Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümü Suudiler için ne anlama geliyor?

Müreffeh bir geleceğe giden kazanım ve başarılar

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
TT

Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümü Suudiler için ne anlama geliyor?

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)

Prens Muhammed bin Selman'ın Veliaht Prens olarak atanmasının sekizinci yıldönümünde, Suudi Arabistan tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir ana tanıklık etmek için zaman duruyor. Kral Selman, 21 Haziran 2017'de (26 Ramazan 1438) Prens Muhammed'in bu göreve seçilmesini emretti ve o mübarek gecede Suudiler Veliaht Prens'e biat etti. Bu, Suudi tarihinde çok önemli bir andı ve bu müstesna lider, kadim mirası ve tarihi, küresel büyüklüğü ve medeniyet ağırlığı ile ülkesinin ihtirasını ortaya koydu.

Bağlılık yemini aracılığıyla Suudiler, siyasi sistemlerinin benzersizliğine, İslami özgünlüğüne bakıyor ve hem yöneten hem de yönetilen Suudilerin kalplerinde kök salmış olan halkın kabulü ve memnuniyetiyle temsil edilen anayasal meşruiyetini vurguluyorlar. Bu ilişki Suudi toplumsal sözleşmesinin sağlam temelini kanıtlıyor; Suudiler, modern devletlerinin başarılarını ve geleceğe yönelik kararlı adımlarını hatırlıyorlar.

Prens Muhammed bin Selman'ın Veliaht Prens olarak seçilmesi, yenilikçiliğin hırsla, cesur planlamanın sıkı çalışmayla buluştuğu yeni bir dönemi başlattı. Bu karar sadece siyasi bir geçiş değil; iradeye dayalı farklı bir vizyona sahip liderliğe duyulan acil ihtiyaca ve geleceğin beklendiğine değil, inşa edildiğine dair bir inanca verilen yanıttı.

Prens Muhammed bin Selman, Kral'dan sonra en önemli makam olan ve istikrarı simgeleyen, Kral'ın sütunlarını sağlamlaştıran ve halefliğini devam ettiren Veliaht Prenslik makamı için ideal bir seçim olmasını sağlayan olağanüstü yetkinlik ve üstün liderlik yetenekleri sergiledi. Aynı zamanda Bakanlar Kurulu'na ve ulusal güvenlik politikaları ve stratejileri ile iç ve dış politikayla ilgilenen Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi'ne, eğitim, sağlık ve hizmetler de dahil olmak üzere ekonomik, mali, yatırım ve kalkınma konularıyla ilgilenen Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi'ne başkanlık etmekte ve böylece devletin tüm sektörleri için politika ve stratejilerin oluşturulmasını denetlemekte ve bunların uygulanmasını takip etmektedir. Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu’nun sahibi, hedeflerinin yaratıcısı ve program ve projelerinin düzgün bir şekilde uygulanmasının koruyucusu olduğunu da unutmamak gerekir.

YU67I
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman El-Ula'daki kış kampında (Fotoğraf: Bender el-Calud)

Kral tarafından veliaht prensine tevdi edilen tüm bu idari görev ve sorumluluklar, Eylül 2022'de kraliyet kararnamesiyle Başbakanlığı üstlenmesiyle doruğa ulaştı ve 60 yıl sonra ilk kez kral, başbakan olmadı. Bu kraliyet emrinin hukuki ve tarihi yönleri uzun ve ayrıntılıdır, ancak önemli olan Kral'ın Veliaht Prens'e tüm bu görevleri üstlenmesi ve bu kadar çok sayıda dosyayı yönetmesi için tam güven ve mutlak yetki vermesidir ki bu da elde edilen başarıların büyüklüğüne yansımaktadır.

Veliaht Prens, Kral'ın vizyonlarını tercüme etmiş ve onları yaşayan bir gerçeklik haline getirmiştir. Öyle ki bugünkü Suudi Arabistan'ı farklı bir ülke haline getirmiştir, ancak devletin kurulduğu ilkeler ve temeller üzerindeki istikrarın ve tarihi mirasa ve medeniyet derinliğine olan güvenin de gösterdiği gibi, önceki aşamalardan ayrılmak yerine onların bir uzantısı olmaya devam etmektedir.

Vizyonun kapsamlılığı

Suudi Arabistan'ın Nisan 2016'da açıkladığı Vizyon 2030'a baktığımızda merak ediyoruz: Suudiler tüm bu başarıları bekliyorlar mıydı? Bunun cevabı çok açık: Birçok gözlemci ve analist, açıklandığında vizyonun ekonomik başlıklarına odaklandı ve bunun entegre bir rönesans projesi ve siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal ve diğer yönlere ilişkin kapsamlı bir reform planı olduğu gerçeğini gözden kaçırdı.

Zaman geçtikçe vizyonun özellikleri daha da netleşti ve bugün her düzeyde elde edilen başarılar da bunu doğruluyor.

Sadece bir yıl içinde elde edilen başarılardan bazılarına göz atacak olursak, elde edilen başarıların büyüklüğünün farkına varabiliriz. Suudi Arabistan, Edelman Endeksi'nde (Güven Raporu 2024) vatandaşların devletlerine duyduğu güven açısından dünya çapında birinci, Kurumsal Teknoloji Dönüşüm Endeksi'nde dünya çapında ikinci ve Birleşmiş Milletler (BM) E-Devlet ve Dijital Hizmetler Gelişim Endeksi'nde dünya çapında dördüncü sırada yer aldı. Suudiler arasında işsizlik 2024 yılında yüzde 7,1 ile tarihin en düşük seviyesine ulaşarak Vizyon 2030 hedefi olan yüzde 7'ye yaklaştı. Suudi hane halkları arasında ev sahipliği oranı yüzde 63,7'ye yükselerek 2030'a kadar yüzde 70 olarak belirlenen hedefe yaklaştı. Bu iki konu da yıllardır endişe kaynağı olan konulardı.

Suudi Arabistan, uluslararası turist sayısındaki büyüme oranında BM listesinin başında yer alırken, turizm gelirlerindeki büyüme oranında da G20 ülkeleri listesinin başında yer aldı. Bunun yanı sıra ilk kez uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapma hakkını da kazandı. Expo 2030 ve 2034 Dünya Kupası gibi uluslararası etkinliklere ilk kez ev sahipliği yapmanın yanı sıra milyonlarca hacı ve umrecinin konforunu sağlamış ve İki Kutsal Cami'ye ve ziyaretçilerine hizmet etmek için azami çaba sarf etmiştir. Yerel düzeyde Suudi Arabistan, eğitim, sağlık, yol, ulaşım, belediye hizmetleri ve diğer alanlarda artan kalkınma başarılarının yanı sıra küresel düzeyde insani yardım çalışmalarında lider pozisyondadır. Bunlara ek olarak sosyal, kültürel, rekreasyonel ve sportif alanlarda elde edilen başarıları saymak oldukça zordur.

Ancak Kral Selman'ın 2015 yılında göreve gelmesinin başlangıcında ortaya konan kapsamlı vizyonun içerdiği ‘siyasi vizyon’ unsurlarını anlamak istersek, Suudi Arabistan'ı uluslararası arenada hak ettiği konuma getirmeyi, ağır sıklet bir küresel diplomatik güç olarak konumunu pekiştirmeyi ve çeşitli küresel güçlerle stratejik ortaklıklar, anlayışlar ve rakip güçlerle ilişkilerin çeşitlendirilmesi yoluyla tüm kaynaklarını ve varlıklarını en üst düzeyde kullanmayı amaçladığını söyleyebiliriz. Kral Selman'ın Eylül 2015'te ABD'ye yaptığı ziyaret sırasında Prens Muhammed bin Selman'ın Kral Selman ile ABD Başkanı Barack Obama arasında yapılan görüşmede, o dönemde mevcut ilişkiyi tamamlayıcı bir ortaklık olarak tanımlanan 21. Yüzyıl Stratejik Ortaklığı'nın taslağını sunması bunun bir kanıtıdır. Kral Selman ve Başkan Obama, yardımcılarından bu ortaklık için bir mekanizma geliştirilmesi üzerinde çalışmalarını istemiş ve bu ortaklığın geliştirilmesi Başkan Donald Trump'ın yönetiminin ilk döneminde de devam etmiştir. Diğer taraftan, Kral Selman bin Abdulaziz ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Devlet Başkanı'nın Aralık 2022'de Riyad'a yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan ve Çin arasında kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasını imzalamış, ayrıca Rusya ile stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi, enerji alanında yakın iş birliği ve OPEC+ grubunda küresel petrol fiyat istikrarını teşvik etmek için ortak çaba sarf etmişlerdir.

Ortaklıklar ve arabuluculuk

Son yıllarda Suudi Arabistan, günümüz dünyasının ihtiyaçlarına dair yenilenmiş bir farkındalıkla etkili ülkelerle ortak kazanımları güçlendirmeye ve herkesin ortak çıkarına hizmet eden bir denge sağlamaya dayalı 21. yüzyıl stratejik ortaklıkları için yol çizen ve uygulayan bir liderliğin çabaları sonucunda çeşitli küresel güçlerle ilişkilerini dikkate değer bir şekilde güçlendirmeyi başardı. Bugün herhangi bir ülkenin ilke ve rotada tutarlı kalarak ABD, Rusya ve Çin ile etkili stratejik ilişkilere sahip olması kolay değildir. Suudi Arabistan’ın çabaları sadece dünya liderleri tarafından değil halklar tarafından da takdir edilmektedir.

Veliaht Prens, Kral'ın vizyonlarını tercüme etti ve bugünkü Suudi Arabistan'ı farklı kılacak şekilde yaşayan bir gerçeğe dönüştürdü.

Kral Selman bin Abdulaziz, ABD ziyareti sırasında Başkan Obama ile Beyaz Saray'da yaptığı görüşmede şu ifadeleri kullanmıştı: “ABD ile olan ilişkimizi dünya ve bölgemiz için faydalı bir ilişki olarak görüyoruz... İlişkimizin tüm dünya için küresel barışa fayda sağlamaya devam etmesini umuyoruz... Biz hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir ülkeyiz, ancak bölge halklarına hizmet eden bir istikrar olmasını önemsiyoruz.”

Tüm bunlara Suudilerin son birkaç yılda elde ettiği siyasi başarıları da eklersek, bunların Suudilerin ABD ve Rusya arasındaki arabuluculuğunun canlı bir örneği olduğu müstakil bir siyasi vizyona işaret ettiğini görürüz.

Suudi Arabistan geçtiğimiz on yıllar boyunca Arap ve İslam coğrafyasındaki taraflar arasında bir barış arabulucusu olarak kayda değer bir rol oynamış ve son birkaç yıldır da ABD ve Çin, Avrupa ülkeleri, Rusya ve Ukrayna, İran, Hindistan ve Pakistan ile mevcut bölgesel ve uluslararası sorunları ele almak için çaba sarf etmiştir. Veliaht Prens ve Başbakan bu çabalara her yönden öncülük etmiştir, ancak bu konudaki rolü bugün dünyadaki en önde gelen ‘arabulucu’ olarak yeni bir ivme kazanmıştır. Suudi Arabistan’ın bu yeni modeli, sadece ülkeler arasındaki savaş ve siyaset ateşini söndürme çabalarına öncülük etmekle kalmayıp, aynı zamanda içinde bulunduğumuz yüzyılı bir önceki yirminci yüzyıl gibi savaşlar ve kutup çatışmaları yüzyılı değil, küresel bir insan rönesansı yüzyılı olarak değerlendirmeyi amaçlayan ilham verici bir Suudi ulusal modelidir.

Liderlik verimliliği

Vizyon 2030'un gerek Kamu Yatırım Fonu'nun etkisinin azami düzeye çıkarılması gerekse kamu maliyesindeki harcamaların verimliliğinin arttırılması konusundaki ekonomik başarıları, referans alınacak ve taklit edilecek bir örnek oluşturmuştur. Tarih, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'de bir egemen varlık fonu kurulmasına ilişkin başkanlık emrini imzalarken Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu'nun başarılarına atıfta bulunduğunu kaydedecektir.

Dünya, Suudi gücünün petrol varilinden ya da şu veya bu ülkedeki yatırım ve mevduatlarının büyüklüğünden değil, Suudi liderliğinin ulusal ekonomik ve ekonomi dışı bileşenleri desteklemede elde ettiği verimlilikten kaynaklandığını fark etti.

Uluslararası kutupların Suudi liderliğine duyduğu güvenin nedenleri arasında devletlerin itici güçlerini, çıkarlarını ve kesişme noktalarını derinlemesine anlaması, barış müzakerelerinde ve taraflar arasında uzlaşmada sorumlu bir tarafsızlık sergilemesi ve sınırları dışındaki kazanımlar için hiçbir zaman açgözlü olmayan Suudi ulusal çıkarları temelinde etkili ülkelerle stratejik ilişkilere yatırım yapması ya da olay sona erdiğinde ortadan kaybolan bir medya rolü oynaması yer alıyor.

Bugün Suudiler Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümünü yaşıyor, birçoğu gerçekleşmiş olan umutlarını ve hayallerini yaşıyorlar. Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan Krallığı'nı ve halkını ön planda tutmak için gece gündüz demeden gösterdiği gayreti hatırlıyor ve tüm zorlukların üstesinden gelen hırslı bir liderlik altında geleceğe doğru ilerlerken başarılarla dolu bir yıla daha başlıyorlar.



Kuveyt ve Bahreyn'e füze saldırıları düzenlenirken Katar'da "güvenlik alarmı" verildi

Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)
Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)
TT

Kuveyt ve Bahreyn'e füze saldırıları düzenlenirken Katar'da "güvenlik alarmı" verildi

Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)
Kuveyt kenti, Selmiye bölgesindeki sahil şeridinin karşı kıyısından görüntülendi, (AFP)

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, bugün sabah saatlerinde olası bir saldırıya karşı uyarı sirenlerinin devreye sokulduğunu, daha sonra ise düşmanca füze saldırılarının engellendiğini açıkladı.

Kuveyt, hava savunma sistemlerinin düşmanca füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını önlediğini duyururken, Katar İçişleri Bakanlığı da güvenlik tehdidi seviyesinin yüksek olduğunu bildirdi. Bakanlık, vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılardan evlerinde kalmalarını, dışarı çıkmamalarını ve güvenlik amacıyla pencerelerle açık alanlardan uzak durmalarını istedi.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı, X platformundan yaptığı açıklamada, vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılara sakin olmaları, en yakın güvenli noktaya gitmeleri ve gelişmeleri yalnızca resmi kanallar üzerinden takip etmeleri çağrısında bulundu.

Kuveyt Genelkurmay Başkanlığı ise X platformundan yaptığı açıklamada, "Kuveyt hava savunma sistemleri şu anda düşmanca füze ve İHA saldırılarına karşı koymaktadır. Duyulabilecek patlama sesleri, hava savunma sistemlerinin söz konusu saldırıları önlemesi sırasında meydana gelmektedir. Herkesin ilgili makamların güvenlik ve emniyet talimatlarına uyması önemle rica olunur" ifadelerine yer verdi.


NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
TT

NATO ve Körfez ülkeleri güvenlik durumunu ele aldı ve iş birliğinin güçlendirilmesini teşvik etti

Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısından (Dışişleri Bakanlığı)

NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ile İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları, İran savaşının ortaya çıkardığı güvenlik sınamaları karşısında iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda mutabakata vardı.

Salıyı çarşambaya bağlayan gece, Ankara’da düzenlenen 36. NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen toplantıda, bölgedeki güvenlik gelişmeleri, deniz ulaşım yollarının güvenliği ve İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamındaki ülkeler ile NATO arasındaki ortaklığın geliştirilmesi ele alındı.

(foto altı) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

Toplantı, 36. NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Türkiye’nin, İran savaşı ile bunun bölge ve dünya üzerindeki etkilerini değerlendirme girişimi çerçevesinde düzenlendi.

Görüşme, ABD ile İran arasında geçici bir barış anlaşmasına varılmış olmasına rağmen, Hürmüz Boğazı’nda haftalardır devam eden gerginliğin ardından gerçekleştirildi.

İş birliğini güçlendirmek

Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, ABD ve İsrail ile yaşanan savaş sırasında İran saldırılarına maruz kalan Körfez ülkelerinin istikrarının Avrupa’nın istikrarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Konunun, Avrupa’nın enerji güvenliği açısından büyük önem taşıyan Hürmüz Boğazı’nın ötesine geçtiğini vurgulayan Prevot, bölgesel istikrarın Avrupa güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.

Toplantıya katılan Körfez ülkelerinin temsilcileri de NATO ile iş birliğinin daha da güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

VGBHYJU
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed es-Sabah’ın Ankara’daki Dışişleri Bakanlığı binasında gerçekleşen görüşmesinden (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi’nin ev sahibi ülkesi olan Kuveyt’i toplantıda Dışişleri Bakanı Şeyh Cerrah Cabir el-Ahmed temsil etti. El-Ahmed, NATO Zirvesi’nin başlamasından bir gün önce (pazartesi) Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeleri ele aldı.

Bahreyn heyetine ise Dışişleri Bakanlığı İkili İlişkiler Genel Müdürü Şeyh Abdullah bin Ali Al Halife başkanlık etti.

Katar heyetinin başkanı Muhammed el-Huleyfi toplantıda yaptığı açıklamada, ülkesi ile NATO’nun ayrıntıları henüz açıklanmayan bir ortaklık programı üzerinde anlaşmaya vardığını duyurdu. El-Huleyfi, söz konusu programın iki taraf arasındaki sivil ve askerî iş birliğinin düzenlenmesi ve yönlendirilmesi için kapsamlı stratejik çerçeveyi oluşturacağını söyledi.

XSDVFBHYTJ
Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirilen İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısına katılan Körfez heyetleri (Dışişleri Bakanlığı)

Katar’ın İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında NATO ile iş birliğinin geliştirilmesine büyük önem verdiğini belirten el-Huleyfi, NATO himayesinde Katar’da kurulacak Bölgesel Barış Destek Operasyonları Merkezi’nin kuruluş sürecinde son aşamaya yaklaşıldığını açıkladı.

Ankara’daki toplantının, güvenlik ve siyasi tehditlerin giderek daha fazla iç içe geçtiği, uluslararası çıkarların ise daha yoğun şekilde kesiştiği kritik bir dönemde yapıldığına dikkat çeken el-Huleyfi, Ortadoğu ülkelerinin güvenliğini etkileyen ve bölgesel ile uluslararası istikrarın temellerini tehdit eden sorunlarla mücadelede çabaların birleştirilmesi ve koordinasyonun güçlendirilmesinin zorunlu hale geldiğini ifade etti.

İstanbul İşbirliği Girişimi ve İran savaşı

Bölgede art arda yaşanan krizler nedeniyle uzun süre askıda kalan İstanbul İşbirliği Girişimi, son gelişmeler ve ABD, İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın ardından yeniden önem kazandı. Türkiye ise girişimin, bölgesel istikrarsızlığın yükünü taşıyan ülkelerle iş birliği içinde daha etkin bir mekanizmaya dönüştürülmesini savunuyor.

NATO liderleri, İstanbul İşbirliği Girişimi’ni 28 Haziran 2004’te İstanbul’da düzenlenen zirvede, terörle mücadele, enerji güvenliği, hava savunması ve ortak askerî tatbikatlar gibi alanlarda pratik iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan bir ortaklık çerçevesi olarak hayata geçirdi. Girişimin oluşturulmasında, 11 Eylül 2001’de ABD’ye düzenlenen terör saldırılarının ardından NATO’nun kuruluş anlaşmasının 5. maddesini tarihinde ilk kez yürürlüğe koyması belirleyici rol oynadı. Sınır aşan ve ortak müdahale gerektiren terör tehdidinin ortaya çıkardığı yeni güvenlik ortamı, NATO’nun bölgesel ortaklarıyla siyasi ve operasyonel iş birliğini güçlendirmesini zorunlu kıldı.

SCDFRGTY6
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katılan NATO dışişleri bakanları ile Körfez ülkeleri dışişleri bakanlarının toplantısında (Dışişleri Bakanlığı)

İstanbul İşbirliği Girişimi, NATO’nun 1994 yılında başlattığı Akdeniz Diyaloğu ile Kuzey Afrika ülkeleriyle ortaklığını derinleştirme adımının devamı niteliğinde hayata geçirildi.

Kuveyt, Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 2005 yılında Körfez bölgesinden başlanarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da geniş kapsamlı bir iş birliği çerçevesi olarak uygulamaya konulan İstanbul İşbirliği Girişimi’ne katıldı. Suudi Arabistan ile Umman ise girişime resmen katılmayarak yalnızca belirli faaliyetlerde yer almayı tercih etti.

Girişimin hedefleri

İstanbul İşbirliği Girişimi, başta Körfez bölgesi olmak üzere katılım göstermeye istekli Ortadoğu ülkeleriyle ikili ve uygulamaya dönük ortaklıklar kurarak bölgesel ve uluslararası güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesini amaçlıyor.

Girişim kapsamında, NATO ile ortak ülkeler arasındaki ilişkileri yürütmek üzere NATO üyesi ülkelerin siyasi danışmanlarından oluşan İstanbul İşbirliği Girişimi Grubu kuruldu. Daha sonra bu yapı, NATO’nun tüm ortaklık ilişkilerinden sorumlu olan Siyasi Ortaklıklar Komitesi ile değiştirildi.

DFGRTHY
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve dört Körfez ülkesinin temsilcileri Ankara’daki İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısında (NATO internet sitesi)

İstanbul İşbirliği Girişimi Bölgesel Merkezi, Ocak 2017’de Kuveyt’te kuruldu. Merkez, NATO ile girişime üye Körfez ülkeleri arasındaki eğitim, öğretim ve operasyonel ortaklığın geliştirilmesinde temel bir platform olarak faaliyet gösteriyor. NATO’nun eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de girişimin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla 2024 yılında Kuveyt’te düzenlenen toplantılara katılmıştı.

NATO Genel Sekreteri, ittifakın Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki ortaklarla yürüttüğü iş birliğini koordine etmek üzere Güney Komşuluğu Özel Temsilcisi atadı. Bu görev kapsamında, İstanbul İşbirliği Girişimi ortaklarıyla savunma planlaması, savunma bütçesi ve kapasite geliştirme ile sivil-asker ilişkileri gibi alanlarda, her ülkenin kendine özgü koşulları dikkate alınarak iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu çerçevede, NATO kuvvetleri ile ortak ülkelerin silahlı kuvvetleri arasında koordineli operasyonların yürütülmesine imkân sağlayacak iş birliği mekanizmalarının oluşturulması ve ortak ülkelerin NATO tatbikatlarına katılımının kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Özel temsilci ayrıca belirli askerî tatbikat programlarının koordinasyonu, istihbarat paylaşımı yoluyla terörle mücadele, kitle imha silahları ve bunların taşıma sistemlerinin yayılmasının önlenmesi ile sınır güvenliği alanlarında da koordinasyon görevini yürütüyor. Çalışmalar; terörle mücadele, hafif silahların kontrolsüz yayılmasının önlenmesi, kaçakçılıkla mücadele ve doğal afetlere müdahale amacıyla sivil acil durum eylem planlarının hazırlanmasına odaklanıyor.


Devrim Muhafızları, Kuveyt ve Bahreyn'deki 85 Amerikan tesisini hedef aldığını duyurdu

“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)
“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)
TT

Devrim Muhafızları, Kuveyt ve Bahreyn'deki 85 Amerikan tesisini hedef aldığını duyurdu

“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)
“İran yapımı ‘Şahid’ insansız hava aracı (AP)

İran devlet televizyonunun haberine göre Devrim Muhafızları Ordusu, ABD’nin saldırılarına karşılık olarak Bahreyn ve Kuveyt’teki onlarca ABD askeri tesisini hedef aldığını açıkladı.

Devrim Muhafızları tarafından yapılan açıklamada, “Bu saldırganlığa karşı ilk yanıt kapsamında, Devrim Muhafızları’nın Deniz Kuvvetleri ve Hava-Uzay Kuvvetleri, füzeler ve insansız hava araçlarının (İHA) kullanıldığı ortak bir operasyon düzenledi. Operasyonda iki ülkedeki 85 önemli ABD askeri tesisi hedef alındı” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “MQ-9 tipi bir insansız hava aracının düşürüldüğü” de belirtildi.