Benzersiz bir zirve...Kral Abdülaziz-Roosevelt anlaşmasının 79’uncu yıl dönümü

Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)
Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)
TT

Benzersiz bir zirve...Kral Abdülaziz-Roosevelt anlaşmasının 79’uncu yıl dönümü

Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)
Kral Abdülaziz Al Suud ve ABD Başkanı Franklin Roosevelt arasındaki tarihi toplantı, güçlü bir ittifakın kapılarını açtı. (Görsel: Mona Eing/Majalla)

Sami Mubid

14 Şubat 1945'te Süveyş Kanalı'nın Acı Gölleri'ndeki bir Amerikan destroyerinde Kral Abdülaziz Al Suud ile ABD Başkanı Franklin Roosevelt'i bir araya getiren tarihi bir toplantı düzenlendi. Bir Suudi lider ile bir ABD başkanı arasında türünün ilk örneği olan bu toplantı, iki liderden çok daha uzun süre yaşayan güçlü bir ittifaka yol açtı. Bu ittifak, bugün, iki ülke arasında İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşının sona ermesinden sonra ortak bir savunma anlaşması yapılmasının yakın olduğu yönünde iddiaların ortaya atılmasının ardından hatırlanıyor.

Kral Abdülaziz ömrü boyunca Hicaz topraklarını hiç terk etmemiş ve daha önce hiç denize açılmamıştı. Roosevelt, 39 yaşındayken geçirdiği felç sonucu sağlığında ciddi bir bozulma yaşıyordu. Bu durum onu tekerlekli sandalyeye mahkum etti ancak kararlılığını baltalamayı ya da zayıflatmayı başaramadı. 1939 yılında başlayan İkinci Dünya Savaşı'nın gereklilikleri nedeniyle ardı ardına dört dönem ABD Başkanı seçildi. Dördüncü ve son dönemi 1945 yılının başında başladı. Sağlığı kötü olmasına ve Mısır hava sahasında yoğun olarak bulunan Alman uçaklarının hedefinde Suudi kralıyla buluşma tehlikesine rağmen rağmen Roosevelt toplantının yapılmasında ısrarcı oldu.

Petrol Suudi Arabistan'da yeniydi ve Krallığın arzını güvence altına almak için yeterli değildi. Petrol, Roosevelt'in Beyaz Saray'a girmesinden iki yıl önce, Krallığın Standard Oil of California şirketi ile stratejik bir sözleşme imzaladığı gün keşfedilmişti. Sözleşme Cidde'deki tarihi Hüzzam Sarayı'nda yapıldı ve kazı çalışmaları 1938'de başladı. Mihver güçleri Arap bölgesindeki Amerikan petrol çıkarlarına defalarca saldırmaya çalıştı. Roosevelt, İngiltere’nin müttefiklerinin daha önce Irak, İran ve Kuveyt petrollerinde yaptıkları gibi Suudi Arabistan petrolünü de kontrol etmek istemelerinden endişe ediyordu. Kral Abdülaziz, yaşadığı sürece bunların hiçbirinin olmayacağına dair güvence verdi ve ülkesinin Arap ülkeleri arasında tam bağımsızlığa sahip olan tek ülke olduğunu ve bağımsızlığını korumaya niyetli olduğunu söyledi.

Fotoğraf Altı: Sovyet lideri Josef Stalin, ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill, 4 Şubat 1945'teki Yalta Zirvesi’nde bir araya geldiler. (Getty Images)
Sovyet lideri Josef Stalin, ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Winston Churchill, 4 Şubat 1945'teki Yalta Zirvesi’nde bir araya geldiler. (Getty Images)

Kral Abdülaziz toplantıdan yaklaşık iki yıl önce iki oğlunu, Prens Faysal ve Prens Halid'i (her ikisi de gelecekte kral olacak) Washington'da Roosevelt'le görüşmeye gönderdi. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre ABD Başkanı’nın pul toplamayı sevdiğini duyan Suudi Kralı, ona nadir Suudi pullarından oluşan bir koleksiyon hediye etti.

Süveyş Kanalı'na giderken

Kralı Cidde'den getiren Amerikan gemisi USS Murphy, yolcularına 60 gün yetecek kadar yiyecekle doluydu. Ancak Kral Abdülaziz donmuş olduğu için bu yiyecekleri yemek istemedi. Yanında İslami esaslara göre helal kesimle kesilecek koyunlar getirdi ve onların etinden yedi. Gemideki ABD’li işçilerden Barry McCarthy'nin geziyle ilgili 19 Mart 1945 tarihli “LIFE” dergisinde yayınlanan bir makalede ifade ettiği gibi, Kral Abdülaziz gemide bir Arap çadırı kurdu ve beraberindekilere beş vakit namaz kıldırdı.

Roosevelt, İngilizlerin Suudi Arabistan petrolünü kontrol etmesinden endişe ediyordu ancak Kral Abdülaziz, kendisi yaşadığı sürece bunun olmayacağını vurguladı.

Kral Abdülaziz ABD’li işçiye ve tüm arkadaşlarına güzel ağırlamalarından ötürü 15 sterlin ve her denizciye 10 sterlin verirken, geminin kaptanı da Suudi kralına hayran olduğu iki askeri makineli tüfekle birlikte deniz dürbünü hediye etti.

Hediye alışverişi

USS Murphy denizde bin 200 kilometre yol kat etti. Roosevelt'in gemisi USS Quincy gelince Kral gemiden indi ve ABD Başkanı’nı tekerlekli sandalyede sakat halde gördü. Roosevelt, "Benden daha şanslısın çünkü kendi ayakların üzerinde yürüyebiliyorsun" dedi. Kral Abdülaziz şu cevabı verdi:

"Hayır dostum, sen daha şanslısın. Tekerlekli sandalyen seni istediğin yere götürecek ve varacağını biliyorsun. Bana gelince, bacaklarım her geçen gün daha az güvenilir ve daha zayıf hale geldi."

Fotoğraf Altı: ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve Kral Abdulaziz Al Suud, tercüman Albay William Eady ile görüştü, 14 Şubat 1945 (Getty Images)
ABD Başkanı Franklin Roosevelt ve Kral Abdulaziz Al Suud, tercüman Albay William Eady ile görüştü, 14 Şubat 1945 (Getty Images)

Bu dostane diyaloğun ayrıntıları, ABD’nin Suudi Arabistan Tam Yetkili Elçisi William Adey tarafından, 1954'te New York'ta yayınlanan ‘FDF İbn Suud'la Buluşuyor’ başlıklı 47 sayfalık küçük bir kitapta aktarıldı. ABD’li yetkili, Kral Abdülaziz'in ‘20’inci yüzyılın en büyük adamlarından biri’ olduğunu ve Roosevelt'in kendisine ‘Beyaz Saray'dan hediye’ olarak kendisininkinin aynısı bir tekerlekli sandalye hediye ettiğini yazdı. ABD Başkanı, Kralın bacak ağrısının kronik bir hastalık ya da yaşlılıktan değil, Arap kabileleri ile Hicaz topraklarını birleştirmek için ardı ardına yaptığı savaşların sonucu olduğunu öğrendiğinde ona karşı büyük bir sempati duydu. ABD Başkanı’nın hediyesine karşılık Kral da ona doğal ipekten yapılmış kemerler, mücevherlerle süslenmiş bir hançer, karısı Eleanor için parfümler ve Kızıldeniz'in dibinden kendisiyle birlikte gelen bir parça kehribar hediye etti.

Stratejik anlayışlar

Toplantı, Roosevelt'in seçkin konuğuna duyduğu saygıdan dolayı sigara ve alkolsüz bir iş yemeği ile birlikte kesintisiz beş saat sürdü. Öğle yemeğine Kral Abdülaziz'in oğulları ve bir Amerikan Donanması subayının yanı sıra, birkaç gün önce Yalta Konferansı'nda Josef Stalin ile yaptığı görüşme sırasında Roosevelt adına tercüme yapan Sovyet işleri uzmanı Charles Bohlin de katıldı.

Roosevelt'ten Kral Abdülaziz'e: Sen benden daha şanslısın çünkü kendi ayakların üzerinde yürüyebiliyorsun.

Kral Abdülaziz görüşmelerde ABD’nin dostluğunu istedi ve savaşta zaferin yakın olduğuna inancının tam olduğunu ifade etti. Roosevelt, Hicaz çölünde petrol güvenliğinin sağlanması ve ne Sovyetler ne de Naziler ve faşistler tarafından sömürülmeyeceğinin garantisi karşılığında Suudi Arabistan'ı desteklemeyi ve yeni tesis edilen ordu için askeri uzmanlık sağlamayı kabul etti.

Filistin davası

Toplantının belki de en önemli yönü Filistin meselesiydi; Roosevelt, Britanya'nın 1917'de yayınladığı ünlü Balfour Deklarasyonu uyarınca Avrupalı Yahudiler için ulusal bir vatan kurmaya hazırlık amacıyla Avrupalı Yahudilerin Filistin'e göç etme hakkı konusunu gündeme getirdi. Roosevelt, Siyonist davaya inanan biriydi ve 1944'teki son seçim kampanyasında büyük ölçüde Yahudi seçmenlere güvenmişti. Roosevelt, Kral Abdülaziz'e bu konudaki fikrini sordu. Suudi kralının cevabı kesin ve doğrudandı:

"Onlara ve onların soyundan gelenlere Almanya'daki en iyi toprakları ve evleri verin... Onlara zulmeden Almanya."

Roosevelt, Yahudilerin Almanya'da tekrar zulüm görme korkusuyla orada kalmak istemediklerini söyledi:

"Filistin'de yaşamak konusunda tutkulu bir arzuları var."

Kral Abdülaziz ise şunları söyledi:

“Uzun bir çatışma, kan ve aralarındaki güven eksikliği nedeniyle Araplar ve Yahudiler ne Filistin'de ne de başka bir yerde birlikte yaşayamazlar. Bana göre Yahudiler sürüldükleri topraklara geri dönmeli. Evleri yıkılan Yahudiler, kendilerine zulmeden Mihver güçlerinde ikamet hakkı kazanmalı. Almanlara güvenmediklerine hiç şüphem yok ama müttefiklerin Nazi gücünü sonsuza kadar yok edecekleri de kesin. Elde edecekleri zaferleri sayesinde Nazizmin kurbanlarını koruyacak kadar güçlü olacaklar. Madem müttefikler Almanya'yı tamamen kontrol edemiyorlardı, neden bu maliyetli savaşa girdiniz? Düşmanı yenilgiye karşılık verecek durumda bırakacağınızı zannetmiyorum.”

Fotoğraf Altı: Eski ABD Başkanı Franklin Roosevelt. (Getty Images)
Eski ABD Başkanı Franklin Roosevelt. (Getty Images)

Kral sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun bedelini düşmanlara ödetin. Biz Araplar savaşları böyle yaparız. Yeniden inşanın yükünü masumlar değil, suçlular taşımalıdır. Araplar Avrupa Yahudilerine ne zarar verdi? Bırakın bedelini Almanlar ödesin.”

Toplantının sonunda Roosevelt, ‘Araplarla tam istişarede bulunulmadan’ Filistin konusunda önemli bir karar almamayı kabul etti. Kral Abdülaziz için bu taahhüt, kağıt üzerine yazılanlardan daha güçlüydü. Çünkü onun gibi hakiki adamların sözleri, taahhütleri ve şerefleri dikkate alınır. Ancak Roosevelt sözlü taahhütle yetinmedi ve ölümünden iki hafta önce, 5 Nisan 1945'te Kral Abdülaziz'e bir mektup yolladı. Mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Majestelerine; Filistin meselesiyle ilgili daha önce almış olduğunuz güvenceleri yenilemekten ve bu hükümetin politikasının değişmediğini size bildirmekten memnuniyet duyuyorum.”

Kral Abdülaziz’den Başkan Roosevelt'e: Yahudilere ve onların soyundan gelenlere Almanya'daki en iyi toprakları ve evleri verin... Onlara zulmeden Almanya.

Roosevelt daha uzun yaşasaydı Suudi Kralı'na verdiği sözü tutacaktı ancak 12 Nisan 1945'teki ölümü bu anlaşmayı bozdu. Halefi Başkan Harry Truman, anlaşmayı tanımayıp Kral Abdülaziz'e danışmadan, 1947'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından çıkarılan Filistin’i taksim kararı lehinde oy kullandı.

Dolayısıyla Abdülaziz-Roosevelt anlaşmasını ihlal eden ne Suudi Arabistan ne de Roosevelt’ti. Bunu yapan Amerikalılardı. Suudi Arabistan Krallığı anlaşmaya sadık kaldı. Sonrasında Nazizm ve komünizmle karşı karşıya geldi. Krallık terörizme ve aşırıcılığa karşı sağlam bir müttefik olarak son yıllarda önemli rol oynadı.

*Bu yazı Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Sudani bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Irak Başbakanı Muhammed el-Sudani (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Irak Başbakanı Muhammed el-Sudani (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Sudani bölgesel gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Irak Başbakanı Muhammed el-Sudani (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Irak Başbakanı Muhammed el-Sudani (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman, bugün (Çarşamba) Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde bölgedeki gelişmeleri ve bunların bölgesel ile uluslararası güvenliğe etkilerini ele aldı.

Irak Başbakanlığı Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, iki liderin savaşın durdurulması ve tüm krizlere askeri yöntemlerden uzak, barışçıl çözümler bulunması için ortak çalışma ve koordinasyonun önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, askeri seçeneğin bölgesel ve uluslararası barışı tehdit ettiği ifade edildi.

Açıklamaya göre Sudani, Irak’ın bölge halklarının güvenliğini olumsuz etkileyen savaşın sona erdirilmesi için tüm çabaları göstermeye kararlı olduğunu belirtti. Sudani ayrıca Irak’ın herhangi bir ülkeye yönelik saldırılar için bir çıkış noktası olarak kullanılmasını reddettiğini, aynı şekilde Irak topraklarının hedef alınmasını da kabul etmediğini vurguladı.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ise Irak’ın savaşın etkilerini sınırlamak ve gerilimin yayılmasını önlemek amacıyla bölge ülkeleriyle yürüttüğü yoğun diplomatik çabaları takdir etti. Veliaht Pren Selman’ın, bu girişimlerin bölgenin ve dünyanın güvenlik ile istikrarının korunmasına katkı sağladığını ifade ettiği aktarıldı.


Körfez savunma sistemleri, savaşın başlangıcından bu yana 783 balistik füze ve 2 bin 350 insansız hava aracını önledi

Katar Silahlı Kuvvetleri, İran füzelerini önlemek için Doha semalarına önleyici füzeler fırlattı. (DPA)
Katar Silahlı Kuvvetleri, İran füzelerini önlemek için Doha semalarına önleyici füzeler fırlattı. (DPA)
TT

Körfez savunma sistemleri, savaşın başlangıcından bu yana 783 balistik füze ve 2 bin 350 insansız hava aracını önledi

Katar Silahlı Kuvvetleri, İran füzelerini önlemek için Doha semalarına önleyici füzeler fırlattı. (DPA)
Katar Silahlı Kuvvetleri, İran füzelerini önlemek için Doha semalarına önleyici füzeler fırlattı. (DPA)

Körfez ülkelerinin hava savunma sistemleri, İran kaynaklı füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını etkili bir şekilde püskürtmeye devam ediyor. Suudi Arabistan, saldırıların başlamasından bu yana 25 füze ve 151 İHA’yı etkisiz hale getirdiğini duyurdu. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise 270 füze ve bin 475 İHA’yı engellediğini açıkladı. Kuveyt, 239 füze ve 456 İHA’yı imha ederken, Katar 143 füze ve 78 İHA’ya karşı koydu. Bahreyn’de hava savunma sistemleri 106 füze ve 177 İHA’yı durdurdu. Öte yandan Umman, 13 İHA’ya karşı başarılı bir müdahalede bulundu.

Suudi Arabistan

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki bugün erken saatlerde açıklamada bulunarak, Riyad’ın 80 kilometre güneydoğusundaki el-Harc vilayetinde yer alan Prens Sultan Hava Üssü’ne yönlendirilen 6 balistik füzeyi ve ülkenin doğu bölgesine doğru atılan bir füzeyi etkisiz hale getirdiklerini duyurdu.

7uk89
Umman Sultanlığı’ndaki Duqm Limanı (QNA)

El-Maliki, aynı zamanda erken saatlerde doğu bölgesinde 8 İHA’nın imha edildiğini, er-Rub’ul Hali Çölü üzerinden Şeybe petrol sahasına yönelen 7 İHA’nın, el-Harc’in doğusunda 5 İHA’nın ve Hafar el-Batin’in kuzeydoğusunda 2 İHA’nın etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Umman

Umman’da bir güvenlik kaynağı, ülkenin kuzeyinde Duqm açıklarında bir İHA’nın düşürüldüğünü ve başka bir İHA’nın denize düştüğünü, herhangi bir can kaybı veya maddi zarar yaşanmadığını bildirdi.

d
Hürmüz Boğazı yakınlarında füzeyle vurulmadan hemen önce bir savaş gemisi (AFP)

Umman yönetimi, saldırıları kınadığını ve ülke güvenliği ile sakinlerinin emniyetini sağlamak amacıyla tüm önlemleri aldığını vurguladı.

Birleşik Arap Emirlikleri

BAE Savunma Bakanlığı, hava savunma sistemlerinin İran kaynaklı füze ve İHA saldırılarını etkisiz hale getirdiğini açıkladı. Bakanlık, X platformunda yayımlanan açıklamasında, “BAE hava savunma sistemleri şu anda İran’dan gelen füze ve İHA saldırılarıyla mücadele ediyor” ifadesini kullandı. Açıklamada, ülke genelinde duyulan patlama seslerinin balistik füze savunma sistemleri ve savaş uçaklarının İHA’ları engellemesinden kaynaklandığı belirtildi.

6k8
Manama’nın Seef bölgesinde bir insansız hava aracı saldırısının yol açtığı hasarın boyutu (AFP)

Dubai’de ise resmi medya ofisi, Dubai Uluslararası Havalimanı çevresinde iki İHA’nın düşmesi sonucu dört kişinin yaralandığını duyurdu. Açıklamada, iki Ganalı ve bir Bangladeşlinin hafif yaralandığı, bir Hint vatandaşının ise orta derecede yaralandığı bildirildi. Yetkililer, hava trafiğinin normal şekilde devam ettiğini teyit etti.

Öte yandan İngiliz Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu bu sabah, BAE’nin Rasu’l Hayme kenti kuzeybatısında 25 deniz mili uzaklıkta bir olay bildirimi aldığını açıkladı.

Kurum, bir konteyner gemisinin kaptanının gemiye muhtemelen bilinmeyen bir mermi isabet ettiğini rapor ettiğini, hasarın boyutunun henüz bilinmediğini ancak soruşturmanın devam ettiğini ve tüm mürettebatın güvende olduğunu duyurdu.

Bahreyn

Bahreyn yetkilileri, ülke genelinde dört ayrı patlama sesi duyulduğunu açıkladı. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, X platformunda yayımladığı açıklamada, vatandaşlara sakin olmalarını ve patlamaların duyulduğu bölgelerde güvenli alanlara yönelmelerini tavsiye etti.

Bahreyn Sivil Havacılık Otoritesi ise Bahreyn Uluslararası Havalimanı’ndan bazı uçakların alternatif havalimanlarına güvenli şekilde nakledilmesini koordine ettiklerini duyurdu.

Katar

Katar Savunma Bakanlığı bugün X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Katar Silahlı Kuvvetleri’nin bir füze saldırısını püskürttüğünü duyurdu. İçişleri Bakanlığı ise güvenlik tehdidinin yüksek olduğunu belirterek, vatandaşları evlerinde kalmaya, dışarı çıkmamaya ve pencereler ile açık alanlardan uzak durmaya çağırdı.

Kuveyt

Kuveyt Ulusal Muhafızları, sorumluluk alanlarındaki görev bölgelerinde 8 İHA düşürdüğünü duyurdu.

Ulusal Muhafızlar Sözcüsü Albay Cedan Fadıl Cedan yaptığı basın açıklamasında, bu adımın güvenliği güçlendirme, kritik bölgeleri koruma ve olası tehditlere karşı önlem alma çerçevesinde atıldığını belirtti.

fvrbthy87kj
Kuveyt, el-Cehre yakınlarındaki Ali es-Salem Üssü’nün fotoğrafı (Reuters)

Albay, Ulusal Muhafızlar’ın, ordu, polis ve itfaiye güçleri ile koordineli şekilde her türlü tehdide karşı hazır olduğunu ve Kuveyt’in güvenliğini, egemenliğini ve ulusal çıkarlarını korumak için kararlılıkla hareket ettiklerini vurguladı.

Öte yandan Kuwait Airways, el-Kaysume’den Suudi Arabistan üzerinden Mısır, Ürdün, Türkiye ve Hindistan’a uçuşların yeniden başlatıldığını açıkladı.


Suudi Arabistan’da ‘Yapay Zekâ Yılı’... Veri ekonomisi için güçlü bir itici güç

TT

Suudi Arabistan’da ‘Yapay Zekâ Yılı’... Veri ekonomisi için güçlü bir itici güç

Suudi Arabistan’da ‘Yapay Zekâ Yılı’... Veri ekonomisi için güçlü bir itici güç

Dijital ekonomiye doğru yarışın hız kazanması ve dünyanın algoritmaların yön verdiği yeni bir aşamaya girmesiyle birlikte Suudi Arabistan, gelişmiş teknolojilerin geleceğinde etkili bir aktör olma konumunu güçlendirmeye yöneliyor. Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu’nun 2026 yılını ‘Yapay Zekâ Yılı’ ilan etmesi, krallığın önümüzdeki dönemde kalkınma politikalarının merkezine yapay zekâyı yerleştiren stratejik yaklaşımını yansıtıyor.

Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) Başkanı Dr. Abdullah el-Gamdi, kararın yayımlanmasının ardından yaptığı açıklamada, bu adımın Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın vizyonunu yansıttığını belirtti. El-Gamdi, söz konusu vizyonun Suudi Arabistan’ın gelişmiş teknolojiler alanındaki küresel konumunu güçlendirmeyi hedeflediğini ifade etti.

El-Gamdi, Yapay Zekâ Yılı’nın Suudi Arabistan’ın bu teknolojileri insanlığın hizmetine sunma konusundaki bilimsel, kültürel ve insani sorumluluğa olan bağlılığını da ortaya koyduğunu söyledi. Yapay zekânın dünyanın her yerinde insanlar için daha iyi bir gerçeklik oluşturacak etkili bir araç haline getirilmesinin amaçlandığını vurgulayan el-Gamdi, yıl boyunca yapılacak ulusal etkinliklerin Suudi Arabistan’ın gelişmiş teknolojiler alanında uluslararası bir merkez ve yapay zekâya ilişkin küresel karar alma süreçlerinde etkili bir ülke olduğunu göstereceğini dile getirdi.

El-Gamdi’ye göre yapay zekâ, günümüzde küresel ekonominin en önemli itici güçlerinden biri haline geldi. Gelişmiş ülkeler, ekonomik büyümeyi desteklemek ve yaşam kalitesini artırmak için yapay zekâdan yararlanıyor. Bu kapsamda sağlık, eğitim, ulaşım, enerji ve güvenlik gibi hayati sektörlerin geliştirilmesinin yanı sıra inovasyonun hızlandırılması ve rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.

Entegre ulusal sistem

Son yıllarda SDAIA veri ve yapay zekâ alanında entegre bir ulusal ekosistem oluşturmak için çalışmalar yürüttü. Bu kapsamda dijital altyapının geliştirilmesi, Ulusal Veri ve Yapay Zekâ Stratejisi’nin hayata geçirilmesi, ilgili düzenleyici çerçevelerinin oluşturulması ve farklı sektörlerde yapay zekâ teknolojilerinin benimsenmesini destekleyen ulusal programlar ve platformların başlatılması sağlandı.

Söz konusu girişimler, Suudi Arabistan’ın veri ve yapay zekâ ile ilgili çeşitli uluslararası endekslerde üst sıralarda yer almasına katkı sağladı. Aynı zamanda kamu, özel ve sivil toplum sektörlerinde akıllı teknolojilerin kullanımının genişlemesiyle hizmetlerin verimliliğinin artırılması, inovasyonun güçlendirilmesi ve dijital ekonominin teşvik edilmesi hedefleniyor.

İnsan kaynağının geliştirilmesi alanında ise SDAIA, yalnızca bir yıl içinde bir milyondan fazla Suudi vatandaşı yapay zekâ teknolojileri konusunda eğitti. Bu adım, krallığın geleceğin teknolojileriyle çalışabilecek ve dijital dönüşüme liderlik edebilecek bir nesil yetiştirme yönündeki yaklaşımını yansıtıyor.

Yatırımlar açısından bakıldığında, Suudi Arabistan’da yapay zekâ sektörü hızlı bir büyüme sergiliyor. Şarku’l Avsat’ın SPA’dan aktardığına göre, hükümetin yapay zekâ ve yeni ortaya çıkan teknolojilere yaptığı harcamalar 2024 yılında, 2023’e kıyasla yüzde 56,25 oranında arttı.

Geçen yıl bu alanda faaliyet gösteren Suudi şirketlerin aldığı toplam finansman yaklaşık 9,1 milyar dolara ulaştı ve bu rakam 70 yatırım anlaşması aracılığıyla sağlandı. Ülkede veri ve yapay zekâ sektöründe faaliyet gösteren şirket sayısının ise 664’ü aştığı belirtiliyor.

Teknik altyapı

Suudi Arabistan, bununla eş zamanlı olarak teknoloji altyapısını da önemli ölçüde genişletti. 2023 ile 2024 yılları arasında veri merkezlerinin kapasitesi yüzde 42,4 oranında artarken, yapay zekâ uygulamalarını desteklemek amacıyla ileri teknoloji projeleri hayata geçirildi ve küresel ölçekte veri merkezleri geliştirildi.

grtrtgr

Suudi Arabistan’ın çalışmaları yalnızca ülke içinde kalmadı, uluslararası alana da uzandı. Krallık, Birleşmiş Milletler’in (BM) sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde yapay zekânın sorumlu kullanımını destekleyen girişimlere katkı sağladı. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) himayesinde Riyad’da Uluslararası Yapay Zekâ Araştırmaları ve Etik Merkezi (ICAIRE) kuruldu.

Çözüm geliştirme ve yönetimi

Yapay zekâ ekosisteminin güçlendirilmesi kapsamında Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Mayıs 2025’te Kamu Yatırım Fonu’na (PIF) bağlı HUMAIN adlı şirketin kurulduğunu duyurdu. Şirket, yapay zekâ çözümleri ve teknolojilerinin geliştirilmesi ile yönetilmesini ve sektör ekosistemine yatırım yapılmasını hedefliyor.

Şirket, gelişmiş yapay zekâ modelleri üzerinde çalışıyor. Bunlar arasında Arapça dilinde geliştirilen önde gelen büyük dil modellerinden biri de yer alıyor. Ayrıca yeni nesil veri merkezleri ve bulut bilişim altyapısının geliştirilmesi üzerinde de çalışmalar yürütülüyor. Bu adımların yerel kapasiteyi güçlendirmesi ve bölgesel ölçekte dijital ekonomi için yeni fırsatlar yaratması bekleniyor.

PIF ve portföyündeki şirketler de yatırımlar ve uluslararası ortaklıklar yoluyla yapay zekâ ekosistemini destekliyor. Bu süreçte Suudi Arabistan’ın üç kıta arasında yer alan stratejik coğrafi konumu gibi avantajlardan yararlanılıyor. Söz konusu konum, küresel veri ağları arasında bağlantının kolaylaştırılmasını ve büyük veri miktarlarının hızlı şekilde işlenmesini mümkün kılıyor.

Ayrıca ülkede ekonomik büyümenin hız kazanması ve modern teknolojilere ilgi duyan genç nüfus oranının yüksek olması da bu süreci destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Bu durum, yapay zekâ alanında kapasite geliştirme, araştırma ve inovasyon faaliyetlerinin güçlenmesine katkı sağlıyor.

Dünya genelinde ülkeler yapay zekâ alanındaki yetkinliklerini artırmaya yönelirken, Suudi Arabistan yatırım, altyapı, mevzuat ve insan kaynağının geliştirilmesini bir araya getiren bütüncül bir ekosistem üzerine strateji kuruyor. 2026’nın Yapay Zekâ Yılı ilan edilmesiyle birlikte krallığın, geleceğin teknolojilerinin geliştirilmesi ve veri temelli ekonominin şekillendirilmesinde küresel bir merkez olma hedefini pekiştirdiği değerlendiriliyor.