Olağanüstü İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Zirvesi Sonuç Bildirisi yayımlandı

Olağanüstü İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Zirvesi Sonuç Bildirisi yayımlandı
TT

Olağanüstü İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Zirvesi Sonuç Bildirisi yayımlandı

Olağanüstü İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Zirvesi Sonuç Bildirisi yayımlandı

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Ortak Zirvesi sonrası ortak bildiri yayımlandı.

İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Ortak Zirvesi'nin sonuç bildirisinde şu ifadelere yer verildi:

Bizler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği'nin devlet ve hükümet başkanları olarak, İsrail'in Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki Doğu Kudüs dahil olmak üzere Filistin halkına yönelik acımasız saldırısını kınamak için, her iki örgütün de ayrı ayrı düzenlemeyi planladığı iki zirveyi birleştirmeye karar verdik. Bu, saldırıyı ve neden olduğu insani krizi birlikte karşılayacağımızı ve işgalin devamını sağlayan tüm yasadışı İsrail uygulamalarını durdurmak ve Filistin halkının haklarını, özellikle de özgürlük ve egemen bir devlet kurma hakkını sağlamak için çalışacağımızı ifade etmektedir.

- Nazik ev sahiplikleri için Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a teşekkür ediyoruz.

- Her iki örgüt tarafından Filistin meselesi ve tüm işgal altındaki Arap toprakları ile ilgili tüm kararları teyit ediyoruz.

- Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer uluslararası örgütlerin Filistin meselesi ve İsrail işgali suçları ve Filistin halkının 1967'den beri işgal altındaki tüm topraklarında özgürlük ve bağımsızlık hakkı ile ilgili tüm kararlarını hatırlıyoruz. Bu topraklar tek bir coğrafi bütünlük oluşturuyor.

- Bugün bizler, 26 Ekim 2023 tarihinde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 10. Acil Durum Dönemi'nde kabul edilen A/ES-10/L.25 sayılı kararı memnuniyetle karşılıyoruz.

- Filistin davasının merkeziliğini ve kardeş Filistin halkının meşru mücadelesinde tüm gücümüz ve imkanlarımızla yanlarında olduğumuzu teyit ederiz. Bu mücadele, işgal altındaki tüm topraklarını özgürleştirmek, tüm devredilemez haklarını elde etmek ve özellikle kendi kaderini tayin etme ve 4 Haziran 1967 sınırları üzerinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir devlette yaşama hakkını elde etmek içindir.

- Stratejik bir seçenek olan adil, kalıcı ve kapsamlı barışın, bölgenin tüm halklarının güvenliğini ve istikrarını garanti etmenin ve onları şiddet ve savaş sarmallarından korumanın tek yolu olduğunu teyit ediyoruz. Bu barış, İsrail işgalinin sona ermesi ve Filistin sorununun iki devletli çözüm temelinde çözümlenmesi olmadan gerçekleşmeyecektir.

- Filistin meselesini görmezden gelme veya Filistin halkının haklarını görmezden gelme çabaları yoluyla bölgesel barışı sağlamanın imkansız olduğunu ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nın desteklediği Arap Barış Girişimi'nin temel bir referans olduğunu teyit ediyoruz.

-İsrail'i, işgalci güç olarak, Filistin halkının haklarına ve İslami ve Hristiyan kutsallarına yönelik saldırıları, sistematik politikaları ve uygulamaları ve işgali pekiştiren ve uluslararası hukuku ihlal eden tek taraflı yasadışı adımlarından dolayı çatışmanın devam etmesinden ve tırmanmasından sorumlu tutuyoruz. Bu durum, adil ve kapsamlı bir barışın sağlanmasını engellemektedir.

- İsrail ve bölgenin tüm ülkeleri, Filistinliler güvenlik ve barış içinde yaşamadıkça ve tüm gasp edilmiş haklarını geri kazanmadıkça güvenlik ve barış içinde yaşayamayacaktır. İsrail işgalinin devamı, bölgenin güvenliği ve istikrarı ve uluslararası güvenlik ve barış için bir tehdit oluşturmaktadır.

- Nefret, ayrımcılığın tüm biçimlerini ve aşırılık kültürünü pekiştiren tüm tezleri kınıyoruz.

- İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik misilleme saldırısının, toplu katliam suçunu teşkil eden yıkıcı sonuçlarından ve bu saldırılar sırasında Batı Şeria ve Kudüs'te işlediği barbarca suçlardan ve İsrail'in saldırılarını durdurmayı reddetmesi ve BM Güvenlik Konseyi'nin uluslararası hukuku uygulamaktan aciz kalması nedeniyle savaşın genişleme tehlikesinden endişe ediyoruz.

Sonuç olarak şu kararlara varıldı:

1- İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırısını, bu saldırılar sırasında işlediği savaş suçları, barbarca, vahşi ve insanlık dışı katliamları ve işgalci sömürge hükümetinin bu saldırıları sırasında ve işgal altındaki Batı Şeria'da, özellikle Doğu Kudüs'te Filistin halkına karşı işlediği suçları kınıyoruz. Bu saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunuyoruz.

2- Bu intikam savaşını meşru müdafaa olarak tanımlamayı ya da herhangi bir bahaneyle meşrulaştırmayı reddediyoruz.

3- Gazze'deki ablukanın kaldırılması ve derhal bölgeye Arap, İslam ve uluslararası insani yardım konvoylarının, gıda, ilaç ve yakıt dahil olmak üzere, girmesinin sağlanması, uluslararası örgütlerin bu sürece katılımına çağrı yapılması, bu örgütlerin bölgeye girişinin gerekliliğinin teyidi, ekiplerinin korunması ve tam olarak görevlerini yerine getirmelerinin sağlanması ve Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) desteklenmesi.

4- Mısır Cumhuriyeti'nin Gazze'deki İsrail saldırganlığının sonuçlarına karşı aldığı tüm adımlarının desteklenmesi ve bölgeye yardımları acil, sürdürülebilir ve yeterli bir şekilde girmesini sağlamak için çabalarının desteklenmesi.

5-Uluslararası hukuku, uluslararası insancıl hukuku ve uluslararası meşruiyet kararlarını ihlal eden BMGK'dan, saldırıyı durduran ve sömürgeci işgal otoritesini dizginleyen kararlı ve bağlayıcı bir karar almasının talep edilmesi. Bu kararlardan sonuncusu, 26 Ekim 2023 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı A/ES-10/L.25'tir. Bu konudaki başarısızlık, İsrail'in masumları, çocukları, yaşlıları ve kadınları öldüren ve Gazze'yi harabeye çeviren vahşi saldırganlığını sürdürmesine izin veren bir işbirliği olarak kabul edilmelidir.

6- Tüm devletlerden, İsrail işgal güçlerine silah ve mühimmat ihracatını durdurmasının talep edilmesi. Bu silahlar ve mühimmat, İsrail ordusu ve terörist yerleşimciler tarafından Filistin halkını öldürmek, evlerini, hastanelerini, okullarını, camilerini, kiliselerini ve tüm varlıklarını yok etmek için kullanılmaktadır.

7- BMGK'dan, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki hastaneleri vahşice yıkmasını, ilaç, gıda ve yakıt girişini engellemesini, işgal otoritesinin elektrik, su ve temel hizmetleri, özellikle de iletişim ve internet hizmetlerini kesmesini, toplu bir ceza olarak ve uluslararası hukuka göre bir savaş suçu olarak kınanmasının talep edilmesi. Kararın, İsrail'e, işgal gücü olarak, uluslararası yasalara uyma ve bu insanlık dışı vahşice işlemlerini derhal iptal etme zorunluluğunu yerine getirmesi gerekmektedir. Ayrıca, İsrail'in yıllardır bölgeye uyguladığı ablukanın kaldırılmasının gerekliliğinin de vurgulanması gerekmektedir.

8- Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı'ndan, İsrail'in tüm işgal altındaki Filistin topraklarında, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, Filistin halkı aleyhine işlediği savaş suçları ve insanlığa karşı suçları soruşturmayı tamamlamasını ve bu soruşturmanın uygulanmasını takip etmek üzere BM ve Arap  Birliği Genel Sekreterliklerini görevlendirmesini, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'nde işlenen İsrail suçlarını belgelemek ve uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukukun İsrail tarafından, işgal gücü olarak, Gazze Şeridi ve diğer işgal altındaki Filistin topraklarında, Doğu Kudüs de dahil olmak üzere, Filistin halkı aleyhine işlediği tüm ihlalleri yasal olarak savunmak için iki uzman hukuki izleme birimi kurmasının talep edilmesi. Birimler, kurulduktan 15 gün sonra, Dışişleri Bakanları düzeyinde Arap Birliği Konseyi'ne ve BM Dışişleri Bakanları Konseyi'ne sunmak üzere bir rapor sunacak ve ardından her ay rapor sunmaya devam edeceklerdir.

9- Filistin Devleti'nin, İsrail işgal otoritesinin sorumlularını Filistin halkına karşı işlediği suçlar için sorumlu tutmak için yaptığı hukuki ve siyasi girişimlerin desteklenmesi. Bu girişimler, Uluslararası Adalet Divanı'nın tavsiye niteliğindeki görüş sürecinin dahil edilmesi ve İnsan Hakları Konseyi kararıyla oluşturulan soruşturma komitesinin bu suçları soruşturmasına ve engellememesine izin verilmesini içerir.

10- BM ve Arap Birliği Genel Sekreterliklerinin, İsrail işgal otoritesinin Filistin halkına karşı işlediği tüm suçları ve bu suçları belgeleyen ve İsrail'in yasadışı ve insanlık dışı uygulamalarını açığa vuran dijital medya platformlarını izlemek için iki medya izleme birimi kurmakla görevlendirilmesi.

11- Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nın, 32. Arap Zirvesi ve İslam Zirvesi'nin başkanlığı sıfatıyla, Ürdün, Mısır, Katar, Türkiye, Endonezya, Nijerya, Filistin ve diğer ilgili ülkeleri, ayrıca iki örgütün genel sekreterlerini, tüm üye devletler adına derhal uluslararası bir girişim başlatmakla görevlendirilmesi. Bu girişimin amacı, Gazze'deki savaşı durdurmak ve uluslararası kabul görmüş referanslara uygun olarak kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmak için ciddi ve gerçek bir siyasi süreci başlatmak için uluslararası bir hareketi şekillendirmektir.

12- BM ve Arap Birliği üye devletlerinin, İsrail işgal otoritesinin insanlığa karşı suçlarına son vermek için diplomatik, siyasi ve hukuki baskı uygulamaya ve caydırıcı önlemler almaya çağrılması.

13- Uluslararası hukukun uygulanmasında çifte standardın kınanması, bu çifte standardın, İsrail'i uluslararası hukuktan muaf tutarak ve onu bu hukukun üstüne koyarak, çok taraflı çalışmanın güvenilirliğini baltalayarak ve insani değerler sisteminin seçici uygulanmasını ortaya çıkararak, çifte standart uygulayan devletlerin güvenilirliğini ciddi şekilde zayıflattığını ve medeniyet ve kültürler arasında bir çatlağa yol açtığının vurgulanması.

14- Filistinli yaklaşık 1,5 milyon kişinin Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneyine zorla göç ettirilmesinin, 1949 Cenevre Sözleşmesi ve 1977 Protokolü'ne göre savaş suçu olarak kınanması, sözleşmeye taraf devletleri, bu suçu kınayan ve reddeden ortak bir karar almaları için çağırılması, bütün BM örgütlerini, işgalci Siyonist otoritelerin bu insanlık dışı ve sefil durumu kalıcılaştırmaya yönelik girişimlerine karşı çıkmaya çağrılması, bu yerinden edilmiş kişilerin derhal kendi evlerine ve bölgelerine geri dönmeleri gerektiğine vurgu yapılması.

15- Filistin halkının ister Gazze Şeridi'nde, ister Batı Şeria'da (Kudüs dahil) ister kendi topraklarının dışında, herhangi bir yere, bireysel veya toplu olarak, zorla nakledilmesi, zorla yerinden edilmesi, sürgün edilmesi veya tehcir edilmesi girişimlerinin tam, mutlak ve kolektif bir şekilde reddedilmesi ve karşı çıkılması. Bu eylemler, kırmızı çizgi ve savaş suçu olarak değerlendirilmektedir.

16- Sivillerin öldürülmesi ve hedef alınmasının kınanması, insani değerlerimizden ve uluslararası hukuk ve insani hukukla uyumlu temel bir tutumdur. Ayrıca, uluslararası toplumun Filistinli sivillerin öldürülmesini ve hedef alınmasını durdurmak için derhal ve hızlı adımlar atması gerektiğine vurgu yapmak gerekmektedir. Bu, bir hayat ile diğer bir hayat arasında hiçbir fark olmadığı ve vatandaşlık, ırk veya din temelinde ayrım yapılmaması gerektiği gerçeğini bir teyit olarak görülmelidir.

17- Tüm tutukluların, mahkumların ve sivillerin derhal serbest bırakılması gerektiğine vurgu yapılması, işgalci sömürgeci otoritelerin binlerce Filistinli tutukluya karşı işlediği iğrenç suçların kınanması. Bu suçların durdurulması ve faillerini adalete teslim edilmesi için tüm ilgili devletleri ve uluslararası kuruluşları baskı yapmaya çağrılması.

18- İşgal güçlerinin işlediği cinayetleri, yerleşimcilerin terörünü ve Filistin köylerinde, şehirlerde ve Batı Şeria'daki kamplarda işledikleri suçları ve Mescid-i Aksa'ya ve tüm İslami ve Hristiyan kutsal mekanlara yönelik tüm saldırıların durdurulması.

19- İsrail'in, işgalci güç olarak yükümlülüklerini yerine getirmesi ve işgali sürdüren tüm yasadışı İsrail eylemlerini durdurması gerektiğine vurgu yapılması. Özellikle, yerleşim alanlarının inşası ve genişletilmesi, toprakların gasp edilmesi ve Filistinlilerin evlerinden tahliye edilmesi.

20- İşgal güçlerinin Filistin şehirlerine ve kamplarına yönelik askeri operasyonlarının ve yerleşimcilerin terörünü kınanması ve uluslararası topluma, onları uluslararası terör listelerine dahil etme çağrısında bulunulması. Filistin halkının, diğer tüm dünya halklarının sahip olduğu tüm haklara sahip olması için, bunlara insan hakları, güvenlik hakkı, kendi kaderini tayin hakkı ve topraklarında bağımsız bir devlet kurma hakkı dahildi, Filistin halkına uluslararası koruma mekanizması sağlanması.

21- İsrail'in Kudüs'teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik saldırılarını ve ibadet özgürlüğünü ihlal eden yasadışı İsrail eylemlerinin kınanması. Kutsal mekanlardaki mevcut yasal ve tarihi statünün saygınlığının gerekliliğinin teyit edilmesi. Mescid-i Aksa / Kudüs'ün Harem-i Şerifi'nin, 144 bin metrekarelik toplam alanı ile, yalnızca Müslümanlara ait saf bir ibadet yeri olduğunu ve Kudüs İslami Vakıfları ve Mescid-i Aksa İşleri Ürdünlü İdaresinin, Kudüs'teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi Haşimi vesayeti çerçevesinde, Mescid-i Aksa'yı yönetme, koruma ve girişini düzenleme konusundaki tek yetkili yasal organ olduğunun teyit edilmesi. Kudüs Komitesi Başkanlığının rolünü ve Kudüs'teki işgal güçlerinin uygulamalarını ele alma çabalarının desteklenmesi

22- İsrail işgal hükümetinin bakanlarının gerçekleştirdiği eylemleri ve aşırılıkçı ve ırkçı nefret söylemlerinin kınanması. Bu eylemler arasında, Gazze Şeridi'ndeki Filistin halkına nükleer silah kullanma tehdidinde bulunan bir bakanın tehdidi de yer almaktadır. Bu tehdidi, uluslararası güvenlik ve barış için ciddi bir tehdit olarak değerlendirmek ve bu tehdide karşı koymak için Birleşmiş Milletler çatısı altında düzenlenen, Ortadoğu'da nükleer silahlar ve diğer tüm toplu imha silahlarından arındırılmış bir bölgenin oluşturulmasına yönelik konferansı ve hedeflerini desteklemek gerekmektedir.

23- İsrail'in Gazze Şeridi ve Lübnan'a yönelik saldırılarında, gazetecilerin, çocukların, kadınların öldürülmesini, sağlık çalışanlarının hedef alınmasını ve uluslararası hukuka aykırı olan beyaz fosfor kullanımını kınamak. İsrail'in Lübnan'ı ‘taş devrine’ geri döndürme tehdidinde bulunan açıklamaları ve tehditlerinin kınanması. Çatışmaların genişlemesini önlemek için gerekli adımların atılması ve İsrail'in kimyasal silah kullanımını araştırması için Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün (OPCW) görevlendirilmesi.

24-Filistin halkının tek meşru ve tek temsilcisinin Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) olduğunun teyit edilmesi, Filistinli grup ve güçlerin FKÖ'nün çatısı altında birleşmeye çağrılması. Ayrıca, Filistin Kurtuluş Örgütü liderliğindeki ulusal bir ortaklık çerçevesinde herkesin sorumluluklarını üstlenmesi gerektiğine vurgu yapılması.

25- Barış, İsrail işgalini sona erdirmek ve Arap-İsrail çatışmasını uluslararası hukuk ve ilgili uluslararası hukuk kararlarına uygun olarak çözmek için stratejik bir seçenektir. Bu kararlar arasında, BMGK'nın 242 (1967), 338 (1973), 497 (1981), 1515 (2003) ve 2334 (2016) kararları yer almaktadır. FKÖ'nün 2002 tarihli barış girişimi, tüm unsurları ve öncelikleri ile, Arapların birleşik ve uyumlu tutumu ve Ortadoğu'da barışı canlandırmak için herhangi bir çabanın temeli olarak kabul edilmektedir. İsrail ile barış ve normal ilişkiler kurmak için ön koşul, İsrail'in tüm Filistin ve Arap topraklarını işgalini sona erdirmesi, 4 Haziran 1967 sınırlarında tam egemenliğe sahip bağımsız bir Filistin devleti kurması, Doğu Kudüs'ü başkenti olarak kabul etmesi ve Filistin halkının vazgeçilmez haklarını geri alması, bunlar arasında kendi kaderini tayin etme hakkı, geri dönüş hakkı, Filistinli mültecilere tazminat ve 1948 tarihli BM Genel Kurulu kararı 194'e uygun olarak adil bir şekilde çözümüdür.

26- Dünya toplumunun, Filistin halkının tüm meşru haklarını karşılayan iki devletli çözüm temelinde, 1967'nin 4 Haziran hatları üzerinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını sağlayacak ciddi ve gerçek bir barış sürecini derhal başlatması gerektiğine vurgu yapılması. Bu devlet, İsrail ile güvenlik ve barış içinde yaşayacaktır. Bu, uluslararası hukukun kararlarının ve Arap Barış Girişimi'nin tüm unsurlarının uygulanmasına uygun olacaktır.

27- Filistin meselesine 75 yılı aşkın bir süredir çözüm bulunamaması, İsrail'in sömürgeci işgali ve çözümü baltalamak için sistematik olarak uyguladığı politikalar, özellikle de yerleşim yerlerini inşa etmek ve genişletmek yoluyla, bazı tarafların İsrail işgaline koşulsuz destek vermesi ve onu hesap verebilirlikten koruması, bu suçları görmezden gelmenin tehlikesi ve bunun uluslararası barış ve güvenliğin geleceği üzerindeki ciddi etkileri konusundaki sürekli uyarıları dinlemeyi reddetmesi, durumun ciddi şekilde kötüleşmesine yol açmıştır.

28- Gazze'yi Batı Şeria'dan, özellikle de Doğu Kudüs'ten ayırmayı amaçlayan tüm önerilerin reddedilmesi ve Gazze'ye yönelik herhangi bir gelecekteki yaklaşımın, Gazze ve Batı Şeria'nın tek bir Filistin devleti olarak birliğini güvence altına alan kapsamlı bir çözümün parçası olması gerektiğine dair vurgu yapılması. Bu devlet, 4 Haziran 1967 sınırları üzerinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir devlet olmalıdır.

29- Filistin meselesine kapsamlı ve kalıcı bir çözüm bulmak için, en kısa zamanda, uluslararası bir barış konferansı yapılması çağrısında bulunulması. Bu konferans, uluslararası hukuk, uluslararası hukukun kararları ve toprak karşılığı barış ilkesine dayalı, belirli bir zaman çerçevesi içinde ve uluslararası garantilerle yürütülecek, 1967'de işgal edilen Filistin topraklarının tamamından, özellikle Doğu Kudüs'ten, işgalin sona ermesine ve iki devletli çözümün uygulanmasına yol açacak bir barış sürecinin başlatılması için bir platform sağlayacaktır.

30- İslam Zirvesi'nin 14. Dönemi kararlarını ve Arap Zirvesi kararlarını takiben Arap ve İslam ülkelerinin finansal güvenlik ağını etkinleştirme çağrısı yapılması. Bu ağ, Filistin Devletine ve UNRWA’ya mali katkılar sağlama ve mali, ekonomik ve insani destek sağlama amacıyla kurulmuştur. Ayrıca, İsrail saldırısının hemen ardından Gazze'nin yeniden inşası ve saldırının neden olduğu yıkımın etkilerinin hafifletilmesi için uluslararası ortakların seferber edilmesi çağrısında bulunulması.

31- Arap Birliği Genel Sekreteri ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri'nin, kararın uygulanmasını takip etmek ve sonuçlarını ilgili kuruluşlarının gelecekteki toplantılarına sunmakla görevlendirilmesi.

* Tunus Cumhuriyeti, kararda yer alan her şeyden, sadece Filistin halkına yönelik saldırıların derhal durdurulması, insani yardımların derhal ulaştırılabilmesi ve tüm Filistin'e yönelik ablukanın kaldırılması konularıyla ilgili noktalar hariç olmak üzere, çekincelidir.

** Irak Cumhuriyeti, kararda "iki devletli çözüm" ifadesi geçtiği her yerde çekincelidir. Bu ifade, Irak yasasıyla çelişmektedir.

*** "Sivillerin öldürülmesi" ifadesine çekincelidir. Bu ifade, Filistinli şehidi İsrailli yerleşimciyle eşitlemektedir.

**** "Onunla normal ilişkiler kurmak" ifadesi çekincelidir.



Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
TT

Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, "Ramazan Umre Sezonu" için plan ve programlarını güçlendirdi.

Hac Bakanlığı, geçmiş verileri, çoklu operasyonel modelleri ve sosyal medya platformlarının metin analizlerini temel alarak, çeşitli giriş noktalarındaki hacı sayısını gerçek zamanlı olarak tahmin etmek için yapay zeka modellerini kullanıyor. Bakanlık sözcüsü Dr. Gassan el-Nuvimi'ye göre böylece, halkın etkileşimini izleyip hizmetleri değerlendirerek erken müdahale kapasitesini artırıyor ve deneyimin kalitesini sürekli iyileştiriyor.

Sözcü, Bakanlığın hacıların yolculuğunu entegre bir süreç olarak ele aldığını, yanıt süresi ve sunulan çözümlerin kalitesini ölçen kesin performans göstergeleriyle bağlantılı net eksikleri giderme ve işleme mekanizmaları dahilinde, sorular, şikayetler ve raporları almak için birleşik kanalları etkinleştirerek verimliliği artırdığını ve memnuniyet düzeyini yükselttiğini açıkladı.


Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
TT

Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Krallık ile Kuveyt arasında belirlenen sınırlarla ayrılan su altındaki alanda herhangi bir başka tarafın hak iddialarını kesin bir dille reddettiğini yineleyerek, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan Krallığı Dışişleri Bakanlığı, kardeş Irak Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'e sunduğu koordinat listelerini ve haritaları büyük ilgi ve endişeyle takip etmektedir. Bu listelerde ve haritalarda, Suudi Arabistan-Kuveyt sınır bölgesi ile komşu olan su altında kalan bölgenin büyük bir kısmının Kuveyt'e ait olduğu belirtilmektedir. Suudi Arabistan Krallığı, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine dayanan ve aralarında imzalanan ve yürürlükte olan anlaşmalar uyarınca, bu bölgedeki doğal kaynakların mülkiyetini Kuveyt Devleti ile paylaşmaktadır. Bu koordinatlar ayrıca Fasht al-Qaid ve Fasht al-Aij gibi deniz alanları ve açık denizler üzerinde kardeş Kuveyt Devleti'nin egemenliğini de ihlal etmektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı: "Krallık, Suudi Arabistan Krallığı ile Kuveyt Devleti arasında belirlenen sınırla bölünmüş su altı bölgesinde başka herhangi bir tarafın hak sahibi olduğu yönündeki iddiaları kesin bir şekilde reddettiğini yineler. Ayrıca, Irak Cumhuriyeti'nin Kuveyt Devleti'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü saygı gösterme, ikili ve uluslararası taahhüt ve anlaşmaları ve özellikle Kuveyt Devleti ile Irak Cumhuriyeti arasındaki kara ve deniz sınırlarını belirleyen Güvenlik Konseyi'nin 833 (1993) sayılı kararı olmak üzere tüm ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını saygı gösterme taahhüdünün önemini vurgulamaktadır. Dışişleri Bakanlığı, farklılıkların çözülmesi için akıl, bilgelik ve diyaloğun üstün gelmesini ve uluslararası hukukun kuralları ve ilkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerine uygun olarak ciddi ve sorumlu bir şekilde hareket edilmesi çağrısında bulunmaktadır.


Kral Selman: Devletimizin kuruluşu tevhid, adalet ve dağınıklığın tek bayrak altında toplanması üzerine inşa edildi

Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)
Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)
TT

Kral Selman: Devletimizin kuruluşu tevhid, adalet ve dağınıklığın tek bayrak altında toplanması üzerine inşa edildi

Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)
Kral Selman bin Abdulaziz Al Suud (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın “Kuruluş Günü” dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Kral Selman bin Abdulaziz Al Saud, devletin tevhid kelimesi etrafında şekillendiğini, adaletin tesisini ve toplumsal birliğin sağlanmasını temel hedef olarak benimsediğini vurguladı.

Kral Selman, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu mübarek devletimizin kuruluşunu, ecdadımızın tevhid kelimesi, adaletin tesisi ve dağınıklığın tek bayrak altında toplanması üzerine inşa ettiği o şanlı günü anıyoruz; ki Allah’ın lütfuyla bu sayede güvenlik ve refah sağlanmıştır” ifadelerini kullandı.

ddeffde
Suudi bölgeleri, “Kuruluş Günü” münasebetiyle süslendi (SPA)

Selman bin Abdulaziz Al Saud ile Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman, “Kuruluş Günü” münasebetiyle Körfez, Arap ve İslam ülkelerinin liderleri ile üst düzey yetkililerinden tebrik mesajları aldı. Mesajlarda Suudi Arabistan’ın sahip olduğu saygın uluslararası konuma, sürdürdüğü kalkınma hamlelerine ve medenî katkılarına dikkat çekilirken, bölgesel güvenlik ve istikrarın desteklenmesi ile barışın güçlendirilmesindeki rolü övüldü.

Liderler, ülkeleri ile Suudi Arabistan arasındaki seçkin ilişkilerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, ortak çıkarlar doğrultusunda bu ilişkilerin tüm alanlarda daha da güçlendirilmesi arzusunu ifade etti. Ayrıca Suudi Arabistan ve halkı için, bilge liderliği altında ilerleme ve refahın sürmesini temenni ettiler.

dfrgt
Suudi devletinin tarihi hakkında düzenlenen akademik oturumlardan bir kare

Kuruluş Günü yıldönümü, Suudi şehirlerinin sokaklarının yeşil renkler ve geleneksel kıyafetlerle süslendiği bir döneme denk geldi. Pazar günü ülkenin tüm bölgelerinde kültürel ve eğlence içerikli büyük etkinlikler başlatıldı. Başkent Riyad başta olmak üzere krallığın şehirleri, binlerce vatandaş, mukim ve turisti çeken kültürel ve turistik merkezlere dönüştü.

Bu yılki anma, Ramazan gecelerine de denk geldi. Etkinlikler, Ramazan atmosferinde gece kutlamaları ve zengin içerikli millî programlarla gerçekleştirildi. Ülkenin farklı bölgelerinde, yaklaşık üç asır önce Birinci Suudi Devleti’nin kuruluşundan bu yana vatandaşların liderleriyle olan bağını ve köklü tarihî derinliği yansıtan gösteriler düzenlendi.

Diriyeh… Tarihin atan kalbi

Kutlamaların merkezinde tarihî Diriyeh yer aldı. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan et-Turayf Mahallesi, Diriyeh Kapısı Geliştirme Otoritesi tarafından düzenlenen nitelikli etkinliklere ev sahipliği yaptı. Et-Turayf’ta gerçekleştirilen Kuruluş Günü programları, ziyaretçileri tarihî atmosferle buluşturan özel deneyimler sundu.

fd bv
Riyadh Municipality, Kuruluş Günü dolayısıyla başkentin yol ve meydanlarını 5 binden fazla dekoratif aydınlatmayla süsledi (SPA)

Turayf Meclisi’nde çocuklara yönelik atölyeler aracılığıyla Diriyeh’ın hikâyeleri anlatılırken, Nevvaf el-Huveymil de tarihî anlatımı zengin sunumlarla izleyicilere aktardı.

“Mısyaan Oturumları” kapsamında Dr. Faysal el-Âmir, Diriyah’ın mirası ve Suudi devletinin yayılma süreci üzerine akademik içerikli oturumlar gerçekleştirdi. Ayrıca Arap atı gösterileri ve Kuruluş Günü rehberli turları düzenlendi. Bu turlar, kuruluş döneminde liderlik, toplumsal ortaklık ve fedakârlık rollerini öne çıkaran tarihî güzergâhlarda yapıldı.

Başkent… Modernite ile mirasın buluşması

Riyad’ın merkezinde yer alan Kasr el-Hukm bölgesi ve Adl Meydanı’nda, Riyad Kraliyet Komisyonu himayesinde millî etkinlikler düzenlendi. Program kapsamında, devletin kuruluş aşamalarını çağdaş görsel tekniklerle anlatan “Mikhyal Hal el-Awja” sergisi gerçekleştirildi.

Riyad Belediyesi, Kuruluş Günü dolayısıyla başkentin ana arterlerini ve meydanlarını 5 binden fazla dekoratif aydınlatmayla süsledi. Bu düzenlemeler, şehrin farklı mahallelerinde günün görünürlüğünü artırırken, devlet tarihine duyulan gururu yansıtan bütüncül bir görsel atmosfer oluşturdu.

fdvfd
Cidde, Kuruluş Günü münasebetiyle kutlama programı başlattı (SPA)

Aydınlatma çalışmaları, devlet tarihine duyulan aidiyet ve gururun sembolü olarak başkent sokaklarında kimlik ile ışığı bir araya getirdi. Yollar ve meydanlar, 299 yıllık inşa ve fedakârlık sürecini simgeleyen millî tablolar hâline dönüştü. Bu görüntü, Kuruluş Günü’nün vatandaşların gönlündeki yerini ve liderliğe bağlılık anlamlarını yansıttı.

Riyad Belediyesi, park ve meydanlardaki etkinliklerini sürdürerek, kamusal alanlarda Kuruluş Günü’nün görünürlüğünü artırdı ve tarihî köklere duyulan gururu pekiştirdi.

Kutlamalar yalnızca başkentle sınırlı kalmadı. Kral Selman’ın her yıl 22 Şubat’ın “Kuruluş Günü” olarak kabul edilmesine ilişkin kraliyet kararnamesi yayımlamasından bu yana beşinci kez kutlanan bu millî münasebet kapsamında, 13 Suudi bölgesinde eş zamanlı etkinlikler düzenlendi.

Cidde’de birkaç gün sürecek kapsamlı bir program başlatıldı. Şehrin ana yolları, meydanları, kapıları ve parkları süslenirken, 22 Şubat’ta Prens Macid Parkı’nda sahra etkinlikleri düzenlendi. Programda doğan ve at gösterileri, el sanatları köşeleri, çocuk etkinlikleri, resim ve kına faaliyetleri yer aldı. Cidde’deki kutlamalar, Kuruluş Günü’nün tarihî derinliğini ve millî kimlikle gurur duygusunu yansıttı.

Tabuk bölgesinde ise kamu ve özel sektör kurumlarının katılımıyla şehir ve vilayetlerde 23 millî, kültürel ve miras temalı etkinlik düzenlendi. Bu faaliyetler, münasebetin tarihî derinliğini ortaya koyarken aidiyet ve millî kimlik değerlerini güçlendirdi.