Suudi Arabistan Trump-Muhammed bin Selman zirvesinden olağanüstü sonuçlar bekliyor

Suudi Arabistanlı iki analiste göre zirvede bölgesel krizler konusunda yapıcı ikili anlaşmalar ve görüşmeler olacak

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, geçtiğimiz mayıs ayında Riyad'a gelen ABD Başkanı'nı karşılarken (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, geçtiğimiz mayıs ayında Riyad'a gelen ABD Başkanı'nı karşılarken (Reuters)
TT

Suudi Arabistan Trump-Muhammed bin Selman zirvesinden olağanüstü sonuçlar bekliyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi, geçtiğimiz mayıs ayında Riyad'a gelen ABD Başkanı'nı karşılarken (Reuters)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, geçtiğimiz mayıs ayında Riyad'a gelen ABD Başkanı'nı karşılarken (Reuters)

Suudi Arabistanlı iki analist, bölgesel değişiklikler ve Suudi Arabistan ile ABD'nin hedeflerinin ortasında Suudi Arabistan Başbakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Washington ziyaretinin önemli sonuçlar doğuracağını öngördü. Analistlere göre ziyaret, iki ülke arasındaki doksan yıllık ilişkilerin tarihinde önemli bir döneme denk geliyor.

Zirvenin öne çıkan başlıkları arasında iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve daha geniş ufuklara taşınması, her iki tarafın da son dönemde aralarında yaptıkları sayısız görüşmelerin ardından gerçekleştirmeyi hedefledikleri iddialı dosyalar ve her iki tarafın da barışçıl çözümlerle ele alınmasının önemi konusunda mutabık kaldıkları bölgedeki krizler yer alıyor.

Geçtiğimiz birkaç hafta içinde, Suudi Arabistan’dan üst düzey beş yetkili Washington'ı ziyaret ederek ABD'li yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdi ve Beyaz Saray'da yapılacak Suudi Arabistan-ABD zirvesinin gündemini oluşturacak konuları ele aldı.

hyu7
Başkent Riyad'da dalgalanan Suudi Arabistan ve ABD bayrakları (AFP)

Suudi Arabistan yetkililerin Washington'a yaptığı ziyaretler ve ABD yönetiminin muadilleriyle yaptığı toplantılara Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ekonomi ve Planlama Bakanı Faysal el-İbrahim, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Abdullah es-Sevaha ve Kamu Yatırım Fonu (PIF) Başkanı Yasir er-Rumeyyan katıldı. Suudi Arabistanlı yetkililer ve Amerikalı mevkidaşları arasında yapılan toplantılarda, iki taraf arasındaki stratejik ortaklık, bölgesel ve uluslararası gelişmeler, karşılıklı çıkarlar ve bu konuların ele alınması için yapılan çabalar başta olmak üzere yapay zeka (AI) ve ileri teknolojiler alanlarında stratejik ortaklıkların güçlendirilmesi, ortak yatırımların artırılması, PIF’in yararlanabileceği fırsatların tartışılması ve iki ülke arasındaki ekonomik büyümenin teşvik edilmesi, ayrıca her iki ülkede sürdürülebilir kalkınma alanında yapılan son bölgesel ve küresel ekonomik gelişmeler ve çabalar gibi çeşitli konular görüşüldü.

s
ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Trump'ın Suudi Arabistan'a yaptığı son ziyaret sırasında iki taraf arasındaki anlaşmaların imzalandığı törende tokalaşırken (Getty)

Yazar ve siyasi analist Munif el-Harbi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede bu ziyaretin birçok boyutu olacağını ve bu boyutlar arasında siyasi boyutun ön plana çıkacağını söyledi. Ziyaret Filistin-İsrail çatışmasından Gazze’deki ateşkese, Suriye ve Sudan’daki istikrarın desteklenmesine ve diğer konulara kadar Ortadoğu'daki sayısız sorunun çözülmesi konusunda bitmek bilmeyen tartışmaların ortasında gerçekleşecek.

Bölgesel krizler

Riyad ile Washington arasındaki stratejik ortaklığın derinleştirilmesinin siyasi boyutunun gündemin önemli maddelerinden biri olacağını belirten Harbi, ayrıca Filistin meselesinin de gündemde olacağını ve ‘iki devletli çözüm’ yoluyla adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının ve bir Filistin devletinin kurulmasının önemine dikkati çekti. Ortadoğu'da başta Suriye meselesi, Sudan'da devam eden savaş, Yemen sorunu ve Lübnan sorunu olmak üzere her iki taraf için stratejik öneme sahip tüm meselelerin masaya yatırılmasını bekleyen Harbi, daha geniş bir bağlamda, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın da aktif olarak ele alınacağını düşünüyor. Zira Harbi’ye göre Suudi Arabistan’ın bu yılın başlarında Suudi Arabistan'da düzenlenen Rusya-ABD ve Ukrayna-ABD toplantılarına ev sahipliği yapması da dahil olmak üzere geçmişte oynadığı arabuluculuk ve kolaylaştırıcı rol son derece önemli görülüyor.

t
F-35 uçağı (AP)

Riyad'ın bölgesel ve uluslararası ilişkilerini derinleştirebildiği ve olumlu tarafsızlık politikası izleyebildiği bir dönemde, bu ziyaretin zamanlaması Suudi Arabistan için büyük önem taşıyor. Harbi'ye göre bu olumlu tarafsızlık, Suudi Arabistan'ın uluslararası ve bölgesel değişiklikler çerçevesinde sadece bölgesel sorunların çözümünde değil, aynı zamanda küresel sorunların çözümünde de önemli bir rol oynamasını ve uluslararası sahnede keskin kutuplaşmaların yaşandığı bir ortamda güvenilir bir arabulucu olarak hareket etmesini sağlayacak.

Savunma ortaklığı

ABD meseleleri uzmanı siyasi analist Ahmed el-İbrahim de Munif el-Harbi ile aynı görüşteydi. Suudi Arabistan'ın hava, kara ve deniz kuvvetleri ile hava savunma sistemleri için ABD’den son olarak satın aldığı silahların Suudi Arabistan için büyük önem taşıdığını belirten İbrahim, her iki ülkenin bu alanda yüksek harcamalar yapması nedeniyle, ekonomik ilişkileri güçlendirme ve özellikle yapay zeka alanında olmak üzere Suudi Arabistan’ın ABD’deki doğrudan yatırımlarını ve ABD'nin Suudi Arabistan'daki doğrudan yatırımlarını genişletme konusunda karşılıklı bir talep olduğunun ve bunun ABD'nin küresel liderliği ve Suudi Arabistan'ın bölgesel liderliği çerçevesinde, ticareti artırmaya yönelik ikili çabalar ve konuşmacılar tarafından Suudi Arabistan’ın vizyonunun temel taşları olarak kabul edilen bazı stratejik boyutlar ve ABD Başkanı Donald Trump'ın bu yılın mayıs ayında Riyad'a yaptığı ziyaret üzerine inşa edildiğinin altını çizdi.

dfg
ABD Başkanı Trump, 2017 yılında Suudi Arabistan’a yaptığı ilk ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ile çeşitli anlaşmalar imzalarken (AFP)

İbrahim, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede iki taraf arasındaki görüşmelerin, Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm konusunda Suudi Arabistan'ın birçok Arap, İslam ve diğer ülke tarafından paylaşılan tutumunu Washington'a ikna etmek için çeşitli siyasi müzakereler içermesinin beklendiğini söyledi. İbrahim’e göre bu ziyaret, uluslararası destek kazanan bu konunun mihenk taşı olabilir.

Bölgeyi şekillendirilmesine yansıyacak anlayışlar

ABD Başkanı Trump ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman arasındaki zirvenin sonuçlarının olağanüstü olabileceğini ve güvenlik, yatırım veya teknik ittifaklar gibi alanlarda önümüzdeki yıllarda bölgeye olumlu etki edecek önemli mutabakatları içerebileceğini düşünen İbrahim, Washington'daki bazı önemli çevrelerin bu ziyareti sadece ikili ilişkilerde atılmış bir adım olarak değil, tam bir başlangıç anı olarak gördüklerini belirtti. İbrahim’e göre bu ziyaret, Suudi Arabistan'ın artık dikkate alınması gereken bir güç olduğunu ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın geleneksel diplomasi bağlamında sadece bir ziyaretçi olarak değil, Ortadoğu'nun geleceğinin adamı olarak Washington'a gittiğini gösteriyor.



Suudi Arabistan, 2025'te G20 ülkeleri arasında en güvenli ülke oldu

Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
TT

Suudi Arabistan, 2025'te G20 ülkeleri arasında en güvenli ülke oldu

Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)
Suudi Arabistan, G20 ülkeleri arasında güvenlikte ilk sırada yer aldı (SPA)

Suudi Arabistan, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Göstergeleri Veri Tabanı'ndaki ülke verileri ile Genel İstatistik Kurumu'nun (GASTAT) pazartesi günü yayımladığı 2025 Güvenlik Endeksi sonuçlarına göre G20 ülkeleri arasında güvenlik açısından ilk sırada yer aldı.

Açıklanan sonuçlara göre, gece saatlerinde yaşadıkları bölgelerde tek başına yürürken kendilerini güvende hissettiğini belirtenlerin oranı, toplam nüfusun yüzde 97,7'sine ulaştı.

Genel İstatistik Kurumu, elde edilen sonuçların Suudi Arabistan'ın tüm bölgeleri ve vilayetlerinde sağlanan güvenlik ortamının, ilgili kamu kurumlarının koordineli çalışmaları sayesinde mümkün olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Açıklamada, bu başarının ülkede ekonomik, gıda, çevre, sağlık, sosyal, siyasi, fikrî, teknolojik ve siber güvenlik başta olmak üzere birçok alanda güvenliğin ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik sürdürülen çalışmalarla uyumlu olduğu ifade edildi. Ayrıca vatandaşlara sunulan hizmetlerin geliştirilmesinin de bu sonuca katkı sağladığı, bunun da Suudi Arabistan Vizyonu 2030 hedefleri doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedildi.

Genel İstatistik Kurumu'nun tüm istatistik çalışmalarını, her istatistiksel ürünün niteliğine uygun, uluslararası istatistik kuruluşlarının benimsediği iş süreçleriyle uyumlu standart bir metodoloji çerçevesinde yürüttüğü belirtildi. Kişisel Yaşam Kalitesi Araştırması'nın da kurumun istatistiksel ürünlerinden biri olduğu ifade edildi.


Suudi Arabistan, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik ihlallerini kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik ihlallerini kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan, İsrail'in bölgedeki uluslararası hukuku açıkça ihlal eden eylemlerini sürdürmesini ve son olarak Suriye topraklarına yönelik kara operasyonları düzenleyerek Kuneytra ve Dera illerini topçu atışlarıyla hedef almasını kınadı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, "Krallık, İsrail işgal güçlerinin sivilleri korkuya sevk eden ve uluslararası hukuk ile uluslararası teamülleri ihlal eden uygulamalarını kesin bir dille reddetmektedir" ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca, İsrail'in Suriye'nin egemenliğine yönelik ihlallerine son vermesinin ve bölgenin güvenliği ile istikrarının korunması amacıyla 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması'na uymasının önemine dikkat çekildi.

Suudi Arabistan, açıklamasında Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği bir kez daha yineledi.


Güvenlik geriliminin artmasına rağmen Körfez’den petrol ve doğalgaz sevkiyatları devam ediyor

Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)
Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)
TT

Güvenlik geriliminin artmasına rağmen Körfez’den petrol ve doğalgaz sevkiyatları devam ediyor

Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)
Umman’ın kuzeyindeki Musandam Yarımadası açıklarında demirlemiş tekneler (AFP)

Ortadoğu’daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üreticileri, Umman Körfezi’ndeki Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan son saldırılara ve son günlerde ABD ile İran arasında yeniden tırmanan gerilime rağmen sevkiyatlarını yüklemeye ve ihracata devam ediyor. Söz konusu durum, gemi trafiği izleme verilerine yansıdı.

Perşembe günü bir konteyner gemisine, cumartesi günü ise bir petrol tankerine düzenlenen saldırıların ardından boğaz üzerinden geçen enerji taşımacılığı trafiğinde yavaşlama yaşandı. Saldırılar, Washington ile Tahran arasındaki gerilimi yeniden tırmandırırken taraflar arasındaki geçici ateşkes sürecini de gölgelemişti. Ancak ABD’li bir yetkili dün yaptığı açıklamada, iki ülkenin son çatışmaları durdurma ve stratejik su yolunun güvenliğine ilişkin müzakereleri yeniden başlatma konusunda anlaştığını bildirdi.

Londra Menkul Kıymetler Borsası Grubu’na (LSEG) ait verilere göre, yaklaşık 2 milyon varil taşıma kapasitesine sahip dördüncü bir dev tanker bugün Suudi Arabistan’ın Ras Tanura limanından ham petrol yüklemesi yaptı. Bu gelişme, dün işletmeci şirkete ait bir helikopterin düşmesi ve 14 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından yaşandı.

Ayrıca hafta sonu boyunca Ras Tanura’dan petrol yüklü üç büyük tanker daha ayrıldı. Söz konusu gemilerin, Körfez’den geçişleri sırasında takip sistemlerini kapattıkları ve bunun bazı gemilerin saldırı riskini azaltmak için başvurduğu bir yöntem olduğu belirtildi.

Verilere göre bu tankerlerden birinin, Hürmüz Boğazı’nı geçtikten sonra takip sistemlerinde yeniden görünerek Japonya’ya doğru yol aldığı tespit edildi.

Öte yandan iki dev petrol tankeri dün boğazdan geçerek Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) bir limana yanaştı ve ham petrol yükledi.

İran petrol sevkiyatlarını hızlandırıyor

Buna karşılık İran, ABD’nin petrol ihracatına yönelik yaptırımları 60 gün süreyle askıya alma kararının ardından ham petrol yükleme faaliyetlerini artırdı.

Deniz istihbaratı alanında faaliyet gösteren Windward şirketi, Tahran’ın cumartesi günü, yaklaşık bir haftalık aranın ardından ilk kez Hürmüz Boğazı’ndaki ihracat terminalleriyle eş zamanlı olarak Hark Adası’nda petrol yüklemesi gerçekleştirdiğini bildirdi.

Kpler şirketine ait verilere göre İran’a ait iki dev petrol tankeri cumartesi günü Hürmüz Boğazı’na giriş yaptı. Öte yandan hafta sonu boyunca dört büyük tanker, BAE ve Katar’dan yaklaşık 8 milyon varil petrol yükleyerek bölgeden ayrıldı.

Petrol fiyatları üzerinde baskı

Körfez bölgesinden yapılan petrol ihracatındaki artışın, küresel arzın yaklaşık üçte birini sağlayan bu bölgeden gelen ek hacim nedeniyle petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğu belirtiliyor.

Brent petrol geçen hafta yüzde 10,6 gerileyerek üst üste üçüncü haftalık kaybını kaydetmişti. Ancak hafta sonu yaşanan saldırılar, bugün işlemlerde fiyatların yeniden yükselmesine yol açtı.

IG Markets analisti Tony Sycamore, Hürmüz Boğazı’nın kademeli olarak yeniden açılmasının önümüzdeki haftalar ve aylarda devam etmesi halinde petrol fiyatlarının düşüş eğilimine girebileceğini belirtti. Ancak Sycamore, yeni bir gerilim durumunda mevcut fiyat seviyelerinin, jeopolitik risklerin büyüklüğünü yansıtmaktan uzak kalabileceği uyarısında bulundu.

Doğalgaz ihracatı devam ediyor

LNG piyasasında ise gemi takip verileri, Hürmüz Boğazı’nın batısında 26 Haziran’da iki ek tankerin daha ortaya çıktığını gösterdi. Söz konusu gemilerin, daha önce takip sistemlerini kapattıkları belirtilirken, hafta sonu boyunca iki LNG yüklü tanker boğazdan ayrıldı.

Al Kharaitiyat adlı tanker, Katar’ın Ras Laffan limanından yükünü aldıktan sonra Kuveyt’e doğru ilerliyor. QatarEnergy’ye ait Al Kharsaah adlı bir diğer tanker ise Katar açıklarında beklemede bulunuyor.

Ayrıca QatarEnergy’ye ait Al Hamla adlı tankerin de 18 Haziran’da Ras Laffan’dan yüklediği LNG kargosuyla Çin’e 3 Temmuz’da varmasının beklendiği aktarıldı.