Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümü Suudiler için ne anlama geliyor?

Müreffeh bir geleceğe giden kazanım ve başarılar

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
TT

Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümü Suudiler için ne anlama geliyor?

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (Fotoğraf: Bender el-Calud)

Prens Muhammed bin Selman'ın Veliaht Prens olarak atanmasının sekizinci yıldönümünde, Suudi Arabistan tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir ana tanıklık etmek için zaman duruyor. Kral Selman, 21 Haziran 2017'de (26 Ramazan 1438) Prens Muhammed'in bu göreve seçilmesini emretti ve o mübarek gecede Suudiler Veliaht Prens'e biat etti. Bu, Suudi tarihinde çok önemli bir andı ve bu müstesna lider, kadim mirası ve tarihi, küresel büyüklüğü ve medeniyet ağırlığı ile ülkesinin ihtirasını ortaya koydu.

Bağlılık yemini aracılığıyla Suudiler, siyasi sistemlerinin benzersizliğine, İslami özgünlüğüne bakıyor ve hem yöneten hem de yönetilen Suudilerin kalplerinde kök salmış olan halkın kabulü ve memnuniyetiyle temsil edilen anayasal meşruiyetini vurguluyorlar. Bu ilişki Suudi toplumsal sözleşmesinin sağlam temelini kanıtlıyor; Suudiler, modern devletlerinin başarılarını ve geleceğe yönelik kararlı adımlarını hatırlıyorlar.

Prens Muhammed bin Selman'ın Veliaht Prens olarak seçilmesi, yenilikçiliğin hırsla, cesur planlamanın sıkı çalışmayla buluştuğu yeni bir dönemi başlattı. Bu karar sadece siyasi bir geçiş değil; iradeye dayalı farklı bir vizyona sahip liderliğe duyulan acil ihtiyaca ve geleceğin beklendiğine değil, inşa edildiğine dair bir inanca verilen yanıttı.

Prens Muhammed bin Selman, Kral'dan sonra en önemli makam olan ve istikrarı simgeleyen, Kral'ın sütunlarını sağlamlaştıran ve halefliğini devam ettiren Veliaht Prenslik makamı için ideal bir seçim olmasını sağlayan olağanüstü yetkinlik ve üstün liderlik yetenekleri sergiledi. Aynı zamanda Bakanlar Kurulu'na ve ulusal güvenlik politikaları ve stratejileri ile iç ve dış politikayla ilgilenen Siyasi ve Güvenlik İşleri Konseyi'ne, eğitim, sağlık ve hizmetler de dahil olmak üzere ekonomik, mali, yatırım ve kalkınma konularıyla ilgilenen Ekonomik ve Kalkınma İşleri Konseyi'ne başkanlık etmekte ve böylece devletin tüm sektörleri için politika ve stratejilerin oluşturulmasını denetlemekte ve bunların uygulanmasını takip etmektedir. Suudi Arabistan'ın 2030 Vizyonu’nun sahibi, hedeflerinin yaratıcısı ve program ve projelerinin düzgün bir şekilde uygulanmasının koruyucusu olduğunu da unutmamak gerekir.

YU67I
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman El-Ula'daki kış kampında (Fotoğraf: Bender el-Calud)

Kral tarafından veliaht prensine tevdi edilen tüm bu idari görev ve sorumluluklar, Eylül 2022'de kraliyet kararnamesiyle Başbakanlığı üstlenmesiyle doruğa ulaştı ve 60 yıl sonra ilk kez kral, başbakan olmadı. Bu kraliyet emrinin hukuki ve tarihi yönleri uzun ve ayrıntılıdır, ancak önemli olan Kral'ın Veliaht Prens'e tüm bu görevleri üstlenmesi ve bu kadar çok sayıda dosyayı yönetmesi için tam güven ve mutlak yetki vermesidir ki bu da elde edilen başarıların büyüklüğüne yansımaktadır.

Veliaht Prens, Kral'ın vizyonlarını tercüme etmiş ve onları yaşayan bir gerçeklik haline getirmiştir. Öyle ki bugünkü Suudi Arabistan'ı farklı bir ülke haline getirmiştir, ancak devletin kurulduğu ilkeler ve temeller üzerindeki istikrarın ve tarihi mirasa ve medeniyet derinliğine olan güvenin de gösterdiği gibi, önceki aşamalardan ayrılmak yerine onların bir uzantısı olmaya devam etmektedir.

Vizyonun kapsamlılığı

Suudi Arabistan'ın Nisan 2016'da açıkladığı Vizyon 2030'a baktığımızda merak ediyoruz: Suudiler tüm bu başarıları bekliyorlar mıydı? Bunun cevabı çok açık: Birçok gözlemci ve analist, açıklandığında vizyonun ekonomik başlıklarına odaklandı ve bunun entegre bir rönesans projesi ve siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal ve diğer yönlere ilişkin kapsamlı bir reform planı olduğu gerçeğini gözden kaçırdı.

Zaman geçtikçe vizyonun özellikleri daha da netleşti ve bugün her düzeyde elde edilen başarılar da bunu doğruluyor.

Sadece bir yıl içinde elde edilen başarılardan bazılarına göz atacak olursak, elde edilen başarıların büyüklüğünün farkına varabiliriz. Suudi Arabistan, Edelman Endeksi'nde (Güven Raporu 2024) vatandaşların devletlerine duyduğu güven açısından dünya çapında birinci, Kurumsal Teknoloji Dönüşüm Endeksi'nde dünya çapında ikinci ve Birleşmiş Milletler (BM) E-Devlet ve Dijital Hizmetler Gelişim Endeksi'nde dünya çapında dördüncü sırada yer aldı. Suudiler arasında işsizlik 2024 yılında yüzde 7,1 ile tarihin en düşük seviyesine ulaşarak Vizyon 2030 hedefi olan yüzde 7'ye yaklaştı. Suudi hane halkları arasında ev sahipliği oranı yüzde 63,7'ye yükselerek 2030'a kadar yüzde 70 olarak belirlenen hedefe yaklaştı. Bu iki konu da yıllardır endişe kaynağı olan konulardı.

Suudi Arabistan, uluslararası turist sayısındaki büyüme oranında BM listesinin başında yer alırken, turizm gelirlerindeki büyüme oranında da G20 ülkeleri listesinin başında yer aldı. Bunun yanı sıra ilk kez uluslararası etkinliklere ev sahipliği yapma hakkını da kazandı. Expo 2030 ve 2034 Dünya Kupası gibi uluslararası etkinliklere ilk kez ev sahipliği yapmanın yanı sıra milyonlarca hacı ve umrecinin konforunu sağlamış ve İki Kutsal Cami'ye ve ziyaretçilerine hizmet etmek için azami çaba sarf etmiştir. Yerel düzeyde Suudi Arabistan, eğitim, sağlık, yol, ulaşım, belediye hizmetleri ve diğer alanlarda artan kalkınma başarılarının yanı sıra küresel düzeyde insani yardım çalışmalarında lider pozisyondadır. Bunlara ek olarak sosyal, kültürel, rekreasyonel ve sportif alanlarda elde edilen başarıları saymak oldukça zordur.

Ancak Kral Selman'ın 2015 yılında göreve gelmesinin başlangıcında ortaya konan kapsamlı vizyonun içerdiği ‘siyasi vizyon’ unsurlarını anlamak istersek, Suudi Arabistan'ı uluslararası arenada hak ettiği konuma getirmeyi, ağır sıklet bir küresel diplomatik güç olarak konumunu pekiştirmeyi ve çeşitli küresel güçlerle stratejik ortaklıklar, anlayışlar ve rakip güçlerle ilişkilerin çeşitlendirilmesi yoluyla tüm kaynaklarını ve varlıklarını en üst düzeyde kullanmayı amaçladığını söyleyebiliriz. Kral Selman'ın Eylül 2015'te ABD'ye yaptığı ziyaret sırasında Prens Muhammed bin Selman'ın Kral Selman ile ABD Başkanı Barack Obama arasında yapılan görüşmede, o dönemde mevcut ilişkiyi tamamlayıcı bir ortaklık olarak tanımlanan 21. Yüzyıl Stratejik Ortaklığı'nın taslağını sunması bunun bir kanıtıdır. Kral Selman ve Başkan Obama, yardımcılarından bu ortaklık için bir mekanizma geliştirilmesi üzerinde çalışmalarını istemiş ve bu ortaklığın geliştirilmesi Başkan Donald Trump'ın yönetiminin ilk döneminde de devam etmiştir. Diğer taraftan, Kral Selman bin Abdulaziz ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Devlet Başkanı'nın Aralık 2022'de Riyad'a yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan ve Çin arasında kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasını imzalamış, ayrıca Rusya ile stratejik ilişkilerin güçlendirilmesi, enerji alanında yakın iş birliği ve OPEC+ grubunda küresel petrol fiyat istikrarını teşvik etmek için ortak çaba sarf etmişlerdir.

Ortaklıklar ve arabuluculuk

Son yıllarda Suudi Arabistan, günümüz dünyasının ihtiyaçlarına dair yenilenmiş bir farkındalıkla etkili ülkelerle ortak kazanımları güçlendirmeye ve herkesin ortak çıkarına hizmet eden bir denge sağlamaya dayalı 21. yüzyıl stratejik ortaklıkları için yol çizen ve uygulayan bir liderliğin çabaları sonucunda çeşitli küresel güçlerle ilişkilerini dikkate değer bir şekilde güçlendirmeyi başardı. Bugün herhangi bir ülkenin ilke ve rotada tutarlı kalarak ABD, Rusya ve Çin ile etkili stratejik ilişkilere sahip olması kolay değildir. Suudi Arabistan’ın çabaları sadece dünya liderleri tarafından değil halklar tarafından da takdir edilmektedir.

Veliaht Prens, Kral'ın vizyonlarını tercüme etti ve bugünkü Suudi Arabistan'ı farklı kılacak şekilde yaşayan bir gerçeğe dönüştürdü.

Kral Selman bin Abdulaziz, ABD ziyareti sırasında Başkan Obama ile Beyaz Saray'da yaptığı görüşmede şu ifadeleri kullanmıştı: “ABD ile olan ilişkimizi dünya ve bölgemiz için faydalı bir ilişki olarak görüyoruz... İlişkimizin tüm dünya için küresel barışa fayda sağlamaya devam etmesini umuyoruz... Biz hiçbir şeye ihtiyacı olmayan bir ülkeyiz, ancak bölge halklarına hizmet eden bir istikrar olmasını önemsiyoruz.”

Tüm bunlara Suudilerin son birkaç yılda elde ettiği siyasi başarıları da eklersek, bunların Suudilerin ABD ve Rusya arasındaki arabuluculuğunun canlı bir örneği olduğu müstakil bir siyasi vizyona işaret ettiğini görürüz.

Suudi Arabistan geçtiğimiz on yıllar boyunca Arap ve İslam coğrafyasındaki taraflar arasında bir barış arabulucusu olarak kayda değer bir rol oynamış ve son birkaç yıldır da ABD ve Çin, Avrupa ülkeleri, Rusya ve Ukrayna, İran, Hindistan ve Pakistan ile mevcut bölgesel ve uluslararası sorunları ele almak için çaba sarf etmiştir. Veliaht Prens ve Başbakan bu çabalara her yönden öncülük etmiştir, ancak bu konudaki rolü bugün dünyadaki en önde gelen ‘arabulucu’ olarak yeni bir ivme kazanmıştır. Suudi Arabistan’ın bu yeni modeli, sadece ülkeler arasındaki savaş ve siyaset ateşini söndürme çabalarına öncülük etmekle kalmayıp, aynı zamanda içinde bulunduğumuz yüzyılı bir önceki yirminci yüzyıl gibi savaşlar ve kutup çatışmaları yüzyılı değil, küresel bir insan rönesansı yüzyılı olarak değerlendirmeyi amaçlayan ilham verici bir Suudi ulusal modelidir.

Liderlik verimliliği

Vizyon 2030'un gerek Kamu Yatırım Fonu'nun etkisinin azami düzeye çıkarılması gerekse kamu maliyesindeki harcamaların verimliliğinin arttırılması konusundaki ekonomik başarıları, referans alınacak ve taklit edilecek bir örnek oluşturmuştur. Tarih, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'de bir egemen varlık fonu kurulmasına ilişkin başkanlık emrini imzalarken Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu'nun başarılarına atıfta bulunduğunu kaydedecektir.

Dünya, Suudi gücünün petrol varilinden ya da şu veya bu ülkedeki yatırım ve mevduatlarının büyüklüğünden değil, Suudi liderliğinin ulusal ekonomik ve ekonomi dışı bileşenleri desteklemede elde ettiği verimlilikten kaynaklandığını fark etti.

Uluslararası kutupların Suudi liderliğine duyduğu güvenin nedenleri arasında devletlerin itici güçlerini, çıkarlarını ve kesişme noktalarını derinlemesine anlaması, barış müzakerelerinde ve taraflar arasında uzlaşmada sorumlu bir tarafsızlık sergilemesi ve sınırları dışındaki kazanımlar için hiçbir zaman açgözlü olmayan Suudi ulusal çıkarları temelinde etkili ülkelerle stratejik ilişkilere yatırım yapması ya da olay sona erdiğinde ortadan kaybolan bir medya rolü oynaması yer alıyor.

Bugün Suudiler Veliaht Prens'in bağlılık yemininin yıldönümünü yaşıyor, birçoğu gerçekleşmiş olan umutlarını ve hayallerini yaşıyorlar. Muhammed bin Selman'ın Suudi Arabistan Krallığı'nı ve halkını ön planda tutmak için gece gündüz demeden gösterdiği gayreti hatırlıyor ve tüm zorlukların üstesinden gelen hırslı bir liderlik altında geleceğe doğru ilerlerken başarılarla dolu bir yıla daha başlıyorlar.



Suudi Arabistan, Irak'tan Kuveyt'e yönelik İHA saldırılarını kınadı

Kuveytli yetkililer olaya müdahale etmek için gerekli önlemleri derhal almaya başladı (KUNA)
Kuveytli yetkililer olaya müdahale etmek için gerekli önlemleri derhal almaya başladı (KUNA)
TT

Suudi Arabistan, Irak'tan Kuveyt'e yönelik İHA saldırılarını kınadı

Kuveytli yetkililer olaya müdahale etmek için gerekli önlemleri derhal almaya başladı (KUNA)
Kuveytli yetkililer olaya müdahale etmek için gerekli önlemleri derhal almaya başladı (KUNA)

Suudi Arabistan, Kuveyt’in kuzey kara sınırındaki iki noktaya Irak’tan gelen insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırıyı en sert ifadelerle kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın dün yayımladığı açıklamada, ülkelerin egemenliğinin ihlal edilmesine ve bölge güvenliği ile istikrarının tehdit edilmesine kesin bir şekilde karşı çıkıldığı vurgulandı. Açıklamada ayrıca Irak hükümetine, Körfez ülkelerine yönelik bu tür tehditlere karşı sorumlulukla hareket etme çağrısı yinelendi.

Riyad yönetimi, Kuveyt hükümeti ve halkıyla dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik aldığı tüm önlemlere tam desteğini belirtti.

Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud el-Atvan ise yaptığı açıklamada, cuma sabahı ülkenin iki sınır noktasının Irak’tan gelen, fiber optik kablolarla yönlendirilen iki bombalı insansız hava aracıyla (SİHA) hedef alındığını bildirdi.

El-Atvan, saldırı sonucu maddi hasar meydana geldiğini ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını belirterek, ilgili birimlerin olayla ilgili gerekli önlemleri derhal almaya başladığını kaydetti.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı’nın, daha önce 4 Mart’ta Irak’ın Kuveyt’teki maslahatgüzarını çağırarak Iraklı gruplar tarafından ülke topraklarının hedef alınması nedeniyle protesto notası verdiği hatırlatıldı.

Öte yandan Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, Kuveyt’teki sınır noktalarını hedef alan saldırıları en sert şekilde kınadı. Budeyvi, bu tür saldırıların sürmesinin iyi komşuluk ilkeleri ile uluslararası hukuk ve teamüllerin açık ihlali olduğunu vurguladı.

Budeyvi ayrıca, Körfez İşbirliği Konseyi’nin Kuveyt ile tam dayanışma içinde olduğunu ve ülkenin egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik bütün adımlarını desteklediğini ifade etti.


Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)
TT

Suudi Arabistan Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cuma günü Cidde'de Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy ile yaptığı görüşmeden bir kare (SPA)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Zelenskiy, Cidde’de gerçekleştirdikleri görüşmede başta Ortadoğu’daki gelişmeler ve Ukrayna krizi olmak üzere güncel bölgesel ve küresel meseleleri ele aldı. Görüşmede ayrıca iki ülke arasındaki ikili ilişkiler, iş birliği alanları ve bu alanların geliştirilmesine yönelik fırsatlar değerlendirildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada toplantıyı “son derece verimli” olarak nitelendirdi. X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ülkesinin Suudi Arabistan ile güvenlik, enerji ve gıda alanlarında bir anlaşma üzerinde çalıştığını belirtti.

dfvbfd
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy arasında Cuma günü Cidde'de gerçekleşen görüşmeden bir kare (SPA)

Görüşmeye Suudi Arabistan tarafından Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Devlet Bakanı, Ulusal Güvenlik Danışmanı Musad el-Ayban katıldı.

Ukrayna heyetinde ise Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov, Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ve Genelkurmay Başkanı Andriy Hnatov yer aldı.

frgtnytn
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, cuma günü Cidde’ye varışında (Mekke Bölgesi Emirliği)

Zelenskiy, cuma günü erken saatlerde Cidde’ye ulaşmış ve Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’nda Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı Prens Suud bin Meşal bin Abdülaziz, Cidde Belediye Başkanı Salih et-Turki, iki ülkenin büyükelçileri ve yetkililer tarafından karşılanmıştı.

Öte yandan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Çekya Başbakanı Andrej Babiš’ten ikili ilişkilere dair yazılı bir mesaj aldı. Mesaj, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan tarafından, Cidde’de Çekya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Petr Fiala ile yapılan görüşme sırasında teslim alındı.


Kuveyt, Irak’tan yeni bir saldırı olduğunu duyurdu

İran’ın son saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)
İran’ın son saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)
TT

Kuveyt, Irak’tan yeni bir saldırı olduğunu duyurdu

İran’ın son saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)
İran’ın son saldırıları sonucu Kuveyt’teki bir binadan yükselen duman (Arşiv – AFP)

Kuveyt, İran savaşı sürecinde son haftalarda benzerleri yaşanan saldırıların bir yenisinde, Irak’tan ülke topraklarına yönelik yeni bir saldırının düzenlendiğini duyurdu.

Kuveyt Savunma Bakanlığı Sözcüsü Kurmay Albay Suud Abdulaziz el-Atvan yaptığı açıklamada, ülkenin kuzeyindeki kara sınırında bulunan iki karakolun sabah saatlerinde saldırıya uğradığını bildirdi. Açıklamada, “Irak Cumhuriyeti’nden gelen iki adet patlayıcı yüklü insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirilen hain saldırı sonucunda maddi hasar meydana gelmiş, can kaybı ya da yaralanma yaşanmamıştır” ifadesine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, “Savunma Bakanlığı, ilgili birimlerin olaya derhal müdahale ederek gerekli tedbirleri aldığını teyit etmektedir” denildi.

Kuveyt’in açıklamasına ilişkin Irak tarafından henüz resmi bir yanıt yapılmazken, Kuveyt ve bazı Körfez ülkeleri son haftalarda Irak’tan kaynaklanan benzer saldırılardan şikâyetçi olduklarını dile getirmişti.

Suudi Arabistan Bakanlar Kurulu 14 Nisan’da yaptığı açıklamada, devletlerin egemenliğinin ihlal edilmesini ve bölge güvenliği ile istikrarının tehdit edilmesini kesin bir dille reddettiğini vurguladı. Açıklamada, Irak topraklarından havalanan İHA’larla Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerine yönelik gerçekleştirilen saldırılar en sert ifadelerle kınanırken, Irak hükümetine bu tehditler karşısında sorumlulukla hareket etme çağrısı yapıldı.

Öte yandan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanlığı, Irak’ın Abu Dabi Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Ömer el-Ubeydi’yi bakanlığa çağırarak kendisine sert ifadeler içeren bir protesto notası iletti. Notada, İran ile ABD arasında ateşkes ilan edilmesine rağmen Irak’tan kalktığı belirtilen İHA’larla Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerindeki hayati tesislerin hedef alınması ‘terör saldırısı’ olarak nitelendirildi.

BAE, Dışişleri Bakanlığı Arap İşleri Dairesi Direktörü Ahmed el-Meraşide aracılığıyla iletilen notada, söz konusu saldırıları kesin bir dille reddettiğini belirtti. Açıklamada, saldırıların İran’a bağlı silahlı gruplar tarafından gerçekleştirildiği, hedef alınan ülkelerin egemenliği ve hava sahasının ihlal edildiği, bunun uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın açık bir ihlali olduğu ifade edildi.