Diriye... Tarihi yeniden canlandırma ve rehabilitasyon

İlk başkent küresel bir destinasyona ve büyük bir Suudi projesine dönüşüyor

Diriye'deki et-Turayf mahallesinin girişinden genel görünüm (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)
Diriye'deki et-Turayf mahallesinin girişinden genel görünüm (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)
TT

Diriye... Tarihi yeniden canlandırma ve rehabilitasyon

Diriye'deki et-Turayf mahallesinin girişinden genel görünüm (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)
Diriye'deki et-Turayf mahallesinin girişinden genel görünüm (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)

Suudi devletinin ilk başkenti olan Diriye, devletin kuruluşunun temeli için ilk temel yapı taşıydı. İmam Muhammed bin Suud ‘şehir devletinden kapsamlı devlete geçiş’ projesini buradan başlattı. Bu, tüm Arap Yarımadası’nı, çevresindeki uygarlığa ayak uydurabilecek niteliklere sahip istikrarlı bir siyasi şemsiye altında birleştirme çabasıydı.

Diriye, adını asırlar önce Kızıldeniz'den Basra Körfezi'ne uzanan kervan yolu üzerinde önemli bir durak olarak kaydetmiştir. Hanife Vadisi'nin nüfuz ettiği ve antik çağlardan beri camiler ve okullarla dolup taşan güzel taş evleriyle ünlüydü. Palmiye, şeftali ve incir ağaçlarının yanı sıra geniş buğday ve arpa tarlalarıyla çevriliydi. Ünü krallıklara ve diğer ülkelere ulaşan safkan Arap atlarının yetiştirildiği alanlardan biri olarak kabul edildi.

Bölgenin Diriye olarak adlandırılması konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Ancak bu ismi eski çağlardan günümüze kadar korumuştur. Diriye aynı zamanda ‘el-Avca’ olarak da biliniyordu. İkinci adının anlamı üzerine tartışmalar yaşandı. Kral Selman bu konuda öne sürülen görüşleri, mekândan yola çıkarak el-Avca'nın Diriye olduğunu teyit ederek çözdü.

Suudi Arabistan, bölgenin en güçlü ülkeleri arasına adını yazdıran ve Suudi Arabistan'ın siyasi tarihinde önemli bir rol oynayan ilk Suudi devletinin başkenti olan Diriye'nin kentsel, kültürel, ekonomik, sosyal ve diğer açılardan geliştirilmesi için strateji ve programlar başlattı. Şehir, 19’uncu yüzyılın başlarında Osmanlı himayesine girdikten sonra kentsel çürümeye tanık olmuş ve büyük bölümü terk edilmiştir.

Diriye Projesi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman tarafından Vizyon 2030 kapsamında ülkenin içinden geçtiği gelişim sürecindeki en önemli çalışmalarından biridir. 9 Ocak 2023’te Kamu Yatırım Fonu (PIF) kapsamına alınan Diriye Projesi, PIF’in beşinci dev projesi oldu. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre Diriye Projesi, küresel bir turizm, kültür destinasyonu yaratma, yurt içinden ve dışından gelen ziyaretçiler için unutulmaz bir deneyim sağlama ve bu alanda yerel yetenekler geliştirerek, Suudi Arabistan'ın kültürel tarihini tanıtma ve koruma olarak görülüyor. Ayrıca, Suudi mirasının değerini yükseltmek, Diriye ile ilişkilendirilen tarihle gurur duymak, altyapı, turizm hizmetleri ve tesislere yatırım yapmak için sürdürülebilir getirilerle yerli üretime katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Diriye Kapısı Geliştirme Kurumu (DGDA), Diriye sakinlerine hizmet etme sorumluluklarının yanı sıra Diriye'nin mirasını ve tarihini korumak amacıyla coğrafi kapsamı için örgütsel ve denetleyici işlevlerini sürdürüyor. Kurum, Diriye Projesi’nin dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri haline gelmesi için tam destek sağlamaya devam ediyor.

Tarihi Diriye kalıntıları (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)Tarihi Diriye kalıntıları (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)

DGDA, 20 Temmuz 2017 tarihinde kurulmuş olup, Diriye'yi tarihi önemi nedeniyle mimari, kültürel ve ekonomik olarak geliştirmeyi ve dünyanın en büyük destinasyonlarından birine ve tüm dünya için bir buluşma yerine dönüştürmeye katkıda bulunmayı amaçlayan bir Suudi hükümet organıdır; böylece Diriye tüm Suudiler için bir gurur kaynağı olmaya devam edecektir.

DGDA, Diriye'yi Suudi Arabistan'ın simgesi, Suudilerin birliğini temsil eden gurur kaynağı ve küresel ve istisnai bir cazibe merkezi haline getirmeye odaklanan bir vizyon benimsemiştir. Bunu başarmak için DGDA, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan tarihi et-Turayf bölgesinin korunması da dahil olmak üzere çeşitli hedefler belirlemiştir. DGDA, bu değerli yerdeki tüm alanların tarihi ve kültürel özünü korumaya ve burayı benzersiz bir küresel destinasyona dönüştürmeye kararlıdır. Ayrıca, Vadi Safar ve el-Bucairi Mahallesi'nin eşsiz bir kültürel ortamda en üst düzeyde misafirperverlik, eğlence ve alışveriş sunan canlı destinasyonlar haline gelmesiyle, Diriye'yi olağanüstü bir ziyaretçi deneyimi haline getirmeyi amaçlamaktadır. Hizmetleri geliştirmek, zorlukların üstesinden gelmek ve kalkınmayı teşvik etmek için gösterdiği özverili çabalar sayesinde DGDA, ilham verici ve istisnai bir toplum yaratmayı hedeflemektedir.

Kalkınma planlarının bir parçası olarak DGDA, Kral Abdulaziz Bilim ve Teknoloji Şehri (KACST) ile iki taraf arasında stratejik iş birliği oluşturmak, ortak çalışmalar için planlama düzeyini yükseltmek, çabaları birleştirmek ve hükümet harcamalarının verimliliğini artırmak amacıyla bir dizi anlaşma imzaladı.

Bu anlaşma, veri yönetişimi ve karşılıklı çıkarlara yönelik bilgi alışverişinin yanı sıra ortak alanlarda bilgi, uzmanlık ve teknik danışmanlık paylaşımında iş birliği alanlarını içeriyor. Anlaşma, her iki taraf arasındaki araştırma faaliyetlerinin desteklenmesini, her iki tarafın ürünlerinin bilinirliğinin arttırılmasında ortaklığı ve gömülü eserlerin tespiti için uydu görüntüleri, 3D optik görüntüleme ve radar ölçümü alanlarında iş birliğini de kapsıyor. Anlaşma ayrıca, DGDA'nın denetleyici rolünü yerine getirmesine yardımcı olacak ileri malzeme teknolojileri ve otomatik inşaat sistemleri alanlarında iş birliğini de içeriyor.

Diriye'deki Selva Sarayı (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)Diriye'deki Selva Sarayı (Riyad Şehri Kraliyet Komisyonu)

DGDA, Kral Suud Üniversitesi ile hem otorite hem de üniversite için master planlamada iş birliğini kapsayan bir mutabakat zaptı; el-Yemame Üniversitesi ile istihdam, eğitim, sergi ve araştırma alanlarında bir mutabakat zaptı; Kral Abdulaziz Vakfı ile ortak proje ve girişimlerde iş birliğini geliştirmeye yönelik bir iş birliği anlaşması; el-Marife Üniversitesi ile istihdam, eğitim, sergiler ve bilimsel konferanslar alanlarında bir mutabakat zabtı; Kral Faysal Üniversitesi ile istihdam, eğitim, sergi ve araştırma alanlarında bir mutabakat anlaşması da dahil olmak üzere çeşitli anlaşmalar ve mutabakat zabıtları imzaladı.

DGDA ayrıca, Suudi Arabistan Standartlar, Metroloji ve Kalite Kurumu (SASO) ile iki kurum arasında stratejik iş birliği kurulmasına yönelik bir mutabakat zaptı; Saudi ICOMOS ile kültürel ve doğal miras alanlarının korunmasına yönelik bir mutabakat zaptı; madencilik faaliyetleriyle ilgili sektörlerde iş birliğini geliştirmek amacıyla Sanayi ve Maden Kaynakları Bakanlığı ile bir mutabakat zaptı imzaladı.

Suudi Gayrimenkul Refinansman Şirketi (SRC), DGDA ile merkez, güney ve doğu metro istasyonları ve ilgili işlerin kazı işlerini yürütmek üzere 722 milyon Suudi riyali tutarında bir sözleşme imzaladı.

10 Temmuz 2024 tarihinde Diriye Şirketi, Diriye'nin kuzey bölgesinde gelişmiş eğitim kurumları, kültürel alanlar, modern ofisler ve lüks bir otel içeren karma kullanımlı bir bölgenin inşası için Çin Devlet İnşaat Mühendisliği Şirketi (CSCEC) ortaklığındaki El-Seif Engineering Contracting ile Diriye'nin kalkınma tarihinde bugüne kadar imzalanan en büyük inşaat sözleşmesi olan 7,8 milyar Suudi riyali (2 milyar ABD doları) değerinde bir sözleşme imzalandığını duyurdu.

Diriye Şirketi, 24 Temmuz 2024 tarihinde, Suudi Arabistanlı Urbacon ve Al Bawani Holding ile Diriye'deki Vadi Safar'da dört lüks otel ve Royal Diriye Binicilik ve Polo Kulübü inşa etmek üzere 8 milyar Suudi riyali değerinde bir sözleşme imzaladığını duyurdu.

Haziran 2023'te Spor Bakanı'nın bunu Spor Kulüplerinin Özelleştirilmesi Konferansı'nda duyurmasının ardından Diriye Spor Kulübü'nün mülkiyeti DGDA'ya devredildi.

DGDA aralık ayında, Kral Abdulaziz Vakfı ile koordineli olarak, Diriye ve onun kadim tarihi üzerine akademik araştırmaları teşvik etmek amacıyla ‘Kültürlerin Buluşma Noktası: Diriye’ başlığı altında Diriye Uluslararası Forumu’nu düzenledi.



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
TT

Muhammed bin Selman, Medine'de alimleri, bakanları ve vatandaşları kabul etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Medine'de alimler, bakanlar ve bir grup vatandaşı kabul ederken (SPA)

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz, mübarek Ramazan ayının gelişi vesilesiyle kendisini tebrik etmek ve kutlamak için gelen alimleri, bakanları ve bir grup vatandaşı Medine'de kabul etti.

Hazır bulunanlar, mübarek ay vesilesiyle tebriklerini Veliaht Prens'e ilettiler, Veliaht Prens de herkesin oruçlarını, dualarını ve iyi amellerini Allah'ın kabul etmesini diledi.

Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)Prens Muhammed bin Salman, mübarek Ramazan ayı vesilesiyle Medine'de tebriklerini kabul ediyor (SPA)

Resepsiyona Medine Bölgesi Valisi Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdulrahman bin Abdulaziz, Medine Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Prens Suud bin Selman bin Abdulaziz, Prens Faisal bin Bedr bin Muhammed bin Celavi, Prens Fahd bin Selman bin Sultan bin Abdulaziz, Prens Nahar bin Suud bin Nahar bin Suud bin Abdulaziz ve bakanlar katıldı.


Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
TT

Veliaht Prens Mescid-i Nebevi’yi ziyaret etti

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman,(SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Seman bin Abdulaziz, dün Mescid-i Nebevi’yi ziyaret ederek Ravza-i Şerif'te namaz kıldı. Ayrıca Peygamberimiz Hz. Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve sellem) ve iki sahabesini (Allah onlardan razı olsun) selamlama şerefine nail oldu.