Suudi Arabistan’da özel sektörün büyümeye etkisi artıyor

Suudi Arabistan Ekonomi Bakanı'nın Dünya Ekonomik Forumu'ndaki bir oturuma katılımı (Davos)
Suudi Arabistan Ekonomi Bakanı'nın Dünya Ekonomik Forumu'ndaki bir oturuma katılımı (Davos)
TT

Suudi Arabistan’da özel sektörün büyümeye etkisi artıyor

Suudi Arabistan Ekonomi Bakanı'nın Dünya Ekonomik Forumu'ndaki bir oturuma katılımı (Davos)
Suudi Arabistan Ekonomi Bakanı'nın Dünya Ekonomik Forumu'ndaki bir oturuma katılımı (Davos)

Suudi Arabistan Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, özel sektörün ülkesindeki ekonomik dönüşüme öncülük ettiğini ifade ederek 2023 yılının üçüncü çeyreğinde özel sektörün yüzde 44,79'luk katkıyla şimdiye kadarki en yüksek katkıyı gerçekleştiğini söyledi. Suudi Arabistan Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanı Bender bin İbrahim el-Hureyf, ise ülkesinin elektrikli otomobil endüstrisi için entegre bir kümelenme oluşturma çabalarını açıkladı.

İbrahim ve Hureyf’in bu açıklamaları, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nun oturum aralarında Şarku’l Avsat’a verdiği demeç sırasında geldi.

Suudi Arabistan’ın  Nisan ayında Ekonomik Forum'un özel bir toplantısına ev sahipliği yapacağını açıklayan İbrahim, ülkesinin bölgesel merkezlerini Krallığa taşımaya karar veren 275 uluslararası şirketin ilgisini çektiğini ve bunların yüzde 89'unun merkez olarak Riyad'ı seçtiğini aktardı. Suudi Arabistan eğlence pazarının büyüklüğünün geçtiğimiz yıl 2,31 milyar dolar olduğu tahmin edilirken, yıllık yüzde 10,44 büyüme oranıyla 2028'de 3,8 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Spor ve kültürel faaliyetleri kapsayan sosyal hizmetler sektörünün de yüzde 10'u aşan bir büyüme kaydetmesi bekleniyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hureyf, Suudi Arabistan’ın elektrikli otomobil endüstrisi için entegre bir kümelenme kurma çabalarını açıkladı. Suudi Maden Bakanı, Suudi Arabistan’ın  2030 Vizyonu doğrultusunda tedarik zincirlerini destekleyecek temel altyapıyı güçlendirmenin yanı sıra, seçkin coğrafi konumu ve sahip olduğu doğal zenginliklerle küresel tedarik zincirlerinin güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını aktardı. Hükümet tarafından bir yıldan fazla bir süre önce başlatılan ulusal sanayi stratejisiyle ilgili ise Hureyf, bunun uygulama aşamasında olduğunu aktardı.



Suudi Arabistan, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı'nın Mescid-i Aksa'ya yaptığı baskını kınadı

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir Mescid-i Aksa'da (Arşiv - Reuters)
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir Mescid-i Aksa'da (Arşiv - Reuters)
TT

Suudi Arabistan, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı'nın Mescid-i Aksa'ya yaptığı baskını kınadı

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir Mescid-i Aksa'da (Arşiv - Reuters)
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir Mescid-i Aksa'da (Arşiv - Reuters)

Suudi Arabistan bugün İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in işgal polisinin koruması altında Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesini ve ibadet edenleri alandan çıkarmasını en güçlü ifadelerle kınadı. Suudi Arabistan, İsrail'in Mescid-i Aksa'nın kutsallığına yönelik devam eden bariz saldırılarını kınadığını yineledi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na (UNRWA) ait bir kliniği hedef alması kınandı. Suudi Arabistan, İsrail işgal güçlerinin Birleşmiş Milletler (BM) ve yardım kuruluşları ile çalışanlarını hedef almaya devam etmesini kınadı.

Açıklamada, “Krallık, İsrail'in uluslararası hukuk ve insancıl hukuka yönelik bu sürekli ihlallerini kınamakta ve Kudüs'ün ve kutsal mekânlarının tarihi ve hukuki statüsünü tehlikeye atacak her şeyi kategorik olarak reddettiğini yinelemektedir” denildi.

Suudi Arabistan, BM ve yardım kuruluşları ile çalışanlarının korunması gerektiğini vurgulayarak, uluslararası topluma hiçbir insani değer ya da uluslararası yasa ve norm tanımayan İsrail savaş makinesini durdurma çağrısında bulundu.

Suudi Arabistan, uluslararası toplumun bu tür vahim ve süregelen ihlalleri caydırmada başarısız olmasının arzulanan barışın sağlanması şansını azaltacağı, uluslararası hukukun güvenilirliğinin ve meşruiyetinin azalmasına neden olacağı ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı olumsuz etkileyeceği uyarısını yineledi.