Körfez ülkeleri ve Çin ticari yakınlaşmayı artırıyor

Çin’in borç krizinin ardından serbest ticaret müzakerelerinde ilerleme ve yatırım uyarısı yapıldı.

Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Umman Sultanlığı’nın Çin ile yakınlaşması sürüyor. (Shutterstock)
Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Umman Sultanlığı’nın Çin ile yakınlaşması sürüyor. (Shutterstock)
TT

Körfez ülkeleri ve Çin ticari yakınlaşmayı artırıyor

Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Umman Sultanlığı’nın Çin ile yakınlaşması sürüyor. (Shutterstock)
Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Umman Sultanlığı’nın Çin ile yakınlaşması sürüyor. (Shutterstock)

Çin'in Suudi Arabistan Büyükelçisi Chen Weiqing geçen ay yaptığı açıklamada, Pekin ile Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasındaki serbest ticaret müzakereleri dosyasındaki maddelerin neredeyse yüzde 90'ının tamamlandığını bildirdi. İki taraf arasında iletişimin devam ettiğini de ekledi. Peki, Körfez ile Çin arasındaki serbest ticaret anlaşmalarına hangi alanlar dahil edilebilir?

Körfez ülkelerinden günümüzün en çok petrol tüketen ülkeleri arasında yer alan Çin'e yapılan ihracatın en önemli kalemini petrol ve gaz oluşturuyor. Buna karşılık artan tüketici ihtiyaçları nedeniyle Çin'in Körfez ülkelerine yönelik ihracatı, 1970'lerin sonlarında Çin'de başlayan ekonomik reformların ardından artış gösterdi. Bunun sonucunda ülke, önemli endüstriyel dönüşümler gerçekleştirerek üstün ihracat kabiliyetine sahip ülkelerden biri haline geldi.

Ekim 2023’te Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri ile Çin Ekonomi ve Ticaret Bakanları toplantısının ilk oturumu Çin'in Guangzhou kentinde düzenlendi. Katılımcılar, ekonomik ve ticari alanlarda stratejik iş birliğine yönelik ortak eylem planı çerçevesinde çalışmaların artırılması konusunu ele aldı. Gündemde öne çıkan en önemli konular ticaret, yatırım, sanayi ve ileri teknoloji ile ilgiliydi.

Körfez İstatistik Merkezi

2021 yılında Körfez'in Çin'e ihracatının değeri 131 milyar doları buldu. Aynı yıl Çin'den Körfez ülkelerine yapılan ithalat 98,3 milyar doları bulurken, petrol ihracatı ve ilgili ürünler Körfez'in Çin'e ihracatının değerinin yüzde 83'ünü oluşturuyor

Körfez İstatistik Merkezi raporuna göre 2021 yılında Körfez'in Çin'e ihracatının değeri 131 milyar doları buldu. Aynı yıl Çin'den Körfez ülkelerine yapılan ithalat 98,3 milyar doları bulurken, petrol ihracatı ve ilgili ürünler Körfez'in Çin'e ihracatının değerinin yüzde 83'ünü oluşturuyor.

Fotoğraf Altı: KİK ülkelerinin uluslararası çapta hamleleri sürüyor. (Shutterstock)
KİK ülkelerinin uluslararası çapta hamleleri sürüyor. (Shutterstock)

Çin'deki ekonomik değişimler ışığında bu hayati ticari ilişkiler nasıl devam edebilir?

Çin, Mao Zedung liderliğindeki sosyalist sistemin bıraktığı çarpıklıkları gidererek ekonomik sistemini geliştirdi ve ihracat potansiyelini artırdı. Yabancı yatırımlara kapı açarak, Çin'deki fabrikalarına teknoloji ve modern yönetim aktaran dev Amerikan ve Avrupalı ​​şirketlere cazip bir ortam sağladı. Doğal olarak bu şirketler Çin'in karşılaştırmalı avantajlarından, en önemlisi de düşük işçilik maliyetlerinden yararlandı. Çin'in tüketici kapasitesi imalat endüstrilerindeki üretimi karşılayamıyordu. Bu durum, ülkeyi mal ve ticari malların en önemli ihracatçı ülkesi olmaya itti. Küresel piyasalar kabul edilebilir maliyetlerdeki ihracatlara açıldı. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, ABD, Körfez ülkeleri ve Çin'e komşu Asya ülkeleri bunlardan bazılarını temsil ediyor.

Çin ile Körfez ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler ise güçlendi. Çin, Körfez ülkelerinin AB, ABD, İngiltere, Japonya ve daha sonraki yıllarda Güney Kore gibi ticaret ortaklarıyla rekabet edebilir hale geldi. Örneğin Çin otomobillerinin hem görünüm, hem güvenlik, hem de modern teknoloji açısından Almanya, Japonya, Kore ve ABD'den ithal edilen otomobillerle kıyaslanabilir hale gelmesiyle Çin'i Körfez ülkelerinde bu hususta ileri bir konumda buluyoruz. Çin'de endüstrinin gelişmesi ardından bu piyasaların önümüzdeki yıllarda elektrikli otomobilleri de alacak şekilde genişlemesi bekleniyor.

Körfez'in Çin'e ihracatının yüzdeleri

Körfez ülkeleri, Çin'i başta petrol ve gaz olmak üzere en önemli ihracat piyasalarından biri olarak görüyor. Umman'ın ihracatının yüzde 42'sini, Kuveyt'in ihracatının yüzde 27,4'ünü, Suudi Arabistan'ın ihracatının yüzde 19'unu, Katar'ın ihracatının yüzde 12,7'sini, BAE'nin ihracatının yüzde 7,7'sini ve Bahreyn'in ihracatının yüzde 2,4'ünü temsil ediyor.

Bu yüzdeler her Körfez ülkesinin ihracatının bileşimine bağlı olarak değişim gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın Majalla’dan aktardığına göre petrol ihracatı ülkenin toplam ihracatına hakim olduğunda bu yüzde artış gösteriyor.

Suudi Arabistan, Çin'e petrol ihracatında Rusya'dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023 yılında 85,96 milyon metrik ton ham petrol ihraç ederek Çin'in petrol ithalatının yüzde 15'ini oluşturdu. Rusya ise yüzde 19'u temsil ediyor. Eylül 2023'te Çin'in petrol talebinin günde yaklaşık 17,1 milyon varil olduğu tahmin ediliyor. Çin'in petrol talebindeki artış, başta Körfez ülkeleri olmak üzere ihracatçı ülkeler için önem taşıyor.

Peki, Çin'deki mevcut daralma önümüzdeki birkaç yıl içinde petrol ekonomisinde değişikliklere yol açacak mı? Belki, fakat Çin, ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi ve ekonominin karşı karşıya olduğu dengesizlikleri gidermeyi amaçlayan ekonomi politikalarını sürdürdüğü sürece çok büyük bir düşüş olmayacak.

Çin'deki pek çok işletmenin borç yükü altında olduğu, ödeme güçlüğü ve iflas riskiyle karşı karşıya bulunduğunun ortaya çıkması ardından dikkatli olunması gerekiyor.

İpek Yolu, Hint-Avrupa Koridoru

Petrol, Körfez ülkeleriyle Çin arasındaki ekonomik ilişkileri yönlendirse de, dikkate alınması gereken başka ekonomik alanlar da var. Çin; ABD, Avrupa, Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkeleri gibi dünyanın çeşitli ülkeleriyle olan ticari ilişkilerinden büyük mali zenginlik elde ederek dünyanın en büyük yatırım yapan ülkesi haline geldi. Ayrıca İpek Yolu'nu canlandırmayı amaçlayan, Çin'den Hindistan ve Küçük Asya üzerinden Mezopotamya'ya, Mısır'a ve Afrika kıtasına, ardından Yunanistan, İtalya ve Birleşik Krallık'a kadar uzanan stratejik projesi Bir Kuşak, Bir Yol girişimini destekliyor.

Fotoğraf Altı: Guiyang, Nanming Nehri'ndeki Jiaxiu pavyonu. (Shutterstock)
Guiyang, Nanming Nehri'ndeki Jiaxiu pavyonu. (Shutterstock)

2013 yılında başlayan ‘Bir Kuşak, Bir Yol’ girişimi, birçok ülkeden ilgi gördü. Proje Asya, Afrika ve Avrupa'da 150'den fazla ülkeye yatırım yapmayı hedefliyor. Kuveyt, ekonomik tabanı çeşitlendirmek ve petrol ekonomisine paralel iş fırsatları yaratmak amacıyla ülkenin kuzey bölgesini geliştirme ve Çin yatırımlarını teşvik etme niyetiyle bu projeye dahil olmaya çalıştı. Ancak proje, Kuveyt'teki siyasi engeller ve Çinli yetkililerin yeniden değerlendirmesi nedeniyle henüz hayata geçirilemedi.

Proje aynı zamanda başka bir yeni proje olan Hint-Avrupa Koridoru ile önemli bir rekabet içerisinde. Bu proje Hindistan ve Körfez ülkelerini Ürdün ve İsrail üzerinden Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor. Bununla ilgili mutabakat zaptı geçen yıl Hindistan'da düzenlenen G20 zirvesinde kabul edilmişti. Körfez ülkelerinin her iki projeyle de ilişkileri konusunda ekonomik çıkarlarına ve siyasi bağlantılarına uygun bir şekilde anlaşması gerekiyor.

Çin ile Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkiler stratejik önemini koruyor. Petrol ihracatını geliştirmek ve Çin'den ithalatı artırmak, Çin'in bölge ülkelerindeki temel işletmelere, özellikle de kamu hizmetleri ve altyapı tesislerine yatırım yapmasını teşvik edebilir. Körfez devlet fonlarından Çin'deki hayati sektörlere yatırım yapma olasılığı hakkında sorular mevcut.

Ancak Çin'deki pek çok işletmenin borç yükü altında olduğu, ödeme güçlüğü ve iflas riskiyle karşı karşıya bulunduğunun ortaya çıkması ardından dikkatli olunması gerekiyor. Siyasi sistemin doğası göz önüne alındığında, Çin ekonomisinde devletin rolü hala çok büyük. Bu nedenle bilhassa ekonomik hayatın daha da serbestleştirilmesi ardından Çin'de yatırım çekiciliğinin önümüzdeki yıllarda artıp artmayacağı sorgulanıyor.

1,4 milyardan fazla nüfusa sahip Çin’in gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) Dünya Bankası verilerine göre yaklaşık 18 trilyon dolar değerinde. Körfez ülkeleriyle Çin arasındaki ilişkilerin iki taraf arasındaki ticaretin yanı sıra birçok alanı da kapsayacak şekilde gelişmesi gerekiyor.

*Bu haber Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
TT

Kutsal topraklara 860 bin hacı adayı geldi

Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)
Bakanlar, Krallığın hacılara hizmet etmeye tamamen hazır olduğunu teyit ettiler. (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Suudi Arabistan, bu yıl Hac ibadetini yerine getirecek hacıları karşılamak ve onlara hizmet etmek için tüm sektörlerinin hazır olduğunu ve gelişlerinden güvenli dönüşlerine kadar entegre bir hizmet sistemi sunulacağını teyit etti.

Suudi Arabistan'dan beş bakan, dün düzenledikleri basın toplantısında, hacıların güvenliğini ve sağlığını korumanın yanı sıra, Mekke ve Medine'deki kutsal mekanlarda lojistik hareketlerini kolaylaştırmak ve rahat etmelerini sağlamak için tam hazırlık içinde olduklarını vurguladı.

Bakanlar, hacı adaylarının sağlık durumunun güven verici olduğunu ve endişelenecek bir durum bulunmadığını belirterek, salgın hastalıklar ve diğer gelişmelerin uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakından takip edildiğini ifade etti.

Yapay Zekâ destekli güvenlik ve "Mekke Yolu" girişimi

Suudi Arabistan Medya Bakanı Selman el-Dusari, hac güvenlik sisteminin komuta merkezlerinden sahaya kadar, yapay zekâ ve modern teknolojiler aracılığıyla hareket analizi ve yoğunluk tahmini yapan hassas planlarla yönetildiğini, bunun da müdahale hızını ve güvenlik seviyesini artırdığını belirtti.

fvfrbv
Enformasyon Bakanı Selman el-Dusari basın toplantısında (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Dusari, İçişleri Bakanlığı'nın "Mekke Yolu" girişimini bu yıl 10 ülkede ve 17 noktada sekizinci kez uyguladığını, bugüne kadar 1,2 milyondan fazla hacı adayının bu hizmetten yararlandığını belirtti. Ayrıca kutsal mekanların %100 oranında 5G ağıyla kapsandığını ve 4 bin 200'den fazla teknik personelin sahada görev yaptığını ifade etti. İslam İşleri, Davet ve İrşad Bakanlığı da 100'den fazla ülkeden âlimler, İslam şahsiyetleri ve şehit aileleri de dahil olmak üzere 2 bin 500'den fazla hacıyı ağırlamak için hazırlıklarını tamamladı" ifadelerini kullandı.

Enformasyon Bakanı bu yılki Hac mevsiminde, 150'den fazla medya kuruluşu ve 3 binden fazla yerel ve uluslararası medya mensubu görev yapacağını açıkladı.

Hac ve Umre Bakanlığı: 860 bin Hacı geldi

Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, şu ana kadar hava, kara ve deniz yoluyla 860 binden fazla hacı adayının geldiğini duyurdu. Rabia, bu yıl 126'dan fazla İslam dışı ülkeden aracı olmadan doğrudan rezervasyon imkânı sağlandığını ve Mina'daki kapasitenin yeni çadır alanlarıyla artırıldığını belirtti.

Bakan ayrıca, bu yıl tüm dış hacılar için uygulanan "Bavulsuz Hacı" girişimine dikkat çekti. Bu hizmet sayesinde hacıların bagajları ülkelerinden konaklama yerlerine taşınıyor, işlemlerin tamamlanma süresi ise 120 dakikadan 15 dakikaya indirildiğini vurguladı.

sddv
Hac ve Umre Bakanı, şu ana kadar yaklaşık 860 bin hacı adayının geldiğini doğruladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem).

El-Rabia, Allah'ın misafirlerine hizmet sisteminin, 60'tan fazla devlet ve operasyonel kuruluş arasında kurumsal entegrasyonla 600'den fazla eylem planı aracılığıyla işlediğini açıkladı. Ayrıca "Nusuk" uygulamasının dünya çapında 51 milyondan fazla kullanıcıya hizmet verdiğini, bu yılki Hac sezonunda sunduğu dijital hizmet sayısının 130’u aştığını ifade etti.

Ulaşım ve Lojistik: 1,5 milyon hacı için 3 milyon koltuk

Ulaştırma ve Lojistik Hizmetleri Bakanı Mühendis Salih el-Casir, havacılık sektörünün yurt dışından gelecek 1,5 milyondan fazla hacı adayı için 6 havalimanında 300'den fazla noktaya bağlanan 3 milyon koltuk kapasitesi hazırladığını belirtti. Casir, Şarku’l Avsat’ın ulaşım maliyetlerindeki artışa ilişkin sorusuna, erken sunulan paketlerin hacıları bu fiyat artışlarından koruyacağı yanıtını verdi.

El-Casir, hac mevsiminde güvenli ve kolay bir ulaşım deneyimi sağlamak amacıyla ulaştırma ve lojistik hizmetler sisteminin çalışmalarını sundu. Kutsal mekânlara çıkan tüm yol ağlarının değerlendirildiğini, kapsamlı bakım planlarının uygulandığını, köprülerin onarıldığını ve yol soğutma teknolojisinin yaygınlaştırıldığını belirtti. Ayrıca, hacıların konaklama yerlerinden Mescid-i Haram'a nakli için 3 binden fazla, ring seferleri için ise 5 bin otobüs tahsis edildiğini kaydeden Casir, bu yılki hac sezonunda misafirlere hizmet vermek üzere 46 binden fazla personelin görevlendirildiğini ifade etti.

Belediye ve Sağlık: Sahada tam denetim

Belediyeler ve Konut Bakanı Macid el-Hugail ise hizmet sisteminin son yıllarda çeşitli devlet kurumları arasında entegrasyon ve hazırlık düzeyinde hızlı bir gelişme gösterdiğini ve bunun da Allah'ın misafirlerine sunulan hizmetlerin kalitesinin artmasına katkıda bulunduğunu teyit etti.

Bakan Macid el-Hugail, kutsal mekanlarda 4,6 milyon metrekarelik gelişmiş bir altyapı ağı ve 24 saat çalışan 88 bin temizlik birimi oluşturulduğunu, gıda ve su güvenliği için günlük 2 bin 800 denetim yapıldığını bildirdi. Kapsamlı günlük izleme için 66 hizmet merkezi ve 5 laboratuvarın bulunduğuna dikkat çekti.

sdvdfsv
Sağlık Bakanı'na göre salgın konusunda endişe yok ve uluslararası kuruluşlarla koordineli olarak yakın takip yapılıyor (Fotoğraf: Saleh Al-Ghannam).

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise Krallığın Hac sistemini her yıl geliştirmeye devam ettiğini ve Hac mevsiminin, Krallığın insanlığa hizmet yolunda sunduğu en yüksek düzeyde bakımı somutlaştıran önde gelen bir küresel model haline geldiğini teyit etti.

Sağlık Bakanı Fahd el-Celacel ise "Hanta" virüsü gibi salgın hastalıklara yönelik endişeleri gidererek, uluslararası kuruluşlarla yüksek düzeyde takip yapıldığını ve şu an için herhangi bir salgın endişesi bulunmadığını vurguladı.

fdvfbf
Suudi Arabistan Enformasyon Bakanı, Krallığın hacıları modern teknolojiler ve yapay zekâ ile yönetilen bir güvenlik sistemi içinde karşıladığını vurguladı (Fotoğraf: Salih el-Ganem)

Bakanın açıklamasına göre hacılara hizmet etmek üzere 52 binden fazla sağlık personeli görev yapıyor; ayrıca, kutsal mekanlarda bulunan 3 bin 800 yatak da dahil olmak üzere, Allah'ın misafirlerine hizmet etmek için 20 binden fazla yatak sağlanıyor (bu sayı geçen sezona göre 3 kat artış gösterdi). 11 ambulans uçağı ve 7 bin 700 sağlık görevlisi tarafından desteklenen 3 bin ambulans aracı tahsis edildi ve hastanelerin çalışmalarını desteklemek üzere kutsal mekanlarda 25 sağlık merkezi kurulduğunu ifade etti.


Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan’dan Hürmüz Boğazı çağrısı: Seferler savaş öncesi düzene dönmeli

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Madrid’de İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares ile yaptığı görüşmeler sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al Suud, Çarşamba günü Madrid ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, ülkesinin bölgesel krizin çözümünde diplomatik süreci desteklediğini ve Hürmüz’ün güvenliğinin küresel ekonominin istikrarı için temel unsur olduğunu söyledi.

Stratejik ortaklık belgesi

Suudi Arabistan ile İspanya, Çarşamba günü ikili ilişkilerde yeni bir döneme girerek ilişkileri stratejik ortaklık seviyesine yükseltti. Taraflar, Stratejik Ortaklık Belgesi’ni imzalarken diplomatik ve özel pasaport sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasına da imza attı.

Prens Faisal bin Ferhan, iki ülke liderleri düzeyinde kurulacak Ortaklık Konseyi’nin, ilgili kurumlar arasında koordinasyonu güçlendirecek kurumsal bir çerçeve oluşturacağını ve Riyad ile Madrid arasındaki ilişkileri ileri taşıyacak girişim ve projelere zemin hazırlayacağını ifade etti.

Barışa destek

Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, bugün (Çarşamba) yaptığı açıklamada, 28 Şubat’ta başlayan bölgesel kriz konusunda Suudi Arabistan’ın diplomatik çözümden yana tutumunu yineledi.

Madrid’de İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Suudi Bakan, Riyad yönetiminin Ortadoğu’da tansiyonun düşürülmesi ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi yönündeki desteğini sürdürdüğünü belirtti.

Prens Faysal bin Ferhan, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımının yeniden normal seyrine dönmesinin önemine dikkat çekerek, boğazın güvenliği ve seyrüsefer serbestisinin küresel ekonomik istikrar açısından kritik olduğunu vurguladı.

fdvfdfdb
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, “Stratejik Ortaklık” belgesinin imza töreni sırasında (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

Ayrıca Suudi Arabistan ile İspanya arasındaki ilişkilerin sürekli gelişim gösterdiğini ifade eden Bakan, Riyad ile Madrid arasındaki bağları daha ileri seviyeye taşımak amacıyla stratejik ortaklık belgesinin imzalandığını söyledi.

Albares: Suudi Arabistan’ın rolü merkezi öneme sahip

İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares ise ülkesinin Suudi Arabistan ile ikili ilişkileri güçlendirmeye kararlı olduğunu belirterek, Suudi Arabistan’ın İspanya’nın Ortadoğu’daki önemli ticari ortaklarından biri olduğunu söyledi.

İspanyol Bakan, Suudi Arabistan’ın yalnızca Körfez ve bölgesel güvenlik açısından değil, uluslararası düzeyde de son derece merkezi bir rol oynadığını ifade etti.

Ayrıca İspanya’nın, İran’daki savaş konusunda Suudi Arabistan’ın “sağduyulu tutumunu” takdir ettiğini dile getirdi.

İspanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı José Manuel Albares’in Çarşamba günü Madrid’de Suudi mevkidaşı Prens Faysal bin Ferhan’ı ağırladığı ve görüşmede bölgesel ve uluslararası önemli meselelerin yanı sıra ikili ilişkilerin stratejik ortaklık seviyesine yükseltilmesinin ele alındığı belirtildi.

Dayanışma ve iyimserlik

İspanya, İran’ın “gerekçesiz saldırılarının” ardından Suudi Arabistan’la dayanışma içinde olduğunu yineleyerek, Riyad yönetiminin Ortadoğu’daki çatışmaların sona erdirilmesine katkı sağlayan rolünü desteklediğini açıkladı.

cbgfbgf
İspanya Dışişleri Bakanı, Suudi mevkidaşını Madrid’de karşılayarak ağırladı (İspanya Dışişleri Bakanlığı)

İspanya Dışişleri Bakanlığı, iki ülke arasında Stratejik Ortaklık Konseyi’nin kurulmasına ilişkin anlaşmanın imzalandığını belirterek, bu mekanizmanın siyasi, ekonomik, kültürel ve savunma alanlarının yanı sıra enerji ve ulaştırma sektörlerinde iş birliğini geliştireceğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca, diplomatik, özel ve hizmet pasaportu sahiplerine karşılıklı vize muafiyeti anlaşmasının da imzalandığı bildirildi.


Suudi Arabistan gayrimenkul piyasasının dengelerini yeniden şekillendiriyor

Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
TT

Suudi Arabistan gayrimenkul piyasasının dengelerini yeniden şekillendiriyor

Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA
Sakani konut programı projesinden bir kare (SPA

Suudi Arabistan emlak piyasasında yıllık boş gayrimenkul vergilerine ilişkin uygulama yönetmeliğinin yürürlüğe girmesi bekleniyor. Suudi Arabistan Belediyeler ve İskân Bakanlığı, uygulamaya geçmeden önce görüş ve önerileri almak amacıyla yönetmelik taslağını “İstitlaa” platformunda kamuoyuna sundu. Düzenleme kapsamında, şehir sınırları içinde atıl durumda bulunan gayrimenkuller için mülk değerinin yüzde 5’ini aşmayacak şekilde yıllık ücret uygulanması öngörülüyor. Amaç ise piyasadaki arzı artırmak ve spekülatif birikimi sınırlandırmak.

Yeni düzenleme, gayrimenkul varlıklarının daha verimli kullanılmasını ve mülk sahiplerinin boş duran taşınmazlarını ekonomiye kazandırmasını hedefliyor. Böylece arz-talep dengesinin desteklenmesi ve emlak sektöründe istikrarın sağlanması amaçlanıyor. Bu adım, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman’ın piyasayı düzenlemeye yönelik talimatlarının devamı niteliğinde değerlendiriliyor.

“Amaç sadece gelir elde etmek değil”

Raoud Emlak şirketinin CEO’su mühendis Abdülnasır el-Abdüllatif, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, boş gayrimenkullere yönelik uygulama yönetmeliğinin emlak piyasası açısından önemli bir düzenleyici adım olduğunu söyledi. Özellikle kiralık konut ve ticari alanlara yüksek talep bulunmasına rağmen uzun süre kapalı tutulan çok sayıda birim olduğuna dikkat çekti.

El-Abdüllatif’e göre bu ücretlerin temel amacı yalnızca mali gelir sağlamak değil; kullanılmayan gayrimenkullerin piyasaya kazandırılmasını teşvik etmek. Düzenlemenin, önümüzdeki dönemde kiralık konut arzını artırmasının beklendiğini belirten El-Abdüllatif, boş tutulan mülklerin artık mal sahiplerine doğrudan maliyet oluşturacağını, bunun da yatırımcıları kiralama veya satışa yönelteceğini ifade etti.

Bu gelişmenin özellikle büyük şehirlerde kira fiyatları üzerindeki baskıyı zamanla hafifletebileceğini söyleyen El-Abdüllatif, etkinin kısa vadede değil, kademeli biçimde hissedileceğini vurguladı. Bunun ise uygulama mekanizmasının başarısına, boş durumdaki mülklerin doğru şekilde tespit edilmesine ve mülk sahiplerinin kurallara uyumuna bağlı olacağını kaydetti.

Piyasa daha olgun bir döneme giriyor

El-Abdüllatif ayrıca Suudi Arabistan emlak piyasasının yeni yasalar, konut programları ve kentsel dönüşüm projeleri sayesinde daha düzenli ve olgun bir aşamaya geçtiğini söyledi. Önümüzdeki yıllarda kullanılmayan gayrimenkulleri elde tutmak yerine, ekonomik olarak değerlendirme ve verimli işletme anlayışının öne çıkacağını belirtti. Bunun da arzı artırarak piyasa dengesine olumlu katkı sağlayacağını ifade etti.

Mülk sahipleri üzerinde baskı oluşacak

Öte yandan Mansat Emlak şirketinin CEO’su Halid el-Mübeyyid da Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, yeni düzenlemenin mülk sahiplerini daha fazla konutu kiraya sunmaya zorlayacağını söyledi. Böylece ücretlerden kaçınmak isteyen mal sahiplerinin piyasaya yeni konut arzı sağlayacağını, bunun da fiyatların düşmesine katkıda bulunacağını belirtti.

El-Mübeyyid, geçmişte mülk sahiplerinin daha yüksek kira bedeli beklentisiyle kiralama kararını geciktirdiğini, bunun da arz sıkıntısı ve fiyat artışlarında etkili olduğunu ifade etti. Ayrıca bazı tekelci uygulamaların da piyasadaki dengesizliği artırdığını söyledi.

“Artık yeni bir dönemin eşiğindeyiz” diyen El-Mübeyyid, önümüzdeki süreçte piyasaya daha fazla konut arzı sunulacağını ve mülk sahipleri ile kiracılar arasındaki uygulamaların daha sağlıklı hale geleceğini dile getirdi. Ayrıca Suudi Arabistan’ın bölgesel merkezlerini Riyad’a taşıyan büyük şirketler için cazip bir pazar haline geldiğini, bunun da kiralama piyasasında hareketlilik ve talep artışı yaratacağını sözlerine ekledi.