Doha Zirvesi ve İsrail saldırganlığına karşı Katar'a koşulsuz destek

Doha Zirvesi'nde İsrail'in saldırganlığını kınayarak Katar'a koşulsuz destek veren Arap-İslam dünyası, İsrail'in bölgedeki planlarının durdurulması çağrısı yaptı

TT

Doha Zirvesi ve İsrail saldırganlığına karşı Katar'a koşulsuz destek

Doha Zirvesi ve İsrail saldırganlığına karşı Katar'a koşulsuz destek

Dün Katar’ın başkenti Doha’da yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’ne katılan liderler Katar’a, güvenliğine, istikrarına, egemenliğine ve vatandaşlarının güvenliğine koşulsuz desteklerini vurguladılar. İsrail'in acımasız saldırısını kınadıklarını ve buna karşı durma konusundaki ortak tutumlarını ifade eden liderler, İsrail’in Katar’a yönelik saldırısını Katar'ın egemenliğine yönelik açık bir ihlal, uluslararası hukukun bariz bir ihlali ve bölgesel barışa ve güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit olarak değerlendirdiler.

İİT ve Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nde, tüm Arap ve İslam ülkelerine yönelik bir saldırı niteliği taşıyan İsrail'in hain saldırısına karşı Katar ile dayanışmayı ve Katar'ın Birleşmiş Milletler (BM) Şartı ile güvence altına alınan güvenliğini, egemenliğini, istikrarını ve vatandaşlarının ve sakinlerinin güvenliğini korumak için bu saldırıya yanıt olarak aldığı tüm önlemlerin ve attığı adımların desteklendiği vurgulandı.

Zirveden çıkan ortak bildiride, Gazze’de ateşkesin sağlanması ve savaşın sona erdirilmesi, rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması için kilit arabulucu rolünü üstlenen Katar'ın hedef alınmasının, tehlikeli bir tırmanış ve barışı yeniden tesis etmeye yönelik diplomatik çabaların saldırıya uğraması anlamına geldiği belirtildi. Ayrıca nötr bir arabuluculuk merkezine yönelik bu tür bir saldırganlığın, Katar’ın egemenliğini ihlal etmekle kalmayıp, uluslararası arabuluculuk ve barış sağlama çabalarını da baltaladığı ve bunun tüm sorumluluğunun İsrail'e ait olduğu kaydedildi.

cdghy
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, Doha'da düzenlenen İİT ve Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nin açılış konuşmasını yaparken (EPA)

Zirve, geçtiğimiz perşembe günü BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) acil toplantısından çıkan ve İsrail'in Katar’a saldırısının uluslararası barış ve güvenliği ihlal eden bir eylem olarak oybirliğiyle kınayan açıklamadan duyulan memnuniyet ifade edildi. Doha ile dayanışmanın ve Mısır ve ABD ile birlikte bölgedeki arabuluculuk çabalarında oynamaya devam ettiği hayati rolünün desteklendiği ifade edilen zirvede, BM Şartı ilkeleri uyarınca Katar'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiği belirtildi.

Liderler, İsrail'in saldırganlığı, devam eden uygulamaları ve soykırım, etnik temizlik, açlık ve kuşatma suçları ile yayılmacı yerleşim ve siyasi faaliyetlerinin bölgede barış ve barış içinde bir arada yaşama şansını zedelediğini ve İsrail ile normal ilişkiler kurma yolunda elde edilen tüm kazanımları, mevcut ve gelecekteki anlaşmalar da dahil olmak üzere, tehdit ettiğini vurguladılar.

Uluslararası hesap verebilirliğin yokluğu ve uluslararası toplumun İsrail'in tekrarlanan ihlallerine sessiz kalmasının, İsrail'i saldırılarına devam etmeye ve uluslararası hukuku ve uluslararası meşruiyet kararlarını açıkça ihlal etmeye teşvik ettiğini belirten liderler, bunun, cezasızlık politikasını sürdürdüğünü, uluslararası adalet sistemini zayıflattığını ve kurallara dayalı uluslararası düzeni yok etme tehdidi oluşturarak bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barışa doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ifade ettiler.

dfrgt
Suudi Arabistan Veliaht Prensi dün Doha'da düzenlenen İİT ve Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nde ülkesinin heyetine başkanlık etti (SPA)

İsrail’in Katar’a saldırısının BM üyesi olan bir Arap ve İslam devletine karşı açık bir saldırı ve aşırı sağcı İsrail hükümetinin saldırganlığını ortaya koyan ve suç siciline eklenen tehlikeli bir tırmanış olduğunu belirten liderler, bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliğe doğrudan tehdit oluşturan, bölgede yeni bir gerçeklik dayatma planlarına karşı durulması ve mücadele edilmesi gerektiğini vurguladılar. Ayrıca, İsrail'in tekrarlanan saldırılarına ve devletlerin egemenliğine, güvenliğine ve istikrarına yönelik süregelen ihlallerine son verilmesi çağrısında bulundular.

Ortadoğu'da adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışın, Filistin meselesini göz ardı ederek veya Filistin halkının haklarını görmezden gelerek ya da şiddet uygulayarak ve arabulucuları hedef alarak değil, Arap Barış Girişimi ve ilgili uluslararası kararlara bağlı kalarak sağlanabileceğini yeniden teyit ettiler.

Bu bağlamda, uluslararası topluma ve özellikle BMGK’ya, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgalini sona erdirmek için yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve bunun için bağlayıcı bir zaman çizelgesi belirlemeleri çağrısında bulundular.

Liderler, İsrail'in 1967'de işgal ettiği topraklardan Filistin halkını herhangi bir bahane veya isim altında yerinden etme girişimlerini kınadılar. Bunu insanlığa karşı bir suç, uluslararası hukuk ve uluslararası insani hukukun açık bir ihlali ve tamamen ve kesinlikle kabul edilemez bir etnik temizlik politikası olarak değerlendirdiler.

frgty
Dün Doha'da düzenlenen İİT ve Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nden bir kare (SPA)

Arap ve İslam ülkeleri, Gazze Şeridi’nin yeniden inşa planının hem siyasi hem de teknik yönleriyle uygulanması ve bunun mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladılar. Uluslararası bağışçılara gerekli desteği sağlamaları çağrısında bulunan liderler, bağışçı ülkeleri ateşkesin sağlanmasının ardından Kahire'de düzenlenecek Gazze’nin yeniden inşasına ilişkin konferansa aktif olarak katılmaya çağırdılar.

Zirvede İsrail'in Katar'ı veya herhangi bir Arap ya da İslam ülkesini tekrar hedef alacağına dair devam eden tehditlerinin, uluslararası barışı ve güvenliği tehdit eden bir provokasyon ve tehlikeli bir tırmanış olduğu, tamamen ve kesin olarak reddedildiği vurgulanırken uluslararası topluma, bu tehditleri en güçlü şekilde kınamaya ve bunları durdurmak için caydırıcı önlemler alması çağrısı yapıldı.

Uluslararası toplumun, İsrail'in Doğu Kudüs dahil Batı Şeria'daki saldırganlığını ve yasadışı yerleşim uygulamalarını durdurmada başarısız olmaya devam etmesinin ciddi sonuçları olacağı uyarısı yapılan zirvede, İsrail’in başta Lübnan ve Suriye olmak üzere bölge ülkelerine karşı devam eden saldırılarının uluslararası hukukun ve devlet egemenliğinin açıkça ihlali olduğu vurgulandı.

Liderler, İsrail’in uluslararası insani hukuk ve Cenevre Sözleşmelerini açıkça ihlal ederek Filistin halkına karşı abluka, açlık, gıda ve ilaçtan mahrum bırakmayı silah olarak kullanarak daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir insani felakete yol açan politikalarını kınadılar. Bu uygulamaların tam anlamıyla bir savaş suçu olduğunu vurgulayan liderler, uluslararası toplumun bu uygulamalara son vermek ve işgal altındaki Filistin topraklarının tüm bölgelerine insani yardımın acil, güvenli ve sınırsız bir şekilde ulaştırılmasını sağlamak için acil eylemde bulunması gerektiğini belirttiler.

rgthy
Dün Doha'da düzenlenen İİT ve Arap Birliği Olağanüstü Ortak Zirvesi’nden bir kare (QNA)

İsrail’in işgali altındaki Filistin topraklarının herhangi bir bölümünü ilhak etme kararının feci sonuçları olacağı konusunda uyaran liderler, bunun Filistin halkının tarihi ve yasal haklarının açık bir ihlali olarak ele alınması gerektiğini vurguladılar. Liderler, böyle bir kararın aynı zamanda BM Şartı'nın, uluslararası hukuk ilkelerinin ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının ihlali anlamına gelir ve bölgede adil ve kapsamlı bir barışın sağlanmasına yönelik tüm çabaları baltalayacağının altını çizdiler.

Arap Birliği Konseyi'nin bakanlar düzeyinde ‘Bölgede Güvenlik ve İşbirliği için Ortak Vizyon’u onaylamasını memnuniyetle karşılayan liderler, bu bağlamda, kolektif güvenlik kavramını ve Arap ve İslam devletlerinin ortak kaderininin yanı sıra ortak zorluklar ve tehditlerle mücadele etme gerekliliğini ve bu amaçla gerekli uygulama mekanizmalarını geliştirmeye başlamanın önemini vurguladılar.

Ayrıca, iki devletli çözümün uygulanması ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması konusunda BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen New York Deklarasyonu'nu, Filistin halkının başta, 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkı olmak üzere meşru haklarına yönelik uluslararası desteğin açık bir ifadesi olarak memnuniyetle karşılayan liderler, deklarasyonun kabulüne katkıda bulunan Suudi Arabistan ve Fransa'nın çabalarını övdüler.

Zirvede uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması için temel referans noktası olarak uluslararası meşruiyete ve ilgili BM kararlarına bağlı kalmanın önemi vurgulandı.



Suudi Arabistan'ın 2025 bütçesi: Petrol dışı gelirlerde tarihi artış

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, (SPA)
TT

Suudi Arabistan'ın 2025 bütçesi: Petrol dışı gelirlerde tarihi artış

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, (SPA)
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, (SPA)

Suudi Arabistan ekonomisi, 2025 mali yılını güçlü bir büyüme ivmesiyle tamamladı ve cesur genişleme harcamaları ile sağlam bir mali pozisyonu koruma arasında benzersiz bir stratejik denge kurdu. Bütçe, toplam gelirlerin 1,112 trilyon Suudi Arabistan Riyali (296,5 milyar ABD doları) olduğunu gösterdi; bunun en dikkat çekici özelliği ise petrol dışı gelirlerdeki önemli artış oldu. Petrol dışı gelirler 505,2 milyar Suudi Arabistan Riyali'ne (134,7 milyar ABD doları) ulaştı. Bu durum, Vizyon 2030'un ulusal gelir kaynaklarını enerji piyasalarının oynaklığından uzaklaştırarak çeşitlendirmedeki başarısını yansıtıyor.

Buna karşılık, toplam fiili giderler 1,388 trilyon riyal (370,2 milyar dolar) olarak gerçekleşti. Bu giderler, vatandaşların refahını artırmak amacıyla sağlık ve eğitim gibi hayati sektörlere yönlendirildi.

Krallık, 276,6 milyar riyal (73,7 milyar dolar) mali açık kaydetmesine rağmen, projelerin sürdürülebilirliğini sağlayan iyi düşünülmüş finansman stratejileri sayesinde 399 milyar riyal (106,4 milyar dolar) tutarındaki devlet rezervlerini korudu.

2026 bütçesi ise Krallık’ın dönüştürücü projelerini tamamlamaya odaklanarak, sürdürülebilirlik yaklaşımını öncelemektedir.


Faysal bin Ferhan ve eş-Şeybani Suriye'deki son gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Ferhan, şubat ayında Riyad'da Bakan Esad eş- Şeybani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Ferhan, şubat ayında Riyad'da Bakan Esad eş- Şeybani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Faysal bin Ferhan ve eş-Şeybani Suriye'deki son gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Ferhan, şubat ayında Riyad'da Bakan Esad eş- Şeybani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Ferhan, şubat ayında Riyad'da Bakan Esad eş- Şeybani ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Suriyeli mevkidaşı Esad eş- Şeybani ile Suriye ve bölgedeki son gelişmeleri ve sürdürülen çabaları görüştü.

Prens Faysal bin Ferhan'ın Bakan Şeybani ile dün akşam yaptığı telefon görüşmesinde taraflar, iki ülke arasındaki ikili ilişkileri gözden geçirdi.


Faysal bin Ferhan ve Rubio, bölgedeki gelişmeleri ve bunlara yönelik çalışmaları görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio (Şarku’l Avsat)
TT

Faysal bin Ferhan ve Rubio, bölgedeki gelişmeleri ve bunlara yönelik çalışmaları görüştü

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio (Şarku’l Avsat)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Amerikalı mevkidaşı Marco Rubio ile bir telefon görüşmesi yaptı.

Görüşme sırasında, iki dost ülke arasındaki stratejik ilişkiler gözden geçirildi ve bölgedeki son gelişmeler ile bu gelişmelere yönelik yapılan çalışmalar ele alındı.