Suriye konulu Riyad toplantısı: Yaptırımlar kalkınmayı engelliyor. Suriye'nin geleceği Suriyeliler tarafından şekillendirilecek

TT

Suriye konulu Riyad toplantısı: Yaptırımlar kalkınmayı engelliyor. Suriye'nin geleceği Suriyeliler tarafından şekillendirilecek

Suriye konulu Riyad toplantısı: Yaptırımlar kalkınmayı engelliyor. Suriye'nin geleceği Suriyeliler tarafından şekillendirilecek

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, dün yaptığı açıklamada, Suriye'ye uygulanan tek taraflı yaptırımların ve Birleşmiş Milletler (BM) tarafından uygulanan yaptırımların kaldırılmasının önemini vurguladı. Mevcut gelişmeler çerçevesinde Riyad'ın ev sahipliğinde düzenlenen Suriye konulu Arap Bakanlar Temas Komitesi’nin genişletilmiş toplantısına başkanlık eden Prens Faysal bin Ferhan, yaptırımların devam etmesinin Suriye halkının yeniden inşa, kalkınma ve istikrara kavuşma yönündeki hedeflerinin gerçekleşmesini engellediğine dikkati çekti. Suudi Bakan, Riyad'ın bölge ve dünyadaki önemli rolünün altını çizerek Suriye'nin güvenliği ve istikrarı ile dış müdahaleler ve dış etkilerden uzakta topraklarının birliğini ve bütünlüğünü garanti altına alacak tüm adımları desteklemekte kararlı olduğunu vurguladı.

Toplantının amacının Suriye'yi destekleme çabalarını koordine etmek ve Suriye'ye uygulanan yaptırımların kaldırılmasını sağlamak olduğunu söyleyen Bakan, ABD’nin ilgili muafiyetlere ilişkin kararından duydukları memnuniyeti ifade ederken uluslararası tarafları uyguladıkları yaptırımları kaldırmaya çağırdı. Prens Faysal bin Ferhan, aynı zamanda tüm yönleriyle acil insani ve ekonomik desteğin sağlamaya başlaması, Suriye devletinin kapasitesinin arttırılması ve böylece mültecilerin geri dönüşü için uygun ortamın oluşturulması çağrısında bulundu.

fvrgbthnyj
Prens Faysal bin Ferhan Riyad'da düzenlenen Suriye konulu Arap Bakanlar Temas Komitesi’nin genişletilmiş toplantısına başkanlık ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Toplantıda Suriye halkını desteklemek, ülke tarihinin bu önemli aşamasında onlara her türlü yardımı ve desteği sağlamak ve Suriye'yi tüm vatandaşları için güvenli, terörün olmadığı, egemenliğini ihlal etmeyen ve toprak bütünlüğüne herhangi bir tarafça saldırılmayan birleşik, bağımsız bir Arap devleti olarak yeniden inşa etmelerine yardımcı olmak için atılacak adımlar ele alındı.

Toplantıda, siyasi ve sosyal güçlerin temsil edildiği, tüm Suriyelilerin haklarının korunduğu, halkın tüm kesimlerinin dahil olduğu bir geçiş sürecinin desteklenmesi, çeşitli tarafların karşılaştığı zorlukların ya da endişe kaynaklarının diyalog yoluyla ele alınması için çalışılması ve ülkenin bağımsızlığına ve egemenliğine saygı gösterecek şekilde destek, tavsiye ve danışmanlık sağlanması konuları ele alınırken katılımcılar Suriyelilerin seçimlerinin yanında olduklarını ve iradelerine saygı duyduklarını teyit ettiler.

Prens Faysal bin Ferhan ‘her türlü zorluk ya da endişe kaynağının diyalog, destek ve tavsiye yoluyla, Suriye'nin bağımsızlığına ve egemenliğine saygı gösterilerek ve geleceğinin Suriye'nin meselesi olduğu göz önünde bulundurularak ele alınması gerektiğinin’ altını çizerken Suudi Arabistan’ın, Suriyelilerin kendi işlerini yönetme ve krizin her aşamasında krizden çıkışın önünü açacak bir iç diyalog yoluyla kendi kaderlerini belirleme hakkına sahip olduğuna inandığını ifade etti.

fvertbghy
Prens Faysal bin Ferhan Riyad'da düzenlenen Suriye konulu Arap Bakanlar Temas Komitesi’nin genişletilmiş toplantısına başkanlık ederken (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Riyad’daki Suriye konulu toplantının katılımcıları, Şam'daki yeni yönetimin devlet kurumlarını korumak, Suriyeli taraflarla diyalog yaklaşımını benimsemek, terörle mücadele etmek ve ülkenin istikrarını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlamak ve bölge ülkelerinin güvenliğine ve istikrarına karşı tehdit kaynağı olmamak amacıyla halkın tüm kesimlerinin katıldığı bir siyasi süreç başlatmak için attığı olumlu adımlardan duydukları memnuniyeti ifade ettiler.

Toplantı sırasında Suriye’ye insani ve ekonomik destek sağlamaya devam etmenin öneminin vurgulandığını belirten Prens Faysal bin Ferhan, ülkesinin Suriye halkına insani ve kalkınma alanlarında yardımda bulunacağını açıklayan ülkelere takdirlerini ifade ederek, istikrar ve yeniden yapılanmanın sağlanması, mültecilerin güvenli bir şekilde geri dönüşü için uygun ortamın oluşturulması, devlet kurumlarının korunması ve halka yönelik görevlerini yerine getirebilmeleri için Suriye'nin milli yeteneklerinin yeniden inşa edilmesi gerektiğini açıkladı.

Toplantıda, işgalci İsrail’in Suriye ile olan tampon bölgeye ve Hermon Dağı ile Kuneytra iline komşu bölgelere girmesinden duyulan endişe dile getirilirken ülkenin birliğine, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin önemi vurgulandı.

Suudi Arabistan’ın bu saldırıyı uluslararası hukuku ve Suriye ile İsrail arasındaki 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nı ihlal eden bir işgal ve saldırı olarak kınadığını ve reddettiğini yineleyen Prens Faysal bin Ferhan, işgalci İsrail güçlerinin işgal altındaki Suriye topraklarından derhal çekilmesini talep etti.

dsvf
Suriye konulu genişletilmiş toplantıya çeşitli ülkelerden ve uluslararası kuruluşlardan geniş katılım gösterildi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Riyad’taki toplantıya Bahreyn, Mısır, Fransa, Almanya, Irak, İtalya, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Umman, Katar, İspanya, Suriye, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İngiltere ve ABD dışişleri bakanları veya temsilcileri ile AL Genel Sekreteri, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcilisi, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri ve BM Suriye Özel Temsilcisi katıldı. Toplantı, geçtiğimiz aralık ayı ortalarında Ürdün'ün Akabe şehrinin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıların devamı niteliğindeydi.

scdvfgrth
Suriye’deki yeni yönetimin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, toplantıya katılanlar arasındaydı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Öte yandan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, toplantının oturum aralarında Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’deki yeni yönetimin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcilisi Kaja Kallas ve Fransa'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan sorumlu Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Anne-Claire Legendre ile bir araya geldi.

İkili görüşmelerde Suudi Arabistan ile altı ülke ve AB arasındaki iş birliği ilişkileri, Suriye'deki mevcut durum, ortak ilgi alanları, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ve bu konularda sarf edilen çabalar ele alındı.

dfvbgrtyh
Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, toplantının oturum aralarında Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan, 2011 yılında ülkelerinde meydana gelen olayların ilk gününden bu yana milyonlarcasına ev sahipliği yaptığı Suriye halkına verdiği kesintisiz destek çerçevesinde Suriye halkının içinde bulunduğu zor koşulların etkilerini hafifletmek amacıyla günlerdir Şam'a kara ve hava köprüleriyle gıda, barınma ve tıbbi malzeme taşıyan insani yardım uçakları gönderiyor. Suudi Arabistan’ın ücretsiz eğitim ve tedavi imkanı da dâhil olmak üzere yaşamın temel gereksinimlerini karşılayan yardımları, Suriyelilerin çalışmalarına ve toplumla bütünleşmelerine olanak tanıdı.

Yardım köprüsü, Suudi Arabistan yöneticilerinin savaştan etkilenenlerin acılarını hafifletmeye yönelik direktifleri doğrultusunda Suriye'de insani durumu istikrara kavuşturarak sahadaki hedeflerine ulaşana kadar açık kalmaya devam edecek.



Bahreyn, İran adına casusluk yapmakla suçlanan şüphelileri gözaltına aldı

Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fuceyre emirliğinin üzerinde duman yükseliyor (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fuceyre emirliğinin üzerinde duman yükseliyor (AFP)
TT

Bahreyn, İran adına casusluk yapmakla suçlanan şüphelileri gözaltına aldı

Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fuceyre emirliğinin üzerinde duman yükseliyor (AFP)
Birleşik Arap Emirlikleri'nin Fuceyre emirliğinin üzerinde duman yükseliyor (AFP)

Bahreyn, dün Körfez ülkelerinin hava savunma sistemlerinin İran füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına verdiği yanıtla eş zamanlı olarak, İran istihbarat teşkilatları için casusluk yapmakla suçlanan ve İran Devrim Muhafızları unsurlarıyla bağlantılı olduğu belirtilen kişilerin yakalandığını açıkladı. Soruşturmaların devam ettiği ve daha fazla kişinin tespit edilmesi için çalışmaların sürdürüldüğü belirtildi.

Suudi hava savunma sistemleri son birkaç saat içinde 2 İHA’tı imha ederken, Kuveyt silahlı kuvvetleri 14 balistik füze, 2 seyir füzesi ve 46 düşman İHA’sı ile mücadele etti. Bu mücadele sonucunda ülkenin kuzeyindeki bir yerleşim bölgesine enkaz düştü, 6 kişi yaralandı ve maddi hasar meydana geldi.

Bahreyn savunması 2 İHA’yı etkisiz hale getirerek imha ederken, Birleşik Arap Emirlikleri hava savunması İran'dan fırlatılan 12 balistik füze, 2 seyir füzesi ve 19 İHA ile mücadele etti. Katar Savunma Bakanlığı, güçlerinin birkaç İHA’nın yer aldığı saldırıyı başarıyla püskürttüğünü açıkladı.


Suudi Arabistan savunma güçleri Doğu Bölgesi'nde 11 balistik füzeyi imha etti

Suudi Arabistan hava savunma sistemleri İran saldırılarına karşı koymaya devam ediyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Suudi Arabistan hava savunma sistemleri İran saldırılarına karşı koymaya devam ediyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan savunma güçleri Doğu Bölgesi'nde 11 balistik füzeyi imha etti

Suudi Arabistan hava savunma sistemleri İran saldırılarına karşı koymaya devam ediyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Suudi Arabistan hava savunma sistemleri İran saldırılarına karşı koymaya devam ediyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, Suudi hava savunma sistemleri bugün erken saatlerde Doğu Bölgesi'nde 4 balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini duyurdu.

El-Maliki, daha sonra doğu bölgesine fırlatılan 7 balistik füzenin daha önlenerek imha edildiğini ve enkaz parçalarının enerji tesislerinin yakınlarına düştüğünü belirterek, hasarın değerlendirilmesi için çalışmaların devam ettiğini ifade etti.

Suudi Arabistan Sivil Savunma bu sabah, "Acil Durumlarda Erken Uyarı Ulusal Platformu" aracılığıyla Doğu Bölgesi'nde bir tehlikeye ilişkin iki uyarı yayınladı, ancak birkaç dakika sonra tehlikenin geçtiğini duyurarak, talimatlara uyulmaya devam edilmesi, kalabalık ortamlardan ve fotoğraf çekiminden tamamen kaçınılması ve tehlikeli bölgelerden uzak durulması çağrısında bulundu.


İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
TT

İran neden Körfez’deki enerji tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor?

İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)
İnsansız hava aracıyla gerçekleştirilen ve bir yakıt deposunu hedef alan hava saldırısının ardından Kuveyt Uluslararası Havalimanı bölgesinden yükselen dumanlar (AFP)

İran’ın Bahreyn, Kuveyt ve Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik saldırıları, Tahran’ın bölgede onlarca yıldır süregelen istikrarı bozucu ve saldırgan tutumunu yansıttı. Şarku’l Avsat’a konuşan gözlemciler, özellikle enerji tesislerinin hedef alınmasının, bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın yaptığı incelemeye göre, şubat ayı sonunda başlayan savaşın ardından İran yaklaşık 20 saldırı düzenleyerek KİK üyesi ülkelerin enerji tesislerini hedef aldı. Bu saldırıların 8’inin geçtiğimiz cuma, cumartesi ve pazar günleri gerçekleştiği belirtildi.

Bahreyn resmi haber ajansı BNA dün, Körfez Petrokimya Sanayi Şirketi’ne (GPIC) ait bazı işletme ünitelerinin İran’a ait insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığını bildirdi. Saldırı sonucu bazı ünitelerde yangın çıktığı, ancak yetkililerin kısa sürede yangını tamamen kontrol altına aldığı ve can kaybı yaşanmadığı ifade edildi.

Öte yandan Bapco Energies, depolama tesislerinden birinin benzer bir saldırıya maruz kaldığını açıkladı. Şirket, saldırı sonucu tanklardan birinde yangın çıktığını, ancak bunun kısa sürede kontrol altına alındığını ve herhangi bir yaralanma yaşanmadığını duyurdu. Açıklamada, acil durum ekiplerinin ilgili kurumlarla koordinasyon içinde hızlı şekilde müdahale ettiği, hasar tespit çalışmalarının sürdüğü ve çalışanların güvenliğinin öncelik olmaya devam ettiği vurgulandı.

 Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)Kuveyt’teki el-Ahmedi Limanı Rafinerisi (QNA)

Kuveyt Petrol Kurumu dün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Şuveyh’te Petrol Bakanlığı ile kurumun merkezinin bulunduğu alanda İHA’larla düzenlenen saldırı sonucu yangın çıktığını duyurdu. Kuveyt Elektrik, Su ve Yenilenebilir Enerji Bakanlığı ise iki elektrik üretim ve su arıtma tesisinin İHA’lar tarafından hedef alındığını, saldırı sonucu ciddi maddi hasar oluştuğunu ve iki elektrik üretim ünitesinin devre dışı kaldığını, ancak can kaybı yaşanmadığını açıkladı.

Cumartesi günü de Kuveyt’teki petrol tesisleri, Kuveyt Petrol Kurumu’na bağlı çeşitli operasyonel sahaları hedef alan İran’a ait İHA’ların saldırıları sonucu ciddi maddi hasar gördü. Kurum, saldırıların Kuveyt Ulusal Petrol Şirketi ile Kuveyt Petrokimya Endüstrileri Şirketi tesislerini hedef aldığını, birçok noktada yangın çıktığını ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Abu Dabi Medya Ofisi ise emirlikteki yetkili birimlerin, hava savunma sistemleri tarafından başarılı şekilde engellenen saldırının ardından düşen şarapneller nedeniyle Borouge petrokimya tesisinde çıkan birden fazla yangına müdahale ettiğini açıkladı. Açıklamada, hasar tespit çalışmaları tamamlanana kadar üretimin durdurulduğu ve şu ana kadar herhangi bir yaralanma bildirilmediği kaydedildi.

İran’ın Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik son saldırıları, ABD Başkanı’nın savaşı sona erdirmek amacıyla İran’a verdiği 10 günlük sürenin dolmasına kısa bir süre kala gerçekleşti. Gözlemciler, bu durumun İran’ın gerilimi artırma ve Körfez ülkelerini hedef almaya devam etme niyetine işaret ettiğini belirterek, bunun ‘sonuçlarına aldırış edilmeyen bir askeri gerilim’ olduğunu ifade etti.

Akademisyen ve siyaset araştırmacısı Dr. Ayed el-Munna, Körfez ülkelerindeki petrol tesislerine yönelik artan İran saldırılarının, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan hamleleriyle eş zamanlı olarak geliştiğini belirtti. El-Munna, bu saldırıların aynı zamanda Körfez ülkelerinin ekonomik kaynaklarını ve altyapısını hedef alarak ‘zayıflatmayı’ amaçladığını, bunun da bölgede kaos, korku ve yıkım ortamı oluşturma hedefiyle örtüştüğünü ifade etti.

Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)Emirates Global Alüminyum Şirketi’ne ait bir üretim tesisi (WAM)

El-Munna, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, geçmişte yaşanan benzer olaylara da atıfta bulunarak, 1980’lerde Kuveyt Havalimanı’nın, Şuaybe Rafinerisi’nin, ABD ve Fransa büyükelçiliklerinin 90 dakika içinde gerçekleştirilen bir dizi patlamayla hedef alındığını hatırlattı. Ayrıca merhum Kuveyt Emiri Şeyh Cabir el-Ahmed es-Sabah’a yönelik suikast girişimi ile Kuveyt’teki ekonomik merkezlere düzenlenen saldırılara da değinen el-Munna, bu eylemlerin doğrudan İran tarafından değil, zaman zaman onun bağlantılı unsurları aracılığıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Siyasi analist Abdullah el-Cuneyd ise Körfez ülkelerindeki petrol altyapısı ve depolama tesislerinin hedef alınmasının, İran’ın askeri stratejisinin bir parçası olduğunu belirtti. El-Cuneyd’e göre bu strateji, öncelikle Körfez ülkeleri ve ABD yönetimi üzerindeki baskıyı artırarak tarafları eşit şartlarda müzakere masasına çekmeyi amaçlıyor. İkinci olarak, özellikle savaş dönemlerinde kritik öneme sahip olan ‘toplumların liderlik etrafında kenetlenmesi’ gibi yüksek moral durumunu kırmayı hedefliyor. Üçüncü olarak ise İran’ın, deniz ve hava gücünün yanı sıra füze kapasitesinin önemli bir kısmı etkisiz hale getirilmiş olsa dahi askeri caydırıcılığını koruduğunu göstermeye çalıştığını savundu.

Siyasi yazar Abdullatif el-Mulhim ise İran’ın Körfez ülkelerini hedef almaya devam etmesinin, KİK ülkelerini tarafı olmadıkları bir savaşa çekme ısrarını ortaya koyduğunu ifade etti. El-Mulhim, Kuveyt ve Bahreyn’deki petrol tesislerinin hedef alınmasının ‘gerekçesiz bir gerilim’ olduğunu ve çatışmanın kapsamını genişletmeyi amaçladığını belirterek, bunun bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve krizi daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı. İran’ın balistik füzeler ve İHA’larla enerji tesisleri başta olmak üzere sivil altyapıyı hedef almasının, Körfez ülkelerine yönelik düşmanca yaklaşımını pekiştirdiğini kaydeden el-Mulhim, kullanılan füze ve İHA sayısının, İsrail’e karşı kullanılanlardan çok daha fazla olduğuna dikkat çekti.

 İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)İran saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)

Uluslararası uzman raporları, İran’ın Körfez ülkelerindeki enerji tesislerine yönelik saldırılarının ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının, küresel ekonomiyi doğrudan hedef aldığını ortaya koydu. Raporlara göre, bu saldırılar petrol ve gaz üretim kapasitesinde düşüşe yol açarken, enerji arzının dünya genelindeki tüketicilere ulaşmasını da engelliyor. El-Mulhim, İran rejiminin Körfez’deki enerji tesislerini hedef almasının gerçek mağdurlarının ABD veya İsrail olmadığını, asıl etkilenenin hedef alınan KİK ülkeleri ile enerji maliyetlerinin artışından etkilenen gelişmekte olan ve yoksul ülkeler olduğunu vurguladı. El-Mulhim, bu saldırıların gerekçesiz ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.