Suudi Arabistan’da ikamet için ‘Ayrıcalıklı Oturum İzni’ şartları açıklandı

Suudi Arabistan’da ikamet için ‘Ayrıcalıklı Oturum İzni’ şartları açıklandı
TT

Suudi Arabistan’da ikamet için ‘Ayrıcalıklı Oturum İzni’ şartları açıklandı

Suudi Arabistan’da ikamet için ‘Ayrıcalıklı Oturum İzni’ şartları açıklandı

Suudi makamları tarafından yapılan açıklamada, ‘Ayrıcalıklı İkamet Girişimi’nin Krallığın ekonomik durumunu koruma ve geliştirme yönetmeliklerine uygun olarak, Ayrıcalıklı İkamet hükümleri ve prosedürlerinde yeni değişiklikler hazırlamak için oluşturulduğu belirtildi. Ayrıcalıklı ikamet, Krallığın hedefleri ve vizyonu doğrultusunda, Suudi olmayan kimselere ve eğitim hayatını tamamlayarak yetkinliğe ulaşmış önemli meslek sahibi kişilere, Krallığın diğer sakinlerine göre özel bir statü verilmesini amaçlamaktadır.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından ortaya konan 2030 Vizyonu ile önemli başarılara imza atan Suudi Arabistan’da yurtdışından ülkeye gelenlerin beklentileri ve taleplerinin karşılanması doğrultusunda önemli adımlar atan Suudi yönetimi, bu kapsamda yeni projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Bu alanda ortaya konan ‘Ayrıcalıklı İkamet Girişimi’ ile ‘ikamet şartlarına ilişkin usul ve hükümlerin netleştirilmesi, bu alandaki hüküm ve prosedürlerin esnek olmasına dikkat edilmesi ve taslak sistemde yer alan hüküm ve prosedürlerin Krallığın mevcut ve ortaya çıkacak hedefleriyle tutarlı olması hedeflenmektedir.

‘Ayrıcalıklı (Premium) Oturum izni çeşitleri nelerdir?

1-Olağanüstü Uygunluk Sahipleri İçin Oturum izni

2- Yetenek Sahipleri İçin Oturum İzni

3-Ticari Yatırımcılar için Oturum İzni

4-Girişimciler için Oturum İzni

5- Gayrimenkul Sahipleri için Oturum İzni

6-Yenilenebilir Bir Yıllık Oturum İzni

7- Süresiz Oturum İzni

avsat

Premium oturum izni ile aile üyelerine oturum izni, ticarette kolaylık, yabancılar ve refakatçileri için bazı ücretlerden muafiyet, Suudi Arabistan’a vizesiz gidiş-dönüş, gayrimenkul edinebilme, tesisler arasında ücret ödemeden kolay transfer, akrabaların davet edilmesi ve ağırlanması gibi önemli kolaylıklar sağlanmaktadır.

‘Olağanüstü Uygunluk Sahipleri İçin Oturum İzni’ nedir?

‘Olağanüstü Uygunluk Sahipleri İçin Oturum İzni’ için öncelikle bazı uygunluk kriterleri aranmaktadır. Bu kapsamda, sağlık alanı, bilimsel alan yeterlilik sahibi olanlar ve araştırmacılar için şartlar belirlenmiştir. Sağlık ve bilimsel yeterlilikler için şart, ‘aylık maaş en az 35 bin riyal olmalı.’ Araştırmacılar için ise şart, aylık maaş en az 14 bin riyal çizgisinde olmalıdır.

Ayrıca istenen şartlar ise şöyle sıralanmaktadır; Akredite kurumlarda öncelikli uzmanlığa sahip bir iş sözleşmesi. Lisans derecesi veya daha yüksek bir diplomaya sahip olmak. İlgili bir uzmanlık alanında 3 yıldan fazla iş deneyimi. İşverenden bir tavsiye mektubu.

Yöneticiler için şartlar ise şunlardır; Aylık toplam ücretin 80 bin riyalden az olmaması koşuluyla onaylı kuruluşlardan birinde yönetici pozisyonunda bir iş sözleşmesi. İşverenden tavsiye mektubu.

Başvuru sırasında ise ‘pasaport, sağlık muayenesini geçmek, düzenli oturum izni (Suudi Arabistan’da yaşayanlar için), mali bedelin ödendiğine dair resmi evrak gerekmektedir.

Oturum izni süreleri ne kadar?

Oturum izni ilk etapta 5 yıllık olarak verilmektedir. Uygunluk kriterleri hâlâ karşılanıyorsa oturum izninin yenilenmesi mevcut olur. Daimi oturum izni, uygunluk kriterleri sağlanmaya devam edildiğinde ve 5 yıl içinde 30 aylık oturum izni süresi doldurulduğunda yenilenebilir.

avsat

Olağanüstü Uygunluk Sahipleri İçin Oturum izni için özel avantajlar; koşullar karşılandığında daimi oturum izni hakkı elde etmek, ayrıcalıklı oturum izni sahibinin Nitaqat programından muaf tutulması olarak sıralanmaktadır.

Ayrıca maddi olarak özel avantaj ise yalnızca bir defalığına 4 bin Suudi riyali ödenmesi olarak kararlaştırılmıştır.

Yetkin kimseler için oturum izni

Bu alan için belirlenen kriterler, ‘belirli istisnai ödüllerden birini aday gösterilme veya alma, alana bağlı olarak Spor Bakanlığı veya Kültür Bakanlığı tarafından onaylanan asgari uygunluk kriterleri sağlamak, asgari finansal ödeme gücünü geçmek (Suudi Arabistan’da yaşamanın masraflarının karşılanmasını sağlamak için) ve başvuranın alanına göre Spor Bakanlığı veya Kültür Bakanlığı'ndan öneri almak’ şeklinde sıralanmaktadır.

Başvuru koşulları ise pasaport, sağlık muayenesini geçmek, düzenli oturum izni (Suudi Arabistan’da yaşayanlar için) ve mali bedelin ödenmesidir.

Oturum izni süresi ne kadar?

Oturum izni ilk etapta 5 yıllık olarak verilmektedir. Uygunluk kriterleri hâlâ karşılanıyorsa oturum izninin yenilenmesi mevcut olur. Daimi oturum izni, uygunluk kriterleri sağlanmaya devam edildiğinde ve 5 yıl içinde 30 aylık oturum izni süresi doldurulduğunda yenilenebilir.

Yetenekliler için oturum izni özel avantajları nelerdir?

Belirlenen özel avantajlar; koşullar karşılandığında daimi oturum izni hakkı elde etmek ve ayrıcalıklı oturum izni sahibinin Nitaqat programından muaf tutulmasıdır. Bu kapsamda ödenmesi gereken bedel ise yalnızca bir defalığına 4 bin Suudi riyalidir.

Yatırımcılar için oturum izni

Ülkede ticaret yapmak isteyenlere yönelik özel oturum izni verilmektedir. Bu noktada aranan kriterler ise şöyle sıralanmıştır; yatırım lisansının verilmesi, ticaret sicil ve esas sözleşmesinin ibraz edilmesi, yatırım sistemine uygun olarak Suudi Arabistan'daki ekonomik faaliyetlere en az 7 milyon Suudi riyali yatırım yapılmasıdır.

Başvuru koşulları ise pasaport, sağlık muayenesini geçmek, düzenli oturum izni (Suudi Arabistan’da yaşayanlar için) ve mali bedelin ödenmesidir.

Oturum izni süresi

Doğrudan daimi ikamet bazı şartlara bağlanmıştır. Bunun için ilk iki yılda 7 milyon riyal yatırım yapılması ve ilk iki yıl içinde 10 iş gücü yaratmak gerekmektedir.

Ticari yatırımcılar için oturum izni için özel avantajlar; doğrudan kalıcı oturma izninin alınması ve mali bedelin yalnızca bir defalığına 4 bin Suudi riyali ödenmesi olarak kararlaştırılmıştır.

Girişimciler için Oturum İzni

Bu kapsamda belirlenen uygunluk kriterleri, ‘İlk Kategori’ için merkez tarafından onaylanan yatırım kuruluşlarından birinden değeri 400 bin riyalden az olmamak üzere yatırım turu almak ve başvuru sahibinin Start- Up şirketteki payı yüzde 20'den az olmamalıdır.

İkinci kategori için ise, merkez tarafından onaylanan yatırım kuruluşlarından birinden değeri 15 milyon riyalden az olmayan bir yatırım turu almak ve başvuru sahibinin Start- Up şirketteki payının yüzde 10'dan az olmaması gerekmektedir.

Ayrıca Yatırım Bakanlığı'ndan girişimcilik lisansı alınması ve yatırımcı taraftan bir tavsiye mektubu alınması gerekmektedir.

Başvuru koşulları ise pasaport, sağlık muayenesini geçmek, düzenli oturum izni (Suudi Arabistan’da yaşayanlar için) ve mali bedelin ödenmesidir.

Oturum izni süresi

İlk kategori için uygunluk kriterleri sağlanmaya devam edildiğinde ve 5 yıl içinde 30 aylık oturum izni süresi doldurulduğunda yenilenebilir. İkinci kategoride ise ilk yıl en az 10, ikinci yıl en az 10 iş yaratılması şartına bağlıdır.

Girişimciler için özel avantajlar nelerdir?

İstisnai uzmanlık ikametini doğrudan elde etmek için çalışma ekibinden iki kişiyi aday gösterme, ilk 3 faaliyet yılı için Nitaqat programından muafiyet ve ikinci kategoriler için ise doğrudan kalıcı oturma izni alabilme avantaları sunulmaktadır. Ayrıca mali bedel olarak ise yalnızca bir defaya mahsus 4 bin Suudi riyali ödeneceği açıklandı.

Gayrimenkul sahipleri için oturum izni

Gayrimenkul sahipleri için, Suudi Arabistan'da değeri 4 milyon Suudi riyalinden az olmayan gayrimenkul varlıklarına sahip olmak veya bunlardan faydalanmak, gayrimenkul ipotek altına olmamalı ve sonra ipotek altına alınmamalı. Mülk, gayrimenkul finansmanı yoluyla sahiplenilmemeli veya kullanılmamalı. Mülk türü yalnızca konut olmalı. Gayrimenkul mevcut olmalı, gelişmiş veya gelişmemiş arazilerden olmamalı. Suudi Sertifikalı Değerlendirme Uzmanları “Taqeem” Otoritesi tarafından akredite edilen değerlendirme uzmanları tarafından verilen gayrimenkul varlığının değerinin sertifikalı değerlendirmesi gibi kriterler belirlendi.

Başvuru için ise pasaport, sağlık muayenesini geçmek, düzenli oturum izni (Suudi Arabistan’da yaşayanlar için) ve mali bedelin ödenmesi şartı aranmaktadır.

Oturum izni süresi

Gayrimenkul sahibi olma veya kullanma ile ilgili mali bedel, yalnızca bir defalığına mahsus 4 bin Suudi riyali ödenmektedir.

Yenilenebilir Bir Yıllık Oturum İzni

Bir yıllık oturum izni için istenen tek şart ‘asgari mali ödeme gücünü karşılama’ yeterliliğine sahip olmak olarak belirlenmiştir.

Başvuru koşulları ise pasaport, sağlık muayenesini geçmek, düzenli oturum izni (Suudi Arabistan’da yaşayanlar için) ve mali bedelin ödenmesidir.

Oturum izni süresi

Bir yıllık sabit sürenin geçerli olduğu bu sistemde mali bedel ise yıllık 100 bin Suudi riyali ödenmesi şeklinde kararlaştırılmıştır.

Süresiz Oturum İzni

Süresiz oturum izni için kriter, yine sadece ‘asgari mali ödeme gücünü karşılama’ olarak belirlendi.

Başvuru için ise pasaport, sağlık muayenesini geçmek, düzenli oturum izni (Suudi Arabistan’da yaşayanlar için) ve mali bedelin ödenmesi şartı aranmaktadır.

Oturum izni süresi

Daimi belirsiz süre için ödenecek mali bedelin yıllık 800 bin Suudi riyali olacağı açıklandı.

Sizde bu imkanlardan yararlanmak için veya konu hakkında daha fazla bilgi almak için ‘[email protected]’ ya da ‘WWW.PR.GOV.SA’ internet sitelerini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca +966 920000007 hattı arayarak daha fazla bilgi alabilirsiniz.



Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)
TT

Acentelerden Nusuk’a… Suudi Arabistan hac şirketlerinin haritasını nasıl yeniden çizdi?

Mataf alanı (Nusuk)
Mataf alanı (Nusuk)

Birkaç yıl öncesine kadar hac yolculuğu, başkentlerden birinde küçük bir ofisten başlar ve uzun bir acente ve aracı ağı üzerinden tamamlanırdı. Bugün ise bu yolculuk, merkezi bir sistemde, dünya çapında hac pazarını tamamen yeniden şekillendiren bir platforma indirgenmiş durumda.

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı’nın öncülük ettiği bu dönüşüm, sektörü çok taraflı açık bir modelden, dijital platformlar ve hassas operasyonel düzenlemelerle yönetilen bir sisteme taşıdı. Bu değişiklik, hac hizmetleri tarihindeki en geniş yeniden yapılandırma operasyonlarından biri olarak kayda geçti.

Bu reformlardan önce, hac organizasyonu büyük ölçüde farklı ülkelerdeki yerel acentelere dayanıyordu. Bu acenteler, Suudi Arabistan içindeki hizmet sağlayıcılarıyla koordinasyonu sağlarken, bu durum hizmet kalitesinde farklılıklara, fiyat dengesizliklerine ve denetim zorluklarına yol açıyordu.

Ancak, yurt dışı hacı hizmet sağlayıcıları sistemi devreye alındığında, sektör yeni bir aşamaya geçti. Bu aşama, pazarı düzenlemeyi ve lisanslama, işletme ve değerlendirme için net bir çerçeve belirlemeyi amaçlıyor. Bu sayede hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor; bu adımlar, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan düzenleyici belgelerle destekleniyor.

2022... Kademeli dönüşümün başlangıcı

2022 yılı, düzenleyici yönetmeliğin uygulanması ve dijital platformların kullanımının artırılmasıyla gerçek bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde, Nusuk platformu üzerinden doğrudan rezervasyon modelinin hayata geçirilmesi, geleneksel acentelerin rolünü azaltarak karar alma merkezini Suudi Arabistan’a taşıdı.

Bu dönüşüm anlık bir değişim değil, aşamalı bir süreçti. Süreç, pazarı yeniden yapılandırma ile başladı ve sonraki yıllarda dijital çözümler üzerine daha fazla odaklanarak lisanslı şirketler modelinin güçlendirilmesine kadar genişledi. Sonraki hac sezonlarında ise daha olgun bir aşamaya geçildi ve bu aşama, hacı adaylarının deneyimlerini iyileştirmeye ve hizmet kalitesini artırmaya odaklandı.

Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri, pazarda faaliyet gösteren kuruluş sayısının azaltılması oldu. Artık yalnızca belirli lisanslı şirketler faaliyet gösterebiliyor ve bu şirketler, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı tarafından yayımlanan operasyonel ve denetimsel standartlara tabi.

Eski Hac ve Umre Komitesi Danışmanı Saad el-Kurşi, bu dönüşümün ‘nitelikli bir sıçrama’ olduğunu belirterek, acente modelinden organize şirketlere geçişin hizmet seviyelerinin artmasında önemli rol oynadığını vurguladı.

El-Kurşi, “Hac ile ilgili tüm hizmetler, konaklama, yönlendirme ve karşılama gibi, öncekine kıyasla çok daha düzenli ve kaliteli hale geldi” dedi.

Hizmeti yeniden tanımlayan bir operasyonel kılavuz

Bu dönüşüm, hizmet kalitesini, kalite standartlarını ve değerlendirme mekanizmalarını net bir şekilde belirleyen ayrıntılı operasyonel kılavuzların yayımlanmasıyla pekiştirildi. Bu sayede, hacı adaylarının deneyimi, genel bir şekilde sunulmak yerine, ölçülebilir ve hesaplanabilir birimlere dönüştürüldü.

Ancak bu dönüşüm, bazı zorluklardan muaf değildi. Bunların başında, yeni modeller doğrultusunda çalışacak insan kaynağının eğitilmesi yer alıyordu.

El-Kurşi, bu zorlukların ‘büyük ölçüde aşıldığını’ belirterek, çalışanların hazırlık seviyesinin arttığını ve işletme verimliliğinin iyileştiğini vurguladı. El-Kurşi, mevcut sistemin ‘bugün daha yüksek bir verimlilikle ve daha iyi bir organizasyonla çalıştığını’ ifade etti.

Artan talep... Düzenleyici sınırlar

Artan talebe rağmen, hacı sayıları belirli düzenleyici çerçevelere tabi ve bu da sayılara bir sınırlama getiriyor.

El-Kurşi, “Her ülkeye tahsis edilen kontenjanların sınırlı olması, sayılarda bir üst sınır oluşturuyor, ancak organize şirketlere olan talep artıyor” diyerek, sektörün gelecekteki kapasite artışıyla daha fazla genişleme yaşayacağı öngörüsünde bulundu.

Ayrıca, düzenleme sayesinde fiyatlar daha kontrollü hale geldi. Önceden acentelerin inisiyatifine bırakılan fiyatlandırmalar, bu düzenlemelerle farklılıkları azaltarak maliyetlerde daha yüksek bir şeffaflık sağladı.

Temsilciden platforma

Dijital dönüşüm, bu sistemin temel direğini oluşturdu; çünkü sözleşme süreçleri ve hizmet seçimi artık Nusuk gibi dijital platformlarla bağlantılı hale geldi.

Bu dönüşüm sadece zaman ve çabayı kısaltmakla kalmadı, aynı zamanda pazardaki rollerin yeniden dağıtılmasını sağladı. Böylece hac yolculuğunun yönetimi daha merkezi ve düzenli hale geldi.

Sarah şirketi Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Komitesi Üyesi Mühendis İmad Sami Kari, bu dönüşümün geleneksel işletme modellerinden entegre bir dijital sisteme geçişi kapsadığını belirtti.

Kari, bu dönüşümün ‘havayolu şirketleri, Hac ve Umre Bakanlığı, Nusuk platformu ve hizmet sağlayıcı şirketler arasındaki elektronik bağlantıya dayandığını’ ve bunun hac yolculuğu yönetiminin verimliliğini artırdığını vurguladı.

Ayrıca, ‘QR kodu’ gibi teknolojilerin ve Nusuk kartlarının kullanımının, hacı adaylarının deneyimine doğrudan olumlu etkiler sağladığını, özellikle kaygıları azalttığını ve işlemleri hızlandırdığını ifade etti.

Kari, artık sadece kalabalıkların yönetimi değil, aynı zamanda entegre bir deneyim sunmaya odaklanıldığını belirterek, ‘Bagajsız Hac’ gibi yeni girişimlere dikkat çekti. Bu girişim, hacı adaylarının hareketliliğini kolaylaştırmayı ve yolculuklarını iyileştirmeyi amaçlıyor.

Son yıllarda hac sektöründe yaşananlar, yalnızca şirket sayısının azaltılmasından ibaret olmayıp, tamamen küresel bir pazarın yeniden şekillendirilmesine kadar uzanıyor.

Bugün hac, geleneksel ağlara dayalı bir yapıdan ziyade, yönetimsel düzenlemelerle ve teknolojiyle desteklenen bir sektöre dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm, dünyanın en büyük insan topluluklarından birinin daha verimli yönetilmesine yönelik daha geniş bir yaklaşımın yansıması olarak görülüyor.


Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurguladı

Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan, taraf devletlerin ek kısıtlamalar olmaksızın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurguladı. (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın tam olarak uygulanmasının önemini vurgulayarak, aynı zamanda bölgedeki barışın sağlanabilmesi için Gazze Şeridi’nde ateşkese varılmasının, göçün engellenmesinin ve 1967 sınırlarında bir Filistin devleti kurulmasının gerekliliğini belirtti.

Bu açıklamalar, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi Abdulaziz el-Vasıl’ın, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın 11. gözden geçirme konferansı sırasında yaptığı konuşmada yer aldı ve aynı zamanda bölgesel gelişmelerle ilgili BM tartışmalarına da yansıdı.

Suudi Arabistan, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın, yayılmanın engellenmesi için temel bir yapı taşı olduğunu ve bu anlaşmanın üç temel ilkesi arasında denge sağlanması gerektiğini belirtti. Bu ilkeler; silahların imhası, yayılmanın engellenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımıdır. Ayrıca, nükleer silah sahiplerini, bu silahların kullanımının engellenmesinin tek yolunun tam bir imha ile sağlanacağına dair yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.

Aynı zamanda Suudi Arabistan, taraf devletlerin nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkını vurgulayarak, bu kullanımların ek kısıtlamalar olmadan yapılması gerektiğini, ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile şeffaflık ve iş birliğinin artırılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel düzeyde ise Suudi Arabistan, İran’ın sivil ve medeni hedeflere yönelik saldırılarını kınayarak, BM Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararına atıfta bulundu. İran’a, nükleer programının barışçıl olduğunu temin etmek için UAEA ile tam iş birliği yapma çağrısında bulundu. Ayrıca, bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi, iyi komşuluk ilişkilerine saygı gösterilmesi ve iç işlere müdahale edilmemesi gerektiğini belirtti.

Suudi Arabistan, Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılması gerektiğini bir kez daha yineleyerek, İsrail'in bu anlaşmaya katılmaması durumunun, kitlesel imha silahları içermeyen bir bölge oluşturulmasının önündeki en büyük engel olduğunu vurguladı.

Filistin topraklarındaki durumu ele alırken, Suudi Arabistan, İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarının tehlikesini belirtti ve Kudüs ile kutsal yerlerdeki tarihsel ve hukuki durumu değiştirmeye yönelik her türlü girişimi reddetti. Ayrıca, yasa dışı yerleşimlerin barışı zedelediğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini ifade etti.

Suudi Arabistan, adil ve kapsamlı bir barışın sağlanabilmesi için ateşkese varılması, göçün engellenmesi, Gazze Şeridi’nden çekilme ve 1967 sınırlarında bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının şart olduğunu, tüm bu taleplerin uluslararası meşruiyet kararlarına dayandığını belirtti.


Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
TT

Cidde Zirvesi, Hürmüz Boğazı'nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının gerekliliğini vurguladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Cidde'de Bahreyn Emiri'ni kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında Cidde’de dün düzenlenen Körfez İstişare Zirvesi’nde, bölgedeki güncel gelişmeler ve özellikle artan gerilim ele alındı.

Toplantıda, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üye ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nda deniz güvenliğinin yeniden sağlanmasının zorunlu olduğunu vurguladı ve İran’ın bölgedeki artan eylemlerini sert şekilde kınadı. Ayrıca Ürdün’ün de hedef alındığı saldırılara karşı güçlü bir tepki ifade edildi.

KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, zirvenin Suudi Arabistan’ın davetiyle gerçekleştiğini belirterek, krizden çıkış için diplomatik bir yol bulunması gerektiğini ve bunun uzun vadeli güvenlik ve istikrarı güçlendirecek anlaşmalara zemin hazırlaması gerektiğini söyledi.

Budeyvi, liderlerin Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik “açık İran saldırılarını” şiddetle kınadığını ve bu durumun Körfez ülkelerinin İran’a olan güveninde ciddi bir zedelenmeye yol açtığını ifade etti.

Ayrıca liderlerin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya ve deniz trafiğini engellemeye yönelik “hukuka aykırı adımlarını” reddettiği ve 28 Şubat’tan önceki durumun yeniden tesis edilmesi gerektiği konusunda ortak görüş bildirdiği aktarıldı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre zirvede, Körfez ülkeleri arasında ortak altyapı projelerinin hızlandırılması da gündeme geldi. Bu kapsamda demiryolu ağı, lojistik ve ulaştırma projeleri ile Körfez demiryolu projesinin hızlandırılması talimatı verildi.

Ayrıca petrol ve gaz taşımacılığı için boru hattı projesi, su şebekelerinin entegrasyonu ve stratejik rezerv alanlarının oluşturulması gibi projelerin önceliklendirilmesi kararlaştırıldı. Savunma alanında ise erken uyarı sistemleri, balistik füzelere karşı ortak radar ağı ve askeri entegrasyonun güçlendirilmesi yönünde adımların hızlandırılması istendi.