Eski İstihbarat Başkanı Prens Turki Faysal yanıtladı: Suudi Arabistan'ın Gazze Savaşı'ndaki gerçek pozisyonu nedir?

"Normalleşmenin ön şartı bağımsız Filistin devleti"

Prens Turki, 7 Ekim'de başlayan Gazze savaşının Filistin'deki durumun gerçekliğini dünyaya gösterdiğini söylemişti (AP)
Prens Turki, 7 Ekim'de başlayan Gazze savaşının Filistin'deki durumun gerçekliğini dünyaya gösterdiğini söylemişti (AP)
TT

Eski İstihbarat Başkanı Prens Turki Faysal yanıtladı: Suudi Arabistan'ın Gazze Savaşı'ndaki gerçek pozisyonu nedir?

Prens Turki, 7 Ekim'de başlayan Gazze savaşının Filistin'deki durumun gerçekliğini dünyaya gösterdiğini söylemişti (AP)
Prens Turki, 7 Ekim'de başlayan Gazze savaşının Filistin'deki durumun gerçekliğini dünyaya gösterdiğini söylemişti (AP)

Suudi Arabistan'ın eski istihbarat başkanı Prens Turki el-Faysal, Suudilerin Gazze savaşını nasıl gördüklerini anlattı.

Suudi Arabistan'ın İngilizce yayımlanan gazetesi Arab News'ün "Frankly Speaking" adlı podcastine katılan Faysal, Riyad yönetiminin Gazze'de barışın sağlanmasında önemli rol oynadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: 

Suudi Arabistan bunu yapmak için tüm imkanları seferber ediyor. Çatışmanın başından bu yana Krallık'ta düzenlenen zirveler, Suudi Arabistan'ın sadece İsrailliler değil herkes için barış ve güvenliği tesis etmeyi çok istediğini gösteriyor.

1977-2001'de Suudi Arabistan'ın dış istihbarat servisi Genel İstihbarat Direktörlüğü'nün başında olan Prens Turki, 7 Ekim'de başlayan Gazze savaşından önce İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecine de değindi.

Faysal, ABD arabuluculuğunda gerçekleşen ve savaşın ardından askıya alınan görüşmelerde Riyad yönetiminin bağımsız Filistin devleti talebinden vazgeçmediğini vurgulayarak şöyle devam etti: 

Suudi yetkililerin, veliaht prensin ve dışişleri bakanımızın açıklamalarından gördüğüm kadarıyla İsrail'le sözümona normalleşme süreci, kendi ayakları üzerinde durabilen ve varlığını sürdürebilen bir Filistin devletinin kurulması adına gerekli tüm düzenlemeler yapılmadan gerçekleşmeyecektir. Suudi Arabistan'ın resmi pozisyonu başından beri bu olmuştur. Suudi Arabistan, İsrail ile Arap dünyası arasında tam barışın sağlanmasının tek geçerli yolu olarak Arap Barış Girişimi'ne bağlılığını yinelemiştir.

Arab News'ün sitesinde dün yayımlanan söyleşide Prens Turki, Gazze savaşının sonlanması için görüşmelerin dengeli ve kapsayıcı şekilde yürütülmesi gerektiğini belirterek, "Eğer Filistin tarafındaki bazı partiler, örneğin Hamas 7 Ekim'de yaptıklarından dolayı dışlanacaksa, aynı şekilde İsrailli siyasi partiler de Gazze'de yaptıklarından dolayı sürece dahil edilmemelidir" dedi.

2005-2007'de Suudi Arabistan'ın ABD Büyükelçisi olarak görev yapan Faysal, "Bu temelde, eğer doğru ifade buysa, Filistinliler ve İsrailliler için adil bir suç dağılımı ya da temsiliyet olmalıdır. Dolayısıyla İsrailliler de Hamas'taki herhangi bir savaşçı ya da Filistin tarafındaki herhangi bir taraf kadar suçlu ve kötü niyetlidir" ifadelerini kullandı.

Söyleşide, Güney Afrika'nın ocakta Uluslararası Adelet Divanı'nda (UAD) İsrail'e karşı açtığı soykırım davası da gündeme geldi. UAD, İsrail'in Gazze'de soykırımı önlemek için tüm tedbirleri alması gerektiğine hükmetmişti.

79 yaşındaki Prens Turki, İsrail'in Gazze'deki operasyonunun Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi'ni ihlali ettiğini düşündüğünü belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: 

Buna inanan tek kişi ben değilim. Dünya halklarının tepkisini, Avrupa'da, Amerika'da, Asya'da, Afrika'da, Latin Amerika'da büyük şehirlerin sokaklarında yapılan gösterileri her yerde gördük. Nereye giderseniz gidin insanlar sokaklara dökülüyor, İsrail'in Filistin halkına ve Gazze'ye yönelik acımasız saldırılarını kınıyor. UAD'de de İsrail'in bu topraklarda soykırım yaptığına inanmak için gerekçeler olduğunu zaten söyledi. Yani buna inanan tek kişi ben değilim.

Faysal, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın öncülüğünde 2020'de imzalanan İbrahim Anlaşmaları'na dair yorumlarını da paylaştı. Anlaşma kapsamında 2020-2021'de aralarında Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan'ın yer aldığı ülkeler İsrail'le ilişkileri normalleştirmeyi kabul etmişti. 

Ancak Prens Turki, İbrahim Anlaşmaları'nın Ortadoğu'ya barış getirmekte başarısız olduğunu savunarak şu yorumu paylaştı: 

Bu sadece İbrahim Anlaşmaları'nın başarısızlığı değil, İsrail'in Filistin'i işgalinden bu yana dünya toplumunun başarısızlığıdır. İsrail'in kuruluşundan bu yana 75 yıldan fazla süre geçti. Bizse halen Filistinlilerin haklarının korunacağı bir Filistin devletinin kurulması ve İsrail'le komşuları arasında barışın gerekliliği konusunda ilerleme kaydedemeden yerimizde sayıyoruz.

Faysal ayrıca Gazze Şeridi'ndeki yeraltı tünel ağının Hamas tarafından silah deposu ve karargah olarak kullanıldığına dair iddiaları destekleyecek kanıtlar bulunmadığını da savunarak, "İsrail'in bu tünellerin Hamas'ın komuta karargahı olarak kullanıldığı yönündeki iddialarına ilişkin somut bir kanıt görmedim" dedi.

Suudi Arabistanlı yetkili, İran destekli Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarının ardından ABD'nin örgütü tekrar terör listesine almasını "ironik bir durum" diye niteledi. ABD'nin Husileri 2021'de terör listesinden çıkardığını ve Yemen'deki iç savaşla ilgili barış görüşmelerinde Suudi Arabistan'la birlikte hareket ettiğini hatırlatan Faysal, Gazze savaşının ardından durum değişince Washington'ın kendi çıkarlarını korumak için farklı pozisyon aldığını belirtti.

Faysal, ABD Başkanı Joe Biden'ın 2019'daki seçim kampanyasında Suudi Arabistan'ı "parya" diye tanımladığını hatırlatarak, gelinen noktada Washington'ın artık Riyad'ın önemli bir partner olduğunu anladığını söyledi.

ABD'de yaklaşan başkanlık seçimlerine işaret eden Prens Turki, hem Biden hem de Trump'ın Suudi Arabistan'ın dünya politikasındaki yerini tanıdığını belirtirken, seçim yarışının "çok zorlu geçeceğini" ifade etti. Faysal, söyleşisini şu sözlerle noktaladı: 

Söylediğim gibi tek dileğim, her iki tarafın da Suudi Arabistan'ı arada bir yumruklamaktan çekinmeyecekleri siyasi bir kum torbası olarak değil, dünyanın ekonomik refahının sürdürülmesi, bizim bölgemizde barışın sağlanması ve insanlığın daha iyiye gitmesi için önemli bir ortak olarak görmesidir.

 

Independent Türkçe, Arab News, CNN, NPR



Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Vizyon 2030, ülkenin kalkınma yolculuğunda niteliksel bir sıçrama sağladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prensi: Vizyon 2030, ülkenin kalkınma yolculuğunda niteliksel bir sıçrama sağladı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Şarku’l Avsat)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, “Vizyon 2030”un Suudi Arabistan’ın ekonomik ve sosyal kalkınmasında yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirterek, programın kapsamlı bir değişimi beraberinde getirdiğini vurguladı.

Veliaht Prens, söz konusu vizyonun ekonomik alanlar, hizmetler, altyapı ve lojistik ile sosyal yaşamın çeşitli yönlerinde kapsamlı ve somut bir dönüşüm sağladığını ifade etti.

“Vizyon 2030”un 2026 yılı itibarıyla 2030’a kadar sürecek beş yıllık üçüncü ve son aşamasına girdiğini kaydeden Prens Muhammed bin Selman, bu aşamada uzun vadeli hedeflere odaklanmanın sürdürüleceğini, aynı zamanda uygulama yöntemlerinin mevcut dönemin gerekliliklerine göre uyarlanacağını vurguladı.

Veliaht Prens, bu yaklaşımın ilerleme ve refahın sürdürülebilirliğini destekleyeceğini ve Suudi Arabistan’ı dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında ön sıralara taşıyacağını dile getirdi.


İran Büyükelçisi: Hacı adaylarımız Suudi Arabistan’a gelmeye devam ediyor... Herkes kurallara uyuyor

 İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

İran Büyükelçisi: Hacı adaylarımız Suudi Arabistan’a gelmeye devam ediyor... Herkes kurallara uyuyor

 İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

İranlı hacı adaylarının ilk kafilesi, hac ibadetini yerine getirmek üzere Suudi Arabistan topraklarına ulaştı. Suudi Arabistan’ın, dünyanın muhtelif ülkelerinden gelen tüm hacı adaylarına yönelik kapsamlı hizmet ve kolaylıklar sunduğu bildirildi.

İran’ın Suudi Arabistan Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, İranlı hacı adaylarının ikinci grubunun yarın ülkeye ulaşacağını açıkladı. İnayeti, İranlı hacı adaylarının Suudi Arabistan tarafından ‘özenli ve saygılı bir şekilde ağırlandığını’, bunun diğer ülkelerden gelen hacı adaylarıyla aynı düzeyde olduğunu ve geçmiş yıllarda da benzer bir yaklaşımın görüldüğünü ifade etti.

İnayeti ayrıca, İranlı hacı adaylarına eşlik eden idari ve sosyal personelin ilk grubunun da Suudi Arabistan’a ulaştığını, ilerleyen günlerde yeni kafilelerinin geleceğini belirtti. Hava sahasının açılmasıyla birlikte hacı adaylarının yola çıktığını ifade eden İnayeti, sürecin Suudi Arabistan’ın ‘özenli misafirperverliği’ altında gerçekleştiğini vurguladı.

Suudi Arabistan, bu yılki hac dönemi için 18 Nisan’da dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen Rahman’ın misafirlerini kabul etmeye başlamıştı. Hacı adaylarının gelişine yönelik olarak, ibadetlerini kolaylık ve huzur içinde yerine getirebilmeleri amacıyla kapsamlı bir hizmet altyapısı oluşturulduğu, bunun da ülke yönetiminin talimatları doğrultusunda tüm imkânların seferber edilmesiyle sağlandığı belirtildi.

İnayeti, İran’dan gelen hacı adaylarının kutsal topraklarda ibadetlerini kolaylıkla yerine getirmelerini ve sağ salim ülkelerine dönmelerini temenni etti. Ayrıca, hem Suudi Arabistan’daki hem de İran’daki ilgili kurumlara hacı adaylarına sağlanan hizmetler nedeniyle teşekkür ederek, “Hacı adaylarının rahatlığı için sunulan hizmetlerden dolayı hem Suudi Arabistan’daki hem de İran İslam Cumhuriyeti’ndeki ilgili mercilere şükranlarımızı sunuyoruz” ifadesini kullandı.

İnayeti, hacı adaylarının Suudi Arabistan’daki kurallara ve hac adabına tam olarak uyduklarını vurguladı. İnayeti, İran’ın Riyad Büyükelçiliği’nin bu süreçte gerekli her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu ve kardeş Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı ile tam koordinasyon içinde çalışıldığını ifade etti.

İnayeti ayrıca, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan arasında gerçekleşen telefon görüşmesine de değindi. Görüşmede iki bakanın bölgedeki son gelişmeler ve mevcut diplomatik eğilimler hakkında fikir alışverişinde bulunduğu aktarıldı.

İnayeti’ye göre Arakçi görüşme sırasında bölgedeki mevcut durumun farklı boyutlarını, özellikle ateşkes süreciyle ilgili gelişmeleri ele aldı ve Suudi mevkidaşını İran’ın savaşı sona erdirme ve gerilimi azaltma yönünde yürüttüğü diplomatik girişimler hakkında bilgilendirdi.

Öte yandan Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, Rahman’ın Misafirlerine Hizmet Programı kapsamında yer alan ve Vizyon 2030 projelerinden biri olan Mekke Yolu Projesi’ni sekizinci yıl üst üste uygulamayı sürdürüyor. Program, 10 ülkede yer alan 17 noktada hayata geçiriliyor. Bu ülkeler arasında Fas, Endonezya, Malezya, Pakistan, Bangladeş, Türkiye, Fildişi Sahili ve Maldivler’in yanı sıra, bu yıl ilk kez katılan Senegal ve Brunei de bulunuyor.

2017’de başlatılan uygulama bugüne kadar 1 milyon 254 binden fazla hacı adayına hizmet verdi. Programın amacı, Dışişleri, Sağlık, Hac ve Umre, Medya, Sivil Havacılık, Gümrük, Suudi Arabistan Veri ve Yapay Zekâ Kurumu (SDAIA) ve diğer ilgili kurumların koordinasyonuyla hac yolculuğunu daha hızlı, güvenli ve entegre bir şekilde gerçekleştirmek olarak açıklandı.

sdvdfvfd


Hac mevsimine hazırlık amacıyla Kâbe’nin örtüsünün alt kısmının kaldırılması çalışmaları tamamlandı. (SPA)

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bu yılki hac sezonunda Nusuk Kartı uygulamasını sürdürdüğünü ve teknolojik imkânlardan yararlanarak Rahman’ın misafirlerinin ibadet yolculuğunu kolaylaştırmayı hedeflediğini açıkladı. Bakanlık tarafından geliştirilen Nusuk Kartı’nın, vize işlemlerinin tamamlanmasının ardından hizmet sağlayıcılar aracılığıyla yurt dışından gelen hacı adaylarına teslim edildiği, ayrıca kartın dijital versiyonunun Nusuk ve Tawakkalna uygulamaları üzerinden kullanılabildiği belirtildi. Kartın, hacılara geniş bir hizmet ve avantaj yelpazesinden yararlanma imkânı sunduğu ifade edildi.

Bakanlık ayrıca ‘Bagajsız Hac’ hizmetini de sürdürdüğünü duyurdu. Bu hizmet kapsamında hacı adaylarının bagajlarının kendi ülkelerinden Mekke ve Medine’deki konaklama yerlerine doğrudan gönderildiği, ibadetlerin tamamlanmasının ardından ise eşyaların yeniden ülkelerine ulaştırıldığı bildirildi. Uygulamanın, hacı adaylarının yolculuğunu daha kolay ve zahmetsiz hale getirmeyi amaçladığı vurgulandı.


Suudi Arabistan, mevzuata uyumluluğu artırmak ve ücretleri korumak amacıyla işe alım süreçlerini dijital sistemlere entegre ediyor

Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)
Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)
TT

Suudi Arabistan, mevzuata uyumluluğu artırmak ve ücretleri korumak amacıyla işe alım süreçlerini dijital sistemlere entegre ediyor

Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)
Riyad’daki İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı binası (SPA)

Suudi Arabistan’da iş gücü piyasası, Vizyon 2030 kapsamında yürütülen reformların etkisiyle hızlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşümün; mevzuata uyumun artırılması, ücretlerin korunması, çalışma ortamının verimliliğinin yükseltilmesi, işe alım süreçlerinin dijital sistemlerle entegrasyonu ve iş gücü hareketliliğinin uluslararası iş birlikleriyle düzenlenmesi gibi hedeflere odaklandığı belirtildi. Söz konusu adımların, kurumsal güveni ve uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi amaçladığı ifade edildi.

Bu çerçevede, Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı’nın Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Dr. Tarık el-Hamad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iş gücü piyasasına yönelik reformların sistemlerin modernizasyonu, çalışan haklarının güçlendirilmesi ve daha dinamik bir çalışma ortamının oluşturulmasında somut ilerlemeler sağladığını söyledi. Hamad, bu dönüşümün artık yalnızca yerel düzeyle sınırlı kalmadığını, ikili anlaşmalar yoluyla daha düzenli bir uluslararası boyut kazandığını vurguladı. Bu kapsamda Nepal ve Nijerya ile imzalanan anlaşmaların, iş gücü hareketliliğini düzenleyen ve çalışanların korunmasını güçlendiren yönetişim araçları olarak öne çıktığını belirtti.

İşgücü piyasasındaki dönüşümler

Hamad, iş gücü piyasasına yönelik reformların; sistemlerin modernizasyonu, çalışanların korunması ve operasyonel verimliliğin artırılması alanlarında somut ilerlemeler sağladığını belirtti. Bu gelişmelerin, iş gücüne katılım, mevzuata uyum ve üretkenlik düzeylerine de doğrudan yansıdığını ifade etti. Hamad, 2021 yılından itibaren iş gücü hareketliliğine ilişkin sistemlerin güncellenmesinin, çalışanlara belirli düzenleyici çerçeveler içinde işverenler arasında daha esnek geçiş imkânı sunduğunu kaydetti. Mart 2021’de hayata geçirilen sözleşmesel ilişkinin iyileştirilmesi girişiminin, bu süreci desteklediğini ve iş gücü mobilitesinin düzenlenmesinde önemli bir dönüm noktası oluşturduğunu vurguladı.

vfdbfd
Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı’nın Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Dr. Tarık el-Hamad (Şarku’l Avsat)

Kurumsal düzeyde ise Qiwa Platform üzerinden 11 milyondan fazla iş sözleşmesinin kayıt altına alındığını belirten Hamad, bunun özel sektörde şeffaflığı artırdığını ve uyum seviyesini yükselttiğini söyledi. Ayrıca uygulanabilir ücret sistemi sayesinde koruyucu mekanizmaların güçlendirildiğini ve sözleşme tarafları arasında güvenin pekiştirildiğini ifade etti.

İşçilerin korunmasının güçlendirilmesi

Hamad, bu dönüşümlere paralel olarak işçi koruma sisteminde de dikkat çekici bir gelişim yaşandığını belirtti. Hamad, özel sektör işletmelerinin Ücret Koruma Programı’na uyum oranının yüzde 90’ın üzerine çıktığını, bunun da maaşların doğru ve zamanında ödenmesini güvence altına aldığını ifade etti.

Hamad ayrıca, işçi-işveren uyuşmazlıklarının çözüm süreçlerinin daha hızlı, verimli ve şeffaf hale geldiğini vurguladı. Reformların kapsayıcılığı da güçlendirdiğine dikkat çeken yetkili, kadınların iş gücüne katılım oranının 2018-2024 yılları arasında iki kattan fazla arttığını ve bunun küresel ölçekte en hızlı artışlardan biri olduğunu belirtti. Öte yandan, 2020 yılından bu yana yaklaşık 2,48 milyon Suudi vatandaşının özel sektörde istihdama katıldığı, bunun da iş gücü piyasasındaki dönüşümün somut göstergelerinden biri olduğu kaydedildi.

Uluslararası iş birliği

Hamad, iş gücü piyasasındaki dönüşümün hız kazanmasıyla birlikte reformların artık yalnızca yerel düzeyde kalmadığını, bunların sürdürülebilirliği için uluslararası düzeyde düzenli bir çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Hamad, iş gücü alanında organize uluslararası iş birliğinin stratejik bir öncelik haline geldiğini; bunun Suudi Arabistan’ın etik istihdam, sistemlerin modernizasyonu ve sorumluluk paylaşımı konularında güvenilir bir ortak olarak konumunu güçlendirdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın aynı zamanda kurumsal güveni ve iş gücü piyasalarında diplomatik iş birliğini pekiştirdiğini vurguladı.

Hamad, söz konusu anlaşmaların sınır ötesi iş gücü hareketliliğini modern düzenleyici standartlar, şeffaflık ilkeleri ve dijital uyum sistemleriyle uyumlu hale getirdiğini kaydetti. Bangladeş, Nepal ve Nijerya ile imzalanan anlaşmalar dahil olmak üzere bu alandaki genişlemenin, geleneksel işe alım modellerinden hükümetler arası uzun vadeli kurumsal ortaklıklara geçişi yansıttığını belirten Hamad, bunun daha istikrarlı iş gücü hareketliliği kanalları oluşturduğunu ve karşılıklı güven düzeyini artırdığını ifade etti.

Yönetişimin güçlendirilmesi

Dr. Tarık el-Hamad, Nepal ve Nijerya ile yapılan anlaşmaların işçinin tüm çalışma döngüsünü kapsadığını belirtti. Buna göre süreç; işe alım izinlerinden sözleşmelerin kayıt altına alınmasına, ücret şeffaflığından uyuşmazlıkların koordinasyonu ve çözüm mekanizmalarına kadar geniş bir çerçevede düzenleniyor. Hamad, söz konusu anlaşmaların işe alım ajansları üzerindeki denetimi güçlendirdiğini, sözleşmesel yükümlülükleri netleştirdiğini ve hükümetler arasında kurumsal iş birliği oluşturarak uyumun izlenmesi ile şikâyetlerin etkin şekilde çözülmesine imkân tanıdığını ifade etti. Ayrıca bu anlaşmaların Qiwa Platform ve Ücret Koruma Programı gibi dijital altyapılarla entegre edilmesinin, yükümlülüklerin anlık izleme ile desteklenen uygulanabilir mekanizmalara dönüştürülmesini sağladığını vurgulayan Hamad, ortak denetim mekanizmaları ve düzenli bilgi paylaşımı sayesinde sürekli gözetimin güçlendiğini ve işçi uyuşmazlıklarının daha hızlı çözülebildiğini kaydetti.

Becerileri ekonominin ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirmek

Hamad, iş gücü hareketliliğinin ekonomik sektörlerin ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirilmesinin, iş gücü piyasası stratejisinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Hamad, yeni anlaşmaların artık belirli sektörlerin ihtiyaçlarına göre şekillendiğini, böylece işe alım süreçlerinin nicelikten ziyade gerçek talebe dayandırıldığını belirtti. Bu yaklaşımın özellikle inşaat, turizm, lojistik, sağlık ve ileri hizmetler gibi alanlarda öne çıktığını ifade etti.

sdv fd
Riyad’da düzenlenen Küresel İşgücü Piyasası Konferansı’ndan (SPA)

Bakanlığın, Qiwa Platform üzerinden elde edilen dijital verileri kullanarak piyasa ihtiyaçlarını analiz ettiğini ve beceri açıklarını sürekli olarak tespit ettiğini aktaran Hamad, bu sayede işe alım süreçlerinin ekonomik gereksinimlere göre yönlendirildiğini kaydetti. Ayrıca iş gücü gönderilen ülkelerle önceden yapılan koordinasyonun, çalışanların becerilerinin doğrulanmasına, hazırlık düzeylerinin artırılmasına ve işe giriş aşamasındaki yetkinlik boşluklarının azaltılmasına katkı sağladığını belirtti.

Hamad, iş gücü planlamasının giderek daha fazla ulusal mega projelerle entegre edildiğini, bunun da yabancı iş gücünün yerel istihdam politikalarıyla uyumlu şekilde kullanılmasını sağladığını ifade etti. Bu yaklaşımın, yerli iş gücünün yerini almak yerine onu tamamlamayı hedeflediğini vurgulayan Hamad, aynı zamanda Nitaqat gibi girişimlerin farklı sektörlerde yerli istihdamı teşvik etmeye devam ettiğini sözlerine ekledi.

Reformlara uluslararası düzeyde takdir

Hamad, söz konusu reformların uluslararası düzeyde de giderek artan bir takdir gördüğünü belirtti. Hamad, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yapılan değerlendirmelerde; Suudi vatandaşlar arasında işsizlik oranlarının düşmesi, kadınların iş gücüne katılımının artması ve özel sektörde istihdamın büyümesi gibi somut sonuçlara dikkat çekildiğini ifade etti. Hamad ayrıca, Dünya Bankası ile iş birliği içinde yayımlanan On Yıllık İlerleme raporunun, iş gücü piyasasındaki yapısal dönüşümleri ele aldığını aktardı. Bunun yanı sıra Uluslararası Çalışma Örgütü’nün de (ILO) Suudi Arabistan’ın çalışma politikalarını geliştirme ve küresel diyalog süreçlerine katkı sağlama rolünü takdir ettiğini belirtti. Bu değerlendirmelerin, Suudi Arabistan’ın iş gücü piyasası reformlarında giderek ‘örnek alınan bir model’ olarak görüldüğünü ortaya koyduğunu ifade eden Hamad, ülkenin kapsayıcılık ve ekonomik esneklik alanlarında da öne çıktığını vurguladı.

Gelecekteki öncelikler

Hamad, önümüzdeki dönemde odağın ikili ve çok taraflı düzeyde uluslararası iş birliğini derinleştirmek olacağını belirtti. Bu kapsamda yeni ülkelerle iş gücü anlaşmalarının genişletilmesi ve ILO ile Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlarla ortaklıkların güçlendirilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Bu adımların, bilgi ve deneyim paylaşımını artırarak politika geliştirme süreçlerine katkı sağlaması amaçlanıyor. Hamad ayrıca bakanlığın, iş gücü piyasasındaki dönüşüme ayak uydurmak için özel sektör, akademik kurumlar ve uluslararası paydaşlarla iş birliğini artırdığını vurguladı. Bu yaklaşımın, Suudi Arabistan’ın iş gücü piyasalarının geliştirilmesinde güvenilir bir küresel ortak olarak konumunu pekiştirmeyi ve sürdürülebilir sonuçlar elde etmeyi hedeflediğini söyledi.