenleri Çerçevesi’nin bilimsel bir yol haritası olarak hayata geçirilmesi hedefleniyor.


El-Hureyf, Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu: Güvenli maden tedariki olmadan endüstriyel hedefler gerçekleşemez

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Hureyf, Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu: Güvenli maden tedariki olmadan endüstriyel hedefler gerçekleşemez

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Uluslararası Madencilik Konferansı'nın açılışında konuştu. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, ülkelerin ekonomi ve sanayi hedefleri ile enerji planlarını gerçekleştirmesinin, güvenli ve esnek metal tedariklerine bağlı olduğunu vurguladı. El-Hureyf, bu tedariklerin sağlanabilmesi için geniş çaplı yatırımlar ve yüksek maliyetli yenilikçi teknolojilerin benimsenmesinin şart olduğunu belirtti.

Bu açıklama, el-Hureyf’in Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde Riyad’da düzenlenen beşinci Uluslararası Madencilik Konferansı’ndaki açılış konuşmasında geldi. El-Hureyf, maden kaynaklarının elektrik dönüşümü ve dijitalleşmeyi yönlendiren teknolojilerin özünü oluşturduğunu, aynı zamanda sanayi gelişimi ve hem üretici hem de tüketici ülkelerde geleceğin istihdam alanlarının temelini teşkil ettiğini ifade ederek, bu kaynakların küresel büyümenin başlıca itici güçlerinden biri olduğunu söyledi.

El-Hureyf, son beş yılda yürütülen ortak çalışmaların beklenenden fazla ilerleme sağladığını belirtti ve bu ilerlemenin detaylarının katılımcılara sunulan kitapçıkta yer aldığını kaydetti. Öne çıkan örnekler arasında, maden keşfi finansmanındaki boşluğu gidermek amacıyla Dünya Bankası ile iş birliği ve altyapı finansmanının küresel gündeme güçlü biçimde dahil edilmesi yer aldı.

El-Hureyf ayrıca, şeffaflık ve tedarik zincirinin izlenmesine odaklanan yeni bir diyaloğun başlatıldığını, mevcut durumu yansıtan standartların geliştirildiğini ve yetenek, sürdürülebilirlik ve teknik kapasite alanlarında bir ‘mükemmellik merkezleri ağı’ oluşturulduğunu belirtti. Bu girişimlerin, tedarikçi ve tüketici ülkeler arasındaki zorlu konularda ortak bir zemin sağlama ve hükümetler, sanayi kuruluşları ve çok taraflı örgütleri tek çatı altında buluşturma amacını yansıttığını ifade etti.

El-Hureyf, konferansa katılan çok sayıda bakan ve temsilcinin, ister ilk kez ister düzenli katılımcı olarak bulunmalarını, uluslararası iş birliğinin önemini yansıtan bir işaret olarak değerlendirdi.

El-Hureyf, 2022’de düzenlenen ilk Bakanlar Yuvarlak Masası’nın 32 ülkeyi ağırladığını ve o dönemde Afrika ile Batı ve Orta Asya’yı kapsayan büyük bölgeye odaklandığını hatırlattı. Bugün ise 100’ün üzerinde ülke ve 70 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcilerinin katılım gösterdiğini belirtti.

Katılımcı sayısındaki bu genişlemenin, Latin Amerika gibi diğer bölgelerden gelen taleplerin bir yanıtı olduğunu ve küresel diyaloğun önemini, çözüm geliştirme kapasitesini ortaya koyduğunu vurguladı. El-Hureyf, bugün masada bulunan temsilin rakamların ötesine geçtiğini; G20 ülkeleri, tedarikçi ve tüketici devletleri kapsadığını, bu sayede diyaloğun doğru taraflarla, doğru zamanda ve doğru yerde yürütüldüğünü ifade etti.

El-Hureyf, bu katılımın, metallere dayalı yeni bir küresel kalkınma, refah ve istikrar çağının şekillendirilmesinde ortak sorumluluğu temsil ettiğini belirterek, madenlerin küresel kalkınmanın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Öte yandan el-Hureyf, proje geliştirme süreçlerinin yavaşlığı, küresel politika parçalanması, altyapı boşlukları, finansman kısıtları ve sektöre yönelik güven eksikliği gibi mevcut zorlukları da kabul etti. Ancak bu sorunların tek başına çözülemeyeceğini, ülkeler arası gerçek ve planlı iş birliğinin fark yaratabileceğini ifade etti.

Konuşmasını, ortak zamanı akıllıca kullanma, uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket etme ve gezegenin geleceği için somut ve aktif tartışmalarla canlı bir eylem planı oluşturma çağrısıyla tamamlayan el-Hureyf, kolektif çalışmanın dünya için gerekli metal tedariklerinin temelini oluşturduğunu vurguladı.


Suudi Arabistan, Kiev'deki Katar büyükelçiliği binasına bombalı saldırı sonucu verilen zarardan dolayı üzüntü duyduğunu açıkladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Kiev'deki Katar büyükelçiliği binasına bombalı saldırı sonucu verilen zarardan dolayı üzüntü duyduğunu açıkladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna'nın başkenti Kiev'de meydana gelen bombalı saldırı sonucunda kardeş ülke Katar'ın büyükelçilik binasına verilen zarardan dolayı Krallık'ın derin üzüntüsünü dile getirdi.

Bakanlık’ın yaptığı açıklamada, “Krallık, Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi uyarınca diplomatik misyonların üyelerine ve merkezlerine koruma sağlanması gerektiğini teyit eder ve (Rusya-Ukrayna) krizini barışçıl yollarla çözmeyi amaçlayan diplomatik çabaları desteklediğini yineler” ifadeleri yer aldı.