Putin’in Suudi Arabistan’ı ziyaretinin ana gündemi bölgesel gelişmeler ve OPEC + olacak

İki ülke arasındaki ilişkiler özellikle yakın düzeyde siyasi ve ekonomik işbirliğine sahip ( Reuters)
İki ülke arasındaki ilişkiler özellikle yakın düzeyde siyasi ve ekonomik işbirliğine sahip ( Reuters)
TT

Putin’in Suudi Arabistan’ı ziyaretinin ana gündemi bölgesel gelişmeler ve OPEC + olacak

İki ülke arasındaki ilişkiler özellikle yakın düzeyde siyasi ve ekonomik işbirliğine sahip ( Reuters)
İki ülke arasındaki ilişkiler özellikle yakın düzeyde siyasi ve ekonomik işbirliğine sahip ( Reuters)

Moskova'nın bölgedeki ve dünyadaki mevcut gelişmeler ışığında ortaklıklarını çeşitli düzeylerde güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Suudi Arabistan’a resmi ziyarete bulunacak.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, Putin’in Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan'a iki çalışma ziyareti yapacağını ifade ederek, uluslararası ve bölgesel ilişkiler, Filistin-İsrail çatışması ve petrol piyasasında işbirliği konularına ilişkin görüşmelerde bulunacağını söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Yardımcısı Yuri Ushakov'a göre Putin, BAE ve Suudi Arabistan'a iki çalışma ziyareti yapacak. Ushakov açıklamasında, “Suudi  Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile bir çalışma ziyareti gerçekleştireceğiz. Arabistan’dan önce BAE’ye uçacağız. Çok önemli gördüğümüz bu müzakerelerin faydalı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Ushakov, Putin'in Suudi Arabistan, Rusya ve BAE'nin de üyesi olduğu OPEC + ittifakı çerçevesinde petrol üretiminin azaltılmasının yanı sıra ikili ilişkiler, İsrail ile Hamas arasındaki savaş ve uluslararası politikayı ele alacağını doğruladı.

Ziyaretlerin geçmişi

TASS haber ajansına göre Putin, Suudi Arabistan ve BAE’yi en son 2019 yılında ziyaret etmişti. Bu, Putin'in Rusya'da iktidara gelmesinden bu yana Riyad'a yaptığı ikinci ziyaret olacak.

FOTO: Kral Selman ve Putin'in  Riyad'daki Kral Abdülaziz Tarihi Merkezi'nde çekilmiş bir arşiv fotoğrafı ( SPA)
 Kral Selman ve Putin'in  Riyad'daki Kral Abdülaziz Tarihi Merkezi'nde çekilmiş bir arşiv fotoğrafı ( SPA)

Gözlemcilere göre Suudi Arabistan ile Rusya arasındaki ikili ilişkilerin kendine has özellikleri var, resmi kaynaklara göre aralarındaki siyasi tarih 1926 Sovyet dönemine kadar uzanıyor. S Sovyetler Birliği, 1926'da Suudi Arabistan’ı bağımsız bir devlet olarak tanıyan ilk Arap olmayan ülke oldu ve 1930'da Cidde'deki Sovyet konsolosluğu büyükelçiliğe dönüştürüldü.

Suudi Arabistan'ın resmi ziyaretleri, Kral Selman bin Abdülaziz'in Ekim 2017'de Moskova'ya yaptığı tarihi ziyaretle sonuçlandı. O dönemde bu, bir Suudi kralının Moskova'ya yaptığı ilk ziyaretti ve Rusya Devlet Başkanı’nın seçkin bir kutlamasına sahne oldu.

FOTO: Kral Selman bin Abdülaziz'in Ekim 2017'de Moskova'ya tarihi ziyareti (SPA)
 Kral Selman bin Abdülaziz'in Ekim 2017'de Moskova'ya tarihi ziyareti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman, 2015-2018 yılları arasında iki taraf arasındaki ilişkilerin seviyesini yükseltmek için Rusya'ya çok sayıda ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaretler sırasında Putin ve katkı sağlayan çok sayıda Rus bakan, yetkili ve iş adamıyla görüştü.

Resmi kaynaklara göre dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olarak kabul edilen iki ülke arasında Suudi Arabistan birinci sırada yer alırken, onu Rusya takip ediyor. İki ülke, OPEC ve OPEC + çerçevesinde yakın iş birliği yapıyor. Geçtiğimiz Ekim ayında Rusya Devlet Başkanı, Moskova'nın Riyad ile iş birliğini sürdüreceğini ifade ederek, “Eğer koordineli üretim kesintileri olmasaydı fiyat varil başına 50 doların altına düşebilirdi” dedi. Putin, Veliaht Prens’in enerji piyasasındaki önemli rolünü övdü.

Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk

Ukrayna'daki savaşla ilgili olarak Suudi Arabistan Veliaht Prensi, “Orada yaşananlar kötü, kimse bunu görmek istemiyor. Bir ülkenin işgal edilmesi Birleşmiş Milletler kurallarına aykırı ve Suudi Arabistan bu işgale karşı oy kullandı” ifadelerini kullandı.

Veliaht Prens geçtiğimiz Eylül ayında Fox News'a verdiği bir televizyon röportajında, “Rusların NATO'nun genişlemesi vb. nedeniyle yaptıklarına dair bir mazeretleri ve bir dizi argümanları var. Herhangi bir ülkeyi işgal etmek kötü bir şey. Ancak Suudi Arabistan'ın Rusya ile iyi ilişkileri var, Ukrayna ile de iyi ilişkilerimiz var. Ukrayna ve Rusya ile iyi ve canlı bir ticaretimiz var. Bu nedenle, bu sorunu çözmek için adımlar atabilmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Suudi Arabistan, Rusya ile Ukrayna arasında çözüme ulaşılmasını destekliyor ve iki ülke arasında arabulucu rolü oynuyor” dedi.

Diğer yandan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman önceki gün, Riyad ile Moskova arasında petrol politikasına ilişkin güven ve işbirliği düzeyini doğruladı ve bunun "OPEC +’ taki temel ilişki olduğunu belirtti.

FOTO: Suudi Arabistan -Rusya Ortak Komitesi toplantılarından birinin parçası ( SPA)
Suudi Arabistan -Rusya Ortak Komitesi toplantılarından birinin parçası ( SPA)

İki ülke ilişkilerinde her zaman yeni bir şeyler var

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin ortak ilişkiler geliştirmek ve uluslararası zorluklarla yüzleşmek için Rusya ile çeşitli alanlarda kalıcı koordinasyon arayışında olduğunu açıklamış ve geçtiğimiz Mart ayında Moskova'yı ziyareti sırasında yaptığı basın açıklamasında, iki dost ülke arasındaki her düzeyde güçlendirmeye ve geliştirmeye çalıştığımız ilişkilerde her zaman yeni bir şeyler vardır” diyerek,  uluslararası zorluklarla yüzleşmek için ortak ilişkiler ve koordinasyon geliştirme konusunda iki ülke arasında çeşitli alanlarda mevcut çalışmalara övgüde bulundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise, Suudi Arabistan ile ilişkileri geliştirmenin Rusya için bir öncelik olduğunu düşünerek ülkesinin Rusya-Suudi ilişkilerinin seviyesinden büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Lavrov, Putin ve Veliaht Prens arasında iki ülkenin liderleri düzeyinde varılan anlaşmaların gerçekleşmesi ve uygulanması için gereken her şeyi yaptıklarını vurguladı.

İşbirliğin genişlemesi

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise, barışçıl nükleer enerji alanındaki projeler ve jeolojik araştırma, sondaj, hidrokarbon üretimi ve işlenmesi, dijital teknolojilerin uygulanması alanındaki teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanması yoluyla enerji sektöründe iki ülke arasındaki iş birliğinin genişletilmesinin beklenebileceğine değinerek, Rusya ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret alışverişinin 2023'ün ilk yedi ayında 2022'nin aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20 arttığını aktardı.

Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı'ndan resmi bir kaynak, Riyad’ın, OPEC +’a katılan bazı ülkelerle koordinasyon halinde geçtiğimiz Temmuz ayında başlayan gönüllü günlük bir milyon varillik petrol kesintisini gelecek yılın ilk çeyreğinin sonuna kadar uzatacağını söyledi.  Geçtiğimiz Perşembe Rusya, petrol arzını gönüllü olarak günde 500 bin varile düşüreceğini ve bunu 2024'ün ilk çeyreğinin sonuna kadar uzatacağını duyurdu.

Suudi Arabistan’ın hamlelerinin etkinliği

Uluslararası Kriz Grubunda görevli Rus analist Oleg Ignatov, Riyad'ın Moskova üzerinde etkisi olduğunu ve bunun öncelikle petrol ve Rusya'nın OPEC + ‘a katılımı yoluyla sağlandığını, bu nüfuzu savaşı durdurma çabalarında kullanmasının olası olduğunu ifade ederek, Suudi Arabistan’ın Ukrayna savaş dosyasında etkili bir şekilde hareket edebildiği ve özellikle Çin ve Hindistan'ın yanı sıra küresel Güney'i de diyaloğa getirebildiği için son dönemde önemli bir rol üstlendiğini bildirdi.



Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
TT

Suudi Arabistan, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladı

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, gazetecilerin önünde ateşkes anlaşmasını ve SDG'nin devlet kurumlarına tam entegrasyonunu gösteren belgeyi gösterdi (AFP)

Suudi Arabistan, bugün ateşkes anlaşmasını ve Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye devleti içindeki tüm sivil ve askeri kurumlara entegrasyonunu memnuniyetle karşıladı ve bu anlaşmaya ulaşılmasında ABD'nin çabalarını övdü.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, bu anlaşmanın güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine, devlet kurumlarının inşasına ve hukukun üstünlüğünün uygulanmasına katkıda bulunarak, Suriye halkının kalkınma ve refah özlemlerini karşılayacağı umudunu dile getirdi.

Açıklamada, Suudi Arabistan'ın Suriye hükümetinin sivil barışı teşvik etme ve Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarına tam destek verdiği yinelendi.


El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

El-Mahrami: Suudi Arabistan, ön koşulsuz ve siyasi sınırlama olmaksızın güney çözümünü destekliyor

Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)
Güney Yemen'den liderler, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenler Riyad'da düzenlenen istişare toplantısına katıldı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da, Güney Yemen liderleri, aşiret şeyhleri ve yerel kanaat önderlerinin katılımıyla Güney İstişare Toplantısı başladı.

Toplantı sonunda yayımlanan ortak bildiriyi Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Ebu Zura el-Mahrami okudu. Bildiride, toplantının ‘Güney’i kapsayan bir iradeyi temsil ettiği ve farklı kesimler ile vilayetlerden gelen liderler aracılığıyla adil, güvenli ve garantili bir çözüm arayışına yönelik olduğu’ vurgulandı. Bildiride ayrıca, ‘her türlü tırmandırıcı girişimden ve Güney’in davasına ve geleceğine hizmet etmeyen yan çatışmalar yaratma çabalarından uzak durulduğu’ ifade edildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın, konuyla ilgili liderlerle doğrudan yapılan görüşmeler ışığında, Güney halkının haklı taleplerini tamamen desteklediği ve halkın siyasi geleceğini belirleme hakkını güvence altına alan kapsamlı bir siyasi çözümün önünü açtığı ifade edildi. Bildiride, bu çözümün önceden belirlenmiş siyasi şartlar veya sınırlamalar dayatmadan, Güney halkının onur, güvenlik, istikrar ve geleceğini teminat altına alacağı kaydedildi. Ayrıca, Güney’in tam egemenliğe sahip bir devlet olarak yeniden kurulmasının da bu haklar kapsamında olduğu belirtildi.

El-Mahrami, Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun tarihi bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iç anlaşmazlıklar veya gereksiz çatışmalar yaratılarak heba edilemeyeceğini vurguladı. Böyle bir tutumun, öncelikle Güney’in davasına karşıt güçlerin işine yarayacağı uyarısında bulundu.

Bildiride ayrıca, hiçbir kişi veya Güneyli tarafın dışlanmayacağı ve bu sürecin geniş katılıma ve sorumlu temsil mekanizmalarına dayandığı açık bir şekilde dile getirildi.

El-Mahrami, Riyad’a ulaştıkları günden itibaren Güney davasına yönelik samimi bir karşılama ve açık destek gördüklerini vurguladı. El-Mahrami, “Buradaki varlığımız, halkımızın ve güçlerimizin ihtiyaçlarını doğrudan iletmemize olanak sağladı. Öncelikli konular arasında dört aydır ödenmeyen maaşlar vardı ve Suudi Arabistan’dan bu konuda olumlu ve sorumlu bir geri dönüş aldık. Bu adım, halkımızın çektiği sıkıntıları hafifletme konusundaki içten çabalarını gösteriyor. Ayrıca, vatandaşların günlük yaşamını etkileyen ekonomik ve sosyal meseleler de Suudi kardeşlerimiz tarafından cömertçe desteklendi” dedi.

El-Mahrami, Suudi yetkililerden, Güney’in güvenliğini sağlayan ve cephelerde görev yapan Güney güçlerinin desteğinin sürdürüleceğine dair doğrudan ve somut teyitler aldıklarını belirtti. Bu kapsamda söz konusu güçlerin haklarının eksiksiz ödeneceği, destekleneceği ve kapasitelerinin güçlendirileceğini ifade eden el-Mahrami, bunun Güney’in istikrarını pekiştireceğini, ulusal kazanımlarını koruyacağını ve Güney cephesini zayıflatmaya veya Güneylilerin rolünü sorgulamaya yönelik girişimlerin önünü keseceğini vurguladı.

Toplantı bildirisine göre, ekonomi ve kalkınmanın desteklenmesi, Güney Yemen ile Suudi Arabistan arasında gelecekteki iş birliğinin temel direklerinden biri olacak. Bugün atılan adımların, güvenlik, istikrar ve kalkınmaya dayalı stratejik bir geleceğin somut başlangıcını temsil ettiği kaydedildi.

Bildiride, Suudi Arabistan’ın Güney’i tüm tehditlerden korumada öncü olduğu ve her zaman güçlü bir destek ve güvence sağladığı vurgulandı. Suudi Arabistan’ın Güney’in güvenliği ve istikrarının korunmasında temel bir ortak olduğu, haklı davasını desteklediği ve bu konudaki tutumunun güvenilir ve sürekli olduğu kaydedildi. Bildiride, Güney’in bugün karşı karşıya olduğu asıl tehlikenin Husi milisleri ve bölgeyi hedef alan yayılmacı projeleri ile DEAŞ ve El Kaide gibi diğer terör örgütleri olduğu ifade edildi. Bildirinin devamında şu ifade yer aldı: “Bu nedenle Suudi Arabistan’ın rolünü sorgulama girişimlerini, güneydeki askeri ve güvenlik güçlerini hedef alan kampanyaları ve özellikle de güneyi ve güvenliğini koruma sisteminin bir parçası olan Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri, Kara Kuvvetleri, Şebve Savunma Güçleri ve Hadrami Elit Güçleri’ni hedef alan kampanyaları kategorik olarak reddediyoruz.”

Bildiride, Suudi Arabistan ile karşılıklı güvenin değerli olduğu vurgulanarak, Güneyli liderlerin halklarının davasını bu hassas dönemde devralma sorumluluğunu bildiği ve bu davayı devlet aklıyla yönetmeye devam edeceği ifade edildi. Liderler, bu sürecin spekülasyon veya ani tepkilerle yürütülmeyeceğini belirtti.

Ayrıca bildiride, Güney halkına, meşru beklentilerini bilinçli ve sorumlu bir şekilde ifade etmeleri çağrısı yapıldı. Bu çerçevede, Suudi Arabistan himayesinde yürütülecek Güney Diyaloğu’nun güvenli ve garantili bir yol olduğu vurgulandı. Bildiride, “Güney devletinin yeniden kurulması hedefi bu siyasi yol üzerinden önceliğimiz ve amacımızdır. Suudi Arabistan’ın himayesi ve desteği, hakların korunmasını, kazanımların sürdürülmesini ve ulusal hedeflerin mümkün olan en düşük maliyetle gerçekleştirilmesini sağlayacaktır” denildi.

Bildiride ayrıca uluslararası toplumdan, Güneylilerin diyalog yoluyla belirlediği seçenekleri desteklemesi, meşru beklentilerine saygı göstermesi ve Suudi Arabistan’ın himayesinde yürütülen bu ciddi süreci desteklemesi istendi. Bu sürecin, Güney ve bölgedeki barış ve istikrar için en gerçekçi çerçeveyi oluşturduğu, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrar gereklilikleriyle uyumlu olduğu kaydedildi.


Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
TT

Suudi Arabistan, ekonominin kalesi ve inovasyon platformu olarak Davos'taki varlığını güçlendiriyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) öncesinde Davos Kongre Merkezi (Reuters)

Suudi Arabistan’ın Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) Davos’ta düzenlenen yıllık toplantılarına katılımı, ülkenin uluslararası alandaki görünürlüğü açısından önemli bir durak oluşturdu. Krallık, ekonomi, kalkınma, teknoloji ve çevresel meselelerdeki rolünü güçlendirmeyi sürdürürken, art arda gerçekleştirdiği katılımlarla küresel eğilimlerin şekillendirilmesinde etkili bir aktör olarak konumunu pekiştirdi. Bu süreçte, sınır aşan etki yaratacak girişimlere öncülük etme ve güçlü ortaklıklar kurma kapasitesi öne çıktı.

Bu platformlarda Suudi Arabistan’ın bölgesel istikrar ve küresel piyasaların dengelenmesindeki rolü de belirgin biçimde yer aldı. Özellikle enerji sektöründe, üretici ve tüketici çıkarları arasında dengeyi gözeten yaklaşımıyla dikkat çeken Suudi Arabistan, karbon döngüsel ekonomi anlayışını benimseyerek temiz enerjiye ve sürdürülebilir madenciliğe yönelik küresel dönüşüme katkı sundu.

Suudi Arabistan, 48. dönem toplantılarına ‘Bölünmüş bir dünyada ortak bir gelecek inşa etmek’ vizyonuyla katılırken, üst düzey heyetinin sergilediği güçlü temsil, ülkenin uluslararası arenadaki artan ağırlığını yansıttı.

Teknolojik dönüşüm

Suudi Arabistan’ın WEF’teki etkin varlığı yıllar içinde kesintisiz biçimde devam etti. 2019 yılında, Saudi Aramco’ya bağlı Uthmaniyah Gaz İşleme Tesisi’nin Endüstriyel Fenerler küresel listesine dahil edilmesi önemli bir dönüm noktası oldu. Bu adımla söz konusu tesis, petrol ve gaz sektöründe bu prestijli sınıflandırmaya giren ilk tesis olma özelliğini kazandı. Bu gelişme, Krallık’ta yaşanan sanayi dönüşümünün ulaştığı düzeyi yansıtırken, Suudi Arabistan aynı dönemde WEF ile Dördüncü Sanayi Devrimi Merkezi’nin kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Daha sonra ulusal bir platforma dönüşen bu merkez, geleceğe dönük politikaların şekillendirilmesi ve ileri teknoloji alanlarında Suudi insan kaynağının yetiştirilmesine odaklanarak, Krallık’ın yenilikçilik ve teknolojik dönüşüm çağında hazırlık düzeyini güçlendirdi.

2020 yılında ise SABIC, döngüsel ekonomi yaklaşımı kapsamında plastik geri dönüşümüne yönelik TRUCIRCLE™ girişimini hayata geçirerek Krallık’ın forumdaki görünürlüğünü pekiştirdi. Aynı yıl Saudi Aramco, Hurays tesisinin de Endüstriyel Fenerler listesine alındığını duyurdu ve böylece bu küresel sınıflandırmaya giren ikinci Suudi tesisi kayda geçti.

Suudi Arabistan, 2022 yılında WEF platformlarında ‘Tarih bir dönüm noktasında’ başlığı altında küresel meydan okumalarla mücadeleye yönelik vizyonunu ortaya koydu. İklim, ekonomi, enerji ve gıda güvenliği gibi alanlarda ileri çözümler sunan Krallık, Vizyon 2030 programları sayesinde sağlanan ekonomik çeşitlenme, toplumsal güçlenme ve devletin krizlere karşı dayanıklılığını da vurguladı. Bu çerçevede, Kovid-19 salgınıyla mücadele ve toparlanma sürecinde elde edilen kazanımlar da öne çıkarıldı.

Bu etkin varlık, 2023 yılında Suudi Arabistan heyetinin ‘Kentsel kalkınma kaynaklarında dayanıklı bağlantıya doğru’ başlıklı oturumda sergilediği uluslararası iş birliği modeliyle daha da güçlendi. Oturumda şehirlerin geleceği ve sürdürülebilirliği ele alınırken, Suudi Arabistan’ın daha esnek ve yenilikçi kentsel modellerin geliştirilmesindeki öncü rolü ile uluslararası entegrasyonu güçlendiren teknolojik ve ekonomik çözümlere verdiği destek vurgulandı.

Gençleri güçlendirmek

Suudi Arabistan, 2024 yılı WEF’e katılımında da etkili varlığını sürdürdü. Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah başkanlığındaki heyet, ‘Güvenin yeniden inşası’ ekseninde Krallık’ın vizyonunu ortaya koyarak, küresel dönüşümlerin özüne temas eden bir yaklaşım sundu. Bu çerçevede ekonomik istikrarın güçlendirilmesinden insan ve teknolojiye yönelik yeni yatırım alanlarının açılmasına kadar uzanan başlıklar ele alındı.

Forumun farklı platformlarında ise El-Ula, Misk Vakfı, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA), yenilikçiliği, gençlerin güçlendirilmesini ve akıllı şehirlerin şekillendirilmesini yansıtan girişimlerle yer aldı. Bu katılım, Suudi Arabistan’ı geleceğin araçlarını kararlılık ve ilhamla yeniden inşa eden bir ülke olarak öne çıkardı.

Suudi Arabistan’ın 2024’teki forum kapsamındaki varlığı, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın himayesinde Riyad’da düzenlenen WEF Özel Toplantısı’na ev sahipliği yapmasıyla daha da pekişti. Toplantıda, dünyanın farklı ülkelerinden binin üzerinde üst düzey lider, kalkınma sorunlarını ve daha istikrarlı bir geleceğe yönelik pratik çözümleri ele almak üzere bir araya geldi.

Toplantı kapsamında düzenlenen oturumlar ve imzalanan nitelikli anlaşmalar; uzay, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık ve insani çalışmalar gibi alanlara odaklandı. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan’ın etkin bir uluslararası ortak konumunu teyit ederken, tüm ülkeler için kalkınma yollarının yeniden çizilmesine ve bölünmeleri aşmayı hedefleyen yeni bir uluslararası iş birliği modelinin benimsenmesine zemin hazırladı.

WEF’in 2025 yılı yıllık toplantısında ise Suudi Arabistan, uluslararası konumunu daha da güçlendirerek, forumla ortaklık içinde 2026 yılının ilk yarısında üst düzey ve periyodik bir küresel toplantıya ev sahipliği yapacağını duyurdu. Bu adım, Krallık’ın liderlik rolüne duyulan küresel güvenin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Siber güvenlik

Forum çalışmaları kapsamında, nitelikli bir dizi girişim de hayata geçirildi. Bunların başında, ekonominin siber güvenlikle ilişkisine odaklanan küresel bir platform olarak Riyad’da Siber Ekonomi Merkezi’nin kurulması yer aldı. Ayrıca Cübeyl Sanayi Kenti, ‘Sürdürülebilir sanayi kümelerine geçiş’ girişimine katılarak bu çerçevede Ortadoğu’da yer alan ilk şehir oldu. Geleceğin Pazarlarının Hızlandırıcısı girişimi ise Suudi Arabistan’ın yenilikçiliği destekleme ve yükselen pazarların büyümesini teşvik etme yönündeki çabalarını öne çıkardı.

Saudi House (Suudi Evi) girişimi de Krallık’ın uluslararası arenadaki artan rolünü ve somut etkisini yansıttı. Girişimciler, değişim öncüleri ve yenilikçileri bir araya getiren bir platform olarak öne çıkan girişim, dünyanın geleceğini şekillendiren temel alanlara ilişkin stratejik vizyonların paylaşılmasına imkân sundu. Ziyaretçiler, Vizyon 2030’un ortaya çıkardığı kalkınma ve yatırım fırsatlarını yakından tanıma imkânı bulurken, girişim kapsamında ele alınan başlıklar aracılığıyla zengin bir bilgi ve ilham kaynağına erişti.

WEF’in yıllık toplantısındaki bu artan varlığıyla Suudi Arabistan, uluslararası çözümlerin şekillendirilmesinde ve küresel ortaklıkların güçlendirilmesinde oynadığı merkezi rolü bir kez daha teyit etti. Krallık’ın art arda gerçekleştirdiği katılımlar, Vizyon 2030’un uluslararası iş birliği yolunu daha istikrarlı ve sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirme kapasitesini de açık biçimde ortaya koyuyor.

Niteliksel yatırımlar

Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Suudi Arabistan’ın İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen WEF’in yıllık toplantısına katılımının, Krallık’ın uluslararası etkili platformlardaki varlığını güçlendirdiğini vurguladı. El-Hureyf, bu katılımın aynı zamanda Suudi Arabistan’ın küresel ekonomik meseleleri tartışan etkin bir ortak olarak rolünü sürdürmesine ve uluslararası ekonomi trendlerini öngörme çabalarına katkı sağladığını belirtti; bu çabaların istikrar, büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklediğini kaydetti.

7ı8o9
Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) oturumlarından birine katılımı sırasında (SPA)

El-Hureyf, özellikle sanayi ve madencilik sektörlerindeki hızlı ekonomik dönüşümlerin, Krallık’ı nitelikli yatırımlar için cazip bir merkez ve küresel tedarik zincirlerinde güvenilir bir ortak konumuna getirdiğini ifade etti. Bu başarının, rekabetçi bir yatırım ortamı, istikrarlı bir yasal ve düzenleyici çerçeve, gelişmiş altyapı ve farklı sektörlerde kapsamlı bir yetenek geliştirme sistemi üzerine inşa edildiğini belirtti.

El-Hureyf ayrıca, Davos’ta Suudi heyetiyle gerçekleştirdiği temaslar sırasında, küresel şirketlerin liderleri, yatırımcılar ve karar vericilerle bir araya gelerek iş birliği fırsatlarını değerlendirmeyi, Krallık’ın sanayi ve madencilik alanlarında sunduğu imkân ve teşvikleri tanıtmayı ve nitelikli ortaklıklar kurarak yerli üretimi güçlendirme ve petrol dışı ihracatı artırma hedeflerini desteklemeyi planladığını açıkladı.