Bahreyn Bildirisi ve Gazze’de ertesi günün ötesine bir bakış

Bildiri, İsrail’in üzerinde siyasi baskı oluşturuyor

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa el-Halife (ortada) 16 Mayıs'ta Manama'da düzenlenen 33’üncü Arap Birliği Liderler Zirvesi öncesinde Arap liderlerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi (BNA)
Bahreyn Kralı Hamed bin İsa el-Halife (ortada) 16 Mayıs'ta Manama'da düzenlenen 33’üncü Arap Birliği Liderler Zirvesi öncesinde Arap liderlerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi (BNA)
TT

Bahreyn Bildirisi ve Gazze’de ertesi günün ötesine bir bakış

Bahreyn Kralı Hamed bin İsa el-Halife (ortada) 16 Mayıs'ta Manama'da düzenlenen 33’üncü Arap Birliği Liderler Zirvesi öncesinde Arap liderlerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi (BNA)
Bahreyn Kralı Hamed bin İsa el-Halife (ortada) 16 Mayıs'ta Manama'da düzenlenen 33’üncü Arap Birliği Liderler Zirvesi öncesinde Arap liderlerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi (BNA)

Elie el-Kasifi

Bahreyn'de 16 Mayıs Perşembe günü düzenlenen Arap Birliği Liderler Zirvesi'nin sonuç bildirisinin belki de en dikkat çekici özelliği bölgedeki, özellikle de Gazze Şeridi'ndeki olaylarla etkileşim içinde olması ve yansıtmasıydı. Zira İsrail'in Filistin Gazze Şeridi'nde yürüttüğü savaş, her kısmi gelişmenin savaşın sona ermesi ve kuşatma altındaki Gazze Şeridi'nde savaş sonrası siyasi ve güvenlik düzenlemeleriyle bağlantılı olan bir aşamaya gelmiş durumda. Diğer bir deyişle sonuç bildirisi, savaşla ilgili güncel olayları, başta İsrail'in Refah'tan çekilmesi çağrısı olmak üzere Filistin-İsrail çatışmasına yönelik uzun vadeli bir yaklaşımla, yani savaştan sonra Gazze Şeridi'nin yönetimiyle başlayan ve çatışmanın kapsamlı bir şekilde çözülmesiyle sona eren ‘ertesi gün’ olarak bilinen yaklaşımla bir ara getirdi.

Gazze’deki savaşta yaşanacak her türlü gelişme ne İsrail'in hedeflerinden ne de Hamas'ın planlarından ayrı tutulabilir. Burada sorulması gereken asıl soru, Filistin ulusal hareketinin hayatta kalma mücadelesinden var olma mücadelesine geçip geçmediği, yani siyasi ve askeri kanadının İsrail'in kendisini ortadan kaldırma tehdidinin artık geride kaldığını düşünerek hareket edip etmediği sorusudur. Hamas şimdi, Filistinlilerin yaşadığı tüm gerilimlerle ve çatışmalarla birlikte, ertesi gün düzenlemelerinde nasıl yer alacağını planlamak zorunda. Ne olursa olsun Hamas, savaştan sonra Gazze Şeridi'nin geleceğine ve kendi geleceğine ilişkin vizyonunu henüz ‘resmi’ olarak ifade etmiş değil. Sadece Hamas’ın üst düzey isimlerinden Halil el-Hayya, Hamas’ın İsrail ile beş yıllık bir ateşkesi kabul etmeye ve İsrail'in iki devletli çözümü kabul etmesi halinde silah bırakmaya hazır olduğu yönünde bir açıklaması var. Ancak Hayya’nın açıklaması aynı zamanda Hamas'ın halen manevra aşamasında olduğunun reddedilemez bir kanıtıydı. Halihazırda savaş henüz bitmediği ve uzun bir yıpratma savaşına dönüşebileceği için bu bekleniyordu.

Çatışan taraflarına uzatılan el

Ancak kesin olan bir şey varsa o da Bahreyn’deki Arap Birliği Liderler Zirvesi'nin sonuç bildirisinin dolaylı da olsa tüm bu zorlukları kabul etmiş, hatta uygulanmasından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) birinci derecede sorumlu tutulacağı bir çözüm için yol haritası çizerek ve çatışan taraflara el uzatarak bu zorlukları öngörmüş olmasıdır. İsrail'in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü savaşın derhal durdurulması ve İsrail işgal güçlerinin Şeridin tüm bölgelerinden çekilmesi ihtiyacını vurgulayarak başlayan sonuç bildirisi, Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedildiği bir kez daha teyit edilmesiyle devam etti ve iki devletli çözüm hayata geçirilinceye kadar işgal altındaki Filistin topraklarında BM öncülüğünde uluslararası barış gücü konuşlandırılması çağrısıyla sona erdi. BMGK’nın iki devletli çözümün uygulanması için net adımlar atma konusundaki sorumluluğunun altı çizilen sonuç bildirisinde “Siyasi süreç ve müzakereler için bir zaman sınırı koyulması gerektiğini vurguluyoruz. Bunu BMGK’nın 4 Haziran 1967 öncesi sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan, yaşayabilir ve toprakları bütün bir Filistin devleti kurulması için BM Şartı'nın VII. Bölüm’ü kapsamında alacağı kararlar takip etmeli” ifadeleri yer aldı.

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ateşkes çabalarını engellemesi ve Refah'a kara saldırılarını genişleterek askeri gerilimi tırmandırmaya devam etmesinin kınandığı bildiride, İsrail ordusunun Refah’tan çekilmesi talep edildi. Bildiride ayrıca başta Hamas olmak üzere tüm Filistinli gruplara, Filistin halkının tek meşru temsilcisi olan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) çatısı altında bir araya gelmeleri ve Filistin halkının meşru haklarını elde etme, bağımsız ulusal devletlerini kurma özlemlerini gerçekleştirme çabaları çerçevesinde kapsayıcı bir ulusal proje ve birleşik bir stratejik vizyon üzerinde anlaşmaları çağrısı yapıldı.

33. Arap Birliği Liderler Zirvesi'nin sonuç bildirisinde İsrail'e öncelikle savaşı durdurması, ardından kapsamlı bir çözümü kabul etmesi için açıkça siyasi baskı uygulandı.

Sonuç bildirisindeki bu kilit noktalar, bildirinin mükemmel bir siyasi açıklama olduğunu teyit etti. Diğer bir deyişle bu, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında ve başta Netanyahu ile İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant arasında olmak üzere İsrail hükümeti üyeleri arasında anlaşmazlıkların arttığı bir dönemde, bu dönemin unsurlarını yakalayan, bunlarla etkileşime geçen ve özellikle savaşın ve devamının sorumluluklarını düzenlemek, taraflara açıktan ve üstü kapalı mesajlar göndermek ve krizden çıkış vizyonunu, yani ‘ertesi gün’ vizyonunu ortaya koymak açısından bu unsurlar temelinde hareket eden bir bildiridir.

Arap ülkelerinden baskı

Bahreyn Bildirisi, Hamas ve İsrail arasında ateşkes anlaşmasına varılması amacıyla Mısır’da yapılan son müzakerelere atıfla İsrail’i ateşkes çabalarını engelleyerek Gazze'deki askeri gerilimi tırmandırmaktan sorumlu tuttuğu için bir referans teşkil etti. Ayrıca bildiride İsrail özellikle Refah Sınır Kapısı’nın Filistin tarafının kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Gazze'deki insani felakete müdahale etmek için yeterli miktarda insani yardımın girişini engellemekle suçlandı. Dolayısıyla bildiri, İsrail'e önce savaşı durdurması, ardından kapsamlı bir çözümü kabul etmesi, aksi takdirde, ABD'nin desteğiyle bölgeye daha fazla entegre olmaya bölgeyle daha çok bütünleşmeye çalıştığı bir dönemde ABD’nin söylemiyle ‘bölgede giderek daha da yalnızlaşacağı’ açık bir siyasi baskı oluşturdu.

Bildiri, Mısır’ın birkaç gün önce Güney Afrika'nın İsrail aleyhinde Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı davaya müdahil olacağını açıklayarak, İsrail ile barış anlaşmasını yeniden gözden geçirme tehdidinde bulunarak ve İsrail ordusunun işgali devam ettiği sürece Refah Sınır Kapısı’nı açmayı reddederek İsrail'e yaptığı baskıyı da tamamlıyor. Daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Netanyahu'nun Gazze Şeridi'nin yönetimine katılma davetini reddetmişti. Tüm bunlar, iki devletli çözüm uygulanana kadar işgal altındaki Filistin topraklarında BM öncülüğünde uluslararası barış gücü çağrısında bulunan bildiride ele alınan ‘ertesi gün’ tartışmalarına ve anlaşmazlıklarına işaret ediyor.

rgbfnyh
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 33. Arap Birliği Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere 15 Mayıs'ta Bahreyn'in başkenti Manama'ya gelişinde böyle karşılandı (AFP)

Bildiride özellikle İsrail'in ertesi güne ilişkin bazı planlarında öngörüldüğü üzere Gazze Şeridi'ne Arap güçlerinin konuşlandırılması fikrini reddeden Arap ülkelerinin savaşın ertesi gününe ilişkin yaklaşımı da ortaya koyuldu. Arap ülkeleri, özellikle Tel Aviv iki devletli çözümü kabul etmeden önce Gazze Şeridi’ne güçlerini konuşlandırmayı reddediyorlar. Bildiri, bir yandan bu yaklaşımı aktarırken diğer yandan dolaylı olarak ertesi günle ilgilenen ve Hamas yönetiminin ortadan kaldırılmasının ardından ‘yenilenmiş’ bir Filistin hükümetinin Gazze Şeridi'nin yönetimini almasını, Arap güçlerinin de bu süreçte geçici olarak sorumluluklar üstlenmesini isteyen ABD'ye hitap ediyor.

Gazze’deki savaş, Arap ülkelerini 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşananların tekrarlanamayacağı konusunda önemli bir sonuca ulaştırmış gibi görünüyor.

Bildiride Hamas’ın Filistin düzeyinde bir sonraki aşamayla doğru bir şekilde ilgilenebilmesi için net ve benzersiz bir yol haritası çizildi. Bu çerçevede Hamas’a iki seçenek sunuldu. Buna göre Hamas ya Filistin halkının tek meşru temsilcisi olan FKÖ’ye katılıp iki devletli çözüme dayalı bir ulusal proje üzerinde anlaşacak ya da bekasına yönelik bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu bir dönemde Arap ülkelerinin verdiği ortak desteği kaybedecek. Bunun yanında bildirideki İsrailli rehinelerin ve Filistinli tutukluların serbest bırakılması çağrısı da Hamas'a Gazze Şeridi'nde ateşkese varmak yerine İsrailli rehineler kartı üzerine bahse girmenin ucu açık bir seçenek olamayacağı mesajı verdi.

Nitelikli bir siyasi ek

Bahreyn’deki zirvede ayrıca Filistin meselesinin iki devletli çözüm temelinde çözüme kavuşturulması amacıyla BM himayesinde uluslararası bir konferans düzenlenmesi için ortak bir çağrı yapıldı. Arap ülkelerinin dışişleri bakanları derhal harekete geçmeye, Batılı ülkelerin ve diğer ülkelerin dışişleri bakanlarıyla iletişim kurarak Filistin devletini bir an önce tanımaları için çalışmaya teşvik edildi.

Bu iki husus öncelikle yeni olduğundan, ikinci olarak ise Arap ülkelerinin Filistin-İsrail çatışmasına nihai çözüm getirmeye yönelik yaklaşımlarını pratik adımlara dönüştürme konusundaki kararlılıklarını yansıttığından bildiride nitelikli bir siyasi ek oluşturdu. Gazze’deki savaş, Arap ülkelerini 7 Ekim 2023’ten bu yana yaşananların tekrarlanamayacağı konusunda önemli bir sonuca ulaştırmış gibi görünüyor.

Bu durum, bildiri metninde Filistin'deki olayları bölgedeki istikrarla ilişkilendiren çeşitli paragraflarda yansıtılıyor. Bu da Arap ülkelerinin Filistin meselesine ilişkin vizyonunu, ana başlığı istikrar arzusu olan ve tüm bölgeyi kapsayan daha geniş kapsamlı bir vizyonun parçası haline getiriyor. Bahreyn Bildirisi’nde ‘istikrar’ kelimesinin 11 kez geçmesi, Arap ülkelerinin bölgenin şiddet ve sürekli çatışma döngüsü içinde kalacağına dair artan korkularını açıkça ortaya koydu.

jıkol
Bahreyn'in başkenti Manama'da 16 Mayıs'ta 33'üncüsü düzenlenecek olan Arap Birliği Liderler Zirvesi’ne katılacak Arap ülkelerinin liderleri karşılama mesajı yazan bir reklam panosu

Bahreyn Bildirisi, bir yandan Ortadoğu'da savaşın yayılmasından duyulan korkuyu ifade ederken diğer taraftan Arap ülkelerindeki diğer meseleleri ve krizleri, kontrol altına alınmaları, etkilerinin sınırlandırılması ve yayılmalarının önlenmesi açısından ele alıyor. Fakat Arap ülkelerinin bir sonraki aşamaya dair önceliğinin, bölgede barış sürecinin yeniden başlatılması için uluslararası siyasi zeminin hazırlanmasının ilk adımı olarak İsrail'in Gazze Şeridi'de yürüttüğü savaşın durdurmak olduğu da açık. Ancak Arap ülkelerine göre yeni başlatılacak sürecin daha önceki süreçlerden farklı olarak İsrail'in zorbalık mantığını ortadan kaldıran ve Filistin meselesini başta İran'ın müdahalesi olmak üzere dış müdahalelerden arındıran iki devletli bir çözüme dayalı nihai bir çözümün önün açması gerekiyor. Öte yandan tüm bu girişimler, Suriye'de demografik değişikliklere yol açacak her türlü girişimin reddedildiği vurgulanan Bahreyn Bildirisi’nde de belirtildiği üzere, Arap ülkelerinin yüksek çıkarlarıyla çelişen yabancı gündemleri takip eden, uygulayan ve bölgede giderek büyüyen ‘milis imparatorluğu’ tarafından gölgeleniyor. O halde bölgedeki meselelerin ve krizlerin birbiriyle ne denli ilişkili olduklarına dair herhangi bir şüpheye yer var mı?

*Bu makale Şarku'l Avsa tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
TT

İran'ın gerilimi artırma hamlesi Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğu kıyısı açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden iki gemi (AFP)

İran, dün sabaha karşı bölgedeki askeri gerilimi artırmayı sürdürerek Ürdün, Bahreyn ve Kuveyt'i hedef aldı; ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımını da hedef alan saldırılar düzenledi.

Bahreyn, İran'a ait çok sayıda füze ve insansız hava aracının (İHA) hedeflerine ulaşmadan önce imha edildiğini açıkladı. Manama yönetimi, askeri hazırlık seviyesinin en üst düzeye çıkarıldığını belirterek, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğunu vurguladı.

Ürdün de İran topraklarından ateşlenen ve hava sahasına giren dört füzenin önlenerek düşürüldüğünü, olayda can kaybı veya maddi hasar yaşanmadığını açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri ise ulusal tankerleri "Mombasa" ve "Al Bahiyah"ın, Umman kara suları içinde Hürmüz Boğazı'nın güney geçidinde seyir halindeyken İran'a ait iki seyir füzesiyle hedef alındığını açıkladı. Saldırıda mürettebattan bir kişi hayatını kaybederken, 4’ü ağır olmak üzere 8 kişi yaralandı. İki tankerde de maddi hasar meydana geldi. Abu Dabi saldırıyı kınayarak, ülkenin güvenliğini korumak için gerekli bütün tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Kuveyt ordusu da dün akşam yaptığı açıklamada, ülke hava sahasına yönelik hava saldırılarının püskürtüldüğünü açıkladı.


Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
TT

Kuveyt itfaiyesi: İran saldırısının ardından çıkan yangın kontrol altına alındı, herhangi bir yaralanma bildirilmedi

Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)
Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden, bir yakıt deposunu hedef alan İHA saldırısının ardından duman yükseliyor (Arşiv- AFP)

Kuveyt İtfaiye Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed el-Garib, ülkedeki bir noktada çıkan yangının kontrol altına alındığını ve olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını açıkladı. Şarku’l Avsat’ın Kuveyt haber ajansı KUNA'dan aktardığına göre, Garib, yangının "İran tarafından gerçekleştirilen düşmanca saldırılar kapsamında" hedef alınan bir bölgede çıktığını belirtti.

Sözcü, operasyona ordu ve Ulusal Muhafızlar itfaiye ekiplerinin desteğiyle altı ekibin katıldığını ifade etti.


Suudi Arabistan, İran’ın bölge güvenliğini sarsan tutumunu tamamen reddettiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
TT

Suudi Arabistan, İran’ın bölge güvenliğini sarsan tutumunu tamamen reddettiğini vurguladı

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’de düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. (SPA)

Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere yönelik İran kaynaklı saldırıları ve Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Ürdün’e yönelik saldırıları en sert ifadelerle kınadı. Riyad, İran’ın bölgenin güvenliğini istikrarsızlaştıran tutumunu sürdürmesini ve uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ilkeleri ile iyi komşuluk kurallarını ihlal etmesini kesin bir dille reddettiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın bugün Cidde’de başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu toplantısında bu açıklama yapıldı.

Toplantının başında Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinin içeriği hakkında bilgilendirmede bulundu. Görüşmede iki ülke arasındaki iş birliği alanlarının yanı sıra bölgesel ve uluslararası meselelerin ele alındığı, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanmasına katkıda bulunacak tüm çabalara destek verilmesinin vurgulandığı aktarıldı.

FRVFBVF
Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan ve Irak tarafları arasında Riyad’da yapılan görüşmenin sonuçlarını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. (SPA)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Kanada Başbakanı Mark Carney ile gerçekleştirdiği görüşmelerin sonuçları hakkında Bakanlar Kurulu’na bilgi verdi. Görüşmelerde iki ülke arasındaki ilişkilerin çeşitli alanlarda güçlendirilmesi ve geliştirilmesi yönündeki kararlılığın teyit edildiğini belirten Veliaht Prens, karşılıklı güven, güçlü dostluk ve Vizyon 2030 ile Kanada’nın büyüme gündeminden kaynaklanan hedeflerle desteklenen, daha derin ortak iş birliğine dayalı bir geleceğe ulaşma iradesinin vurgulandığını aktardı.

Bakanlar Kurulu bu kapsamda, Kanada Başbakanı’nın gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında Suudi Arabistan-Kanada Koordinasyon Konseyi’nin kurulması, enerji alanında iş birliği, yapay zekâ yatırımları ve yeteneklerin geliştirilmesine ilişkin mutabakat zabıtlarının imzalanmasını memnuniyetle karşıladı. Kurul ayrıca, Suudi Arabistan-Kanada Yatırım Forumu’nda elde edilen başarıya dikkat çekerek, forum kapsamında iki ülkenin kamu kurumları ile şirketleri ve kuruluşları arasında madencilik, mühendislik, altyapı, ileri sanayi, eğitim ve mesleki gelişim, finansal hizmetler, bilgi teknolojileri ve iletişim alanlarında ticari ve yatırım anlaşmalarının duyurulduğunu kaydetti.

Bakanlar Kurulu, Riyad’da Suudi Arabistan ile Irak arasında gerçekleştirilen toplantının sonuçlarını da memnuniyetle karşıladı. Toplantıda Irak’ın, topraklarının ve hava sahasının Suudi Arabistan, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik herhangi bir operasyon ya da saldırının başlatılacağı bir nokta olarak kullanılmasına izin vermeyeceği yönündeki taahhüdü vurgulandı. Ayrıca ortak çıkarlar doğrultusunda ikili koordinasyonun sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldığı belirtildi.

Kurul, ABD’nin Suriye’yi ‘teröre destek veren devletler listesinden çıkarma’ sürecini başlatma kararını da memnuniyetle karşıladı. Suudi Arabistan, Suriye hükümetinin güvenlik ve istikrarı güçlendirme, devlet kurumlarını yeniden inşa etme ve Suriye halkının beklentilerini karşılamaya yönelik attığı olumlu adımlara desteğini yineledi.

Bakanlar Kurulu, gündeminde yer alan konuları inceledi. Kurul, bunlar arasında Şura Meclisi’nin de incelemesine katıldığı başlıkların yanı sıra Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi, Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi, Bakanlar Kurulu Genel Komitesi ve Bakanlar Kurulu Uzmanlar Kurulu’nun bu konularla ilgili ulaştığı sonuçları değerlendirdi.

Kurul, Dışişleri Bakanı veya yetkilendireceği kişinin, Suudi Arabistan ile Guatemala arasında genel iş birliği anlaşması taslağı konusunda Guatemala tarafıyla görüşmeler yürütmesi ve anlaşmayı imzalaması için yetkilendirilmesine karar verdi. Bakanlar Kurulu ayrıca, Kültür Bakanı veya görevlendireceği kişinin, Suudi Arabistan Kültür Bakanlığı ile Arnavutluk Turizm, Kültür ve Spor Bakanlığı arasında kültürel alanda iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı taslağı konusunda Arnavutluk tarafıyla müzakere yürütmesi ve imzalaması için yetki verdi.

Kurul, İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanı veya görevlendireceği kişinin de Suudi Arabistan İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanlığı ile Ermenistan Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı arasında çalışma hayatı ve sosyal koruma alanlarında iş birliğine yönelik mutabakat zaptı taslağı konusunda Ermeni tarafıyla görüşmeler yapması ve imza atması için yetkilendirilmesini kararlaştırdı.

Bakanlar Kurulu, Suudi Arabistan İç Denetçiler Kurumu’nun, iç denetim, yönetişim, risk yönetimi ve uyum alanlarında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı taslağı konusunda Türkiye İç Denetim Enstitüsü ile görüşmeler yürütmesine ve söz konusu anlaşmayı imzalamasına onay verdi. Kurul ayrıca Suudi Arabistan Jeoloji Araştırmaları Kurumu ile Irak Jeolojik Araştırmalar Kurumu arasında teknik ve bilimsel jeoloji alanında iş birliğine yönelik mutabakat zaptını, Suudi Arabistan Yolsuzlukla Mücadele ve Denetim Kurumu ile Brezilya Federal Başsavcılığı ve Fildişi Sahili İyi Yönetişim Yüksek Otoritesi arasında yolsuzlukla mücadele alanında iki ayrı mutabakat zaptını onayladı.

Bakanlar Kurulu toplantısında ayrıca Suudi Arabistan Sayıştayı ile Kuzey Makedonya Devlet Denetim Ofisi arasında muhasebe, denetim ve mesleki çalışma alanlarında iş birliğine ilişkin mutabakat zabıtları onaylandı. Kurul, Suudi Arabistan Ulusal Kâr Amacı Gütmeyen Sektörü Geliştirme Merkezi ile Bahreyn Sosyal Kalkınma Bakanlığı ve Singapur Kültür, Toplum ve Gençlik Bakanlığı arasında kâr amacı gütmeyen sektörle ilgili prosedürler, mekanizmalar ve stratejiler alanında iş birliğine yönelik iki ayrı mutabakat zaptını da kabul etti. Toplantıda ayrıca Suudi Arabistan’daki Kral Selman Uluslararası Arap Dili Akademisi ile KİK Genel Sekreterliği arasında iş birliği mutabakatı onaylandı.

Bakanlar Kurulu, uluslararası stajyerlere verilecek eğitim vizesinin belirli düzenlemeler çerçevesinde oluşturulmasına karar verdi. Kurul ayrıca Tarımsal Kalkınma Fonu, Turizm Kalkınma Fonu ve Cazan, Ümmü’l-Kura, Hail ile Hafr el-Batin üniversitelerinin geçmiş mali yıllara ait kesin hesaplarını onayladı.

Kurul, Bakanlar Kurulu gündeminde yer alan çeşitli konularla ilgili gerekli işlemlerin yapılması talimatını verdi. Bunlar arasında Kral Abdulaziz Kraliyet Koruma Alanı Geliştirme Kurumu ile Ümmü’l-Kura, Kuzey Sınırları ve Kral Halid üniversitelerinin yıllık raporları da yer aldı.